Turan Dursun Sitesi Forumları
Geri git   Turan Dursun Sitesi Forumları > Çalışma Alanı > Tercüme Çalışmalarımız

Cevapla
 
Başlık Düzenleme Araçları Stil
  #1  
Alt 16-08-2007, 20:56
Üye Değil
 
Mesajlar: n/a
Standart İslam öncesi Arabistan ve İslamiyet'te Hint Töreleri

Bu çevirinin ön çalışması simonuniti tarafından yapılmıştır.


TANRIÇA

Arabiya bir kısaltmadır. Bugün bile özgün sözcük Arbastan’dır. Kökü de Arvastan’dır.
Bilindiği gibi Sanskrit “V”, “B”ye dönüşür.Sanskritçede arva at demektir. Arvastan atların ülkesini ifade eder, hepimizin bildiği gibi Arabistan atları ile ünlüdür.

M.S 6 ve 7. yüzyıllarda Batı Asyada, geçmişten tam bir ayrılma dalgası yayılmıştı. Geçmişle bütün bağlar koparılmış, imajlar parça parça olmuş, kutsal kitaplar yok edilmiş, eğitim yarıda bırakılmış, ve bütün Batı Asya bölgesi arkasından yüzyıllarca süren derin bir cehalete dalmıştı. Belki de bugün bile bu durum belli bir oranda sürmektedir çünkü bütün dünyada modern bilimsel ve eğitimsel gelişmeye inatçı ve yerleşik bir direnç varsa, o da Batı Asya ülkelerindedir. Merhum eski Suudi Arabistan yöneticisinin kendi başkentinde mollaların muhalefeti yüzünden radyo yayın istasyonu açılmasına izin veremediği söylenmişti. Sonra bir hileye başvurmuş. Mollalar konseyi ile toplantıdayken daha önceden çabucak kurdurduğu bir küçük bir verici istasyondan Kuran okunurken radyo açtırmış. Habere göre mollalar, Allah sözünü gaipten geliyormuşçasına duymaktan memnun olmuşlardı. Kral onlara Allahın sözünü yayınlayan bir düzeneğe ne itirazları olabileceğini sordu. Molların da kabul etmeleri ile küçük radyo yayın istasyonu sonunda onaylandı.

Britannika Ansiklopedisi ve Seance Islamia’ya göre Araplar İslam öncesi kendi tarihlerinden habersizler. Tuhaf bir örtmeceyle o devri cehalet ve karanlık dönemi olarak tanımlarlar. Muhtemelen dünyada başka hiçbir ülke 2500 yıllık kendi tarihini, geçmişle bütün bağlarını kopartıp yok ederek, kasten silmemiştir. İslam öncesi dönemin bütün izlerini kafalarından silmişler. Geçmişlerinden bilgisiz kalmayı seçmişken, ironik olarak da Müslümanlık öncesi dönemi cehalet dönemi olarak adlandırıyorlar.

Neyse ki İslam öncesi Arabistan tarihinin izini sürebiliyoruz. Bütün kanıtların şaşmaz bir şekilde yok edilmesi gibi bir şey olmadığı bilinen bir darbımeseldir. İslam öncesi Arabistan tarihi, Vedik (Vedic) yaşam tarzını izleyen insanlarla Hint Kışatriyalarının (Kshatriya) o topraktaki hikayesidir.

İslam öncesi Arabistan’ın hikayesini su yüzüne çıkarmak için ülkenin kendi adıyla başladık. Daha önce açıklandığı gibi bu isim tamamen Sanskritçedir. Başlıca hacı merkezi Mekke de Sanskrit ismidir. Sanskritçede Mekha kurban ateşini ifade eder. Vedik ateş ibadeti İslam öncesi zamanda bütün Batı Asya’da yaygın olduğundan Mekha ateşle ibadetin önemli tapınağı olan yeri ifade etmektedir. *

Çok eskiden beri Mekha, yani Mekke’de, kurulmakta olan senelik haccın büyük pazarı ile Müslümanların senelik haccı hiç de yenilik değil, sadece eski haccın devamıdır. Bu gerçek ansiklopedilerde yazılıdır.

