Turan Dursun Sitesi Forumları
Geri git   Turan Dursun Sitesi Forumları > Turan Dursun > Turan Dursun

Cevapla
 
Başlık Düzenleme Araçları Stil
  #1  
Alt 28-06-2005, 17:12
melih - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
melih melih isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 17 Jun 2005
Mesajlar: 355
Standart Laiklik ve islamiyet bir arada olur mu?

LAİKLİK DİN VE DEVLET İŞLERİNDEN AYRI OLMAK DEMEK YANİ LAİKLİK KISACASI DEVLET DİNE DİYOR Kİ BENİM İŞLERİME KARIŞMA

İSLAMİYET İSE ANAYASASI KURAN-I KERİMDİR.KURAN ALLAHIN KANUNLARIDIR.ALLAHIN KANUNLARI ŞERİATTIR.KURAN'IN ÖZÜDE AÇIK AÇIK ALLAHIN KANUNLARINA GÖRE İDARE EDİLECEKSİNİZ DER.ALLAHIN KANUNLARINDA HİÇ BİR DEĞİŞME BULAMAZSINIZ HİÇ BİR DEĞİŞMEDE
OLMAYACAKTIR FATR SÜRESİNDE AÇIK AÇIK SÖYLENİYOR.

BU TANIMLARA EĞER DOĞRUYSA LAİKLİK AÇIKÇA ALLAHIN İDARESİNİ KABUL ETMİYOR AKSİNE DEVLET İŞLERİNDE ALLAHIN KANUNLARI GEÇERLİ DEĞİLDİR BU DA LAİKLİĞİN AÇIKÇA DİNSİZLİK OLDUĞUNU GÖSTERİYOR.

BU TANIMLARA GÖRE KURANA GÖNÜLDEN İNANAN NÜFUSU % 96 OLAN MÜSLÜMAN KESİMİN LAİKLİĞİ KABUL ETMEYİP SOKAKLARA ŞERİAT İSTERİZ DİYE DÖKÜLMELERİ GEREKİYOR AKSİ HALDE BU İKİ YÜZLÜLÜKTÜR.

ILIMLI İSLAM KELİMESİ KONUŞULMAĞA BAŞLANDI ILIMLI İSLAM PROJESİNİ BAŞLATMAK İÇİN ÖNCE KURAN AYET LERİNİ DEĞİŞTİRMENİZ GEREKİYOR O ZAMAN YUKARIDA Kİ YAZMIŞ OLDUĞUM FATR SÜRESİNİN İLGİLİ AYETİNİ İNKAR ETMEK OLUR KALDI Kİ ALLAHIN BİR AYETİNİ İNKAR ETMEK DEMEK ALLAHIN TÜM AYETLERİNİ İNKAR ETMEK DEMEK
O YÜZDEN ILIMLI İSLAM PROJESİ ASLA OLAMAZ

BU ÜLKE LAİK SAİD-İ NURSİ HAREKETİYLE KURULMUŞ OLSA EYVALLAH ŞERİAT GELSİN.AMA ÖYLE OLMADI BU ÜLKE LAİK MUSTAFA KEMAL HAREKETİYLE KURTULDU Kİ SAKIN BANA MÜSLÜMAN HALKIMIZDA KURTULUŞ SAVAŞINDA SAVAŞTI DEMEYİN ÇÜNKÜ ADAM ÇALIŞMAZ SİSTEM ÇALIŞIR.SİSTEMİ DE MUSTAFA KEMAL KURDU.

BÜTÜN BU AÇIKLAMALAR KISACA ŞUNU DİYOR HAYDİ MÜSLÜMANLAR İRAN'A,AFGANİSTAN'A,ARABİSTAN'A,ENDONEZYA'YA

TABİİ Kİ GİDİN DEMİYORUM AMA EVİNİZDE İNANCINIZI YAŞAYIN TÜRBAN GİBİ MESELELERLE SESİNİZİ YÜKSELTMEYİN USLU USLU OTURDUĞUNUZ YERDE OTURUN AKSİ TAKDİRDE SAYDIĞIM ÜLKELERE GİDİN.İNANÇLILARA ÜZÜLEREK SÖYLÜYORUM BU ÜLKE LAİKTİR VE LAİK KALACAKTIR.
Alıntı ile Cevapla
  #2  
Alt 28-07-2005, 23:24
ramon ramon isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Aday Üye
 
