İngiltere farklı bir kültüre sahip. ABD'de filan da öyle. Mesela İslami okullar filan var. İsteyen çocuğunu oraya gönderiyor.
Bu konuda ince felsefi ayrımlar var. "Sen benim özgürlüğüme karışamazsın" denince, Anglo-sakson ülkelerde "Haklısın kardeşim karışamam" deniyor.
Ama bizde ve kıta Avrupa'sında, en azından 2000 yılı civarında, ayrım yapılırdı.
Mesela 1) "Ben buna inanmayı seçiyorum, öyleyse başımı örtme özgürlüğüne sahibim" demek ile
2) "Benim dinim bana bunu emrediyor. Sen Tanrı'dan daha mı önemlisin?" demek arasında fark var.
Biz bu ayrımı eskiden yapabiliyorduk. 1) diyebilirsin. Kendi özel hayatında, sokakta, ibadet yerlerinde inanmayı seçtiğin şeyi yerine getirebilirsin. Kimse de sana karışamaz. Dini inanç meselesi. Çarşaf + peçe güvenlik nedeniyle, yine belli yerlerde sınırlandırılabilir. Çünkü terörizmin olduğu dünyada içindeki nedir? İçindeki insan mıdır? onu bile bilemezsin.
Ama 2)'yi dediğin anda, doğrudan laikliği hedef alıyorsun. Bu Almanya'da da böyle, Türkiye'de de böyle. İlk cümleye dikkat: "Benim dinim bana bunu emrediyor". Benim buna otomatik cevabım: - "Sen senin dininin sana bunu emrettiği düşünüyorsun, sen dini bu şekilde yorumluyorsun, sen bunun böyle olduğunu düşünmeyi seçiyorsun". Yani ben buna yanıt verdikten sonra, 2) numaralı ifade 1) numaralı ifadeye dönüyor.
Haçlılarla ilgili filmlerde de "God Wills it" dediklerini duyarsınız (Cennetin Krallığı filminde filan). Yani "emir büyük yerden, ben buna uymaya mecburum" gibi bir yaklaşım var ve bu ilk mesajda anlattığım progresizm / İlerlemecilik anlayışı ile taban tabana zıt.
Yani Amin Maalouf'un dediği gibi 1979'da bir şeyler değişti. Özellikle doğuda artık ilerlemeden, gelişimden, mantıktan ve bilimden uzaklaşıldı ve eski mistik zihniyete yönelik bir özlem filan duyulmaya başlandı.
Bilmediğim: Bunu emperyalizm bilerek ve isteyerek mi bu hale getirdi ("bunlar sadece pazar olsunlar, bizim ürettiğimizi satın alsınlar" diye düşünerek) yoksa kendi kendine mi oldu? onu bilmiyorum.
Mesela Almanya'da da çok çarşaflı var. Demek ki bu insanlar bulundukları ülkeye bile uyum sağlayamıyorlar ya da bunu istemiyorlar. Sosyolog olsam bu konuya çok kafa yorardım