Turan Dursun Sitesi Forumları
Geri git   Turan Dursun Sitesi Forumları > Bilim > Biyoloji > Evrim

Cevapla
 
Başlık Düzenleme Araçları Stil
  #1  
Alt 27-08-2007, 01:32
spartan-troy spartan-troy isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 04 Jul 2007
Mesajlar: 780
Standart Evrim ile ilgili bir yazı...

Darvinizmi kurtarmak adına evrimi genetik moleküler biyolojiye uyarlamaya *çalışılıyorlar habire. Bilindiği gibi fosiller sedimant(çökelen tortular) tabakalar içinde meydana geliyor.. Nasıl mı? Çökelen tortular kaya şeklinde sertleşirken bir yandan da canlı artıklar basıncın etkisiyle ister istemez preslenerek kaya parçası haline geliyorlar. İşte bu kalıntılara fosil denir bu yüzden. Günümüzde kullanılan radiometrik metoddan hareketle bilim adamları yeryüzünün yaşını dört buçuk milyar yıl olarak hesaplamışlar.. Bu hesaplamalar ışığın da fosil ihtiva eden tortul tipleri tahmin edilen zaman dilimleri içerisinde jeolojik sütun olarak tasnifleniyor ve evrimciler bu sınıflamadan hareketle yeryüzünde ilk evvela omurgasızların görüldüğünü, akabinde bunları balıklar, kurbağalar, sürüngeler derken memelilerin takip ederek dönüşüm yaşandığını, böylece canlılığın jeolojik aşamaları bu şekilde sıralandığı tarzında fikir serd ederler..

* * * *Yaratılış fikrini ortaya koyanlarda yeryüzündeki jeolojik hadiselerin uzun zaman diliminde gerçekleştiğini kabül etmekle beraber canlı türlerin değişik zamanlarda çıkarak türden türe dönüşmediğini ve her türün *kendi cinsinden bir anda ortaya çıktığını ifadelendirerek yaratılış gerçeğini savunurlar. Bütün bu tartışmalardan objektif olarak meseleye bakıldığında *sözkonusu tasnif sıralamasında yer alan prekambiyon kayaçları arasında şimdiye kadar *çok hücreli fosile rastlanılmaması evrimcilerin görüşlerini çürütüp, yaratılış fikrini daha çok güçlü kılıyor.. *Öyle ya; *şayet prekambiyon devrinde fosil mevcut değilse kambriyon faunasının evrim geçirmediği bariz bir şekilde ortaya çıkmış olmaz mı? İnanılır gibi değil, üstelik *fosilleşmiş hiçbir geçiş formu da olmadığı halde evrimciler bu tür yorumlara tevessül edebiliyorlar.. Nedir bu telaş, yangından mal kaçırırcasına neyi ispatlamaya çalışılıyorlar anlamış değiliz. *Bırakın Darvin teorisiyle kalsın, yeter ki bilimin önü tıkanmasın.

* *Çok hücreli canlılar özellikle hücrelerinin farklı olmasıyla göze çarparlar.. Mesela karaciğer, deri, kemik ve göz birbirlerinden çok sayıda *özellikleri ile ayrılmaktadırlar.. Bu farklılıkların nedeni protein sentezinin son derece karışık düzeninde aranmalıdır. Canlının gelişmesi sırasında ortaya çıkan farklılaşma bazı hücrelerin belirli fonksiyonları için özelleşmelerine yol açar. Hücre içinde bulunan birçok yapının neden yapılmış oldukları konusunda bilgiye sahip olabilmek için hücreyi oluşturan elemanların herbirini ayırtabilecek
izolasyon çalışmalarına başvurmak gerekir. Bugün gelinen noktada hücre yapılarını birbirinden ayıran birbirinden başarılı teknik metodlar geliştirilmiştir. Biyolojik bir materyalin santrifüj tüpüne konulup azdan çoğa doğru değişik devirlerde hızla döndürülmeleriyle izolasyon *çalışmaları gerçekleştirilmektedir. *Aşama aşama değişik devirlerde çöktürülen sıvı örneklerinin en son safhasına *gelindiğinde üste kalan sıvı kısmın daha düşük yoğunlukta bulunan hücre yapıları sözkonusu olduğundan, bu kısımda daha çok ribozomlar yer alır.

