
04-09-2007, 23:47
|
 |
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
|
|
Üyelik tarihi: 28 Sep 2006
Bulunduğu yer: İstanbul
Mesajlar: 12.080
|
|
Karakolda Ölüm
Festus Okey’in Ölümünden Beyoğlu Emniyeti Sorumludur
Geçtiğimiz günlerde meydana gelen ve yaşam hakkının polis silahıyla *ihlal edilmesine neden olan bir olayla ilgili olarak, adı insan hakları ihlalleriyle birlikte anılan Beyoğlu Emniyet Müdürlüğü’nün önündeyiz.
2 yıl önce Türkiye’ye gelen Nijerya uyruklu 1982 doğumlu Festus Okey'in 20 Ağustos 2007 tarihinde Beyoğlu Tarlabaşı’nda arkadaşıyla birlikte gözaltına alındığını ve Karakolda öldürüldüğünü 29 Ağustos günü yayınlanan kimi ulusal basın organlarındaki haberlerden öğrenmiş bulunmaktayız. *
Elde edilen bilgiye göre; Festus Okey olay günü, (20 Ağustos 2007) yanında Burundili M.O adlı arkadaşıyla Tarlabaşı’ndan Taksim İlkyardım Hastanesi’ne doğru *yürürken önleri sivil bir polis aracı tarafından kesildi. Araçtan inen sivil polisler tarafından Festus Okey ve arkadaşının üstü arandı ve kimlikleri soruldu. Yanında bulunan kişinin ifadesine göre Festus Okey’le ilgilenen polis memuru sokakta Festus’a vurmaya başlamıştı. *
Sivil polisler, M.O. ve Okey'i gözaltına alıp Beyoğlu Asayiş Şube Müdürlüğü'ne götürdü. M.O.'nun iddiasına göre kendisi aşağıda sorguya alınırken Okey, beşinci kata çıkarıldı. Bir süre sonra çığlıklar ve ardından da bir el silah sesi duyuldu. *Adli Tıp Kurumu'nun otopsi tutanağına göre, 'ateşli silah mermi çekirdeği yaralamasına bağlı kot kırığı ve iç organ delinmesinden' yaşamını yitirdi. *
Festus Okey, daha önce de altı ay Yabancılar Şube Müdürlüğü'nün Kumkapı'daki Misafirhanesinde tutulmuş ve *Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği'ne başvurup, 'sığınma' talebinde bulunacağını belirtmesi üzerine serbest bırakılmıştı. *
Bu olay bir kez daha göstermiştir ki; işkence ve kötü muamele iddialarının hafife alınması, araştırılmaması ve sorumlularının etkiden uzak bir ortamda yargı önüne çıkarılmamasının sonu; karakolda insanların kurşunlanarak öldürülmesine kadar varabiliyor.
Polisin iddia ettiği gibi Festus Okey, polisin silahını almaya çalıştığı sırada ölmüş olsa bile bu polis tarafından işlenen bir cinayettir ve sorumlusu Beyoğlu emniyetidir. Çünkü, polis, gözaltına aldığı her bireyin *can güvenliğinden birinci derece sorumludur. Beyoğlu Emniyet Müdürlüğü’nde son günlerde yaşanan işkence vakaları *ile Festus Okey’le birlikte gözaltına alınan M.0’nun “biz daha arabaya bindirilirken polisler, Festus’a vurmaya başladı” şeklindeki beyanı da göz önüne alındığında olayın cinayet olduğu kuşkusu ağırlık kazanmaktadır. *
Türkiye Cumhuriyeti devleti, toprakları üzerinde bulunan herkesin can güvenliğini sağlamakla yükümlüyken, kendi ülkesinden tam da bu nedenle kaçmış bir sığınmacının, bir devlet kurumu binasında, bir devlet görevlisi tarafından öldürülmüş olmasını, bırakın Türkiye'nin taraf olduğu anlaşmaları, Türkiye Cumhuriyeti devleti açısından oldukça vahim olarak görüyoruz. *
Beyoğlu Emniyet Müdürlüğü'nün kabaran kötü sicili konusunda yetkilileri göreve çağırıyoruz. *
İnsan Hakları *Derneği İstanbul Şubesi olarak; *bu olayın derinlemesine soruşturularak, sorumluların yargı önüne çıkarılmasının yeterli olmadığına inanıyoruz. Benzer olayların tekrar etmemesi için önleyici tedbirlerin alınması, yalnızca yabancı şube polislerine değil, tüm kolluk kuvvetlerine mülteci hakları ve iltica prosedürleri ile ilgili eğitim verilmesi gerekmektedir.
Festus Okey'in öldürülmesiyle ilgili soruşturma ve dava sürecini yakından takip edeceğimizin kamuoyunca bilinmesini istiyoruz.
İnsan Hakları Derneği *İstanbul Şubesi
|

