
11-04-2020, 22:57
|
|
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 23 Sep 2012
Mesajlar: 1.280
|
|
Corona Virus Emperyalizmin Oyunudur
Saygideger Dostlar,
Emperyalizm Dunya Halklarin Bas Dusmanidir, Ayni Zamanda Kendi Kendisinin de Dusmanidir.
"Emperyalizm" gecmisin Empro (Imparatorluklarin gelistirilmis versiyonudur)
Emperyalizm Dunyaya egemen olan, Egemen sinifin kendisidir, Ozellikle kendi sistemlerinde ve az gelismis ulkelerde yani yasamin her alaninda izledikleri yontem, BOL, BARCALA VE YONET taktigidir, Bolmezsen ve Parcalamazsan Yonetemezsin.
Egemen olduklari KOLECI TOPLUMDA en buyuk yenilgilerin olmasinin sebebi, bu taktigi uygulamadiklarindandir.
Irkci, Milliyetci, Din ve icinde bolunmeleri yaratarak farkli mezsep ve kutuplasmalari da beraberinden getirerek, Egemenliklerini temkinli adimlarla duzen ve sistemlerini surdurmeye devam ettirmek en buyuk amaclaridir.
Tarihi inceledigimizde cok farkli can alan Viruslerin ortaya ciktigini gormek mumkundur. Bu viruslerin ortaya cikisi ile Virusten etkilenip yasamini yitirenler elbette halk yiginlari ve ozellikle imkan ve olanaklarin az oldugu topluluklar daha fazla etkilenmistir.
Bir cok hastaliklarin kim ve kimler tarafindan veya nasil ortaya ciktigi tespit edilmemis, bazi hastaliklarda insanlik buyuk kayiplar vermistir, butun bu kayiplar icinde Egemenlerde kayip yok sayilir olmasi buyuk bir suru isareti olsa da, Bolup Parcaladiklari toplumun bu gibi olumsuzluklari inceleme ve arastirma gibi bir imkan verilmemistir.
Tipki Dinci Yobaz ve Fasist Erdogan`in kendisine yonelik olabilecek ufak bir elestiri veya kendisine gosterilen tepki karsisinda SUC DUYURUSUNDA BULUNUP, TEROR ORGUT MENSUBU gosterip zindanlara atmasi gibi.
Burada "SUC" Erdogan`dami? yoksa urkutulmus, sindirilmis insanligi ayaklar altina almis KORKAK toplumun kendisindemidir?
Elbette sindirilmis, urkutulmus ve korkak toplumun kendisindedir.
SUSMA SUSTUKCA SIRA KENDISINE DE GELECEGINI DUSUNMIYEN BIR TOPLUM YOK OLMAK ZORUNDADIR.
Boylesi bir toplum her turlu haksizligi, zulumu ve olumsuzlugu hak ettigine inaniyorum.
CORONA VIRUSU
Ilk kez aralık ayinda gorulen ve '2019-nCoV' olarak adlandirilan virus, koronavirus adiyla biliniyor.
Coronavirusler, buyuk bir virus ailesinin bir alt turudur;
ust solunum yolu enfeksiyonları ile benzer belirtiler gosterir. Enfeksiyon belirtileri arasinda solunum problemleri, ates, oksuruk, nefes darligi ve nefes alma zorlugu bulunur.
Daha ciddi vakalarda, enfeksiyon pnomoniye (akciger iltihaplanmasi), ciddi akut solunum sendromu, bobrek yetmezligine ve hatta olume neden olabilmektedir.
Coronavirus enfeksiyonlarinin MERS ve SARS gibi turleri olumculdur.
Bir Coronavirusun yol actigi siddetli akut solunum yolu sendromu olan (SARS), Çin'de 2002 yilinda salgindan etkilenen 8 binden fazla insanin 774'unun olumune sebep olmustu.
Suudi Arabistan basta olmak uzere Ortadogu ulkelerinin korkusu haline gelen Coronavirusu bir turu olan MERS ise (Middle East Respiratory Syndrome – Ortadogu Solunum Sendromu), akcigerleri ve bobrekleri tahrip eder. Bagisiklik sistemini cokerten MERS virusunun uzun sureli yakin temasla bulasabilecegi belirtiliyor. Kaynagi hakkinda yeterli bilgi olmayan viruse karsi maalesef hicbir koruyucu asi veya antibiyotik ilac tedavisi bulunmuyor.
AIDS hastaligi Egemenler tarafindan ozellikle Afrika kitasinda cikarilmasinin insanlar uzerinde yapilan farkli deneyimler sonucu ortaya cikmistir.
Sonuc olarak Egemenlerin son oyunu olan Corona Virusun cikarmalarin tek amaci ve bu Virusa karsilik sozde tedavi asisi bulma politikasinin yavas alma taktigi, Genel olarak 65 yas ustunu yok etme politikasidir, 65 yas ustu insanligin daha uzun yasamasi elbette egemenlerin isine gelmemektedir, Emeklilik parasinin yani sira saglik tedavileri oldukca bunlar icin yuklu bir masraf oldugu icin, 65 yasina kadar calismis, vergisini odemis, mezarda emeklilik politikalari bile az gelmis olacakki, 65 yas ustu olan insanlari toplu nasil katledebilirim politikasindan baska bir sey degildir.
Devami Olarak Tarihte Insanlik Uzerinde Oynanmis Oyunlari Siraliyabiliriz....
Saygi ve Insani Sevgilerimle
MILLIYETCILIK COCUKLUK HASTALIGIDIR. INSANLIGIN DA KIZAMIGIDIR. EINSTEIN.
