forumda çeşitli başlıklarda tartıştığımız seçim sonuçlarını dilerseniz bu başlıkta toparlayalım. biraz da geleceğe dair belirecek konuları konuşalım.
aşağıda 03 nisan itibariyle kesin olmayan sonuçların ekran görüntüsünü paylaşıyorum.
şu an AKP, YSK ya itiraz yaptı, itiraz edilen sandıklarda oylar yeniden değerlendiriliyor. sonuçların açıklanmasını bekliyoruz. sanırım son tarih olarak 19 nisan gibi bir gün telafuz edilmiş.
CHP tarafı bu durumun hukuk devletine yakışmadığını, sürecin uzatılmaması gerektiğini, mazbatanın bir an önce verilmesi gerektiğini söylerken; AKP tarafı hukuk devletinin gereği olarak itirazlarını yapacağını, sonucun beklenmesi gerektiğini söylüyor. bu kısımda bazı polemikler var, onlara şimdi hiç girmeyeceğim. fakat Erdoğan kutuplaşma ve saldırıdan geri durmayacağını gösterdi. bu bir.
bir sonraki mesajımda da kesin olmayan sonuçlara göre CHP'ye geçen türkiyenin en büyük iki büyükşehir belediyesindeki mali durumla ilgili birkaç cümle söyleyeceğim. o da iki olacak.
ben isterim ki
eğilsin dallar bereketten
ama insanoğlu başını eğmesin
utançtan yada güçsüzlükten
her şey eğilsin insanın önünde
ama insan, insana tutsak olmasın
Tayyip, Kılıçdaroğlu, Bahçeli, Perinçek, sendikalar ve STK'lar BOP hizmetlisidir.
Aralarında ne gibi bir rekabet veya işbirliği olursa olsun hepsi danışıklı dövüşten ibarettir.
Eskişehir ve Tunceli dışında kalanların hepsi BOP sürecine hizmet edecektir.
Bizler danışıklı dövüşün nasıl yürüyeceğini tespit edersek, sürecin içeriğini de tespit etmiş olacağız.
mali duruma geçmeden önce, Erdoğan balkon konuşmasından beri sessizliğini koruyordu biliyorsunuz. bugün ayaküstü seçmenine mesaj verdi. bence bu mesajı ciddiye almak lazım. basit bir laf sokma durumu değil.
cumhurbaşkanı erdoğan kendisine "benim oğlum belediyede çalışıyor, biz onlara hizmet edemeyiz" diye serzenişte bulunan bir vatandaşa İstanbul ve Ankara büyükşehir belediye başkanlarını kastederek TOPAL ÖRDEK benzetmesi yaptı. yani seçilmiş olabilirler, ama merkezi ekonomi ve iktidar bizde olduğu için, onların burnunu sürtmesini biliriz mesajı verdi. ki zaten böyle olacağını aşağı yukarı herkes tahmin ediyordu. Erdoğan kavgada geri atmayacağını ima etti.
şimdi oğlunun iş durumu için gerçekten üzülerek serzenişte bulunan ve biz onlara hizmet edemeyiz diye ağlayan annenin bahsettiği belediyelerde mali durum ne bakalım.
İstanbul büyükşehir belediyesinin toplam bütçesi 35 milyar TL. merkez ekonomiden verilen bütçe 24 milyar, belediyenin kendi iştiraklerinden gelen gelir 11 milyar. bu meblağ, devletin bütçe ayırdığı 35 kurumundan daha fazla. yani ciddi bir sermayeden söz ediyoruz.
Ankara büyükşehir belediyesinin toplam bütçesi 14 milyar TL. merkez ekonomiden verilen bütçe 11 milyar iken, iştiraklerden elde edilen gelir 3 milyar TL. bu da devletin 7 bakanlığa ayırdığı bütçeden bile daha fazla. burada da önemli bir sermaye döngüsü var.
Ankara'da rant ilişkileri Melih Gökçek ile ayyuka çıktı biliyorsunuz. 10 yıldır Gökçek "başkan" burada at koşturuyordu, sonunda yolsuzluklar o kadar abartıldı ki, AKP kendi başkanını kendi eliyle almak zorunda kaldı. yerine gelen AKP'li başkan bile kasada sorun var dedi, hırsızlıklar bu şekilde normalleştirildi ve bir defter daha halkımız hesap sormasını bilemeden kapandı.
neticede...............
