Turan Dursun Sitesi Forumları
Geri git   Turan Dursun Sitesi Forumları > İbrahimi Dinler > Hristiyanlık

Cevapla
 
Başlık Düzenleme Araçları Stil
  #1  
Alt 04-09-2007, 14:00
habilis habilis isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
 
Üyelik tarihi: 20 Jan 2007
Mesajlar: 765
Standart İncil'deki 'yaratılış' ve Yunan Mitolojisi..

İNCİLDE YARATILIŞ HİKAYESİ YUNAN MİTLERİNE DAYANIR


"Bu son çağda da her şeye mirasçı kıldığı ve aracılığıyla evreni yarattığı
kendi Oğlu'yla bize seslenmiştir." -İbraniler 1:2 ( İNCİL)


"Evrenin Tanrı'nın buyruğuyla yaratıldığını, böylece görülenlerin
görünmeyenlerden oluştuğunu iman sayesinde anlıyoruz." -İbraniler 11:3 (İNCİL)


İncilde de herşeyin yaratıcısı olarak sunulan tanrı mitolojik hikayelerin ürünüdür. İncildeki yaratılış hikayesi tamamiyle yunan mitolojisine dayanmaktadır.Sadece biraz bu mitti diğiştirip ,eklemeler çıkarmalar yapmışlardır. Ve bunu incilde ( tevratta ) yeni bir versiyonla tanrısal kökenli olarak bize sunmuşlardır. ancak yaratılış eski mitlere - efsanelere dayanır. *
Bunu yunan mitolojisinden okuyalım .

İsa'nın doğuşundan bin yıl önce; Homeros'un devrinde bile Yunan Tapınağı "mabedi" vardı. İlyada ve Odisse de yunanlıların inandıkları Tanrılar ve Tanrıçalar; efsaneleri ve özellikleri ile biliniyor, tanınıyordu.Fakat bu efsaneleri anlatan şair Homeros Tanrıların geçmişlerini ve nereden çıktıklarını hiç anlatmamıştır. O sadece Zeus'un Kronos'un oğlu olduğunu, Okeanos ile karısı Thetis'in bütün Tanrıların ve varlıkların sahibi olduğundan bahseder.

Sonraları Yunanlılar inandıkları Tanrıların tarihlerini, onların nasıl ve nereden çıktıklarını aramaya başladılar.

Eski Yunanlıların öğrenmek istedikleri ilk şey "Dünyanın yaradılışı" meselesidir. Onlar yerin, göğün, denizin, ışığın, suyun, havanın nasıl yaratıldığını bilmek istiyorlardı. Yeterli bilgileri olmadığından bütün bu şeyleri ve diğer tabiat olaylarını canlı birer varlık gibi hayal ederek, incelemeye koyuldular. Yeri, göğü, suları birer tanrı saydılar. Onlara kendi kafalarında birer insan şekli verdiler. Eski Yunanlılar, yeryüzünün yepyeni olduğu, daha kesin biçimini almadığı döneme Khaos adını takmışlardı. Khaos kelimesi büyük bir karmaşayı anlatmak için kullanılır, ve eski Yunanlılarda yeryüzünün ilk halini bir karmaşa, karışıklık olarak görüyorlardı. Efsanevi Tanrılar, işte bu el değmemiş karmaşık toprağa bir düzen getiriyorlardı.

Uranos "GÖK" ve Gaia "YER"

Evren oluştuktan sonra, onun üstünde yaşayacak ve ömür sürdürecekleri meydana getirmek gerekiyordu. Bunun için Gaia kendi oğlu Uranos ile birlikte Titanlar yarattı. Altısı dişi altısı erkek olmak üzere oniki tane olan Titanlar şunlardır; Okeanos, Koios, Hyperion, İapetos, Kronos, Theia, Rhea, Mnemosyne, Phebe, Tethys, Themis.

Uranos ile Gaia, bundan sonra Kylops'ları dünyaya getirdiler. Tanrılara benzeyen ancak alınlarının ortasında tek gözleri bulunan Kylops'lar şunlardır; Brontes, Steropes, Arges.

Bunlardan başka omuzlarından bükülmez yüzer kolları sallanan ve sırtlarına ellişer baş dizilmiş olan; Kottos, Briareos, Gyges adındaki devler dünyaya geldi. Bunlara Hekatonehires yada Centimanes derler.

Uranos tuhaf bir biçimde çocuklarından korkuyor, doğdukça onları yerin derinliklerine atıyor, oraya hapsediyordu. Bu harekete Gaia çok kızdı ve ondan yaptıklarının öcünü almaya karar verdi. Göğsünden parlak çeliği çıkararak onunla keskin bir tırpan yaptı, sonra çocuklarına planlarını anlattı.