Üyelik tarihi: 28 Jul 2005
Mesajlar: 3
Standart

turandursunla bunun ne alakası var?
Alıntı ile Cevapla
  #3  
Alt 28-07-2005, 23:35
surrealist surrealist isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Aday Üye
 
Üyelik tarihi: 17 Jul 2005
Mesajlar: 6
Standart Re: LAİKLİK VE İSLAMİYET BİR ARADA OLUR MU?

melih Diyor ki
LAİKLİK DİN VE DEVLET İŞLERİNDEN AYRI OLMAK DEMEK YANİ LAİKLİK KISACASI DEVLET DİNE DİYOR Kİ BENİM İŞLERİME KARIŞMA

İSLAMİYET İSE ANAYASASI KURAN-I KERİMDİR.KURAN ALLAHIN KANUNLARIDIR.ALLAHIN KANUNLARI ŞERİATTIR.KURAN'IN ÖZÜDE AÇIK AÇIK ALLAHIN KANUNLARINA GÖRE İDARE EDİLECEKSİNİZ DER.ALLAHIN KANUNLARINDA HİÇ BİR DEĞİŞME BULAMAZSINIZ HİÇ BİR DEĞİŞMEDE
OLMAYACAKTIR FATR SÜRESİNDE AÇIK AÇIK SÖYLENİYOR.

BU TANIMLARA EĞER DOĞRUYSA LAİKLİK AÇIKÇA ALLAHIN İDARESİNİ KABUL ETMİYOR AKSİNE DEVLET İŞLERİNDE ALLAHIN KANUNLARI GEÇERLİ DEĞİLDİR BU DA LAİKLİĞİN AÇIKÇA DİNSİZLİK OLDUĞUNU GÖSTERİYOR.

BU TANIMLARA GÖRE KURANA GÖNÜLDEN İNANAN NÜFUSU % 96 OLAN MÜSLÜMAN KESİMİN LAİKLİĞİ KABUL ETMEYİP SOKAKLARA ŞERİAT İSTERİZ DİYE DÖKÜLMELERİ GEREKİYOR AKSİ HALDE BU İKİ YÜZLÜLÜKTÜR.

ILIMLI İSLAM KELİMESİ KONUŞULMAĞA BAŞLANDI ILIMLI İSLAM PROJESİNİ BAŞLATMAK İÇİN ÖNCE KURAN AYET LERİNİ DEĞİŞTİRMENİZ GEREKİYOR O ZAMAN YUKARIDA Kİ YAZMIŞ OLDUĞUM FATR SÜRESİNİN İLGİLİ AYETİNİ İNKAR ETMEK OLUR KALDI Kİ ALLAHIN BİR AYETİNİ İNKAR ETMEK DEMEK ALLAHIN TÜM AYETLERİNİ İNKAR ETMEK DEMEK
O YÜZDEN ILIMLI İSLAM PROJESİ ASLA OLAMAZ

BU ÜLKE LAİK SAİD-İ NURSİ HAREKETİYLE KURULMUŞ OLSA EYVALLAH ŞERİAT GELSİN.AMA ÖYLE OLMADI BU ÜLKE LAİK MUSTAFA KEMAL HAREKETİYLE KURTULDU Kİ SAKIN BANA MÜSLÜMAN HALKIMIZDA KURTULUŞ SAVAŞINDA SAVAŞTI DEMEYİN ÇÜNKÜ ADAM ÇALIŞMAZ SİSTEM ÇALIŞIR.SİSTEMİ DE MUSTAFA KEMAL KURDU.

