
09-06-2007, 18:34
|
 |
Kıdemli Üye
|
|
Üyelik tarihi: 01 Nov 2005
Bulunduğu yer: İstanbul
Mesajlar: 8.936
|
|
Nasıl Bir Türkiye?
NASIL BİR TÜRKİYE İSTİYORUZ?
Türkiye zor bir dönemden geçiyor. Siyasette, ekonomide, sokaklarda ve toplumsal yaşamın her alanında gerilim ve kriz giderek tırmanıyor. Tırmanan bu gerilim, ne toplumun iradesini parlamentoya yansıtmayan bir seçimle, ne de herhangi bir geçici düzenlemeyle aşılabilir. İçinden geçmekte olduğumuz kriz, 12 Eylül'den bu yana bizlere dayatılan yaşam biçiminin, siyaset tarzının, ekonomik politikaların ürünüdür. Dolayısıyla krizi aşmanın yegâne yolu, "Darbe Hukuku"nun ve ülkemizde yarattığı toplumsal, siyasi ve ekonomik erozyonun yaşamımızın her alanından çıkarılmasıdır.
Cumhurbaşkanlığı seçimleriyle doruğa çıkan mevcut siyasal kriz, basit anlamda "yöneticilerin niteliği" üzerinden yürütülecek bir tartışma ile aşılamaz.
Siyasal Krizin Çözümü, Her Alanda Köklü Demokratik Dönüşümün Sağlanmasındadır
Bugünün siyasal krizinin temelinde, siyasetin toplumsal dayanaklarından ve demokrasiden uzak bir alanda yürütülüyor olması yatmaktadır. 12 Eylül hukukunun yarattığı baskı, geniş halk kesimlerini siyasetten uzaklaştırmış, emek ve meslek örgütlerini, demokrasi güçlerini siyasete müdahalenin uzağına itmiştir.
Krizin çözümü için siyasal alanda acilen bir demokratikleşme süreci başlatılmalıdır. Bunun için seçim sistemi ve siyasi partiler yasası derhal değiştirilmelidir. Temsil sistemi, yasaklardan ve eşitsizliklerden arındırılarak demokratik bir içerikle yeniden düzenlenmelidir. Tüm toplum kesimlerini siyasetin içine doğrudan davet eden bir yaklaşım süratle hayata geçirilmelidir.
Kriz, salt siyasal yaşamda nükseden bir olgu değil, ülkemizin ekonomik hayatının da yapısal bir sorunudur. Bu sorunun kaynağı, halkı yok sayan, emekçilerin taleplerini duymayan, yoksulların yaşam hakkını görmezden gelen neo-liberal ekonomik politikalardır.
Bizler, ülkeyi içinden çıkılmaz bir kâbusa sürükleyen neo-liberal ekonomik politikaların terk edilerek, halkın ihtiyaçları doğrultusunda, emekten ve halktan yana bir ekonomik programın hayata geçirilmesini istiyoruz.
Eğitim, sağlık ve sosyal güvenlik alanlarında yaşanan tahribat giderilerek, sosyal alanda yaşanan yıkımı telafi edecek önlemler alınmalıdır. Eğitim, sağlık ve sosyal güvenlik alanları, kamusal bir bakışla yeniden yapılandırılmalıdır. Giderek büyüyen zenginler ile yoksullar arasındaki açığın kapatılması için sosyal destekleme programları hayata geçirilmelidir. Çalışma yaşamındaki esnek, güvencesiz, sigortasız istihdam uygulamalarına, antidemokratik baskı yasalarına son verilmelidir.
Gericiliğin ve Irkçılığın Çözümü Özgürlüklerin Genişletilmesidir!
Siyasetin antidemokratikleştirilmesi ve ekonominin neo-liberalleşmesi ile ortaya çıkan yoksulluk/yoksunluk/işsizlik ve örgütsüzleşme süreçleri toplumda yaşanan hızlı muhafazakârlaşma ile eş zamanlı gitmiştir. İmam hatiplerle, zorunlu din eğitimiyle, kuran kurslarıyla, Türk İslam sentezi politikalarla, devlet kurumlarında ve medya aracılığıyla tüm toplumda yayılan tek tiplilik insanlarımızın bir arada, dostça yaşama kültürünü yok etmektedir. Irkçı-şoven bir anlayışla farklı kimliklerin toplumsal ve siyasal yaşamda kendisini ifade etmesi engellenmiştir.
