2. Eski Mısır Tanrıları melek oluyor!
Yahuda İncili'nde tüm Kutsal Kitaplar'a vurulan en büyük balyoz buradan gelir. Bu bulgu inancınızı kökünden sarsıp yok edebilecek kadar güçlüdür. Eğer siz,
Judas'a ve onun yazdıklarını kayda geçiren kişilere (ki M.Ö. 3. yüzyıldan yazılmış
"Judas'ın Müjdesi" bunlardan biridir) güveniyorsanız,
Judas'ın size söyleyeceği çok önemli bir sırrı var. Tıpkı
İsa'nın
Judas ile şu konuşmasındaki gibi!
İsa'nın Yahuda ile yalnız konuşması
Yahuda'nın gurur verici bu yanıtının farkında olarak,
İsa dedi ki:
"Diğerlerinden uzaklaşırsan, sana krallığın sırlarını anlatacağım. Ulaşmak için olanağın var; ama büyük bir acı çekeceksin. (36) Çünkü, başka biri senin yerine geçecek, onikinin tekrar tanrıyla birleşebilmesi uğruna."
Yahuda O'na dedi ki,
"Bana bunları ne zaman söyleyeceksiniz, ve ışığın fecrinin müthiş günü nesiller için ne zaman gelecek?"
Ama bunu söylediğinde,
İsa O'nu terk etti.
Arkadaşlar, bu konuşmada nasıl ki
İsa'nın bir sırrı var ve bu sırrını
Yahuda'ya söylediyse,
Yahuda da melekler hakkındaki sırrını bize, aşağıdaki bölümde şöyle anlatır:
Hükümdarlar ve Melekler
12 hükümdar 12 meleğe konuştu: "İzin verin, herbiriniz (52) (...) ve onlara izin verin (...) nesil ( - 1 satır eksik - ) melekler":
İlki Seth, "Mesih" diye çağırılan.
İkincisi Harmathoth, o ki (...)
Üçüncüsü Galila.
Dördüncüsü Yobel.
Beşincisi Adonaios.
Bunlar yeraltını yöneten beş idiler, ve ilk olarak tüm kaosun üzerinde.
Bilirsiniz; Allah tarafından gönderilen ilahi dinlerin hepsi, meleklerin varlığını kabul eder ve bunu iman akidesi olarak sayarlar. Günümüzde Yahudi ve Hıristiyan teolojilerinde melekler,
“Angeloji” olarak ifade edilen bilim içerisinde ele alınmaktadır. Melek kavramının tanımı, meleklerin varlık formları, kısımları, görevleri, isimleri gibi birçok konu bu ilim dalı içinde tartışılır. İslam Kelamında, melekler ile ilgili müstakil olarak yazılmış kitaplar bulunmakla birlikte, konu ayrı bir bilim halinde değil, genel meseleler içinde bir başlık olarak tartışılmıştır. Dolayısıyla İslam inanç kültüründe, Hıristiyanlıkta olduğu gibi
“Angeloji” benzeri ayrı bir bilim dalı ne geçmişte, ne de günümüzde geliştirilmemiştir.
Mezkur dinlerin melek inanışları ile ilgili bir tarama yaptığımızda, kimi zaman bu konuyla ilgili bir uzlaşı ve fikir birliğine rastlanırken, kimi zaman da derin ayrılıkların olduğu fark edilir. Hem İslam’da hem de diğerlerinde meleklerin varlığı kesin bir hakikattir. Melekler insan türünden farklı olarak ve ayrı bir cevherden yaratılmış, duyu organlarıyla algılanmayan varlıklardır ve çeşitli kısımları bulunur. Meleklerin Allah’a, peygamberlere, insanlara, aleme yönelik görevleri ve sorumlulukları vardır. Bu zikredilen hususlar, her üç dinin de inançları içerisinde yer alan akidelerdir. Yine Cebrail, Mikail gibi bazı melek isimlerinin de ortaklaşa kabul edildiği görülür.
