Turan Dursun Sitesi Forumları
Geri git   Turan Dursun Sitesi Forumları > İbrahimi Dinler > İslam

Cevapla
 
Başlık Düzenleme Araçları Stil
  #1  
Alt 30-12-2007, 20:51
okinono
Üye Değil
 
Mesajlar: n/a
Standart Kutsal Kitapların geleceğe dair global tahmin oranları

Sevgili Dilaver, Üçüncüyol, thunderpoint, özgürbeyin, Spartacus,Frodo,Vartor,sirrüs-b, Pante, Sargon, Psikokemoterapi, Mhmmd,Aldostu, Cem, preach, ikixiki,değişim,

Peygamber kelimesi ve kapsadığı kavram tarihsel süreçte nasıl bir seyir izlemiştir? *Kitaplarının vaat ettikleri dünya sonuçları ile gerçekleşme oranları hakkında nasıl bir yüzdesel orantı vardır?
Benim için çok faydalı olacak.

Ayrı bir başlık olarak açarak;
Kutsal kitaplarda peygamberlerin dönemlerinde geleceğe dair ayetlerin tevrat incil Kuran Kitab-ı Akdes de ne kadarının gerçekleştiğini ve hangilerinin gerçekleşmediğini öğrenmek istiyorum.

Örneğin; Rumlar galip geldi. ayeti sorum kapsamında değil, çünkü ayeti destekleyen hadis. Ama Fetih süresi sorum kapsamında.

Öncelikle, bütün kitaplardaki geleceğe dair ayetlerin tespiti ile işe başlayabiliriz. Sizden ricam bu başlıkta yorumdan ziyade ayet ve sonuçlarını ortaya koyalım.

Allah vaadinden dönmez diye bir ayet var. Bir müslüman olarak, Allah'ın hangi vaatlerinin varsa gerçekleşmediğini yoksa hangi olaylar ile ayetlerin bağlandığını cidden öğrenmek istiyorum.

Örnek olması açısından ben başlayım;

İza cae e nasrullahi vel feth. ila ahir..... Mekkenin fethinden neredeyse umudunu kesen peygambere inen bir sure. Ve vaat gerçekleşmiştir.

Güneş dürülüp toplandığında. ,ila ahir... Vaat gerçekleşmemiştir.

Şimdi aklıma geldi. mesala güneş dürülüp toplandığında ayeti, ileride de gerçekleşebilecek bir ayet. yani kıyameti anlatıyor diyelim. *Öyleyse gerçekleşme ihtimali kalmayan ve tüm dünyayı etkileyen ayetlerden başlamak bence en iyisi. Sıralama, Tevrat, incil, Kuran, Kitab-ı Akdes olarak gidebilir.

Bazılarımız ilk üçünü anladıkda kitab-ı akdes ne olaki diyebilirler. İncelediğimde, birinci ve ikinci dünya savaşı ve atom bombası ile ilgili çok çarpıcı ayetlere rastladım.

Valla soru karışık oldu. yani birisi bana böyle soru sorsa, hastir der geçerdim. Ama sizlerin keskin zeka ve öngörüsüne sığınarak ancak derdimi anlatabildim.

İsterseniz konuya soruyu doğru sormakla da başlayabiliriz.

Selamlar.
Alıntı ile Cevapla
  #2  
Alt 30-12-2007, 23:20
pante - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
pante pante isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
 
Üyelik tarihi: 01 Nov 2005
Bulunduğu yer: İstanbul
Mesajlar: 8.936
Standart Re: Kutsal Kitapların geleceğe dair global tahmin oranları

Ben konuya peygamberlik müessesesinden, peygamberliğin kökeninden giriş yapayım, devamı gelsin.

Peygamberlik Musa'nın Tevrat'ı yazmasıyla başlamıştır.
Musa ile başlamıştır ama Musa kendinden önceki peygamberleri de yazdığından ilk peygamber olarak Musa'yı gösteremeyiz.
Tevrat'a göre ilk peygamber Yakup'tur.
İslam bunu Adem'e kadar götürür.

Nedir peygamberlik?

Farsça peygamber, İbranice'si nabhi, Arapçası nebi, İngilizcesi prophet, Türkçesi Yalvaç..
Peygamber kelimesi peygam, peyam (=haber) ve ber (=getiren) kelimelerinden oluşmuştur.
Tanrıdan haber getiren, Tanrı ile insanlar arasında elçilik yapan demektir.

