Turan Dursun Sitesi Forumları
Geri git   Turan Dursun Sitesi Forumları > Genel Forumlar > Konu-dışı

Cevapla
 
Başlık Düzenleme Araçları Stil
  #1  
Alt 17-06-2007, 15:10
sargon - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
sargon sargon isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Onur Üyesi
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 01 Aug 2005
Bulunduğu yer: Isvicre
Mesajlar: 6.665

Onur Üyeliği Başarı Ödülü Başarı Ödülü 

Standart Ataol Behramoğlu'na geç kalmış bir yanıt

Cumhuriyet 05.03.2005
CUMARTESİ YAZILARI ATAOL BEHRAMOĞLU


Yurtsevmezlik...

Dilimize Farsçadan gelmiş tuhaf bir sözcük vardır: Merdümgiriz... Yemek adı olmaya sanki daha çok yakışabilecek bu sözcüğü konuşma dilinden değilse de yazı dilinden anımsıyorum... Sözlükte ''İnsanlarla karışmaktan hoşlanmayan, insanlardan kaçan (kimse)'' diye açıklanıyor... (Böylelerine İngiliz dilinde ''unsociable'' , Fransızcada - Molière' in ünlü oyun kahramanı için olduğu gibi- ''misanthrope'' deniyor...) Türkçede, bileşik bir sözcük yaparak, ''insansevmez'' de denebilir belki... Tıpkı bunun gibi, dilimizin en güzel sözcüklerinden ''yurtseverlik'' ve ''yurtsever'' in karşıtları olarak da, ''yurtsevmezlik'' ve ''yurtsevmez'' sözcüklerinin kullanılabileceğini düşündüm... Sözcükler yaşamın zorunluluklarından doğduğuna göre, bu yeni sözcüklere artık gereksinim olduğu kanısındayım... Bu güne kadar böyle bir gereksinim duymamıştım. En doğal bir duygu sayılması gereken ''yurtseverlik'' duygusunun bir karşıtı olabileceğini düşünmemiştim. Meğer, insansevmezlik gibi yurtsevmezlik de olabiliyormuş. Hatta günümüz Türkiyesi'nde herkesten daha demokrat, en demokrat olmanın neredeyse başlıca ölçütü ve koşulu, yurtsevmezlik olacakmış gibi görünüyor...

****
Eğer bir yurtseverseniz, yurtsever olduğunuzu düşünüyor ve söylüyorsanız, yurtseverliği içinizde değerli bir duygu olarak taşıyorsanız, dilinizde, sözlüğünüzde bu sözcüklerin içerdiği kavramların olumlu bir anlamı varsa, şoven milliyetçilikle, hatta faşistlikle suçlanmaya hazır olmalısınız... Yurtseverlikle şoven milliyetçiliğin ayrı şeyler olduğunu, kanıtlanmasına gerek olmayan bu apaçık olguyu istediğiniz kadar kanıtlamaya çalışın; sözgelimi, İkinci Dünya Savaşı'nda şoven milliyetçi Nazilere ve faşistlere karşı, işgal edilmiş ülkelerini savunan kahramanların ya da bizim ulusal kurtuluş savaşı kahramanlarımızın şoven milliyetçi değil yurtsever olduklarını söyleyin, yurtsevmezler için fark etmiyor. Mademki yurtseverlikten, ulusal değerlerden söz ediyorsunuz, demek ki şoven milliyetçi ve hatta faşistsiniz. Böyle bir enternasyonalcilik ya da demokratlığın gelmiş geçmiş dünya tarihinde bir eşi sanırım görülmemiştir ve günümüzde de herhangi bir başka ülkede bir benzerine rastlanabileceğini sanmıyorum. Belki işgal altında bir ülkede, o ülkenin, işgalcilerle işbirliği yapan kişi ve çevreleri dışında...