Ama çocukları bu plandan korktular, yalnız en son doğan oğlu Kronos annesine yardım edeceğini söyledi. Akşam olunca Uranos, Gaia'yı görmeye geldi. Konuştular biraz vakit geçirdiler; sonra yattılar. Hiç bir şeyden şüphelenmeyen Uranos, derin bir uykuya dalınca, Kronos geldi ve tırpanla babasını hiç acımadan biçip, vücudunun kanlı parçalarını denize attı. Babasına ilk tırpanı attığı zaman açılan büyük yaralardan sızan siyah kan damlaları yere damlayınca yenilmez Erinyes "Hiddet"ler, korkunç Geants "Dev" ler ve Meliades perileri doğdular. Dalgaların üstünde çalkalanan et parçalarına gelince; onlarda beyaz köpüklere dönüştüler. Sonra kanlı et parçalarının meydana getirdiği bu beyaz köpükten genç ve güzel bir tanrıça olan Aphrodite doğdu. Onu dalgalar bir sedef kabuğu içersinde çiçeklerle süsleyerek Kıbrıs adasına götürdüler.

Kronos'un Saltanatı

Uranos öldükten sonra Kronos kainatın tek hakimi oldu. İlk iş olarak kardeşleri Titanları yer altındaki zindanlarından çıkardı. Onun hükümdarlığı zamanında yaratılış devam etti. Khaos ile Erebos'un kızı olan Nyks, Moros "Baht"ı, Siyah Kere"Moire"yi, Thnatos"Ölümü", Hypnos "Uyku" ve "Düş" leri doğurdu. Sonra Momos "Alay", Oizys'I "Acı ve Şikayet";Okean'ın arkasında altın elmaları bekleyen "Hesperides"leri; doğumdan ölüme kadar, iyi ve kötü ömrümüzün ipliğini eğiren "Parkae"leri, Moir'ları; Klotho, Lakhesis,Atropos'ı dünyaya getirdi. Daha sonra fanilere dehşet veren Nemesis (Öc, hile,kızgınlık), Eris (Nifak) doğdular. Nifak'tan da Ponos (Izdırap), Algos(Fenalık), Loimos (Açlık), Apathe (Hile), Savaşlar, Adam öldürme, Şüphe, Zulüm, Ant doğdu.

Deniz-Pontos; Toprak-Gaia ile evlenerek, doğruyu sever hakikatli Nereus, "Kocaman" Thaumas ile Elktra'den İris; güzel saçlı Harpyi'ler doğdu. Phorkys güzel yanaklı "Keto" Çelik yürekli; Euyebie'nin doğmasına neden oldu.

Nereus ile Okeanos'un kızı Doris'ten Nereides'ler denilen elli kız doğdu Thaumas ve Elektra'den İris, güzel saçlı Harpyi'ler doğdu. Phorkys ile Kete'den "İğrenç İhtiyarlık" (Geras) dünyaya beyaz saçları ile gelen Okean'ın ötesinde Hesperides'ler ülkesinde yaşayan (Graiai)ler doğdu. Sıra Titan'lara gelmişti. Bir kısmı kendi akrabalarıyla, bir kısmı peri kızları ile evlendiler ve çocukları oldu.

Okeanos ile Thetis'ten bir erkek çocuk, ırmaklar ; üç bin kız, su perileri; sonra akıl ve hikmet Tanrıçası Metis, servet Tykhe, cehennem ırmağı Styks doğdu.


Kargaşadan ilk çıkan Gaia yeryüzünün anası yada ana tanrıçasıydı. Gaia dünyaya bir çok tanrı ve tanrıça getirdi. Yunanistan'ın en yüce dağı, tanrıların mekanı sayılan Olympos'ta egemenlik kuran o büyük tanrılar ailesi Gaia'nın soyundan gelmedir. Gaia'nın çocukları eski çağ tanrılarının en güçlüleriydi, Yunanlılarda Romalılar da onları el üstünde tutarlardı.

Gaia ölümsüzlerin yeri olan ve yıldızlarla bezeli olan göğü yani Uranos'u yarattı. Ona, yani göğe kendisini de içine alsın kaplasın diye kendi büyüklüğünü verdi.. Ondan sonra Gaia yüksek dağları, ahenkli dalgaları bulunan Pontos'u, denizi meydana getirdi.




