Turan Dursun Sitesi Forumları
Geri git   Turan Dursun Sitesi Forumları > İbrahimi Dinler > İslam > Kadın & İslam

Cevapla
 
Başlık Düzenleme Araçları Stil
  #1  
Alt 29-04-2008, 15:10
meaculpa - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
meaculpa meaculpa isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
 
Üyelik tarihi: 20 Feb 2008
Mesajlar: 929
Standart Kadının Tarihsel Yenilgisi

Kadın insanlık tarihi boyunca hep ezilen-sömürülen cinsiyet miydi?

Bir milyon yedi yüz bin yıl önce, insanlğa geçişte, insan soyunun ortaya çıkmasında; dişi cinsiyet başrolü oynamıştır. Soy kadının üzerinden gelişirdi, kadın önderdi, saygı duyulandı. O günden sonra da yarımız olan kadın, insanlığa, on bin yıl öncesine gelinceye kadar sürekli önderlik etmiştir. Fakat bu önderliğini hiçbir zaman karşı cinsiyet olan erkeği sömürmek için kullanmadı, kullanamazdı da. Çünkü bu Anacıl Düzenin hakim olduğu İlkel Komünal Toplumun doğasına aykırıydı. Çünkü insanlığın bu aşamasında sömürü diye bir olgu yoktu. Kadın gücünü ürettiğinden alıdı. Doğurganlığı, çocukların beslenmesi, korunması, bitki toplayıcılığı, tohum devşirmeciliği, ekim-biçim işleri, tane öğütmesi, hastalıklara ve yaralara bakması, ( Koca-Karı Tedavisi deyimi buradan gelir.) hayvanların evcilleştirilmesi kenara konulan şeylerle geleceği düşünebilmesi dikiş dikme, çanak çömlek yapması, ev tasarımı, köy mimarisi gibi tüm bu çabalar kadının erkekten üstün olması için gerekli olan özel becerilerdir. * Tabiatı gözleyen ve sırlarını ilk çözen kadındı. Kararları alan ve ilk tabuları belirleyen kadındı. Erkek ise , kadının bu üstün vasıflarını bilir, kadının buyruklarına boyun eğer, saygı duyduğu gibi ondan korkardı da. Anaerkil dediğimiz bu dönemde kadın kesin bir otorite kurmuştu. Soy zinciri kadın tarafından belirleniyor, çocuklar annenin kabilesinde sayılıyordu.

Ana tanrıça, yani yaratılışın dişil yanı ile yaratılışın eril yanını betimleyen, her bir dönem sonunda ölüp yeniden dirilen tanrı inancı Anadolu, Mezopotamya, Kafkasya, Asya’nın bir kısmında etkin biçimde vardır. Ana tanrıça aynı zamanda toprağı simgeler, yani toprak dişi ilkedir (rahmi tarlaya/toprağa benzeten adlandırma). Toprağı dölleyen yağmurdur, yani yağmur/su erkek ilkedir (er suyu).
Yaratılış, yaşam-ölüm döngüsü ile süremsel ve göksel değişimler arasındaki bağlantı önemlidir. Ana tanrıça, evrenin yaratıcısı ve doğurma gücüne iye yaşam veren imge olarak kutsaldır. İlkbaharla birlikte canlanan doğanın simgeselliğiyle betimlenen tanrıyla birleşmesi ve verimlilik sürecini başlatması gerekmektedir.
Eril yan hem sevgili/koca, hem de oğul içeriği taşımaktadır.