BÜTÜN BU AÇIKLAMALAR KISACA ŞUNU DİYOR HAYDİ MÜSLÜMANLAR İRAN'A,AFGANİSTAN'A,ARABİSTAN'A,ENDONEZYA'YA

TABİİ Kİ GİDİN DEMİYORUM AMA EVİNİZDE İNANCINIZI YAŞAYIN TÜRBAN GİBİ MESELELERLE SESİNİZİ YÜKSELTMEYİN USLU USLU OTURDUĞUNUZ YERDE OTURUN AKSİ TAKDİRDE SAYDIĞIM ÜLKELERE GİDİN.İNANÇLILARA ÜZÜLEREK SÖYLÜYORUM BU ÜLKE LAİKTİR VE LAİK KALACAKTIR.
Alıntı ile Cevapla
  #4  
Alt 28-07-2005, 23:46
surrealist surrealist isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Aday Üye
 
Üyelik tarihi: 17 Jul 2005
Mesajlar: 6
Standart Re: LAİKLİK VE İSLAMİYET BİR ARADA OLUR MU?

Melih arkadaşımız aşağıda şu incileri savurmuş;

BÜTÜN BU AÇIKLAMALAR KISACA ŞUNU DİYOR HAYDİ MÜSLÜMANLAR İRAN'A,AFGANİSTAN'A,ARABİSTAN'A,ENDONEZYA'YA

TABİİ Kİ GİDİN DEMİYORUM AMA EVİNİZDE İNANCINIZI YAŞAYIN TÜRBAN GİBİ MESELELERLE SESİNİZİ YÜKSELTMEYİN USLU USLU OTURDUĞUNUZ YERDE OTURUN AKSİ TAKDİRDE SAYDIĞIM ÜLKELERE GİDİN.İNANÇLILARA ÜZÜLEREK SÖYLÜYORUM BU ÜLKE LAİKTİR VE LAİK KALACAKTIR.

Arkadaşım, görüşünü bildirmenden daha doğal birşey olamaz ama sesinizi yükseltmeyin, uslu uslu oturduğunuz yerde oturun aksi takdirde o ülkelere gidin gibi zorbalık ifade eden cümleleri kullanmanın ne alemi var şimdi. Herhangi bir fikir herhangi bir ideolojinin tekelinde değildir. Kaldıki yaşadığımız ülke demokratik bir ülke, isteyen istediğini konuşabilir, savunabilir. Anayasamıza göre insanların düşünce ve fikir hürriyetleri savaş durumunda bile engellenmez. kaldıki ortada savaş falanda yok. Neden türban konusunu tartışmak için İran'a gitmem gerek duyuluyor. Sorun çıktığı yerde masaya yatırılır. Yangını yangın mahalinde söndürebilirsiniz. Aksi takdirde senin yaptığın gibi "tek tip, tek fikir, insan yetiştirme çabaların başarısızlığa mahkumdur.
Alıntı ile Cevapla
  #5  
Alt 29-07-2005, 12:57
melih - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
melih melih isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 17 Jun 2005
Mesajlar: 355
Standart sürrealistlik üzerine

sürrealist efendi sen daha olayı kavrayamamışsın tek tip insan oluşturmaya çalışıyormuşum kominizm falan filan benim o taraklarda bezim olmaz
Alıntı ile Cevapla
  #6  
Alt 29-07-2005, 13:10
melih - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
melih melih isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 17 Jun 2005
Mesajlar: 355
Standart sürrealistlik üzerine

sürrealist efendi inançlar özgürce yaşanır ama bu bir tek şeyle mümkündür o da o inancın koyduğu kurallara göre yaşarsan özgürsün
laik sistemde mümkün değil inançlarınızı özgür olarak yaşamaya


dediler ki türbanı serbest bırakın inancım gereği özgürlük istiyorum tamam türban yasağı kaldırıldı inançları gereği özgürlük

dediler ki hırsızın eli kesilsin inancım gereği özgürlük tamam hıırsızın eli kesilsin inançları gereği özgürlük

dediler ki kadına yarı şahitlik ve yarı miras hakkı gelsin inancım gereği özgürlük tamam o da olsun inançları gereği özgürlük

dediler ki bir erkek isterse 4 kadınla evlenebilir inancım gereği özgürlük
tamam evlensin inançları gereği özgürlük

dediler ki erkek te kız da 9 yaşında evlensin inancım gereği özgürlük
tamam o da olsun inançları gereği özgürlük

bunun adına ne derler biliyormusun?adım adım şeriat yarın da kadınlar çalışma hayatına giremeyecek her yer haremlik selamlık ahlak polisleri ortaya çıkacak sen niye oruç tutmuyorsun cuma namazzı vakti niye camide değilsin hey kadın tek başına sokakta işin ne hadi yallah evine falan filan arabistanda da böyle
şimdi kafan bastı mı sürrealist efendi
Alıntı ile Cevapla
  #7  
Alt 30-07-2005, 00:51
surrealist surrealist isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Aday Üye
 
