Seçkinci oligarşinin eşiti konumuna itilmiş bir Kemalist değilim.
Popülizm körüklü halkın ekseri çoğunluğuna yutturulan bir İslamcı değilim.
Halktan koparılmış, ikinci kuşak zengin çocuklarının ağzındaki Sosyalist değilim.
Tüm bunlardan dolayı tercih yapamıyorum.
Siyasi sistemlerden bahsediyor isek halktan ve halkın özelliklerinden de bahsetmeliyiz.
Eksikliğimiz şu ki önce elimize bir kullanma klavuzu alıyoruz sonra bu kullanma klavuzuna göre makineyi yapmaya çalışıyoruz. Eşyanın tabiatı gereği pek çok bilinmezin içinde pek çok hata çıkmaktadır.
Oysa ki önce makine yapılır, daha sonra bu makinenin özellikleri test edilir ve daha sonra da bu özelliklere göre kullanma klavuzu yazılır.
Bu örneğimizi konumuza indirgersek; toplumun özelliklerine, ihtiyaçlarına ve dahi isteklerine göre *
ihtiyaç duyulan sistem oluşturulmalıdır.
Hiçbir sistemin diğerine karşı evrensel bir üstünlüğü olduğunu düşünmüyorum. Zaman, mekan ve topluma göre değişen sistemlerin yine bu etmenler doğrultusunda artı ve eksileri vardır.
Bir örnek daha vermemiz gerekir ise Ferrari motoru ile traktör motoru arasındaki farkı koyabiliriz. Tarla sürerken Ferrarinin hiçbir işe yaramamasına karşın F1 pistinde traktörün torku hiçbir işe yaramaz.
Şimdi tüm bunları biraz toparlayalım.
Kural 1
Sistem insan ve insanlık odaklı olmalı
Kural 2
Sistem, tüm toplumun refah ve mutluluğunu hedef almalı
Kural 3
Sistem, birinci ve ikinci kuralları esas alırken zaman içinde standartları tedrici olarak artırmayı ve dinamizmi sağlamalı.
Kural 4
İlk üç kural değiştirilemez, değiştirilmesi teklif dahi edilemez. *
Sn. sargon'un sorusu sistem içindeki parti sayısı gibi durmakta. Zannımca yukarıdaki 4 kuralı işleten parti ya da partilere karşı sempati duyabilirim.
Adı ister tek partili bir faşist sistem olsun ya da komünizm bizim için fark etmez.
Yeter ki halk için halkla birlikte olsun.