İnsanları birbirine düşman eden, toplum içindeki bağları kopararak parçalanmaya iten bu ötekileştirici, düşmanca politikalar, toplumsal bütünlüğümüzün en büyük tehdididir. Her türden etnik, dini, cinsiyet v.b kimliklerin özgürce yaşanabildiği, farklı kültürlerin ve düşüncelerin kendilerini ifade olanaklarının yaratıldığı, özgürlükçü bir laiklik anlayışının egemen olduğu, bir arada kardeşçe yaşama kültürüyle yoğrulmuş bir ülke, toplumsal barış ve huzurun tek reçetesidir.
Son günlerde ülkenin dört bir tarafı yeni cenazeler ile sarsılıyor. Ağlayan tüm annelerin acısı yüreğimizi yakıyor. Biz yine söylüyoruz; son 20 yılı aşkın bir süreç bu sorunun şiddete dayalı politikalarla çözülemeyeceğini göstermiştir. Silahların konuştuğu ortamlarda demokrasiden söz etmek mümkün değildir. Biz bütün sorunlarda olduğu gibi bu sorunun da barışcıl ortamda ve demokratik yöntemlerle çözülebileceği inancını taşımaktayız.
Şiddet ve gerilim ortamlarının yarattığı kitlesel kamplaşmalar ülkemizin ve insanımızın yararına değildir. Türkiye'nin, "kitlesel refleks" çağrıları ile toplumu kamplaştırma ve kitlesel çatışma ortamı yaratma yerine, kardeşçe bir arada yaşamı sağlayacak iklimin yaratılmasına ihtiyacı vardır.
IMF ve Dünya Bankası nezdinde karnesi A olan AKP, bir yandan demokrasicilik oyunu oynarken öte yandan polisin görev ve yetkilerini düzenleyen yasada olduğu gibi antidemokratik uygulamaları Meclis'ten geçiriveriyor. Emekçiler, AKP'nin bu oyununun bilincindedir.
Biz aşağıda imzası bulunan emek ve meslek örgütleri; içinden geçmekte olduğumuz seçim sürecinde, yürütülen sosyo-ekonomik politikaların sonucu olan krizin geçici ve kısmi tedbirlerle aşılamayacağına inanıyoruz. İlkesizleşmiş ve birbirinin aynısı hale gelmiş mevcut siyasi partiler Türkiye'nin sorunlarına köklü çözüm üretmekten aciz haldedir. Türkiye'nin temel sorunu anti demokratik yasalar, emek karşıtı özelleştirmeci politikalar ve halkın karar mekanizmalarından uzaklaştırılmasıdır.
Yapılması gereken, krizin temelinde yatan nedenlerin doğru tespit edilerek ona uygun köklü ve bütünlüklü bir çözüm üretilmesidir.
Yoksulluğa, Irkçılığa ve Gericiliğe Teslim Olmayacağız!
Halkımıza dayatılan sahte çözümlerin çıkmaz yol olduğunu, ırkçılığa varan milliyetçi söylemlerin, sosyal ve siyasal yaşamı din temelli anlayışa göre kurgulamak isteyenlerin ülkemizi içinden çıkılmaz bir kaosa doğru sürüklediklerini, bu kaostan çıkış yolunun demokrasi dışı yöntemlerle olamayacağını bir kez daha ifade ediyoruz.
Çözüm; eşit, özgür, bağımsız, demokratik ve laik bir Türkiye'de bir arada kardeşçe yaşam anlayışının egemen olmasından geçecektir. Tüm siyasi partileri seçim döneminde kamplaşma ve ayrışmayı körükleyen bir söylemden uzak durmaya, ülkemizin temel sorunlarına yönelik somut projelerle halkın oyunu talep etmeye çağırıyoruz.
TÜRKİYE DEVRİMCİ İŞÇİ SENDİKALARI KONFEDERASYONU
KAMU EMEKÇİLERİ SENDİKALARI KONFEDERASYONU
TÜRK MÜHENDİS VE MİMAR ODALARI BİRLİĞİ
TÜRK TABİPLERİ BİRLİĞİ
TÜRK DİŞHEKİMLERİ BİRLİĞİ
|

11-06-2007, 14:41
|
|
Kıdemli Üye
|
|
Üyelik tarihi: 11 May 2006
Mesajlar: 1.919
|
|
Re: Nasıl Bir Türkiye?