şimdi, Ekrem İmamoğlu'nun şahsi başarısının da kesinlikle yadsınamayacağı şekilde belediye defterlerini tekrar açma şansı doğdu. ki ben hayatımda komünistlerden başkasına destek olmam, Ekrem İmamoğlu için oy istedim......... sanırım fena da olmadı, çünkü İmamoğlu henüz koltuğa oturmadan istanbulluların her bir kuruşunun hesabını soracağım dedi. bu iki.
İstanbul belediyesinin toplam borcu 22 milyar TL. bir önceki seçimlerde 2014te borç 6 milyar TL imiş. bu borcun büyük bir çoğunluğu 70% kadar dış borca ait. sadece bir yılda borcun faizine ödenen miktar 1 milyar TL. öyle bir ağ söz konusu ki, İBB iştirak şirketlerinin hemen hemen hepsi zarar ediyor, hiçbiri kar etmiyor. öyle ki, faaliyet alanı kaldırıma park edilen arabalardan fahiş park ücreti almak olan Otopark AŞ bile 18 milyon TL zarar etmiş............. bu bilgiler de üç.
Erdoğan balkon konuşmasında CHP nin belediyeleri yönetemeyeceğini, merkez iktidarın kendilerinde olduğunu, halen birinci parti olduklarını, ilçe belediyelerin ve belediye meclislerin kendilerinde olduğunu, CHP nin personelin maaşlarını dahi ödeyemeyeceğini söyledi.
ben bunları klasik bir Erdoğan tehdidi olarak görmüyorum. söylediklerinde gerçeklik payı var. Erdoğan CEO gibi yönettiği devletin ekonomisinin artı eksi hesabında ne durumda olduğunu biliyor. rantın önüne kendisinin dahi geçemediği örneklerde Ankara ve İstanbulda her iki belediye başkanının da kellesini aldı. fakat merkezden bağımsız olarak rantın önüne geçmeye çalışan belediye başkanlarının da kellesini aldı. dolayısıyla, belediyelerdeki borç batağını biliyor, merkez ekonomiyi elinde tuttuğu için CHP yi bütçe ve borçlar ile saldırarak diz çöktürebileceğini biliyor. eh CHP de Erdoğanın bu niyette olduğunu biliyor.
biliyor fakat borç batağı öyle kronik bir durumda ki, bunun salt bir şeffaf belediyecilik, halkçı katılım vs gibi pempe hayallerle çözülemeyeceği ortada. ülke ekonomisinin önümüzdeki yıllarda iyiye gitmeyeceği konusunda da ciddi kaygılar var. bu kaygılar Erdoğanı da, CHP nin yerel yönetimlerini de etkileyecek.
sonuç olarak İmamoğlu'nun belediyeyi alacağını ve önümüzdeki dönemde istanbul ve
ankarada kavganın kızışacağını düşünüyorum. hatta Erdoğan'ın dayanaklarının daha güçlü olduğunu da düşünüyorum. bu halk midesi duvara yapışmadan bu iktidardan kopmayacak o anlaşıldı. CHP nin dayanağını ise zayıf buluyorum. belediye savaşlarında CHP aktif politika üretmediği sürece de kaybedeceğini, türkiye solunun da yerinde yeller estiği için, Erdoğanın bu süreçten güçlenerek çıkabileceği gibi ciddi bir kaygım var.
Kılıçdaroğlu Gezi hareketinde ve Adalet yürüyüşünde CHP yi ve parti örgütünü pasif halde tutmak istediğini gösterdi. belediye savaşlarının ise bu pasiflikle atlatılamayacağını düşünüyorum. belediyelerdeki rant ağı tabii ki kesilecek. rantçılar, partizanlar tasfiye edilecek. diğer taraftan Erdoğan sopayı gösterecek.
bu durumda CHP bu savaştan güçlenerek çıkmak istiyorsa, hatta bozguna uğramadan bile diyebiliriz, toplumu politize etmek ve daha da ötesinde halkçı, emekçi politikalar geliştirmek zorunda kalacağını düşünüyorum. geçtiğimiz aylarda bazı sayıştay raporları yayınlandı, fakat savcıların sürülmesi ile konu kapatıldı biliyorsunuz. bu yarım kalan defterleri açılmalı. bu hesaplaşma da dağınık değil, ciddi ve sistematik bir şekilde yapılmalı. bugüne kadar CHP li bir parti sözcüsünün çıkıp elinde bazı kağıtlar gösterdiğini gördük. bu taktik maalesef halkımızın duyarsızlığı ve hesap sorma alışkanlığı olmadığı için sümen altı edildi. hatta daha da kötüsü bu belgeler açıklandığı için CHP milletvekilleri hapse atıldı, parti genel başkanı milyon TL lik cezalar ödedi ???
bu çok büyük bir saçmalık. ama Kılıçdaroğlu bu sonucu kendi istedi. çünkü hem Gezi hareketinde, hem de adalet eylemlerinde kendi konuştu ama bizleri yanına almadı.