Uygarlığın doğuşu M.Ö *4000 ile 3000 yıllarına rastlar.Dicle Fırat’ın aşağı bölgelerinde insanlık uygarlığa ilk adımını *de atar. , neolitik’in tüm teknik ve kültürel yaratılarını yükselmenin malzemesi yaparlar. Sümerler ile birlikte; Uygarlığın teknik alandaki malzemeleri son derece hız kazanır. Tekne, tekerlek, karasaban, yazının kullanılması, heykel tıraşlık, arkeolojik kayıtlar, yün dokumacılığı- boyanması, ölçme sanatı, bentler, büyük su kanalları, öyküler, yasalar, antlaşmalar, antlaşmaların kil tabletlere tutanak edilmesi, ekim-biçim zamanının belirlenmesi için takvimin geliştirilmesi var. Üretimin yeniden örgütlendirilmesi ziggurat denen tapınaklarda Sümer rahipleri tarafından planlanıp yönetiliyordu. Alüvyon ovasında her yıl yenilenen ırmak milinden bol ürün alabilmeleri için ilkel tarım araçlarını tümden değiştirmeleri gerekti. Neolitik toplum birikimlerine dayanarak yüzlerce, hatta binlerce insanın emeğinin örgütlendirilmesi bentler, setler, büyük su kanallarının açılması hep rahiplerin yönetiminde gerçekleşti. Ürünün bolluğu rahiplere olan güveni arttırmıştı. Bu durumda önceleri kadına duyulan saygı Sümer rahiplerine geçmişti.

Uygarlık tekniklerinin geliştirilmesiyle öncülük; kadından rahipler şahsında erkeğe geçmişti. Bu saygınlık rahiplere ayrıcalıklı bir konum kazanmıştır. Rahipler kadının öncülüğünü, kutsallığını, saygınlığını ve otoritesini devralırken, kadın ise gönüllü bir şekilde zigguratlarda, tanrıya hizmet adına fahişeliğe itilecektir.

* Ürünün görülmemiş bir şekilde bol olarak elde edilmesi insan emeğinin bir sonucu olduğuna, inanmak güçtü. Bu olsa olsa tanrının bir işi, bir hediyesi olabilirdi. Yani gökyüzünde kurulu düzeni yer yüzündeki tezahürü olabilirdi. O halde bu kadar işi örgütleyip organize eden rahiplerde tanrıların seçilmiş, birer kulu, elçisi, temsilcileri veya sözcüleri olabilirlerdi. Düzen, tanrı düzeni, rahipler ise onun elçileriydi. Devletin ana rahmi olan zigguratlar ise tanrının kutsal evi olmalıydı. ( Camii veya kiliseler .. vb. ). Diğer toplumun çoğunluk kesimi yani emekçi halk ise *tanrının kulu veya hizmetçileri olmalıydı. Dolayısıyla Tanrı elçisinin yönetimi altında olmalıydı ki, ancak bu şekilde tanrıya yakın olabilirlerdi ve tanrı korumasında sayılırlardı. Karşılığında ona emeğini verecekti. En sıradan insandan rahip krala *kadar herkesin bunun böyle olduğuna inandı. İnsan ancak tanrının kuludur, rahipler tanrı adına yöneten; Toplum, tanrı adına çalışandı. Sonraları hizmetçiler arasındaki bu iş bölümü insanlar arasında bir farklılaşma yarattı Bu farklılaşma sonradan sınıflaşmaya dönüşerek tanrı düzeninin temellerini sarsacak çelişkiler yaratacaktır. Fakat bunlara ragmen sümerlerde kadın herşeyini kaybetmiş değildi. Ninhursag ve Enki’nin kavgasında kolektif ve özel mülkiyetin, ezen ve ezilenin kadınla erkek egemenliğinin kavgasını görmekteyiz. Bu kavgada erkek atak halindedir. Erkek egemenliğinin kesinlik kazanması ve kadını boyunduruk altına almayı hedeflerken, kadın ise, özgür konumunu saldırılardan korumaya ve yitirmemeye çalışmaktadır. Yani bir direniş içindedir.
*
Sümerler'de tek eşlilik vardı. Eğer kadın kendi görevini yapamayacak kadar yaşlanır veya hastalanırsa, ancak o zaman kadının izniyle kocası bir başka kadınla evlenebiliyordu. Bu konuda çok güzel bir metin edinilmiştir. Bir kadın kocasına ikinci bir kadını alırken şöyle bir mukavele yazmıştır: "Ben bu kadını kocama karı, kendime kardeş olarak alıyorum. Şayet benim koca beni boşamaya kalkarsa kardeşimi de alır giderim." Bu mukavelenin altına da şahitlere imza attırılmıştır. Mukavelesi olmayan nikah; nikah sayılmadğı gibi yapılan evlilikde evlilik sayılmazdı fakat bizde ise durum cumhuriyet dönemine kadar tam aksi şekilde süregeldi. Sümerli kadın, aşık olup kocasını seçebildigi gibi aynı zamanda ilk aşk şiirlerinin temsilciside ilan edilir.Tabletlere göre evlenmeden önce bakire olmadığını söylemeyen kadın boşanırken yarı tazminat alabiliyor. Bir çok tanrının varlıgına ragmen sistem kesinlikle laik. Ereşkigal( önceleri cehennem tanrıcası) , Aruru( enkiduyu yaratan), Nana( innina;aşkın yanında savaş ve tıp ilminin tanrıçasıdır ), Ninhur Sag( Kış bölgesi tanrıçası), Şullat ( Fırtına ve kötü hava habercisi tanrıça), Tiamat (Tuzlu su-tanrıçası) sümer kadın tanrılarından bazılarıdır.

