"Engellilere kesinlikle acımayın!" diye bir başlık atmış, sevdiğim bir yazarımız. Yazısının tamamını okumak isteyenler;
http://www.haber7.com/artikel.php?artikel_id=140485 ziyaret edebilir.
Bilmiyorum belki de yanlış düşünüyoruz.
İlan edilen tüm günlere karşıyız derken kuru, bir terslik amacı taşımaz duygularımız.
Başta anneler gününe, babalar gününe, sevgililer gününe, öğretmenler gününe....
Sn. bayraktaro'nun başlığındaki iki yüzlülük ve kendi kendine yüzleşememenin toplumsal tezahürü gibi görünür bize tüm bu günler.
Resmi dairelerde, o güne mahsusen yapılan törenler,
Sokaklarda ve panolarda boy boy ilanlar,
Günün özelliğine uygun, mutlaka ama mutlaka harcama kültünün gereği bir armağan,
Şa şalı sözler, alkışlar, göz yaşları...
Günün anlam ve önemine binaen göstermelik eylemler.
Bir günlüğüne.
Tek bir günlüğüne.
Sonra...
Başka bir güne merhaba.
Bilemiyorum.
Oysa ki;
Toplumsal yaşamın tüm iletişimini kurmalı, tüm bağları sıkılamalı her daim.
Sabah kalktığımızda eşimize, çocuğumuza sevgi dolu sözcükler kullanmalı, anne ve babamızı, kendi çocuklarımızın sevgisini duyarken özleyip aramalıyız. Kapıya çıkarken karşılaştığımız komuşumuzla mutlaka hal hatır sormalı, ciddi ciddi dertlerini dinlemeli, elimizdeki tüm imkanları sunmalıyız. Mahallemizden geçerken tüm esnaf ve insanları sevgi, saygı ve güleryüzle selamlamalır iyi niyetlerimizi sunmalıyız. Otobüse binerken mutlaka yaşlılara, sakatlara ve hastalara itimam göstermeli ve onlara yer vermeliyiz.Bunu yaparken acıma duygusu ile değil, toplum içindeki varlıklarına özen ve katkıları için yapmalıyız......
.
.
Akşam yastığa kafamızı koyduğumuzda, vicdanen o kadar rahat olmalıyız ki, hiçbir şeyin gününe ihtiyacımız kalmasın.
Kendi kendimizle yüzleşmeye hazır mıyız?
Kendimize karşı dürüstçe davranıyor muyuz?
Yoksa, 3 Aralık Özürlüler gününü yad ettikten sonra, 4 Aralıkta, görme engelli bir yayaya çarparak geçiyor muyuz?
Sn. degisim,
Hatırlatmanıza teşekküler, iyi niyetiniz ve güzelliğinizden şüphemiz yoktur.
Belki de bildiğiniz, düşündüğünüz şeylerdir bunlar, bizler sadece yazıya döktük o kadar.
Hatalarımı, cehaletime bağışlayın