Turan Dursun Sitesi Forumları
Geri git   Turan Dursun Sitesi Forumları > Genel Forumlar > Politika

Cevapla
 
Başlık Düzenleme Araçları Stil
  #1  
Alt 16-10-2007, 10:21
degisim degisim isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 05 Apr 2007
Mesajlar: 404
Standart Tezkereye karşı imza verelim...

Merhaba,

Secimlere bizlerin ortak sesi ve temsilcisi olacak ortak adaylarla girilmesini isteyenler olarak ortaklastigimiz taleplerden dordu asagidaki gibiydi:

Savasa, emperyalizme ve her turlu sinir otesi askeri operasyona karsi cikmak

Kurt sorununun askeri degil bariscil siyasi cozumunu savunmak

Halklarin esitlik, ozgurluk ve kardesligi icin calismak

Butun dinsel, mezhepsel, cinsel, etnik ayrimciliklara karsi ezilen, baskilanan gruplarin sesi olmak

Irkciliga ve ayrimciliga taviz vermemek

Turkiye'nin Kuzey Irak'ta askeri operasyonlar yapmasina yasal zemin hazirlayan bir tezkerenin TBMM'ye sunuldugu su gunlerde egemenler tarafindan parcalanmak istenen ortakligimizi devam ettirmek ve sesimizin meclisteki milletvekillerimiz araciligiyla daha gur cikmasini saglamak amaciyla asagidaki deklarasyonu imzaya aciyoruz.



"Sinir Otesi Operasyona Hayir" diyen bu deklarasyonun Ufuk Uras'in TBMM'de duzenleyecegi ORTAK bir basin toplantisiyla kamuoyunun bilgisine sunulmasini istiyoruz.



Bu cercevede hazirlanan deklarasyonu imzaliyorsaniz lutfen bu maile adiniz soyadiniz ve varsa uyesi oldugunuz parti, sendika, meslek orgutunu belirterek cevap veriniz. (tezkere@ortakaday.net) Bu cagriyi butun olanaklarinizi kullanarak acilen yayginlastiracaginiz umuduyla, hepimize kolay gelsin.



www.ortakaday.net


DEKLARASYON


SINIR OTESI OPERASYONA HAYIR!


Biz asagida imzasi olanlar,

1- Sinir otesi operasyonlarin akan kani durdurmadigini, sadece daha cok kan akmasina neden oldugunu goruyoruz.

2- "Teror"e karsi mucadele olarak mesrulastirilan bu tur sinir otesi operasyonlarin halklar arasindaki kardeslik baglarini zayiflatip, nefret, dusmanlik ve irkciligi korukledigini biliyoruz.

3- Kurt sorununun bariscil siyasi cozumunu zorlastiran catisma ortamini korukleyen butun operasyon ve eylemlerin son bulmasini talep ediyoruz.

4- DTP ve demokratik olarak secilmis milletvekillerinin barisin insa edilmesi icin muhatap alinmalarini, uzerlerindeki baskinin kaldirilmasini istiyoruz.

5- Yukaridaki nedenlerle sinir otesi operasyonlara yasal zemin saglayan tezkereye ve sinir otesi askeri operasyonlara hayir diyoruz.


---------------------------------------------------------------------------------------------------------------


TERÖRÜN TÜRKİYEYE FATURASI
Terörün Bedeli

Türkiye’nin kanayan yarası terör, ne cana ne israfa doyuyor. Terörün ağır faturasında ilk sıralarda acı, gözyaşı ve heba olan milyarlarca dolar var. Son 30 yılda terör nedeniyle 37 bin vatandaşımız yaşamını yitirdi, Türkiye’nin 300 milyar doları, terörle mücadele için kaybedildi.
İşte gerçek rakamlarla, hem canımızı hem cebimizi yakan terörün bedeli...



Binlerce can...

1984 yılından 2006 yılı Haziran ayına kadar bu yana ülke sınırları içerisinde 45 bin 453 terör eylemi gerçekleştirildi.

36 bin 628 vatandaşımız hayatını kaybetti.


Olaylarda yaşamını yitirenlerin 4 bin 354’ü asker, 272’si polis,
1330’u korucu, 123’ü öğretmen ve 325’i kamu görevlisiydi.

Yine 1984 ylından bu yana 117 bin 207 PKK’lı yakalandı. Öldürülen PKK'lı sayısı ise 25 bin.

Terörle mücadele operasyonlarında yaralanan asker sayısı 9 bin 722, yaralı polis sayısı 1547 olurken, 1932 geçici köy koruyucusu da yine görev başıonda yaralandı.

PKK’lılar için çıkarılan pişmanlık yasasından 3 bin 482 kişi yararlandı.

Milyarlarca dolarlık kambur: TERÖR...

Resmi kayıtlara göre terör eylemlerinin Türkiye’ye doğrudan maliyeti 100 Milyar dolardan fazla. Dolaylı maliyetlerle birlikte zararımız 300 milyar dolara yaklaşıyor…

300 Milyar dolarla neler yapabilirdik? Neler kaybettik?

7 tane GAP yapabilirdik!

