
10-03-2008, 11:14
|
|
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 31 Oct 2000
Mesajlar: 834
|
|
Yeni bir din bilim. Bilimden özgürlük grubu.
Her ne kadar belirsizlik(her şeyin hesaplanamayacağı) ilkesiyle, determinizm (her şeyin hesaplanabileceği) tahtından iner gibi olduysa da bilimcilerin(dinci gibi algılamakta sakınca yok)
elinde bir hesaplama yöntemine dönüştürülmekte geçikilmemiştir.
*Ve nasılsa spekülatif bilim diye magazinsel bir olguyla karşı, karşıyayız. Bilimde de spekülasyon yapılmasına karşı değilim, ama onun alanı felsefedir ki onda dahi sınırlarınız vardır.
Aklıma geldi demekki olabilir ayakları yere basan bir mantık değildir.
*Sınır bilimin temelidir. Bilim var olanın olduğu gibi algılanmasıdır, var olan sonludur. Biz belli bir zamanda ve mekanda olanı algılayabiliriz, işte bu sınırları olan demektir. Çünkü ancak zamanla ve mekanla bağlantısı olanları kavrayabiliriz.
*Kısaca yeni bir Tanrı mız var bilim. Hürmette ve ibadette kusur etmeyin. Dinciler sorunca neye inanıyorsunuz diye, bilimcilerde bilime diyorlar artık. Ne mutlu inanana.
Önemli Not : Parantez içindeki açıklamalar en basite indirgenmiş haldir, yoksa o terimler üzerine kitaplar yazılmıştır.
Lütfen yanıtlarınızı kısa tutun arkadaşlar. Ekrandan uzun yazıları okuyamıyorum.
Selamlar.
|

10-03-2008, 11:19
|
 |
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
|
|
Üyelik tarihi: 26 Aug 2006
Bulunduğu yer: İstanbul
Mesajlar: 5.875
|
|
Re: Yeni bir din bilim. Bilimden özgürlük grubu.
Ne dediğini bir anlasam *
İnsani olan her şey kabûlüm.
|

10-03-2008, 11:44
|
 |
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
|
|
Üyelik tarihi: 06 Oct 2007
Mesajlar: 3.982
|
|
Re: Yeni bir din bilim. Bilimden özgürlük grubu.
Ben hiçbir şeye inanmam,benim dumum ne olacak?
Bilimde değişmektedir,mutlak değildir.
Değişim süreklidir,değişim bile değişir ,mutlak yoktur.
Saygılar
''asla değişmeyecek hükümler getirdiğini iddia etmek,aklın ve ilmin gelişimini inkar etmek olur''
|

10-03-2008, 11:50
|
|
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 31 Oct 2000
Mesajlar: 834
|
|
Re: Yeni bir din bilim. Bilimden özgürlük grubu.
Bilim din gibi algılanmaktadır, bir sürü fantazi bilim üzerinden üretilmektedir. Ve bunlar aslında din ve tanrı inanışından farklı değildir. Aynı dinde olduğu gibi bilimi savunanlarda dogmatik anlayışın kurbanı olmaktalar. Yeni düşüncelere kapalı olmaları, statükocu olmaları, aykırı düşüncelerin hemen bilim dışı olmakla suçlanması, bilimin de bir dine dönüşmesinin kanıtlarıdır.
*Değişimin, şüpheciliğin yerini bilimsel yasalar ve kör inanç almış. Bilimin yasalarının dahi değişebileceğini kabul etmek gerekir, kısaca bilimde yasa olmaz diyede düşünmüyor değilim. Fakat bu seferde karşımıza bilim liboşları çıkmakta, her aklına gelenin olabilirliğini sunmaya çalışıyor.
* Bu ikilemi ortaya koymaya çalışıyordum. Yok mu bunun ortası, orta yolcuyum ya.
"Ne dediğini bir anlasam." frodo
Haklısın, devam edecektim fakat daralıveriyorum. Ateforumdan feyz aldım ondan böyle bir başlık açtım.  * *
Selamlar.
|

