
10-10-2007, 16:05
|
 |
Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
|
|
Üyelik tarihi: 30 Jun 2007
Bulunduğu yer: Ankara
Mesajlar: 639
|
|
1931 Yılında Atatürk tarafından hazırlatılan 'Lise II Tarih'
1931 yılında Atatürk Tarafından hazırlatılan Lise II Tarih Kitabı, İstanbul Devlet Matbaası'nda basılmıştır. O zamanki adı ile Milli Eğitim Vakfı (M.E.V.) yayınıdır. Kitabı adı Orta Zamanlar diye geçer ve aşağıdaki alıntı;
Sayfa 79
XIV
İSLAM TARİHİ
A. İslam Dini Arabistanda Kuruldu
Memleket Arabistan; garpta Kızıldeniz, cenupta Aden Körfezi ve Hint denizi, şarkta Umman Denizi ve Acem Körfezi ile kuşatılmış büyük bir yarımadadır. Şimalinde Suriye çölü bu yarım adayı Suriye ve Mezopotamyanın aşağı Fırat kısımları ile birleşir.
Arabistanda üç dağ silsilesi vardır; Biri garpta Sina'dan Aden'e kadar uzanan Hicaz ve Yemen dağlarıdır. Hicazda (2750) ve Yemende (3000) metre yüksekliğine kadar çıkar. Bu silsile ile Kızıldeniz arasındaki alçak kısma Tehane denir. Diğer cenupta Hadramut kıtasında Mahra dağlarıdır; bu silsile Umman'a kadar uzar. Üçüncü silsile de Ummandan itibaren Fırat'a kadar yarımadanın şarkını kaplar.
Arabistanın bu silsileler ortasında kalan büyük bir kısmı tamamen kumlu çöldür; bu çöl başlıca şimalde Nufut, ortada Yemame ve cenupta Dehna çölleri adını alır.
Arabistan kurak ve bilhassa şark kısmı yakıcı sıcaktır. Bol su ve ırmakları yoktur. Yazın şarktan esen sam yelleri insanları boğar ve dalgalar halinde kum yığınları sürükler.
Arazinin cenup kısmının ve bilhassa Yemen mıntıkasının mümbitliği şimal kısmından çok fazladır. Yemende her türlü mahsül yetişir. Kahvesi meşhurdur.
Şimalde Hicaz kısmında ise ekinlere çok az rastlanır. Gerek şimal ve gerek çöl halkı göçebe olup; deve, at, koyun, keçi gibi hayvanları besleyerek geçinir. Necidin yetiştirdiği at ve develer hızda ve dayanıklılıkta çok ileridir. Deniz kıyıları halkı, balık ve inci avcılığı yaparlar. Hurma fidanları yetiştirirler ve ticaretle de uğraşırlar.
Sayfa 80
ARAPLAR, AHLAK ve ADETLERİ
Araplar Sami ırktandırlar. Büyük bir kısmı bedevi denilen göçebelerden ibarettir. Arabistanın haşim iklim ve tabiatı bu göçebelerin hayat ve adetlerindeki iptidailiği devam ve muhafaza ettirmiştir. Bedeviler çadırlarda yaşarlar. Süt, bulgur, bulunan yerlerde hurma, külde pişmiş arpa ekmeği ile geçinirler. Kertenkele ve çekirge de yerler.
Bütün işleri kadınlar görür. Bedevi arapların en büyük içtimai teşekkülü kabiledir. Kabilenin irsi bir reisi bulunur. Bu reis her türlü davalara bakar. Kabileler arasında birbirlerini imhaya kadar varan kavgalar eksik değildir. Birkaç kabilenin harp maksadıyla birleşerek Kait, Emir, Seyit namları verilen bir reisin idaresinde yaşadıkları da vakidir; fakat yine her kabile kendi istiklalini muhafaza eyler. Araplarda kainler, şairler ve irsi şerifler vardır.
İSLAMİYETTEN EVVEL ARAP DEVLETLERİ
Arabistanın büyük bir kısmı eski zamanlarda (M.E. 2600 - 2800) Sümere tabi idi. Sümer hükümdarlarından Gudea Arabistanın her tarafı ile, deniz tarikile münasebette bulunurdu. Bu tarikle Sümer medeniyeti bir taraftan Mezapotamyadan Yemene göçen kabileler, diğer taraftan Sümer'e halef olan Babil vasıtasıyla tesirini devam ettirmiştir.
Eski zamanlarda Arabistanda teşekkül eden devletler şunlardır:
a. Arabistan Cenubunda :
1. Yemen'de Mina Devleti : Bu devlet, milattan evvel onuncu asırda Yemen'de kurulmuş, az zamanda bütün Kızıldenizin şark sahillerine hakim olmuştur. Merkezleri evvelce Main, sonra da Karna şehri idi. Yemen'den Gazze'ye kadar olan kervan yolu ile Palestin ve daha şimaldeki memleketlerle münasebetlerde bulunuyordu. Bu yol üzerinde ve Akabenin cenubunde Medyen şehri vardı. Burada Minaların Musran şubesi bulunuyordu. Musa gençliğinde uzun müddet Medyende bulunmuş ve buradaki telakkilerden mülhem olarak kendi dininin esaslarını koymuştur. Maka (Mekke) ve Yesrip (Medine) gibi ehemniyetli kervan durakları da gene bu yol üzerinde bulunuyorlardı.
gerisi gelecek tabi bu mollalar izin verirse
|