Terörün filizlendiği Güneydoğu Anadolu bölgesine yönelik en önemli kalkınma projelerinden biri olan GAP’tan 7 tane daha yapılabilirdi. GAP’ın maliyeti 42 milyar dolar.

Türkiye’nin dış borcunu kapatabilirdik!

Türkiye’nin dış borç toplamı olan 140 milyar doları kapatabilirdik. Geriye kalan 160 milyar dolar kaynakla, zengin bir ülkenin refah düzeyi yüksek vatandaşları olabilirdik.

30 bin km otoban yapabilirdik!

Mevcut otoban uzunluğunun 15 katına tekabül eden 30 bin km otobanı hizmete açabilirdik.

5 milyon derslik açabilirdik!

Başta terör olmak üzere bugün Türkiye’nin karşı karşıya kaldığı pek çok sorunun temelinde gösterilen eğitim sorunu, terörle mücadele için harcanan 300 milyar doların kullanımıyla, rahatlıkla çözülebilirdi. 5 milyon derslik, mevcut derslik sayısının 12 katına tekabül ediyor.

Türkiye’nin 83 yıllık sağlık giderini karşılayabilirdik!

Türkiye’nin temel sorunları arasında ilk sıralarda yer alan sağlık sorunu, hem devlete hem vatandaşa kambur olmaya devam ediyor. Devlet vatandaşa yüksek standartta ve herkesin ulaşabileceği sağlık hizmetini sunamamanın sıkıntısını yaşarken, vatandaş hastanelerde borç yüzünden mahsur kalıyor. Şimdi bütün bunların 83 yıllığına çözüldüğü düşünün... Hayal değil! 300 milyar doları terör için harcamasaydık, gerçek bu kadar yakındı...


75 tane Atatürk Barajı yapabilirdik!

Türkiye’nin en büyük enerji projelerinden Atatürk Barajı’ndan 75 tane daha olduğunu düşünün... Dünya enerji ve su savaşlarını korkuyla beklerken, enerjide dışa bağımlılığı sıfırlamış, belki de enerji ihraç eden bir ülkenin vatandaşları olabilirdik. Eğer 300 milyar doları terörle mücadele için harcamasaydık...

Alıntıdır.---------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Terör için yapılan askeri harcamaların hiçbir işe yaramadığının ve gün geçtikçe maliyetinin halkımız üzerinde büyüyen bir kambur olmaya devam ettiğinin *ispatıdır anlatılanlar.Hal böyleyken yapılacak sınır ötesi bir operasyonun da bir çözüm olmaktan ziyade, bize sonuçları ağır bir siyasi problem *olarak döneceği de aşikardır.

Tezkere onaylanacak olsa da, dileğim kullanılmasına gerek olmadan bu sorunun çözülmesi ve daha barışçıl yollardan halledilmesidir.

Saygılar.

''..halk kimden tiksinir? Serbest ruhtan, zincir düşmanından, tapmayan adamdan, ormanda yaşayandan...Nietzsche
Alıntı ile Cevapla
  #2  
Alt 16-10-2007, 11:05
liopleurodon - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
liopleurodon liopleurodon isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 25 Feb 2006
Mesajlar: 1.372
Standart Re: TEZKEREYE KARŞI İMZA VERELİM

Eğer, tezkereyi destekleyen bir kampanya varsa haber verin, imza atayım..

Adam eline silahı alsın, milleti haraca kessin, yol kesip adam öldürsün.. Irak'a kaçsın..

Biz "barışçı çözüm" vs. nutukları ile avunalım öyle mi?

Nedir bu barışçı çözüm martavalı? Barışçı bir şekilde memleketi ikiye filan bölmek mi? Bölelim ki kolay yutsunlar mı?

K.Irak'taki tipler apaçık, alanen bizim insanımızı öldüren, çarşımıza bomba koyan eşkiyaları besliyorken, onlara destek çıkıyorlarken, apaçık şekilde ülkemize göz dikerlerken biz barışçı olalım diye, onlara vakit kazandıralım öyle mi?
Alıntı ile Cevapla
  #3  
Alt 16-10-2007, 11:26
deggial - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
deggial deggial isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 12 Jul 2007
Mesajlar: 251
Standart Re: TEZKEREYE KARŞI İMZA VERELİM

Bizim "sözde" solcular böyledir işte. Irkçı bir terör örgütü olan pkk onlara göre özürlük savaşçısı, bu hareketin siyasal kolu olan dtp demokrasi havarisi, pkk ve dtp'nin faşist olduğunu söyleyen benim gibiler ise faşisttir bunlara göre!..

silahsız çözüm isterlerken de pkk lı faşistlere aynısını söylemek akıllarına gelmez!..

ha bir de bunların hepsi güya amerikan emperyalizmine karşıdırlar. ama bu faşistleri desetekleyenin amerika olduğunu bile bile onları savunurlar.

All thinking men are atheists
Alıntı ile Cevapla
  #4  
Alt 16-10-2007, 12:52
degisim degisim isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 05 Apr 2007
Mesajlar: 404
Standart Re: Tezkereye karşı imza verelim...