Benim burada ele alacağım çalışma,
"Yahuda'nın Müjdesi" kitabında geçen ve yukarıda verdiğim 5 melekten ilk ikisinin kökeninin nereden geldiğini tarihçesiyle birlikte ortaya koymak olacaktır. Burada hemen ifade etmek gerekir ki, İslam akidesinde
“Dört Büyük Melek” kavramıyla ifade edilen Cebrâil, Mikâîl, İsrafil ve Azrail, Yahudiliktekine kısmen daha çok benzerlik gösterir. Cebrâil ve Mikâîl, üç dinin kitabında da ismi geçen melekler iken, Azrail ve İsrafil’e isim olarak kutsal kitapların üçünde de rastlanılmaz.
Tabii ki ben,
Yahuda'nın yukarıda isim listesini verdiği ilk iki meleğin nereden kaynaklanmış olduğunu anlatırken,
SEMAVİ DİNLERDE DÖRT BÜYÜK MELEK:CEBRAİL, MİKAİL, İSRAFİL, AZRAİL (The Four Major Angles in The Heavenly Religions: Gabriel, Michael, Saraphiel, Azrael)
Dr. Murat SERDAR
Erciyes Üniversitesi İlahiyat Fakültesi
adlı tez çalışmasında geçen İslam'ın bir hak din olduğu ve Hz. Muhammed'in de gerçekten Allah tarafından gönderilmiş bir elçi olduğunu kanıtlamak değildir. Bunu zaten onlar yaptıkları yukarıdaki tez ve diğer çalışmalarla çok güzel yapıyorlar.
Şimdi bu tez çalışmasının
"Giriş" kısmını buraya kısmen alıntılamak suretiyle sizi kısaca bilgilendirdikten sonra Yahuda'nın yukarıda verdiği
"Melekler Listesi"ndeki ilk iki meleğin nereden kaynaklandığına geçebilirim.
1. Melek: Seth.
Bu melek listenin ilk sırasında yer aldığından 12 melek içindeki en büyük melek olmalı. Bu melek hakkında, yukarıda da verilen,
Yahuda'nın İncil'indeki
"Hükümdarlar ve Melekler" bölümünde şu bilgi geçer:
İlki Seth, "Mesih" diye çağırılan.
Seth (
Ramses II'nin babası olan
"Seti" ile karıştırmayınız lütfen!) bildiğiniz gibi Antik Mısır'da
Osiris'in kardeşi olan bir Tanrı idi. Mısır Mitolojisi'ne göre,
Osiris ile
Seth arasında bir kardeş kavgası çıkar ve bu kavga sonucunda
Seth kardeşi
Osiris'i öldürür. Daha sonra
Horus (
Osiris ile
İsis'in oğlu) babasının öcünü alır ve
Seth'i öldürür. Hikayeye göre
Horus babası
Osiris'i yeniden diriltir, yani
"Mesih (Messiah)" inancı gerçekleşir.
Aman yarabbim,
Horus Eski Krallık Hanedanlığı'na damgasını vuran yegane külttür (dinsel inanıştır). Eski Krallık Hanedanlığı'ndaki (M.Ö. 2700-2200) tüm Krallar ondan söz ederler. Elimizdeki piramit metinleri ve papirüslere göre, 4. Hanedanlık'ın üyesi olan
Snefru,
Khufu,
Djedefre,
Khefra,
Menkaure ve diğer Krallar Osiris'ten bahsetmekle birlikte, daha çok Horus'tan söz ederler. Bu Krallar'ın hepsinin bir Horus adı vardır. Bu da Horus'un 4. Hanedanlık'taki, dolayısıyla Eski Krallık Hanedanlığı'ndaki dinsel inanışa damga vurduğunu gösterir.
Neyse, sonuçta
Yahuda'nın yazdığına göre
Seth'in
"Mesih" olarak çağrılması bana, daha doğrusu Mısır Mitolojisi'ne göre doğru gelmedi. Çünkü
"Mesih" inancında yeniden diriliş vardır. Bu da
Seth'de değil
Osiris'te vardır. Belki de
Yahuda'nın zamanında
"Mesih" olarak
Osiris değil de
Seth olarak biliniyordu, belki de bir hata yaptılar ve yanlışlıkla
Seth'i andılar, bilemiyorum. Ama ortada bir yanlışlığın olduğu açıktır!
2. Melek: Harmathoth.
Yahuda bu melek hakkında kısaca şunu yazar:
İkincisi Harmathoth, o ki (...)
Burada papirüs çok hasarlı olduğundan üç nokta yerine gelen metin okunamamıştır. Fakat Yahuda'nın burada
"Harmathoth" adlı meleği, ilkindeki gibi, tanıtan bir özelliği söylediği anlaşılıyor.
