Sevgili Pante,
bu yazında bazı hata ve "inançlar" olduğunu düşünüyorum. Hata kısmından başlayacak olursam:
|
pante Diyor ki
Bilgi, hakkında artık şüphe duyulamayacak derecede bilim tarafından kanıtlanmış gerçeklerdir.
Bu gerçeklere ulaşırken bilimsel yöntemler kullanılır, akıl yürütme ve deneysel testlerle doğruluğu kesinleştirilir.
Örneğin;
Dünyanın yuvarlaklığı bir bilgidir.
|
Burda birkaç şey birbirine karışmış gibi görünüyor. Aslında bu karışıklık oldukça yaygın bir durum. Eğer İngilizce "data", "information" ve "knowledge" sözcükleri üzerinden düşünürsek bu karışıklığı kısmen çözme şansımız olabilir. Türkçe'deki bilgi sözcüğü yerine göre her üçünü de karşılıyor. Bunlardan "data"yı veri sözcüğü ile de ifade edebiliriz. Ham bilginin yada "data"nın işlenmiş hali, daha doğrusu belli bir düzene konulmuş yada formatlanmış hali ise "information"dır. Kuran'ın bilmem kaçıncı suresinde ne yazıldığına dair bilgi bir "information"dır örneğin. Eskiden buna malumat denirdi.
Peki "knowledge" nedir? "Knowledge", "information"lar yani düzenlenmiş bilgilerden muhakame yoluyla çıkarılan sonuçlardır. Sen bilgi derken "knowledge"ı kastediyorsun. Ancak "knowledge" da doğruluğu bilimsel olarak kanıtlanmış birşey değildir. Yani belli bir akıl yürütme yoluyla elde edilen şeydir, ama yanlış da olabilir, doğru da.
Bilimsel olarak bir şeyin "mutlak" doğruluğundan hiçbir zaman sözedilmez. Bazı durumlarda bu bilimsel olarak "mutlak" doğrudur diyorsak da, aslında kastettiğimiz şey binlerce deneyden hep doğru olarak çıkmış olduğu içindir. Ancak bilim felsefesinde yine de hiçbir zaman "mutlak" doğru olmaz. Bu yüzden hipotez, teorem, teori gibi başka kavramlar kullanılır. Bazı teoriler yüzlerce kez ispatlanmış da olsalar ve hatta bu teoriler sayesinde bir çok bilimsel keşif yapılmış da çoğu zaman teori yada teorem olarak anılmaya devam ederler. Bazen "kanun" bile desek bu birşey ifade etmez. Bilimsel bilgi her zaman yanlışlanabilir özellikleriyle, kendini çürütülmeye açık halde bırakan bir şeydir.
Burda tanımın bence bilimin bu temel yaklaşımlarına karşı çıkıyor. "Bilgi, hakkında artık şüphe duyulamayacak derecede bilim tarafından kanıtlanmış gerçeklerdir." şeklindeki bir ifade bilgi sözcüğünün değişik düzeylerdeki anlamını karşılamadığı gibi ne "knowledge" ne de bilimsel bilgi kavrayışına uygun düşüyor. Çünkü bilimsel olarak "hakkında artık şüphe duyulamayacak derecede bilim tarafından kanıtlanmış" hiçbirşey yoktur.
|
pante Diyor ki
Bilim tarafından doğruluğu kanıtlanamamış, varlığı ve yokluğu hakkında yeterli sonuçlara ulaşılamamış, deneylerle sınanamamış olgular için belirtilen görüşler ise bilgi değil, inançtır. İnanç olabilmesi için de söz konusu olgunun ele alınacak ciddiyeti, emareleri, olasılığı olmalıdır. Bunlar mevcut değilse, o olgu inanca da girmez, hayal olur, saçmalık ya da safsata olur.
|
Burda da başka bir hata görüyorum. Koyu hale getirmiş olduğum cümlede bir şeyin inanç sayılabilmesi için "ciddiyet", "emare" gibi sözcükler kullanmışsın. Bu sıfatlar objektif olarak birer değerlendirme özelliği taşımıyor. Bir şeyin "ciddiye" alınması son derece subjektif bir konudur. Bundan beş bin yıl önce insanlar devlere inanıyordu, o zaman ciddiye alınıyordu. Şimdi kimse ciddiye almıyor. Görüldüğü gibi inanç konusu objektif değil subjektif kıstaslara sahip.