Museviler soylarını İbrahim'e kadar dayandırırlar. İlk Yahudinin İbrahim olduğuna inanırlar.
İsrail'in Tanrısının Musa'dan önce atalarıyla birebir konuştuğuna inanırlar. tevrat'ta böyle yazar.
Yakup'tan İsa'ya kadar tüm peygamberler Yahudidir ve peygamberlik müessesesi Yahudilere aittir.
İsa'dan sonra Hristiyanlığın ayrı bir din olarak ortaya çıkmasıyla peygamberlik de İsrail dışına ithal olmuştur.

İslam ise her kavme en az bir peygamber gönderildiği iddiasındadır. Hadislerde 124.000 peygamber gönderildiği öne sürülür.

Peygamberler, Tanrı tarafından görevlendirildiklerini, vahiy aldıklarını bildirerek elçiliklerini ilan ederler.
Bu görevlendirmeyi ya rüya vasıtasıyla, ya bir melek vasıtasıyla ya da direk Tanrıdan aldıklarını iddia ederler.
Bu görevlendirmenin bir kanıtı yoktur. Kendi iddiasıdır ve rivayet kabul edilir. Bu iddiasının gerçekliği getirdiği vahiyle, o vahye bağlılığı ile, önceki peygamberlerin vahiyleriyle uyuşmasıyla, mucizeleriyle, geçmiş ve gelecekteki bilinmeyenlerden verdiği haberlerle ölçülür.
Ancak gelecekten haber vermek ve mucize göstermek asıl ölçüt değildir. Çünkü bunu yapan çok sayıda büyücü, falcı, cinci, sihirbaz mevcuttur.
Alıntı ile Cevapla
  #3  
Alt 31-12-2007, 00:04
okinono
Üye Değil
 
Mesajlar: n/a
Standart Re: Kutsal Kitapların geleceğe dair global tahmin oranları

Sevgili Pante,

Davud zamanında peygamberliğin bir meslek olduğunu biliyoruz. Yani aynı yerde dahi bir kaç peygamberin var olduğu ile ilgili bilgiler mevcut. Davud'un şölen ile ilahi şarkısının etkisinde insanların dans etmesinin ve o'nun etkisinde kalmasının peygamberlik delili olarak yönetici tarafından da kabul edildiği ile ilgili yazılarda mevcut.

Bu arada ben zeburu atlamışım. Sizin yazınızı okurken aklıma geldi. *

Kutsal kitaplarda bulundukları dönemden daha ileri tarihlerde var olacağı söylenen olaylar var. Yani basit bir örnek ile vermek gerekirse, *karahanlıların 800.000 kişi ile uzun hasana yenilmesinin Tanrı'nın hangi vaadinin gerçekleşmesini sağladığı gibi.

Bu arada bu örneği benimle paylaşan sayın Haydar Ali Diriöz'e de teşekkür ederim.

Peygambere nasıl vahiy geldiği konusunda çok kafa yordum. Vardığım sonuç kesinlikle benliğin dışında bir irade ile bir sesleniş olarak karşıma geldi. Tıpkı bir şiirin birden dökülmesi gibi. Zaten ilham ile vahiy arasında çok az bir nüans farkı var.
O da amaç...

Yani peygamberin dünyayı etkileyecek söylemlerinin amacı ile bir şairin amacı arasında vaadin gerçekleşmesi ve sürekliliğin açısından toplumsal kabulden başka bir şey yok. Biz ona şiir öğretrmedik. O'na yakışmazdı da ki yakışmanın global bir bakışın ürünü olduğunu düşünüyorum.

Ancak, Peygamberin tek başına bir iddiasının ötesinde bir çok alakasız gibi görünen olayların halkı kontrol ettiği de bir gerçek. Depremler, seller, yangınlar gibi. Yanlış hatırlamıyorsam, rodos depremi ve yangını ile iznik konsülü toplanması arasında çok kısa bir süre var. *Veya I dünya savaşı ile Bahaullah'ın çıkışı arasında çok kısa bir süre olduğu gibi. Muhammed'in çıkışı ile Mekke kıtlığının arasında çok kısa bir süre olması, Musa'nın çıkışı ile I ramsesin ölümü gibi. Bu tarihsel olayları farazi olarak yazdım. Net tarihlere şimdi bakamam. Ama yakın bir ilişki olduğu kesin. Mesela Yusuf ile kıtlık gibi.