Arkadaşlar;

Burada bu konu hakkında *kendi görüşlerimi anlatmak isterdim eğer bu konuda ki siyasi bilgilerim *yeterli olsaydı.Ancak barışçıl yol derken neyi kast ettiğimi bunları yazılara dökerek *kendimi ifade edebileceğimi de *pek sanmıyorum ve yanlış anlamalar olacağını da düşünerek bu barışçıl çözüm önerileri nedir şeklinde basında dolaşan ve bu konuda görüş belirten yazar ve kişilerden alıntılar yaparak bunları size vermek isterim.

Artık bazı siyasal sorunların çözümü için, bizlerin de bunu kabul etmesi gerektiği, sadece bir terör örgütünü (pkk) bahane ederek kafalarımızı deve kuşu misali kuma gömmemeliyiz.Böyle bir sorun vardır ve artık bu ülkede yaşayan *bireyler de *bunları kabul etmeli ve demokratik yollardan çözüm üretilmesi tarafında olmalıdırlar.Yoksa sadece askeri operasyonlar ne zaman yapılacak diye beklemek,sonuç getireceğini düşünmek hem bu konuda çözümü güçleştirmekte, hem de her geçen gün havalara atılan ülke servetinin,yoksul olan halkın üzerine daha da yoksulluk bindirdiğini inkar etmektir.

Diğer iletimde verdiğim terörle mücadele de harcanan paraların ekonomik boyutunu bir inceleyin ve bugünkü açlık sınırının altında *yaşayan insanlarımızın halini göz önüne getirin *ve siz karar verin.


Saygılar.

''..halk kimden tiksinir? Serbest ruhtan, zincir düşmanından, tapmayan adamdan, ormanda yaşayandan...Nietzsche
Alıntı ile Cevapla
  #5  
Alt 16-10-2007, 12:55
degisim degisim isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 05 Apr 2007
Mesajlar: 404
Standart Re: Tezkereye karşı imza verelim...

5 Ekim 2007 *

Cengiz ÇANDAR *cengizcandar@referansgazetesi.com

AB (demokratikleşme) yolu: Kürt sorununa çözüm yolu

Hilmi Özkök'ün Türkiye'nin yakın tarihindeki unutulmaz Genelkurmay başkanlarının başında geldiğine kuşku yok. Kendisini “askeri darbe sevdalıları”na beğendiremedi ama tam da bu nedenle, yani TSK'ni siyaset dışında tutmaya gösterdiği özenle, hem başında bulunduğu kurumun saygınlığına katkıda bulundu, hem de ismi çevresinde bir saygınlık halesi oluşturdu.


Hilmi Özkök ile yapılan uzun söyleşi, Milliyet gazetesinde sürüyor. Emekli Orgeneral Özkök, o söyleşide, “PKK ve Kürt sorununa nasıl baktığı”na ilişkin, ayrıca, “Kuzey Irak'ta bağımsız bir Kürt devleti kurulursa Türkiye bölünür mü, Güneydoğu, Kuzey Irak'taki Kürt devletine meyleder mi?” sorularına cevap olarak şöyle bir çerçeve çiziyor?

“1. Türkiye'de bir Kürt gerçeği var. Halkımızın bir bölümü kendini kök tibarıyla Kürt olarak tanımlıyor. Bu bir gerçek.

*2. Ayrıca bir Kürtçülük ideolojisi ve/veya siyaseti var. Bu da bir gerçek.

*3. Bir de silahlı bir hareket var: PKK.

Bu üç ayrı oluşuma ve aralarındaki ilişkiye bakmak lazım.”

Hilmi Özkök'ün bu üç unsura, “aynı şey” olarak bakmıyor; “ayrı” görüyor. Ama, bunların arasında bir “ilişki” olduğunun da farkında. Özkök'ün, Türkiye'nin bu en hassas konusuna yaklaşımı ve benimsediği metodoloji doğru. *Dolayısıyla, şu değerlendirmesi de doğru:

“Şimdi önemli olan şu: Kürt devleti kurma ümidi nasıl kesilir?... Öyle bir durum olur ki, artık *bölgedeki Kürt kökenliler, hatta Kuzey Irak'takiler de ‘Ayrı bir Kürt devleti kurmaya gerek yok' diyebilirler. Düşünün ki, Türkiye AB'ye girmiş, fert başına milli gelir 15 bin doları aşmış. O zaman böyle düşünebilirler...”

Yıllardır dilimizde tüy biterek savunduğumuz ve binbir pespaye komploya ve “andıç” gibi “28 Şubat Genelkurmay yapımı” iftiraya hedef olmamıza neden olarak görüşümüz özetle bu; Hilmi Özkök'ün vurguladığı...



*** * * * **** * * * * ***



Haftasonunda konuşmacı olarak katıldığım Diyarbakır'daki “Türkiye'de Kürtler: Barış Süreci İçin Temel Gereksinimler” başlıklı konferansta, 13 yıl önce, ta 1994'te ardarda yazdığım iki yazıdaki görüşümü tekrar ettim ve o görüşlerimin “güncelleştirerek”, bugün için de geçerli olduğunu söyledim. Özetle:

“Kürt sorunu, Türkiye'nin en önemli ulusal sorunudur. Kürtler, bölgede çeşitli ülkelerde yaşadığı için, ayrıca bölgesel nitelikte, yani Türkiye sınırlarının ötesine geçen özellikleri bulunan bir sorundur. Ortadoğu bölgesinin dünya politikasında işgal ettiği yer ve önem nedeniyle, uluslararası boyutlar taşıyan bir sorundur.

