Eski ingilizcede arapçadan geçen çok sayıda kelime olduğunu okumuştum. Tabiki arapçaya da aramca, süryanice den geçen kelimelerde olduğu vaki.
İlk konuşma dili neydi diye zaman zaman kendime sorduğumda, hala işaret olmadan kelimelerin yetersiz olduğu bir çok hareket ve duygu olduğunu görüyorum.
Meşhurdur fıkra;
Postacılar olimiyatlarına İngiliz, Alman ve Temel ülkelerini temsilen katılmışlar. İngiliz demiş ki, ben bu mektubun üzerine Kişinin adını soyadını ve şehrini yazacağım , mektup gidip sahibini bulacak. Gitmişler İngiliz postahanesine görevli memura üzerinde ulaşacak kişinin adı soyadı ve şehri olan mektubu vermişler teslim etmişler.
Hooppp, ertesi gün mektub adrese ulaşmış.
Alman'a sıra gelince demiş ki, İngilizin yaptığı bir şey mi, ben mektubun üzerine sadece adını soyadını yazacam, mektup yerine ulaşacak.
Aaa olmaz falan demişler, neyse gitmişler Alman postanesine, mektubun üzerinde sadece ad soyad var. Memur mektubu almış ve hoop
ertesi gün adrese teslim. Bir alkış tufanı kopmuş, Herkes Almanlar altın madalyayı garantiledi demişler.
Eeee sonunda bizim Temel'e gelmiş sıra; Temel demiş ki, Bakın ben mektubun üzerine hiç bir şey yazmayacağım. Mektubu Memura uzattığımda mektubun kime gideceğini memur anlayacak demiş.
Haydi yav olurmu, bilime aykırı , deneysel olarak mümkün değil vs bir sürü bilimsel görüş havada uçmuş.
Temel Mektubu kapatmadan önce , Sevgili anacağım diye başladığı uzun bir dokunaklı mektubu halka okumuş.
Sonunda Temel ile birlikte büyük bir kalabalık Postahaneye gitmişler.
Temel üzerinde hiç bir şey yazılı olmayan mektubu sağ elinin üstüne koymuş. ve parmaklarını alttan memurun göreceği şekilde, *şans işareti olan meşhur küçük t şekline getirerek memura sormuş.
-Memur bey bu kime gidecek ?
Memur afallamış ve sinirli bir şekilde, bu ancak anana gider şerefsiz demiş.
Bir alkış bir alkış anlatamam. Herkes şaşırmış. Ve Temeli omuzlara almışlar

Madalya hala PTT müzesinde duruyormuş. Merak edenler mektubun uzatılma şekli ile birlikte madalyonu görebilirlermiş
Selamlar