Hyperion ile Theia'dan Güneş- Helios, Ay-Selene, Şafak- Eos doğdular. Khaeos ile Phebe'den Leto, Asteria dünyaya geldiler. Krios ile Eurybia'dan Astreos, Pallas, Perseus doğdu. İapetos ile Okeanide, Klymene'den bazılarına göre Asie'den Atlas,Menoetios, Epimetheus, Prometheus doğdular. Sonradan Kronos Rhea ile evlendi.

İNSANIN YARATILIŞI




Titan İapetos'un dört oğlu olmuştu. Bunlardan Menoitios ve Atlas; Zeus'e başkaldıran Titan'larla beraber olduklarından cezalandırılmışlardı. Menoitios hainliğinden ve ölçüsüz cüretinden dolayıErebes'e daldırılmışrı. Atlas ise dünyanın öbür ucunda ve Hesperides'lerin önünde omuzlarına gök kubbesini yüklenerek ayakta beklemek cezasına çarptırılmıştı. Diğer iki kardeş Prometheus ve Epimetheus'un kaderleri daha farklı oldu. Her ikiside insanın yaratılışında önemli rol oynadılar.

Olympos tanrılarının kudretine ve kuvvetine karşılık Prometheus'ta kurnazlık ve zeka vardı. Titanların meşhur isyanları sırasında tarafsız davranan bir Titan olduğu halde baş tanrı kendisine başkaldırmadığı, tersine saygı gösterdiği için Prometheus'u Olympos'a ölmezler arasına kabul etmişti. Fakat kendi ırkını mahveden Zeus'a karşı içinde büyük bir kin ve öfke olan Prometheus, tanrılarını inkar edecek, onları hiçe sayacak ve işleyecekleri kötülüklerle en vahşi hayvanlara bile taş çıkartacak, dünyanın başına bela olacak bir mahluk'u, insanı yaratarak intikam almaya karar verdi.

Prometheus ilk insanı çamuru göz yaşlarıyla karıştırarak yarattı.Buna aslanın gücünü, tavusun kibrini, tilkinin kurnazlığını tavşan'ın ürkekliğini kattı. Fakat insan çıplaktı, kendisini koruyacak hiç bir şeye sahip değildi. Doğduğu günden itibaren acıları, üzüntüleri, ve bitmek bilmeyen ihtiyaçları başlıyordu. İlk insan çiğ meyvalarla, kanlı etlerle beslenip, elbise yerine bitkilerin yapraklarına sarılıyorlardı. Güneşin faydalarını bilmeden kendilerini karanlık oyuklarda saklıyorlardı. Yarattığı mahluklara acıyan Prometheus insanları daha iyi bir şekilde yaşatabilmek, vahşi hayvanlara karşı etkili silahlarla koruyabilmek, toprağı sürmeye yarayacak gerekli aletleri elde edebilmek için onlara madenleri işlemeyi ve ateşi vermeye karar verdi.Fakat otuz sene sonra Zeus Prometheus'a acıdı ve onu affederek tekrar ölümsüzler arasına Olympos dağına aldı.

İLK KADININ YARATILMASI


Yaratılış 2: 1 - 7

2: 4 Göğün ve yerin Yaratılış öyküsü: RAB Tanrı göğü ve yeri Yarattığında,
2: 5 yeryüzünde yabanıl bir fidan, bir ot bile bitmemişti. Çünkü RAB Tanrı henüz yeryüzüne yağmur göndermemişti. Toprağı işleyecek insan da yoktu.
2: 6 Yerden yükselen buhar bütün toprakları suluyordu.
2: 7 RAB Tanrı Adem'i topraktan Yarattı ve burnuna yaşam soluğunu üfledi. Böylece Adem yaşayan varlık oldu.



"Çünkü önce Adem, sonra Havva yaratıldı; aldatılan da Adem değildi, kadın aldatılıp suç işledi. "-Timoteos 2:13-14 (incil)


Prometheus'un kurnazlıkla çalarak insanlara verdiği akıl onları şımartınca Zeus o zamana kadar yalnız erkeklerden ibaret olan insan topluluğuna ceza vermek istedi ve onlara kadını gönderdi. Zeus , oldukça başarılı bir usta olan oğlu Hephaistos'tan kadını yaratmasını istedi. Hephaistos babasının isteği üzerine çamuru su ile yoğurdu ve görenleri şaşırtacak güzellikte bir kadın vücudu yarattı.