Ortadoğu'da ulus-devlet formatına göre kurulmuş, Arapların –gereğinden de fazla- birçok devleti var. Farslar, İran'ın şahsında bir ulus-devlete sahipler. Keza, Türkler de. Yahudiler ise İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra İsrail ile birlikte bir ulus-devlet sahibi oldular. Bölgenin büyük ve yerleşik ulusal topluluklarından sadece Kürtlerin devleti yok.

Bu nedenle, Kürt sorunu ya da bu “sancı”, Kürtler, bir devlete kavuşuncaya ve/veya bölgedeki mevcut devletlerden birini kendi devletleri olarak benimseyerek, “ayrı bir ulus-devlete ihtiyacımız yok; bu devlette kendimizi buluyoruz, bu devlet bizim/bizim de devletimiz” diyebilecekleri noktaya kadar sürecek.

Türkiye'nin AB aday üyesi olması, giderek katılım müzakerelerine başlaması, Türkiye'nin Türkiye Kürtlerinin Türkiye Cumhuriyeti'ni kendi devletleri olarak benimseyeceği dönüşümünü ifade ediyor.

Bu durumda, Türkiye Kürtlerinin, bağımsız bir Kürt devleti de kurulsa, Kuzey Irak'a doğru meyletmesi değil, Irak Kürtlerinin AB üyesi, Kürt nüfusunun kimlik haklarına sahip, özgür ve müreffeh bir topluluk olarak yaşadığı Türkiye'ye meyletmesi çok daha güçlü bir ihtimaldir.”

Hilmi Özkök ile “esasta” mutabık olduğumuz hususlar bunlar.

Konuya böyle yaklaştığınız takdirde, Kuzey Irak'taki “oluşum”u, Türkiye'nin bir “güvenlik tehdidi” olarak da görmezsiniz, göremezsiniz, görmemeniz gerekir.

Çünkü, Kuzey Irak'daki “Kürt devletleşme oluşumu”nu öyle görüyorsanız, yani Türkiye için bir “güvenlik tehdidi” olarak algılıyorsanız, Türkiye'nin Kürt vatandaşlarına güvenmiyorsunuz, onları sürekli olarak Türkiye'yi parçalamak ve Kuzey Irak'taki “oluşum”la birleşmek isteyen “beşeri unsur” olarak görüyorsunuz demektir.

Aynı zamanda, “özgüven”iniz yok demektir. Zira, AB yolunda dönüşerek ve modernleşerek büyüyen bir Türkiye'nin Kürt vatandaşları, ister istemez, Türkiye'nin nüfuzunu Irak'taki soydaşları üzerinden yayacak ve arttıracaklardır.

Yani, tam tersine; Türkiye'nin demokratikleşmesi ve AB rotası, Irak'taki otoriter/totaliter merkezci eğilimler açısından bir “güvenlik tehdidi” oluşturur.



*** * * * *** * * * ***



Peki, PKK, Türkiye için bir “güvenlik tehdidi” oluşturmuyor mu? PKK, terör silahına başvurmuyor mu? PKK, gerek ABD ve gerekse AB nezdinde bir “terörist örgüt” olarak kayıtlara geçmiş değil mi? Böyle bir “terör örgütü”ne karşı tavır almak ve mesafe koymak gerekmiyor mu?

Bunların hepsi doğru ve bunların tümüne verilecek cevap “evet.”

Ancak, bu nasıl yapılacak? Bu “evet” ve “evetler” nasıl uygulamaya geçirilecek? *Anket yapmıyoruz. Ülkede kanı durdurmaya ve ulusal birliği kurmaya çalışıyorsak, bunu “siyaset yolu”yla yapabiliriz. Sadece vur-kır yetse idi, 1984'te PKK'nın ilk silahlı eylemleri başladığından bu yana geçen 23 yıl içinde bu işi çoktan çözmüş olurduk.

Bu iş, ne “Hedef PKK değil Barzani'dir” diye formüle edilen ve MHP'ye egemen, Genelkurmay'ın da benimsediği sezilen “Kuzey Irak'a askeri müdahale” ile çözülür; ne de DTP'yi “PKK'ya terörist de; yoksa seni muhatap almam” söylemiyle baskı altına alan Tayyip Erdoğan yöntemiyle. Hele hele, DEP'e 2004'te yapılanı, 2007'de DTP için tasavvur ederek hiç değil.

Niçin mi? Yarına...

http://hurarsiv.hurriyet.com.tr/gost...33&yazarid=215




6 Ekim 2007 *

Cengiz ÇANDAR *cengizcandar@referansgazetesi.com

Diyarbakır'da Gerry Adams'ı anımsamak...

