Ataürkün Liselerde Okutuğu Tarih 1931
Tabiat
İşte,tabiat,hem kainatın varlıklarının birliğidir ve hemde aynı zamanda,kainatın kanunlarına tabi hareket ve kuvvettir.O halde tabiat hem kanunların sahibidir,hem de aynı kanunların tabiidir.Nasıl ki,millet devlettir;bu itibarla kanunların sahibidir ve onları infaz eden kuvvetir;fakat aynı zamanda kendi de bu kanunlara tabiidir.
Bütün varlıklar,tabiata dahil ve onun kanunlarına tabi olunca ,hayat sahibi olan her nevi mahlüklar,insanlar dahi şüphesiz bundan hariç ve müstesna olamazlar.
Filhakika,insan ,tabiatın mahlukudur.Hayatın büyük kaidesi de tabiata tabi olmaktır.
Tabiatta hiç bir şey yok olmaz ve hiç birşey yoktan var olmaz .Yalnız tabiatı vücuda getiren varlıklar,tabiatın kanunları icabı olarak şekillerini değiştirirler.
Arzın ve hayatın mütalaa ve tetkikinde bu hakikat pek açık görülür.
* * *
Zeka
Fakat şunu söyleyelim ki ,İnsanların bütün bilgileri ve inanışları,insanın zekası eseridir.Zeka tabii olan dimağdan çıkar.Bundan,tabiatı anlamakta tabiatın fevkinde ve haricindeki bütün mefumların ,insan dimağı için kendi tarafından uydurma şeylerden başka bir şeey olmayacağı meydana çıkar.
Devamı gelecek ,editleyerek devam edeceğim.O günün tarih kitaplarına bakın yav.Birde günümüzün,liselerine.
* * *
Dünya ve hayat hakkında fikirler
Bundan 200 sene evveline kadar dünyanın 5-6 bin sene önce yaratıldığı ve insanın Basra'ya iki günlük yolda,Fırat nehri üzerinde bulunan Cennet te yaratıldığı zannolunmakta idi .Bu kanatların hep din kitaplarındaki hikayelerin,olduğu gibi hakikat sanılmasından doğuyordu.Artık hayatın 6 bin senelik değil,milyonlarca senelik olduğu anlaşılmıştır.Bu anlayıarzdaki kaya tabakaları ile onların arasındaki fosillerin 100 seneden beri,usul dairesinde tetkiki sayesinde olmuştur.
Hayat,dünyanın karalarında,denizlerinde ve havasındadır.Kainatın biizm dünyamız haricindeki yerlerinde,şimdiki halde,hayatın mevcudiyetini kati olarak bilmiyoruz.
Dünyanın,güneşten geldiğini,zamanla şeklini,manzarasını değiştirdiğini ve bu suretle en nihayet,bugünkü hali aldığını hatırlattıktan sonra,şimdi dünyada hayatın tetkikine geçilebilir.
* * *
Hayat zinciri ilk hayat izleri
İlk hayata ait,bu güne kadar edinebildiğimiz bütün bilgilerin kitabı ''kayalar sicilidir''
Bu sicile göre en eski kayalar,hiç bir hayat eseri göstermiyor.Çok sonraları da kayalarda görülen ilk hayat izleri pek basit şeylerdir.Küçük hayvan kabukları,deniz otlarının sapları gibi.
* * *
İlk Balıklar
Daha sonra (1-2 milyon süren devrede)denizde ilk balıklar meydana geldi.Budevirde,karada henüz toprak dahi yoktu.Bundan sonradırki karada,birden pek mütenevvi,kalın bataklık nebatları görülür.Bu nebatların çoğu,büyük ağaçlar halinde yosunlar,ağaç büyüklüğünde otlar gibi şeylerdir.
* * *
Hem kara hem deniz hayvanları
Asırdan asıra bir çok şekilde hayvanlar,denizden karaya çıkmaya başladı .Bunlar hem kara,hem deniz hayvanları idi .Karada bataklıkta yaşarlardı.
* * *
Bugünkü hayvanların ve nabahatların görülmesi
Bu devirden sonra bir yaz ve büyük bir yeni hayat devresi başladı.Dünyanın haritası,bugünkü dünya haritasına,müphem sürette benzedi.
(İlk hayatınb başalngıcından,bu güne geçen zaman,60veya 600 milyon sene tahmin edilmektedir.)
Bu yeni devrin başlaması ile,ilk defa dünyada,Mer'alar vücut buldu..
Mer'alarda ot yiyen hayvanlar metdana geldi.
Bu devir inkişaf ettikçe,nebatlarının ve hayvanlarının bugün dünyada görülenlere benzeyişleri artti.Yavaş yavaş çirkin ve kaba nesiller,bugünün mütekamil memeli hayvanlarına inkılap etti.
