
17-11-2007, 16:52
|
|
Üyeliğini Sonlandırmış
|
|
Üyelik tarihi: 10 May 2006
Mesajlar: 1.416
|
|
Alev Alatlı'dan Kürtler ile ilgili bir analiz..
Alev Alatlı'dan Bir KÜRT Analizi * *
"Ben bir Kürt aydını olsaydım..." Alev Alatlı, bugüne kadar Kürtler üzerine yazılmış en ilginç analizlerden birisine imza attı. Enteresan bağları tek tek yakaladı.
Analiz: Alev Alatlı / Zaman
Ben bir Kürt aydını olsaydım...
Ben bir Kürt aydını olsaydım, kendimi parçası hissettiğim halkın bütününü tanımaya adardım. Tanıma sürecine mutlaka bizzat kendimi tanımaktan başlar, aidiyet duygumun dayanaklarını acımasızca irdelerdim. Kendime dair keşfettiğim ilk özellik, pek muhtemeldir ki "Kürtçe" konuşuyor olmam olurdu.
Kimliğime ilişkin bu değerli ipucunun izini sürer, Kürtçe'yi "İndo-Avrupa dil ailesinin, İndo-İran dalının İran dilleri alt-grubu"na yerleştiren Batılı dilbilimcilerin eserlerini irdelerdim. Ben bir Kürt aydını olsaydım, irdelediğim dilbilimcilerinin anadilimi altında tasnif ettikleri "İndo-Avrupa dili" sınıfının ideolojik bir "varsayım"dan ibaret olduğunu, böyle bir dilin varlığına ilişkin hiçbir bilimsel verinin bulunmadığını keşfetmekten büyük rahatsızlık duyardım. Rahatsızlığım, "İndo-Avrupa dili" konuştukları varsayılan "Aryan" kavimlerinin bizzat kendilerinin de ideolojik bir kurmacadan ibaret olduklarını keşfettiğimde daha da artar; "ilk İndo-Avrupa dili" ve "Aryan kavimleri" icatlarının arkasında 19. yüzyıl İngilizlerini gördüğümde teyakkuza geçerdim. Bir Kürt aydını olsaydım, halkımın 19. yüzyıla ve İngilizlere ilişkin deneyimleri, beni "emperyalizm"e karşı mutlaka uyarır; araştırmamı derinleştirmeye sevk ederdi. Az biraz daha irdelediğimde, "Aryan" kelimesini, Sanskritçe'den türetip, Avrupa dillerine salanların da onlar olduklarını öğrenirdim.
Ben bir Kürt aydını olsaydım, halkımın Batı'nın gündemine Mezopotamya'da petrol bulunmasından çok daha önce, dini nedenlerle girdiğini, 1800'lü yılların daha ilk yarısında "Havarilerin ruhlarıyla donanmış, İsa'nın aşkı uğruna dünya nimetlerini terk etmiş" misyonerlerin "o vahşi dağlar" dedikleri topraklarıma İsa'nın "haçını yerleştirmek" için geldiklerini hatırlardım. Ben bir Kürt aydını olsaydım, Edward Said'in "Avrupalı olmayan halkların özelliklerinden bir tanesi de belgeler, tarihler, otobiyografiler, kayıtlar ve benzerleri bakımından zengin olmamasıdır.../onların/ tarihi hakkında kapsamlı, güvenilir bir eser bulunmamasının nedeni de budur" tesbiti kulağıma küpe olur, halkıma ilişkin Batılı "tesbitler"i öğrenir ama mutlak doğru gibi asla kabullenmez; Ermeni diyasporasının ithamları karşısında boynumu bükmezdim.
Ben bir Kürt aydını olsaydım, meselâ 1840 yılında, Muş, Bitlis, Erzurum ve Van'a misyoner aileler yerleştiren Papaz Horatio Southgate(1)gibi bir adamın, "putperest" dediği halkıma kapı komşum Ermeniler aracılığıyla ulaşma planları yaptığını öğrendiğimde düşünür, bu hususta misyonerlerin "Hıristiyan Ermenilerle işbirliği" yapmış olmalarının telmihlerini irdelerdim. Bu bağlamda, Papaz Efendinin "...Bununla beraber, diğer Doğu halklarının hepsinden üstün oldukları kanısındayım. Türklerin ve İranlıların arasında yaşayan Kürtler, ne Türkler gibi suratsız ve ağır, ne İranlılar gibi mülayim ve sinsidirler. Yırtıcı ve aşağılanmış bir ırk olarak dağlarda dolanır, yerleşik Kürtler tarafından sahiplenilmezler. Yerleşikler, farklı bir türdür. İçtenlikleri, erkekçe bağımsızlıkları, şeffaflıkları, cömertlikleri, canlılıkları, zekâları Hıristiyanlığa yaklaşımları bağlamında olumsuzluk içermez, dahası, Hıristiyanlığa biat ettikleri takdirde soylu ve özel bir halk olacaklarına işaret eder" şeklindeki tesbitlerini, halkım üzerindeki emellerin olası bir tezahürü olarak kaydetmekten geri durmazdım.