“Gerry Adams, o güzel Ağustos günü, ünlü Belfast pub'u Duke of York'taki işinden ayrıldığında silahlarını da yanına alıp gitti. Barın müdavimleri, ki bir çoğu İngiliz televizyon ve gazete muhabirleriydi onun ayrıldığını öğrendiklerinde çok üzüldüler.


Pub'ın en popüler barmeniydi o... Katolik Falls Road ile Protestan Shankill Road arasındaki patlak veren petrol bombaları kullanılan çatışma alanına doğru yola çıkmıştı. Gerry Adams savaşa, yanında, bir düzine boş bira şişesiyle, gidiyordu...”

O boş şişeler petrol bombası olacaktı, tabii ki.

Belfast'ta yıllar önce Shankill Road ve Falls Road civarında dolaştıktan sonra satın aldığım “The I.R.A.” adlı kitabın sonundaki Gerry Adams bölümünden bu satırlar. İrlanda Cumhuriyetçi Ordusu IRA ve Kuzey İrlanda'daki şiddet ortamına ilişkin en güvenilir ve uzman yazarın Tim Pat Coogan olduğunu öğrendikten sonra, onun imzasını taşıyan bu kitabı Belfast'ta alıp, “kitap cephaneliğim”e eklemiştim.

O sayede, illegal ve terör silahına başvuran IRA ile onun “siyasi kolu” gibi çalışan Sinn Fein'in *aslında etle tırnak gibi birbirine bağlı olduğunu öğrenmiştim. İngilizler (Tony Blair hükümeti) *IRA ve terörünü lanetlerken, benim Belfast'ta bulunduğum o tarihte, Sturmont Kalesi'nde Gerry Adams liderliğindeki Sinn Fein heyeti ile “çatışmaya son vermek”, “Sinn Fein'in parlamentoda temsili” ve “IRA'yı silahsızlandırmak” müzakerelerini yürütüyorlardı.

Oysa, kitabı okuduğumda, gerek Gerry Adams ve gerekse Sinn Fein'in iki numarası Martin McGuinness'in, 1970'lerin başında IRA'nın silahlı kolu “Provo”ların önde gelen liderleri olduğunu da okumuşum. Hatta, 1972 yılında, bir İngiliz askeri helikopteri ile Londra'ya İngiliz hükümetiyle yapılan gizli görüşmeye götürülen IRA heyetinde her ikisi de yer almıştı.

Gerry Adams'ın bir kardeşi ve kuzeninin, kendisi Sinn Fein namına İngilizlerle müzakereleri yürütürken yasadışı IRA üyeliğinden ötürü tutuklandığını, kendisinin de bir dönem işkenceden geçtiğini, bunları, hep o dönem öğrenmiştim...

İngilizler, Kuzey İrlanda'da terörü durdurmak ve Gerry Adams'ı muhatap almak için, kendisine “IRA'yi terörist ilan et *ve kına” diye bir talepte hiç bulunmadılar.

Bugün, Kuzey İrlanda'da terör sona erdi. IRA, silahsızlandırıldı...



*** * * * * * *** * * * * ****



Diyarbakır'da geçen haftasonu, en ön sırada DTP milletvekillerinin oturduğu çok kalabalık bir dinleyici topluluğu önünde konuşurken, işte bu “IRA-Sinn Fein bağlantısı”nı aklımda tutarak, “PKK ile DTP arasında organik bir bağ var. Örgütsel ilişki demiyorum. Çünkü, yasa dışı bir örgüt ile öyle bir ilişki suç. Oysa, DTP, seçilmiş ve parlamentoda grup bile kurmuş meşru ve yasal bir siyasi parti. Ancak, elbette ki, DTP ile PKK arasında bir organik bağ söz konusu” diye konuştum.

Ve, ekledim: “Eğer, DTP ile PKK arasında bir organik bağ da yoksa, ben o DTP'yi ne yapayım? Ne yararı dokunabilir öyle bir DTP'nin? Ne kendisine, ne Kürt sorununa, ne Türkiye'ye hiçbir faydası dokunmaz.”

Konuşmanın bir yerinde, bir “varsayım”ı da dillendirdim. Varsayım ama olgu aynı zamanda; eğer PKK'nın seçime girdiğini varsaysak, ona kim oy verecek idiyse, DTP'ye oy verenler de aynı kişiler.

Peki, böyle bir “organik bağ” nereden geliyor?

Kendimizi aldatmayalım; kardeşlerden biri milletvekili seçiliyor, yani “yasa koyucu” sıfatı kazanıyor, diğeri dağda, yani “yasa dışı” konumda. Veya, yeğen, ya da kuzen. Hem, zaten şu andaki DTP milletvekili olan bazıları, bir süre önce “yasa dışı örgüt üyeliği” nedeniyle hapiste değil miydi?

Gerçi, DTP milletvekillerinden Hasip Kaplan, dünkü *Referans'ta yayınlanan röportajında, PKK ile irtibat konusundaki bir soruya, “Yok, biz yasal bir partiyiz. Bizim illegal hiçbir partiyle organik bir bağımız yok. Ve üstelik farklı bir partiyiz, farklı bir kuruluş sürecimiz var. Binlerce delege içinden 500 kurucu üye seçildi” diyor ama “gerçeğin tümü” bu dediklerinden ibaret değil.