****

Yurtseverlik, tıpkı insanseverlik ya da bir insanın hiç değilse kendi ailesini, yakınlarını, çoluğunu çocuğunu sevmesi gibi nasıl doğal bir duyguysa, bunun karşıtı olan yurtsevmezlik (tıpkı insansevmezlik gibi) bana doğallık dışı, doğallık karşıtı bir duygu, bir hastalık, psikolojik bir rahatsızlık gibi görünüyor. Bunları polemik yapmak ya da alay olsun diye değil, yurtsevmezlik psikolojisini anlamak çabasıyla yazıyorum... İnsansevmezliği, sözgelimi, Freudcu verilerle açıklamaya çalışabiliriz. Çocuklukta yaşanmış bir travma, kimi kez insanın en yakınlarından, annesinden, babasından nefret etmesine bile neden olabilir. Fakat bir insanın kendi yurdunu sevmemesini, bununla da kalmayarak yurtseverliği doğal bir duygu olarak duyumsayıp yaşayan ve yeri geldiğinde de savunan kimseleri şovenlikle suçlamasını hangi verilerle açıklayacağız? Bir insan nasıl bir kişiliğe sahip olmalı ya da nasıl bir travma yaşamış olmalı ki yüreği kendi ülkesine karşı soğuk olsun? Yurtsevmezler yoksullar arasından çıkıyor olsa, bu olguyu ekonomik nedenlerle açıklamak belki mümkün olabilirdi... Fakat tam tersine, yoksul (ya da varsıl) halk insanlarının, halktan kopmamış kimselerin yurtlarına çok daha bağlı oldukları görülüyor... Buna karşılık yurtsevmezlik, daha çok bir ''aydın'' hastalığı gibi... Ve bu yurtsevmez aydınların, okumuş yazmış kişilerin arasında burjuva kökenliler olduğu kadar, köylü, işçi vb. ailelerden gelmiş olan kimseler de yer alıyor... Eğitim sistemimizin bilinen sakatlıklarının bir sonucu mu? Sadece bununla açıklanacak olsa bütün okuryazarların yurtsevmez olması gerekirdi ki çok şükür öyle değil... Öyleyse nedir bu yurtsevmezlik? İnsansevmezliğin bir türevi mi? Bencillik mi? Kibir mi? Aşağılık duygusu mu? Hepsi birden mi? Her hasta için ayrıca irdelenmesi gereken bambaşka nedenlerin sonucu mu?

****

Ben tam bir açıklama bulamıyor; günümüz Türkiyesi dışında hiçbir yerde (en azından bu ölçüde ve yaygınlıkta) rastlamadığım bu hastalığın, ''yurtsevmezlik'' diye adlandırılmasını önerdiğim bu ruh sakatlığının tanısı ve tedavisi konusunda, başta psikologlar ve toplumbilimciler olmak üzere konunun uzmanlarını, tedirginlik ve kaygı duyan herkesi, elden geldiğince serinkanlılıkla düşünmeye çağırıyorum... ataolb@cumhuriyet.com.tr

*
*

"Daha önce ben televizyona bakıyordum, şimdi televizyon bana bakıyor
Mısırlı bir gösterici
http://sargon.blogcu.com/
Alıntı ile Cevapla
  #2  
Alt 17-06-2007, 15:15
sargon - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
sargon sargon isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Onur Üyesi
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 01 Aug 2005
Bulunduğu yer: Isvicre
Mesajlar: 6.665

Onur Üyeliği Başarı Ödülü Başarı Ödülü 

Standart Re: Ataol Behramoğlu'na geç kalmış bir yanıt

Yukardaki yazı yazıştığım bir başka grupa gönderildi. İlk olarak orda okuma fırsatı buldum. İki yıl önce yazılmış olmasına karşın güncel siyaset bu metinleri hala güncel tutuyor. Bu yazıya gecikmiş de olsa vermiş olduğum yanıt aşağıdadır.

Ataol Behramoğlu'na Yanıtımdır

Ataol Behramoğlu sevdiğim bir yazardır. Anlayış olarak da kendimi yakın hissediyorum. Kardeşi Nihat Behram da kendisi de yıllardır sosyalistlerin severek okuduğu yazar ve şairlerdendir. Türkiye’de verilen demokrasi mücadelesinin önemli isimlerindendir. Son yıllarda yazılarını düzanli takip edemedim. Attila İlhan’da çok sevdiğim bir yazardı. Hatta öldüğü zaman ağlamıştım. Ancak insanlar değişiyorlar, farklıu düşünmeye başlıyorlar, farklı etkileniyorlar. Bunların hepsi de gayet doğal. Attila İlhan’dan çok şey öğrendim, ama son yıllarda mithiş bir milliyetçi yazar oldu çıktı. Sitesinde şimdi son dönem yazdıkları var tabii. Sultan Galiyev’den, bir sarışın Kürt’ten, kalpaklı Gazi Paşa’dan başka şey yazmaz olmuştu, bir de ateşli bir nükleer santral savunucusuydu. Timur Selçuk’un şarkılarını da yıllardır büyük bir beğeniyle dinliyorum. Nasıl olduğunu anlamak zor ama islamcı bir söyleme yöneldi, söylediklerini, ne düşündüğünü anlayamaz oldum. Yine Yalçın Küçük de yıllarca yazılarını ilgiyle okuduğum biriydi. Kemalizm hakkında inanılmaz sert eleştiriler yazardı. Türkiye’nin NATO’ya girebilmek için Sovyetlerin Kars ve Ardahan’ı istediğine dair bir senaryo uydurduğunu, aslında böyle birşey olmadığını, II. İnönü Savaşı diye bir savaş olmadığını, bunun da Çerkes Ethem’e karşı İnönü’yü öne çıkarabilmek için uydurulmuş bir yalan olduğunu, Yunan ordusu ile asıl büyük çatışmanın Çerkes Ethem’in güçleriyle yapıldığını yazardı. Bunları ispatlamak için sayfalar dolusu bilgi ve belge aktarırdı kitaplarında. Şimdiki Yalçın Küçük ise başında bir kalpakla Mustafa Kemal’e övgüler dizip, “sabetayist basınımıza” verdikçe veriyor.