10-10-2007, 16:46
|
 |
Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
|
|
Üyelik tarihi: 30 Jun 2007
Bulunduğu yer: Ankara
Mesajlar: 639
|
|
Re: 1931 Yılında Atatürk tarafından hazırlatılan 'Lise II Ta
Sayfa 84
İSLAMİYETTEN EVVEL ARABİSTANIN DİNİ VAZİYETİ
İslamiyetten evvel Arabistanda intişar eden din, türlü türlü putlara tapmaktan ibaret idi ki buna islam dini müşriklik tabir eder. Bu putların en meşhurları Lat, Menat ve Hübel idi. Ata dini de münteşir bulunuyordu. Vaktiyle Sümerler vasıtasıyla girmiş olan naturizm yani Göğe, yıldızlara, yere tapmak dini de mevcudiyetini muhafaza ediyordu. Sümerlerin İl ve Bel mabutları Yemenlilerce de mabut tanınırdı. Yemenlilerin sabah yıldızı olan Astarları, Sümerlerin İştar mabududur. Araplar, bilhassa göçebeleri, din hususunda pek kayıtsız ve alaycı idiler. Pervasızca putlarına söverler, hiddetlerince onları taşlarlardı.
Gerçi, Araplar bir Allahüteala'dan bahis ve bir Allah ismi ile yemin ederler, ilahelerine Allah'ın kızları namını verirlerdi; fakat bir çok cinlere, putlara, ağaçlara ve taşlara ibadet eden Araplarda Allahüteala'nın manası; o bir sürü ilahların sıfatı idi; bu tabirle açık surette bütün mabutların fevkinde bir Allah kastolunmuyordu.
Dine karşı bu derece kayıtsız olan Araplar içinde, İbrahim dini hakkında müphem bazı fikirleri, nesilden nesile nakleden kimseler vardı; bunlar Hanif ünvanını taşırlardı. Haniflerin İbrahim dininden nakledebildikleri Allah lafzı, ve sünnet olmak; gusletmek, tırnak kesmek gibi bazı adetlerle, tavaf gibi bazı ayinler idi.
Bizans himayesindeki Suriye'de, Sina ve Mısır'da, Habeşistan vasıtasıyla Yemende hıristiyanlık az çok intişar etimşti.
Arap yarımadasının bir çok yerlerindeki Yahudi kolonileri vasıtasıyla Musa dini de araplarda bilinmişti. Bir aralık Yahudilik Yemende hakim bir din olmuştu. Irak vasıtasıyla Araplar Zerdüşt dinini de öğrenmişlerdi.
KABE VE ŞAİR MABETLER VE KAİNLER
Arabistanın muhtelif yerlerinde insan heykellerinden ve nebat resim ve suretlerinden ibaret ağaçtan ve taştan putların muhafazasına mahsus yerler vardı. Muhammedin neş'et etmiş olduğu Mekke'deki Kabe denilen mabet bu yerlerin en büyüklerinden idi. Her mabet kainler tarafından idare olunurdu. Kainler nezirleri, sadakaları kabul ve ayinler icra ederlerdi : Güya gayipten haber verirler, rüyaları tabir ederlerdi.
Her zamanki gibi Mollalar yine saldırdı ve devamıını getiremedim ama gelecek
|