ADOLF HITLER VE MUSSOLINI GIBI IRKCILARIN USTASI, ATATURK`TUR
|

11-04-2020, 23:53
|
|
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 23 Sep 2012
Mesajlar: 1.280
|
|
Dunyayi parmaginin ucunda oynatan, Dunya halklarinin ve insanligin bas dusmani olan Emperyalizme karsi mucadele vermek...
INSANLIGIN KURTULUSU ICIN VERILEN MUCADELEDIR
2003 yilinda Canada Basbakani ile ABD Basbakani arasinda cok ciliz bir surtusme ortaya cikmisti, Sebep ise Orta doguda devam eden haksiz savas ve petrol kavgasina alet olmiyacaklarini dolayisiyla ASKER gondermiyeceklerinin tepkisinden dolayi. ABDE buna karsilik kafasina gore bir saldiri veya misilleme politikasini yuruttu, yuruttu yurutmesine de her zamanki gibi Baltayi kendi ayagina vuran geri zekali politikasinin bir devamini yapti.
ABD, deli dana hastalığına yakalanan Holstein türü ineğin iki yıl önce Kanada'dan ithal edildiğini iddia ederken Kanadalı yetkililer bunun kanıtlanması için DNA testi yapılmasını istediler.ABD Tarım Bakanlığı Başveterineri Dr. Ron DeHaven, deli dana hastalığı taşıdığı belirlenen Holstein cinsi ineğin, Kanada'daki Alberta'dan ABD'deki Eastport'a gönderilen 74 baş sürünün içinde olduğundan şüphelendiklerini bildirdi. DeHaven, bu hayvanların süt inekleri olduğunu ve büyük olasılıkla çoğunun yaşadığını ifade etti.Kanada ise, ABD'nin ülkede deli dana hastalığı taşıdığı belirlenen Holstein cinsi ineğin yaklaşık 2 yıl önce Kanada'dan ithal edildiğine ilişkin açıklaması için ‘‘çok erken''yorumunu yaptı.Kanada Gıda Denetleme Dairesi Başveterineri Brian Evans, düzenlediği basın toplantısında, ‘‘Şu anda böyle bir sonuca varmak için çok erken. Ayrıca deli dana hastalığı taşıyan ineğin Kanada'dan ithal edildiğine ilişkin kesin bir kanıt yok'' dedi. Evans, birkaç gün içinde beklenen DNA sonuçlarının bu iddianın doğru olup olmadığını göstereceğini belirtti.ABD'nin bu sonuca varmak için öne sürdüğü delillerden kuşku duyduğunu söyleyen Evans'a göre, hayvanın kulağındaki ‘‘bang hastalığı''na ait aşı künyesi ineğin Amerika'da doğduğunu gösteriyor çünkü Kanada bu hastalığı 1980'ler ortasında yenmiş ve bu aşıyı yapmayı bırakmıştı.
ABD ve onun gibi Dunya halklarin bas dusmani olan Emperyalist guclerin bir birlerine rekabet politikalari tarihler boyunca surdu, surdurmeye de devam etmektedirler.
Gezegenimizin her köşesini diğer canlılarla paylaşıyoruz. Bunların arasında mikroskobik ölçekte olan bakteriler, mikroplar ve virüsler de var. Aralarında yediklerimizin oluşmasını sağlayanlar ve bize yardımcı olanlar da bulunuyor ancak sonumuzu getirebilecek olanlar da.
Şu anda bile vücudunuzun üzerinde, ellerinizde ve ağzınızın içerisinde kötü huylu bakteriler ve mikroplar var. Örneğin ölümcül stafilokok bakterisi taşıyor olma ihtimaliniz yüzde 25. Bu bakteri size zarar vermeyebilir fakat bir başkasından alırsanız hayatınızı kaybedebilirsiniz.
Bağışıklık sistemimiz ve günümüz tıbbının imkanları çoğu zaman bizi korumaya yeterli oluyor ancak bu mikro organizmalar bizden çok daha uzun süredir dünyada yaşıyor ve dayanıklı olup soylarını devam ettirmek konusunda bizden daha kararlı ve istikrarlı görünüyorlar.
Elbette insanoğlunun hayatta kalma azmi de küçümsenemez. Büyük kayıplar verilse de insanlık bugüne kadar başına gelen en korkunç salgınları atlatmayı ve türünü devam ettirmeyi başardı.
İşte insanlık tarihini şekillendiren en ölümcül salgın hastalıklar:
1) Antoninus (Galen) salgını
MS 165-180 yılları arasında Roma İmparatorluğu'nda yaşanmış olan ve doğu seferlerinden dönen askerler tarafından getirilmiş salgın bir hastalık olan Antoninus vebası günde 2 bin kişinin ölümüne neden olmuş bilinen ilk büyük veba salgınlarından biri.
Araştırmacılar yaşanan hastalığın çiçek ya da kızamık olduğundan şüphelenmiş olsa da gerçek sebebi hala belirsizliğini koruyor. Salgın, Roma İmparatorları Lucius Verus ve Marcus Aurelius Antoninus'un da hayatını kaybetmesine sebep olurken imparatorluk toplam nüfusunun yüzde 30'unu yitirmişti.
2) Jüstinyen Vebası
541 yılında Konstantinopol'de İmparator Jüstinyen tahtta otururken Avrupa'da başlayan bir salgın önce Mısır'a oradan Filistin'e, Suriyeye ve oradan da Anadolu'ya ulaştı. Jüstinyen Konstantinapol'a tüm giriş çıkışları kapattıysa da salgın hastalık askeri birliklerin şehre getirdiği malzemeler arasında yer alan fareler yoluyla girdi.