10-03-2008, 12:04
|
|
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 31 Oct 2000
Mesajlar: 834
|
|
Re: Yeni bir din bilim. Bilimden özgürlük grubu.
Bir de bilim uleması takımı vardır, onların dışında kimse anlamaz, buna da bayılırlar, ama vah vah tüh tüh bunu ne kadar az insan anlıyor diyerek mütevazilik şovları yaparlar. İşin en 0 numara salakları da bunlardır. Duyulmamış terimler, ilgi *görmemiş marjnal kalmış sapır saçma teorilere pek ilgi duyarlar.
Tam da dediğini söylemeye çalışıyorum aydoe.
Selamlar.
|

10-03-2008, 12:24
|
|
|
Re: Yeni bir din bilim. Bilimden özgürlük grubu.
bilimsel paylaşım konusunu şu iki noktada şekilde ayırabiliriz.
1. kendi arasında gerçekleri* paylaşan, dışarıya yansıtılmayan ve toplum yararı değil kişi çıkarları gözetilen bilim.
2. toplumla paylaşılan ancak toplumu belli bir noktada tutmayı amaçlayan bilim. yine kişi çıkarlarını gözeten bilim.
*gerçek: belli bir süre zarfında kesin olarak kabul edilmiş doğrular olarak görürüm.
bin yıllar boyunca bilim birçok şeyi gizlemiştir. eksik bilgiyle donatılmış olarak kesin bilgiye ulaşmaya çalışmaktadır. çok hazin bir durum değil mi?
|

10-03-2008, 15:31
|
|
|
Re: Yeni bir din bilim. Bilimden özgürlük grubu.
Haklısın, devam edecektim fakat daralıveriyorum. Ateforumdan feyz aldım ondan böyle bir başlık açtım. * *-Peker
...
Sevgili Peker
Çok önemli bir konuya değinmişsiniz. Eee ne demişler Hacı hacıyı ateforumda bulurmuş
demiştim size ama söz dinlemediniz siz
Selamlar
|