Yani peygamberlerin tek başına veya orduları ile başlattığı ve deklare ettiği emirler sanki tarihin sayfalarında olağan başka mücadelelerin de yardımı ile bir seyir izliyor gibi duruyor.

Ben öncelikle ayetlerin tespit edilmesinden yanayım. Çok kapsamlı bir konu olduğu için uzun soluklu bir araştırma ile bir fikre ancak varabiliriz sanırım.

Belki de benim düşündüğüm gibi bir bağıntı çıkmayacak sonunda, Ama gerçek bildiğimiz kadarı ile hepimizi aydınlatacak bence. Bu da bu araştırma için yeterli bir amaç diye düşünüyorum.

İnsanlar iki gurup halinde savaşırken her iki tarafında haksız olduğu konu Ehadiyetin haklılığı için değil, kendi güçlerini dayandırdıkları tanrılarının adına kendi çıkarları için olduğunu düşünmeye başladım. Bu durum, tanrıyı ve peygamberi ret etmek olarak alınacağı gibi,Tanrının iradesinin nefisler vasıtası ile zorla galip gelmesi olarakta alınabilir. Zira Kutsal kitapları farklı bir gözle okuyunca, Tanrı'nın vaadinin ham nefislerin oltaya takılması için kullandığı huriler olmadığını rahatlıkla gözlemleyebiliyoruz.

Birkaç üste basamağa çıkarak tepeden tarihsel bir bakış ile peygamberlerin geleceğ dair söylemlerini rasat etmek hepimiz için faydalı olacaktır.

Yardımlarınız için şimdiden teşekkürler.
Selamlar.
Alıntı ile Cevapla
  #4  
Alt 31-12-2007, 00:32
spartacus - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
spartacus spartacus isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 06 Apr 2006
Mesajlar: 13.669

Onur Üyeliği 

Standart Re: Kutsal Kitapların geleceğe dair global tahmin oranları

Sevgili Okinono öncelikle anlayış göstereceğin bir şey yaptım, isimlerin arasına boşluk bırakmadığın için sayfa bir bitiş noktası koyamıyor, dolayısıyla forum düzeni bozuluyordu...

Peygamberlik, özünde biz buna Resul yani elçi olarak yaklaşır isek tarihde daha anlamlı bir yere sahip olur. Aslında bir başka başlıkda bahsetmiştin, orada kendi düşüncelerimi yazarak cevap vermeyi düşünüyordum. Vaktim olmadı. Şimdide kabaca, kısaca değineceğim...

İnsanlık mülkiyet kavramıyla tanışageldiğinden beri, iktidar kavramıda insanlığın hayatına girmiştir. Bu neolotik çağ dediğimiz ve günümüzde 10-12.000 yıl öncelerden başlar.

İnsan toplulukları arasına, mülkiyetin, kullanımın ve karşılığında bir çıkar elde etmenin girişiyle birlikte sınıflaşmalarda ortaya çıkmıştır. Nasıl ki insan koyunu evcilleştirdiğinde, ondan etinden, sütünden yararlanılacak, faydalı bir şey olarak görmüştür, yine aynı fayda insan üzerinden de gerçekleştirilmiştir. Bir yerde koyunların sahibi vardır, diğer tarafta ise koyunların kendisi. Bu bahisle insanlar ve koyunlar olarak bir ayrım oluşturmak mümkün olmuştur. Hayvanın evcilleştirilmesi kadar onu mülk edinmek kadar hayati bir öneme sahip olarak hayvanın beslenmesi, yönetilmesi gerçeği de vardır. Bu şartlarda ise çobanlar devreye girmiştir...
İnsanın, insandan faydalanması, insanın insana kul kılınmasıda yine faydalanan insanlar(egemen, ilahi kesim), faydalanılan insanlar(topluluklar) olarak ayrışmıştır. Yinede bu ayrışmada en üstte olan faydalananlar açısından önemli bir eksiklik vardır, buda faydalınanlar üzerinde kurulacak, faydalanmanın elde toplanması ve yolları(kurumsal ve meşru düzey), bir iktidar, bir yönetim, bir çobanlık....