Eski Mısır Mitolojisi'ne göre,
Thoth Horus'un 4 oğlunda biri olup, insanlar yaşarken yaptıkları tüm işleri bir deftere kaydeder ve insanlar öldükten sonra
"Yargılama Günü (Judgement Day)"nde
"Kalbin Yargılanması" sırasında elindeki o kişinin defteriyle hazır bulunan bir Tanrı idi.
Herodot ünlü
"Tarih (History)" adlı kitabında
"Thoth"un
"Hermes" olduğunu (ki bu Tanrı Eski Yunan'da
"Hermes" olarak bilinirdi) ileri sürer. Bu nedenle M.Ö. 300'lü yıllara gelindiğinde, Mısır'daki
"Thoth" ve Eski Yunan'daki
"Hermes" figürleri özdeşleştirilerek aynı Tanrı'da birleştirilmiş (Bkz.
Hermetik felsefenin İslam düşünce tarihinden görünümü) ve M.S. 300'lü yıllarda da Havari
Yahuda bu Tanrıları
"Harmathoth" olarak birlikte anmıştır.
Sonuçta arkadaşlar, ben bu tespitleri kendi başıma yaparken, Yahuda İncili'nin tüm dünyaya duyurulduğu tarihte şöyle bir tartışmanın yapılmış olduğunu Google'da araştırma yaparken gördüm:
İlginçtir; bu tartışmada şöyle bir çıkarım yapılmış:
"There is also mention of five underworld angels, namely Seth (equated by Gnostics with Christ), Harmathoth (compare Horus and Hermes/Thoth), Gabila (compare Geb), Yobel (compare Marduk-Re/Bel), and Adaronais (compare Adonis/Osiris)"
Charles Pope bu çıkarımı yaparken, yukarıda uzunca anlattığım ilk iki meleğin Antik Mısır'dan kaynaklanmış olduğunun farkında ama detaylar üzerinde dağılıyor. Fakat o, bununla da yetinmiyor ve
"Yobel" adlı melek hariç diğerlerinin de Antik Mısır'dan geldiğini söylüyor. Söylediklerinin hepsi bir zamanlar Antik Mısır'da hüküm sürmüş Tanrılar'dır.
Peki ben neden diğer meleklerin Antik Mısır Tanrıları olduğunu anlayamadım?
Aslında tahmin ediyordum, çünkü ilk ikisinin Antik Mısır Tanrısı olduğunu adım gibi biliyordum ve diğerleri için de aynı şeyin geçerli olduğunu düşünüyordum. Ancak bu konuda benim için
"Seksenler" dizisinde cevval genç bir satıcının her yeni ürünün satışında kullandığı repliğindeki gibi şu söz geçerlidir:
"Bana Mısır'ın Eski Krallık Hanedanlığı'ndan istediğin kadar soru sor ama sonraki Hanedanlıklar hakkında soru sorma!", The Kingdom (TV miniseries) - Wikipedia, the free encyclopedia.
Çok açık. Yani ikincidenden sonraki meleklerin isimleri Hristiyanlık dönemi içinde kullanılan ya da daha yeni konulmuş, veyahut da en azından İlk Hristiyanlık dönemine yakın zamanda konulan isimler idi. Demek ki
Yahuda ve diğerleri eski isimleri kullanmak yerine yenilerini kullanıyorlarmış. Ama ilk Hristiyanlar ilk iki meleğin ismini Eski Mısır'daki aynen kullanmışlar. Bu da, Yahudiler'den bu yana meleklerin isimlerinin nereden geldiğini gösterir bize.
Demek ki
Yahuda'nın yazdığı melekler Antik Mısır'dan gelme imiş. Oysa Kutsal Kitaplar'daki meleklerin Allah'tan geldiğine inanılıyordu!
Neyse, aslında ben bu mesajı yazmayacaktım (ki bu konuda zaten sizi, kısıtlı bilgi içerse de, "
Yahuda İncili'ndeki Seth ve Harmathoth adlı meleklerin orijini nerededir?" mesajımla bilgilendirmiştim) ama bugün cepten "
Tufanın çocukları tufanla gider" makalesini okuyunca koptum.