Doğru tesbite ne denir?... Ahmet ALTAN'dan;
Ordu ve çıldırma…
Geceyarıları garip bir dille yazılmış muhtıraları internet sitesine koyma tuhaflıkları…
Cumhurbaşkanıyla ve başbakanla görüşüp Milli Güvenlik Kurulu’nu toplayarak tartışılacak “Kuzey Irak’a müdahale” gibi önemli konuları basın toplantılarından açıklayıp, devlet kademelerinde konuşmama ciddiyetsizlikleri…
Kürt meselesi gibi olağanüstü hassas konularda halkı meydanlara davet etme kışkırtmaları…
Doğru dürüst yazmayı bile beceremedikleri anadillerine bir ömür vermiş aydınları hedef gösterme cüretkarlıkları…
Bütün bunlar, bizimki gibi bir ordu için bile fazlasıyla gayrıciddi ve disiplinsiz hareketler.
Üstelik boğazlarına kadar siyasete battıklarından bir de kendi mesleklerini unutmuş durumdalar.
Kendi askeri karakolumuzu bile koruyamıyoruz.
İki kişi geliyor, karakolu basıyor, yedi gencecik askeri öldürüp sekizini yaralıyor, ayrıca saldıranlardan biri de olay yerinden kaçmayı başarıyor.
El insaf…
Buna askerlik mi diyorsunuz?
O öldürülen çocuklar bu ordunun generallerine emanet edilmişti.
Ne oldu o emanetlere?
Kim bunun sorumlusu?
Bir ordunun üstüne vazife olmayan işlere karışacağına ciddi biçimde askerlik yapması, karakolunu koruması, çocuklarını sakınması gerekmiyor mu?
O çocukların hesabını kim verecek?
Kimse…
Onun yerine internet sitesine “ordumuzu yıpratmaya çalışıyorlar” diye klişelerle ve tehditlerle dolu bir muhtıra daha koyacaklar.
Korkutup susturacaklar.
Ölen çocukların hesabını vermeyecekler.
Bir yarbay, bir binbaşı, bir er daha uzaktan patlatılan mayınla öldürüldü.
Geçen gün Ayşe Önal’dan öğrendik ki Kuzey Irak’ta Amerikan askerleri “manyetik alanı kitleyip” uzaktan bomba ve mayın patlatmayı imkansızlaştırmış.
Bizim ordu niye bunu yapmıyor?
Niye subaylarıyla erlerini korumuyor?
Halkı sokaklara çağıracaklarına, manyetik alanı kitleyecek teknolojiyi uygulamaları gerekmiyor mu bu komutanların?
Onların işi bu değil mi?
Resmi rakamlara göre Cudi Dağı’nda 35, Gabar Dağı’nda 100 PKK’lı varmış.
Bizim binlerce asker onları yakalayamıyor.
Niye?
Bütün bunlar bizim ordu için bile normal değil.
Sanırım ordunun içinde anormal bir şeyler oluyor.
Çok tuhaf şeyler.
Ve, ordu askerliği bırakmış ülkeyi hızla bir belanın içine doğru sürüklüyor.
Manyetik alanı kitleyip dağdaki yüzeli PKK’lıyı yakalayamadıkları, karakolları doğru düzgün koruyamadıkları için ya Kuzey Irak’a yüz binlerce askerle girip içinden çıkamayacağımız bir felakete dalacağız ya da içerde büyük gösterilerle Türk Kürt çatışması yaratacağız.
Medya generallerin siyasi kavgasına amigoluk yapacağına, ordunun işlevini niye yerine getirmediğini sormazsa, bu kışkırtıcı iklim devam ederse, sonunda generallerin de, medyanın da, aydınların da, halkın da paçasını kurtaramayacağı korkunç bir kaosun içine yuvarlanacağız.
Ordunun neden bu kadar tuhaf davrandığını süratle sorgulayıp anlamak zorundayız.
Korkarım, “dönüşü olmayan” noktaya çok yaklaştık.
Ordu bu anormalliklerini biraz daha sürdürürse Türkiye tarihinde yaşamadığı ölçüde bir karmaşa yaşayacak.
Doların fırlaması, ekonominin çökmesi, iflaslar, işsizlikler, sefaletler değil yalnızca bizi bekleyen, büyük iç çatışmalar, diktatörlük çekişmeleri, blok değiştirme çabaları, savaşlar da epeyce karanlık geleceğin içinde bizi bekliyor.
Yaşadığımız sorun, şu parti ya da bu parti, şu siyasi davranış ya da bu siyasi davranış anlaşmazlıklarının çok ötesinde ve çok daha derin bir sorun.
Sorun ordunun içinde.