*Anaerkil sistemler demişken Amazonlardan da biraz bahsetmekde fayda görüyorum. Bu topluluk; . Tarihçilerin bir kısmına göre M.Ö. 12.Yy. da Anadoluda yaşadıkları, başkentlerinin Samsun, Terme olduğu varsayılıyor.
Günümüz tarihçilerinin bazılarına göre ise,Yunanlıların Anadoluya gelişinden önce bu bölgede Anaerkil bir halkın yaşadığı, kadınlarının savaşçı ruhundan kaynaklı Amazonlar diye adlandırıldıkları düşünülmektedir.
Yapılan son kazılarda Simerit gölünün derinlerinde bulunan antikkent kalıntılarının, Amazonlar ya da Anaerkil yaşayan topluluklara dair bulgular olduğu iddia ediliyor.( Simerit gölü, Terme sınırları içindedir).

Amozonlarla anlatılan şeylerin çoğunun gerçeklikle ilgisi yoktur. Ana erkil toplumları, erkek bakışı yansıtarak tanımlanr genelde. Erkek egemen toplumda erkek yukarda kadın aşağıdadır. Erkek ezen, kadın ezilendir. Anaerkil toplumu da burdan çıkıp tam tersi sanılır genelde oysa kadının erkeği ezigiği hiç bir dönem yaşanmamıştır bilakis ana erkil toplum kadın ve erkeğin en eşit ve insanı ilişkiği kurduğu tek toplum biçimiydi. Erkek egemenliğine direnen bir kadının varlığı, o dönemin dünyasını dehşete düşürmüştü. Boyun egmeyen bir *diger toplulukda Amazonlardı tabi. Ataerkil sisteme geçişle de, amazonların erkek kestigi, erkek bebekleri öldürdükleri tarzında binlerce uyduruk hikayeler yazıldı çizildi.

Bir başka örnekde Güney Amerika’da, bazı Afrika kabilelerinde, bazı aborjin yerlilerinde vb hala anaerkil yapının devam ettigini belirtmemizle sonlandırılabilir.
Alıntı ile Cevapla
  #2  
Alt 29-04-2008, 15:17
meaculpa - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
meaculpa meaculpa isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
 
Üyelik tarihi: 20 Feb 2008
Mesajlar: 929
Standart Re: Kadının Tarihsel Yenilgisi

*Anaerkil sistemleri anlamaya çalıştıktan sonra Nasıl oldu da kadın alt oldu? sorusu ile devam ediyoruz

*İnsan soyunun sürmesinde en temel işlevi gören (üstlenen) kadın, ne yazık ki bundan on bin yıl kadar önce, insanlığın Orta Barbarlık Konağında (Çoban Toplumu Aşamasında, Sürü Ekonomisine geçişte) Toplumun en önemli maddi zenginliğini meydana getiren evcilleştirilmiş hayvan sürülerinin, erkeğin yönetiminde olmasından dolayı, o güne dek sürdürdüğü önderlik rolünü ve sahip olduğu önemi ve değeri kaybetmiştir. Maddi zenginliğin-ekonomik gücün erkeğin yönetiminde, bir anlamda eli altında, olmasından dolayı Toplumda ikinci plana itilmiş, ikinci kalite insan muamelesi görmeye başlamıştır. Kadının bu sebeple altedilişi, o güne dek varlığını sürdürmüş olan, her iki cinsiyeti de aşağılamayan, ezmeyen aneerkil düzenin de sonu olmuştur. Onun yerine erkeğin "efendi" olduğu *ataerkil düzeni geçilmiştir.