Aydınlarımızın ilginç yönelişleri olabiliyor. Böyle bir zenginliğimiz var. Öyle bir ülkede yaşıyoruz ki, bir zamanlar sosyslist olan bir süre sonra Kemalist yada milliyetçi, bir zamanlar Kemalist olan bir sonra liberal, liberal olan islamcı, islamcı olan sosyalist vb. olabiliyor. Bunlar gayet doğal şeyler bence ve artık bunları bir zenginlik olarak değerlendirmemiz gerekli. Hiç kimse dönek değildir. İnsanlar düşüncelerini değiştirirler, değiştirebilirler.

Behramoğlu’nun aşağıdaki yorumuna ise katılmıyorum. Bence yurtsevmez diye bir kategori de sözcük de yoktur. Böyle bir olgu da yoktur aslında. Behramaoğlu nesnel değerlendirmemiş ve politik bir vurguyla kelimeye yönelip biçimlendirmeye çalışmış. Kendi anlayışını yurtsever bazı başkalarını da yurtsevmez olarak nitelemek için böyle bir kategori oluşturmuş. Halbuki aslında herkesin kendi bakış açısından yurtsever olduğunu görebilirdi. Bir örnek vermek gerekirse bir islamcı için yurtseverlik kendi inandığı çerçevede bir yaşamın sürdürülmesidir. Eğer ülkesinde islamın hükmü sürerse ülkesi güçlenecektir, kurtuluşa ulaşacaktır. Yani hiçbir islamcı yurdunu sevmediği için politik anlayışını diğerlerine kabul ettirmek için uğraşmıyor ki. Yada bir sosyalist için ülkesinin kurtuluşu sosyalizmdedir. Ezilenlerin kurtuluşu ile ülkesi kurtulacaktır. Bir liberal için de ülkesi eğer uluslarası ekonomiye entegre olursa refahı artacaktır, insanları özgürlkeşecektir. Kısacası aslında herkes yurtseverdir. Kendi doğru bulduğu politik yaklaşım çerçevesinde bir yurtseverlik de yapmaya çalışıyordur.

Behramoğlu sosyalist geleneğe bağlı kalma sinyalleri veriyor. Halkın yurtsever duygulara bağlı kaldığını ama aydınların yurtsevmez olduğunu söylüyor. Bu iddia içinde son derece tehlikeli bir eğilim taşıyor. Bu anlayışı sadece Behramoğlu değil aslında birçok “yurtsever” ileri sürüyor. Attila İlhan da “Türk aydını dediğimiz kişi, Batı’nın maneci ajanıdır” diyor sitesinde.

http://www.attilailhan.gen.tr/

Peki doğru mudur? Halkımız yurtsever olup, aydınlarımız yurtsevmez midir gerçekte. Yüz yıldan beri, yani milliyetçi düşünce Anadolu topraklarına girdiği yıllardan beri bu konu çokça kullanmış durumda. Bütün iktidarlar yurtsever idiler. Bütün iktidarlara muhalefet edenler ise vatan hainliği ile suçlandılar. Tabii ki bunların en ünlüsü Nazıum Hikmet’in vatan hainliğidir. Vatan hainliğine devam ediyorum şiiri ile de tarihe geçti. Ama sadece o değil binlerce kişi vatan hainlişği ile suçlandı hep. Örneğin liberal Kemalist yazarlardan Ahmet Emin Yalman da Nazım tarafından vatan hainliği ile suçlanıyordu.

