Turan Dursun Sitesi Forumları
Geri git   Turan Dursun Sitesi Forumları > Genel Forumlar > Konu-dışı

Cevapla
 
Başlık Düzenleme Araçları Stil
  #1  
Alt 13-07-2007, 11:13
degisim degisim isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 05 Apr 2007
Mesajlar: 404
Standart Sadece Bilim

Güneş sistemi dışında ilk su izi

Bilim insanlarından oluşan uluslararası bir ekip, güneş sisteminin dışında da su bulunduğunu gösteren ilk somut bilgilere ulaştıklarını açıkladı. Uzmanlar, bulgulara ulaşmak için biraz farklı bir yöntem kullanmak zorunda kaldı

LONDRA - Dünyanın dışında evrende hayat var mı? Henüz bu sorunun cevabı bulunabilmiş değil; ancak bilim dünyası gizemli evrenle ilgili yeni bulgular ortaya çıkarmaya devam ediyor. Bilim insanlarından oluşan uluslararası bir ekip, dünyadan 64 ışık yılı uzaklıkta saptanan dev bir gezegenin atmosferinde tartışma götürmeyecek netlikte su buharı işaretlerine rastladıklarını açıkladı.

Jüpiterden daha büyük olan ve HD18973B kod adı verilen gezegen, Vulpecula-Tilki takım yıldızında yer alıyor. Gezegenin sıcaklığı 2 bin dereceye varıyor ve bilinen türden bir canlının barınması olanaklı değil.

En son model teleskopların bile göremediği gezegende suya dair göstergeler, gezegenin komşu bir yıldızın tam önünden geçerek yörüngesinde dolanması sayesinde
elde edildi. Yıldız, Amerikan Havacılık ve Uzay Dairesi NASA’nın Spitzer adlı teleskobuyla görülebilecek kadar büyük ve parlak.

Gezegen, önünden geçtiği yıldızın ışığını kısmen karaltıyor ve dünyadan bakıldığında gezegenin varlığı bu karaltıdan anlaşılıyor.

Bilim insanları, yıldızdan kaynaklanan ışığın, gezegenin atmosferinde nasıl değiştiğini inceliyor ve ışığın analizi, sözkonusu gezegenin atmosfer yapısının hesaplanmasını sağlıyor.

Araştırmacılar, bu sistemle güneş sistemi dışındaki diğer gezegenleri de inceleyebileceklerini belirtiyor. Bilim insanlarının bundan sonraki hedefi, sıcaklığı dünyanınkine yakın olup atmosferinde su buharı bulunan bir gezegeni tespit etmek.

Eğer bilim insanları bu gezegenin atmosferinde çürüyen bitkilerin saldığı metan gazı da saptarsa, güneş sistemi dışında hayata işaret eden ilk bulgulara kavuşulmuş olacak.

http://www.ntvmsnbc.com/news/413899.asp

''..halk kimden tiksinir? Serbest ruhtan, zincir düşmanından, tapmayan adamdan, ormanda yaşayandan...Nietzsche
Alıntı ile Cevapla
  #2  
Alt 13-07-2007, 11:15
degisim degisim isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 05 Apr 2007
Mesajlar: 404
Standart Re: Sadece Bilim

Etiyopya’da 3,5 milyon yıllık insan fosili
Amerikalı bilim insanları, Etiyopya’da 3,5 ila 3,8 milyon öncesine tarihlenen erken insan atası fosili kalıntıları buldular.

ADDİS ABABA - ABD’nin Cleveland Üniversitesi’nden araştırmacıların Afar çölünde yaptıkları ve en ünlü insan atası fosillerinden “Lucy”nin bulunduğu yere 30 km uzaklıktaki kazılarda gün ışığına çıkarılan fosil kalıntıları arasında birkaç tam çene ve kısmen bir iskelet bulunuyor.

Kazı ekibinin başkanlarından Dr. Yohannes Haile-Selassie, keşiflerinin, hiç bilmedikleri bir zaman çerçevesine ışık tutması açısından önemli olduğunu belirterek, “Etiyopya’da erken insanın evrimi konusunda 6 milyon yıla varan bir kaydımız var, ancak bunlar arasında küçük boşluklar bulunuyor ve bu da bunlardan birisi” diye konuştu.