Farelerin tüyleri arasına gizlenen ve bir milimetreden küçük 'Xenopsylla' isimli uçucu bir böcek, midesinde 'Pasteurella pestie' denen ölümcül veba bakterisi taşıyordu. Bu böcekler uçarak çevrede bulunan diğer farelerin tüyleri arasına yerleşip hızla üredi.
İnsan vücudunun herhangi bir noktasına konup ısırarak veba mikrobunu aktaran böcekler hastalığı bulaştırdıkları kişilerin birkaç gün içerisinde ölmesine neden oldu.
Bir hafta içinde veba şehirde hızla yayıldı ve ölümler başladı. Sarayın çevresi askeri birliklerce karantinaya alındı. Başlangıçta günde birkaç yüz olan ölü sayısı, kısa süre sonra binlere ulaştı. Mezar yerleri dolunca, ölüler denize atılmaya başlandı.
Hastalık normal seyrini sürdürdü ve zamanla kendiliğinden yok oldu ancak o zamana kadar dönemin en kalabalık şehirlerinden olan Konstantinopol nüfusunun yüzde 40'ını kaybetti. Salgın iş gücü ve asker sayısını kaybeden Bizans'ın zayıflamasına ve saldırılara açık hale gelmesine neden oldu ki bu durum Avrupa tarihini kökten değiştiren gelişmelerin yaşanmasına vesile oldu.
3) Kara Veba
1346 - 1353 yılları arasında meydana gelen Kara Veba salgınının 75 ila 200 milyon arasında insanı öldürdüğü düşünülüyor. Tam sayıları bilmek mümkün olmasa da özellikle Avrupa nüfusunun bu yıllarda yüzde 30 ila yüzde 60 oranda azaldığı belirtiliyor.
Yaşanan kıyım sonrası toplumda tanrının ve kilisenin sorgulanmasına sebep olan Kara Veba salgınının dinde reformun ve hayatın pek çok alanında rönesansın başlamasının başlıca nedenlerinden biri olduğu biliniyor
4) Amerikan yerlilerinin (KIZIL-DERELI) suçiçeği ile karşılaşması
15. yüzyılda Avrupalılar yeni dünyayı keşfetti. Amerika kıtasındaki yerliler ile temas eden Avrupalı kaşifler beraberlerinde getirdikleri virüs ve bakterileri buradaki insanlara bulaştırdılar.
Suçiçeği hali hazırda Avrupa'nın üçte birini öldürmüştü ancak bağışıklık sistemleri Avrupalılar gibi gelişmemiş olan ve ilaçları da yetersiz kalan Amerikan yerlilerinin hiçbir şansı yoktu. Milyonlarca insan öldü ve o dönem yerli nüfusun yüzde 90'ı yok oldu. Bu durum Amerika kıtasının Avrupalılarca kolonileştirilmesini son derece kolaylaştırdı.
19. yüzyılın başına kadar toplamda her iki Amerikan yerlisinden biri Avrupa'dan gelen hastalıklar nedeniyle öldü.
5) Cocoliztli salgınları
16. Yüzyılda 'Yeni İspanya' adı verilen bugünkü adıyla Meksika olan bölgede görülen birkaç farklı hastalığın aynı dönemde oluşmasıyla yaşanmış salgın felaketi 'cocoliztli salgınları' olarak anılıyor.
Bugün yapılan incelemeler sonucunda balıklarda bulunan salmonella bakterisi kaynaklı olduğu düşünülen salgınların 1520 - 1576 yılları arasında toplamda 15 milyona yakın insanı öldürdüğü, Maya uygarlığı için sonun başlangıcı olduğu ve yıllar içerisinde günümüz Venezuela'sından Kanada'ya kadar yayıldığı sanılıyor
6) Yedi farklı Kolera salgını
Uygarlık tarihimizde yedi büyük kolera salgını yaşandı ancak bunlardan en ölümcül olanı üçüncüsü olan ve 1852 - 1860 tarihleri arasında meydana gelen salgındı. Koleranın başlıca sebebi içme sularının kirlenmesi ancak sebebin bu olduğu üçüncü salgına kadar anlaşılamadı.
Uzun dönemler boyunca insan dışkıları ve atıkları aynı zamanda içme ve pişirme için kullanılan su kaynaklarına döküldü. Bunun büyük bir felaket haline geldiği yer ise o tarihlerde Hindistan oldu.
Bugün bile dünyanın en kirli nehirlerinden biri olan Ganj nehri 2011'de yapılan bir çalışmaya göre 100 mililitresinde 1,1 milyar dışkı bakterisi barındırıyor. Bu oran içerisinde yıkanabileceğiniz en kötü suda olması kabul edilebilecek oranın 500 bin katı. Hindular bu nehirde yıkanmanın kutsal olduğuna inanıyor ve günlük işlerinde nehir suyundan azami şekilde istifade ediyorlar. Bu nedele kolera bu bölgede sıklıkla karşılaşılan bir hastalık türü.
Ne var ki, 19.yy'da yaşanan büyük salgın ile kolera tüm Hindistan'a oradan Afganistan'a ve Rusya'ya yayıldı. Resmi kayıtlara göre sadece Rusya'da bile 1 milyon insanın ölümüne neden olan salgın oradan Avrupa'ya ve Afrika'ya son olarak da Amerika'ya ulaştı.
Kolera bulaşan her 5 kişiden 1'inde tehlikeli derecede ishal görülüyor. Hızla tedavi edilmezse bu kişilerden yarısı hayatını kaybediyor. Yedi kolera salgınında toplamda ölen insan sayısı tam olarak bilinmese de bunu milyonlarla ifade etmek mümkün.
Üçüncü salgın ile doktorlar koleranın nedenini buldu ve o tarihten sonra içme suyunun arıtılması ve kaynatılması gerektiği bilgisi dünyada yaygınlaştı.