Olympos'ta oturan tanrıçaların en güzeli olan ve kendi karısı olan Aphrodite'in vücudunu model olarak kullanmıştı. Heykel bitince onun kalbine ruh yerine bir kıvılcım koydu. O zaman heykelin gözleri açıldı. Kolları bacakları kıpırdamaya ve dudakları konuşmaya başladı. Onu süslemek için bütün tanrılar ve tanrıçalar yardım ettiler. Herkes kendisinden ona bir şey armağan etti ve ona Rumca "bütün armağan" anlamına gelen Pndora adını taktılar. Athena ona güzel bir kemer, süslü elbiseler verdi. Letafet perileri Kharites beyaz göğsüne parlak altın gerdanlık taktılar. Aphrodite başına güzellikler saçtı. Güzel saçlı Horalar ilkbahar çiçekleriyle onu süslediler. Hermes Pandora'nın kalbine, hıyanet ve aldatıcı sözler yerleştirdi. Zeus da ona esrarlı bir kutu armağan etti ve ona dediki; Sakın verdiğim kutuyu açma, içindeki iyi şeyler uzaklara kaçar ve onların yerine fenalıklar gelir, seni rahatsız ederler. Bu kutuyu iyi sakla bütün insanların saadeti ve felaketi bu kutunun açılıp açılmamasına bağlıdır. Böyle dedikten sonra baş tanrı ilk kadını yeryüzüne indirdi ve Prometheus'un kardeşi Epimetheus'a gelin olarak gönderdi. Prometheus kardeşine Zeus'dan hiç bir şekilde hediye kabul etmemesini tembih ettiği halde Pandora'nın güzelliğine hayran kalan Epimetheus öğüdü tutmadı ve onunla evlendi.

Pandora da tıpkı tüm kadınlar gibi doğuştan meraklı olduğunda dünyaya gelir gelmez kutunun içinde ne olabileceğini düşünmeye başladı ve Zeus'un uyarısını unutarak kutuyu açtı. Kutunun içindeki hastalık, keder, ıstırap, yalan, riya gibi insanları rahatsız edecek ve onları felakete sürükleyecek ne kadar kötülük varsa hepsi açılan kutudan kuşlar gibi uçuştular. Pandora hatasını anlayarak biraz sonra kutuyu kapadı ancak kutuya kapatılan kötülüklerin arasında, insanları yaşatacak, teselli edecek "ümit" te vardı. Fakat ümit dışarı çıkamamış kutuda kalmıştı.. Böylece Zeus ilk kadını beraberinde kötülüklerle dolu bir kutuyla yeryüzüne yollayarak insanlardan intikam almıştı.


Pandora hakkında bilgi için bakabilirsiniz :

http://tr.wikipedia.org/wiki/Pandora


bu konuda geniş bilgi için bakılabilir

http://www.arthistory.sbc.edu/images...a/pandora.html


habilis

NO GOD
NO RELIGION

"İnsanların varlığını belirleyen şey,
onların bilinçleri değildir; tam tersine,
onların bilincini belirleyen, toplumsal varlıklarıdır."


K. Marx
Alıntı ile Cevapla
  #2  
Alt 04-09-2007, 14:27
sargon - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
sargon sargon isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Onur Üyesi
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 01 Aug 2005
Bulunduğu yer: Isvicre
Mesajlar: 6.665

Onur Üyeliği Başarı Ödülü Başarı Ödülü 

Standart Re: incildeki yaratılış ve yunan mitolojisi

Habilis, Yunan mitolojisindeki yaratılış öyküsünün derlemesi gayet güzel. Ancak bu öykünün Tora'daki yaratılış öyküsü ile bağlantılarını anlayamadım. Her toplumun bir yaratılış öyküsü var. İnsanların en merak ettiği ve belki de ilk merak ettiği konudur diyebiliriz: Biz nerden geldik, nasıl oluştuk? Sümer, Mısır, Hint, Yunan vb. çok sayıda uygar toplum, hatta kabile dinlerine varana kadar binlerce farklı din buna bir cevap vermeye çalışmış. İbrani dinindeki yaratılış öyküsünün kökeni de oldukça önemli bir konu. Ancak hangi sentezlerden oluştuğu, burdaki İbrani yaratıcılığının buna neler kattığını dikkatlice incelemek gerekli.

Sonuç olarak, Yunan mitolojisi ile İbrani yaratılış miti arasındaki bağlantılar bana henüz yetersiz görünüyor. Mezopotamya ve Hint mitolojileri ile benzerlikler daha fazla olabilir gibi. Yine de benim eğilimim İbrani yaratıcılığının özgün yanının daha fazla olduğundan yana.