10-03-2008, 17:10
|
 |
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 24 Feb 2008
Mesajlar: 780
|
|
Re: Yeni bir din bilim. Bilimden özgürlük grubu.
Önemine Binaen Bir Kez Daha....
Türkiye kadar “bilim” kavramı üzerinde bu denli kutsayıcı bir tutum geliştiren bir başka ülke var mıdır bilmiyorum ama şurası bir gerçektir ki ülkemizde adına bir tür “bilim dini” denilen bir olgunun varlığına iyice ikna olmuş durumdayım. Bu öyle bir bilim algılaması ki daha teori aşamasında olan bazı öngörüleri (i.e. Charles Darwin ve teorisi) sanki bunlar suyun kaldırma kuvveti gibi nesnellik arz eden bir durummuş gibi, sanki toplumun tüm katmanlarınca destekleniyormuşçasına bir aymazlıkla, salt kendi ateist-materyalist-pozitivist ideolojilerine dayanak olması bakımından kutsamaktadırlar.
Gün geçmiyor ki, adına bilim denilen bu fenomenin egemen ve her bakımdan “kraldan çok kralcı” olan Türk medyasında, salt dini hedef almak motivasyonuyla bir haberi çıkmamış olsun. Bu “bilim yobazlığı” adeta kendi belirlediği çizginin dışında başka hiçbir tez, kuram, nazariye –adına ne derseniz deyin- kabul etmez bir konuma gelmiştir. Oysa inandığım ve bence de olması gereken “bilim”, sınır çizmez ve sınırları belirlenmiş bir doğrular bütünü üzerinden bir “onay haritası” çizmez. Açayım…
Karşı tezlerle kendisini geliştirmesi beklenen bilim, sanılanın aksine sınırları çizilmiş, karşı-tez-kabul-etmez, kendisini kutsayan, içe kapanıkçı bir yöntemler zinciriyle bağlanamaz. Bilimsel yöntemin herkesin üzerinde uzlaşabileceği genel-geçer bir metodu yoktur. Aksini iddia etmek, bilimselim diyenlerin “bilimselliğine” ters düşer. Bilim eleştiriye açık olmalıdır, aksi takdirde ondan adım atması beklenmemelidir. Bilim, biraz amiyane bir tabirle “kimsenin babasının malı değildir.” Sınırları çizilmiş bir bilimsel yöntem olmadığı için, “benim bilim anlayışım budur, buna uymayan yobazdır, bilim düşmanıdır, örümcek kafalıdır vs” tarzında ithamlarda bulunmak kimsenin haddi değildir.
Zaten bilim dediğimiz şeyin kendisi “insani bir çaba”nın sonunda şekillenmiyor mu? İçinde insanın bulunduğu her şey gibi bilimde “potansiyel bir defo” sahibidir, olmalıdır da. Bazen yürüyerek, bazen, koşarak, bazen, sendeleyerek, bazen de sürünerek gidecek. Dikkat edin “gidecek” diyorum, zira bizim bilim yobazlarımızın iddia ettiği gibi bilim statik bir durum değildir. “Darwin evrim teorisini “ispatladı” da ne demek oluyor? Kopernik astronomiyi halletmiştir, daha öğrenilecek bir şey kalmamıştır diyebilir miyiz? İzafiyet “teorisi” Einstein’le birlikte ölmek zorunda mı? Auguste Comte maddeyi çözmüş ve Tanrı’nın olanaksızlığını ortaya koymuştur diyebilir miyiz?
Kainatın anlaşılmasının yegane yolu bilim değildir. Bilim dediğimiz şey de aslında gidilebilecek yolardan sadece birisidir. Öyle, “bilim yoksa ben de yokum arkadaş” tarzı bir yaklaşım bizim kainat algımızda ciddi sıkıtılara yol açar ve at gözlüklerinin hediye edildiği yer de burasıdır. Platon neden mağara örneğini versindi ki o zaman her şey bilimin açıklayacağı kdar basit olsaydı? John Locke, “tabula rasa” (boş levha) örneğinde insanın zihninin dünyaya ilk geldiğinde boş bir levha gibi olduğunu iddia eder. Ona göre deneyimlerimizle “bu levhayı” biz doldururuz. Kant ve Descartes ise bu fikre sıcak bakmaz. İşin içine bir de filo”loji”yi eklersek, Noam Chomsky, insanın dünyaya kafasının içinde bir takım dil edinim mekanizmalarıyla (language acquisiton devices) gönderildiğinden bahseder. *O halde hangisi daha bilimsel? Hepsi de birer tez olan bu iddialardan hangisini daha bilimsel kabul edeceğiz?
Nietzsche de, Kierkegaard da, Schopenhauer de varoluşçudur. Hepsi de varoluşçuluğun kilometre taşlarından sayılırlar. Ancak gelin görünki Nietzsche’ye göre Tanrı getirdiği yasalarla beraber “ölmüştür.” Dünyadaki bütün ahlak yasaları reddedilmelidir. Tanrı yoksa getirdiği bir yasa da olamaz (kafanızı salladığınızı görür gibi oluyorum). Soren Kierkegaard, dini bütün bir Hıristiyan’dır. Çektiği büyük acılarına rağmen mütevekkildir. Schopenhauer ise “irade ve tasarım” tezi üzerinde durur. Ona göre dünya bilinçli bir tasarımın ürünüdür ve dünyaya hükmeden, Schopenhauer’in adına “istenç” ya da “irade” dediği bir denetim mekanizması vardır. Ona göre dünya acılarla dolu bir yerdir, acı kaçınılmazdır ve her yerdedir. O'na göre; anlamsız, boş, acı-dolu, kötü bu hayattan kaçınmanın tek yolu vardı; o da istencimizi öldürmek. Bu onu Hinduizm, Budizm gibi dünyevi bir yaşamdan el çekmeyi ve bir keşiş gibi yaşamayı, başkalarına yardım etmeyi, mutluluğumuzu olabildiğince arttırmayı değil, acılarımızı olabildiğince azaltmayı öneren bir yaşam şeklini önermeye yöneltti.
Görüldüğü gibi herkesin yaşamı anlama ve yorumlama yöntemi değişik, bilim de bir tür “yaşamı yorumlama” demek olduğundan neden tek bir yönteme mahkum edelim ki kendimizi?
|