Bizi korkunç bir karmaşaya sürükleyen bu çıldırma halinin gerçek nedenini bulup düzeltemezsek…
Bu ülke, bir daha içinden çıkamayacağı kanlı bir kuyuya düşecek.
Herkesin hayatı söz konusu.
Herkesin…
|

11-06-2007, 15:21
|
 |
Kıdemli Üye
|
|
Üyelik tarihi: 01 Nov 2005
Bulunduğu yer: İstanbul
Mesajlar: 8.936
|
|
Re: Nasıl Bir Türkiye?
Nasıl bir Türkiye?
Türkiye 1923'den bugüne önemli mesafeler almış, ekonomik ve sosyal göstergelere göre belirli bir gelişmişlik, üretim ve rekabet seviyesine ulaşmıştır. Ancak gelir dağılımındaki bozuklukları, kronik hale gelen sosyal yapıyı bozucu ve sosyal tesirler oluşturan krizi aşamamıştır.
Türkiye, Sovyetler'in dağılması ve dünyadaki hızlı değişmelerle yeni imkanlara kavuştuğu gibi, yeni zorluklarla da karşı karşıya gelmiştir.
Türkiye'nin 21. yüzyılda sahip olacağı vizyonu bozabilecek örnek ve engeller şöyle sıralanabilir:
Türk milletine mensup olma şuurunu reddeden bölücü siyasi Kürtçülük ve mikro ırkçılık, Türk milleti dışında millet ve halkların bulunduğu görüşü, kültürel haklar ile kamufle edilmektedir.
İslam'ı kullanmak isteyen, vatan, bayrak ve sınır tanımayan millet ve milliyetçiliği reddeden, cumhuriyete karşı radikal İslamcı çevreler. (Bu çevreler çoğu kere bölücü akımlar ve fraksiyonlarla işbirliğine girmektedir.)
Türkiye Cumhuriyeti'nin üniter millet ve devlet olarak yanlış kurulduğunu, demokrat olmadığını dile getiren, Türk kimliğine ve laikliğe soğuk bakan, Atatürk ve cumhuriyet düşmanlarına zemin hazırlayan ve kendilerini ikinci cumhuriyetçi olarak ilan eden çevreler.
Türkiye Cumhuriyetini kuran iradeye bağlı olanları statükocu ve muhafazakarlıkla suçlayan romantik bir özgürlükçülük, sınırsızlık, müdahalesizlik peşinde olup ferdi aşırı bir şekilde kutsallaştıran, misyonları itibariyle yukarıdaki gruplara adeta hayat hakkı tanımakla uğraşan bazı liberal çevreler.
Demokratik bir ülkede bu ve benzeri gruplar olabilir. Herkesin her şeyi aynı şekilde düşünmesi de gerekmeyebilir.
Ancak bunlar, Türkiye Cumhuriyeti için reddedilemez ortak temel esasları hedef almaktadırlar.
Çoğu kere de görüşlerini insan hakları, demokratikleşme, kültürel çoğulculuk örtüsü altına gizlemektedirler. 21. yüzyılda Türkiye'nin uygun bir vizyona sahip olabilmesi ve pazarlık gücünü artırabilmesi, en az bazı ciddi devletler kadar milliyetçi tezlerle hareket etmesine bağlıdır.
Milliyetçiliği 21. Yüzyılda sadece duygusal, dışa kapalı ve pratiği olmayan bir yaklaşım olarak zannetmek son derece yanlıştır. Böyle bir dünyada "Önce Türkiye" diyenlere düşen görev, farklı görüş ve meslek sahibi kesimler arasındaki milli mutabakatları geliştirmek ve güçlendirmektir.
Zeki Hacıibrahimoğlu
Şehit Aileleri Avukatı
Bu da farklı bir bakış..
|

11-06-2007, 17:04
|
 |
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
|
|
Üyelik tarihi: 28 Sep 2006
Bulunduğu yer: İstanbul
Mesajlar: 12.080
|
|
Re: Nasıl Bir Türkiye?
Böyle bir dünyada "Önce Türkiye" diyenlere düşen görev
* * evet bu cümleyi tartışmalıyız. Özellikle bu sitede tartışmalıyız. Acaba bu site içinde yer alanlar olarak önce Türkiye mi diyoruz, yoksa önce insanlık mı diyoruz. Bu tayin edici bir sorudur. Önce İnsan sonra Türk müyüz, yoksa ne olursa olsun Türk müyüz.