Bu altüstlük, ilkel sosyalist toplumda açılan ilk gediği oluşturmuştur. Bu değişiklikle birlikte, aynı toplum içinde bir grup insanın başka bir grup insanı ezebileceğinin, sömürebileceğinin mümkün olduğu da görülmüş ve anlaşılmıştır.

Sümerlerdeuygarlık yükseldikçe kadının özgür konumu giderek silinmiştir. Başka bir değişle uygarlık tarihi kadının kölelik tarihidir. Hatta kölelikten öte bir konuma düşürülmüştür. Öyleyse uygarlık erkek egemenliğinin kendisimidir? Eğer böyleyse erkek uygar, kadın ilkeldir demeye getirilmiştir.

Babil’dekadının kaybedişi ölümcüldür. baş aşağı giden bir tarihin başlangıcı olacaktır.

* Yüzyıllarca kadının önderliği ve kutsallığı neolitik dönemin sonunda yükselen Sümer uygarlığıyla birlikte giderek erimiştir. Sümer uygarlığında tanrı ile kullar arasındaki çizgi netlik kazanınca paralelinde ikinci bir çizgi daha belirginlik kazanıyordu. Bu çizgi kul erkek ile kul kadın arasındaki çizgidir. Burada kadın; hem tanrıların bir kul’u hem de kul erkeğin bir kul’u olarak ikili bir kulluk konumuna düşüyordu. Ninhursag şahsında tanrılar panteonunda temsil edilen kadın erkek tanrısı kurnaz “ Enki’yle’’ kavgaları büyük olduğu kadar genelde uzlaşmaya varır. Yani ikinci cinsin dengede olduğu bir durum arz ediyordu. *Kadın ve erkek arasındaki bu denge Babil’de kadın aleyhine *bozulacaktır, ve kadın kesin kaybedecektir.

Babil kent olarak M.Ö 3300 yılında ortaya çıktığı bilinir. III. Ur hanedanlığı’nın çöküşüne kadar ikincil planda bir kent olarak kalır.

* III. Ur hanedanlığı yıkılışından sonra Babil önemli bir ticaret merkezi haline geldi ve başkent unvanını kazandı. Tanrı Marduk ise kentin baş tanrısı olarak yer aldı. Babil yani *Bab-ı Lu ismi “tanrı kapısı” anlamındadır. Bu Marduk’un büyüklüğünü gösterir. Sümerlerdeki Ninhursag ve Enki arasındaki kavga Babil de Marduk ve Tiamat şahsında devam eder. Bu kavga Marduk’un üstünlüğü ile sonuçlandı. Tiamat şahsında kadın ölümcül darbe yiyip tanrı Panteonundan atılır. Kadın böylece önderlik konumuyla birlikte özgürlüğünü de yitirecektir. Bir çok toplum Mit’inde de bu kaybedişten bahsedilecektir. Hititlerde Telepinu ve Teşup şahsında Grekler de Apollon’un kadınlara üstün gelmesi, Roma’da Uberte ve Venüs’ün durumu diğerleriyle benzerdir. Yani bir çok alan da kadının kaybedişi ve düşüşü yaşanır. Bu ata erkil dönemde başlangıcının sembolik göstergesi oluyor.