VİKROMADİTYA
Bütün Arabistan’ın Büyük Hint Kralı Vikramaditya’nın uçsuz bucaksız *imparatorluğunun bir parçası olduğunun kanıtı artık mevcuttur. Vikramaditya’nın imparatorluğunun büyüklüğü dünyaca ünlü olmasının başlıca nedenlerinden biridir. Sırası gelmişken, bu aynı zamanda Arabistan hakkındaki çok merak uyandıran özellikleri de açıklamaktadır. Eğer Vikramaditya, Arvastan’ı ele geçiren ve hükmüne alan ilk Hint Kralı ise, bu yarımadaya ismini de o vermiş olabilir.

İkinci merak vesilesi ise bir Şivalinga veya Mahadeva ambleminin Mekke’deki Kabe tapınağında mevcudiyetidir. Hala Mekke’deki Müslüman ibadetlerinde kalmış eski Vedik ayin ve isimlerinde daha fazla detaya girmeden önce Vikramaditya’nın dominyonlarından bir parçasını oluşturan Arabistan hakkında hangi kanıtlarımız olduğunu göreceğiz..

ESKİ ARAPÇA ŞİİR ANTOLOJİSİ: SAYAR-UL-OKUL
Türkiye İstanbul’da eski Batı Asya edebiyatının en geniş koleksiyonuna sahip olmasıyla ünlü Mekteb-i Sultani adlı bir kütüphane vardır.Bu kütüphanenin Arapça bölümünde eski Arap şiirinin bir antolojisi vardır. Bu antoloji 1742 yılında Türk Hakanı Sultan Selim’in buyruğuyla daha önceki bir çalışmadan derlenmiştir*. Kitabın sayfaları harir denilen ve üzerine yazı yazmakta kullanılan bir çeşit ipekten yapılmıştır. Her sayfanın dekoratif süsle kenarları vardır. Kutsal kitaplardaki sayfa süslemesinin Java ve başka yerlerde bulunmuş Sanskrit yazıtlarıyla ilgili eski bir gelenek olduğunu anımsayın. Antolojinin kendisi Sayar-ul Okul olarak biliniyor. Antoloji 3 bölümlüdür, birinci bölümde biyografik ayrıntılar ve İslam öncesi Arap şairlerin şiir derlemeleri bulunmaktadır. İkinci bölümde Muhammet Peygamberden hemen sonra başlayarak Emevi (Banee Ummayya) Hanedanının sonuna kadar olan dönemdeki şairlerin şiirleri *ve yorumları bulunur. Üçüncü bölüm ise Halife Harun Reşit zamanı sonuna kadar olan daha sonraki şairlerle ilgilidir. Sırası gelmişken Banee, Vanee demektir ve Ummayya da Krişnaya gibi Sanskritçe isimlerdir. Ebu Amr Abdül Asama, seçkin bir ozan ve Harun Reşit Sarayının resmi şairi, antolojiyi derlemiş ve yayına hazırlamıştır.

Sayar-ül Okul’un ilk çağdaş baskısı 1864’te Berlin’de basılmış ve yayımlanmıştır. Bir sonraki b askısı 1932’de Beyrut’ta yapılmıştır. Bu çalışma, eski Arap şiirinin en önemli ve geçerli antolojisi olarak görülmektedir. Eski Arabistan’daki yaşam tarzı, gelenekler, görgü kuralları ve eğlence şekilleri üzerine ciddi ışık tutan kitap aynı zamanda eski Mekke tapınağı, şehir ve OKAJ diye bilinen ve her yıl düzenlenen fuar hakkında detaylı açıklamalar içeriyor. Bu herhalde okuyucuları Müslümanların her yıl yaptıkları haccın yeni bir uygulama değil, eski fuarın devamı olduğuna ikna etmiştir.

Ama OKAJ fuarı bir karnaval olmaktan çok uzaktır. O zamanların Arabistan’ın da yaygın olan Vedik kültürünün sosyal, politik, dini, yazınsal ve diğer yönlerini tartışılması için seçkinlere ve bilgelere bir forum sağlamaktaydı. Sayar-ul okul, o tartışmalarda elde edilen sonuçların tüm Arabistan’da geniş saygı gördüğünü ileri sürmektedir. Dolayısıyla Mekke, toplulukların manevi mutluluk için bir araya gelmesi sırasında bilge insanların aralarında tartışmalarına da olanak sağlayarak Varanasi geleneğini izlemiştir. Hem Hindistan Varanasi hem de Arvastan Mekke’deki ana tapınaklar Şiva mabetleriydi. Hala bugün bile hem Varanasi hem de Mekke’de ana saygı nesneleri eski Mahadeva amblemleridir. Müslüman hacıların Kabe’de saygıyla dokundukları ve öptükleri Şankara taşıdır.