Peygamberler neden ortadoğulu sorularınıda bir bölge belirleme esası sayarak ortadoğuya yöneliyoruz. karşımıza Sümerler çıkıyor. Sümerlerde Tanrılar insanları Hizmet için yaratıyor! Yerlerin ve göklerin hakimleri yalnızca Tanrılardır. Tanrılar krallığının Tahtında ilk olmasada orta ve son Sümer belgelerinde Enlil'i görürüz. Yerlerin ve göklerin hükümranlığı(egemenliği) Enlil'dedir... Yinede insanların Tanrılara hizmeti bir düzene konulmalıdır. Karmaşa ve her ağızdan bir ses çıkarak, hizmeti nasıl ve nereye sunacağını bilmeyen şaşırmış insan toplulukları yerine, derli ve düzenli bir yönetim altında birleştirilmiş, üstelikde Tanrıların istekleri ve buyrukları temelinde yönetilerek düzenli bir hizmet sağlanmalıdır.(burada kapıyorum bu paragrafı)

Karşımıza Yasaları tanrıların koyduğu gerçeği çıkıyor. Bütün yasaları tanrılar koymakta, insanlar Tanrılara hizmet etmekte ve Tanrı buyruklarıyla ancak yönetilebilmektedirler. Peki o halde Tanrı Buyruklarını insanlara kim duyuracak, kim denetleyecektir, onları tanrılar adına kim yönetecektir?!

Aslında, Ortaçağda dahil olmak üzere tarihe baktığımızda Yasaları tanrıların yaptığını ve insanların bu yasalar eliyle yönetildiği gerçeği ile karşılaşırız. Bu gerçekle yaklaştığımızda Tanrı yasalarını insanlara nasıl duyuracaktır sorunu ile tekrar tekrar karşılaşırız. İşte Sümerler'de bu, Tanrılar adına insanları yöneten ve Tanrılar adına hizmeti kabul eden Kutsal Krallık ve Kutsal Dini kurumlardır. Sümerler'de elçiler(resul) vardır, bunlar erkek ve kadınlardır. Daha çok rüyalarıyla yada rüyaları yorumlayarak bu görevi(tanrı elçisi) yerine getirirler. O halde madem yöneten de yasaları koyan da tanrılar yada tanrı'dır o halde elçiler, aracıların olması bir zorunluluktur! İşte cevap da burasıdır...

Özünde bu, tanrılar, tanrı buyrukları dinler vs tamamen toplumları koyunlaştırmanın(faydalanma, mülkiyetine alma), insanın insana kul kılınması, insanın insana hizmet etmesi, insanın insandan faydalanması, kullanması gerçeğidir. İşte burada aracı olarak devreye elçiler(resul, peygamber) din adamları, kutsal çobanlar girer!

Peygamberlik ise aslında Sümer-Babil inancında zaten vardır. Üstelik bu inanç özünde Sümer inancı ve çok tanrılı din olduğu halde, peygamberlik vardır! Bu günki tarzda Yahudilik, Müslümanlık(Kur'an iddialarına göre!) ise, ne İbrahim'in nede MÖ 1000 lerin dini değildir. Bu tarihsel olarak imkansızdır. İbrahim'in(en azından o dönem Fenikelilerin(kenanlıların)) tanrısı El'dir. Batı Kenan çok tanrılı dinidir ve bu Sümer teolojisidir. Musa döneminde ise yine egemen kültür olarak(kenan bölgesinde) Sümer-Babil inancının ağır bastığını görürüz. babil tanrısı Baal'inde peygamberleri vardır!

Beyt-El(El'in evi-Tanrının evi), El Eliyon(En büyük tanrı), Elolam(ebedi tanrı), El Roi(Görü tanrısı), Jocop-El(yakup - El korusun), Jisma-El(İsmail-El işitsin), Jishak-El(İshak - El bana gülsün), El-ezer(Elizer, El Yardımcım olsun).....

