
28-03-2008, 12:27
|
|
|
Zorunlu Din Dersi Hakkında
Danıştay: Zorunlu Din Dersi Bu İçerikle Hukuksuz
İki velinin çocuklarının din dersinden muaf tutulması için açtığı davanın gerekçesinde Danıştay, "Devlet müfredatta yer alan bilgiler nesnel ve çoğulcu bir şekilde aktarılmalı" dedi. Dengir Mir Fırat: "Yargıtay yetkisini aşıyor."
BİA Haber Merkezi - Ankara
04 Mart 2008, Salı
Danıştay 8. Dairesi, iki velinin, çocuklarının, zorunlu olan din dersinden muaf olması amacıyla açtığı davaları karara bağladı, "ilk ve ortaöğretim kurumlarında verilen Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi dersinin bu içeriğiyle zorunlu tutulmasını hukuka aykırı" buldu.
Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) Genel Başkan Yardımcısı Dengir Mir Mehmet Fırat, Danıştay’ın kararıyla ilgili olarak "Bence alınan karar yanlış, Danıştay yetkisini aşıyor" dedi. *
"Ebeveynlerin kanaatlerine saygı göstermeli"
Danıştay, gerekçesinde "Devletin, eğitim ve öğretimle ilgili olarak üzerine düşen görevleri yerine getirirken, müfredatta yer alan bilgilerin nesnel ve çoğulcu bir şekilde aktarılmasına dikkat etmesi ve ebeveynlerin dini ve felsefi kanaatlerine saygı göstermesi gerekiyor" dedi.
İstanbul İl Milli Eğitim Müdürlüğü, velilerin, ayrı tarihlerde yaptığı din dersi eğitiminden muaf tutulması yönündeki başvurularını reddetmişti. Bu işlemlerin iptal edilmesi istemiyle açılan davalarda İstanbul 5. İdare Mahkemesi İl Milli Eğitim Müdürlüğünün kararını iptal ederken, diğer davaya bakan İstanbul 6. İdare Mahkemesiyse davayı reddetmişti.
Danıştay 8. Dairesi, temyiz üzerine, iki davayı da görüştü; 5. İdare Mahkemesi’nin kararını oy birliğiyle onarken, İstanbul 6. İdare Mahkemesi kararını oybirliğiyle bozdu.
AİHS'ye aykırı
Gerekçede, Anayasa’nın “Din ve vicdan hürriyeti” başlıklı 24. maddesi, 1739 sayılı Milli Eğitim Temel Kanunu'nun 12. maddesi anımsatıldı, davacının, zorunlu din dersinin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 9. maddesi ile Ek 1 No’lu Protokol’ün 2. maddesine aykırı olduğunu ileri sürdüğü belirtilerek, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (AİHS) Türkiye açısından bağlayıcı olduğu kaydedildi.
AİHS’nin "Eğitim hakkı" başlıklı maddesinde, "Hiç kimse eğitim hakkından yoksun bırakılamaz. Devlet, eğitim ve öğretim alanında yükleneceği görevlerin yerine getirilmesinde, ana ve babanın bu eğitim ve öğretimi kendi dini ve felsefi inançlarına göre yapılmasını sağlama haklarına saygı gösterir" düzenlemesine yer verildiği kaydedildi.
"Danıştay ancak idari karar alabilir"
Fırat, New York’un Columbia Üniversitesi’nde düzenlenen uluslararası konferans sırasında Danıştay’ın zorunlu din dersi kararıyla ilgili soruları üzerine karara siyasetçi olarak tepkisinin olmadığını söyledi.
Ancak bir hukukçu olarak Danıştay’ın aldığı kararın anayasal olarak yetki sınırını aşması anlamına geldiğini ifade eden Fırat, Anayasa’nın 24. maddesinde din ve ahlak dersinin mecburi olduğunun kaydedildiğini belirtti. Fırat "Danıştay’ın anayasayı denetleme gibi bir yetkisi yok, ancak idari olarak bir karar alabilir" dedi.