Ben bir Kürt aydını olsaydım, rahmetli Musa Anter'in anılarını okumuş, Hitler'in Ankara Büyükelçisi Franz Joseph Hermann Michael Maria von Papen'in(2) rahmetliyi "Kürt ırkı"nın katışıksız olduğu, yani Araplara, İranlılara, Türklere veya Ermenilere "bulaşmadığı" asırlarda "mavi gözlü-sarışın" olduklarına dair ikna turlarını ürpererek hatırlardım. Aynı bağlamda, Madam Danielle Mitterrand'ın yoksul ve garip Diyarbakır'ı "dünyanın en güzel şehri, şehirlerin anası" ilân etmesini de aynı çerçevede değerlendirirdim. Ben bir Kürt aydını olsaydım, sarışın, mavi gözlü ve bütünüyle sanal "Aryan"ların, "Beyaz Avrupalılar"ın Cilâlı Taş Devrinde Kafkaslarda "yaşamış" atalarına dönüştürülmesi sürecini ibretle izler; "Beyaz adamın üstünlüğü" kuruntusunun insanlığın başına sardığı felâketleri düşünür, yüreğim daralırdı. Ben bir Kürt aydını olsaydım, 17.yüzyıl gezgini Evliya Çelebi'yi gözden kaçırmaz, dördüncü kitabında onaltı değişik Kürtçe'den bahsettiğini kaydeder; buna karşın, "anadil"in bir halkın etnik kökeninin saptanmasında yegâne belirleyici unsur olmadığını, din, aşiret bağlantıları gibi unsurlarla çakışması halinde önem kazandığını keşfederdim. Ben bir Kürt aydını olsaydım, günümüz dünyasında "millet" kavra.ının Frenk armudu misali bir sözcük olup, kim hangi niyetle isterse öyle istimal edilebildiğini keşfettiğimde bir daha durur düşünür, "Kürt milliyetçiliği" gibi bir tanımı dillendirmeden önce içini doldurduğumdan emin olmak isterdim. Nedir, "millet"? Osmanlıca-Türkçe Ansiklopedik Büyük Lügat'ın dediği gibi "bir dinden olanların topluluğu" ise; "milliyet"in karşılığını "ümmet" ise; "aralarında din, dil ve tarih birliği olan topluluktaki hâl; maddi manevi birlik ve beraberlik rabıtaları bulunan topluluklardaki vasıf" ise; "milletimiz bir vücuttur; ruhu İslâmiyet; aklı Kur'an ve imandır" açıklaması doğru ise, ne "Kürt," ne de ne "Türk" milliyetçiliği diye bir tanımlamanın olamayacağını teslim ederdim.
Ben bir Kürt aydını olsaydım, Osmanlıca-Türkçe Ansiklopedik Büyük Lügat'la yetinmez, Batı kaynaklarını didiklerdim. İngilizce, Fransızca, Almanca'da hatta Rusça'da aynı olan "nation" kelimesinin pek ünlü bir çağdaş filozof(3) tarafından "Nation/millet soyuna ilişkin bir kuruntuyu paylaşan, komşularına karşı nefret besleyen bir toplumdur. Bu nedenledir ki, bir nation/millet'teki bağlılığın temelinde kusurlu bellek (kuruntu) ve ötekine duyulan nefret yatar" cümlesini görünce kanım donardı. Biraz daha inceleyince, Profesör Margalit'in ailelerimiz, arkadaşlarımız, sevgililerimiz, komşularımız, kavmimiz ve nation/milletimizle geliştirdiğimiz sağlam ilişkilerin ortak belleğimizin ürünü olduğunu iddia ettiğini görür; "ortak bellek"in sağlam ve ahlâki ilişkiler geliştirirken, aynı biyolojik türden olmamızın dışında hemen hiçbir şey paylaşmadığımız yabancılarla ilişkilerimizin zayıf ve gayri-ahlâki olduğunu söylediğini öğrenirdim. Bu çerçevede, "ortak bellek"in Kürtleri özgürleştirmekten çok sakatlayan, barışmacılıktan çok öç alma duygularını körükleyen bir olgu olabileceğinden korkardım.