05-09-2007, 19:16
|
|
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 30 Aug 2006
Mesajlar: 203
|
|
Re: Karakolda Ölüm
kahraman polislerimiz gücünü dosta ve düşmana karşı bir kez daha göstermiştir. kendilerini en içten dileklerime tebrik ediyor, devamını diliyorum...
|

07-09-2007, 13:23
|
|
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 04 Sep 2007
Mesajlar: 16
|
|
Re: Karakolda Ölüm
Beyoğlu emniyetindeki kaçıncı ölüm bu...
yorumum yok artık bu konuda...
insanlar ölümlü tanrılar;
tanrılar ölümsüz insanlardır...
|

07-09-2007, 14:30
|
|
Kıdemli Üye
|
|
Üyelik tarihi: 23 Dec 2005
Bulunduğu yer: sonsuzluktan
Mesajlar: 3.328
|
|
Re: Karakolda Ölüm
Sn. dilaver,
" Festus Okey’in Ölümünden Beyoğlu Emniyeti Sorumludur" demişsiniz.
Ben sizler kadar iyi niyetli olamayacağım.
Kara tenli kara bahtlı insanın öldürülmesinden; en alttan en yukarıya kadar, polis memurundan cumhurbaşkanına kadar herkes ve resmen sorumludur ve hesap sorulmalıdır.
Kara tenli kara bahtlı insanın öldürülmesine bu kadar sessiz kalan herkes sorumludur.
En başta da ben.
Biz; kurallarımızı doğru koyabilseydik,
Biz; eğitimimizi doğru alabilseydik,
Biz; hakkımıza riayet edebilsek, haksızlığımızı görebilseydik,
Biz; vergimizi verebilseydik, verdiğimiz verginin harcandığı yeri kontrol etseydik,
Biz; boyun eğmeyip haklılığımızı haykırabilseydik,
Biz; devlet baba değil de, eksiksiz yaptığım vatandaşlık hizmetinin karşılığı diyebilseydik,
Yüzümüzü çevirmeseydik,
Kulağımızı tıkamasaydık,
Gözümüzü kapamasaydık,
Lafımızı esirgemeyip haykırabilseydik,
Böyle olmazdı.
Ülkemde kara tenli kara bahtlı insanların kaderi, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinden istenen açıklama ile ortaya çıktı.
Benim ülkemde, AİHM den istenmeyen 70 milyon insanımın kaderi çok da farklı değil.
Hatalarımı, cehaletime bağışlayın
|

07-09-2007, 15:48
|
 |
Kıdemli Üye
|
|
Üyelik tarihi: 03 Jul 2007
Mesajlar: 2.842
|
|
Re: Karakolda Ölüm
Sevgili mhmmd,
Bu içten ayrıntıların hepsine katılıyorum. Yalnız okurken aklıma aşağıdaki konu geldi:
(Ertuğrul Özkök, Hürriyet, 06.09.2007 köşeyazısından alıntılar yapıyorum)
Günlerdir boşu boşuna mı yazıyorum.
"Biat" kültüründe tahammül, hoşgörü yoktur diye.
O kültürün tek kaidesinin, kayıtsız şartsız boyun eğme olduğunu, "Abilik" hukukunun, medeni hukuktan bile kuvvetli olduğunu..
"Ben Ahmet Hakan'ların, Özkök'lerin diline düşecek kadar basit bir insan mıyım?"
Elbette değilsiniz sayın sakıt başkan.
Siz, hayatınız boyunca hep birilerinin "Abisi" olduğunuz, birileri tarafından hep "Abi" muamelesi gördüğünüz için, hakkınızdaki en küçük eleştiri bile canınızı yakıyor.
Hep mazur görülme imtiyazı bekliyorsunuz.
Kendisine şunu söylemek isterim:
"Siz bizim abimiz değilsiniz."
Yüklendiğiniz kamusal bir görev vardır.
Bizler de sizi eleştirme hakkına sahibiz."
Sevgiler...
|