7) Üçüncü Veba salgını
1855 - 1859 yılları arasında Çin'de başlayarak dünyaya yayılan ve sadece Çin'de ve Hindistan'da bile 12 milyon insanın ölümüne neden olan bu salgına Jüstinyen Vebası ve Avrupa'nın Kara Vebası ardından 'Üçüncü Veba' denildi.
Etkileri bir asır kadar süren salgın Amerika kıtasına uzak doğudan gelen farelerle taşındı. Daha önceki vebalardan farklı olarak ilerlemiş olan tıp bilimi bu hastalığın incelenmesine ve tedavi edici ilaçlar oluşturulmasına imkan sağladı. Bunların başında da antibiyotikler geldi.
8) Birinci Dünya Savaşı sırasındaki Tifüs salgını
1914 - 1918 yılları arasında Tifüs bakterisini taşıyan bitlerin neden olduğu salgın savaşın beraberinde getirdiği bir olguydu. Avrupa ve Asya'da 25 milyon kişi hastalandı ve özellikle Sovyetler Birliği ülkelerinde 3 milyona yakın insan hayatını kaybetti. Batılı ülkeler salgına neyin neden olduğunu daha hızlı anladı ve bitlerden kurtulmak üzere önlemler alındı. Doğu ülkeleri ise daha geç önlem aldı ve bu nedenle dünyanın bu kısmında çok daha fazla sayıda insan hayatını kaybetti.
9) 1918 İspanyol Gribi salgını
Birinci Dünya Savaşı'nı takip eden yıllarda 500 milyon insana bulaşan H1N1 influenza virüsü neden olduğu yüksek ateş ile dünya genelinde 50 ila 100 milyon arasında sağlıklı insanın ölümüne neden oldu. Bu sayı birinci ve ikinci dünya savaşlarında ölen insan sayısının toplamından kat kat daha fazladır.
Bu virüsü diğerlerinden ayıran şey saldırdığı bünyenin bağışıklık sistemi ne kadar güçlüyse ateşin de o kadar yüksek meydana gelmesiydi. İspanyol Gribi tarihteki en büyük felaketlerden biri olarak kayıtlara geçti.
10) 1957 Asya Gribi salgını
Çin'de başlayan Influenza-A virüsünün ördeklerde mutasyona uğrayarak insana geçen bir hastalık olduğu düünülüyor. Asya Gribi olarak adlandırılan hastalık 4 milyona yakın insanın canına mal oldu. Aynı bulunan bir aşı ile salgının önüne geçildi. Bir yıl içerisinde 40 milyon kişi aşılandı.
Asya Gribi kitlesel aşılanmanın önemini ve etkisini gösteren en önemli örneklerden biri haline geldi.
11) HIV (AIDS) virüsü
20. yüzyılın ortalarında maymunlardan insana geçtiği anlaşılan HIV virüsünün saptanabilen ilk örneği 1959'da Kongo'da görüldü. Ne var ki, teşhisi ve adı ancak 1980'lerde konuldu. Son 30 yılda 36 milyon insanın hayatına mal olan virüsü kesin tedavi edebilecek bir çözüm hala bulunmuyor. Sadece önlem almak ve hastalığa yakalandıktan sonra ömür boyu ilaç tedavisi kullanmak gerekiyor.
Emperyalizme, Sosyal Emperyalizme ve Herturden Bagnazliga, Barbarliga, Gericilige ve Fasizme Karsi Verilecek Mucadele, Insanligin Kurtulusu Olacaktir...
Bunun Adina SINIRSIZ VE SINIFSIZ BIR DUNYA YARATMAKLA GECECEKTIR...
Saygi ve Insani Sevgilerimle.
MILLIYETCILIK COCUKLUK HASTALIGIDIR. INSANLIGIN DA KIZAMIGIDIR. EINSTEIN.
ADOLF HITLER VE MUSSOLINI GIBI IRKCILARIN USTASI, ATATURK`TUR
|

12-04-2020, 05:33
|
|
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 23 Sep 2012
Mesajlar: 1.280
|
|
Sahgideger Dostlar.
Egemenlerin Oyunlarini Bosa Cikarmanin Yolu, Butun imkan ve olanaklarimizi kullanarak ozellikle basta kendimizi daha sonra buyuklerimizi korumak ve kollamak zorundayiz.
Kendimizi koruyamazsak buyuklerimizi ve sorumlulugunu aldigimiz etrafimizdaki insanlari koruyamayiz.
Ozellikle
1,Kelle- Paca corbasini tuketin,
2,Zencefil (Cinger) cay ve cig cig aci olmasina ragmen turketmekte yarar var.
3. Ezdiginiz Sarmisak, Bal ve Limon karisimini gunde bir kez tuketmeye calisin.
https://hisarhospital.com/corona-vir...hribati-buyuk/
MILLIYETCILIK COCUKLUK HASTALIGIDIR. INSANLIGIN DA KIZAMIGIDIR. EINSTEIN.
ADOLF HITLER VE MUSSOLINI GIBI IRKCILARIN USTASI, ATATURK`TUR
|

14-04-2020, 06:24
|
|
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 23 Sep 2012
Mesajlar: 1.280
|
|
Gülfer AKKAYA yazdı:
Evde kal çağırılarına uyabilen kişiler gerçek anlamda evde mi kalıyorlar, yoksa bu günlerde ellerinde telefonları, parmakları ucunda mağaza mağaza, market market, lokanta lokanta dolaşmaya devam ederek koronavirüsü yaymaya devam mı ediyorlar?
Koronavirüs salgınının dünyayı ele geçirdiği şu günlerde daha önce tanıklık etmediğimiz çokça toplumsal davranışa tanıklık ediyoruz.