* * Şehir aileleri ve şehit olmayan aileler ya da terörist aileler gibi bir ayrım son derece anlamsızdır ve ölenler üzerinden siyaset yapmaktır. Sonuçta ölenlerin tamamına yakını Türkiye Cumhuriyeti vatandaşıdır. Vatandaşın bir kısmı devletine isyan etmiştir ve savaşmaktadır. Bu soruna şehit aileleri, terörist aileleri ayrımı yaparak çözüm bulamazsınız. Ölenlerin hepsi insandır ve bu ölümlere son vermek gerekiyor. Diyelim ki 5 000 terörist öldürüldü bunların da temel çekirdek aile olarak asgaei 7 kişiden oldugunu varsaysak- ki gerçek sayı çok fazladır; her ailenin de kaçınılmaz olarak ölüsüne sahip çıktıgını varsayarsak 35.000 kişiyi ötekiler diye ayırıyor ve potansiyel düşman sınıfına sokuyorsunuz demektir.
* * * Elbette bir ülkede bir vatandaşın bile burnunun kanamaması gerekir, ama bu politika çok tehlikelidir. Biz ve ötekiler ayrımı yapmaktır . Devlet varken şehit ailelerin örgütlenmesi neye hizmet etmektedir, hangi işlevi yerine getirecektir. Bu aileler çocuklarını bir kan davasında mı kaybettiler, kimden davacı olacaklardır. Kime taraf olacaklardır. Acı üzerinden, kan üzerinden siyaset yapmayı ve insanları bu temelde örgütleyerek gerici, ırkçı duygulara prim vermeyi son derece haksız buluyorum.
* * * Ahmet Altan'a hak veriyorum. Çok kötü bir tezgahın içerisindeyiz.. Savaşan her iki taraf ta bu tezgahın ne oldugunu biliyor gibi geliyor bana. Bizzat ABD nin bir tezgahı bu, Burada tek habersiz olan biz figüranlarız ve kabak da bizim başımıza patlayacak.
* * * Ekonomik olarak patlamış durumda zaten, şimdi de yaşam ve yaşama hakkımızı elimizden almaya dogru ivme kazanmış durumda. *
* * * *saygılarımla
|

11-06-2007, 21:10
|
|
|
Re: Nasıl Bir Türkiye?
tarlalarda günlük 2 ytl'ye patates topla, her türlü vergiden sen etkilen, yaş gelince askere git ve öl...
sonra birileri olmayan bir tehlike için miting yapsın ve olan tehlikeye karşı yani yoksulluğa karşı ses çıkarmasın.
faşizm tehlikesi, şeriat tehlikesi, komünizm tehlikesi vb. olaylarla uyumaya devam ediyoruz. esas tehlike olan yoksulluktan bahseden yok.
|

11-06-2007, 21:50
|
|
Aday Üye
|
|
Üyelik tarihi: 15 Nov 2006
Mesajlar: 5
|
|
Re: Nasıl Bir Türkiye?
Yani bu ülkede bunca insan yakılırken kesilirken şeriat ve bölücülük tehlikesi yok öylemi yani??? Lütfen güldürmeyin insanı?Toplum Milyon olup sokaklara dökülse entel ağzı ile beğenmezsiniz,toplum sussa beğenmezsiniz ayrıca o mitinglerdede ekmek için aş için bağırıldı haberiniz olsun.
NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE
|

12-06-2007, 17:19
|
|
|
Re: Nasıl Bir Türkiye?
evet *bu *cümleyi *tartışmalıyız. *Özellikle *bu *sitede *tartışmalıyız. *Acaba *bu *site *içinde *yer *alanlar *olarak *önce *Türkiye *mi *diyoruz, *yoksa *önce *insanlık *mı *diyoruz. *Bu *tayin *edici *bir *sorudur. *Önce *İnsan *sonra *Türk *müyüz, *yoksa *ne *olursa *olsun *Türk *müyüz. dilaver
sayın dilaver,
konuyu tutmak için tercih ettiğiniz kulpu,doğru bulmuyorum.üstelik bu kulpu tutmadan önce insanlık gibi *insanlık kavramının gerçek amacının dışında kullanıldığı bir yaldızla da sarıyorsunuz.vatan bütünlüğünü korumaya çalışmak başka bir konudur,azınlık hakları başka bir konudur.bu ülke bütünlüğünü tehdit eden durumları savunmak *başka bir konudur.
bu ülke azınlığıyla çoğunluğuyla,dini görüş ayrılıklarıyla,farklı siyasi görüşleriyle bir bütündür.kimsenin benim istediğim bu diye çekiştirmeye veya koparıp almaya hakkı yoktur.önce türkiyedir.öncelik insanca yaşayan türkiyeye ulaşma önceliğidir.
|

12-06-2007, 18:04
|
|
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 01 Jun 2007
Bulunduğu yer: istanbul
Mesajlar: 138
|
|
Re: Nasıl Bir Türkiye?