“Organik bağ”ı benim yukarda kullandığım anlamda anlarsanız, Hasip Kaplan'ın da buna bir diyeceği olamaz. Objektif gerçek. DTP, “legal” bir parti ve buna kağıt üzerinde uyan bir kuruluş süreci geçirdiği için, elbette, PKK'dan farklı. Ama, DTP, niçin ve nereden gelen istek üzerine kuruldu? Zaten, “bölge ve kimlik partisi” niteliğinde DEHAP varken, İmralı ilan etmedi mi DTP'nin kurulması gereğini? DTP'lilerin büyük çoğunluğu DTP kurulacağı ve “emir büyük yerden geldiği için” kendisini fesheden DEHAP'lılardan oluşmuyor mu?

Türkiye'de Kürt sorununun çözümü, ülkemizin şiddet ikliminden kurtarılmasını, kan dökülmesinin önlenmesi ve bu amaçla PKK'nın silahsızlandırılması doğrultusunda yol alacak isek; bu yolda demokrasiyi pekiştirecek isek, birbirimizi aldatmaktan ve yalan-dolan üzerinde gölge boksuyla politika yapmaktan artık vazgeçmemiz gerekiyor.



*** * * * * **** * * * * ****



Yani?

Yanisi, şu: DTP'nin TBMM'de temsilini, Türkiye'nin “barışçıl bütünleşmesi” için mükemmel bir fırsat olarak değerlendirmeliyiz. Onu ikide bir “PKK'yı terörist ilan et; seni muhatap alayım” diye sıkıştırmamalı ve onu, bunu yapmadığı ve yapamayacağı için meşruiyet çizgisi dışına itmemeliyiz. Çünkü, ilan etmez. Çünkü, edemez. Ve, ayrıca etmemelidir ki, PKK'yı “silahsızlanmaya” yönlendirecek bir mekanizma olarak işlevsel bir değer kazanabilsin.

Kaldı ki, DTP'yi, bir CHP'ye, bir MHP'ye hatta AKP'ye benzetirseniz, onun bir “bölge ve kimlik partisi” olarak ne işlevi kalır ki?

“PKK'ya terörist de” kampanyası başka şey, DTP'yi “şiddete karşı çıkmaya, ondan uzak durmaya” teşvik etmek başka şey.

Başbakan'a biri, “Sinn Fein-IRA” konusunu anlatmalı...

http://hurarsiv.hurriyet.com.tr/gost...11&yazarid=215

''..halk kimden tiksinir? Serbest ruhtan, zincir düşmanından, tapmayan adamdan, ormanda yaşayandan...Nietzsche
Alıntı ile Cevapla
  #6  
Alt 16-10-2007, 12:57
AYATA AYATA isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üyeliğini Sonlandırmış
 
Üyelik tarihi: 10 May 2006
Mesajlar: 1.416
Standart Re: Tezkereye karşı imza verelim...

teskereyi destekliyorum....sonuna kadar...
Alıntı ile Cevapla
  #7  
Alt 16-10-2007, 13:06
degisim degisim isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 05 Apr 2007
Mesajlar: 404
Standart Re: Tezkereye karşı imza verelim...

Hıncal Uluç’tan ‘DTP’ye şans tanıyalım’ çağrısı

Gazeteci Hıncal Uluç, “18 yaşında tercih yapma zorunda olan Kürt delikanlısının PKK’ya sapmasını önleyecek tek parti DTP” diye yazdı ve DTP’ye şans tanıyıp, PKK’ya “terör örgütü” demeleri ya da “kınamaları” için baskı yapılmaması çağrısı yaptı.


İSTANBUL - Gazeteci Hıncal Uluç, bugün SABAH gazetesindeki köşesinde Güneydoğu’da 23 yıldır süren savaşı bitirecek, Kürt gençlerinin PKK’ya gitmesini önleyecek tek partinin DTP olduğunu yazdı. DTP’nin başında Ahmet Türk’ün olmasının da büyük şans olduğunu vurgulayan Uluç, “DTP’ye güvenmek zorunda olduğumuzu düşünüyorum.. Ve de onlara şans tanıyıp, fırsat verip, sabır içinde beklemek.. Bu süre içinde DTP’yi “Öyle konuş.. Böyle de.. Şunu açıkla” diye de zorlamamak gerek.. Bırakalım adamlar siyaset yapsınlar” diye yazdı. Uluç yazısını “Fazla bir şey kaybetmeyiz, 23 yıldır kaybettiklerimizin yanında” diye tamamladı. *
Haberin devamı *

Yazısına, “yeri, günü, saati önemli değil, Batı’daki yavukluya giden Doğu’daki asteğmen mektubu” ile başlayan Hıncal Uluç, 1984’ten bu yana tam 23 yıldır süren “terörle savaşın ne zaman biteceğini” sorup, “Kimse bilmiyor” yanıtı veriyor ve özetle şöyle devam ediyor:

Savaşı sadece askeri alanda yapıyoruz çünkü.. Asker kendi savaşını kazanıyor, ardından diyor ki: “Çözüm silahlarda değil. Askeri zaferin arkasını, sosyal reformlarla getirmezsek, bu iş bitmez.”