GAYRİ-MÜSLİMLERİN GİRİŞİNİN YASAKLANMASI
Mekke’nin birkaç kilometre ötesinde herhangi gayri-müslimin bölgeye girmesini yasaklayan büyük bir tabela vardır. Bu, yeni kurulan İslam inancı için tapınağın saldırılarak ele geçirildiği günlerden kalma bir anımsatıcıdır. Maksat, belli ki geri alınmasını önlemekti.

Hacı Mekke’ye doğru ilerlerken, başını ve sakalını tıraş etmesi ve özel kutsal bir kisveye bürünmesi istenir. Bu beyaz kumaştan iki tane dikişsiz çarşaftan ibarettir. Bir tanesi bele, diğeri de omuzlara sarılır. Bu iki töre de; temiz tıraşlı ve kutsal, dikişsiz, lekesiz beyaz çarşaflar; Hindu tapınaklarına girişteki eski Vedik uygulamalarından kalmadır.

Mekke’deki Şiva amblemini barındıran ana tapınak Kabe olarak bilinir. Kara bir örtüyle kaplanmıştır. Bu gelenek de, geri alınmasında cesaret kırıcı olması açısından gerekli görüldüğü günlerde ortaya çıkmış olabilir. Britannica ve İslam ansiklopedilerine göre Kabe’de 360 tane put vardı. Geleneksel kayıtlarda tapınağa saldırıldığında tahrip edilen 360 puttan birisinin Satürn, bir diğerinin Ay ve yine bir diğerinin Allah olduğu belirtilmektedir. Hindistan’da *9 gezegene tapınılan Navagraha puji göreneği halan itibardadır. Bu dokuzun iki tanesi ay ve Satürn’dür. Bunun yanı sıra, ay her zaman Tanrı Şankara ile ilişkilendirilmiştir. Şiva ambleminin ön cephesinde her zaman bir hilal bulunur. Kabe tapınağında baştaki put Tanrı Şiva, yani Şankara, olduğundan üzerine hilal de resmedilmişti. İşte o hilal şimdi İslam’ın dini sembolü olarak kabul edilmiştir. Başka bir Hint geleneği, nerede bir Şiva Tapınağı varsa orada kutsal Ganj akıntısının da birlikte var olmasıdır. Bu geleneğe uygun olarak Kabe yakınında kutsal bir kaynak vardır. Suyu kutsal sayılır çünkü İslam öncesinden beri başka bir Ganj olarak görülmektedir. Kabe tapınağını ziyaret eden Müslüman hacılar *7 kez etrafında dönerler. Başka hiçbir camide bu dolaşma yoktur. Hindular da hep tapınakları etrafında dolaşırlar. Bu da Kabe tapınağının, Hindu dolaşma töresinin hala titizlikle uygulandığı İslam öncesi Şiva mabedi olduğunun bir diğer kanıtıdır.

Allah, Sanskritçe bir kelimedir. Sanskrit dilinde Allah, Akka ve Amba eşanlamlıdırlar. Bir tanrıça veya anneyi *ifade ederler. Allah deyimi Sanskritçe ilahilerde tanrıça Durga’nın (Bhavani) himayesi istenirken ortaya çıkar. Dolayısıyla tanrı yerine İslam’ın Allah kelimesi yenilik değil, eski Sanskrit isminin alıkonularak İslam tarafından kullanılmaya devam edilmesidir.

Yedi kez dönmek de belirgindir. Hindu düğün törenlerinde gelin ve damat kutsal ateş etrafında yedi defa dönerler. *Mekke’de Kabe tapınağı etrafındaki yedi kez dönme töresi, dolayısıyla, bir Hindu Vedik adetidir.