"Daha önce ben televizyona bakıyordum, şimdi televizyon bana bakıyor
Mısırlı bir gösterici
http://sargon.blogcu.com/
Alıntı ile Cevapla
  #3  
Alt 04-09-2007, 14:35
habilis habilis isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
 
Üyelik tarihi: 20 Jan 2007
Mesajlar: 765
Standart Re: İncil'deki 'yaratılış' ve Yunan Mitolojisi..

sevgili sargon ,
eleştirin için teşekkür ederim.tora daki yaratılış öyküsüde bildiğin gibi yunan mitolojisiyle çok fazla benzerlik göstermekte.
örneğin adem ve havvanın çıplak olarak yaratıldıkları, bir süre bu şekilde yaşadıkları , adem ve havvanın yasak bir meyveden yemeleri vs bu mitolojide de yer almaktadır. incilde açık bir şekilde tevratı desteklemede , kabulllenmededir. yukarıda özellikle kadının yaratılmasından bahsettim .. çünkü yunan mitlerinde pandora tevrattaki ve incilde doğrulanan havva örneğiyle neredeyse aynı !

NO GOD
NO RELIGION

"İnsanların varlığını belirleyen şey,
onların bilinçleri değildir; tam tersine,
onların bilincini belirleyen, toplumsal varlıklarıdır."


K. Marx
Alıntı ile Cevapla
  #4  
Alt 04-09-2007, 16:10
sargon - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
sargon sargon isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Onur Üyesi
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 01 Aug 2005
Bulunduğu yer: Isvicre
Mesajlar: 6.665

Onur Üyeliği Başarı Ödülü Başarı Ödülü 

Standart Re: İncil'deki 'yaratılış' ve Yunan Mitolojisi..

Habilis, birlikte düşünelim. Adem öyküsünün en önemli özellikleri nelerdir? Çıplak olarak yaratılmış olmayı sayamayız. İlkel insanlar da insanın çıplak doğduğunu zaten deneyimlerinden biliyorlar. Elbise yapmayı öğrenene kadar çıplak yaşanacağı açık. Asıl önemli öğeler bundan sonra geliyor.

1. Adem'in topraktan yaratılması
2. Adem'in kagurga kemiğinden kadının yaratılması
3. Yasak meyvenin yenmesi, burda yılanın rolü
4. Cennetten kovulmaları

Birinci madde aslında birçok kültürde ortak olan birşey. İnsan topraktan yada çamurdan yaratılmıştır. Önce heykel gibi bir şeydir, sonra ruh verilir. Aynı öykü Mezopotamya mitolojilerinde de vardır. Kaburga kemiği öyküsü Yunan'da yok. Yasak meyvenin yenmesi var diyorsun ama yukardaki metinde bahsetmemişsin. Bu önemli bir şey olurdu. Cennet kavramı da ayrı bir başka öğe. Yunan mitolojisinde cennet kavramı var mı, bilmiyorum.

Ama asıl önemli diğer maddeler ve öykünün arkasındaki mantık. Burda İbrani öyküsünde bir ilk günah vardır. Bu önemli bir öğe. Yani asıl bu öğeyi araman gerek bence. Şekilsel benzerlikler yada ayrılıklar çok önemli değil. Yunan mitolojisinde bir ateşi çalma öyküsü var, bu izleği andıran. Ancak burda suçu işleyen Prometheus'tur. İbrani öyküsünde ise yılan ve kadın devreye giriyorlar. *Ortada bir isyan vardır ama suç başkalarına atılıyor. Sadece şunu iddia etmek mümkün. Yunan mitolojisinde henüz kadın aşağılanmamaktadır. Hatta belki de daha eski biçimlerinde ilk yaratılan insan kadın da olabilir. İbrani öyküsünde ise direk olarak kadın aşağılanıyor. Suçun asıl sorumlusu odur çünkü. Aslında insanlık tarihinin en çok sevilen öyküsü sayılır bu yaratılış öyküsü ve üzerinde çok spekülasyon yapılmıştır. Onları derlesen, ilginç bir çalışma olabilir. Bu öykü Yunan mitolojisinden daha arkaik bir öykü olabilir. Yani Yunan mitolojisine de İbrani mitolojisine de daha önceki inanışlardan geçmiş olabilir.

Bir başka öğe daha, birçok ilkel dinde de insanın yaratılması bir kötülük gibidir. En tarafsızlarından biri Sümer dini sayılabilir. İnsanlar tanrılara hizmet etmek için yaratılırlar. Aslında bir kötülük olması mantıklıdır da. Eğer insan tanrılardan daha güçsüz ve çaresizse tanrılar onlara bir tür kötülük yapmışlardır. Tanrıların varlığından hiç şüphelenmeyen insan kendi çaresizliğinin tanrının ona bir kızgınlığı eseri olduğunu düşünmüşl olmalı.

