Çin'den İspanya'ya, Ümit Burnu'ndan Alaska'ya kadar
her mili bahride her kilometrede dostum ve düşmanım var
Dostlar, ki bir kere bile selamlaşmadık
aynı ekmek, aynı hürriyet, aynı hasret için ölebiliriz...
aynı şeyleri videonun altına yazacaktım thunder. Bu tabloyu gördükten sonra böyle bir mekanizmanın bir tek varlık tarafından tasarlanıp yönetilmesinin imkansızlıgı daha iyi anlaşılıyor. Rastlantı bir tanrı düşüncesinden daha rasyonel. Ki bu daha bir tek hücre. Evrenin geri kalanını hayal bile etmek zor.
* * *saygılarımla
Çin'den İspanya'ya, Ümit Burnu'ndan Alaska'ya kadar
her mili bahride her kilometrede dostum ve düşmanım var
Dostlar, ki bir kere bile selamlaşmadık
aynı ekmek, aynı hürriyet, aynı hasret için ölebiliriz...
Hücre deki elemanlar ne yapacaklarını biliyorlar, bu bilme işi bir belleğe sahip olduklarının
göstergesidir. Belleklere de ne yapacakları yüklendiyse, tanrının tek, tek hücreleri yönetmesi unsuru ortadan kalkar. Yeni oluşanlara da aynı kodlar aktarılacağı için tanrının trilyon x trilyon u denetlemek için çok zahmete girmesine gerek yoktur.
* * ilk yaşamın oluşmasını kastetmiştim. İlk Dna anın oluşumunu ( ya da Rna )
* * ondan sonrası için zaten bir sözümüz yok. Hatta bir kısım Müslümanların bile yok. Bir tek Muhammedin varlıgı işi bozuyor.
* * *saygılarımla
Çin'den İspanya'ya, Ümit Burnu'ndan Alaska'ya kadar
her mili bahride her kilometrede dostum ve düşmanım var
Dostlar, ki bir kere bile selamlaşmadık
aynı ekmek, aynı hürriyet, aynı hasret için ölebiliriz...
Çin'den İspanya'ya, Ümit Burnu'ndan Alaska'ya kadar
her mili bahride her kilometrede dostum ve düşmanım var
Dostlar, ki bir kere bile selamlaşmadık
aynı ekmek, aynı hürriyet, aynı hasret için ölebiliriz...
Daha önce de izlemiştim. İzlemeye doyamıyor insan. Muhteşem.
Protoplazmadaki lipid, elektrolit gibi elemanların danseder gibi çalışmaları, hele proteinlerin bir robot gibi adım atarak görevlerini yapmaları müthiş.
mikron büyüklüğünde yani milimin binde biri büyüklüğünde bir hücrede dahi Tanrının yüceliğini görmemek mümkün mü?
O proteinlerin ayakları olmasaydı acaba hücrenin yapısında neler değişirdi?
Ya da bir hayvanın, bir insanın olabilmesi mümkün müydü?
Bu müthiş tasarıma ne rastlantı, ne doğal seçilim diyebiliriz.
Bu tasarım doğanın, Tanrının eseridir.
Uzun evrimler sonucunda zincirleme oluşmuş bir tasarımdır bu.
Bir mikronun içine sığdırılabilen bir azamettir bu.
Tohumlarının kökeni, kaynağı neredendir bilmesek de bu muhteşem azamet karşısındaki hayranlığımızı dışa vurmaktan çekinmemeliyiz.