* * *Genellikle insan hücrelerinde bir nükleolus vardır. Nükleolus RNA ve buna bağlı proteinler bakımdan oldukça zengindir.. Dolayısıyla bu maddeler kromozomda sentezlenerek nükleolusta toplanır. Nükleolustaki RNA, rRNA karekterindedir. RNA burada proteinlere ve özellikle histonlara bağlandıktan sonra stoplazmaya geçer, stoplazmaya geçen ribozomlar amino asitlerle *birlikte protein sentezlenmesine önderlik eder böylece.
KROMOZOMLAR

* * *Bilindiği gibi kromozomların sayıları ve şekilleri cinsten cinse, türden türe değişmektedir. Dikkatli incelemeler sonucunda kromozomların çok sayıda iplikten meydana geldiği gözlemlenmiştir. Peki iplikler nelerden oluşur? Elbetteki bu ipliklerin her biri kromanemalardan oluşur. *Normal bir hücrede kromozomdaki kromonemalar arka arkaya defalarca bölünme geçirir ki; *Kromonemaların bu şekilde uzunlamasına defalarca bölünmesine Endomitoz adı verilir. Endomitoz sırasında *meydana gelen iplikler birbirinden ayrılmayıp birarada kalırlar. Bu şekilde meydana gelen ve iplik paketinden oluşan dediğimiz politen kromozomların bütün ipliklerindeki kromonemerlerin yan yana gelmesiylede bantlar oluşur. Bugün Genetik çalışmalar sayesinde *elde edilen kromozom haritalarındaki genlerin yeri ile bantların yeri karşılaştırılmakta ve bu bantlarla interbantların lokus haritaları belirlenmektedir.

* *Lamba fırçası şeklinde dev kromozomlarda sözkonusu ki, bunlar *politen kormozomlardan *daha *uzundurlar. Bu fırçanın ekseninde dört kromatid bulunur.. Lamba fırçası kormozomlarında diplotenden sonra bir küçülme görülür hep. *Eğer kromozomlar metafaz ve anafaz safhalarında sıcak su, asit buhari, alkolik çözeltiler veya potasyum siyanür gibi maddelerle muamele edilirse yapısında spral şekildeki teşekküllerin bulunduğu görülecektir. Küçük büyük spraller şeklinde olan bu teşekküller kromonemadan başka bir şey değildir. Kromenamanın yapısında yer alan küçük sprallerin dönüm sayısı(kıvrım sayısı) çok fazla olup, büyük sprallere dik bir şekildedir. Büyük sprallerin dönüm sayısı mayoz bölünmenin profaz safhasında kromenama üzerinde görülen düğüm benzeri kısımlar *kronemaların ta kendisidir. Bilim adamlarınca bugün genlerin kromonemerler üzerinde yer aldığı kabül edilmektedir. Görüldüğü gibi canlının *temelini hücre oluşturur demekle iş bitmişor. Hücrenin içine de girmek gerekiyor. Nitekim giriliyorda. Hücrenin içine konuk olduktan sonra Hücrenin başkenti dediğimiz çekirdeğe *de ulaşmalı ki canlının merkezden nasıl idare edildiğini çözülebilsin. Çekirdeğin merkezine varmakla da dava bitmiyor, merkezin karargahı dediğimiz ve canlının idari mekanizmasının adeta beyni sayılan DNA’ya da ulaşmak gerekiyor. *Hadi diyelim DNA denen moleküler merdivenimsi spral yapıyı keşfettik, bu seferde *biyolojik hayatın bu kombinezon içerisinde nasıl düzenli bir şekilde hareket ettiğini, hücreyi oluşturan bütün birimlerin hiç şaşırmadan rotasında nasıl seyrettiğini de irdelemek mecburiyeti var. Mikro alemde seyreyledikçe gelinecek en son nokta Allah demekten başka çare yoktur. Zaten hayretler içerisinde yüzdüğümüz mikro alemde en güzel mutluluk elbette Allah demek olsa gerektir.