* Babil’den başlayarak bütün sınıflı toplumlarda çeşitli adlar altında kadın tanrıça konumundan öte kul, Köle hatta hayvandan da öte bir duruma düşecektir. Uygarlık geliştikçe kadın ezilip, büzülüp sinecektir. Hiçbir toplum sistemi bu düşüşüne engel olamayacak, hatta her gelen toplum bir tekme atacaktır. Bu durumda kadın Panteon’daki yerinden sonra toplumdaki yerini yitirmesi demektir. ( Cins ayrımı köleliğin derinlemesine nüfus etmesi anlamındadır. ) Sınıf baskısıyla erkeğin kadın üzerindeki baskısı aynı zamanda *içerisinde gelişmiştir. *Demek ki kadının erkek zulmüne uğrama tarihi aslında kölelik tarihidir.
Kadın ilk sınıfsal baskıyı aile içinde erkek cinsinde görür, bu giderek siyasal – politik bir sistem olarak devlet düzeyinde kendini örgütleyecektir. Yani devlet kadını köleliği üzerinde şekillenmiş erkek egemenliğinin doruğu oluyor. Devlet büyüdükçe kadın küçülmüştür. Ve bu egemenlik erkekle, ezilmişlik kadınla sembolize olur, kadın erkek için bir hiçtir. İş aracı veya döl aracıdır. Kadın ancak baba erkilden koca erkile yer değiştirebilir, bunun ötesine geçmez. Kadın artık bir pazar malıdır. Hayvan, silah vb.. nesneler karşılığında değiştirile bilinir, sokağa bırakılına bilinir, atılabilir, baba evine geri gönderilebilir, öldürülebilir, satılabilir, hiçbir hak ve sözü yoktur. Erkeğin zulmü mubah ve müstahaktır, haklı ve yasaldır, töre ve adaletlere uygundur. Çünkü kadın zulmün her türlüsüne layık bir yaratık bir ucubedir, ne hayvan nede insandır, ne yapılacağı, nereye konulacağı pek kestirilemez, tehlikeli ve zehirlidir, zulüm ona bir kaderdir. * *
*
Tüm sınıflı toplum tarihi boyunca kölelik feodal, kapitalist toplumlar içinde, kadın hem aile hem de toplum içinde daha yoğun bir baskıya maruz kalır. Kapatılır, hapsedilir, üretimden, sosyal yaşamdan koparılır.emeği, bedeni sömürülür, onuru şerefi ayaklar altına alınır, dövülür, sövülür, erkeğin bakımına ve merhametine bırakılır.


Gündelik yaşam ve toplumsal faaliyetlerde kadın, erkekten geri kalmamıştır. Tarihin tanık olduğu hiçbir özgürlük mücadelesinin dışında da kalmamıştır. Tarihin tanık olduğu hiçbir özgürlük mücadelesinin dışındada kalmamıştır. Aksine kaybettiği özgürlüğünü yeniden elde etmenin umut ve istemiyle daha derin ve baskılara rağmen bu mücadelerde daha çok çaba sahibi olmuştur. Hıristiyanlıkta, İslam’ın gelişiminde, Fransız devriminde, Sovyetlerin kuruluşunda hep kadının rengi vardır. Ama bütün bu büyük devrimler kadına ihanet etmiş hakkını gasp etmiştir. Musa’nın kitabı “kısır kadının terkini” ve eve kapatılmasını emreder. Hindistan kutsal metinleri de kadını tamamen özgürlükten yoksun kılar (bu kutsal metinlerin bir ürünü olan sati geleneği ki, günümüzde halen de *en acımasız bir biçimde sürmektedir. Kadının erkeğine sadakatini kanıtlaması için onun ölen kocasıyla yakılmasını emreder. Yakılmayı red eden kadın sadakatsizlikten dolayı öldürülür). Zerdüşizm de ahlak ve aile eniyle kadına yaşam güvencesi sağlasa da acı içinde yaşamasını önleyememiştir.

Greklerdede kadın dışlanmıştır.Kendi sözleri ile kadının Greklerdeki yeri ve konumunu anlamaya çalışalım oysaki söz konusu kişiler bırakalım kadın adına insanlık adına ve bilim adına konuşan felsefenin öncüleridirler. Bunlardan ekleziast “kadını ölümden daha acı buldum” der. Pythagore “ düzeni, ışığı, erkeği yaratmış iyi ilke ve kaosu, karanlıkları yaratmış bir kötü ilkeyi birbirinden ayırır”. Erkek iyi ilkede yer alırken kadına hiç değinmemiştir. Hipocrate *“kadın erkeğin hizmetindedir”. *Diyerek daha iyi bir yaklaşım getirir. Demosthéné “meşru çocuklara sahip olmak için bir eş, iyi bakılmak için nikahsız kadınlar, aşk ve zevk için cariyeler olmalı” der. Kadın adına geçer söz hakkına sahip bu isimlerin kadına en iyimser yaklaşımın sahibi olduklarını da belirtmek gerek. Bu erkek egemenlikli yaklaşım sınıflı tarih boyunca uygarlıkla birlikte kar topu gibi büyümüştür.