Fosil kalıntılarının ünlü “Lucy”nin türü Australopithecus afarensis ve çok daha eski bir tür olan Australopithecus anamensis arasındaki ilişkiye ışık tutucak döneme ait olduğunu belirten paleoantropologlar, eski türlerin “Lucy”nin atası olduğunu düşündüklerini, ancak bundan emin olmak için daha fazla fosile ihtiyaç olduğunu kaydettiler.

Araştırmacılar, kazı bölgesinde çok sayıda maymun, antilop ve yaban domuzu kemiklerinin de bulunduğunu belirterek, ilk insanların şu anki kayalık Afar çölünden çok daha yeşil ve ağaçlık bir yerde yaşadıklarını gösterdiğini söyledi.

http://www.ntvmsnbc.com/news/413875.asp

''..halk kimden tiksinir? Serbest ruhtan, zincir düşmanından, tapmayan adamdan, ormanda yaşayandan...Nietzsche
Alıntı ile Cevapla
  #3  
Alt 13-07-2007, 13:12
Üye Değil
 
Mesajlar: n/a
Standart Re: Sadece Bilim





"Küresel ısınma üzerine bilimsel fikir birliği artarken, iklim değişikliğinin muhtemelen getireceği ekonomik, sosyal ve insani yüklerin nasıl paylaşılacağına daha yakından bakma zamanıdır."

Bu, bu yılki BM Sürdürülebilir Kalkınma Komisyonu esnasında 30 Nisan 2007’de burada yapılan “İklim Değişikliğinin Etik Boyutu” hakkındaki bir panel tartışmasının ana mesajıydı.

Uluslararası Çevre Forumu’nun başkanı Arthur Lyon Dahl, “Eğer deniz seviyesi söyledikleri hızla artarsa, yüz milyonlarca mülteci görebiliriz” dedi. Dr.Dahl, bunların iklim değişikliğinin görünen etkilerinin yaratmakta olduğu ahlaki ve etik sorunların sadece bir kısmı olduğunu kaydederek, “Onlar nereye gidecekler? Kim onları alacak? Göç kurallarıyla ilgili olarak bu ne anlama gelmektedir?” diye sordu.

BM En Az Derecede Gelişmiş Ülkeler, Gelişmekte Olan Kara İle Çevrili Ülkeler ve Gelişmekte Olan Küçük Ada Devletleri Yüksek Temsilcisi’nden (UN-OHRLLS) gelen yardımla Tuvalu ve Marshall Adaları ülkeleri tarafından desteklenen olayın bu yıl Komisyon’da hakkında en çok konuşulan yan olaylardan biri olduğu Bn Tahirih Naylor tarafından söylendi. Bn.Naylor, “Olayın Komisyon’un başlangıç gününe programlanması, tartışmaları Komisyon’da en azından sivil toplum kuruluşları ve büyük gruplar arasında dile getirmeye yardımcı olarak dikkati iklim değişikliğini çevreleyen etik meselelere getirmeye gerçekten yardım etti” dedi.

Panelistler, eski BM Tuvalu Daimi Temsilcisi Enele Sopoaga’yı, UN-OHRLLS’den Om Pradhan’ı, İklim Değişikliğinin Etik Boyutları İşbirliği Programı’ndan proje koordinatörü Don Brown’ı, Kolombiya Üniversitesi’ndeki Uluslararası İklim ve Toplum Araştırma Enstitüsü’nden Tony Barnston’u, GrenFaith Cemaat Program Yöneticisi Haham Lawrence Troster’i ve Cenevre Üniversitesi’ndeki çevresel diplomasi programı BM Çevre Programı’nın koordinatörü Dr.Dahl’ı içeriyordu.

Pennsylvania Üniversitesi’ndeki Rock Etik Enstitüsü’nde olan Dr.Brown, yükselen deniz seviyelerine veya yaygın tahıl kıtlıklarına eşlik eden ahlaki ve etik meselelerin birçok kişi için ölüm kalım meselesi olacağını söyledi. Dr.Brown, “Ne kadar uyarıya tahammül etmeliyiz? Dünyanın bir hedef olarak belirlemesi gereken sera gazlarının atmosferik yoğunluğu nedir? Bu meseleden daha açık ahlaki ve etik mesele yoktur. Kimin yaşayıp kimin öldüğünü, Tuvalu’nun kurtulup kurtulmadığını, Marshall Adalarının kurtulup kurtulmadığını tamamen o belirleyecektir” dedi. Dr.Brown bu gibi meselelerin Birleşmiş Milletler gibi çok taraflı kurumları uluslararası hukuku ve normları yeniden düşünmeye zorlayacağını söyledi.