Pandora tevrat'taki havva ile hangi açılardan aynı. Bunları da açmanda fayda var.

"Daha önce ben televizyona bakıyordum, şimdi televizyon bana bakıyor
Mısırlı bir gösterici
http://sargon.blogcu.com/
Alıntı ile Cevapla
  #5  
Alt 04-09-2007, 17:09
habilis habilis isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
 
Üyelik tarihi: 20 Jan 2007
Mesajlar: 765
Standart Re: İncil'deki 'yaratılış' ve Yunan Mitolojisi..

değerli sargon ,

vermiş olduğun maddelere katılıyorum ,, ancak benim dikkat çekmek istediğim ufak bir nokta vardı. bu da adem ve havva nın yasak meyveden yemesi hikayesi diğer yunan mitlerindede mevcut . bunu söylemeye çalışıyordum . ( 3, *madde)

Yunanlılar için ölümden sonra “yaşam”, anlaşılmaz bir şekilde konuşan ruhların kasvetli dünyasından ibaret, çekici olmayan, gri bir yerdi.bir başka ulus olan mısırlılar, yiyecek ve şarabın, müziğin, çıplak dans eden kızların ve insanın her ihtiyacına hizmet edecek bir köleler ordusunun olduğu daha çekici bir öteki dünya anlayışına sahiptiler. Fakat Mısırlılar için öteki dünya, egemen sınıfın tekelindeydi. Bunların anıtsal mezarları, canlıyken sefasını sürdükleri gösterişli zenginliği ve lüksü sergiliyordu. bu yönden yunanlıların kafasındaki cennet daha bir farklıydı.
Çin’de ölümden sonra yaşam beklentisi, aristokrasiye, şefe, krala ve savaşçıya tahsis edilmişti. Bu, egemen elitin yararlandığı başka bir ayrıcalıktı, ya da daha doğrusu hayatları boyunca sefasını sürdükleri ayrıcalıkların –kitlelerin özenle dışında tutulduğu ayrıcalıklar– ölümden sonra da devam etmesiydi.
Hıristiyanlıkla beraber cennet nihayet demokratikleşti –herkese açıldı– ama bir bedel karşılığında. Bu bedel, daha iyi şeylerin geleceği beklentisiyle kişinin bu dünyadaki hayatını az çok feda etmesidir.


insanların tanrıya hizmet etmesi için yaratıldığı nı söylüyorsun .
bunada katılıyorum.

Babil tanrısı Marduk, insanı tanrılara hizmet etmesi maksadıyla yarattığını ilân etmiştir; bunu “onların özgürleşmesi”, yani tapınak ayinleriyle ilgili bayağı işleri yerine getirmeleri ve tanrılara yiyecek sağlamaları için yapmıştır.

ikinci iletimde ise tevrattaki havvanın pandorayla benzerlikler gösterdiğini idda ettim .. doğrudur yukarıdaki çalışmada bundan bahsetmedim ..
ancak elbetteki benzerlikler var gözlemlediğim. !. şuanda zamanım çok kısıtlı olduğu için yazamıyorum.
ancak mutlaka buna değiniriz..

eleştiri için teşekkürler.. güzel bir paylaşımın olmuş..



not : malesef forumlardan bir iki gün uzak kalıcam. dikkatinize ..


habilis

NO GOD
NO RELIGION

"İnsanların varlığını belirleyen şey,
onların bilinçleri değildir; tam tersine,
onların bilincini belirleyen, toplumsal varlıklarıdır."


K. Marx
Alıntı ile Cevapla
  #6  
Alt 04-09-2007, 18:07
dilaver - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
dilaver dilaver isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 28 Sep 2006
Bulunduğu yer: İstanbul
Mesajlar: 12.080

Onur Üyeliği Başarı Ödülü Başarı Ödülü 

Standart Re: İncil'deki 'yaratılış' ve Yunan Mitolojisi..

Mitolojilerin ve kültürlerin birbirini etkiledigi dogrudur, her toplumun kültürü de digerlerinin etkisi ile gelişmiştir. Etkilerden bahsedeceksek tarihsel perspektifi göze almak zorundayız. Bildigimiz en eski belgeler Sümere daha sonra da Asur ve Babil mitolojisi ile Mısır mitolojisine ait. Bir etkileşimden bahsedeceksek Sümeri ön plana almamız gerekiyor. En eski yaratılış destanı Sümerlerde olduguna göre topraktan yaratılmayı onlara borçluyuz demektir.