Bu hayvan zümresinin başında;sıra ile maymunlar,kuyruksuz maymunlar,ve nihayet insanlar bulunmaktadır.
Tesbit ettiğimiz hayat zincfirinin başlangıcı ve nihayeti daha aydınlatılamk ihtiyacındadır.
Hayat nasıl Başladı
Fakat hayatın dünya üzerinde nasıl başladığını henüz kat'î surette bilmiyoruz.
Hayatın ince,sulu çamur şeklinde tabîi şerâit altında başlamış ve sonra,hissolunan surette,yavaş yavaş tamamıyla hayata mahsus vasıflar almış olması muhtemeldir.
herhalde şunu kabul etmek lâzımdır ki hayat tabiatın haricinde gelmiş değildir ve tabiâ^tın fevkinde bir amelin eseri de değildir.Hayat tıpkı suyun buhar olması ;bazı cisimlerin billür haline geçmesi,hararet tesiri ile toprağın yarılması kabilinden zaruri bir tabiat hadisesidir ve husulü lâzım olan tabii sebepler mevcut olduğu zaman kendiliğinden hâsıl olmuştur.
* * *
İnsanın Ceddi
Gördük ki,hayat zincirinin son halkası insandır.Bu zincire nazaran insanın sair memeli hayvanlar gibi,daha basit bir sınıfa ait cetlerden geldiği kanaatine varılır.
Filhakika umumiyetle iddia olunuyor ki,insanın ve büyük maymunların müşterek bir cetleri vardır.Bu cet dahi,daha basit şekilleri haiz bir nesilden,ilk memeli hayvan cinslerinin birinden ayrılıyor.Bu memeli hayvan bir nevi yerde sürünen
hayvandan ve nihayet bunların hepsi de ilk hayat şekli olan iptidaihücreye dayanıyor.İnsanın bu şeceresi,insanın teşrihi ile sair kemikli hayvanların teşrihi arasındaki mukayeselere müstenittir.
İnsanların ilk cedlerinden bugüne kadar geçen nesillerin varlık izleri:
İnsanların ilk ceddi
İnsanların ceddi olarak tasvif olunan mahlük,kayalar arasında saklanan koşucu bir mahluk idi.Bu mahluk kolayca ağaçlara tırmanabiliyor,ayaklarının başparmakları ile ikinci parmakları arasında bir maddeyi tutabiliyordu(Kekliğin evrimi yazıma bknz sanki o yav).Bu insanceddinin dünya yüzünde yaşadığı devir;ilk memeli hayvan devri pek eskidir.Fakat bu mahlukta tabii,bir cetten iniyordu.Bu cet daha eski bir zamanda yerde sürünen hayvanlar devrinde yaşamıştır.Bu hayvan,ağaçlar arasında yaşardı.
İnsanların cetleri olan bu mahlukatlara ait olmak üzere bulunan ilk izler arasında en mühimleri bazı taşlar ve bilhassa çakmak taşlarıdır.Bunlar pek kaba tarzda ve elde tutulmak için yontulmuşlardır.
Bu ilk aletler arasında en eskileri milâttan 50.000 senedden daha evvelki zamanlara aittir.Fakat bu ilk aletleri yapan mahluklara ait ne kemiklere ne de buna benzer sair izlere bu güne kadar tesadüf edilmemiştir.Binaenaleyh,bu mahlüklara,yalnız eser olarak bıraktıkları bu ilk aletlerin mevcudiyetiyle intikal ediyoruz.
* * *
Dinde korku ve Ümit
Bulaşıcı, salgın ve öldürücü hastalıklar,insanlarda bazı mahalerden ve bazı eşhastan uzaklaşmak,o mahallere ve eşyaya kokunç bir mahiyet atfetmek gibi bir fikir uyandırdı.İnsanlarda dil tekâmül etmeye başlar başlamaz,fikir bu iptidaidüşünceler üzerine teksif edildi.Onlara daimi bir kıymet izafe edilmeye çalışıldı.İnsanlar,birbiriyle konuşarakta birbirinin korkularını teyit ve tekit eylediler;
müşterek mukedesat an'aneleri icat ettiler.Bu mukaddesat içinde memnu(haram)ve gayr-ıtâhir(mekruh) mefhumlarına ait fikirler mühim yer tuttu;gayr-ısâf olmak korkusu,tasfiye olunmak endişesini doğurdu.Bu tasfiye olunmak ihtiyaç ve endişesi birtakım tasfiye çağreleri aranmasına ve tasfiye yolları ve merasimi teesüsüne saik oldu.Bu da bu merasimi tatbik edecek insanlar çıkmasına istilzam etti.Böylece ilk din esasları ve merasimi ile din adamları ve sihirbazlar sınıfına yol açılmış oldu.