Hocamız makalesini son derece çok iddialı şu sözlerle açmış:
"Söylenecek söz söylendi. Gökten son kez haber geldi. Kelam son kez yazıya dönüştü. Harfler son kez en güzel kıvrımlarına büründü. Ve gök söyleyeceğini söyledikten sonra işi yerdekilere bıraktı.
Şeytan sonsuz bir umutsuzluğa büründü. Çünkü evren Hz. Muhammed'in (sav) davetiyle hayat bulmuştu. Kartopu gibi büyüyen bu din, kâinatın göbeğine adını yazdırdı. Allah (cc) bu dine adını verdi; O'na "İslam" dedi. Ve diğer bütün dinlerden rızasını kaldırdığını şu ayetle ilan etti: "Bugün sizin için dininizi olgunlaştırdım. Size nimetimi tamamladım. Ve sizin için din olarak İslam'a razı oldum." (Maide, 3)"
Ona göre
Hz. Muhammed'in misyonu şöyleymiş;
"Hz. Muhammed'in (sav) misyonu
İlahi kitap son peygamberin görevini ve yerini şöyle haber veriyor: "Biz seni ancak bütün insanlara müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderdik." (Sebe, 28) Ve şöyle demesini de bizzat O'na emrediyor: "De ki; Ey insanlar! Ben sizin için apaçık bir uyarıcıyım." (Hacc, 49)
Artık dileyen dilediğine inanır. Dileyen Hz. Muhammed'in (sav) yoluna yol olur. Dileyen de savrulur ve ahirette kül olur."
ve eğer biz bu çağrıya kulak vermezsek bu dünyadayken savrulucak ve öteki dünyada da kül olacakmışsız. Yani ona göre biz
"Tufan'ın Çocukları" imişiz.
İyi ama, makelesinde şu çelişkiye ya dikkat etmiyor ya da görmezden geliyor:
Hz. Zekeriya ve
Hz. Yahya katledenler hani?
O, bu soruyu soruyor ama çelişkiyi görmüyor. Oysa Youtube'daki,
"İmam Hüseyin: Esirler Kervanı" adlı belgesel filmde özellikle bu soru soruluyor ve
Hz. Hüseyin'in Kerbela'da neden öldürüldüğü sorgulanıyordu. Filmin sonunda bir Papaz kiliseye gelen Esirler Kervanı'na; madem ki
Hz. Hüseyin bir peygamber torunu idi, o zaman Allah onu neden korumadı? diyor.
Öyle ya,
Hz. Yahya İsa'yı vaftiz etmişti. Onun derecesi
Hz. Hüseyin'den daha mı aşağıda idi ki öldürüldü?
Hz. Zekeriya da öyle!
Herhalde
Yahuda Hz. İsa'nın bu özelliğini bilmediği için intihar etti. Yoksa,
Hz. İsa'nın da bizim gibi ölümlü bir insan olduğunu bilseydi, o zaman kendisine daha doğru düzgün bir yol seçerdi.
Hiç şakası yok; ben,
Hz. İsa'nın çarmıhta öldürülmüş olduğunu kendimi bildim bileli kabul ederim.
Yahuda bunun bize nasıl gerçekleştiğini anlattı.
Yahuda Hz. İsa ilgili bu ve diğer olayları anlatırken,
Doğu Perinçek'in Ergenekon Davası'nda dediği gibi, hiç kimseyle hesaplaşma içinde değildi.
Yahuda yalnızca,
Hz. İsa'nın bir Havarisi olarak, ki yazdıklarından en değerli Havari olduğu anlaşılıyor, gördüklerini kaleme aldı ve onun yazdığı metin günümüze kadar ulaşabildi. Oysa Kanonik İnciller, Kuran ve Barnabas İncili kesinlikle bir hesaplaşma içindedirler. Çünkü
Hz. İsa hakkında onlar bir hesap açmışlar ve (çelişkili açıklamalarla) çatışmaya girmişlerdir. Yahuda'nın İncili bu anlamda tektir ve eşsizdir.
Bu konuda tüm Kutsal Kitapları biraraya getirirdiğimizde,
Yahuda'nın
İsa'ya olan yakınlığı şöyledir (
Sahne 3: Yahuda gördüğü hayali anlatıyor ve İsa cevaplıyor):
İsa bunu duyunca, güldü ve dedi ki, "Sen, 13'üncü ruh; neden bu kadar zorluyorsun kendini? Ama konuş, ve sana katlanacağım."