* * Yunan mitolojisi en çok Mısırlılardan etkilenmiş. Yunan dinini kurucuları ise Homeros ( İÖ 800 ) ve Hesiodos ( İÖ 700 ). Diger yazılı mitolojiler ile aralarında ciddi tarihsel bir zaman dilimi var.

* * *Bir diger nokta Yunan mitolojisinin dogallıgı ile İncillerin gökselligi ve tanrısallıgı arasındaki ciddi ayrım olmalı. Yunan tanrıları insan özelliklidir ve Zeus dahil kadere hükmedemez. Görünürler yer içerler ve insanlarla ilişki kurarlar. İncildeki tanrı ise gökseldir, erişilmezdir. İncil ile birlikte bir kozmoloji ön plana çıkar bu da Mitra dininin etkisidir. Ruhlar samanyolunda yer alır ve buradan iner ve çıkarlar.

* * Yunan mitolojisinde olmayan dogum ölüm sarmalı, cennet cehennem ikilemi, peygamberin kefareti ve mesih anlayışı vs gibi hususlar Mitraizmden, Zerdüşt dininden, diger Roma gizem dinlerinin etkisiyle İbrani anlayışına girmişlerdir.

* * * Fikrimce eski Babil den etkilenen Musevilik ( bu da Babil sürgünü sırasında hahamlarca son şeklini verilen Eski Ahit tir ) Zerdüşt dininin ve gizem dinlerinin etkisiyle Hiristiyanlık halini aldı. Roma da İsevilikten önce hatta 4 yy a kadar Mitra tapımı en yaygın dindi. Hatta İmparator Julianus onu resmi devlet dini yaptı. Halbuki kendisi Hıristiyan olarak yetiştirilmişti.

* * *İsa Essen tarikatına mensuptu, Essenler ise bir nevi ilkel komünistlerdi. Ortak bir komünal mülkiyet içinde yaşıyor, her şeyi paylaşıyor ve kıyameti bekliyorlardı. Kilisenin kuruluşu kıyametin beklendigi kadar yakın olmadıgının idrakinden sonradır.

* * *Yunan mitolojisinde tufan ile Zeus insanlıgı yok eder bundan sonra yaradılış topraktan degil kayadandır. Bu da özgün Babil mitolojisi ile ayrık duran ve Pelopenesin dogal şartlarına uygun bir yaradılıştır.

* * * *saygılarımla
Alıntı ile Cevapla
  #7  
Alt 12-01-2008, 13:13
bilcan bilcan isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 09 Jan 2008
Bulunduğu yer: İstanbul
Mesajlar: 51
Standart Re: İncil'deki 'yaratılış' ve Yunan Mitolojisi..

Sargon demiş ki,
Sonuç olarak, Yunan mitolojisi ile İbrani yaratılış miti arasındaki bağlantılar bana henüz yetersiz görünüyor. Mezopotamya ve Hint mitolojileri ile benzerlikler daha fazla olabilir gibi. Yine de benim eğilimim İbrani yaratıcılığının özgün yanının daha fazla olduğundan yana.
Bu görüşe katılmamak elde değil. Mezopotamya ve Orta Asya Kültlerini incelemek ve üzerinde durmak gerekir. Bununla ilgili olarak Turan Dursun'un kutsal Kitapların Kaynakları 2 adlı kitabından okuduğum ilginç bir bilgiyi kabataslak aktarmak istiyorum. Yaradılıştaki yasak meyveye ilişkin, bunun nereden kaynaklandığını anlatmış.

İlkellerdeki totemcilikte "ağaç-orman kültü"nün önemine değiniyor. Bunların kökeninde Türklerin de bulunduğunu öne sürüyor. Ağaç-orman kültü, ilkel toplulukların orman ürünleriyle ve avcılıkla geçindikleri için kutsal saydıkları bir anlayışa deniyor. Bu olgudan sırasıyla ortaya çıkan bir çok din ve inanış esinleniyor. Şamanizm, Sabiilik, Budizm, Yahudilik, Hristiyanlık ve İslamiyet. Bunların hepsine baktığımızda ağaç kültünden esinlendiğini görebiliriz. Ağaç hepsinde kutsal olarak gösteriliyor.

Budizm'de Buda'nın bilgeliğinin (aydınlanmanın) incir ağacının altında sabaha kadar bekledikten sonra gerçekleştiği anlatılıyor. Yalnız burada ilginç bir not var, kitapta Şamanizm'le *Budizm'i özdeş olarak ele almış. Bunu da, Türklerin bir zamanlar Budizm'i kabul ettiklerinin bilinmekte olduğuna dayandırıyor. Şamanizm ve Sabiilikte ağaca saygının çok önemli bir yeri olduğunu anlatıyor.