Ben bir Kürt aydını olsaydım, Margalit'in çözümlemesi bize uyar diye heveslensem dahi, öncülünde zorlanır, "öteki"nden kategorik olarak nefret eden/dışlayan bir "Türk" tanımadığım gibi, Türklerin dört başı mamur ortak bir "soysop" doktrinleri olmadığını bildiğimi teslim ederdim. Bir ucu Manas, diğer ucu Hayber Kalesi destanı olan bir anılar manzumesi, ne kadar "ortak bir kuruntu" olabilir diye irdelerdim. Ben bir Kürt aydını olsaydım, talihsiz bir tarihin, tanımların ideolojik karmaşasının acısının, hele de Yeni Dünya Düzeni'nde yaşayakalabilmek için canını dişine takmış çabalayan Türkiye'den çıkarılmasına izin vermezdim.
(1) Papaz Horatio Southgate,1812-1894, Portland, Maine doğumlu Amerikalı "Congregationalist" papaz. "Muhammediliğin İran ve Türkiye'deki durumu" başlıklı araştırması için 1836'da New York'tan çıkıyor, dört yıl süreyle "Ermenistan, Kürdistan, İran ve Mesopotamya"da geziyor. "Narrative of a Tour through Armenia, Kurdistan, Persia, and Mesopotamia, New York, 1840.
(2) Almanya'nın Türkiye Büyükelçisi, 1939 to 1944.
(3) Avishai Margalit'in The Ethics of Memory (2002)
|

17-11-2007, 17:56
|
 |
Onur Üyesi
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
|
|
Üyelik tarihi: 01 Aug 2005
Bulunduğu yer: Isvicre
Mesajlar: 6.665
|
|
Re: Alev Alatlı dan bir analiz kürtler ile ilgili...
Açıkçası pek enteresan birşey bulmamış olsam da, Alev Alatlı'nın "ben bir Kürt aydını olsaydım" şeklindeki empati havası veren yaklaşımını kendisi adına ciddi bir ilerleme sayabiliriz. İçeriğinde empati olmaması önemli değil, en azından böyle bir şeyi düşünmesi bile yeter. Alev Alatlı'yı kutluyorum.
Geçenlerde Ümit Özdağ'da da bir empati kıvılcımı gördüm. NTV'deki tartışmada şöyle birşey söyledi. Aklımda kaldığı kadarıyla aktarıyorum: "1984-2000 arasında terör dolayısıyla 40.000 insanımız öldü. Bunların 7.000'i güvenlik görevlisi, korucu ve öğretmen gibi çeşitli devlet görevlileriydi. 3.000'i PKK safında yeralan Irak ve Suriye vatandaşıydı. Geriye kalan 30.000 kişi ise ya dağa çıkmış ya da başka biçimlerde PKK safında olan Türkiye vatandaşlarıydı. Orda şehir olan 7.000 kişinin cenazeleri Türkiye'nin dört bir yanına dağıldı ve bu bile büyük bir infial yarattı toplumda. Halbuki 30.000 cenaze orda oldukça küçük bir bölgeye sıkışmış durumda. Bunun bu insanlarda nasıl bir psikoloji yaratmış olduğunu düşünmek gerek."
Açıkçası Ümit Özdağ'ın sözleri beni bile şaşırttı. Hatta bu sözlerin Alev Alatlı'nın pek samimi görünmeyen empatik ifadelerinden daha samimi olduğunu düşünüyorum. Saddam'ın Kürtlere yaptıklarını anlatırken ağlamış olduğu, dönemin şahin kanat temsilcilerinin Fikret Bila'yle röportajlarında hata yaptıklarını itiraf etmeleri gibi şeyleri de düşünürsek, bir yerlerde ciddi bir sorun olduğu muhakkak.