Bu konuda Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) bir kararı olduğunu anımsatan Fırat, Türkiye’de AİHM’nin aldığı kararı uygulayacak organın da Danıştay değil, Anayasa Mahkemesi olduğunu belirtti. Fırat "O açıdan bence alınan karar yanlış bir karardır, hukukçuluktan istifa etmiş bir hukukçu olarak benim kanım bu" diye konuştu. (GG)
* Haberi NTV'den derlenmiştir.
|

28-03-2008, 12:30
|
|
|
Re: Zorunlu Din Dersi Hakkında
Bardakoğlu’nun Zorunlu Din Dersi Israrı Üzerine"Birkaç yeri sorunlu diye uygulamayı kaldırmak saçma" diyen Diyanet İşleri Başkanı’nın AİHM, Danıştay kararı ve insan hakları ilkelerini ayrıntılı bir şekilde tahlil etmeden kolaycı bir yaklaşım sergilediği rahatlıkla düşünülebilir.
BİA Haber Merkezi - Ankara
07 Mart 2008, Cuma
Ertuğrul Cenk GÜRCAN
Geçen günlerde düzenlediği bir basın toplantısında gazetecilerin gündeme ilişkin sorularını yanıtlayan Diyanet İşleri Başkanı Ali Bardakoğlu, bu haliyle zorunlu din dersinin hukuka aykırı olduğu yönünde verilen Danıştay kararına ilişkin olarak, özetle şöyle buyurmuş:
"Yargının dini bir konuda karar alırken kendi başına hareket etmemesi ve Diyanet İşleri Başkanlığı’na danışması gerek; din öğretiminde ve hangi bilginin İslam dininin orta bilgisi olduğunu belirleme konusunda en yetkili kurum Diyanet İşleri Başkanlığı. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin (AİHM) adeta bir ilahiyat uzmanı gibi, ama bilgisizce bu konularda çok rahat karar vermekle kendini yetkili görmemesi gerek. Uygulamada 3-5 münferit yanlış var diye din kültürü ve ahlak bilgisi dersinin zorunlu olmasına karşı çıkmak 3-5 hasta yanlış tedavi edildi diye bir hastaneyi kapatmaya benzer, doğru tedaviyi yapmak varken hastaneyi kapatmak hiç kimsenin aklına gelmemeli."
Kolaycı yaklaşım
Burada Bardakoğlu’nun görüşleriyle Danıştay’ın ilgili kararının ayrıntılı bir çözümlemesini yapmayacağım; zira bunun için kapsamlı bir makale yazmak gerekir. Bununla birlikte, Diyanet İşleri Başkanı’nın AİHM, ilgili Danıştay kararı ve insan haklarının uluslararası hukukça kabul edilmiş ilkelerinin hiçbirini tam olarak bilmeden ve ayrıntılı bir şekilde tahlil etmeden kolaycı bir yaklaşım sergilediği rahatlıkla düşünülebilir.
Kararı alanları "Dini bir konuda sadece kendi bilgilerine dayanarak hüküm vermekle" suçlayan Bardakoğlu’nun, aynı şeyi insan haklarına ilişkin mahkeme kararları bakımından kendisinin yaptığını herhalde hatırlatmama gerek yok.
Bu ülkede Diyanet İşleri Başkanlığı’nın ve 12 Eylül darbesiyle getirilen zorunlu din derslerinin "Merkezi bir din anlayışı oluşturma" işlevi gördüğünü bilmeyen kalmadı. Üstelik, bu din anlayışının genelde "mutlak doğru" olarak sunulması ve dinin hükümleriyle inanç esaslarına ilişkin konularda farklı görüş ve bakış açılarının en hafifinden "günahkarlıkla" suçlanması gerçeği, durumun vahametini daha da arttırıyor.