Ağaç totemi, Tevrat'ta ve İncil'de daha çok mecazlı anlatımlarda görülüyor. Yahudi toplumu Tanrı'nın gücünü göstermek için eliyle diktiği fidan diye gösteriliyor. İncil'de ise İsa "ben bir asmayım ve babam (tanrı) bağcıdır" diye sesleniyor.

Ağaç totemi izi, Kuran'da da oldukça belirgin görülmektedir. Muhammed'in ve Tanrı'nın, incir ve zeytin ağacına ant içtiği görülüyor. Bu ağaçlarıın mübarekliğinden de söz edilir. Hatta bir ağacın altında antlaşma yapıldığı bile anlatılır. Bu ağaca "hoşnutluk ağacı deniyor.

Kısacası Adem ve Havva öyküsündeki meyvesi yasaklandığı bildirilen ağaç da bir ağaç totemine benzemektedir. Sanırım Turan Dursun da yaratılış öyküsünün Orta Asya ve Mezopotamya'dan kaynaklandığını düşünüyor. Bana ilginç geldi doğruyu söylemek gerekirse, insanın aklına ilk neden "ağaç ve meyvesi" diye bir soru düşüyor. Neden başka birşey değil. Bence bu konun derinliklerine inip araştırmak gerekiyor. Yanlış anlama amacım sana zıt bir tez ortaya koymak değil. Sadece bunun da düşünülmesi gerektiğini anlatmak istedim.
Alıntı ile Cevapla
  #8  
Alt 12-01-2008, 13:33
sargon - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
sargon sargon isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Onur Üyesi
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 01 Aug 2005
Bulunduğu yer: Isvicre
Mesajlar: 6.665

Onur Üyeliği Başarı Ödülü Başarı Ödülü 

Standart Re: İncil'deki 'yaratılış' ve Yunan Mitolojisi..

Ağaç meselesi üzerine:

http://sargon.blogcu.com/Yasasin_1_M...a_Kutsal_Agac/

yada

Yaşasın 1 Mayıs

"Daha önce ben televizyona bakıyordum, şimdi televizyon bana bakıyor
Mısırlı bir gösterici
http://sargon.blogcu.com/
Alıntı ile Cevapla
  #9  
Alt 12-01-2008, 13:37
AYATA AYATA isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üyeliğini Sonlandırmış
 
Üyelik tarihi: 10 May 2006
Mesajlar: 1.416
Standart Re: İncil'deki 'yaratılış' ve Yunan Mitolojisi..

Şimdi burada bir tanrıça fark ettim ismi "HEBE" *bu bizim HEBE LEHÜBÜ nün neyi oluyor anasımı :wink:
Alıntı ile Cevapla
  #10  
Alt 12-01-2008, 13:50
spartacus - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
spartacus spartacus isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 06 Apr 2006
Mesajlar: 13.669

Onur Üyeliği 

Standart Re: İncil'deki 'yaratılış' ve Yunan Mitolojisi..

Sevgili SİRİUS-B

Ayağını çek üstüne bastın, Hebe anası, Hebelehübü ise danası oluyor. Soy ağacı eski model olduğu için Hebe'den sonrası üretim durmuş, biz insanların bilmediğini, kuşkusuz doğru olan ilmimizle *devam ettirdik,
kuşkusuz ki, biz devam ettiriciyiz.

Sersemler akıllıların 7 yılda cevaplandıramayacağı soruları 1 günde sorarlar.
-------
Korku ve menfaat dalkavukluğa yol açar.
-------
İnsan korktuğuna ya da arzuladığına çok kolay inanır. La Fontaine
-------
Öküz tahta çıkarsa padişah olmaz, saray ahır olur. Çerkes Atasözü
-------
Akıllı bizi arayıp sormaz, aptal bacadan akar.
------
Su dağları kemirir, vadileri doldurur.
------
Aslanlar kendi tarihçilerine kavuşuncaya kadar kitaplar avcıyı övecektir.
------
Hürriyet, başkalarına vermedikçe alamayacağımız tek şeydir. William Allen White
------
Belki söylendi herşey,/ belki de gece bekleniyor/ yazılsın diye aynı cümle. Tüm nedenleri yeryüzünün/ bir çakıltaşına takılıp kaldı. Esteban
------
Sıradan insan kendini evrenin merkezi yapmanın yolunu arar; bilge kişinin evreni onun merkezindedir. Lao Tzu
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Önerilen Siteler


Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı

Gitmek istediğiniz forumu seçiniz


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 17:29 .