ÖNCE İNSANLIK.... diyerek başlamak istiyorum. yıllardır bölücülük, şeriat tehlikesi, ve de başka tehlikeler hep oldu. Şeriat konusunda herkesin müsterih olması gerek. Bu ülkede şeriat sorunu olur...ama şeriat hiçbir zaman gelmez. Evet bu coğrafyada insanların çoğu dinlerini *kimliklerinde yaşıyorlar. Böyle bir ülkenin Şeriat düzenine geçmesi ne demektir bilir misiniz? Bunun sancısı dinmeyecek bisancı olur... buna kimsenin ne gözü...ne gücü yeter. Ama bu sorun hep olacak...
iktidarların işine geldiği zaman ivme yükselecek... işine gelmediği zaman ılımlılaştırılacak...ya da sessizleştirilecek. dikkat edin susturulacak demiyorum.
Kapitalizmin/emperyalizmin doğası gereği beslenme kaynağı krizlerdir. Bunu unutmayalım. Onlar ne dinle, ne milliyetle/bölünmeyle uğraşmazlar.
Bölücülük konusu ise o kadar pişirildiği halde kokusu kimseyi rahatsız etmiyor. Ağzımızda çürümeyen bir sakız gibi Bölücülük, teröristler, Kürtler vs.vs. *Bu konuda hiçkimsenin uykularının kaçtığını düşünmüyorum...her iki taraftan savaşan insanlar/evlatlarımız hariç...
İktidardakiler, büyük patronlar bu konuda daha fazla nasıl para kazanırız diye düşünüyorlar. Geçen gün bir gazetede Bejan Matur un röportajı vardı. Türkiye, Barzani' ye ilişkin bir yığın sert sözler söylüyor...Barzani de Türkiye'ye salvolar gönderiyor...sivri, sert ve savaşçıl. Burada ilginç başka noktalar daha var.
Politika arenasında bunlar konuşulurken Barzani'nin elinden Hayat Su, peşmergelerin yiyeceklerinden Türk menşeili yiyecekler (konserveler) eksik olmuyor. Burada Sorun bana göre yine her zamanki gibi RANT...RANT...RANT tır.
Önce insanlık...Sonra Kardeşlik...hiçbir zaman milliyet/ırk/dil/din değil...
İnananlara: İnanmayanları sevmek zorunda değilsiniz, ama yine de sevin. onlar tanrının emek vererek yarattığıdır.
inanmayanlara: tanrıları sevmek zorunda değiliz, ama insana ve düşünceye duyduğumuz saygıdan dolayı sevgi ve anlayış göster. ava
|

12-06-2007, 19:44
|
|
|
Re: Nasıl Bir Türkiye?
Bölücülük *konusu *ise *artık *o *kadar *pişirildiği halde *kokusu *kimseyi *rahatsız *etmiyor. ahuramazda
bu vatan için ölen şehitlerimiz ve aileleri hariç !!!
|

12-06-2007, 22:56
|
 |
Onur Üyesi
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
|
|
Üyelik tarihi: 01 Aug 2005
Bulunduğu yer: Isvicre
Mesajlar: 6.665
|
|
Re: Nasıl Bir Türkiye?
Dilaver'in tespiti çok önemli. Bir insanın çeşitli kimlikleri olabilir. Dini kimliği, ulusal kimliği, politik kimliği olur. Önce müslümanım, önce türküm, önce sosyalistim yada kemalistim diyen birisi insanlığını ikinci plana koyabilecek demektir. Ve bu anlayış birçok katliamlar yolamıştır bugüne kadar. Önce insanım sonra ...'yım dersek bu tehlikeden kendimizi kurtarma şansımız var demektir.
Önce vatan, önce devrim, önce İslam söylemini artık bırakalım. İnsanlığa yelken açalım. Bu ülkede insanların yüzde 20-25'i bile böyle düşünüyor olsa birçok sorunu çözeceğimize eminim.
|
Yetkileriniz
|
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.
HTML-KodlarıKapalı
|
|
|
Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 10:36 .
|