Büyükelçi Sopoaga, bu meselelerin Tuvalu gibi ülkeler için özellikle şiddetli olduğunu söyledi. Bazı tahminlerin küçük ada devletlerinin tamamen yükselen okyanusun altında kaybolacağını ileri sürdüğünü kaydederek, “Gelecek, bütün toplumlar için, bütün ülkeler için, özellikle de iklim değişikliğinin etkilerine karşı özellikle korunmasız olarak belirlenmiş bulunanlar için felaket olacaktır. Tuvalu ve gelişmekte olan küçük ada devletleri ve tabi en az gelişmiş ülkeler gibi ülkelere yardım etmek siyasi zorunluluk veya ekonomik zorunluluk ötesinde ahlaki bir zorunluluktur. Acilen bir şey yapmalıyız” dedi.

UN-OHRLLS’den Sn.Pradhan, en son tahminlerin küçük ada devletlerinin “kolayca yok olacağını” gösterdiğini söyleyerek, “Bu, uluslararası topluma, etik ve ahlakın herhangi bir insani faaliyette, özellikle de iklim değişikliğinin böyle büyük bir sayıyı, özellikle yoksulları ve zayıfları etkilemekte olduğu bir duruma sahip olduğumuz zaman çok önemli bir rol oynadığını hatırlatma zamanıdır” dedi.

Bütün panelistler BM’in Hükümetlerarası İklim Değişikliği Paneli’nin son çalışmalarının gözden geçirilmesinde hemfikir oldular ve İngiltere’nin İklim Değişikliğinin Ekonomisi hakkındaki Stern Gözden Geçirme Raporu iklim değişikliğinin gerçek olduğuna ve sonuçların büyük olacağına dair yüksek bir inanç seviyesi belirlemiştir.

Sn.Barnston, “Küresel iklim değişikliğini kabul etmeye karşı olan insanların bazıları en az yüzde 98’lik gibi bir kesinlik istemektedirler. Biz, yüzde 90 civarında veya 90’ların altında bir yere sahibiz. Bu on yıl önce olduğu gibi yüzde 75 değildir” dedi.

Bütün panelistler aynı zamanda iklim değişikliğinin en şiddetli sonuçlarını önlemenin birçok insanın davranışlarını değiştirmelerini—verimli yakıtlı arabalar kullanma, yenilenebilir enerjiye geçme vb.—gerektireceği konusunda da hemfikir oldular.
Sn.Barnston şu anki sorunun,insanların davranışlarını değiştirmeleri için nasıl harekete geçirileceği olduğunu söyledi. Sigara içmenin zararlı olduğunun veya güneş yanıklarının sağlıksız olduğunun keşfedilmesini örnekler olarak vererek, “Bir şeyin yaşam tarzımıza uygun olmadığını keşfettiğimiz zaman buna alışmak, kabul etmek, inanmak ve sonra onunla ilgili bir şey yapmak yıllar alır. Tüm seviyelerde toplumun iklim değişikliğinin tıpkı sigara içmenin bir tehlike olduğu gibi bir tehlike olduğunu kabul etmesinden önceki geçiş süresini kısaltmalıyız” dedi.

Dr.Dahl ve Haham Troster’ın her ikisi de dini inancın etik davranış için harekete geçirmeyi sağlamada önemli bir etken olabileceğini söyledi.

Dr.Dahl şu soruları sordu ve cevapladı: “İnsanlarda, gerekli olacak fedakârlıkları gösterme istekliliğini nasıl ortaya çıkarabiliriz ? Hepimiz aynı ortak meydan okumalarla karşılaşmakta olduğumuz zaman küresel bir dayanışma duygusunu nasıl oluştururuz? “Din, geleneksel olarak ahlak ve etikten sorumlu olmuş bulunan toplum boyutudur. Ilımlılığa bakmalıyız. Ve bütün dinler çok az şeyle memnun olmayı öğretmektedir.”

Hamam Troster, din toplumlarının, insanlığın yaratılışla ilgili olarak kendisine baktığı tutumun davranışı değiştirmede esas olduğuna inandıklarını söyleyerek, “Bu, ahlaki hareket kavramı için merkezidir. Eğer tutumlarımızı değiştirebilirsek davranışlarımızı da değiştirebileceğiz” dedi.