Ekseri insanlar,hemcinslerine yapmamaları icap eden şeyleri bildirmekten zevk alırlar.İşte bu suretle tarihin mebdeinde sırf indi ve keyfi olmak üzere tatbik olunan bir sürü memnuat meydana çıkmıştır.
Bir de insanlara hasım olan kuvvetlerin mevcudiyeti fikri o kuvvetlerin insan lehine çevrilebilmeleri ihtimalini doğurdu.İnsanları tehdit eden kudretlere hususi merasim ve teşrifatla kurbanlar kesmek ve bazı takdimeler vermek âdetine geçildi.
Hikaye ve Hurafeler
Dilin lügatçesi çoğaldıkça insanın hikaye ve nakil kabiliyeti de ziyadeleşti.
Kendilerine,kabilelerine,mukaddesata,dünyaya ve her şeyin sebeblerine ait bir takım hikayeler nakletmeye başladılar..Bu suretle bir kabile zihniyeti ve bir an'ane inkişaf etti.Bu hal insanları istediği gibi serbest bir fikir va düşünceye malik olabilmekten mahrum ve bazı fikirleri,bazı telkinleri olduğu gibi kabul etmeye mecbur ediyordu.Görülüyorki,insanlar bahsettiğimiz bu tarihlerden itibaren şahsiyetlerinden bir kısmını feda etmek mecburiyetinde kalmışlardır.Beşeriyet bu gün dahi hâlâ aynı yolu takip etmektedir.
* * *
Din menşelerinin karışık mahiyeti
Ziraat ile beraber insanların fikrine yeni bir takım muhakeme silsileleri hakim oldu.Hasat mevsimlerinde bir sınıf efradın kurban olarak feda edilmesi lüzumu,umumi telakki mahiyetini aldı.Bu kurbanları kesecek diğer pek tanınmış bir sınıf meydana çıktı;ilk rahipler sınıfı.Bir de kurban edilen efradın etinden birer parça yemek merasimi yer tuttu.Güya bu suretle fedakarlığın nimetlerinden hepsi hisselenmiş oluyorlardı.Bugün hala bazı dinlerde mevcut olan kurban kesmek adetlerinin menşei budur.
Bütün bu müşterek adetler ve inanışlar insanların aralarında zihni ve hissi bir takım bağlar kurdu ve insanlarda müşterek düşünce ve müşterek harekete saik oldu.İşte bu hadiseye biz bugün din namını veriyoruz.
İnsanlar bu hadise karşısında basit ve mantıki bir telakki ile temasa gelmiş bulunmuyorlardı;bilakis,birtakım ruhlara,ilhamlara,emirlere ve nehiylere taaluk eden karmakarışık düşüncelerle temasa gelmiş oluyorlardı.
İnsanların hayatına taaluk eden her şeyde olduğu gibi dini meselelerde de bir tekamül hadisesi görünür.İptidai insanda allah ve din hakkında hiçbir fikir ve kanaat yoktu.Bu kadar ümüllü ve şümullü telakilere,insanın dimağı ancak yavaş yavaş alıştırıldı.Din fikri,insanlar cemiyet hayatına sarahaten atıldığı nispette genişlemeye başlar,vahdet mefhumuna yaklaşır ve nihayet,tabiatın kudret ve azamet ile daha ziyade anlaşılması kabil ,hakiki bir mahiyet alır.Görülüyorki insanlar cemaat halinde yaşamaya başladıktan sonra,diğer içtimai müeseseler gibi din müesesesinide vücuda getirmişlerdir.
Uluhiyet mefhumunu bulan,bu mefhumun sırlarını keşfeden ve bugün dahi keşfetmeye devam eden,insan zekasıdır.
İnsanların faaliyetleri ve inkişafları üzerinde bir çok amiller ve unsurların tesiri ve yardımı olmuştur.Din de bu müessirlerin başlıcalarındandır.Bu sebeple,beşerin tarihinden bahsederken,din fikirlerinin menşeinden ve insan cemiyetlerinin faaliyetleri üzerindeki tesirinden bahsetmemek bir noksan teşkil edebilir.
* * *
İnsanların,bu deruni ve müphem temayülleri haris,zeki,mahir yahuthilekar bir takım insanların sihirbaz,rahip,hükümdar vaziyetlerini almalırına meydan açtı.
İnsanların,bugünkü medeniyet tarihine kadar hayatlarının geçtiği yol işte böyle yoldur.İnsanların korku ve zaaf hisleri,dimağın son ve çok yeni keşiflerle nurlanması sayesinde gittikçe azaldı.Ve insanlar hakikatı bundan sonra daha bariz görmeye başladılar.İnsan,benliğindeki kuvveti ve ferdi olduğu cemaatin içtimai kudretini takdire muvaffak olmaya başladı.Artık onun için her türlü tekamül,huzur ve emniyet membağı,cemiyettir.
Temizlik imandan ise kuraklık kimden.
|