önümüzdeki dönem, CHP kitleleri politize etmez, sürece dahil etmezse Erdoğan'ın bir savaştan daha başarıyla ve oylarını artırarak çıktığını görebiliriz.
diğer önemli bulduğum konu da eğitim ve aydınlanma. bu başlıkta en az belediye savaşları kadar CHP nin ve türkiye solunun elini zayıflatan bir alan. yukarıdaki AKP haritası, türkiyenin ekonomik refah ve eğitim seviyesinden başka bir şey değil... bu alanda ciddi projeler geliştirilmeli. plaza, rezidans, AVM saldırısı durdurulmalı. tüketim kapitalizmine teslim edilen kent meydanları boşaltılmalı ve gençlerin vatandaşların sosyalleşebileceği, deyim yerindeyse medenileşeceği (civilization), aydınlanacağı, eğitimle donanacağı projeler geliştirilmeli. aksi taktirde CHP nin arkası zayıf kalır ve bu martın sonu bahar şeysi saman alevi gibi söner. böyle bir ortamın türkiye solunu da güçlendireceğini düşünüyorum. tabii bu fraksiyonlar da ya birleşebilmeli, yada kalıcı şekilde ortak hareket edebilecekleri bir zemin oluşturabilmeliler.
sonuç olarak önümüzdeki dönemin 31 mart öncesine göre daha politik, daha elverişli ama hakim olunamazsa daha endişe verici olacağını düşünüyorum.
ben isterim ki
eğilsin dallar bereketten
ama insanoğlu başını eğmesin
utançtan yada güçsüzlükten
her şey eğilsin insanın önünde
ama insan, insana tutsak olmasın
Iğdır'da büyük usulsüzlükler olmuş diyorlar. İstanbul'da ki itirazlar ve Iğdır'ın durumu yüzünden seçim kritiği yapamamıştım. İstanbul seçim sonuçlarında ki tuhaflıklar aklıma FETÖ parmağının olabileceğini getirdi ki böyle bir gerçeklik Türkiye üzerinde ciddi bir oyunun döndüğüne işaret eder. Sonuçlar hâla değişebilir gibi ancak İstanbul için buna ihtimal vermediğim için yorumlayabilirim.
Gelelim benim görüşlerime.
İSTANBUL: AKP İstanbul'da kaybetti ancak fark kıl kadar. İYİ PARTİ'nin İstanbul'da tuttuğunu söylemek çok zor. HDP'nin Millet İttifakı'na meyletmesi çıkan sonucu belirleyen en büyük etken oldu. HDP'nin İstanbul oy potansiyeli son genel seçimleri baz alırsak 1.250.000 üstü. AKP ilçelerde farka giderken buradan gelen oylar karmakarışık sonuç çıkardı. Meclis ve ilçe belediyelerinde AKP'ye mühür basan seçmen büyükşehirde Binali'ye mührü basmadı.
ANKARA: AKP açık farkla kaybetmiştir. Bunun baş sebebi Haseki ve Gökçek'tir. Haseki yeterli bir aday değilken Gökçek gibi bütün sağı bünyesinde toplayabilen bir adayın el çektirilmesi AKP için iyi olmadı.
KIRŞEHİR: Seçimlerin sürpriz yaptığı illerden bir tanesi. Cumhur İttifakı yapılmadığı için CHP kazandı. Buna en çok CHP şaşırmış olabilir.
TUNCELİ: Burada ki seçimi Twitter belirledi. Evet Twitter. Ovacık belediye başkanı sosyal medyada bir ikon haline gelmişti ve yerel sayılabilecek bir bölgede ipi göğüsledi. HDP ile çalışacağının sinyalini de verdi. Umarım rahat bırakırlar adamı.
BOLU: AKP oylarının CHP'ye fark atmasına ve Cumhur İttifakı'nın % 60 üstü olmasına rağmen kişisel markayla beraber CHP kazandı.