Dünyanın en üstün teknolojileri ile bataklığı kurut.. Ama oraya su veren kaynakları ortadan kaldırmazsan, bataklık yeniden doğar kısa zamanda.. PKK’yı dağlarda yenersiniz.. Kaçarlar.. Sinerler.. Dağılırlar.. Onları besleyen kaynağı kurutamazsanız, kısa zamanda yeniden güçlenir, silahlanır, gene dağa çıkarlar..

ÜÇ ŞEHİT DE ASLAN GİBİ KÜRT DELİKANLISI
23 yıldır kaç defa oldu bu..
Mesele kaynağı kurutmak..
Tabii, teslim olmayacaksın.. Tabii dağda savaşı vereceksin.. Ama bu arada düz ovadaki savaşı da kazanacaksın.. Dağı besleyen ovayı yanına çekeceksin..
Son şehitlerin üçünün adı Mehmet’ti.. Üç Kürt delikanlısı aslan gibi.. Kürtçe ağıtlarla kalktı cenazeleri..

YA ASKERE GİDECEK, YA PKK’YA

Şimdi 18 yaşına gelen Kürt Mehmet’in eline silah alması kesin.. Ya askere gidecek, ya PKK’ya.. Başka şansı yok..

Mesele PKK’ya gitmesini önlemek..
Tamam.. Reformlar.. Taa Osmanlı’dan beri ihmal edilen Doğu’nun, Doğulu’nun kalkınması..

“Alavere, dalavere Kürt Mehmet nöbete” lafının artık bir şakaya dönüşmesi.. Ama bunlar uzun vade ister.. Bugün başlasanız, en az 20 yıl.. PKK bekler mi?.. Zehirler saçılmaya, gencecik beyinler yıkanmaya devam edecek.. Bu dünya, olmadı ötekiyle ilgili parlak vaadler.. Irkçı, milliyetçi hamaset edebiyatı.. Kökü taa okyanusların ötesinden, hemen komşuya dış tahrikler, teşvikler, dolaplar, satın almalar.. Hiç olmadı tehdit, şantaj!..
Doğu’daki ortam, yaşan koşulları onların lehine.. Kaybedecek hiçbir şeyi olmayan Kürt Mehmet kanmaya yatkın nasılsa..

“DÜZ OVADA SİYASET” DİYEN AĞAR NASIL TÜKENDİ?
Kim anlatacak onlara gerçeği..
Kime inanıp, düz ovada siyasetle işlerin düzeleceğini düşünecek ve sabırla beklemeye başlayacaklar, PKK’ya direnip?..
PKK’ya karşı en çetin savaşı vermiş ve de kazanmış olmanın verdiği güvenle “Kimse beni yanlış anlamaz” diye ortaya çıkıp “Düz ovada siyaset yapalım” der demez tükenen ve sözünün arkasında duramayan Mehmet Ağar örneği ortadayken, hangi partiye, hangi lidere inanacaklar?.. Cumhuriyetin iktidara gelen tüm partileri içinde Doğu’nun yarasına ciddi merhem olan çıktı mı bugüne dek?..
Kim götürdü onlara isteklerini, ihtiyaçlarını..
Gerçekçi olalım..

TEK PARTİ DTP... AHMET TÜRK DE BÜYÜK ŞANS
18 yaşında tercih yapma zorunda olan Kürt delikanlısının PKK’ya sapmasını, umutlarını ona bağlamasını önleyecek “Derdini silahla değil, düz ovada siyasetle söyle” diyecek bir tek parti var günümüzde.. DTP!..
Tamamı kendilerinden oluşan DTP!..
Bu partinin başında Cumhuriyetin siyasal sistemi içinde yetişmiş Ahmet Türk’ün oluşu da büyük şans.. Umutları artıran unsur..
DTP içinde takiye yapanlar var mı?..
Bilemem.. Vardır herhalde.. Hangi partide takiyeci yok ki?.. Kötü niyetliler?.. PKK köstebekleri.. Uyduları.. Olabilir..
Ama her ne olursa olsun, bugün için DTP, PKK’ya yatkın, PKK’ya meyyal Kürt gencine düz ovada siyaset yaparak başarıya ulaşabileceğini söyleyecek, gösterecek, inandıracak, kanıtlayacak, onları PKK yolundan çevirecek tek kuruluş.

ŞANS VERMELİ, “ŞUNU AÇIKLA” DEMEYE ZORLAMAMALI
DTP’ye güvenmek zorunda olduğumuzu düşünüyorum.. Ve de onlara şans tanıyıp, fırsat verip, sabır içinde beklemek..
Bu süre içinde DTP’yi “Öyle konuş.. Böyle de.. Şunu açıkla” diye de zorlamamak gerek..
Bırakalım adamlar siyaset yapsınlar..
Siyasetin gereğini yapsınlar..
DTP, senden, benden önce, PKK sarmalındaki Kürt gencine kendisini inandırmak, kabul ettirmek, sevdirmek zorunda çünkü.. İnandıramazsa, MHP’den fazla olmaz, onlar üzerindeki etkileri.. Sıfırlanırlar.. O zaman da savaşı düz ovaya indirecek parti kalmaz ortada..

