Allah kimseyi açlıkla terbiye etmesin diye bir laf vardır..
''1022-1023 senesinde en aşırısı Nîşâbûr'da olmak üzere Horâsân şehirlerinde kıtlık
olmuştur. Bu kıtlık tüm Horâsân'ı dolayısıyla Herât'ı da etkilemiştir. el-Utbî'nin kaydına göre
bu kıtlıkta insanlar açlıktan otları yemişlerdir. Otlar bittikten sonra da kedi ve köpekleri
yemişler, yollarda buldukları kemikleri kaynatmışlardır. İnsanların o kadar zelil ve sefil
oldukları düşünülürse hayvanların bu kıtlık ve açlıktaki durumlarını tahmin etmek mümkün
değildir (el-Utbî, ts.: 145).
el-Utbî (ts.: 146), bu konuda: Kasabın birisi hayvan kesecek olsa, fukara takımı akan
kanlar üzerinde birbirini çiğniyor, bir parça kan, can yerine geçiyordu. Gözümle gördüm.
İnsanlar fışkıları karıştırıp içinde bir arpa tanesi arıyorlardı. Fakat ne mümkün. Gitgide felâket
büsbütün arttı. Anne çocuğunu, kardeş kardeşini, kişi karısını kesiyor, kaynatıyor, pişiriyor,
yiyor, o yüzden yaşamak istiyordu. Bir sıra geldi ki, insanlar insan avcılığına başladılar. Tenha
yerlerde, tenha yollarda insanlar, kendi gibi insanları kapıp kaçırıyor, götürüyor, kesiyor
yiyorlardı. İnsanların eti yeniyor, yağı eritiliyor, yemek yağlarına karıştırılıp satılıyordu. Bunun
içindir ki kendilerini bilen insanlar yağ yemez olmuşlardı. Hükûmet insan yemenin önüne
geçmek için çalışıyor, evleri basıyor, birçok kimsenin kemiklerini buluyordu. Hükûmet bu
cinayeti işleyenleri asıyor, ama insan yemenin önü bir türlü alınamıyordu. Uzak bir mahalleye
tenha yoldan gidecek insanlar cemaat olmadıkça gidemiyorlardı. Ölenleri yıkamaya yıkayıcılar
yetişemiyor, kefen bulunamıyordu. Bu sebeple insanlar eski püskü çamaşırlarıyla
gömülüyorlardı. Bu kıtlıkta sadece Nîşâbûr'da yüz binden fazla insan ölmüştür kaydını
düşmüştür.
Bölgede Ortaçağ boyunca çok sayıda kıtlık olmasına rağmen bunlar içersinde sonuçları
en yıkıcı olanlardan birisi şüphesiz ki el-Utbî'nin anlattığıdır. Kıtlık nedeniyle insanların
birbirlerinin etini yiyecek duruma düşmeleri ve birbirlerine yem olmamak için tenha yerlerde
dolaşamamaları ortaya çıkan vahim tablonun anlaşılmasına yetecek derecededir.''
http://www.sosyalarastirmalar.com/ci...in_mustafa.pdf