Roma hukukunun temelleri atılırken kadın göz ardı edilir.

* İlkel roma hukukunda kadın erkeğin koruyuculuğundadır. “onlar asker ve savaşçı olmayacak kadar korumasız ve zavallı kimselerdir. Saraydakiler hem cinsleri ile *farklılık arz etse bile yine kaide değişmiyor. Kadınlar bir erkeğin himayesi olmaksızın yaşayamazlar. Hele roma da kadın için politik haklar hayal bile edilemez. Mülk sahibi olan bir kadın bunu politik bir güç için kullanamaz. Ancak bunu satın aldığı ve kendine bağladığı erkekleri politik arenada kullandıkları bilinir. Bunlar bile istisna örneklendirilirler.


Hıristiyanlığın roma direnişi büyük bir örnektir. Hıristiyanlık kölelere ve kadınlara kısa ömürlü bazı özgürlükler sağlamıştır. Belirttiğimiz gibi özgürlükler kısa ömürlü olmuştur. İsa’nın kadına yaklaşımının pek net olduğunu söyleyemeyiz. Kaldı ki, Hıristiyanlığın ilk şehidi Magdelina adında fahişe bir kadındır.

Kadının sürekli statü kaybı İsa’nın doğuş döneminde bir doğum aracı konumuna kadar indirgenmiştir. Hıristiyanlığın yarattığı özgürlük atmosferi büyük heyecan yaratmıştır. Kadınlar bu inanış uğruna kitleleri halinde büyük acılara göğüs germek zorunda kaldılar. Hıristiyanlığın Roma da üç yüz yıllık gizli direniş uykusu vardır. Bu dönemde azizler yanında bir çok azize de kurban edilmiştir. Ama diğer sistemlerden daha ağır bir biçimde Hıristiyanlık sonradan kadını açıkça düşman ilan edilmiştir. Saint PAUL “Hıristiyanlığın bu ileri gelen kişiliği erkek kadın için yaratılmamış, ama kadın erkeğe hizmet için yaratılmıştır” der. Hıristiyanlık devlet dini haline geldikten sonra ( M.S 300’lerde ) kadına yaşam şansı tanınmamıştır. Sakınılması ve korunması gereken şeytani ve ifridi bir güç olarak gördü.

Kiliselerin tutumu daha da katıdır.

Hıristiyanlığın doğumundan çok sonraları kilise papazları ve yüksek bilginleri kadına karşı savaş ilan eder. Ve kadını bir tuzak olarak görür. Kadın da ebedi baştan çıkarıcıyı erkeği günaha çağırıcıyı yani şeytanın yüzünü görürler. Kilisenin önde gelen rahiplerinden Tertulien
“Kadın! Sen şeytanın kapısısın her zaman karalar ve paçavralar giyip olaşmalısın “ der Aynı konumdaki Saint Jean CRİSOSTOME *“ Bütün vahşi hayvanlar içerisinde en zararlısı kadınlardır” der. Kadından iğrenme ve nefret duygusu bu cinsin günah yuvası olarak görülmesi sonucu IX Papa Pie’nin 1845’te “ Meryem ananın cinsi temasta bulunmadan gebe kaldığı” doğmasını ilan etmesine yol açar. Bu ilanın ardından bakireliğe yaklaşımda biraz yumuşama olsa da bu bakirelik sürdüğü sürecedir.