Soğukkanlı, akıllı, mantıklı ve sabırlı davranırsak, bitebilir bu savaş..
Öfkeler, kinler, nefretler unutmayalım, kaynağı da canlı tutar, tersine..
DTP’yi köşeye sıkıştırmak yerine, onlara zaman tanıyalım!.. Bu şansı kullanalım. Fazla bir şey kaybetmeyiz, 23 yıldır kaybettiklerimizin yanında..


http://www.ntvmsnbc.com/news/423087.asp

''..halk kimden tiksinir? Serbest ruhtan, zincir düşmanından, tapmayan adamdan, ormanda yaşayandan...Nietzsche
Alıntı ile Cevapla
  #8  
Alt 16-10-2007, 13:44
deggial - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
deggial deggial isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 12 Jul 2007
Mesajlar: 251
Standart Re: Tezkereye karşı imza verelim...

pkk denilen faşist yapılanma olduğu sürece kimse barışçıl çözüm beklemesin!..

dtp çatısı altındaki şovenistler olduğu sürece kimse barış beklemesin!.. adamların tarihinde şovenizm dışında *yaptıkları ne var?! içinde "barış" geçen mesajlarında tehditten başka ne halt söylemişler!

kürtler içlerindeki bu faşistleri temizlemedikleri sürece bu devran böyle gider!..

cengiz çandar geçmişi göz ününe alınırsa ciddiye alınacak bir adam değil. dünün solcusu bugünün siyasal islamcısı. yarının nesi bilinmez!.. *esecek rüzgara bağlı!..

hıncal uluç'un yazdıklarına ise söylenecek tek şey var. dtp şu anda mecliste. yani istedikleri şans ellerinde. ve şu ana kadar herzaman yaptıkları gibi şovenizm dışında bir haltlarını görmedik. kısaca kendi şanslarını yine kendileri boşa harcamakta!

All thinking men are atheists
Alıntı ile Cevapla
  #9  
Alt 16-10-2007, 13:46
liopleurodon - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
liopleurodon liopleurodon isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 25 Feb 2006
Mesajlar: 1.372
Standart Re: Tezkereye karşı imza verelim...

Boş, anlamsız ve zrıva olmuş.. Şu ikide birde söylediğim safsatalardan yani.. Tafsilatını http://www.safsatakilavuzu.com dan öğrenirsin..

Hükümet (ki cinim kadar sevmediğim bir hükümettir) ülkede can ve mal güvenliğini tehdit eden silahlı eşkiyanın yok edlimesi için sınır ötesi operasyon izni alıyor.. Tepe tepe kullansın, hatta Barzani'nin filan kafasına da sıkıp gelsinler gitmişken..

Siz ise, güya demokratik çözüm -her neyse o- lafları ile bu alakasız mevzuya destek vermeye çıkıyorsunuz.. Efendi, bu tezkere, eşkiyayı yok etmek için alınmış bir tezkere. Gidip K.Irak vs. her neresiyse, orada Leyla Zana'yı aramayacaklar, DTP'ye kurşun sıkmayacaklar..

Gayet demokratik şekilde, bak adamlar meclisteler.. Bu ülkenin bütçesinden maaş alıyorlar.. Dilediklerini de söyleyebilirler.. Ama kürtler sadece Diyarbakır'da yaşamıyor. Ve onların bu aldıkları 3-5 oy, "kürt vatandaşlarımızı" temsil filan da etmeye yetmez.. Güneydoğu'da AKP %53.14 oy almış, demekki güneydoğu'yu bu DTP cilerden çok AKP temsil ediyor..

DTP veya başka bir demokratik harekete karşı alınmış bir tezkere varmış sanki gibi, onları öne koyup, eşkiyaya karşı mücadeleyi tü kaka ilan etme çabasındasınız..

Ha, demokrasi olunca.. Siyaset aslen idam meydanı, idam sehpası demektir.. Orada siyasete çıkıyorsan, karşı fikirlerin de olacağını ve mevzunun gayet çetin olacağını da bileceksin.. Yani, öyle 3-5 milletvekili seçip, seçtirip bu memlekette dilediğin gibi at oynatma hakkın olmaz..
Alıntı ile Cevapla
  #10  
Alt 16-10-2007, 13:48
InVitatio
Üye Değil
 
Mesajlar: n/a
Standart Re: Tezkereye karşı imza verelim...

PKK ile gönül baglarini koparamayanlarin ayni PKKya nasil davraniliyorsa öyle davranilmali !
bunun ne imi cimi olur nede janjanli libos edebiyati....
ortada bir isyan vardir ve bu isyana bu halk hergün cocuklarini kayip etmektedir.
evet DTP bozuntularda artik kendisine ceki düzen verecekler , neyin , kimin partisi olduguna karar verecekler , eger Kandil Dagindaki yapilanma ile dayanisma icerisinde iseler o zaman kandil dagina cikmadan önce bu bozuntularin oldugu yerden baslamali bu ise....
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Önerilen Siteler


Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı

Gitmek istediğiniz forumu seçiniz


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 12:32 .