Üyelik tarihi: 17 Jul 2005
Mesajlar: 6
Standart

Evvela, bu siteye fazla sık uğrayamıyorum işlerimden dolayı anlaşılan o ki burayı daha fazla ziyaret etmem gerekecek.

Melih efendi! Türbanın tartışılabilirliği ve hatta "takılabilirliği" ile ilgili laik devlet sınırları içerisinde bir sıkıntı göremiyorum. Nitekim hergün gazetelerin sayfalarından eksik olmuyor, demekki tartışılabiliyormuş. Dışarıda insanlar bunu serbestçe giyebiliyor tek sıkıntı bununla devlet dairelerine girememeleri. İronik olan bu dairelerin -türbanlı/türbansız- tüm vatandaşlar için olması. Sosyal bir devlet çünkü Türkiye. Yani birgün olurda türban devlet dairelerinde serbest olursa bu anayasadaki herhangi bir maddenin ihlal edilmiş olduğu anlamına gelmez. Burada sıkıntı yok.

Gelelim el, kol, kafa kesme olayına.

Buna ancak "hoppala nerden çıktı şimdi bu" denir. Zira 80 küsür senelik Cumhuriyet tarihinde birkaç münferit olay dışında böyle bir talepte kesinlikle bulunulmamış. nerden çıkarıyorsun şimdi "inancım gereği hırsızlık yapanın eli kesilsin" muhabbetini. Aynı şekilde, çok eşlilik, miras durumu, şahitlik de öyle. Bugün çok eşliliği laik devlet engelleyebiliyormu? İnsanlar bugün rahatlıkla günlük yaşamlarına uygulayabildikleri (çok eşlilik) bir durumu neden isyan malzemesi yapsınlar ki? sence de burada biraz absürdlük yok mu? Hele şu 9 yaşında evlilik isteyen -çok afedersiniz- denyoya ne demeli? Dostum sen şu ana kadar böyle bir vakıayla karşılaştın mı? bırak seni, bu forumu takip edenlere ve hatta tanıdıklarınıza da sorun. Var mı Allah aşkına böyle tek bir olay? Böyle bir argümanla yola çıkarsan bana müthiş bir koz vermiş olursun. ben de seni mat ederim böyle. Hadiseye bakarmısınız? Düşününsene bir grup adam, başbakanlık binasının önünde. Ne istiyorsun amca? Şey! Nasıl desemki.. Ben 9 yaşında biriyle evlenecemde, inancım gereği hökümetten izin bekliyom. Saçamalığı izleyebiliyormusunuz?
Arkadaşım kendine gel! Sende paronayaklığın belirtileri var. Durup dururken şeriatçılar yaratıp, bir anda laik devletin karşısına getirmişsin. Yok öyle birşey tamam geçti, geçti kendine gel
Alıntı ile Cevapla
  #8  
Alt 30-07-2005, 11:39
melih - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
melih melih isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 17 Jun 2005
Mesajlar: 355
Standart mat etmek mi? tartışmak mı? hangisi?

1980 öncesinde İranda ki muhabbeti İranlı gençlerin ağzından aynen aktarıyorum.Mollalar kimmiş onlar 40 yıllık şah devrimini yıkamazlar diyorlardı mollalar sinsice koministlerle bir oldular şah devrimini yıkıp yerine şeriat devrimini getirdiler sonrada güçlendikten sonra koministlerinde bir bir kafasını kestiler bana paranoyak diyorsun ama sen zam salaksın.Türbanı hallettikten sonra istekleri artıp duracakl sen diyorsun ki çok eşlilik 9 yaşında evlenme zina falan filan talebi gelmedi ki daha türbanı halledemediler ki bu saydığım talebe sıra gelsin artı mat etmekten bahsediyorsun senin tartışma anlayışın sadece mat etmek mi?Sırf bu yüzden mi bu siteye giriyorsun.Benim kimseyi mat etmek gibi bir niyetim yok .Benim amacım tartışarak bir nokta da buluşmak.
Alıntı ile Cevapla
  #9  
Alt 16-07-2010, 15:29
Hüdai ÇAKMAK Hüdai ÇAKMAK isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 10 Jul 2010
Mesajlar: 138
Standart Laİklİk nedİr, ne deĞİldİr.