Sayar-ul-okul bize İslam öncesinde yıllık Okaj fuarlarında tüm kalburüstü şairlerin katıldığı Arap şiiri sempozyumlarının *düzenlendiğini bildiriyor. En iyi olduğu düşünülen şiirlere mükafat veriliyor, altın levhalara kazınarak mabet içine asılıyordu. Diğerleri ise deve ve keçi derisine baskı yapılarak mabet dışına asılırdı. Böylece Kabe binlerce yıldır en iyi Arap şiirsel düşüncesinin hazinesi olmuştur. Bu gelenek çok eski zamanlardan beri antiktir. *Ama Şiirlerden çoğu Muhammet Peygamberin kuvvetlerinin Kabe’ye saldırısı sırasında kaybolmuş ve tahrip olmuştur.

Sayar-ul-okul, Ömer-bine-Hasnam’a ait bir şiirdir. (Şiir adı: Ebul-hikem yani, Bilginin babası). Ömer-bine-Hasnam, Muhammet peygamberin amcası olup, Müslüman olmayı reddetmişti. Müslüman olmayanları yok etmek isteyen Müslüman fanatiklerin elinde şehit oldu. Bu şiiri Kabe’de yıllık fuarda en iyi olarak ilan edilmişti:


Kefa vinek zikra min ulumin tav eseru kaluben ayetül heva ve tezekkuru
Ve tezekkuruha uden *ilel vedae lilvara veluk yank *zatullahe yum tab aseru
Ve ehluleha *ezahu ermiman mahadev o menazel ilamuddine minhum ve seyattaru
Ve sahabi kiyem feem kamil hinde yovmen ve yakilun lete hazan feynnak tevajharu .
Meyasseyare akhalekan hasenen kullahum naimun azaed *summ gebul Hindu.

--------------------------------------------------------------------

Bir adam ki, tüm yaşamını günah ve erdemsizlikle geçirsin, yaşamını tutku ve öfkede yitirsin,
Sonunda pişman olup erdemliliğe dönüşü isterse, bir yol var mıdır kurtuluşu için?

Eğer bir kere bile samimiyetle Mahadeva’ya ibadet ederse, dürüstlük yolunda en yüksek konuma ulaşabilir.

Ah tanrım! Tüm yaşamım yerine Hint’de bir günlük kalış ihsan eyle; nasıl ki ruhen özgür olur o kutsal toprağa ulaşan.

Hint’e bir hac sayesinde soylu davranışların mükemmelliğini kazanır insan, ve ayrıcalığını elde eder ideal Hindu hocaların dindar üslubunun.


***************************

* 1742 Tarihi ve Sultan Selim (III) uyuşmuyor (1789 – 1807 arası tahtta). Tarihin 1792 olması daha olası. Selim (II) çok erken, 16. asırda. III Selim ise edebiyata meraklıydı. Şair ve hattat idi. Kütüphane onun kişiliğine daha uygun.


Yazı başlığı (Tanrıça) çeviri kaynağından alınmıştır. Kaynakta İslam öncesi putlarla Hint tanrıları arasında bağlantı kurulmaktadır. Hint ve İslam törelerindeki benzerlikler için aşağıdaki çeviri kaynağı sitenin resimlerini inceleyebilirsiniz:

http://volker-doormann.org/the0.htm
Alıntı ile Cevapla
  #2  
Alt 16-08-2007, 21:52
ozgur_beyin - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
ozgur_beyin ozgur_beyin isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 07 Sep 2006
Mesajlar: 5.929
Standart Re: İSLAM ÖNCESİ ARABİSTAN, İSLAMİYETTE HİNT TÖRELERİ

Sevgili Burlap ve Simonuniti, emeğinize, gerçekten içten teşekkür ederim.BU *BİLGİLERİN yüzde doksanından haberim yoktu. Sağolun *var olun.