"Ayrılanlar, 2000 Sterlin değerindeki ödülü kazanmak için Atlas Okyanusu'ndaki en kısa yol olan "Kuzey rotası"nın tercih edilmesinin, buzdağlarının ortalıkta gezindiği bir mevsimde tehlikeli olacağını savunuyorlardı!.. "

"Titanic'in dördüncü bacasının hiç bir işlevi yoktu. Tamamen estetik kaygıdan, gemi daha güzel görünsün diye yapılmıştı. Yine aynı neden ile güvertelere yeteri kadar kurtarma sandalı konmamıştı."

" Kaptan Smith, kurtarma sandallarına biniş sırasında önceliği aristokrat yolculara tanıyarak, batmakta olan Titanic'i İrlandalılara ve Amerika'da kendilerini iyi bir geleceğin beklediğine inanan diğer göçmenlere bırakır!"

Lütfen bilim "Küresel ısınma" nın sadece bilimsel yanını ele almasın ,Titanic'den çok daha büyük ve geliyorum diyen bu FACİA'ya,bu insanların kurtarılabilmesi için "ETİK" bir çözüm bulma çabalarında olsun ne olur lütfen.

:cry:
Alıntı ile Cevapla
  #4  
Alt 14-07-2007, 12:45
degisim degisim isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 05 Apr 2007
Mesajlar: 404
Standart Re: Sadece Bilim

Kelebeklerde evrim iş başında

Güney Pasifik’teki 2 adada bazı erkek kelebeklerin daha önce görülmemiş bir hızla evrim geçirdiği ortaya çıktı.

WASHINGTON - Bilim adamlarının yaptığı araştırma, Savaii ve Upolu adasında Hypolimnas bolina türü erkek kelebeklerinin oranının bir yıldan az süre içinde yüzde 1’den yaklaşık yüzde 39’a çıktığını ortaya koydu.

2001’de bölgedeki erkek ve dişi kelebeklerin sayısındaki eşitsizliği gören, 2006’daysa erkek kelebeklerin sayısının dişilerinkine ulaştığını ya da çok yaklaştığını fark eden bilim adamları, erkek kelebeklerin sayısındaki “bu şaşırtıcı patlamanın” anneden bulaşan ve yumurtadan çıkmadan erkek kelebeklerin ölümüne neden olan Wolbachia bakterisini yok eden bir genin gelişmesine ve böylece bu gene sahip erkek kelebeklerin ortaya çıkmasına bağladı.

ABD’nin California Üniversitesinden Sylvain Charlat, “Bildiğim kadarıyla bu şimdiye kadar görülen en hızlı evrim” diyerek, araştırmanın, bir topluluğun aşırı doğal seleksiyon (doğal ortama ayak uyduramayan zayıf canlıların yok olması, bu ortama ayak uyduran güçlü canlıların da türlerini devam ettirmesi) baskısına maruz kalması halinde (bu durumda Hypolimnas bolina kelebeklerinin cinsiyet oranındaki aşırı dengesizlik), evrimin çok hızlı olabileceğini gösterdiğini söyledi.

Bakteriyi yok eden genin mutasyonla tesadüfen mi ortaya çıktığının yoksa göç sırasında daha önce bu gene sahip başka Bolinaslar tarafından mı bulaştırıldığının henüz berilenemediğini belirten Charlat, kaynağı ne olursa olsun, sonuç olarak sayısı giderek artan dişi kelebeklerin evrim geçirerek bu koruyucu geni taşıyan erkek kelebeklerin ortaya çıkmasını sağladığını, genin nesilden nesile böylece geçmeye başladığını ifade etti.

İngiltere’nin London College Üniversitesinden Gregory Hurst de “Genellikle doğal seleksiyon, binlerce yılda oluşan yavaş bir süreç olarak bilinir. Ancak bu durumda evrim, göz açıp kapayıncaya kadar olmuş. Bu gerçekten ilginç” dedi.

Araştırma Science dergisinde yayımlandı.

http://www.ntvmsnbc.com/news/414022.asp

''..halk kimden tiksinir? Serbest ruhtan, zincir düşmanından, tapmayan adamdan, ormanda yaşayandan...Nietzsche
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Önerilen Siteler


Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı

Gitmek istediğiniz forumu seçiniz


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 12:23 .