LAİKLİK NEDİR? NE DEĞİLDİR?

Gerçekte çok basit çözümü son derece kolay olan bu konunun yanlış, eksik ve bilim dışı yorumlarla devamlı kaşınarak bir kangren haline getirilmeye çalışıldığını ibret ve endişeyle izlemekteyiz.
Bilindiği gibi İslam dini Allah yolunda cihada, İla-yı Kelimetullah için çalışmayı emreden ve isteyen bir dindir. Kuran-ı Kerim’de Allah (c.c) yolunda savaşmayı can ve mal ile cihadı emreden ayetler Hz. Peygamberin bizzat yaptığı mücadele ile bu hususu teşvik eden hadisler bulunmaktadır. Bundan dolayı İslam fetihleri yalnız Allah’ın hükmünü yeryüzünde hakim kılmak ve insanları bu dini tanıtmak için yapılmıştır.
Yapılmıştır ama insanların zorla İslamlaştırılmaları hedef alınmamıştır. Pek çok ülke fethedilmiş olmalarına rağmen burada yaşayan insanların bazı koşulları yerine getirdikleri takdirde dinlerinde kalmalarına izin verilmiştir. Bu durum Hz. Peygamberin dinde zorlama yoktur hadisiyle en güçlü şekilde ifadesini bulur.
Bu mantık nice yüzyıllar sonra laiklik olarak gündeme gelecek, dünyada barış ve huzur için olmazsa olmaz ilkelerden birini oluşturacaktır.
Nice yüzyıllar önce ortaya konulmuş olan laiklik ilkesi günümüzde her ne kadar dinin devlet işlerine karıştırılmaması olarak tanımlanır ise de bireyleri dolaysıyla toplumları derinden ve güçlü bir şekilde etkileyen dinin, toplumların en büyük örgütlenmesi olan devletten soyutlanması doğal devlet kavramıyla uyuşmaz. Bu kuram (dinin devlet işlerine karışmama kuramı) olsa olsa yapay devletlerde söz konusu olabilir. Amacından uzaklaştırılarak bazı ideolojik zorlamalarla, uydurmalarla ortaya konulduğu açıktır.
İnanç birliği gibi oluşum ve kültürel değerleri görmezlikten gelerek ya da yok sayarak bireysel ve toplumsal özgürlükleri bazı ideolojilerin çizgileriyle sınırlayan, öngördükleri kavramları zorla uygulamaya kalkışan devletlerin uzun ömürlü olmalarının imkânsızlığını tarih çok güzel ve net bir şekilde göstermiştir.
Dinin devlet işlerine karışmaması tanımının yanlışlığı ve mantıksızlığı açıktır. Çünkü bu doğal bir tanımlama değildir. Bu nedenle laikliği devletin vatandaşları arasındaki farklılıklar konusunda tarafsız kalmasıdır şeklinde tanımlamak ve yorumlamak daha doğru, güzel ve doğal olur.
Görüleceği gibi bu tanım sadece dinsellikle ilgili zannedilen laiklik kavramını vatandaşlar arasındaki tüm farklılıkları kapsayacak şekilde genişletip, evrenleştirir.
Devlet laiklik kavramıyla doğal bir oluşum olan bireyler arasındaki farklılıklarda tarafsız kalarak tüm vatandaşlarını çatısı altında toplamayı amaç edinmiştir. Devletin uygulamakla görevli olduğu adalet kavramının olmazsa olmaz gereklerinden olan tarafsızlığa bu ilke sayesinde kavuşur, vatandaşlarına bir başkasının hak ve inançlarına kadar uzanan neredeyse sonsuz denebilecek din, vicdan ve inanç özgürlüğü sağlar.
Burada tarafsızlık kavramanı ilgisizlik olarak yorumlamamalıdır. Devlet vatandaşlarının gerek bireysel, gerekse toplumsal ihtiyaçlarını en iyi şekilde ve en kısa zamanda karşılamakla da görevlidir. Bu nedenle bireysel ya da toplumsal farklılıklar konusunda ilgisiz kalamaz. Vatandaşlarına sağladığı özgürlükleri kullanma hakkını ve imkânını bütünüyle vermeye çalışır. Bu nedenle dinsel ihtiyaçlar, dinleri yaşama ve uygulama özgürlüğü tam bir tarafsızlıkla devletlerin yakın ilgisi, garantisi, koruması ve desteği altında olmalıdır. Bu ilgi, koruma ve garanti öylesine önemlidir ki hiç bir ideolojik baskı devletlerin bu görevini engelleyememelidir. Aksi halde toplumlar parçalanır. Vatandaşlarının desteğini sağlamayan, sağlayamayan devletlerin ise yaşaması mümkün değildir.
İnançların farklı oluşu yaşama ve uygulama şekillerinin de farklı olduğu anlamına gelir. Bu farklılıkları koruma, kısıntısız uygulama ve yaşama imkânlarını sağlama devletin laikliği gereği olur. Bu aynı zamanda insan hak ve özgürlüklerinin vazgeçilmeyen ilkelerindendir.