HÜCRENİN KİMYASAL YAPISI VE PROTEİNLER

* * * Mikro alem bununla bitmiyor, hücrenin elementer ve bileşik yönleri de var. Nasıl mı? Malum olduğu üzere Hücrenin kimyasal yapısını oksijen, hidrojen, karbon, azot, kükürt ve potasyum gibi atomlardan oluşan temel elementler ile mangan, iyot, aliminyum, çinko ve silisyum gibi atomlardan meydana gelen *iz elementler oluşturur. Yine hücreyi bileşikler
yönünde incelediğimizde de organik ve inorganik bileşikler şeklinde tasnifleriz. Su ab-ı hayat derler ya gerçekten de su *anorganik bileşiklerin en önemli bileşiğidir diyebiliriz. Organik bileşikleri, *nucleikasit ve nucleic asitlerin dışında kalan bileşikler denilen *protein, protein türevleri, karbonhidrat ve karbonhidrat türevleri, lipit ve lipit türevlerini kapsar. *Bunlardan canlının nüvesinde öneme haiz proteinleri ele alacak olursak, proteinler hücre içerisinde hem fonksiyonel hemde enerji meydana getirmede aktif rol oynarlar. Malum olduğu üzere proteinler, aminoasitlerin (dipeptit, polipeptit) birleşmesiyle meydana gelirler. Proteinler uzun fibriller(lifler) ve globüler(küresel) olmak üzere iki türlü halde bulunurlar. Bu arada satırlar ilerledikçe görüyorsunuz hücre denen olayın elementer aleminde dolaşmaya başladığımızı *farkediyoruz ister istemez. Nasıl mı? İzleyelim görelim.

* * * Fibrin yapıdaki proteinler hücrede dayanıklı kısımları ve özellikle zarları meydana getirirler. Bu nedenle yapı proteini olarak isimlendirilirler. İnsan tarafından kösele olarak kullanılan hayvan derisinin dayanıklılığı bu lifsel proteinlerden ileri gelir. Globuler proteinler ise enzimatik proteinlerdir. Bu tip proteinler lifler halinde değildir. Bu nedenle yapı malzemesi olarak kullanılmazlar, nispeten küre şeklini kazanırlar. *Dolayısıyla Globuler protein molekülleri hücrenin sıvı ortamında daha kolaylıkla yüzer ve kimyasal reaksiyonlarda daha kolay kullanılabilir. Yapı bakımdan da proteinler; alfa amin asitleri veya bunun türevlerini kapsar. Bileşik proteinler; bir basit proteinin diğer bir madde ile prostetik grup halinde birleşmesiyle ortaya çıkar. Enzimler ise genellikle kısa veya Globuler tipte protein molekülleridir.


* * * * Velhasıl organik bileşiklerden nükleon proteinler nucleic asit ile bir veya birkaç proteinin birleşmesinden nucleic asitler (DNA ve RNA)meydana gelmiştir. Prostetik grup olarak bulunan nucleic asitler biyolojik açıdan çok önemlidir. Bir nükleon protein bir baz ile beş karbonlu pentoz bileşiklerinde bir nucleoside, bir nucleoside fosfat grubu ile birleştiğinde ise Nükleotid, *Nükleotidlerde kondansasyon yaparak bir nucleikasit meydana gelir. Nucleikasitde proteinle birleştiğinde nükleon protein meydana gelir.. Hiçbir şey görüldüğü gibi rastgele oluşmuyor, belli bir plan dahilinde zincirlemesine cerayan ediyor ve mikro düzeyde gerçekleştiğini sandığımız hadisenin, oysa büyük bir alemi dolduracak harikulade işleyiş olduğu anlaşılıyor, bu *alem karşısında dilimiz tutuluyor adeta.
Alıntı ile Cevapla
  #2  
Alt 27-08-2007, 01:42
kompLeks kompLeks isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 16 Aug 2006
Mesajlar: 183
Standart Re: evrimle ilgili bir yazı

''Hiçbir şey görüldüğü gibi rastgele oluşmuyor, belli bir plan dahilinde zincirlemesine cerayan ediyor ve mikro düzeyde gerçekleştiğini sandığımız hadisenin, oysa büyük bir alemi dolduracak harikulade işleyiş olduğu anlaşılıyor, bu *alem karşısında dilimiz tutuluyor adeta.''

sadece bu cümleyi okudum...bilim adamları birşeyler araştırmış ve bulmuş...ama senin yaptığın yorumdan ne anlam çıkartmamız gerekiyor onu anlamadım...

*' * * * * * * * κadeяiмi değişтiяeвilmeκ вeиiм кadeяiмdiя ! * *
Alıntı ile Cevapla
  #3  
Alt 27-08-2007, 01:44
spartan-troy spartan-troy isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 04 Jul 2007
Mesajlar: 780
Standart Re: evrimle ilgili bir yazı

sadece onu okursan anlamazsın komplex...
bilim adamlarının bulduğu seylerden bahsediyoruz zaten
kendi kafamızdan uydurmuyoruz
Alıntı ile Cevapla
  #4  
Alt 27-08-2007, 01:52
kompLeks kompLeks isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 16 Aug 2006
Mesajlar: 183
Standart Re: evrimle ilgili bir yazı

eminim ki güzel şeyler bulmuşlardır...bu saatte o destansı yazıyı okursam sabah olur zaten...ben de diyordum spartan- troy halen çevrim içi ama halen bana bir cevap yazmadı...seni gidi demek bu destanı yazıyodun...sen gene okuduğumu varsay (yoksa okudum diye yalan söylemek zorunda kalacam) ve senin yorumundan ne anlam çıkartmamız gerektiğini söyle...gerçi ben cevabı tahmin edebiliyorum ama...kayıtlar da bulunsun ve herkes okusun diye soruyorum...