10-10-2007, 17:14
|
|
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 23 Jul 2007
Mesajlar: 215
|
|
Re: 1931 Yılında Atatürk tarafından hazırlatılan 'Lise II Ta
Bence Atatürk'ün bu yazdıklarını öne çıkartmak taktiksel olarak doğru değil.
Atatürk'ü dinsiz gibi göstermeyelim. Yani biz bilelim bunu ama halk bilmesin.
Yoksa halkı Atatürk'ten soğutmuş oluruz.
Zaten Atatürk devrimlerinin uygulaması da dinsizlik olmamıştır, laiklik olmuştur.
Bu sayede de her mahallede bir camimiz var, her semtte İmam hatiplerimiz var, her ilde de ilahiyat fakületelerimiz var.
Atatürk'ün yaptığı bir aydınlanma devrimidir.
İslam da bundan nasibini almıştır.
Örneğin hurafecilik tarihte kalmıştır.
Kuran onun sayesinde Türkçe okunuyor ve herkes tarafından anlaşılıyor.
Hutbeleri de ilk Türkçe okutan o idi. İlk Türkçe tefsiri Elmalıya da yaptıran o idi.
Yani hem kitabi düzeyde hem kurumsal düzeyde dinsel bir aydınlanma Atatürk sayesinde oldu.
Tekke ve zaviyeler gibi miskinler oacağını kapattı ama Diyanet, imam hatip, ilahiyat fak.dinsel eğitim kurumlarını açtı.
Ve çok da doğru yaptı.
Peki yaranabildi mi dincilere?
Tabii ki hayır. Onlara göre Türkiye'deki laik düzen hep dinsiz oldu.
Peki dinli olan ne?
Kuran anayasa olana kadar asla vazgeçmezler.
Yani din devleti kurmadan asla beğenmezler.
Demokrasi, laiklik, hak, hukuk hikayedir onlar için.
"Bir insan hem laik hem de müslüman olamaz" diyen RTE gibileri unutmayalım.
Zihniyetleri aynıdır hepsinin.
Sakın ola ki aldanmayın onların demokrasi, hak, hukuk söylemlerine.
Çok ama çok yanılırsınız.
|

10-10-2007, 17:51
|
|
|
Re: 1931 Yılında Atatürk tarafından hazırlatılan 'Lise II Ta
Ataturk Islam'in bircok celiskilerini yillar once kesfetmis. Arastirmaci ruhlu, zeki bir adam. O kadar savas, kargasa ve ulke icindeki entrikalarin yanisira, taa gidip Mu uygarligini arastiracak kadar da merakli. Ben Ataturk'un kisiligini cok takdir ediyorum.
|