Sözlerimi Halil Ergün'ün çok hoşuma giden şu sözleriyle bitireyim: "Bu toplumda bir irin var ve bunun akıtılması gerekiyor." Nasıl olacağını ben de bilmiyorum ama gerçekten de bu irin akıtılmadan ilerlememiz mümkün değil gibi görünüyor.
|

17-11-2007, 18:36
|
 |
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
|
|
Üyelik tarihi: 28 Sep 2006
Bulunduğu yer: İstanbul
Mesajlar: 12.080
|
|
Re: Alev Alatlı dan bir analiz kürtler ile ilgili...
Ben bir Türk aydını olsaydım Kenan Evren'in biz Kürtçeyi yasaklamakla son derece yanlış yaptık sözlerinin ne anlama geldigini sorgulardım. Acaba bu yanlışın sonuçlarının neler oldugunu, nelere yol açtıgını düşünürdüm.
* * Ben bir Türk aydını olsaydım Fikret Bila'nın eski genelkurmay başkanları ile yapmış oldugu söyleşiyi didik didik eder ve söylenenler temelinde nasıl bir çözüm üretebilmek gerektigini düşünürdüm.
* * Ben bir Türk aydını olsaydım savaşa harcanan asgari 300 mlyar dolar le bu ülke insanlarına neler verilebilecegini hesaplardım.
* * Ben bir Türk aydını olsaydım bu Anadolu topraklarında 900 senedir ümmet olarak diger halklarla birlikte kaynaşarak ve içiçe bir Anadolulu kimligi altında kardeşçe yaşadıgımı ama son 80 senedr benim bu kardeşlik kimligimin zoraki bir milliyetçilik dayatması ile elimden alınmak istedigini düşünürdüm. 1000 senedir gerek genetik olarak gerekse sosyal olarak bir aidiyete mensup olmamıza gerek olmadıgını düşünürdüm.
* * *Ben bir Türk aydını olsaydım İsmail Beşikçinin tek kişilik bir örgüt olmak suçundan neden yaşamının 17 senesini cezaevlerinde geçirdigini sorgulardım.
* * * Ben bir Türk aydını olsaydım her türlü milliyetçiligi ve milli hissi reddedip insan kimligi ile tüm insanlarla birleşebilmeyi arzulardım.
* * * Ben bir Türk aydını olsaydım emegin tek deger ve kutsal olabilecegi, sömürüden uzak, bilime teknolojiye ve yalnızca insan yönelik bir düzen kurmayı hedeflerdim.
* * * saygılarımla
Çin'den İspanya'ya, Ümit Burnu'ndan Alaska'ya kadar
her mili bahride her kilometrede dostum ve düşmanım var
Dostlar, ki bir kere bile selamlaşmadık
aynı ekmek, aynı hürriyet, aynı hasret için ölebiliriz...
Nazım Hikmet
www.dilaverkom.blogcu.com
|

17-11-2007, 19:57
|
 |
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
|
|
Üyelik tarihi: 06 Apr 2006
Mesajlar: 13.677
|
|
Re: Alev Alatlı dan bir analiz kürtler ile ilgili...
Ben bu Alev Alatlı'dan bir şey anladıysam piskopos olayım-aman aydın olmayayaım  (hep arap olunacak değilya)
Aryan demiş, İndo demiş bir şeyler demiş, demiş de çıkmış biriside demiş ki, böyle aralara serpiştirip durdunda onlarda ne ola ki?
"milletimiz bir vücuttur; ruhu İslâmiyet; aklı Kur'an ve imandır" açıklaması doğru ise, ne "Kürt," ne de ne "Türk" milliyetçiliği diye bir tanımlamanın olamayacağını teslim ederdim.
Peki doğrumu bu açıklama ya değilse? -yok kimin söylediğine mi bakılmalı, A söylediyse dorgudur arkadaş, B diyorsa yanlıştır mı demeliydim, kim söylemiş bunu keşke bilseydim  -
Öbürleride hamur olmuşda, öncelikle amacı ne Bu Kürt Aydın olsaydımla kürt aydını olanın. Ne yani, dil dediğimiz özneyi, kendilerini tanımlamak için söyleyen bizler neden başkalarına gelince "dil" faktörünün yanına "din" vs gibi faktörleri koyarak saptırmaya çalışıyoruz yada bas baya her şeyi ile orta yerde duruken yok saymaya çalışıyoruz . *ne diyor ""milletimiz bir vücuttur; ruhu İslâmiyet; aklı Kur'an ve imandır"" eee ne demek istiyorsun burada? Ümmet(!) O halde Kürt aydını olmak da ne olaki
Ben bir Kürt aydını olsaydım dil dediğimiz faktörün çıkış kaynağının kurbağayı taklit etmek olduğunu, ve ayrıca insanın sosyal bir varlık oluşu ve topluluklar halinde, soy-sop şeklinde yaşamasının kaçınılmaz nesnel koşulları gereği, farklı coğrafyalarda farklı biçimlerde iletişime geçtiklerini, ama iletişim ve yaşam biçimi arasındaki farkların sadece zorunlu bir koşul farkı olduğu ve biçimsel bir fark olduğunu görmeye çalışır, biçimde takılı kalmak yerine öze(insan) inerdim.