Ahmet Emin Yalman

Selanikli Osman Efendi
keskin muhasebecilerdendi
ama o da yanıldı ömründe bir kere
yanlış bir tohum atıp rahm-i madere.
Bu tohum dünyaya çıkıp insan biçimini aldıysa da,
boyu bir karış kaldıysa da,
öyle haltlar yedi, öyle işler karıştırdı ki
sövdüler kabrinde bile babası Osman Efendiye.
Osman Efendi, Ahmet Emin adını takmıştı tohumuna,
Ahmet Emin, Yalman'lığı kattı buna
ve Ahmet Emin Yalman
önce Alaman oldu sonra Amerikan.
Ona göre her devirde, her zaman
satılacak bir gazeteydi "Vatan"
ve hazret sattı vatanı.
Hapse atacaklarmış Ahmet Emin Yalman'ı
Amerikana yaranmaktaki rekabet yüzünden.
Hapisteki hırsızlara acıyorum ben,
ahlâkları bozulacak
Emin Beyle aynı damda yaşayarak...

1959


Ahmet Emin Yalman’ın çıkardığı gazetenin adı “Vatan” olduğu için bu konu şairler tarafından pek tutulmuş o zamanlar. Neyzen Tevfik de islamcıları bakış açısından aynı sözleri *yada benzerlerini yazar Yalman için. Yalman’ın suçu da keskin bir Kemalist olmaktı ve bu yüzden bir dinci-milliyetçi olan şimdilerin TV show kahramanı halkine gelen Hüseyin Üzmez tarafından vuruldu. Üzmez de ününü bu şekilde elde etti.

Şu bizim dönme dolap Ahmed Emin
Dîn ü îmânımıza çatmadadır
Başımız ağrımaz etsek de yemin
Vatanı on kuruşa satmadadır.


Sadece aydınlar diğerlerini böyle suçlamıyor, bunu en çok iktidarlar kullanıyorlar elbette. En çok kullanıldığı dönem ise 12 Eylül dönemi oldu. Evren ve generalleri darbelerine karşı direnen herkesi böyle suçluyordu. Tabii Evren ve generalleri Yurtsevmez gibi kelimeler üretemiyorlardı, onlar “nifak tohumları”, “vatan hainleri” , “satılmışlar”, “anarşist-teröristler” gibi halkın daha kolay anladığı sözcükleri tercih ediyorlardı.

Sorunun başına dönersek eğer, yurtsevmezlik eleştirisinin kaynağı ne olabilir, nerden çıkabilir bu iddia. Örneğin özelleştirmeyi savunan birisi yurtsevmez olabilir. Türkiye’nin AB’ye girmesini isteyen biri yurtsevmez olabilir. Halbuki daha önce de dediğim gibi bu bir bakış açısıdır. Bunları savunan kişi yurtsevmez olduğu için değil onun yurtseverlik anlayışı seninkinden farklı olduğu içindir. Kısaca aslında basit bir kavram gibi görülen ve herkesin başlangıçta hiç tartışmadan doğal olarak kabul edebileceği bir kavram bir politik zorlama ile subjektif bir hale gelebiliyor.

Sonuç olarak Behramoğlu yanlış bir anlayıştadır. Bu anlayış yanlış olduğu gibi zarar vericidir. Bir ülke aydınıyla, düşünce gücüyle, yazarıyla çizeriyle kalkınır. Jean Paul Sartre bir zamanlar “sizin görüşünüze katılmıyorum ama görüşünüzü ifade etmeniz için herşeyi yaparım” demişti ve hiç de politik anlayışlarını kabul etmediği halde sırf Fransa hükümetinin baskısını göğüsleyebilmek için Maocu bir derginin yazı işleri müdürlüğünü üstüne almıştı. Bizim de böyle bir aydınlanmaya ihtiyacımız var. Aydınlarımızın farklı anlayışları, farklı iddiaları olabilir, onları “vatan haini”, “yurtsevmez” vb. diye kategorize etmek yerine bu farklılıklarla birarada yaşamayı becermek ve bu çeşitlilikten daha büyük bir güç çıkarmayı öğrenmemiz gerekiyor.

"Daha önce ben televizyona bakıyordum, şimdi televizyon bana bakıyor
Mısırlı bir gösterici
http://sargon.blogcu.com/
Alıntı ile Cevapla
  #3  
Alt 17-06-2007, 15:39
dilaver - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
dilaver dilaver isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 28 Sep 2006
Bulunduğu yer: İstanbul
Mesajlar: 12.080

Onur Üyeliği Başarı Ödülü Başarı Ödülü 

Standart Re: Ataol Behramoğlu'na geç kalmış bir yanıt

aslında bu anlayış yeni bir anlayış degil. Kemalizmin ideolojik açılımı. Her zaman bir vatan haini tipolojisi üretiliyor. Her zaman biz ve onlar, ötekiler kavramı gündemde. Bu diyalektik düşünmemekten kaynaklanıyor. Ya bizden olursun, ya da vatan haini.

