Kuran-ı Kerim okumakla anlaşılamazmış ya da "biz Kuran-ı doğru yorumlamıyoruz" gibi yaklaşımların psikolojisini ben şöyle değerlendiriyorum:
İnsanların kafalarına mükemmel bir Tanrı imajı çiziliyor; o Tanrı öyle muhteşem, öyle kadir, öyle akıllı, öyle güçlü, öyle her şeyi bilen bir figür ki insanların kafasında, Kuran-ı okuduklarında bu kafalarındaki imaja sahip Allah ile ayetleri ilişkilendiremiyorlar. Kafalarındaki Allah imajı, gözleriyle okudukları ayetleri söylemiş olamaz. O zaman kesin o ayetler sembolik bir anlamda olmalıdır ve bambaşka şeyler kastediyor olmalıdır.
Ve etraf bunu kullanan fırsatçılar ile doluyor. İşte Kuran-ı kuantum fiziğiyle örtüştürmeye çalışanlar, Yaşar Nuri Öztürk gibi yeni yorumlar getirmeye çalışanlar filan. Şimdi bu tip yazarlar ne yapıyor aslında biliyor musunuz: "Allah adına düşünüyor." Yani diyorlar ki Allah bu ayeti gönderirken kesin şöyle düşünmüş olmalı, o yüzden bu ayetin anlamı da bu olmalı gibi bir yaklaşım. E şimdi bu bir çeşit şirk değil midir? Allahın bir ayeti gönderirken neyi nasıl düşünmüş olacağını söylemek, Allahın nasıl düşündüğünü ben biliyorum anlamına gelir.
Halbuki Selefiler misal, hiç yorum katmazlar. Derler ki ne yazıyorsa odur, işte öldür diyorsa öldür. Ya da Allah'ın gökte sarayı var yazıyorsa, vardır, Allah gökte oturur diyorlar. Ama ironiktir bizdeki müslümanların çoğu da bu selefilerin gerçek İslamın temsilcisi olmadığında birleşmiş durumdalar. IŞİD'e böyle bakıyorlar yani. İslam tartışacaksan IŞİD'i referans almana bile kızıyorlar. IŞİD ile İslam bambaşka şeyler diyorlar. Bunun yerine Allahın bir ayeti gönderirken ne demek istediğini bildiğini iddia etme cüretindeki şirkçileri baştacı yapıyorlar