10-03-2008, 18:05
|
 |
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
|
|
Üyelik tarihi: 26 Aug 2006
Bulunduğu yer: İstanbul
Mesajlar: 5.875
|
|
Re: Yeni bir din bilim. Bilimden özgürlük grubu.
Önemine binaen bir kez daha:
Sevgili schopenhauer demişsin ki :
Kainatın anlaşılmasının yegane yolu bilim değildir. Bilim dediğimiz şey de aslında gidilebilecek yolardan sadece birisidir. Öyle, “bilim yoksa ben de yokum arkadaş” tarzı bir yaklaşım bizim kainat algımızda ciddi sıkıtılara yol açar ve at gözlüklerinin hediye edildiği yer de burasıdır.
Ben de 3.kez soruyorum bana bilim dışındaki yollarla elde ettiğimiz ve kainatı kavrayıp dönüştürmemizde araç olarak kullandığımız bir, sadece bir bilgi örneği verebilir misiniz ?
İnsani olan her şey kabûlüm.
|

10-03-2008, 19:27
|
 |
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 24 Feb 2008
Mesajlar: 780
|
|
Re: Yeni bir din bilim. Bilimden özgürlük grubu.
Sevgili Frodo,
Çok istememe rağmen, sitede fazla duramıyorum, malumun ayrıca "ekmek parası" kazanmam lazım, eğer elimde olsaydı, bütün gün başından kalkmazdım. Özür dilerim, 3. kez sorduğun doğrudur, yanlış anlama sakın, senin gibi değerli bir yorumcunun iddiasını önemsemediğimden değil elbette bu. Bir seferinde bununla ilgili sana upuzun bir post yazmışdım ancak elektrik kesilince moralim altüst oldu, kaç defa niyet ettim bu seferde diğer kullanıcılara cevaplarım girdi araya, zira senin gibi birine verilecek cevap sıradan olamazdı, özel bir mesaj hazırlama niyetiyle geciktirdim ancak şimdi tekrardan özür dileyerek toparlamaya çalışacağım;
Sevgili Frodo, ben bilimin yararını tümden yadsımıyorum ve bu anlamda “bilim düşmanı” değilim. Ancak benim karşı çıktığım nokta, bilimin verilerini kutsayıcı ve bütün evrende genel-geçer kılıcı yapan yanlış kanı. Bilim elbette bizim için vazgeçilmezdir ancak “her şey” de değildir. Eğer bana bilim dışında kainata uygulanmış bir veri sunmamı istersen söyleyebileceğim şey şudur: “Bilim bir tanı aracıdır, yoksa bir icat değildir.” Bilim yerçekimini insanlığın hizmetine sokmaz, yani yerçekiminin yaratıcısı bilim değildir, o sadece onu “keşfetmiştir”, “icat” etmemiştir. Benim itiraz noktam da tam olarak burası. Yani “tanıtlama” aracı biricik değildir. Ancak keşfe konu olan olayların isim hakkı bilimin elindedir o kadar. İsim vermek de dünyanın en kolay işlerinden biridir. “Mottorolloustrjdusus” derim insanlar da bir şey bildiğimi zanneder. Oysa bilim sadece “tanıtlama” yönüyle faydalıdır ve ben asla böyle bir faydanın gereksizliğinden bahsetmedim.
Benim itiraz noktam daha çok bilimi biricik kılıp, onu bütün dünyada genel-geçerleştirip, başka yorum, felsefi spekülasyon, dini açıklama, kişiye özel (bilim-dışı) durumları (i.e benim, peker’in, lionking’in ve daha birçoklarının cin tecrübesi) devre dışı bırakmasıdır.