KIRKLARELİ: Tek bağımsız kazanan il. Kızgın eski CHP'li 250 kadar oyla MHP'yi geçti. CHP kendi belediye başkanını aday göstermeyince oda bağımsız girdi ve kazandı, şu an CHP itiraz sürecini işletiyor. Şayet oy gaspı yapıldıysa kazanan MHP olacak. CHP burada hatalı davrandı, aynı AKP'nin Ankara'da hata yaptığı gibi.
IĞDIR: Sosyal medyada bir çok usulsüzlük videosu dolanıyor. En tartışmalı il asıl burasıdır. Her an HDP'den MHP'ye geçebilir.
--
AKP: Koltuk kaybederek seçimlerden çıktı ancak en çok ilçe ve ülke belediyelerinin % 57'si burada kaldı. Türkiye genelinde ki oyların % 52'si gene Erdoğan'da kaldı. Genel olarak son genel seçime nazaran oy düşüşü yok ancak yerel olarak kaybedilen büyükşehirler oldu, bunlarda seçime damga vurdu.
HDP: En çok kaybeden HDP oldu. Oyları 3,3 görünüyor ancak büyükşehirlerde Millet İttifak'ına haricen katıldığı için genel oylarını bilemiyoruz. Tahminim bugün genel seçim olursa baraj bandında durduğu. % 10 HDP duruyor. Ancak Güneydoğu'da bazı illeri kaptırdı.
İYİ PARTİ: 1 il dahi alamadı. Tahminim bu partinin içinden kopmalar olacağı. Tamamen CHP'nin payandası gibi duruyor bu da ileride sorun çıkarır. Aynı MHP'de sorun çıktığı gibi.
CHP: İttifak sayesinde en çok kazanan parti oldu. İstanbul'da il meclis çoğunluğunu yakalayamamış olmaları sorun çıkarabilir. Türkiye genelinde % 30 alarak büyükşehirlere kondu. Ankara'da kendi bünyesinden çıkarmadığı bir ülkücü aday ve ittifak harici bu adaya oy atan HDP seçmeni sayesinde koltuğu kendi hanesine yazdırdı.
ERDOĞAN: Sanırım parti içi gruplaşmalar yüzünden sıkıntı içinde. Bu kadar ekonomik sıkıntıya rağmen bu oy oranına bakılacak olursa parti içinde rahat bir temizlik yapacak. Şahsi olarak partisinin üzerinde olduğunu yerel seçimde olsa ispatladı. Böyle bir gruplaşma söz konusuysa İstanbul bunun kurbanıdır.
BAHÇELİ: Memduh Bayraktaroğlu'nun dediğine artık katılıyorum. Bu adam tam bir yakın dövüş ustası. Beka sorunu propagandası sayesinde elinde ki Adana ve Iğdır'ı kaybetmesine rağmen adeta soygun yaptı. 20 yılı aşkın süre sonra MHP bu başarıyı yakalayabildi hemde İYİ PARTİ alternatifine rağmen. Seçimin en çok kazanan ismi oldu.
Parti bazında CHP ve MHP kazanmıştır. AKP ve HDP kaybetmiştir.
Genel sonuç; Ekonomik sıkıntılar ekonominin döndüğü Marmara ve Akdeniz'de ki oyların değişmesine sebep oldu. İlçelerde ve belediye meclisinde AKP önde çıkmasına rağmen büyükşehirlerde kayıp yaşadı. Ankara harici ekonomi ne diyorsa o olmuştur. Seçimin belirleyicisi ekonomik verilerdir.
"İçinde ışığı olmayan insanlar, kalabalığa karışıp ışık edinmeye çalışırlar."
Arthur Schopenhauer
-
"İtin kuyruğuna basma, arkandan havlar durur."
Tecrübe
Sayın karakedi; Yazınızı okudum. Seçimin ertesi günü komplo teorileri derken marcos ve ben bu yazdıklarına dair ancak detaysız teorilerden bahsetmek istemiştik. Siz marcos'a amiyane kelimelerle cevaplar vermiştiniz ancak şimdi kendiniz ne güzel detaylandırmışsınız konuyu.
İstanbul belediyesinin elden çıkması gerekiyorsa ve AKP bunu yapıyorsa diye adlandırdık. Ancak bunu gidip sokakta ki CHP'li seçmene anlatamayız ki anında "AKP'li çomar" demeye başlarlar. Kitleler karşılıklı nefretle aşılandıkları için izah edilmesi zor bir durum.
Komplo teorisi dediklerimiz de tamda burada devreye giriyor. Seçim akşamı Binali Yıldırım % 2 fark ile İstanbul'u almıştır diye seçim sonucu verilseydi kim buna itiraz edecekti? CHP'ye oy atanların çoğunluğu bile kazanacağına inanmıyordu ki.