Kaldı ki biçimsel farklar üzerinden siyasi yapılar oluşturmanında, aynen olsaydım yazarının *ÜMMETİ gibi insana ve tabiatına yabancı, güçlü olanların egemenlik aracı olan bu tür biçimsel bölücülüğün(!) ve adaletinde ancak güçlü olanın çıkarına olduğu sürece doğru kabul edildiği bu çarkına çarktığım dünyada sorgulamaya çalışırdım
O halde ne diyor yazar, oda bilmiyor... Doğru olan güçlü olanın çıkarıdır diyor, zayıf olan ise kendisini sürüden saymalıdır diyor, nasıl mı Kur'an, islam edebiyatı ile ama bir türlü insan olmanın zaten bu tür yapmacık şeylerin yanında da-önünde de fazlasıyla mevcut olduğunu ve zaten kafi olanın bu diğerlerinin ise biçimsel ve yanlış olduğunu görmek istemiyor, fırsattan istifade Anadolu-Osmanlı ümmetine övgü dizmeye çalışıyor.
Buda gösteriyorki payımıza, Türkiyede başka bir millet, kültürden, dilden olmak gibi oradada alevi olmak kalıyor
Sersemler akıllıların 7 yılda cevaplandıramayacağı soruları 1 günde sorarlar.
-------
Korku ve menfaat dalkavukluğa yol açar.
-------
İnsan korktuğuna ya da arzuladığına çok kolay inanır. La Fontaine
-------
Öküz tahta çıkarsa padişah olmaz, saray ahır olur. Çerkes Atasözü
-------
Akıllı bizi arayıp sormaz, aptal bacadan akar.
------
Su dağları kemirir, vadileri doldurur.
------
Aslanlar kendi tarihçilerine kavuşuncaya kadar kitaplar avcıyı övecektir.------
Hürriyet, başkalarına vermedikçe alamayacağımız tek şeydir. William Allen White ------ Belki söylendi herşey,/ belki de gece bekleniyor/ yazılsın diye aynı cümle. Tüm nedenleri yeryüzünün/ bir çakıltaşına takılıp kaldı. Esteban
------ Sıradan insan kendini evrenin merkezi yapmanın yolunu arar; bilge kişinin evreni onun merkezindedir. Lao Tzu
|

17-11-2007, 20:16
|
|
|
Re: Alev Alatlı dan bir analiz kürtler ile ilgili...
"Kimliğime ilişkin bu değerli ipucunun izini sürer, Kürtçe'yi "İndo-Avrupa dil ailesinin, İndo-İran dalının İran dilleri alt-grubu"na yerleştiren Batılı dilbilimcilerin eserlerini irdelerdim. Ben bir Kürt aydını olsaydım, irdelediğim dilbilimcilerinin anadilimi altında tasnif ettikleri "İndo-Avrupa dili" sınıfının ideolojik bir "varsayım"dan ibaret olduğunu, böyle bir dilin varlığına ilişkin hiçbir bilimsel verinin bulunmadığını keşfetmekten büyük rahatsızlık duyardım. Rahatsızlığım, "İndo-Avrupa dili" konuştukları varsayılan "Aryan" kavimlerinin bizzat kendilerinin de ideolojik bir kurmacadan ibaret olduklarını keşfettiğimde daha da artar; "ilk İndo-Avrupa dili" ve "Aryan kavimleri" icatlarının arkasında 19. yüzyıl İngilizlerini gördüğümde teyakkuza geçerdim. "
Simdi burada vurgulanan, kurtlerin aslinda sandiklarinin aksine aryan irki gibi asil bir irktan olmadiklari , tarih ve kokenleri ile ovunmelerinin yersiz oldugu mu? Biz kendimizi ergenekon destanlari, orta asya masallari ile kandirirken iyi mi? Veya bunun ne onemi var, Iran Pers Imparatorlugunun devami ya da Babil'in devami Irak'tir. Bu ne degistirir? Oncelikle bu kisim soyle birsey olabilirdi, ben aydin olsaydim, soyumun sopumun bana birsey katmadigini, cingene bile olsam bunun benden birsey de goturemyecigini anlardim.
|

17-11-2007, 20:54
|
 |
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
|
|
Üyelik tarihi: 15 Mar 2006
Bulunduğu yer: Toronto
Mesajlar: 8.614
|
|
Re: Alev Alatlı dan bir analiz kürtler ile ilgili...