10-10-2007, 18:01
|
|
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 25 Jun 2005
Bulunduğu yer: ist
Mesajlar: 243
|
|
Re: 1931 Yılında Atatürk tarafından hazırlatılan 'Lise II Ta
Pelikan";p="´isimli üyeden Alıntı
Bence Atatürk'ün bu yazdıklarını öne çıkartmak taktiksel olarak doğru değil.
Atatürk'ü dinsiz gibi göstermeyelim. Yani biz bilelim bunu ama halk bilmesin.
Yoksa halkı Atatürk'ten soğutmuş oluruz.
Zaten Atatürk devrimlerinin uygulaması da dinsizlik olmamıştır, laiklik olmuştur.
Bu sayede de her mahallede bir camimiz var, her semtte İmam hatiplerimiz var, her ilde de ilahiyat fakületelerimiz var.
Atatürk'ün yaptığı bir aydınlanma devrimidir.
İslam da bundan nasibini almıştır.
Örneğin hurafecilik tarihte kalmıştır.
Kuran onun sayesinde Türkçe okunuyor ve herkes tarafından anlaşılıyor.
Hutbeleri de ilk Türkçe okutan o idi. İlk Türkçe tefsiri Elmalıya da yaptıran o idi.
Yani hem kitabi düzeyde hem kurumsal düzeyde dinsel bir aydınlanma Atatürk sayesinde oldu.
Tekke ve zaviyeler gibi miskinler oacağını kapattı ama Diyanet, imam hatip, ilahiyat fak.dinsel eğitim kurumlarını açtı.
Ve çok da doğru yaptı.
Peki yaranabildi mi dincilere?
Tabii ki hayır. Onlara göre Türkiye'deki laik düzen hep dinsiz oldu.
Peki dinli olan ne?
Kuran anayasa olana kadar asla vazgeçmezler.
Yani din devleti kurmadan asla beğenmezler.
Demokrasi, laiklik, hak, hukuk hikayedir onlar için.
"Bir insan hem laik hem de müslüman olamaz" diyen RTE gibileri unutmayalım.
Zihniyetleri aynıdır hepsinin.
Sakın ola ki aldanmayın onların demokrasi, hak, hukuk söylemlerine.
Çok ama çok yanılırsınız.
|
sevgili pelikan
gerçekten çok haklısın *kuran anayasa olana kadar vazgeçmeyiz.fakat bizi kimlik müslümanlarıyla karıştırma özellikle rte ile aynı kefeye koyma.Onlar kuran anayasa olsa inan memnun olmazlar bunu kendi menfaatleri doğrultusunda kullanmak isterler.islam da buna izin vermeyeceği için hiç korkma hele ki bu hükümetten hiç mi hiç korkma bunlar hem müslüman değil hemde vatansever değil.yani şeriati bu hükümet getiremez daha doğrusu getirmez.sana korkulacak başka bir şey söyleyeyim bu hükümet ülkeyi peşkeş çekiyor bundan kork.Acil bir atatürke ihtiyaç var tarafların netleşmesi açısından.
|

10-10-2007, 18:10
|
 |
Kıdemli Üye
|
|
Üyelik tarihi: 03 Jul 2007
Mesajlar: 2.842
|
|
Re: 1931 Yılında Atatürk tarafından hazırlatılan 'Lise II Ta
Pelikan";p="´isimli üyeden Alıntı
Yani biz bilelim bunu ama halk bilmesin. Yoksa halkı Atatürk'ten soğutmuş oluruz.
|
Sevgili pelikan,
Atatürk'ün bir sürüden ulus yarattığı muhakkaktır ama alıntıdaki öneri bana hiç doğru gelmedi. Ve bence bu söylediğin "bu güne kadarki anlayışı devam ettirelim" demek oluyor...
Sevgiler...
Düşünebildiklerinin hepsini düşünülebileceklerin tamamı zannetme!
|

10-10-2007, 19:32
|
 |
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
|
|
Üyelik tarihi: 30 Jul 2007
Mesajlar: 1.165
|
|
Re: 1931 Yılında Atatürk tarafından hazırlatılan 'Lise II Ta
Sevgili Pelikan,
Ataturk korkmamis tarih kitaplarina koymus , sen burada konu olunca korkuyorsun.
Merak etme seriatci takimi zaten Ataturk'ten nefret ediyor. Hic degilse laik kisim gercekleri okusun.
Sevgili Bayraktaro, yazmaya devam, eline saglik.
|