Bu konuda biraz daha kaynak bulmanızı rica ediyorum(eğer mümkünse)

sorun cahil olman değil , kendini alim sanman
Alıntı ile Cevapla
  #3  
Alt 16-08-2007, 22:06
ozgur_beyin - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
ozgur_beyin ozgur_beyin isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 07 Sep 2006
Mesajlar: 5.929
Standart Re: İSLAM ÖNCESİ ARABİSTAN, İSLAMİYETTE HİNT TÖRELERİ

sevgli dilaver'in'' Muhammed hakkındaki bilgiler nereden kaynaklanıyor?'' başlığına verdiği linki buraya akta-
rıyorum. Bu başlıkta daha faydalı olur kanaatindeyim.

http://www.qantara.de/webcom/show_ar...914ff3fdc3819b

sorun cahil olman değil , kendini alim sanman
Alıntı ile Cevapla
  #4  
Alt 16-08-2007, 23:44
sargon - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
sargon sargon isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Onur Üyesi
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 01 Aug 2005
Bulunduğu yer: Isvicre
Mesajlar: 6.665

Onur Üyeliği Başarı Ödülü Başarı Ödülü 

Standart Re: İSLAM ÖNCESİ ARABİSTAN, İSLAMİYETTE HİNT TÖRELERİ

Elinize sağlık arkadaşlar. Çok yararlı bir iş yapmışsınız. Gerçekten de İslamiyet öncesinden kalan ve İslamiyete geçen birçok gelenek ve inanışla Hint gelenek ve inanışları arasında son derece ilginç benzerlikler var. Kendi adıma Hint inanışlarının Arabistan'a çok eski tarihlerden beri girmiş olduğunu düşünüyorum. Özellikle Kabe ve hac ibadetleri nerdeyse hık demiş burnundan düşmüş. Hala Hac sırasında saç ve sakalın traş edilmesi ve çıplaklaşmayı sembolize eden iki parçadan oluşan, dikişsiz ehram elbisesinin kökeni konusu uzun zamandır kafama takılmıştı. Bu yazı ile aydınlanmış oldum.

Yazıda tek şüpheli olan konu Arabistan'ın Hintler tarafından işgal edilmiş olması. Ben böyle bir tarihsel dönem yaşandığından şüpheliyim. Hint etkisinin güneyden, yani Yemen üzerinden gelmiş olması gerekir diye düşünüyorum. Orta Asya tarihi Ahamenişlerle başlatılır. Yani Pers'ler. Sonrasında İskender'in bölgeyi fethi var. Hindistan'a kadar ulaşmayı başarıyor. Öldükten sonra ülke bölünüyor ve çok sayıda devlet oluşuyor. Sonra Roma dönemi geliyor. Dolayısıyla kuzeyde hep bir iktidar çatışması var ve Hintler burda yok. İran halkları var, Yunanlar, Makedonlar ve Romalılar var. Hindsitanın güney Arabistan'la ilişkisi olmuş olabilir diye düşünüyorum.

"Daha önce ben televizyona bakıyordum, şimdi televizyon bana bakıyor
Mısırlı bir gösterici
http://sargon.blogcu.com/
Alıntı ile Cevapla
  #5  
Alt 17-08-2007, 15:18
Üye Değil
 
Mesajlar: n/a
Standart Re: İSLAM ÖNCESİ ARABİSTAN, İSLAMİYET'TE HİNT TÖRELERİ

Dilaver'in verdiği linkle bu çeviri arasında oldukça fark var. Ancak bu yadırganmamalı. Çünkü çevirinin başında anlatıldığı gibi "dünyada başka hiçbir ülke 2500 yıllık kendi tarihini, geçmişle bütün bağlarını kopartıp yok ederek, kasten silmemiştir". Google'da "İslam öncesi Arabistan" taraması yaparsanız % 99 İslami kaynak buluyorsunuz. Hepsinde de İslam öncesi insanların ne kadar vahşi oldukları, vs yazılı. Yani belgeye dayanan en ufak bir şey yok. Arabistan tarihini ararştırırsanız da çıkan sonuç aynı. (İslam öncesi için üç satır bulmak çok iyi sayılır.) Taramayı İngilizce olarak da (pre-islamic arabia) yaptım, fark yok. Hele wikipedia'nın hali içler acısı. Her başlık neredeyse bir cümle.