*' * * * * * * * κadeяiмi değişтiяeвilmeκ вeиiм кadeяiмdiя ! * *
Alıntı ile Cevapla
  #5  
Alt 27-08-2007, 01:56
spartan-troy spartan-troy isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 04 Jul 2007
Mesajlar: 780
Standart Re: evrimle ilgili bir yazı

tamam soyluyorum kısacık bir örnek ;

adeniz bazı karsısına asla guanin gelmez,,adenin karsısına 2 li hidrojen bagıyla timin gelir,sitozin de gelmez,,guanini su acıdan dedim,pürin halka olduğu için.Yani nukleotidler karman corban yapıdan düzenli yapıya sırasını şaşırmadan boncuk tanesi gibi tıngır mıngır diziliyor....bu sadece bir örnek,hücresel komplexin detayıdır bu...şimdi *daha cok detayına girmeyeyim,gece gece kafanı karıştırmak istemem.
Alıntı ile Cevapla
  #6  
Alt 27-08-2007, 03:07
kompLeks kompLeks isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 16 Aug 2006
Mesajlar: 183
Standart Re: evrimle ilgili bir yazı

bu yorumda inançla ilgili birşey yok...bir an konuyu allahın varlığına getireceksin zannettim...katılıyorum tıngır mıngır dizilmişler nükleotitler...tesadüf...

*ama sana kırıldım hani sabah 5 e kadar burdaydın aşk olsun...demek spartan-troy da yalan söyleyebiliyor...bu dünyada babana bile güvenmiceksin...

*' * * * * * * * κadeяiмi değişтiяeвilmeκ вeиiм кadeяiмdiя ! * *
Alıntı ile Cevapla
  #7  
Alt 27-08-2007, 05:31
dilaver - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
dilaver dilaver isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 28 Sep 2006
Bulunduğu yer: İstanbul
Mesajlar: 12.080

Onur Üyeliği Başarı Ödülü Başarı Ödülü 

Standart Re: evrimle ilgili bir yazı

Öyle *ya; * şayet *prekambiyon *devrinde *fosil *mevcut *değilse *kambriyon *faunasının *evrim *geçirmediği *bariz *bir *şekilde *ortaya *çıkmış *olmaz *mı? *İnanılır *gibi *değil, *üstelik * fosilleşmiş *hiçbir *geçiş *formu *da *olmadığı *halde *evrimciler *bu *tür *yorumlara *tevessül *edebiliyorlar.. *Nedir *bu *telaş, *yangından *mal *kaçırırcasına *neyi *ispatlamaya *çalışılıyorlar *anlamış *değiliz. * Bırakın *Darvin *teorisiyle *kalsın, *yeter *ki *bilimin *önü *tıkanmasın.

* * * Sayın spartan-troy

* * * Özgür beyinin ve psikonun deyimiyle buraya astıgınız yazının yazarı her kim ise işkembeyi kübradan sallamış.Siz de buna inanmışsınız ve matahmış gibi buraya asmışsınız. Halbuki prekambriyen dönemi hiç de sizin dediginiz gibi degil :

* * * *Bütün fosil kayıtları, canlı türlerinin, çok uzun bir sessizlik döneminden sonra Kambriyen dönemi denilen 542-488 milyon sene öncesine tarihlenen bir dönemde, özellikle de 542-530 milyon yıl öncesine denk gelen bir dönemde ani bir sıçrama ya da patlama yaparak çeşitlendiklerini, daha önceleri çok uzun bir süre boyunca dünyada tek hücreliler hakimken bu dönemden sonra birden çok çok hücreli farklı türün ortaya çıktıgını gösteriyor.