15-09-2007, 13:04
|
 |
Kıdemli Üye
|
|
Üyelik tarihi: 03 Jul 2007
Mesajlar: 2.842
|
|
Re: Karakolda Ölüm
Sanırım başlıktaki konulara benzer aşağıdaki iki olay Vatan Gazetesi yazarı Ruhat Mengi'nin bugünkü köşe yazısından alıntıdır ve sanırım kamuyu korumakla mükellef bir kurumun hızlanan dejenerasyonunun göstergesidir...
Polis “suçlu” olursa! *
Çarşamba akşamı bir TV kanalında polisin “dur” ihtarını dinlemeyerek yoluna devam eden motosikletli genci tekme tokat dövme sahnesi gösterildi.
Bütün vücuduna aldığı darbelerle iç kanama geçirmesi ihtimali yüksek olan ve aslında doğru hastaneye götürülmesi gereken genç sonra polis otosuna bindirildi ve sorgulandı.
Hakaretlerle, hayvan muamelesi yapılarak...
Evet üzerinde kimliği, ehliyeti yoktu ve yeni aldığı motorun plâkası da olmadığı için korkarak kaçtığını söylüyordu, kısacası sorgulanması için ortada yeterli neden vardı ama ya o dayak?
Polisin bir “şüpheli”yi ve hatta suçu kesinleşmiş birini bile bu şekilde acımasızca, intikam alır gibi dövmeye hakkı var mı?
İkinci olay Galata Köprüsü’nde normal bir yazlık kıyafetle; bir tayt pantolon ve uzun tunikle balık tutan kadına önce güvenlik görevlisinin “bacakları güzelmiş” diye lâf atması, kadının “beni rahat bırakın” demesinden yarım saat sonra gelen polis ekibinin de “Böyle dekolte kıyafetle burada duramazsınız” diyerek ekip otosuna almasını anlatan haberdi...
O anda Köprü’de bulunan bir genç dayanamayarak “Hanımın kıyafetinde bir şey yok, neden rahatsız ediyorsunuz” deyince “Sen avukat mısın” diye gence de saldırmışlar.
Sonra zaten eşinden ayrıldığı ve çocuklarını göremediği için üzgün olan kadını -ne hakla sorgulayacaklarsa- alıp Küçükpazar Karakolu’na götürmüşler. Araçta saatlerce ifadesini almadan bekletilen Gülcan Köse isimli kadın iki polisin kendisini daha sonra Sarayburnu Otoparkına götürerek taciz ettiklerini, bir başka polisin de olanları cep telefonuyla çektiğini anlatarak şikayetçi olmuş.
Teşhis ettiği polisin üzerine saldırarak kendisini tekmelediğini söyleyen kadın korkusundan şikayetçi olmamış.
Sonra ne olmuş biliyor musunuz?.. Yine mağdurla suçlu yer değiştirmiş ve kadın hakkında “hayasızca hareketlerde bulunmak”tan 1 yıla kadar hapis istemiyle dava açıldığını duymuş.
Bu kadarına “pes” denmezse ne denir?
Polisin neler yapabildiğini ekranlarda görebiliyoruz. Suçu ne olursa olsun çalıştığı karakol tarafından korunduğunu, polisin suçsuz çıkması için gerekirse suçsuz vatandaşın “suçlu” yapılabildiğini de biliyoruz.
Ama eğer bir devletin vatandaşları polisine bile güvenemez hale gelirse, durup dururken balık tutan normal giyimli kadına görevi güvenliği sağlamak olanlar “yalnız diye” saldırıya geçerse, şüpheli görülenler hastanelik edilirse o ülke de nasıl yaşanır onu bilmiyoruz. İstanbul Emniyet Müdürü bizi aydınlatırsa öğrenmiş oluruz.
|

15-09-2007, 15:09
|
|
|
Re: Karakolda Ölüm
Güç nedir?
Bu sorunun cevabını vermeden bu tür olaylar halkta gücü daha da kutsallaştırmaktan başka bir işe yaramıyor malesef.
|

15-09-2007, 15:59
|
|
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 30 Aug 2006
Mesajlar: 203
|
|
Re: Karakolda Ölüm
vedat demircioğlu'nun katledilmesiyle başlayan polis terörü her geçen gün giderek büyüyor. türkiye'de en organize terör örgütü polis teşkilatıdır. sapığıda, manyağıda, kaçakçısıda bunların içinde bolca mevcuttur.
|

15-09-2007, 17:18
|
 |
Kıdemli Üye
|
|
Üyelik tarihi: 01 Nov 2005
Bulunduğu yer: İstanbul
Mesajlar: 8.936
|
|
Re: Karakolda Ölüm
Başbakan da çıkıyor, Ahmet Türk'ün komuşmasına yanıt verirken;
"İnsaf edin" diyor. "Türkiye'de işkence bitmiştir. Sıfır işkence vardır."
Sille tokat dövmeyi, ayak parmaklarını ezmeyi, hayalarını tekmelemeyi işkenceden saymıyor herhalde.
Öldürülen de ölmüştür, ona da işkence denmez artık.
Başbakan, işkence denince aletli işkenceleri düşünüyor galiba.
Özellikle karakollarda, şubelerde görev yapacak polisleri psikolojik testten geçirmek şarttır.
Herhangi bir örgüt, cemaat, tarikat sempatizanı olanı, polis olma sebebini ülkeyi anarşist, komünist, teröristlerden temizlemek olarak açıklayanı polis yapmamak gerekir. Kimyager olmak ister gibi, veteriner olmak ister gibi istemeli polisliği. Böyle akıncısını, ülkücüsünü doldururlarsa teşkilata, polis değil cani almış olurlar.
|

15-09-2007, 17:28
|
|
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 30 Aug 2006
Mesajlar: 203
|
|
Re: Karakolda Ölüm
karısını vuran, çocuğunu vuran, baka soyan, tecavüz yapan, taciz yapan, uyuşturucu satan...
bunu hangi organize suç örgütü yapabilir ki emniyet teşkilatından başka?
|
Yetkileriniz
|
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.
HTML-KodlarıKapalı
|
|
|
Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 08:57 .
|