Halk TV'de Uğur Dündar'ın programında yaptıkları açıklamalardan iki usta sanatçı Müjdat Gezen'e ve Metin Akpınar'a açılan davalar geçen hafta kamuoyunun en çok konuştuğu konularından bir tanesiydi. AKP'li Cumhurbaşkanı Erdoğan, tarihsel hatırlatmalarda bulunan iki usta ismi sert sözlerle eleştirirken İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı da bir gün dahi geçmeden Gezen ve Akpınar hakkında soruşturma başlattı. Biri 75, diğer 78 yaşında olan iki sanatçı sabah saatlerinde polislerce gözaltına alındı. Savcılık soruşturmaları sonrasında iki isme mahkeme tarafından verilen kararla yurtdışına çıkış yasağı ve adli kontrol şartı getirildi.
Sanatçılar dünyanın her yerinde tutucu iktidarların hedefinde yer alırken bu durum ülkemizde daha katmerli bir hal alıyor. Sanatçılarımızın tarihi ülkedeki baskının da özeti niteliğinde. Hem Gezen hem de Akpınar yaptıkları savunmalarda sanatçı kimliklerinden ödün vermediler.
Biz de bu hafta yılın son Pazartesi Söyleşisi'ni Müjdat Gezen'le gerçekleştirdik. Kadıköy'de Müjdat Gezen Sanat Merkezi'nde bizi ağırlayan Gezen ‘12 Eylül'de de yargılandım ama böyle absürd suçlamalara tanık olmadım' dedi.
Hakkınızda açılan dava ile başlayalım. Herkes hakkında dava açılabilir bu normal değil mi?
Normal olduğunu iddia edebilir miyiz hiç. Bizim hakkımızda verilen kararda eleştiri sınırlarını aştığım söyleniyor. Yani ‘eleştiri sınırlarını aştım' diye yurtdışına çıkış yasağı kondu. Şimdi niye böyle bir yasak gelir. Herhangi birisi ülkeden kaçmasın diye. Yahu benim okulum burada, ailem burada ben niye kaçayım yurtdışına, bunun akıl alır bir yanı var mı. Benim bir suçum mu var da kaçacağım. Ben Cumhurbaşkanı'na karşı eleştiri sınırlarını aşmışım. Bunun karşılığı'nda böyle bir karar olamaz.
Hukuksuzluk ciddi boyutlarda…
Valla Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin kararları var. Bu kararlar der ki: Bir ülkeyi yönetenler en sert eleştirilere dahi katlanmak zorundadırlar. Eleştirilere tahammül etmeleri gerekir. Uluslararası hukukun bu yönde kararları mevcut.
İktidardan niye böyle bir tepki geldi?
Çok basit seçimlere gidilirken seçim malzemesi gerekiyor iktidara. Bakın burası çok önemli. Bunları alt alta yazalım. Fatih Portakal en muhalif olan gazetecilerden bir tanesi, Fox TV AKP'nin havuz sistemine dahil olmayan kanallardan, Halk TV yine AKP'ye teslim olmayan bir kanal ve halkın bilgilenmesi adına kamu yararına yayınlar yapıyor, Arena en çok izlenen programlardan… Yine Sözcü en çok okunan gazetelerden bir tanesi. Bunların hedefe konması tesadüf değil. Bizim sözlerimiz de bu anlamda seçimler yaklaşırken iktidarı rahatsız etti. Bu kişi ve kurumların hepsine dava ya da soruşturma açılıyor. Bu tesadüf olabilir mi! Marta kadar sürecek bence bunlar.
------/--------
Davanızda nasıl bir hukuki yol izleyeceksiniz?
Avukatımız gereken adımları atıyor. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne (AİHM) kadar gidebilecek bir yasal sürecimiz söz konusu. Ülkemi AİHM'e şikayet etmeyi elbette istemiyorum ama her türlü yolu kapatıp hakkımızı gasp ederlerse de atacak adım kalmıyor. Son çare oysa onu da yapacağız.
https://www.birgun.net/haber-detay/a...eme-lazim.html