* * * * Yaratılışçılar yaşamın kambriyen dönemi ile bir anda ortaya çıktıgını savunarak, bunu yaratılışın kanıtı olarak sunarlar. Halbuki ilk bilinen mikrofosiller 3,5 milyar yıl önceye kadar gitmektedir. Yani 3-3,5 milyar yıl önce evrimleşmekte olan fosil yapıları vardı. Fosil kayıtlarında, çok hücrelilere ait en eski fosil izleri 670 milyon yıl önceye dayanmaktadır. Bu da Kambriyen dönemden 130 milyon yıl önceye denk gelir. Kambriyen dönemde ilk kabuklu organizmalar oluşmuştu. Bu dayanıklı kabuk yapıları kendilerinden daha önce var olan yumuşakça yapısındaki çok hücrelilerden çok daha iyi fosilleşir ve bugüne kadar kalır.

* * * * * Prekambriyen dönemdeki yumuşak vücutlu tüm organizmalar fosilleşmeden yok olup gitmişlerdir. Ama buna ragmen bugün, o dönemden kalma bazı fosil izlerine de rastlamaktayız. O döneme ait alglerin, denizanasının, kurtçukların fosillerini bulabilmekteyiz.
*
* * * Fosillerin "patlamadan " önceki görece azlıgı beklenebilir bir şeydir; zira patlamadan önceki organizmaların çogu yumuşak gövdelere sahipti ve bu nedenle de fosilleşmeleri oldukça zordu. Ayrıca o devrin kayaları o kadar eskidir ve öylesine deformasyona ugramışlardır ki , o kayalarda fosil bulabilmek hemen hemen imkansızdır.

* * * *Sizin iddia ettiginiz gibi bir evrim yok da yaratılış var ise o halde şu soruya cevap vermek durumundasınız. Neden 500 milyon yaşında bir memeli ya da 100 milyon yaşında bir insan iskeleti bulamıyoruz. Madem her şey Kambriyen döneminde birdenbire yaratıldı, o halde neden tilobitlerle aynı yaşta dinozorlar, memeliler, kuşlar bulamamaktayız. Neden Adem'in büyük büyük torunlarının iskeletlerini Devonian Çag'da yaşamış amfibyumlarla birlikte yan yana göremiyoruz.

* * * Bilim adamları jeolojik çagları kafalarından uydurmamaktadırlar. Elde edilen fosiller ve bu fosillerin yaşları, bu gelişimi jeolojik gelişim çizgisinde de ispatlamıştır.

* * * Kambriyen patlamayla ilgili iddianızdan sonra neden o bilgileri sıralamak geregini duydugunuzu anlamış degilim.

* * * *saygılarımla
Alıntı ile Cevapla
  #8  
Alt 27-08-2007, 11:25
spartan-troy spartan-troy isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 04 Jul 2007
Mesajlar: 780
Standart Re: evrimle ilgili bir yazı

dilaver kardeş,yok babo olsaydı bize gösterildi hiç merak etme
ben bu işin içindeyim...millete fosil diye kakaladıkları şeylerin hepsi yalan.merak etme
hiç üzme tatlı canını.fosil mosil yok,benim gördüğüm hiç bir fosil kaydı yok...kendi kendinizi kayıt var diye tatmin edin.


komplex ben 2 ye kadar senin mesajını bekledim,ama atmayınca dedim bu uykuya daldı.
ondan sonra yine netteydim ama siteden çıkmıştım...yalan söylediğim felan yok.
senin mesajını cok bekledim inan
Alıntı ile Cevapla
  #9  
Alt 27-08-2007, 11:27
spartan-troy spartan-troy isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 04 Jul 2007
Mesajlar: 780
Standart Re: evrimle ilgili bir yazı

iddia ettiginiz gibi bir evrim yok da yaratılış var ise o halde şu soruya cevap vermek durumundasınız. Neden 500 milyon yaşında bir memeli ya da 100 milyon yaşında bir insan iskeleti bulamıyoruz


dilaver hiç mi okumuyorsun dergi mergi; bulunan fosiller maymuna mı ait olduguna inanıyorsunuz.güldürme beni...ağustos 2007 de bulunan bir balığın evrim geçirmediğini ve bu balığın bilmem kaç yıl önce bulunduğunu dergiler yazdı.okusaydın anlardın evrimin ne kadar palaspandıras bir masal oldugunu...
Alıntı ile Cevapla
  #10  
Alt 27-08-2007, 11:29
dilaver - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
dilaver dilaver isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 28 Sep 2006
Bulunduğu yer: İstanbul
Mesajlar: 12.080

Onur Üyeliği Başarı Ödülü Başarı Ödülü 

Standart Re: evrimle ilgili bir yazı

* *
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Önerilen Siteler


Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı

Gitmek istediğiniz forumu seçiniz


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 14:11 .