Ben aydin bir insan olsaydim, yurdumun problemlerini objektif bir gozle inceler, halkimin rahatsizligina sebep veren problemlere, irk, din, dil gozetmeksizin, sorunlarin kokenine iner, careler uretmeye calisirdim. Tabi ki arkamdan kafama bir kursun sikilmasi ihtimalininin de var oldugunu bile bile.
Iman, ask gibidir,gozleri koreltir,beyni muhurler.
|

17-11-2007, 21:19
|
|
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 30 Aug 2006
Mesajlar: 203
|
|
Re: Alev Alatlı dan bir analiz kürtler ile ilgili...
ben bir kürtsem buyazıyı yollamak zorundayımdır.
EDİT
Gerilla C/P yaptığın link yada linkleri buraya ekleyebilirsin...
Spartacus
|

17-11-2007, 21:54
|
 |
Kıdemli Üye
|
|
Üyelik tarihi: 01 Nov 2005
Bulunduğu yer: İstanbul
Mesajlar: 8.936
|
|
Re: Alev Alatlı dan bir analiz kürtler ile ilgili...
Gerilla,bunların tümü zırvadan ibaret.
Hangi kaynaktan aldıysan aslı astarı yok.
Kürtler hiç Guti olur mu yahu?
Kürtlerin kökeni Eskimolara dayanır.
|

17-11-2007, 22:02
|
 |
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
|
|
Üyelik tarihi: 07 Sep 2006
Mesajlar: 5.929
|
|
Re: Alev Alatlı dan bir analiz kürtler ile ilgili...
O .Zaman denen, dini kullanarak satan gazeteye Alev Alatlı niye yazar anlamadım.
Zaman, tiraj raporlarında 500bin sattığı görünüyor. Ama ''tazgahta'' satılan gazete sayısı, 20 bin civarında.
Herhalde Türkiyede en çok satan (tiraj roporlarında ikinci görünüyor) ama en az okunan gazetelerden birisi.
Bir çok esnaf abone ,bu abonelik ''ne olur ne olmaz'' diye düşünen esnafın sayesinde oluyor.
Bir çok yerde gördüğüm ,zaman gazetesi, ütüsü bozulmamış pantolon gibi ,bir köşede istifli duruyor.
Alev Alatlıyı bir aydın olarak beğenirim. Ama bu yazıyı niye yazmış? anlamadım.Aklımın bir köşesindeki şeytan,
''acaba bu yazı alaev altlı'ya sipariş olarak yazdırdılar mı?''diye soruyor.
Bende kendimi ,çeyrek altın ,pardon aydın olarak görüyor ve okumasada, Alev Alatlıya soruyorum.
Türk aydını kürt aydınını veya halkını tanımak için kendini zorladı mı?
Türk aydını ,kürtçenin uyduruk bir dil olduğunu söyleyerek ,başını kumun içine mi soktu?
Türk aydını, kürtçenin uyduruk bir olduğunu söylerken, ingilizin ,almanın, portekizlinin ,ispanyolun dilinin
latinceden devşirme olduğunu ,düşündümü?
Niçin ?türk aydını , kürdün yerine tarih ''yazdı'' niçin dilinin ''uyduruk olduğunu söyledide, bu konuda bir kürdün uzmanlığına güvenip, danışmadı?
Yoksa kürt ne söylerse yanlış söyler paranoyası mı var, alatlı gibi ,türk aydınlarında.
sorun cahil olman değil , kendini alim sanman
|

17-11-2007, 22:03
|
|
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 30 Aug 2006
Mesajlar: 203
|
|
Re: Alev Alatlı dan bir analiz kürtler ile ilgili...
türklerin ki de apaçilere dayanır, ingilizlerde moğollar'dan türemiştir.
|
Yetkileriniz
|
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.
HTML-KodlarıKapalı
|
|
|
Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 20:10 .
|