Kapitalizmin toplumu ve dünyayı istediği şartlara ve biçimlere nasıl dönüştürüp, istediği insan tipini oluşturarak yönetebilme gücünü en ince ayrıntılarına dek gördüğümüz günlerden geçiyoruz.
Bu nedenle koronavirüs günlerinde evde kalabilenlerin durup kendilerini ve davranışlarını gözden geçirmek için önemli bir fırsata sahip olduklarını düşünüyorum.
‘Evde kalanlar' gerçekten evde kalıyor mu?
Evde kal çağırılarına uyabilen kişiler gerçek anlamda evde kalıyorlar mı, yoksa bu günlerde ellerinde telefonları, parmakları ucunda mağaza mağaza, market market, lokanta lokanta dolaşmaya devam ederek, oturdukları yerden verdikleri siparişler aracılığı ile koronavirüsü yaymaya devam ediyorlar mı?
Koronavirüsün yayılmasına karşı önlem olarak evde kal çağırılarına uyup evde kalabilme şansına sahip kesimlerle, onlar kadar şanslı olamayan ve her zamankinden çok daha ağır koşullarda, üstelik ölüm pahasına çalışmak zorunda kalan şanssız kesimler olarak karşı karşıya getirildiğimiz günlerdeyiz.
Üstelik bu zulmü görebilen ve bundan rahatsız olanların sayısı o kadar az ki…
Herkesin başta kendi canını düşünmeye kilitlendiği koronavirüs günlerinde bir yandan işe gidenlerin de evde kalmasını talep ediyoruz ama diğer yandan evde kalanlar olarak sosyal medya üzerinden çok çeşitli (kıyafet, yiyecek, kitap vb.) alışverişlerimizi üstelik her zamandakinden çok daha artmış şekilde sürdürüyoruz.
Zaten bizleri evde otururken alışveriş yapmaya teşvik etmek için debelenen korona fırsatçısı sermaye durur mu? Hemen kolları sıvıyor.
Sermaye hemen duruma uyum sağladı
Market zincirleri hızla duruma uyum sağladılar. Yaptıkları reklamlarla koronavirüse karşı nasıl duyarlı firmalar olduklarını ve halk sağlığı için "evde kal" çağırılarını nasıl önemsediklerini "Sen evde kal, siparişlerini yolla, kapına getirelim" tutumlarından anlıyoruz.
Kimi market zincirleri çalışanlarına sözleşmeleri dâhilinde olmayan birçok iş yükledi korona günlerinde. Market içinde çalışmakla yükümlü işçiler artık evlere sipariş götürmeye başladılar. Geçim derdi, örgütsüzlük işçileri ölümü göze alarak çalışmaya zorluyor.
O siparişleri biri kapınıza dek getirecek
Sorunun önemli ve esas büyük kısmı bu. Diğer kısmı ise bu reklamlara gözü kapalı kapılıp, ne yapıyorum ben diye durup düşünmeden sipariş yollayanlar. Sırf kendi canının ve konforunun derdine düşen evde kalabilenler. Markete gidersem yolda, markette, yanımdan geçen birinden virüs kaparım diye korkup, kendisine bir şey olmasın diye sipariş yazıp yollayanlar.
Oysa o siparişleri biri kapısına dek getirecek. Üstelik o kişi bu işi gün boyunca defalarca yapacak, markette, yolda, yanından geçeceği birinden o da virüs kapabilecek. Siparişleri kapısına bıraktığı kişi ile -ki bu gün boyu çok fazla kişi demek- temasla virüsü kapma risk ile yüz yüze olacak.
Siparişi verenler gibi bu kişinin de birlikte yaşadıkları, sevdikleri, gittiği bir evi var ve o evdekiler de bu yüksek tehlike ile yüz yüze yaşayacak.
Devlet gibi mi davranacağız?
Bunlar olabilecekken daha önemli olan şey şu: Tıpkı devlet, iktidar, sermaye gibi, kısmen daha şanslı kesime ait olan evde kalabilenler olarak hep beraber kimlerin yaşayacağına, kimlerin öleceğine biz de karar veriyor olacağız.
Kendimizi koruduğumuz virüse karşı başkalarının hayatlarını kendi hayatlarımız gibi kayırmayacak, hiçe sayacağız. Markette çalışan işçinin kapımıza gelmesinden rahatsız olmayacağız, aksine bu "hizmetten" memnun olacağız. Çünkü bizi ölümden koruyor olacak. Aynı "hizmetin" kimleri ölümün kucağına attığı ile ilgilenmeyeceğiz. Hele hele buna araç olduğumuzu asla düşünmeyeceğiz.
O marketleri yönetenler bu yanımızı bildiği için bu tür insanlık dışı önerilerle gelebiliyorlar. İşçiler ise örgütlü olamadıklarından ve açlık, işsizlik korkusu nedeniyle buna karşı çıkamıyorlar.
Oysa parmaklarımız akıllı telefonlarımızın üzerinde en akıl dışı siparişleri vermeden birkaç saniye durup düşünebiliriz. O sipariş ile bir insanın ölmesine neden olabiliriz.
Gücümüzün bir yanı da tüketmemek
Gerçekten zaruri olmayan siparişlerden vazgeçmek zor değil. Ve kendimiz önlem alarak çıkıp alışverişimizi yapabiliriz. Gerçekten ihtiyacı olanlar haricinde kimse başkasından hizmet istememeyi öğrenmeli artık korona günlerinde. İhtiyacı olanlar için de belediyeler vb. kamu kurumları devreye girmeli, çalışanların hayatına kıymet vermeyen işçi katili kapitalistler değil.