* *Olay yurtsevmezlik degil aslında, olay devlet. Devletin kutsal oldugu anlayışının devamı. Devletin bir örgüt oldugu, bir siyasi örgüt biçimi oldugu, gerekirse farklılaştırılabileceginin reddi. Osmanlıdan beri degişen bir şey yok. Fatih Kanunnameleri hala yürürlükte öyle anlaşılıyor. Devletin bekası için her şey mubahtır. Dolayısıyla devletle en ufak bir çelişkiye düştün mü hemen yurtsevmez olarak damgalanıyorsun. Vatan haini oluyorsun.

* * Yurtsevmez olarak nitelenen aydınlar neyi savunuyor, devletin toplum için olması gerektigini savunuyor, devletin insanın üzerinde olamayacagını savunuyor, sonuç yurtsevmezlik. Bugün bir emperyalizme karşı mücadele teranesi almış yürümüş, kiminle yapılıyor bu mücadele ve kime karşı yapılıyor. Sözümona Abd ye karşı Abd ile birlikte yapılıyor. Adama üs vermişin her şeyini teslim etmişsin, direktif almaya sırada bekliyorsun, her türlü ihtiyacını ondan istiyorsun, dur dedigi yerde duruyorsun, hala emperyalizme karşı mücadeleden bahsediyorsun.


* * * *saygılarımla
Alıntı ile Cevapla
  #4  
Alt 18-06-2007, 11:28
Üye Değil
 
Mesajlar: n/a
Standart Re: Ataol Behramoğlu'na geç kalmış bir yanıt

yurtsevmek,yurtsever olmak.yaşanılan ülke için aksini düşünmek mümkün değildir.mümkün olmamalıdır.

yurtsever olmak ve demokrasiyi korumak bu ülkede yaşayan t.c. kimlikli herkesin gerçeği olmalıdır.gerçek tektir.ama doğrular ?.doğru herkes için farklı olabilir.herkes kendi doğrusunu savunabilir.kendi düşünce şeklimize uymayan başka bir doğruyu vatan hainliği olarak damgalamak baskıcı çoğunluk oluşturma yolunun ilk adımıdır. baskıcı çoğunluklar oluşturma noktasına gelindiğinde durum farklılaşır.farklı doğruların varlığı zenginliktir.

baskıcı çoğunluk oluşturmak için sorgudan uzaklaşmış,zihnini başkasının yönetimine teslim etmiş bir kitle gerekir.aç kalmış,aç bırakılmış,geri bırakılmış,okumayan toplumlar baskıcı çoğunluk oluşturmak isteyenlere iyi malzeme olurlar.körkütük inandığı yada inandırıldığı değerleri tek doğru olarak dayatarak kendini su katılmamış bir yurtsever sanır.kendi inancı dışındaki hiçbirşeyi kabul edemez,kendisi neye inandırıldığının da farkında değildir aslında.bu durumda sorgulayan aydın kimliğinin yurtsevmez olarak tanımlanması kaçınılmazdır.

devlet bir örgüt olabilir.ama gerçek demokrasiyi koruyan ve yaşatan bir örgüt olmalıdır.bir ülkeyi siyasi iktidarlar yönetir gibi görünse de arkada onları denetleyen kanun ve yasalar vardır.güçlendirilmeleri ve kaçaklarının önlenmesi gerekir. kanun ve yasalar demokratik ortamın koruyucusudur.demokratik ortam dışında başka arayışlar içinde olanları yada kendi görüşlerini baskı unsurlarıyla dayatmayı düşünenlerin,dayatmaları için yurt sevgisi sıfatını kullanmaları sevilenin ne olduğu konusunda kuşku uyandırır.

her siyasi iktidar kendi siyasi görüşünü bu ülke üzerinde ekilecek ve yeşerecek bir tohum olarak görmekten vazgeçmelidir demeyeceğim vazgeçirilmelidir.(sistemin koruyucusu olma durumundaki kanun ve yasalar ile).farklı siyasi görüşler iktidarda iken,o an için seçilmiş farklı yorumların uygulaması olarak kalmalıdır.çünkü bazı siyasi iktidarların,iktidara geliş amacı kendi doğruları doğrultusunda kalıcı değişikler yaparak,gerçek olanı,demokrasiyi rayından çıkarmaktır.

bunun içinde baskı çoğunluk için gereken yurtsever ? güdülesi sorgusuz bir sürüye gereksinimi vardır.
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Önerilen Siteler


Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı

Gitmek istediğiniz forumu seçiniz


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 21:23 .