Bu açıklamaya göre diğer Kutsal Kitaplar
Yahuda'dan daha yakın olamaz. O zaman
İsa'nın burada dediği gibi neden biz,
İsa hakkında
Yahuda'nın söylediklerinden farklı bir şekilde olduğunu kabul etmek için zorluyoruz.
İsa bu tür eziyetlere katlanabiliyordu ama ya biz...?
Herkes Galileo gibi açık olsun!
Bildiğiniz gibi,
Galilei Galieo Saray'da adına
"Optik Tüp (teleskopun ilk adı)" verdiği aletle Jupiter'e ve onun yıldızlarına (uydularına) bakılmasını teklif ettiğinde, Saray'ın ileri gelenleri bu aletle meleklerin görünebileceği, dolayısıyla meleklere bakmanın günah olduğu söyleyerek bu teklifi derhal reddetmişlerdi. Fakat
Galieo bu; haklı olduğu bir konuda başarısızlığı asla kabul etmez, ne yapar eder haklı olduğunu kabul ettirirdi.
Galileo bunun üzerine,
"Hadi gelin, ne olur bir bakın. (Optik tüpten meleklerin bacaklarının görüneceğine ilişkin iddia üzerine) Bu alette hiçbir sihir yoktur!" dedi ama hiç kimse tınmadı.
Galileo, bu sefer sesini daha da yükselterek,
"Gelsenize, optik tüpten Jupiter'in yıldızlarına baksanıza? Bakmakla ne kaybedeceksiniz?" dedi.
Galileo nerdeyse ordakileri pataklayacaktı. Yani o derece sinirliydi. Fakat Saraydakiler Nuh diyordu ama peygamber demiyordu.
Fakat
Galileo haklı olmasına haklıydı ancak şunu ihmal ediyordu: Saray'da o sırada tahtta bir çocuk oturuyordu ve dünyadan haberi bile yoktu. Çevresindeki kişiler ise Kilise'ye büyük bir bağlılık içersindeydi.
İkinci Sahte Barnabas İncili
Şimdi, hepimiz
Galileo'nun başından geçen bu talihsiz olay karşısında sergilediği tavırlarındaki gibi açık olursak, bu konuda
"Yahuda İncili"ne karşılık
"Barnabas İncili"ni ele alabilir ve bir karşılaştırma yapabiliriz.
Hatırlarsanız,
TSK balyozu yemeden önce, Hazreti İsa'nın havarilerinden
Barnabas'ın yazdığı ve İslamiyet'in gelişini haber verdiği söylenen İncil'in bir versiyonunun, 12 yıl önce düzenlenen bir kaçakçılık operasyonunda Türk askerlerinin eline geçtiği ve Genelkurmayın elinde olduğu iddia edilmiş ve medyada Genelkurmay'a ve TSK'ya karşı bir psikolojik harp operasyonu yapılmaya çalışılmıştı. Fakat Genelkurmay Başkanlığı ellerinde bu İncil'in olmadığını açıklamak zorunda kaldı (Bkz. "
Barnabas İncili iddiacılarına Genelkurmay'dan kötü haber"ine).
Yok arkadaş, ben senin söylediğine inanmıyorum diyorsanız, o zaman Google'da
"Barnabas İncili" yazın ve çıkan sonuçlara bir bakın. TSK'ya psikolojik harp adı altında ellerinden ne geliyorsa, onları yaptıklarını göreceksiniz. Tamamen terör...
Çok ilginçtir; Genelkurmay'ın açıklamasından 3 ay önce bu İncili çevirdiğini söyleyen
Prof. Dr. Hamza Hocagil de sahte olduğunu açıklamak zorunda kaldı (Bkz.
Prof. Dr. Hamza Hocagil: "Bulunan kitap sahte Barnabas İncili"). Açıklamak zorunda kaldı diyorum; çünkü TSK'ya karşı yürütülen bu psikolojik harbin içinde kendisi de vardı. Demek ki oprerasyonun bittiği ilan edilmiş ve kendisi de artık tehlikenin geçtiğini zannederek (!) daha baştan beri bilinen bu sahtekarlığı lütfetmiş de açıklamış. Ya açıklamasaydı ne olacaktı halimiz?