Vergi Bilmecesi,
Vergi Kaçırma ya da Ziyanı Denilenin De-Facto Durumu ve Yapısal Reform Denilenler Üzerine 2
|
Yukarıda demiştik ki ücretlerdeki sigorta pirimi paylarını sigortacılık mantığıyla, hatta hayat ve hastalık sigortası, kasko vb. mantığıyla düşünebiliriz.
|
Kaldı ki devlette zarar etmemek ve gelecek nesillerini zarar ettirmemek için için konu da bir sigortacı ve baba titizliğiyle çalışmalıdır. Diğer türlü kırk sene sonra emekli olacak çalışanın bugünkü teminatını biz yiyor oluruz..Bu da oluyor zaten .
Ama bunu, yani sigortacı titizliği dediğimizi ve bunun matematiğini bizim ülkemizde işletmeye kalkacağınız an da şu oluyor. Bu halka bilgi verilemez, yumuşak karınlıdır, kolaycıdır-kolaya kaçar, fazla düzen istikrar sevmez, gider A ya oy atar, B oy çalar, seçim malzemesi olur- oy ve seçim kaybederiz, bunu toparlayamaıyız gibi mistik öyküler buna eşlik eder. Bu doğrudur da. Bir ölçüde de bunlar doğrudur. Doğru ve yanlıştır. Zor ve kolaydır. Yapısalcı bir ekip ve ne dediğini yaptığını bilen, ayakları yere basan ve matematiği kullanan bir ekip bunu yapabilirdi.
Yani kamu/halk tarafında bir devletin nasıl işletildiğinden habersiz oy atma sorumluluğuyla her şey çözüldü ve onlar yapsın ve devlet parayı nerden bulursa bulsun ve devlet nasıl işletilirse işletilsin benim sorunumu çözsün bunun için ona oy atıyorum durumu var. .
Bunlar hep dürüst özeleştiri , tarihsel birleşme, kaynaşma, soumluluk alma denilenlerle çözülecek dokuya işlemiş yapısal sorunlar. Bu soru-n-ların çözümü tarihsel tabakaların kaynaşmasını da içerir-bir çok şey içerir.
Biri bana yapısal reformun nasıl yapılacağını anlatsın.
Tüm bu yükleri sırtlanan biri ve bir ekip tabi ki çözebilir. Yeterli halk desteğini almış uygun siyasi kadro ya da tersinde yöneten uyumunu almış bir teknokrat grubu ya da ne yapıyor olduğunu bilen ve bildiğinden emin uygun teknik kadro ile bu çözülür. Matematik bildiğinden anladığından emin olmalısınız.
Yani ya dış akılları ve girdileri kullanıp sonunda/sonuçta Yunanistan gibi ülkeyi Sosyalistlerin kucağına atıp tüm bunların bıçak kesiği nasıl bir anda halledilebileceğini -dışarıdan izleyerek- göreceksiniz ya da aktör olup yavaş yavaş ve adım adım diğer yolları izleyeceksiniz ve anlatılacağı gibi siz yapacaksınız. Başka çözümcülerin ağzına bakın. Dönüp dolaşıp gelinecek mutlak çıkmaz ve yol kavşağı ya da kürkçü dükkanı ise ülkede şimdilik 1.000-1.500 Eurolar ve dolarlar bandında bir asgari ücret geçerliliği yaratmakta yatıyor olacaktır. Bunu da daha sonra yeniden uzunca açacağım ben..
Şimdi biliyoruz ki çalışanın sigortasını ve vergisini asgari ücretten bildirme ve ödeme (yani vergi kaçırma) yani ücreti düşük göstererek az sigorta ve vergi ödeme denen durum var. Buna iki yönden bu ülkede göz yumulur. Birincisi gerçekten yasal sınırlar çok yüksektir ve çoğu işvereni gerçekten zorlar. İkincisi zaten piyasa da buna daha önceden her türden gözyumularak zaten uyum sağlanmıştır ve dolaylı olarak zoraki de artık gözyumulur. Tabiri caizse " 'yasa' denilen" düşük yapmıştır ve bu sorun/durum görmezden gelinmektedir. Yürürlükteki yasa, buna tabi olan ve kurumsal denilen bir takım işletmeler için geçerlidir.
