Türkiye de ilk fabrikalardan, ilk AŞ. ye, ilk Holding'e derken, iş alanında bir imparatorluk kuran, Angaralı kurtzade Vehbi efendi'nin hikayesi.
Vehbi Koç yemek yemeye lokanta girdiğinde yemeğini yiyip hesap öder fakat garsonlara bahşiş vermezmiş.
Garsonun dikkatini çekmiş efendim oğlunuz bahşiş verirdi siz niye vermiyorsunuz?
Vehbi koç geriye dönüp garsona, benim babamda Vehbi Koç olsaydı bende verirdim, demiş.
Derinde ittifaklar var, yüzeye çıktıkça ayrılıklar.
Zıtlar temelde aynıdır, gayrı hikayedir ayrılıklar.
Artık yersen bu ayrılıktır, yemezsen de aynılıktır.
Aynılaşanlar ayrı olamaz, kandırmacadır ayrılıklar.
Vehbi Koç un hikayesini yıllar önce okumuştuk Erol Toy un kitabında Sanırım Kitabın ismi İmparator du.
geçmiş zamanda bir veri paylaşılmıştı Japonyada sınıf atlamak için 3 nesil, Almanya da 2 nesil Türkiye de ise 5 yıl gerekiyormuş.
Türkiyede iktidar olan partinin kuyruğuna yapıştın mı oldun patron onun içinde 5 yıl yeterli oluyormuş. Vehbi Koç da bu kuyruğa yapışanlardan Erol Toy a göre.
Kimilerine göre Vehbi Koç, Cumhuriyet devrimlerinden sonra burjuva eksiğini kapatmak için devlet imkanlarıyla zengin edilmiş ancak görevini getirmemiş birisidir.
"İçinde ışığı olmayan insanlar, kalabalığa karışıp ışık edinmeye çalışırlar."
Arthur Schopenhauer
-
"İtin kuyruğuna basma, arkandan havlar durur."
Tecrübe
Koç Grubunda bir süre çalıştım. Vehbi Bey'in bilgisayarını bir kaç kez tamir etmişliğim var, kendisiyle de sohbetlerimiz oldu. Çok mütevazi bir insandı, bize roketi icat etmişiz gibi saygı duyar, ikrama boğardı. Oğullarıyla birlikte çok yemek yemişliğimiz var, onlar da yemekhanede sıraya girer, tabldotta ne varsa onu yerlerdi, çok mütevazi insanlardı. O zamanlar Koç Grubu diğer kapitalistlere pek benzemezdi, çoğunlukla üretim sektöründeydi, yanlış hatırlamıyorsam 160.000 çalışanı vardı, 2 tek 1 çift maaş verirlerdi, yılbaşlarında-bayramlarda Migros çeki, kışın 1 maaşa yakın yakacak yardımı verirlerdi, sağlık için haftada 1 doktor gelirdi, isteyene istediği ilacı yazardı. Yemekhanesi çok iyiydi, kaliteden-masraftan kaçınmazlardı. Koç Grubunda çalışanların Koç Grubunun üretimlerinden %20 indirim hakkı vardı. Askere gittiğimde yarım maaş ödemeye devam ettiler.
Tofaş haricinde üretimde kaliteden kaçınmazlardı. Örneğin Arçelik-Beko buzdolabı-çamaşır makinesi-bulaşık makinesi alsan en az 10 yıl kullanırdın. Gerçi hala öyle, evdeki buzdolabı 25, çamaşır makinesi 12, bulaşık makinesi 22 yıllık. Bozulduğu için değil, çok elektrik tükettiği için değiştirmek zorunda kalınıyor. Ben onları evin ahalisinden gördüğüm için değiştirmiyorum.
Tofaş konusu da şöyle; İtalyanlarla (Fiat) yapılan sözleşme gereği kritik malzemeleri Fiat'dan alma zorunluluğu vardı, her sene artan sayıda yedek parçaları Türkiye'de üretmek için epey yatırım yaptılar, çaba gösterdiler, böylece kendisini de yan sanayiyi de geliştirdi. O dönemde Türkiye'nin diğer kapitalistleri faiz-rant-peşkeş peşindeyken Koç Grubu üretimi tercih ediyordu. Üretimin yarısına yakını 65 ülkeye ihraç edilirdi.
Vehbi Bey sohbetlerimizde imkanlar dahilinde Japon kalkınma modelini takip etmeye çalıştığını söylerdi. Japonya'da kalkınma döneminde üretilen mallara iç piyasaya 10 yıl garanti verilmiş, yurt dışına 1 yıl. Japonlar vaktiyle önce kendi halkını kalkındırmayı hedeflemiş, halkın refahı konusunda sonuç ortada.
Profilo'da staj yapmıştım, Vestel'e bir konuda kısa süreli danışmanlık yaptım, kalitesizliğin ne olduğunu oralarda gördüm. Benim gördüğüm Koç Grubu fabrikalarında hile-hurda yoktu.