El özünde bir Sümer-Babil inancının tanrısıdır, ve gördüğümüz gibi Peygamber adlarında ki yeri bu peygamberliğin özünde Sümer-Babil peygamberliğinden farklı olmadığını gösterir. Hatta bazen karışımlarla da karşılaşırız, El en büyük tanrı iken Baal fırtına ve yağmur tanrısı oluverir. Olmadı El Sümerlerde An olur, Enlil'in(sümer hava tanrısı) yerine ise Baal geçer, bazende An yerine Baal, Enlil yerine Marduk. Bazende El'e inanırlar ile Baal inanırları arasında kıyasıya savaş yaşanır, israilliler yüzlerce Baal peygamberini öldürür. Sümerden alınan Miras öyle yada böyle yaşatılagelir (bir yığın şehir devletinden kaynaklı bir yoığın aynılıklar, farklılıklar, dil, telaffuz farkları vs olagelmiş.)
Tevrat'dan
1 Krallar 18:40 İlyas, "Baal'ın peygamberlerini yakalayın, hiçbirini kaçırmayın" diye onlara buyruk verdi. Peygamberler yakalandı, İlyas onları Kişon Vadisi'ne götürüp orada öldürdü. *(Baal'ın dört yüz elli peygamberi ve Aşera'nın dört yüz peygamberi)

Kısaca peygamberlik söylemini elçilik, temsilci söylemine genişletmeli, yasaları insanların değil tanrıların yaptığına inandırılan insan toplulukları açısından, tanrı ile irtibat dışında hiç bir çare kalmayacaktır ve şu haliyle karmaşık görünen paragraflar daha anlamlı kılınabilmesi açısından bana göre tek tek ele alınmalıdır(bir çok uygarlığa girilmelidir mesala Tanrı oğlu olan krallar(Yunan, Mısır, Hitit). Aksi benim açımdan verilecek en kısa cevap; "Peygamberlik, elçilik topluluklar halinde yaşayagelen insanların, sürüleştirilmesi ve güdülmesi(yönetim) yolunda uygulanagelmiş masalların ve yöntemlerin bir parçası olmaktan öte çok bir anlam taşımaz." budur.

Sersemler akıllıların 7 yılda cevaplandıramayacağı soruları 1 günde sorarlar.
-------
Korku ve menfaat dalkavukluğa yol açar.
-------
İnsan korktuğuna ya da arzuladığına çok kolay inanır. La Fontaine
-------
Öküz tahta çıkarsa padişah olmaz, saray ahır olur. Çerkes Atasözü
-------
Akıllı bizi arayıp sormaz, aptal bacadan akar.
------
Su dağları kemirir, vadileri doldurur.
------
Aslanlar kendi tarihçilerine kavuşuncaya kadar kitaplar avcıyı övecektir.
------
Hürriyet, başkalarına vermedikçe alamayacağımız tek şeydir. William Allen White
------
Belki söylendi herşey,/ belki de gece bekleniyor/ yazılsın diye aynı cümle. Tüm nedenleri yeryüzünün/ bir çakıltaşına takılıp kaldı. Esteban
------
Sıradan insan kendini evrenin merkezi yapmanın yolunu arar; bilge kişinin evreni onun merkezindedir. Lao Tzu
Alıntı ile Cevapla
  #5  
Alt 31-12-2007, 01:05
pante - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
pante pante isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
 
Üyelik tarihi: 01 Nov 2005
Bulunduğu yer: İstanbul
Mesajlar: 8.936
Standart Re: Kutsal Kitapların geleceğe dair global tahmin oranları

Peygambere nasıl vahiy geldiği konusunda çok kafa yordum. Vardığım sonuç kesinlikle benliğin dışında bir irade ile bir sesleniş olarak karşıma geldi. Tıpkı bir şiirin birden dökülmesi gibi. Zaten ilham ile vahiy arasında çok az bir nüans farkı var.
O da amaç...
Gerçekte öyle olduğunu düşünebiliriz. Fakat vahyin kanatlı bir melek tarafından, Cebrail tarafından getirildiğine dair ayetler var. Bu durumda ilhamın inandırıcı olamıyacağı düşüncesiyle böyle bir iddiaya başvurulduğunu ya da amaçların kişiselliğini kabullenmek zorundayız.