Unutmayalım ki, kapitalizme karşı gücümüz sadece üretimden gelmiyor, bu gücün önemli bir tarafı da tüketmemekten geliyor. Vereceğimiz her siparişe, yapacağımız her alışverişe bir de buradan bakarsak, kapitalizmin önümüze sürdüğü ve işçinin emekçinin sağlığına, yaşamına neden olacak "hizmette sınır yok" vahşiliğine "hizmete sınır koy" diyerek karşı çıkabiliriz.
Dayanışma, mücadele yaşatır bizi ancak
Koronavirüsü de bir kesime evde kal deyip diğer bir kesimi "hizmette sınır yok" diye çalıştırarak, sokaklara salarak yenemezsiniz.
Hafta sonu sokağa çıkma yasağının konmasıyla bir kez daha gördük ki koronavirüsü yaygınlaştıran en temel şey kapitalizmin kâr hırsı.
Başkalarının hayatı da bizim hayatımız kadar önemli. Dayanışma, mücadele yaşatır bizleri ancak. Bunun için hizmette sınır yok diyenlere "Hizmete sınır koy" diyerek o hizmeti reddedip, evde kalırken de daha güzel günler için mücadele edebiliriz. Bu hem mümkün hem de böyle sınıfsal dayanışmalara ihtiyacımız var.
Sahi yaa, Basta Erdogan olmak uzere Meclisteki sozde Millet Vekiller neden Calisamak zorunda olduklarini soylediginiz Emekciler gibi "Hizmette sinir yok" politikalarinizla sokaklara cikmiyorsunuz...
Hani oy avciligina geldigi zaman Vaatleriniz, yapamiyacaklarinizi yiginla siralarken, bazilariniz da kapi kapi dolasirken, neden simdi hizmet vermiyorsunuz?
Caniniz COK TATLI DEGILMI?
MILLIYETCILIK COCUKLUK HASTALIGIDIR. INSANLIGIN DA KIZAMIGIDIR. EINSTEIN.
ADOLF HITLER VE MUSSOLINI GIBI IRKCILARIN USTASI, ATATURK`TUR
|

14-04-2020, 06:29
|
|
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 23 Sep 2012
Mesajlar: 1.280
|
|
Demokrasi İçin Birlik (DİB),
Meclis'te görüşmeleri devam eden infaz indirimi düzenlemesiyle ilgili yaptığı açıklamada "siyasi tutuklular ölüme terk edilmek isteniyor" dedi.
'Korona Yasaları; Salgının Ortasında Büyüyen Karanlık' başlığıyla yayımlanan açıklamada "Uyarıyoruz, salgından daha az kayıpla çıkmanın yolu otoriterleşmeyi artırmak değil, demokrasi ve şeffaflıktır. İktidarın önceliği toplum üzerindeki baskıyı artırmak değil" denildi.
Açıklamada infaz düzenlemesi ve torba yasada yer alacağı konuşulan düzenleme ile "siyasi tutukluların ölüme terk edileceği, emekçilerin de kazanılmış haklarını bile gasp edileceği" belirtildi.
"İktidar, yönetilemeyen salgın krizine karşı büyüyen toplumsal tepkiden korkuyor"
Açıklamada şöyle denildi:
"Salgınla ilgili hayati önlemleri almayan, salgın sürecini şeffaflıktan uzak biçimde, saraydan yöneten tek adam rejimi, bildiğini okumaya devam ediyor. Salgınla mücadele adı altında meclise sunulan yasa tasarılarıyla toplumsal muhalefeti bastırmak, otoriterliği artırmak, emekçilerin haklarını gasp etmek peşinde. Çünkü yönetilemeyen salgın krizine karşı büyüyen toplumsal tepkiden korkuyor.
"Torba yasada ve infaz yasası düzenlemesinde yer alan değişikliklere göz atalım: İnfaz yasası düzenlemesinin amacı yağma, dolandırıcılık, kasten yaralama, tehdit, hırsızlık, suç işlemek için örgüt kurmak veya yönetmek gibi suçlardan hüküm giyenlere af çıkarıp, cezaevlerini muhaliflerle doldurmak. Yasa tasarısıyla, cumhurbaşkanına hakaret ve düşünce suçlarının kapsamı genişletiliyor. Sosyal medya mesajıyla ya da konuşmalarıyla düşüncelerini ifade ettikleri için ceza alanlar 18 ayın altında hapis cezası aldıklarında cezaevine girmezken değişiklikle 7 ay hapis yatacak.
"İnternet kullanımıyla ilgili düzenleme ile haberleşmeyi engellemeyi amaçlıyor"
"İnternet kullanımıyla ilgili düzenlemelerin yer aldığı yeni torba yasa tasarısı, toplumsal muhalefeti baskılamak, haberleşmeyi engellemek, düşünce ve ifade özgürlüğünü tümüyle yok etmek anlamına geliyor. Yasanın amacı, muhalif görüşlerin yaygınlaştığı, iktidar medyasında dışında habercilik yapılabilen tek mecra olan interneti tamamen kontrol altına almak.
"İşten atmalar üç ay erteleniyor, ücretsiz izin yasalaşıyor"
"İşçi sendikaları uyarıyor, Koronavirüs salgını fabrikalardan her gün can almaya başladı.
'İşten çıkarmalar üç ay yasaklanıyor' iddiasıyla ortaya atılan yasa tasarısı ise, işten atmaları yasaklamıyor, üç ay erteliyor, ücretsiz izin yasalaşıyor.
İşverenlere işsizlik fonundan ücretsiz izne çıkarma hakkı tanınarak yeni kaynak aktarılıyor.