Sakıp (Sabancı) Bey ile de tanışmışlığım var. Ona ciddi sorular sorduğum halde kendisiyle dalga geçtiğimi veya hakaret ettiğimi zannedip benle dalga geçmişti. Genelde insanlar hakaret eder, para ister veya dalga geçerlermiş, o da ceplerini tersyüz edip gösterir "gördün mü sen benden zenginsin" dermiş. Güleryüzlü, muzip ve hazırcevap bir insandı, sürekli hakarete uğradığından, para istendiğinden, alay edildiğinden kösele suratlı olmak zorunda kalmış sanırım. Gerçekten de kim bunu görse hemen ya hakaret ya alay ederdi, ben etmedim. 7-8 kez karşılaştım, hep yalnızdı, yanında ne koruma ne başkası.
Zenginlerin kendi dertleri, kendi evrenleri oluyor. Bu ayrı konu.
* Bir ben vardır bende, benden içeri. (Yunus Emre) * Gören bizi sanır deli, usludan yeğdir delimiz. (Muhy-i) * Kadınlar insan, biz insanoğlu. (Neşet Ertaş) * Bu otobüs de benim Maserati'm, halkımla birlikte kullanıyoruz. (Tuncel Kurtiz) * Rahat yaşamak uğruna gerçeği mezara mı götüreyim; halka gerçeği anlatmak uğruna ölümü mü göze alayım? (Turan Dursun) * Beneath this mask there is more than flesh, beneath this mask there is an idea Mr Creedy, and ideas are bullet-proof. (V for vendetta) * O iyi insanlar, o güzel atlara binip çekip gittiler. Demirin tuncuna, insanın piçine kaldık. (Yaşar Kemal) * Sen yanmazsan, ben yanmazsam, biz yanmazsak, nasıl çıkar karanlıklar aydınlığa. (Nazım Hikmet Ran) * Çin'den İspanya'ya, Ümit Burnu'ndan Alaska'ya kadar her milli bahride her kilometrede dostum ve düşmanım var. Dostlar ki; bir kere bile selamlaşmadık, aynı ekmek, aynı hürriyet, aynı hasret için ölebiliriz.. (Nazım Hikmet Ran) * Bir insan size alın teriyle zengin olduğunu söylerse, ona şunu sorun; kimin alın teriyle?.. (Don Marquis)
Kimilerine göre Vehbi Koç, Cumhuriyet devrimlerinden sonra burjuva eksiğini kapatmak için devlet imkanlarıyla zengin edilmiş ancak görevini getirmemiş birisidir.
Bunu bir şekilde Cemal Kutay da dile getiriyordu, hatta Atatürk'ün Vehbi Koç'u bizzat azarladığını söylüyordu.
Bu yola beraber çıktık, sen fabrika işlerine dalıp davanı da bizi de unuttun diye azar çekesi.
Belgesel de bu konulara hiç girilmemiş, sadece CHP li oluşu ve sonradan ondan da istifa ettiği geçti.
Hakikaten bu denli işin içinde miydi, yoksa CHP ye destek vermedi diye mi böyle dendi, açıkcası burası biraz muğlak kalmış.
Ama video da gördüğümüz Koç, Angara ağzını bile terk etmemiş, babacan biri gibi profil çizdi bana göre.
Çocukları belki onun mirasını, maddi olarak daha ileri götürdü ama bir nüfus planlama olayı var ki o konuda hiç seslerinin çıktığını duymadım. Bu konularda pasifler görünen o. Varsa da ben bilmiyorum.
Vehbi amca kalabalık ile kalkınma filan olmayacağını biliyormuş, tv ler de çok denk gelmiştim, böyle sözlerine.
@Şüpheci Dinsiz
İlk elden tecrübelerin paylaşımının, kıymeti daha bir başka elbet.
Paylaşım için çok teşekkürler.
Sevgiler
Derinde ittifaklar var, yüzeye çıktıkça ayrılıklar.
Zıtlar temelde aynıdır, gayrı hikayedir ayrılıklar.
Artık yersen bu ayrılıktır, yemezsen de aynılıktır.
Aynılaşanlar ayrı olamaz, kandırmacadır ayrılıklar.
Bunu bir şekilde Cemal Kutay da dile getiriyordu, hatta Atatürk'ün Vehbi Koç'u bizzat azarladığını söylüyordu.
Bu yola beraber çıktık, sen fabrika işlerine dalıp davanı da bizi de unuttun diye azar çekesi.
Buna değinmek istemiştim siz yazmışsınız. Koç bu ülkeyi kalkındırsın diye zengin edilmiş ancak 10 Kasım günlerinde spot yayınlamanın pek ötesine geçememiş, montaj işlerine dalmış bir holding. Tamamen piyango çıkmıştır. Neden seçildiğini bilemiyoruz. 16 yaşındayken bakkal işletmiş, 19 yaşında TBMM çalışanı olmuş sonra da gel zaman git zaman ülkenin en zengini oluvermiş. Daha Atatürk ölmeden su koyuvermiş.
