Bu nefse uyma ile ilgili ilginç bir anım var.
Dindar ama aydın bir dostum var. Ben aslında budist olduğunu söylüyorum, o ısrarla müslümanım diyor. O kadar dingin, hoşgörülü ve aydın yani.
Dostumun işyerine cuma günleri namazdan sonra sohbet olsun diye gediklisinden bir hoca gelirmiş, sohbetini eder, bahşişini alır gidermiş. Sen de sohbete katılır mısın dedi. Yau dedim, ben çenemi tutamam, ayıp olmasın sonra. Bir şey olmaz dedi.
Gedikli hoca geldi, altın sırmalı beyaz elbiseli, evliya sarıklı, al yanaklı, beyaz sakallı, nur yüzlü bir dede, el-etek öptürüyor, gülücükler saçıyor, eli öpüldükçe iyi temenniler içeren kısa dualar ediyor, ben de tokalaştım. Dostum beni "bu inançsızdır hocam" diyerek tanıştırdı, hoca problem etmedi. Sohbet başladı, sohbet derken bir tür vaaz veriyor, konu da şeytanın vesveseleri. O konuşuyor, herkes hacıyatmaz gibi sallanıyor, hoca es(kısa ara) verince amin diyorlar. Hoca kitle psikolojisinden iyi anlıyor. Önce samandan bir adam (şeytan) oluşturuyor, sonra kitlenin önünde saman adamı dövüyor, kitlenin şeytana nefretini tırmandırıyor, uygun yerde es veriyor, işte bu es anında herkes tek yürek olup şeytana beddua ediyor, Allahtan koruma diliyor. Konu şeytanın vesvesesi, şeytanın insanın zaaflarını kullanarak onu yoldan çıkarması vesaire.
Benim sohbete katılma niyetim yokken birden beni işaret ederek sordu,
"Allaha inanmıyorsan şeytandan nasıl korunuyorsun?".
Dedim ki, onunla her gün konuşuyorum, beni yoldan çıkarmak için çok çabalıyor ama her seferinde onu yeniyorum. Yoksa siz görmüyor musunuz, konuşmuyor musunuz?
"Nasıl yani? Sen şeytanı görüyor musun?".
Evet dedim, her aynaya baktığımda. Sizin şeytan dediğiniz nefsimiz, içimizdeki ilkel dürtüler. Siz şeytana uydum dersiniz, ben nefsimi yenemedim derim, siz kendi işlediğiniz suçu şeytana atarsınız, ben suçun kendimin olduğunu bilirim.
Hoca işi gereği dine-islama yontarak sohbeti nefis terbiyesi, irade üzerine çevirdi. Bir daha bana soru sormamaya karar vermiş gibi, yüzünü benden çevirdi, küsmüş gibi gözlerini kıstı, burnunu havaya dikti.
Konu hocanın market alışverişine geldi. Hoca markete gittiğinde tezgahtaki domateslerin görünenlerini almazmış, eşeler alttakilerini alırmış, çünkü üsttekilerde alamayanların gözü kalırmış, o domatesi yersen hastalanırmışsın. Örnek de veriyor, geçenlerde bir gariban bunun önündeymiş, adamcağız dakikalarca bakmış bakmış, boynunu bükmüş, alamadan dönmüş gitmiş. Bu trajik durum hocaya çok önemli bir ders olmuş, o günden beri öndekileri almazmış.
Dedim, iki kilo alıp verseydin ya?
"Töğbeğğestağğfurullağğh"
Dostum beni biraz da sürükleyerek dışarı çıkardı. Kızmıştım, tek kelime etmeden çıktım oradan. Bir kaç gün sonra küsmüşmüyüm diye o geldi. Dedim sana yakışıyor mu kendinden yüz gömlek aşağı adamların elini-eteğini öpmek? Din din dediğin bu mu? Bu müslümansa sen değilsin, yok sen müslümansan bu değil. Hanginiz müslüman?
"Yau öyle deme"
Hoca gidince kendi aralarında toplanmışlar, hocanın domates hikayesini 4-5. anlatışıymış, bunu konuşmuşlar.
"Hiç birimiz senin verdiğin tepkiyi vermemiştik, biz niye akıl edemedik onu konuştuk."
Din demek istismar demek, herhalde bu sonuca varmışsınızdır.
"..."
--/--
Dostum, bu hoca gibi değil, asla değil.
Kendi aralarında fon kurmuşlar, herkes maaş günü bu fona gönlünden ne koparsa atıyor, bir defterleri var, kimden ne gelmiş, kime ne gitmiş, çetelesini tutuyorlar, ki benim de bu fona naçizane katkıda bulunmuşluğum var. Bir gariban denk geldiğinde fondan yardımda bulunuyorlar. Bunu hakikaten iyi niyetle ve hakikaten kişiyi ezmeden yaptıklarını biliyorum.
Steven Weinberg ne de güzel
söylemiş;
|
"Religion is an insult to human dignity. Without it you would have good people doing good things and evil people doing evil things. But for good people to do evil things, that takes religion."
Din, insanlık onuruna hakarettir. O olmadan da iyi insanlar iyi şeyler, kötü insanlar kötü şeyler yapıyor olurdu. Fakat iyi insanların kötü şeyler yapabilmesi için din gerekir.
Steven Weinberg
|