Bir hukuk sisteminin ayırım yapmadan tüm insanlara uygulanabilir oluşu bu hukuku belirli bir inancın sınırlarından çıkarıp evrenselleştir. İslam hukuku bu evrenselleşmeye güzel bir örnektir. İslam'ın dinde zorlama yoktur ilkesi laiklik kavramının İslam hukukunda var olduğunu ve uygulandığını gösterir. Şüphesiz bu uygulamadaki en büyük görev devlete düşmektedir.
Devlet görevlerinden en önemlilerinden birisi vatandaşlarına sonsuz sayılabilecek bir inanç ve fikir özgürlüğü sağlamak kadar bu özgürlüğü yaşama imkanlarını ortya koymaktır. Hiç bir insan fikrini, inancını bir başkasına ya da toplumlara zarar vermeme kaydıyla istedikleri gibi ifade etme, yaşama istekleri nedeniyle suçlanamaz. Bu nedenle vatandaşlarının inanç gereklerini yaşama olanaklarını eksiksiz sağlama görevi devletlere aittir.
Kimi insanlar dinselliği teotik ve kişisel zannederler. Teotiklik ise akıl ve bilim dışılıktır. Bu nedenle toplumsal değildir. Toplumsal düzenlemeler akıl dışı kuramlarla düzenlenemezler. Modern toplumlar teotik olguların dışında tamamen akla, mantığa ve bilime uygun düzenlemelerle kurulmalıdır.
Bu görüşte olan insanlar toplumların bireylerden oluştuklarını unutmuş görünmektedirler. Bireylerin yaşamlarını derinden etkileyen olguları yok kabul edip, bu olguları toplumlardan nasıl soyutlayabilir siniz?
Bu mantığın bir var edici iradeyi en baştan ret ve inkâr eden materyalist mantığın ürünü olduğundan şüphe yoktur. Bu gün bu mantık adaletten sanata kadar hemen, hemen tüm alanlarda toplumsal oluşumların kurgulanmasına ve işleyişine güçlü ve derinden etkilemiştir ve etkilemektedir. İnsanlık bu doğa dışı yapay örgütlenmenin oluşturduğu baskıdan bir an önce kurtulup doğallığa kavuşma çabalarının sancılarını çekmektedir.
İnanç özgürlüğünün sadece sözde kalmayıp işlerliğinin sağlanması görevinin devletlere düştüğünü daha önce yazmıştık. Bu da ateist devletlerin bir öcü olarak takdim ettikleri şeraitin eksiksiz uygulanması anlamına gelir. Gerçektende İslam gibi büyük dinlerin kendine özgü toplumsal düzenleri vardır. İnanç sahipleri de hayatlarını bu düzenler içinde geçirmek isterler. Kimi felsefelerin şiddetle karşı çıkmaları bu gerçeği değiştirmez ayrıca devletleri de doğrudan ilgilendirmez. Bunun nedeni de devletlerin inançlara müdahale edemeyeceğidir.
Referans aldığımız İslam dinin toplumsal gereksinimlerinden bir kaçından bahsederse şunları yazabiliriz.
İslam dini her şeyden önce toplumsal eşitliği ve dayanışmayı ön planda tutar. Fark sadece taattadır.
İslam dini öngördüğü toplumsal eşitlik ve dayanışmayı sağlamak için tüm olanaklarını seferber eder, devlet gelirleri dahil her imkânı kullanır.
İslam devleti gelir kaynaklarının zekât, humus ve fey olmak üzere üç sınıftan oluştuğu görülür.
Zekât Müslümanların ilgili yerlerde harcaması için devlete verdikleri vergilerden, humus ve fey ise gayr-i Müslimlerden elde edilen cizye, haraç gibi gelirlerden oluşur.
Humus, fey, gümrük vergileri gibi gelirler bedir ehli, peygamber efendimizin hanımları gibi istisna tutulan bir kısım dışında Müslümanlar arasında herhangi bir ayırım yapılmadan eşit bir şekilde dağıtılmıştır.
Bu gelirlerin içinde zekâtın özel bir yerinin ve amacının olduğunu, bu nedenle bu gelirlerin Müslümanlar arasında eşit şekilde dağıtılmadığını görürüz.
Zekat gelirlerinin nerelere sarf edileceği Kuran ayet ve hadislerle açık bir şekilde belirtilmiştir. Bir bakıma zekâtın toplanması ve belirtilen yerlere dağıtımı diğerleriyle birlikte devlete ait bir görevdir.
Laik devletler bu görevlerden kimilerini yapıp kimilerini yapmama ya da istedikleri gibi yorumlayıp uygulama hakkına sahip değildirler. Bir bakıma dinsel hukuk laiklik gereği devletleri de bağlar. Devletler hiç bir şekilde vatandaşlarının inançlarını özgürce yaşamasına engel yasalar, kurallar koyamaz. Nice uzun zamandır dinmeyen bir sızı, kapanmayan bir yara olarak ülkemizde güncelliğini koruyan başörtüsü yasağı laik devlet adına tam bir yüz karasıdır.