AKP İstanbul'u 3 dönem yönetti. Bu 3 dönemde alınan borçlar ve yapılan hizmetler oldu. Vatandaşa şu kadar borç var desen anlamaz ama karşısında beton binayı görünce hizmet yapılıyor der. Metro, metrobüs, parklar ve çöp gözükmeyen bir şehir. Gıcır gıcır hastaneler... 3 dönem yönetenlerin enkazını şimdi CHP'ye pasladılar. Merkezden illa ki bütçe gelecek bunun üzerine bir çok yasa vardır. Bu kadar saçma olamaz değil mi? Ancak ödenecek borçları CHP'ye yıktılarsa sorun var demektir. Çünkü hizmete harcayacağın miktar gözle görülmeyen bir borç ödemesine gideceği için vatandaş belediyeden memnun kalmayacak.
Sonra ki dönem AKP adayı kazanırsa hem merkezden gelecek bütçe hem de azalmış borç yükü sayesinde yeni borç almaya elini rahatlatacaktır. Bu da iş yapmalarına olanak verecek ve bu ihaleler gene kendi yandaşlarına akacaktır. Sonuçta CHP batıran AKP hizmeti yapan görünecek. AKP kazanacak olursa bu 5 senelik dönemde kasada para biriktirmiş olacak.
Aynı futbol kulüpleri gibi düşünün. 2 milyar TL borcu olan kulübün bu borç yükü taraftarı etkilemiyor. Ama şampiyonluk o kulübün başkanını göklere çıkarıyor. Ünal Aysal bir çok borç takarak Galatasaray'dan gitti. Ve dedi ki... 2 şampiyonluğun bedeli bu. Bugün Ünal Aysal dönemi hakkında bir taraftar yorum yapacak olsa onun zamanında hep şampiyon oluyorduk diyecektir. Peki sonra gelen başkan için ne diyecek? Borç ödemekten alt yapı tesisi açamamış ve transfer yapamamış bir başkan. Büyük ihtimal bir önce ki başkanın yaptığı transferlerin ödemesini yapıyordur.
Bu döngüyü bozmanın tek yolu var oda bir sonra ki seçimlerde yeniden kazanmak. Bu yüzden Millet İttifakı ve harici katılımcı HDP bir arada nasıl duracak merak konusu. Bunların üçü aynı mührü basmak zorunda.
"İçinde ışığı olmayan insanlar, kalabalığa karışıp ışık edinmeye çalışırlar."
Arthur Schopenhauer
-
"İtin kuyruğuna basma, arkandan havlar durur."
Tecrübe
Bilindiği üzere İmparator Meiji, Japonya’yı askerî feodal bir topluluk olmaktan çıkarmış ve bir dünya devi haline getirmişti. Ölümü ardından düzenlenen devlet töreninden bahisle 13 Ekim 1912 tarihli New York Times gazetesinde şöyle deniyordu:
“Cenaze arabasının önü sıra giden Japonya eski Japonya’ydı; arabanın ardından gelense yeni Japonya! (The contrast between that which preceded the funeral car and that which follewed it was striking indeed. Before it went old Japan; after it came NEW JAPAN)”
İşte Atatürk'ün ölümünden sonra büyük bir hızla eski haline dönen Türkiye yani "Eski Türkiye" 31 Mart 2019 tarihi itibariyle İstanbul, Ankara ve İzmir'de son buldu.
Yani deyim yerindeyse, yukarıdaki fotoğrafta öndekiler "Eski Türkiye"yi temsil ederlerken, onların arkasındakiler "Yeni Türkiye"yi temsil ediyorlar: Ipad kullanıyorlar; moderen ve şık giyiniyorlar, eşleriyle birlikte Türkiye'nin aydınlık tarafını temsil ediyorlar; dünya genişliğinde herkesle iyi ilişkilerde bulunuyorlar;... vs. Ama en önemlisi, şimdiki Japonlar nasıl İmparator Meiji'ye saygı duyuyorlarsa onlar da aynı şekilde Atatürk'e saygı duyuyorlar. Bu nedenle İmparator Meiji'nin gerçek mirasçısı II. Abdülhamit değil Atatürk olmuştur. Çünkü İmparator Meiji'yi tam anlamıyla anlayan ve devrimlerini uygulamaya koyan kişi, Atatürk'tür!