Eğer dersen ki, bunlar sadece spekülasyon dan ibaret; bilim ise deney ve gözleme dayanır, yani “somut bilgidir.” Ben de sana derim ki, Newton fiziği de somut ve şaşmaz bir bilgiydi zamanında, ancak Quantum ve Einstein’in izafiyeti, Newton’un karizmasını çok fena çizdi. İleride Einstein’in verilerinin sarsılmayacağı ne malum. Eğer bilim dünyası Newton’u kutsasaydı, bugün Einstein olmazdı, diyorum ki Einstein’i kutsamayalım ki yenileri karşı-tezler üretebilsin. Aynı mantıkla diyorum ki, metafizik varlıkların bilim tarafından tespit edilemeyeceğine bizi inandıran nedir? Bununla ilgili denenmiş ve “olmazlığı” kanıtlanmış bir durum var mıdır? Dikkat et, bunu yapacak olan da yine bilimdir. Ben bilimden sadece alet ve edavatı anlamam. Teleskopları, mikroskopları, deney tüplerini anlamam. Hiç kimse anlamamalı… Newton’da görüldü ki gün gelir bir elma milyar dolarlık tüplerden daha değerli olur, Arşimed örneğinde görüldü ki bir hamamtası deney tüplerini geride bırakıp bilim literatüründe Arşimed’in hayatı ile anılır.
Ben bilimi illaki laboratuarda yapacağım diye bir şart yoktur. Bilim süreci “gong sesiyle” de başlamaz. Elinde görsel bir veri olan herkes (i.e. schopenhauer, Peker, lionking, youtube adresleri) bilimselliğe giriş yapmıştır, isterse insanlar buna metafizik desin. Nihayetinde bilim araçtır, amaç değil. Ben keşif yapmakla mükellefim, sırf dini görünecek diye gördüğüm ve bu sitede iki kişi dahil başkalarının gördüğü şeyleri yok mu sayayım? Eğer bilim dediğimiz şey, görmeden olmuyorsa (i.e. mantıksal pozitivizm) ben gördüm diyorum, yoksa bana yalancı mı diyorsunuz? Hadi bana dediniz, ya Peker? Ya basit bir google taramasıyla senin de rahatlıkla görebileceğin binlerce diğerleri? Hepsinin yalan söylediğini mi iddia edeceğiz? Yoksa bunları bilim daha keşfetmedi diye, yerimizde durup mantıksal pozitivistlerin bunları keşfetmelerini mi bekleyeceğiz? Görmediğimize kendimizi mi kandıracağız? Eğer ben ve kendilerini hiç tanımadığım halde binlerce insan aynı şeyden bahsediyorsa, ben mi ilerdeyim, pozitivist bilim mi? Suçum elimde deney tüpümün olmaması mı? Üstümdeki beyaz gömlek eksikliğimi? Yoksa bilimsel jargon eksikliği mi? Yoksa top sakalsızlık mı? Bilimin literatüründe “cin” diye bir kavram yoksa, bu benim suçum mu yoksa onu salt dini olmak noktasından kaale bile almayan bilim mi? Eğer bilim görmek demekse, gördüm diyorum ve gördüklerini söyleyen insanlar var. Bugün “cin” fenomenini ciddiye almayan aynı bilim, yine görünmeyen bir unsur olan “düşünceyi” ve “düşüncenin nesneler üzerindeki yansımalarını” inceliyor iyi mi? Bilim, belirlediği sınırlardan çıktı o zaman.
Sevgili Frodo, düşüncelerimin iyi okunmasını istirham ediyorum. Bilim düşmanı değilim, “Bilimin biricikleştirilmesinin” düşmanıyım.
SElamlar
|
Yetkileriniz
|
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.
HTML-KodlarıKapalı
|
|
|
Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 02:51 .
|