Yukarıdaki durumun yolaçtığı görmezden gelinen bir çok sorun var.. Bir kere düşük ödenen vergi ve SGK payları , düşük mal ve hizmet fiyatı olarak piyasaya zaten yansımıştır. Yani bu paranın artık işverenin kasasında kaldığı da artık meçhuldür. Rekabetçi piyasa zaten bunu iç etmiştir. Bunun yasal olarakta üzerine artık gidilemez .Aksi taktirde bu hem artan işçilik maliyeti hem de piyasa da mal ve hizmet fiyatı yükselmesine ve dolayısıyla işverenin işçi çıkarmasına neden olur. Bu çıkara çıkara bitmedi. Bu işveren hep işçi atıyor. Hiç mal ve hizmet fiyatını yükselt-e-miyor ve güncelleyemiyor. Örneğin hükümet gibi gerektiğinde fiyat güncellemesi ayarı çekemiyorlar. Yani işveren yeni maliyet oluştuğunda neden fiyatını oluşturamıyor da hemen hep kaçırıyor, katakulli arıyor ve ya da işçi atıyor? Bu tarihsel bir refleks mi? nedir?
Neden önceden 3 e sattığını artık 4 e ve 5 e satıpta işçisinin sigorta ve vergisini tam ödemiyor. Neden mal ve hizmet fiyatını yükseltmiyor? Biri buna geçit vermiyor mu? Bu kamunun da kaybı değil mi?
Artan fiyatlar artan enflasyon demek. Piyasadaki bu ikili durum ve sakatlık kabul edilmiş ve içsellenmiştir. Buna da bunu nedenlerine de tekrar döneceğiz ve bunu yeniden analiz edeceğiz.
Yukarıda sayılanlar bilgisizlik temelli ve tabanlı (ya da Türk halkının tabiyatı denilen tabanlı) basit sorunlardır. Aslında çözümü de bir o kadar basittir. Bu halkın refleksini ve vicdanını çözmek, dilini çözmek okumak ya da ne yapıyor olduğunu bilmek ve tepeden dayatarak bu böyle olacak diye direterek ve demir yumrukla buyurarak gibi yollarla bunu çözmek gibi bir çok ekstra ve alternatifte yorumu ve çözümü var bu konunun...
Piyasa yeniden yapılandırılırsa;
Vergi ve SSK yı tam ödemekten sanılanın aksine ve sanıldığı gibi işverenin bir zararı ziyanı yoktur. İşveren belli kar aralığında ve kar marjıyla çalışır ve hep aynı kazanır ve kazanabilir. İşverenin tek yapması gereken, yani yüksek vergiye vermesi gereken asıl tepki yeni fiyat belirlemek, fiyatını artırmak ve bu arada kar marjını korumak olmalıdır. Eğer piyasa da geçerli bir ikili yasa uygulaması olmasaydı ve gelirler de eşzamanlı yüksetilseydi ve bu konu halka açılsaydı pek tabi ki bu başarılabilirdi.
Görüleceği üzere, kamusal bilgisizlikle birlikte tüm bunların ilgilerine anlatılamaması ve yapılandırılamaması ve bu arada bunları düzenleyen yasalarında hızlıca kağıt üstünde yapılması ve kağıt üstünde yapılan bir yasanın hızlıca toplumca delinmesi ve bunun önüne geçememe var.
Türkiye ülkesinde zaten yasaların zaten gönülsüz ve topluma uygun yapılmaması, çalma çırpma derme çatma yasa bilinci, topluma bilgi vermeden ve gereken uyum sağlanmadan yasa üretme, siyasi bilinçsizlik, aklın dışarda ve başka yerde aranması ve sanılması, bizler de akıl yok yok sanılması, bizim teknokratların bilmiyor olması, bilenin dinlenmemesi ve aklının fikrinin karmaşık bulunması, yasa yapıcıya (uygun teknokrata) güvenmeme, uygun teknik kadroya yasa yazdırmama gibi uzayan ve daha da sayılmayan pek çok sorun düğümü var.
Yasa ve kural demenin ne demek olduğunu bilmiyoruz. Bir evdeki düzensizlik kadar basit indirgenmiş sorun ve çözümlerden sözediyorum. Çocuğuna söz dinletemeyen, geçiremeyen ve evde uygun düzeni sağlayamayan bir aileden ve burada basit ortaklaşa kurallar oluşturmaktan ve bunu uygulamaktan sözediyorum. Bu kadar basit şeyler. Teknik laflarla kafa dolandırmaya gerek yok.
(Bir kere ülkeyi yöneten sahiplenilmiyor. (diyorsan/diyorsak eğer) Bu ayrı bir teknik analizin konusu ve uzun bir detay olarak durmakta.. Teknokrasi ve bürokrasi denilen işletilmeli ve yöneten denilen ve yönetme denilen sanıldığı şey de olmamalı ikilemine gebe bir sorun.. Ama yukarıda/o denilen var ve yok .. ve ayrıca önce yasama denilenin tanımlanması ve bilinci gerekiyor. Yürütmeden önce yasama var. Meclis önce yasamadır. )
-devam edecek-