İşte Yeni Türkiye'nin aydınlık yüzleri ya da Batmayan Güneş'in Oğulları:
İYİP hk tespitinize katılıyorum. önümüzdeki dönem başarısızlığın muhasebesini yapan gruplar partiden kopabilir. bu da CHP nin gücünü zayıflatır.
genel olarak şunu gördük. AKP ekonomik krize rağmen, taşra kentlerindeki etkisi devam ediyor ama CHP buralara yavaş yavaş girmeye başladı. ama bunun da bir parantezi var. tarım ve hayvancılık politikasında yaşanan çöküşten etkilenen tarım kentlerinde AKP den CHP ye değil, MHP ye geçen yerler var. ne kadar ilginç.
bence önümüzdeki dönemi belirleyen şey bu olacak. CHP kendine kaymayan halkı kendine çekmeyi nasıl tercih edecek? bugüne kadar sağcılaşarak ve kısmen dini özellikleri olan adaylarla yaptı. misal CHP nin bolu başkanı mazbatasını kuranı kerim üzerine and içerek alacakmış... CHP deki sağlaşma sadece mansur yavaş ve ekrem imamoğlu'ndan ibaret değil. genel bir eğilim var.
eğilim bu şekilde devam ederse CHP belediye savaşlarından mağlup ayrılır. dediğiniz durum gerçekleşir. yani AKP borçlanarak kentleri gerekli gereksiz hizmetlere boğdu, sermayeyi yandaş müteahhitlerine aktardı. CHP ise bu borcun üzerine geldi. evet doğru.
bundan sonrası tamamen tercih ve şartların dayatması ile şekillenecek.
CHP daha fazla sağa kayarak oyları çalmaya çalışabilir. yani şurası açık. sayıca ortada olan bir milliyetçi kamplaşma var MHP ve İYİP arasında. HDP nin oylarıyla beraber ancak dengeye gelebilen bir CHP-AKP kutuplaşması var. o zaman CHP türkiye genelinde başarılı olmak istiyorsa, AKP seçmenini çekmek zorunda.
bu çekiş nasıl olacak?
bugüne kadar hep kısa vadeli, popülist yaklaşımlarla oldu. kılıçdaroğlu'nun sıkıştığı yerlerde sağcı dinci adaylarda ısrar ettiğini gördük. oysa ihtiyacımız olan şey uzun vadeli, örgütlü, ilkeli, aydınlanmacı, bilinçlendirici bir yaklaşım. yani tamam CHP den bunları bir sol parti gibi yapmasını beklemiyoruz. fakat ekonomik krizin derinleşmesi ile beraber yapmak zorunda kalacağı dönemler olacak. başka türlü AKP ile mücadele etmesi mümkün değil.
yani AKP ile ona benzeyen adaylarla yarışmak yerine, halka verdiği verginin peşine düşen, hesap sorma bilincini aşılaması lazım. başka türlü CHP bu işten zararlı çıkar. bu şekilde hareket ederse kazançlı çıkar.
böyle bir ortamda türkiye solunun etkisi artabilir. birinin bu hesaplaşmayı sonuna kadar götürmesi gerekiyor.
ben isterim ki
eğilsin dallar bereketten
ama insanoğlu başını eğmesin
utançtan yada güçsüzlükten
her şey eğilsin insanın önünde
ama insan, insana tutsak olmasın
Ekrem İmamoğlu'na mazbata verilmeyecek ve yeni bir mağdur yaratılacak,yeni bir lider doğacak sanki..Belki sokaklar karışacak,belki askeri darbe olacak,belki dolar uçup gidecek ama önümüzdeki süreç sanki çok sıkıntılı olacak gibi geliyor bana..
Geçmişte de bir anda Tayyip diye birisi çıkıp,mağdur olmuştu ve sonrasında ne olduğunu herkes biliyor..Bugün de Ekrem diye birisi çıktı meydana ve sanki bilerek bu kişi mağdur edilmeye çalışılıyor..
Tayyip e mazbata verilmişti ama Mağdur yaratmak için elinden oyuncağını alınması gerekmiyor
Sn Ahlaksız.
Bence kaybetmekten korkuyorlar onun için ipe un seriyorlar .
İstanbul çok büyük rant kapısı bir çok tarikat cemaat o kapıdan besleniyor Boşuna aşık olmuyor birileri İstanbul a. Bende İstanbulun
İmamoluna verilmeyeceğini düşünüyorum da ama senin dediğin gibi madur yaratmak için olduğunu düşünmüyorum Rant için
Olduğunu düşünüyorum.