Dolayısıyla, Bardakoğlu’nun değerlendirme yaparken zorunlu din dersinin bu işlevinden ve inanç dünyasındaki farklılıkları ortadan kaldırmak bir yana yok sayıcı bir sonuca yol açma özelliğinden bahsetmemesi düşündürücü.
Bardakoğlu, Türkiye’deki camilerde her cuma günü on binlerce insana vaaz veren imamlarla her gün yine onbinlerce ilk ve ortaöğretim öğrencisine ders anlatan öğretmenlerin entelektüel nitelikleriyle eğitme kapasitelerindeki eksiklikleri neden görmek istemiyor?
Sosyoloji, felsefe, tarih ve iktisat gibi bilimleri giriş düzeyinde bile bilmeyen öğretmenlerin verecekleri din kültürü ve ahlak bilgisi derslerinin insanları tedavi edebileceği düşünülebilir mi?
Küreselleşme hakkında Diyanet’in bir görüşü var mı?
Bardakoğlu, Türkiye’de verilen din dersi eğitiminin, son dönemin en kaliteli İslam düşünürlerinden Winter’ın şu görüşlerini akla getirdiğini gör(e)memekte:
"[İbrahim Müteferrika’nın] öyküsü bize şunu hatırlatıyor: Çağın küresel trendlerinin bilincinde olmadıkça (…) Müslümanlar kaybedenler olmaya devam ede[cekler]. Şiddetli bir muhafazakarlığın getirdiği manevi avantajlar, mağlubiyet ve marjinallik tecrübesinin sebep olduğu manevi çöküntüyle çok kolay bozulur. Şunu sormalıyız: İslam dünyasının çekirdek bölgesindeki dini (…) lider[lerin] kaçı, moderniteyi temellendiren fikirleri gerçekten doğru olarak bilmekte? Hatta, kaçı zamanımızın temel entelektüel sistemlerinin ismini bilmekte? Yapısalcılık, post-modernizm, analitik felsefe, eleştirel teori ve diğerleri onlar için kapalı kitaplar. Onlar, bunun yerine, 'Uluslararası Siyonist Mason Entrikası' veya 'Yeni Haçlı İstilası' ya da buna benzer kuruntuları mırıldanıyorlar. (…) Modernite ideolojilerinin isimlerini dahi bilmeyen[lerin] bunların üstesinden gelebileceğini ummak, doğrusu hiç de gerçekçi değil. (…) Müslüman liderlerin çoğu, zeki gençlere bugünün meydan okumalarına karşı ihtiyaç duydukları yardım noktasında rehberlik edemiyor. Ortalama bir Müslüman aktivistten post-modernist yanlışları açıklamasını istediğinizde (…) size pek fazla yardım edemeyecek. Kafalarımızı toprağa gömmüşüz." *
Bardakoğlu’nun bu değerlendirme hakkındaki görüşlerini gerçekten merak ediyorum.
Bardakoğlu’ndan, zorunlu din dersinin insan haklarına aykırı olup olmadığına ilişkin yüzeysel değerlendirmeler yapmak yerine Türkiye’de on binlerce insanların arkasında saf tuttuğu imamların ya da gencecik beyinlerin kendilerinden çağın meydan okumalarına karşı eleştirel analizler beklediği öğretmenlerin bu değerlendirmeler karşısında hangi durumda olduklarını açıklamasını bekliyoruz ki yargının bu gibi konularda karar vermeden önce gerçekten bilgi sahibi insanlara danışması gerektiğini savunmanın anlamı olsun... (ECG/GG)
* Winter, T.J., "Post-Modern Dünyada Kıbleyi Bulmak" (Gelenek Yay, 2003), s. 18vd.
** Ertuğrul Cenk Gürcan, Ankara Üniversitesi Sosyal Bilimler Fakültesi, İnsan Hakları Merkezi
|
Yetkileriniz
|
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.
HTML-KodlarıKapalı
|
|
|
Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 15:47 .
|