10-10-2007, 19:57
|
|
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 30 Aug 2006
Mesajlar: 203
|
|
Re: 1931 Yılında Atatürk tarafından hazırlatılan 'Lise II Ta
atatürk bu kitabı kendi mi yazmış?
yoksa kur'an-ı kerim'in açıklanmasında yaptırdığı gibi bir başkasına mı yaptırmış?
|

10-10-2007, 20:03
|
 |
Kıdemli Üye
|
|
Üyelik tarihi: 01 Nov 2005
Bulunduğu yer: İstanbul
Mesajlar: 8.936
|
|
Re: 1931 Yılında Atatürk tarafından hazırlatılan 'Lise II Ta
Okullarda eğitim, bilimden kopuk ya da bilime aykırı olamaz, rivayetleri gerçekmiş gibi ele alamaz, inançlar bazında müfredat uygulanamaz.
Örneğin;
"Cebrail aleyhisselam, Hira dağında peygamber efendimize göründü ve ona Kur'an'ın ilk ayetlerini vahyetmeye başladı." denemez.
"Cebrail adlı meleğin, İslam peygamberine göründüğüne ve Kur'an'ın ilk ayetlerini vahyetmeye başladığına inanılır." denir.
Oy kaygısı nedeniyle bilimden taviz verilemez.
Dini konu, bir doğru değil, bir dogma olarak ortaya konur. Zorlama, dayatma bir bilgi olarak sunulamaz. İnanç olduğu üstüne basarak vurgulanır. Öğrenci, öğrendikleri arasında seçimini kendi yapar. İnanmak ya da inanmamak öğrenciye bırakılır. Sınavlarda da sorular bu doğrultuda hazırlanır ve yanıtları da böyle istenir.
Ama İmam-Hatip Okullarında ve İlahiyat Fakültelerinde inanç doğrultusunda İslamî eğitim verilir.
Bu okullarda da İslam'ın sıkça tartışılan konularında orta yol izlenir. Bir mezhebe bağlı olarak ders verilmez. Hadisler ve sünnet islamın şartı olarak dayatılmaz. Kabir azabı, sırat köprüsü vs. Kur'an'da olmayan konular bir rivayet olarak belirtilir. Hatta evrim teorisi objektif olarak sunulur. İsteyen Evrimle yaratıcılığı birleştirerek inanır, isteyen sadece yaratılışa inanır.
Bütün bunların gerçekleşebilmesi içinse, Diyanet'in mezhep-tarikat tahakkümünden kurtulması gerekir. Çünkü bu konularda Diyanet'in etkisi ve müdahalesi oldukça fazladır.
|

10-10-2007, 21:52
|
|
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 31 Oct 2006
Mesajlar: 24
|
|
Re: 1931 Yılında Atatürk tarafından hazırlatılan 'Lise II Ta
Örneğin;
"Cebrail *aleyhisselam, *Hira *dağında *peygamber *efendimize *göründü *ve *ona *Kur'an'ın *ilk *ayetlerini *vahyetmeye *başladı." *denemez.
*
"Cebrail *adlı *meleğin, *İslam *peygamberine *göründüğüne *ve *Kur'an'ın *ilk *ayetlerini *vahyetmeye *başladığına *inanılır." *denir.
sevgili dostum mükkemmel bir nokta yakalamışsın
bizim o çok laiklik ilkesine bağlı cahil din dersi öğretmenlerimizim sadece adı din dersi öğretmenidir.bu insanlar açık açık sünni islam reklamcılarıdır.
çok net hatırlarım ki tüm din dersi öğretmenleri pozitif bilimden bi haber cahil ve işi gücü diğer dinlere, inançlara ve inançsızlara küfürler yağdırıp, sadece sünni islam ilkelerinin reklamını yapmakla meşgullerdi
|
Yetkileriniz
|
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.
HTML-KodlarıKapalı
|
|
|
Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 06:17 .
|