Yeni dinler eski dinlere ait olan bir takım inançları "hurafe" yada "safsata" olarak nitelerler. "Hurafe" denilen şey de aslında bir inançtır. Bir tane adam çıkıp, hiç bir kimse kabul etmese bile, herkese saçma gelen bir şeye inanıyorsa, bu ona göre inançtır, diğer dinlere inananlar açısından ise "safsata"dır. Kısacası inanç-safsata ayrımını bilimsel bir açıdan değil de inanç sistemlerine göre yapmış olduğunu düşünüyorum. Sen UFO örneği verdiğin için burdaki ayrımının dinsel niteliği pek iyi farkedilemiyor ama bu ayrımı soyutlarak ele alırsak tamamen dinsel bir ayrım olduğunu ve binlerce defa da dinler tarafından kullanılmış olduğunu görebiliriz.
|
pante Diyor ki
Bilgi olmayan, inanç kategorisinde yer alan konularda "İnanıyorum" ya da "İnanmıyorum" şeklinde bir görüş belirtmeyerek bilinemezci tavır sergilemek "Agnostikliktir". Agnostikler, kanıtlanamamış konularda inanç olarak kendini bağlamak yerine, bilinemezliği sonuçlanana kadar inançsız kalmayı doğru bulurlar.
|
Sanırım bu ifadelere bazı arkadaşlar zaten karşı çıkmışlar. Açıkçası ben ateizm-agnostizm vb. konularda fazlaca düşünmem. Pek önem taşıdığını sanmıyorum. Ama agnostikliği bence de doğru anlamıyorsun. Bildiğim kadarıyla agnostikler "kendimizi bağlamayalım", "bu konu henüz kesinleşmemiş" diye düşünerek agnostik olduklarını söylemezler. Agnostiklere göre "tanrının varlığı *yada yokluğu ispatlanamazdır", burda bir belirsizlik, tereddüt yada bilinemezcilik yok aslında. Bir önermenin bilimsel olabilmesi için "yanlışlanabilir" olması gerekir. "Tanrının varlığı" ise yanlışlanamaz bir önermedir. Yani ne doğruluğu ne yanlışlığı ispatlanamayan bir önermedir. Burdan yola çıkarak agnostiklerin inançsız yada inançlı diye tasnif edilmesinin doğru olduğunu düşünmüyorum. İnançlı-inançsız ayrımı müslümanların yaptığı bir ayrım biçimidir. Ancak bu ayrım biçimi agnostizmin felsefi yaklaşımlarını karşılayamıyor. Bu konuda da aslen geleneksel, dinsel bir eksenden yaklaşmış olduğunu düşünüyorum.
|
pante Diyor ki
Ateistler ise Tanrıya inanmazlar. Hatta sonuçlanmış bir bilgi gibi "Tanrı yoktur" derler.
her iki kesim de inançlarında iddialıdır. Bir taraf Tanrının olamayacağı bir evrenin düşünülemeyeceğini savunur. Diğer taraf ise Tanrının olmasının imkansızlığını..
|
Ateistler tanrının varlığını kabul etmezler. Bir kısmı (pozitif) tanrının yok olduğunu materyalizm gibi başka felsefelerin yardımıyla kanıtlamaya çalışır. Bir kısmı ise (negatif) non-teistlerin bütün argümanlarını kabul eder ve onlar gibi düşünürler. Örneğin ben sanırım negatif ateist oluyorum ve aslında agnostikler gibi düşünüyorum. Tek farkım şu ki, eğer "Tanrı, kanıtlanması mümkün olmayan" bir argüman ise yoktur demenin hiçbir sakıncası yoktur.
Aslında bu konuyu seninle daha önce de defalarca tartışmıştık. Sürekli ateistlerin inançlı olduğunu ve aynı teistler gibi onların da tersten inançlı olduğunu iddia ediyorsun. Halbuki birçok ateistle agnostiği ayırt etmen bile zordur. Çoğu zaman aynı argümanları savunurlar. Hatta benim gibi bazıları ateist ni agnostik mi olduğuna karar veremeyip, kestirmeden ateistim der. Bana göre bu ayrım çabanın arkasında da bir "inançlı" yaklaşımı var. Daha önce aynı argümanları biraz da hoş olmayan bir biçimde dile getirdiği için sevgili Aldostu ile de bu konuyu tartışmıştık. Sonuçta anlaşamasak bile bu argümanın da inananlarda yaygın bir "inanç" olduğunu düşünüyorum.