Ancak, Peygamberin tek başına bir iddiasının ötesinde bir çok alakasız gibi görünen olayların halkı kontrol ettiği de bir gerçek. Depremler, seller, yangınlar gibi. Yanlış hatırlamıyorsam, rodos depremi ve yangını ile iznik konsülü toplanması arasında çok kısa bir süre var. *Veya I dünya savaşı ile Bahaullah'ın çıkışı arasında çok kısa bir süre olduğu gibi. Muhammed'in çıkışı ile Mekke kıtlığının arasında çok kısa bir süre olması, Musa'nın çıkışı ile I ramsesin ölümü gibi. Bu tarihsel olayları farazi olarak yazdım. Net tarihlere şimdi bakamam. Ama yakın bir ilişki olduğu kesin. Mesela Yusuf ile kıtlık gibi.
Doğa olayları ile toplumsal olayları bağdaştırmak kolaydır belki ama doğru değildir.
Her yıl dünyada sayısız büyük depremler olur. Ya da kasırgalar, sel afetleri, yangınlar.
Bunların her birini bir toplumsal sebebe bağlayamayız. Kimi peygamberlerin dönemlerinde de bunlara rastlanmış olmasının pek önemli bir ifadesi olduğunu düşünmüyorum. Ki birçok peygamberde bu olaylara rastlanmamıştır.

Doğa olaylarından bir işaret alabilmemiz, bir çıkarımda bulunabilmemiz için tarihi gerçekliği kanıtlanmış peygamberlerin ve toplumlarının karşılaştığı doğa olaylarını ele akmak gerekir. Ancak tarihsel olarak gerçekliğinin kanıtı en yüksek olan sadece Muhammed'dir ki o dahi kesin kanıtlanamamıştır. Buna rağmen gerçekten yaşadıklarını düşündüğümüzde, bu defa da onların dönemindeki afetlerin kanıtına ulaşamayız. Neticede hem yaşamları hem de dönemlerindeki afet olayları tümüyle rivayet olur. Nuh tufanı gibi, Kızıldeniz'in yarılması ve Sodom Gomore gibi konuların ise efsanevi tarafı yüksektir.

Kutsal kitaplardaki vaatlere ve geleceğe yönelik haberlere gelince, bunlar içinde gerçekleşmiş olanlar olduğu gibi, gerçekleşmemiş olanlar da mevcuttur.
Örneğin, İsa'nın kusal ruhun geleceğini vaat etmesi.
Hristiyanlara kalırsa, İsa'nın ölümünden hemen sonra gelmiş ve havarilere görünmüştür.
Peki bu mudur? İncil'de vaat edilen kutsal ruh, sadece havarilere birgün gözükmek için mi gelmiştir? Ha gelmiş ha gelmemiş, ne farketmiştir. Doğrusu ise gelmemiş olduğudur.

Kur'an'da vaadedilen İslam'ın tüm dinlere galip geleceği vaadi de öyle.
Kimilerine göre galip gelmiştir. Bu mudur galibiyet?
Kimilerine göre ise gelecekte galip gelebilir. Gelecekte herşey olabilir. Bu birşey ifade etmiyor.
Ama şu gerçek ki İslam'dan 600 sene önce gelmiş din, İslam'ın iki misli inanıra sahiptir.

Rumların galibiyeti, Hudeybiye anlaşması ve Mekke fethi ise yakın vade tahminleridir ki bu tür tahminlerde bulunmak zor değildir. *
Örneğin 2. Dünya savaşının çıkacağı 10-15 yıl öncesinden belliydi. Hatta 1. Dünya savaşının sonunda, Berlin anlaşmasıyla belliydi.
Sovyetlerin yıkılacağı da 15-20 sene öncesinden görülebiliyordu.
Atatürk'ün gelecekle ilgili söylediklerinden çoğunun doğru çıktığını görmek de, onu insanüstü kılmaz.
Alıntı ile Cevapla
  #6  
Alt 31-12-2007, 01:53
placebo - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
placebo placebo isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 27 Dec 2007
Bulunduğu yer: İstanbul
Mesajlar: 1.924
Standart Re: Kutsal Kitapların geleceğe dair global tahmin oranları

Sayın okinono

* *"""Kutsal kitaplarda peygamberlerin dönemlerinde geleceğe dair ayetlerin tevrat incil Kuran Kitab-ı Akdes de ne kadarının gerçekleştiğini ve hangilerinin gerçekleşmediğini öğrenmek istiyorum."""

* * *demişsiniz.Üzerinde fazla düşünmeden aklıma 33-40 ayet geldi.Bu ayette bir daha peygamber gelmeyeceği ve Muhammedin son peygamber olduğu zikredilir.Ve gelmemiştir.fakat İddia da bulunanlar oldu mu bunun üzerine bir bilgim yok,bilgisi olan yazarsa sevinirim ve öğrenmiş olurum.