Türkiye'nin sermaye ağasıdır. Büyük otoyol ihaleleri çoğunlukla Koç holdinge gitmiştir. Araba yapacağına göstermelik Anadol ile idare etmiş ardından distribütörlük kolayına gelmiştir. Bu ülkenin geri kalmasını genelde İslam inancına bağlarız ancak ülkede dinamo olması gerekenlerin eksiklerini hiç akıl etmeyiz. Amerika'nın maddi büyümesine bakarsanız altından bugünün büyük patronlarının dedeleri çıkar. Bizimkiler ise futbol kulübü başkanlığıyla uğraşıp duruyorlar.
"İçinde ışığı olmayan insanlar, kalabalığa karışıp ışık edinmeye çalışırlar."
Arthur Schopenhauer
-
"İtin kuyruğuna basma, arkandan havlar durur."
Tecrübe
Bir ülkede zorlamayla gelişmişlik bu kadar oluyor Halbuki bu kapitalist sisteme uygun Tüccar zanaatlar ve tarım dan anlayan Rumlar Ermeniler Yahudiler vardı bu insanların meslek ve deneyleri Osmanlıya dayanıyordu.
İllada kapitalist Türk olacak dediğinde zorlama oluyor köksüz oluyor.
İşte Koç ailesi bu zorlamanın ürünleri.
Kemalizm yolunu bu köklü olanlarla devam etse idi Türkiye bu günden daha çok gelişmişlik seviyesine ulaşmış olurdu. Kökeni Türk olanlarda çıraklık eğitimi alır daha çok üretgenlik seviyesine ulaşırdı.
İlla da Müslüman olacak hem de devletin Müslümanı. Böyle düşündün mü bu kadar oluyor.
Buna değinmek istemiştim siz yazmışsınız. Koç bu ülkeyi kalkındırsın diye zengin edilmiş ancak ....
Daha Atatürk ölmeden su koyuvermiş.
Bunun belki başka savunucuları da vardır ama bildiğim en ateşli savunucusu Cemal Kutay'dı.
Fakat Kutay'ın da fanatik Atatürk sevgisinden fark edemediği bir mesele vardı ki Atatürk'te su koyvermişti.
İlk başlarda ki sözler vaatlerle yola çıkışıyla, sonra ki yola devam edişi tamamen başkaydı.
Neticede sistemi kurmaya çalışmak bir sorun, (yumuşak olmalısın, taban yapabilesin) onu ayakta tutmak başka bir sorun (sert olmalısın ki çatlak ses kalmasın), onun devamını sağlamak ise daha başka bir sorundur. (daha sert olmalısın)
Diyeceğim o devirde su koyveren koyvereneymiş zaten, Koç'un su koyvermesi belki Atatürk'ün tam yanında olmamaktır ama Atatürk'te ister istemez, bir yandan da çevresini kendi dağıtmıştır. Çünkü sistem kurulmuş, güç ele geçmiştir. Koç belki de bu yüzden uzaklaşmıştır, gerçi bu kadar yakın mıydı o da meçhul.
Adamın kafası hesap kitaba zehir gibi de çalışıyormuş.
Siyasetin altın kuralı: "Bizden değilsen, düşman taraftansındır" ölçüsü gereği, otomatik düşman saflarında sayılmış.
Vehbi Koç görünen o ki "ne İsa'ya yaranabilmiş, ne de Musa'ya yaranabilmiş", CHP liler onu DP li olmakla, DP liler de onu CHP li olmakla suçlamış durmuş. Hakikaten zor bir durum.
Ayrıca, biz ne dersek diyelim zengin kısmının, her zaman yönetimlerle flört ettiği de bir gerçektir, onlar ne kadar bunu gizleseler de, gizli gizli aşıklar tepesinde hasrette giderirler.
Koç'un distrübütörlük yaptığı zamanlarda, aslında onu bile yapması büyük bir işmiş diye düşünüyorum, şimdi bir esprisi yok ama o zamanlar durum fenaymış, öyle yabancı sermaye filan hikayeymiş, fabrika açmak imkansızlıklarla örülüymüş, tavizler vermeden kimse size makine bile vermiyormuş, fabrika açsan bu sefer kime satacaksın, deterjan bile 70 lere kadar anca zengin sınıfının kullandığı bir ürünmüş.
Anadol arabasının da belgeselini izlemiştim, onda da bir dünya zorluklar çekilmiş, ortaya çıkan ürün aslında hiç kötü de değil, çağının bile ilerisi orijinal bir ürün ama benzin zamları, enflasyon, yabancı hayranlığı derken, kepenk kapatılmak zorunda kalınmış.
Sevgiler
Derinde ittifaklar var, yüzeye çıktıkça ayrılıklar.
Zıtlar temelde aynıdır, gayrı hikayedir ayrılıklar.
Artık yersen bu ayrılıktır, yemezsen de aynılıktır.
Aynılaşanlar ayrı olamaz, kandırmacadır ayrılıklar.
Felâsife; keşke bize de böyle bir lütufta bulunsalardı da arada kalan biz olsaydık
Eheh, güzel.
Derinde ittifaklar var, yüzeye çıktıkça ayrılıklar.
Zıtlar temelde aynıdır, gayrı hikayedir ayrılıklar.
Artık yersen bu ayrılıktır, yemezsen de aynılıktır.
Aynılaşanlar ayrı olamaz, kandırmacadır ayrılıklar.