İşçilere tek yanlı ücretsiz izne çıkmaları halinde ayda sadece 1177 lira (günde 39 lira) aylık ödenecek. Üç ay sonra işten atılanlar işsizlik sigortasından da yararlanamayacaklar. Yani ya açlık ya korona."
DİB, Koronavirüs salgınına karşı alınması gereken önlemleri ise şöyle sıraladı:
■ Ülke çapında özellikle büyük kentlerde tam karantina sağlanmalıdır.
■ İşlerini ve gelirlerini kaybedenlerin geçimleri devlet tarafından karşılanmalıdır.
MILLIYETCILIK COCUKLUK HASTALIGIDIR. INSANLIGIN DA KIZAMIGIDIR. EINSTEIN.
ADOLF HITLER VE MUSSOLINI GIBI IRKCILARIN USTASI, ATATURK`TUR
|

14-04-2020, 19:00
|
|
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 23 Sep 2012
Mesajlar: 1.280
|
|
Turkiye deki Egemenler Yalanlarina ve Iki Yuzlu politikalarini surdurerek, Oldurmek istediklerini oldurme politikalarina devam etmektedir.
Herkes Bizi ORNEK aliyormusmus.
Herkes Diktator ve Yalancilarimizi ORNEK ALIYORMUSMUS!!!!!
ANKARA – WHO Sözcüsü Dr. Margaret Harris, koronavirüs vaka sayılarına dair, "İtalya ve İspanya dahil Avrupa'nın bazı yerlerinde düşüş gösterirken, Britanya ve Türkiye'de salgın hala artıyor" açıklaması yaptı.
Dünya Sağlık Örgütü (WHO) Sözcüsü Dr. Margaret Harris, Cenevre'de gerçekleştirdiği basın toplantısında koronavirüse (Kovid-19) dair açıklamalarda bulundu. Türkiye'de artan koronavirüs vaka sayılarına dikkati çeken Harris, "Kovid-19'a dair yeni vaka sayıları İtalya ve İspanya dahil Avrupa'nın bazı yerlerinde düşüş gösterirken, Britanya ve Türkiye'de salgın hala artıyor" dedi.
Dünya çapında salgın tablosuna bakıldığında vakaların yüzde 90'ının Avrupa ve ABD'den geldiğini not eden Dr. Harris, "Henüz pik noktasını kesinlikle görmüyoruz" diye belirtti.
Öte yandan aşı konusunda yeni bir bilgi paylaşan Dr. Harris, "Aşıyı 12 aydan daha önce görmeyi beklememeliyiz" ifadesini kullandı. (MA)
MILLIYETCILIK COCUKLUK HASTALIGIDIR. INSANLIGIN DA KIZAMIGIDIR. EINSTEIN.
ADOLF HITLER VE MUSSOLINI GIBI IRKCILARIN USTASI, ATATURK`TUR
|

15-04-2020, 03:36
|
|
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 23 Sep 2012
Mesajlar: 1.280
|
|
Babalarinin oyununu Turkiye de yasiyan insanlarin nabzina gore vermeye calisan, surekli insanlari kandirip yalan ustune yalan soyliyen ulkenin yetkilisi.
firsat bu firsat NE KADAR YASLI VE EMEKLI INSANLARI OLDUREBILIRSEM KARDIR. Mantigini istedigi gibi uygulamaktadir.
Coronavirus`u az kapmislar daha fazla kapmalari icin Gece 21:45 de gece yarisindan sonra sokaga cikma yasagi olacak politikasi ile insanlari sokaklara doktu.
Virus`u kapmiyanlari, kapmalari icin zemin hazirladi, Cunku Hazineyi bosaltti, Hazinede para yok, Kendisi, Cocuklari, Damadi, Akrabalari, Yakinlari ve Yandaslari tarafindan har vurup harman savurdular, istedikleri yatirimi yaptilar. Fakat Efendilerinin boylesi bir oyun oyniyacagindan haberleri yoktur!!!
Simdi haberleri oldu, Firsat Bu Firsat, Emekli Paralari ve Emekli tedavi ve ilaclari kendisi icin oldukca buyuk bir yuk...
Bir Tas ile Kus Vurmak tam da buna derler.
Yaptirdi,
Istifa Etmesini Istedi,
Soylu ilk basta yanlis demec verse`de, Soylemesi gerekeni soyletti,
Istifa Ettirdi.
Hemen Ardinda Bu iyi cocuk,
Isini ve Gorevini cok iyi yapiyor,
Dedigimden disari cikmiyor.
Davutoglu ve digerleri gibi kivirmiyor,
Sen Istifa Etmiyorsun, Oyuna devam ediyoruz, Bu konuda yorum yapan, ileri geri konusani da TEROR ORGUT MENSUBU der, iceri atariz.
Bize Kimse Karisamaz, Cunku Biz Bu Ulkenin Diktatorleriyiz...
Soylu'nun istifası Erdoğan'n oyunu
Soylu'nun istifası Erdoğan'n bir oyunu. İyi polis ve kötü polis oyunun, ve bu sadece insanlara affetsin deye yapıyor.
Sokağa çıkma yasağı Erdoğan tarafından söylendi ve böyle büyük bir tepki olduğu için Erdoğan'ın kendisini kurtarması gerekiyor için bunu yapıyor.
Erdoğan Soylu'nun gizlice istifa etmesini söyledi kesin. İstifa etmesini istemiyormuş gibi görünmek ve iyi insan gibi davranmak onun planı.
Bide yok ben sokak çıkma yasağı Erdoğan değil de ben (Soylu) söyledim de, hep suç benim olsunda Erdoğan iyi benzesin. İnsanların öfkesi Erdoğan değil de beni üstümü olsun. Odan soruna ben çıkım ve insanların öfkesi bitisin.