* * *saygılar
Alıntı ile Cevapla
  #7  
Alt 31-12-2007, 01:55
mhmd mhmd isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
 
Üyelik tarihi: 23 Dec 2005
Bulunduğu yer: sonsuzluktan
Mesajlar: 3.328
Standart Re: Kutsal Kitapların geleceğe dair global tahmin oranları

Her ne kadar bizim de ismimiz geçmiş olsa da bunu Sn. okinono'nun inceliğinde buluruz.
Yoksa bizim vermekten öte alacağımız vardır. Almaya da devam etmekteyiz. Ancak konunun tam başında bir düşüncemizi de söylemekte bir behis olmasa gerek.

Sn. spartacus:
"Peygamberlik, elçilik topluluklar halinde yaşayagelen insanların, sürüleştirilmesi ve güdülmesi(yönetim) yolunda uygulanagelmiş masalların ve yöntemlerin bir parçası olmaktan öte çok bir anlam taşımaz."
Diye özetlemiş.

Bu cümle ile yola çıkmak lazım.
İnançları, ibadetleri, imanları dahi kategorize etmekten geri durmayan insanın hikayesinden bahsetmekteyiz.
Ve öyle de bahsederiz ki: doğrusal bir ilerleme zannederiz bu hikayeyi.

Bir anda! var olduğunu düşünen biz hipermetropilerin hemen yanında; aslında, gerçek kudreti araştıran ama baktığı yere odaklandığından, geneli kaçıran miyopiler durur.

Sn. okinono'nun şifresi; peygamberden insana çeker soruyu. Tekrardan soruyu okursak:
"İnsan kelimesi ve kapsadığı kavram tarihsel süreçte nasıl bir seyir izlemiştir." sorusuna geliriz.

Sorumuzun literatürdeki adı Tarih Felsefesi gibi durduğundan da, bu süreçte; odaklananlara bakmakta fayda görürüm.

"Tarih Felsefesi: İnsan ve toplumların değişmini ve tekamülünü yöneten genel kanunların araştırılması, değişimin anlamı ve insanlığın geleceği üzerine nisbi düşünceler ileri sürülmesidir."

http://tr.wikipedia.org/wiki/Tarih_felsefesi

Henüz işin başlangıcında bile işin kolayına kaçarız.
Var oldurulduk deriz. "And olsun, Biz insanı çamurun özünden yarattık." (Mu'minun 12) Ayetini göremeyiz lakin hipermetropilik zordur, bilen bilir.

Lakin bunca kökene inmelere ve doğrulara yaklaşmalara rağmen tüm bu doğruların toplamının varlık nedenleri! konusunu hiç sevmeyen miyopiler de bizlerden çok farklı değildir bu konuda. Carl Sagan'ın dediği gibi; "-Su, kalsiyum ve organik maddelerin bileşiğiyim. Ama hepsi bu kadar mı?"


İnsanlık tarihindeki gelişim, insanlığın gelişimidir. İnsanlığın gelişimi de, insanın gelişimidir. Kronolojik olarak söylersek: İnsanın fiziksel, ruhsal, kişisel gelişimi neticesi insanlık gelişmektedir. İnsanlığın gelişmesi ile de insanlık tarihi gelişmektedir.

Peygamberler ise bu kümülatif kavramın içinde satır başlarıdır.
Ne yazıdan ayrı bir harf, ne de bir rakam.
Giriş gelişme sonuç paragraflarının kendilerine has durumları içinde satır başları.

Hatalarımı, cehaletime bağışlayın
Alıntı ile Cevapla
  #8  
Alt 31-12-2007, 02:46
dilaver - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
dilaver dilaver isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 28 Sep 2006
Bulunduğu yer: İstanbul
Mesajlar: 12.080

Onur Üyeliği Başarı Ödülü Başarı Ödülü 

Standart Re: Kutsal Kitapların geleceğe dair global tahmin oranları

ilk başta ismim geçiyor ama ben bu soruyu cevaplayamam. Peygamberligin gelişimi ile ilgili olsa cevaplayacagım ama okinono bunu da yasaklamış. *

* Arkadaşlar zaten kısmen deginmişler, ama kutsal kitaplarda her hnagi bir gerçekleşen öngörü olmadıgını düşünüyorum. Şayet var se ben bilmiyorum ya da okumadım.