Dolayısıyla bu çeviride bahsedilenler en azından herhangi başka kaynak kadar geçerli. Ayrıca törelerin benzerliği, sembollerin resimle gösterilen benzerliği bu çeviri metninin muteber olduğunu gösteriyor. Sayar-ul-okul belgesi pek çok sitede de kaynak olarak gösterilmiş. Bunların çoğunluğu Hint sitesi ve yaklaşık aynı şeyler anlatılıyor. Bunları da derlemeye çalışacağım.
Alıntı ile Cevapla
  #6  
Alt 17-08-2007, 22:14
ziggurat ziggurat isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 26 Jul 2006
Mesajlar: 187
Standart Re: İSLAM ÖNCESİ ARABİSTAN, İSLAMİYET'TE HİNT TÖRELERİ

Sevgili Burlap,Rahman ile Brahma arasinda da bir bag var mi aceba?
Alıntı ile Cevapla
  #7  
Alt 18-08-2007, 08:54
Üye Değil
 
Mesajlar: n/a
Standart Re: İslam öncesi Arabistan ve İslamiyet'te Hint Töreleri

Sevgili Ziggurat,

Sadece rahman değil, namaz, muhammet vs isimlerin de Sanskritçeden geldiği iddiası var. Bunları derleyerek sunacağım.
Alıntı ile Cevapla
  #8  
Alt 18-08-2007, 10:03
bayraktaro1 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
bayraktaro1 bayraktaro1 isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 30 Jun 2007
Bulunduğu yer: Ankara
Mesajlar: 639
Standart Re: İslam öncesi Arabistan ve İslamiyet'te Hint Töreleri

Sevgili Burlap;

Yaptığın çalışmayı çok takdir ediyorum. Her zaman devamını diliyorum.

Bu arada; Tom HANKS'in başrol oynadığı DA VİNCİ ŞİFRESİ'ni seyrettip seyretmediğini bilmiyorum. Bu filmde Tom HANKS bir arkeoloji profesörü rolünde oynuyordu.

Filmin başında, Tom HANKS bir konferans veriyordu. Konferans'ta şu an bildiğimiz ve bazen bize saçma bile gelen inanışların sembollerin birden ortaya çıkmadığını ve hepsinin Tarihlerin köklerinde yattığını örneklerle anlatıyordu.

Örnek olarak; Satanist inanışında kullanılan yıldız sembolünün, Hitlerin kullandığı Nazi sembolünün, Rusya'daki kominizm'deki orak-çekiç *sembollerinin aslında sadece o döneme ait semboller olmadığını onların farklı geçmiş inanışlardan gelen semboller olduğunu örneklerle anlatıyordu ve ben hayran kalmıştım.

Kesinlikle bütün dinlerin de bir kökeni olduğuna inanıyorum. Havadan inme şeklinde değil. İslamiyetin de bir kökeni var. Allah'ın, namazın, hac v.b..........
Alıntı ile Cevapla
  #9  
Alt 26-01-2009, 03:34
ozgur_beyin - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
ozgur_beyin ozgur_beyin isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 07 Sep 2006
Mesajlar: 5.929
Standart

şu aralar sitemizde pek görünmeyen simonuniti ve sitemizden ayrılan burlap'ın çevirileriyle
oluşturulmuş bu yazının tekrar okunabilmesi gayesiyle güncellemeyi uygun gördüm

sorun cahil olman değil , kendini alim sanman
Alıntı ile Cevapla
  #10  
Alt 26-01-2009, 04:15
evrensel-insan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
evrensel-insan evrensel-insan isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
 
Üyelik tarihi: 08 Mar 2008
Bulunduğu yer: Londra
Mesajlar: 22.832
evrensel-insan - MSN üzeri Mesaj gönder
Standart

Saygideger arkadaslar;

Islam dini; saman dini degil mi? Samanizmin, yaraticisi Budha degilmi? Budha, ayni zamanda; insanoglunun tarihinde; ilk defa; tanriyi soyuta ve erisilmeze tasiyan kisi degilmi? Samanlik, budizmin bir kolu degil mi? Butun bunlar, bize; araplarin, musluman olmadan onceki yasam ve kulturunun; hint bagini aciklamaz mi?

Saygilarimla;
evrensel-insan

Evrensel-Insan - Yapılandırmacı Epistemoloji/Bilişsel Bilim/Qua Felsefesi/Serbest Düşünce/Devrimci Sorgulama/Zihinsel Devrim - Evrensel-Insan Zihniyeti
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Önerilen Siteler


Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı

Gitmek istediğiniz forumu seçiniz


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 11:01 .