Hüdai ÇAKMAK
Yazar
Tersinim Teorisi Kurgulayıcısı

Alıntı ile Cevapla
  #10  
Alt 16-07-2010, 15:50
AerA - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
AerA AerA isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
 
Üyelik tarihi: 17 Nov 2009
Bulunduğu yer: Galactic Sector ZZ9 Plural Z Alpha
Mesajlar: 3.036
Standart

Sayın Hüdai Çakmak ;

"...bireyleri dolaysıyla toplumları derinden ve güçlü bir şekilde etkileyen dinin, toplumların en büyük örgütlenmesi olan devletten soyutlanması doğal devlet kavramıyla uyuşmaz."

Kanımca laiklik kelimesine anlamı dışında farklı anlamlar katmaya uğraşıyor gibisiniz.

Laiklik ; Devletin karar, idari organlarında bağlı bulunacağı kurallar bütününün asla ama asla Din kuralları olmayacağının izahatıdır. Bir devlet din kuralları ile yönetilecek olursa, hırsızın elini kesmeli, zina (kimi ne ilgilendiriyorsa) kırbaçla cezalandırılmalı devamı sürgün olmalı ve "inanmıyorum ,inanmayacağımda" diyen kişilerin peşine 3 aylar geçince düşülmelidir. Bütün bunların yanında farklı din ve meshepten insanların yan yana yaşayabilmesi ve devletin gözünde eşit hak ve özgürlüklere sahip olabilmesi için yine Devletin organları Tanrıdan bağımsız işlemelidir. Aksi takdirde "Devlet Fetvalarının" (İran ve Humeyni) önüne kimse geçemez.

Esen Kalınız.

Teoloji gece yarısı, karanlık bir mahsende, orada olmayan kara kediyi aramaktır. Robert A. Heinlein
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Önerilen Siteler


Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı

Gitmek istediğiniz forumu seçiniz


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 16:10 .