* *Dogru olan tek tek bu mucizelerin ya da gelecekle ilgili tahminlerin sayılması ve de bunu degerlendirmemiz. Ancak söylenenleri de gene tefsirle yorumlamaya kalkarsanız işin içinden çıkamayız. Söylendigi şekilde, kelimelerle oynamadan, altından başka mana aramaya kalkmadan bir gelecek tahmini var ise söyleyin biz de degerlendirelim.

* * preach in mucize iddiasını bir de Bahailere sormak gerekiyor, acaba onlar bu işe ne diyor. Ya da sciencetology tarikatına ya da Moon tarikatına sormak gerekiyor.

* * Ya da sai baba ya inanalara ne demeli acaba. Dünyanın büyük çogunlugu ise bırakın Muhammedin son peygamber oldugunu, peygamber oldugunu bile düşünmüyor. Dante Muhammedi cehennemin en alt ve berbat katında resmeder.

* *saygılarımla

Çin'den İspanya'ya, Ümit Burnu'ndan Alaska'ya kadar
her mili bahride her kilometrede dostum ve düşmanım var
Dostlar, ki bir kere bile selamlaşmadık
aynı ekmek, aynı hürriyet, aynı hasret için ölebiliriz...

Nazım Hikmet

www.dilaverkom.blogcu.com
Alıntı ile Cevapla
  #9  
Alt 31-12-2007, 03:04
frodo - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
frodo frodo isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 26 Aug 2006
Bulunduğu yer: İstanbul
Mesajlar: 5.875

Onur Üyeliği 

Standart Re: Kutsal Kitapların geleceğe dair global tahmin oranları

Oki son seyahatin hangi dergaha idi bilemiycem ama yazınla ilgili cevap vermem gerekli
galiba *

Şimdi 'bilinen' büyüklüğü 50 milyar ışıkyılı olan bir evreni yaratan Tanrı muğlak ifadelerle
insanlara geleceğe ilişkin tahminler gönderdi ve sen bunun, yani 'global tahmin oranlarının'
ne kadar olduğunu bulmak istiyorsun?? Doğru anlamış mıyım ?

İnsani olan her şey kabûlüm.
Alıntı ile Cevapla
  #10  
Alt 31-12-2007, 03:19
dilaver - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
dilaver dilaver isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 28 Sep 2006
Bulunduğu yer: İstanbul
Mesajlar: 12.080

Onur Üyeliği Başarı Ödülü Başarı Ödülü 

Standart Re: Kutsal Kitapların geleceğe dair global tahmin oranları

sevgili frodo ben bu bilinen büyüklügü 96,5 milyar ışık yılı olarak biliyorum. Bir uçtan bir uca yani.

* Evet bunu ben de sorayım. Takribi görünebilirligi 100 milyar ışık yılı olan bir büyüklük. Tabii görünmez kısmını yok sayıyoruz. Bunun içerisinde yer alan 100 milyar galaksi ve bu galaksilerin her birinin içerisinde yer alan yüz milyar adet gezegen. Yıldızları bir kenara bırakırsak tanrı bu yüz milyar kere yüz milyar gezegenle ugraşıyor. Bu ciddi bir kapasite ister her halde.

* *Ama bununla da yetinmiyor. Sadece dünyamızda 6,5 milyar insan var ve bunların çogu da bizim gibi degil, tanrıya dua ediyorlar. Tanrı bunları da duymak zorunda. Hayvanları ve diger nebatatı saymıyorum. Gelin deyince isteyerek ve bilerek gelen yer ve gökleri de saymıyorum.

* *Yahu bu tanrı tüm bunları yapıyor bir de tahminlerde mi bulunuyor. Düşünüyorum da yaşamın kendi kendine başlama olasılıgı böyle bir tanri tasvirinden daha kolay ve anlaşılabilir geliyor.


* * *saygılarımla

Çin'den İspanya'ya, Ümit Burnu'ndan Alaska'ya kadar
her mili bahride her kilometrede dostum ve düşmanım var
Dostlar, ki bir kere bile selamlaşmadık
aynı ekmek, aynı hürriyet, aynı hasret için ölebiliriz...

Nazım Hikmet

www.dilaverkom.blogcu.com
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Önerilen Siteler


Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı

Gitmek istediğiniz forumu seçiniz


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 07:54 .