Bu nasıl bir şaka ve bir oyun, sadece bu olsa. İnsanlar gözünü açsın artık yeter ya, Türkiye ne hale getirdelerini görsünler artık. İnsanlar soru sorup ve biraz büyük resmimi görseler, biz dağ iyi yolarda oluruz. Halkı salak salak gibi oyunlatıyorlar.
Kusuru bakma arkadaşlar sinirim var ama gerçekten yeter.
KORKUNUN OLUME FAYDASI VARMIDIR?
KORKAK BIR TOPLUMUN YASAMA HAKKI OLABILIRMI?
SUSTUGUN ZAMAN, SIRANIN SANA GELMIYECEGINIMI DUSUNUYORSUN?
MILLIYETCILIK COCUKLUK HASTALIGIDIR. INSANLIGIN DA KIZAMIGIDIR. EINSTEIN.
ADOLF HITLER VE MUSSOLINI GIBI IRKCILARIN USTASI, ATATURK`TUR
|

15-04-2020, 03:43
|
|
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 23 Sep 2012
Mesajlar: 1.280
|
|
Süleyman Soylu'nun istifası oyun mu?
İstifa senaryosuyla Soylu, Erdoğan ve iktidara karşı oluşan tepki, eleştiri dalgasının önü kesilirken, toplumun da "gazı" alındı.
BOYLE BIR TOPLUMA SAHIP OLAN BU ULKENIN NEDENSE GAZI HEP ALINIYOR VE HALI BOYLE OLUYOR,
BOYLE OLMAYA DA DEVAM EDECEKTIR,
ASLINDA BU TOPLUM, GAZI ACIK ACIK BIRAKSA ERDOGAN VE TAYFASINI ZEHIRLEMEYE VE HAK ETTIKLERI YERE GONDEREMEYE YETER....
MILLIYETCILIK COCUKLUK HASTALIGIDIR. INSANLIGIN DA KIZAMIGIDIR. EINSTEIN.
ADOLF HITLER VE MUSSOLINI GIBI IRKCILARIN USTASI, ATATURK`TUR
|

16-04-2020, 18:15
|
|
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 23 Sep 2012
Mesajlar: 1.280
|
|
Son dakika haberler... ABD'de korkunç rakam! 1 günde 4931 kişi öldü
ABD'de yeni tip Corona Virüsü (Kovid-19) salgınında hayatını kaybedenlerin sayısı son 24 saatte 4 bin 931 artarak 30 bin 990'a çıktı.
Kovid-19 salgınının en etkili olduğu ülkeler listesinde ilk sırada bulunan ABD'de vaka ve ölü sayısı her geçen gün artıyor.
Johns Hopkins Üniversitesinin paylaştığı son verilere göre, ülkede virüsün bulaştığı kişi sayısı son 24 saatte 30 bin 48 artarak 639 bin 733'e, can kaybı 4 bin 931 artarak 30 bin 990'a ulaştı.
Vaka ve ölü sayısındaki bu ani artışın ABD Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezinin (CDC) artık "muhtemel" Corona Virüsü vaka ve ölümlerini de rakamlara dahil etmeye başlamasından kaynaklandığı belirtiliyor.
CDC daha önce sadece kendi laboratuvarlarında ve özel ya da eyalet laboratuvarlarında yapılan test sonucu "pozitif" çıkan kişileri sayıya dahil ederken, klinik bulguları Corona Virüse işaret eden kişileri istatistiklerin dışında tutuyordu.
ABD'yi 182 bin 816 vakayla İspanya, 165 bin 155 ile İtalya, 134 bin 753 ile Almanya takip ediyor.
https://www.hurriyet.com.tr/dunya/so...-oldu-41496444
Ne Tesaduf, Amerika da Trump, Turkiye de Erdogan gibiler neden ayni akibete ugramiyor!!!!
Ozellikle 65 yas ustu insanlari katletme plan ve politikalari istedikleri gibi islemektedir.
Bolup, Parcaladiklari ve istedikleri gibi yonettikleri Dunya Halklari Uyanacakmi acaba?
MILLIYETCILIK COCUKLUK HASTALIGIDIR. INSANLIGIN DA KIZAMIGIDIR. EINSTEIN.
ADOLF HITLER VE MUSSOLINI GIBI IRKCILARIN USTASI, ATATURK`TUR
|

16-04-2020, 21:54
|
|
Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
|
|
Üyelik tarihi: 30 Jul 2016
Mesajlar: 1.929
|
|
Baskoylu´isimli üyeden Alıntı
Bolup, Parcaladiklari ve istedikleri gibi yonettikleri Dunya Halklari Uyanacakmi acaba?
|
Köle, köle olmaktan mutluysa onu uyarmaya kalkmak bir işe yaramadığı gibi uyaranı düşman sayar.
İşte bugün dünya halkları tam da böyle bir duruş içinde.
Dünya halkları kapitalizmi bir mabed haline getirmiş, kapitalizmi kendilerine tanrı tarafından ihsan edilmiş bir lütuf sayıyorlar.
Memur köle sürekli maaş aldığı için mutlu, köylü köle tarlası var diye mutlu, esnaf köle dükkanı var diye mutlu, işçi köle işi var diye mutlu, işsiz köle makarna aldığı için mutlu, müslüman köle cennete gidecek diye mutlu.
Köleler böylesine mutluyken, tanrı saydıkları kapitalizme neden isyan etsinler?
Zira kapitalizmin kendisi kölelerin kendisidir, kendi kendini imha etmezler.
İşte bu dünyada bu yüzden devrim olmuyor.
|
Yetkileriniz
|
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.
HTML-KodlarıKapalı
|
|
|
Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 12:20 .
|