İslamiyet kavramının arap yarımadasında tezahürü ile kadının konumuda bazı yeni gelişmelere sahne oılmuştur. Farklı uygarlıkların ortasında bir ada gibi duran Mekke civarında son derece karanlık bir dönem yaşanmaktadır. Tek tanrılı dinin ve Hıristiyanlığın Ortadoğu’dan Avrupa ya yayıldığı bir dönemde Mekke’de hala putlara tapılmaktadır. Karanlık bir dönemdir. Kız çocukları diri diri toprağa gömülmüyor. Başı boş kızgın çöllere bırakılıyor veya kaybedilebiliyordu. Zaten bu nedendir ki, daha başında Hz. Muhammet savaşını cehalete karşı ilan etmiştir. Cehaletten kast ettiği ataerkil kabile ideolojisidir. İslamiyet kadına çok sınırlı bazı özgürlükler tanınmıştır. En azından dörtte bir olmak üzere mirastan pay verir ancak kadın gerçekten yoktur. Erkek dört eş alma ve üç taşla bir anda boşanabiliyor, saatlik evlilikler sayısız cariye almalar gibi alanlar da diğer sistemlerden farklı bir şey getiremez. Ancak erkeğin korunmasında ve erkeğin merhametinde kadın bir yaşam güvencesi verir. Bu durum Arap yarımadasında oldukça ileri devrim niteliğinde bir adımdır. *Bu anlamda Hz. Muhammedin kadına sağladığı özgürlüleri küçümsememek ve kendi koşullarında ele almak gerekiyor.

* Kadın için gerçekten bir devrim niteliği taşır bu. Bir anlamda bunun için Muhammed kadına vefa borcunu ödüyordu diyebiliriz. Çünkü Muhammedin ilk ideolojik birlikteliği karısı Hatice ile başlar. Muhammedi Muhammed yapan bu birlikteliktir. Hatice olmadan Muhammed’in peygamberliği mümkün görülmemektedir. Yine bu yönüyle üstü örtülü olsa da Hatice Meryem in çok üstünde bir etkiye sahip ve tanrıça kadın kültürünü temsil etme durumu vardır. *Hz. Muhammet ile evliliklerinde ilişkileri çok anlamlı olmaktadır. Sevginin ötesinde Mekke resmi topluma karşı bir devrimdir. Buna rağmen İslamiyet de kadına saygınlığı verememiştir. Bir erkeğin boyunduruğundan başka bir erkeğin boyunduruğuna geçiş vardır. Oysa kadın İslamiyet’in hem kuruluşunda var hem de gelişimi için kanını dökmüştür. Kadın sonuçta bir kez daha uygarlığın hain yüzüyle karşılaşmıştır.

Ve 19. yy... * Kapitalizm 1804 kanununun tanımladığı ailenin temelleri üzerinde gelişti.

* 1804 kanununa göre “baba para kazanır ve yönetir. Kadın ise sülalenin devamını sağlar. Oğul mirasa konar. Kız çocuğu evlenerek kocasıyla birleşir”. Yani kız çocuğunun ne baba ne de koca evinde hiçbir hakkı yoktur. O zaman kız çocuğunun elinde tek serveti onun gelecek garantisi ve sadakatinin kanıtı olarak bekareti olarak kalıyor. Burjuvaziye göre kadın erkeğin oyuncağıdır. Kontratla da elde edilen taşınabilir bir maldır. Erkeğin eklentisidir.

Genelde kapitalizm kadına karşı çok acımasız olmuştur. Kapitalizmde kadın bir başına emeğiyle yaşayamaz. Çünkü kadın hiçbir hakka sahip olmadığı gibi kendine de sahip olamamaktadır. Kadın emeğini erkeğin yarısına hatta daha ucuza satar. Geçinebilmek için kalanını erkekten dilenmeye muhtaç kılınmıştır. Koca sevgili veya bir başkası olsun kadın cinsiyetiyle ticaret yapmaya mahkum kılınmıştır. Mal haline gelen vücudunu yıpranmalar sonucu daha zor pazarlık yapılması bir yana kadınlar iki fuhuş arasında bir tercih hakkı vardır. Genel fuhuş ile tek kişilik arasındaki bir tercih. Kapitalizm kadını fabrikalarda çalıştırarak üretime kattık diyebilir. Kanunlar önünde kadınla erkeği eşit hale getirdik diyebilirler. Ama bu kadının çifte sömürülmesi durumunu değiştirmiyor.kapitalizm için esas olan kol emeğidir. Yani kar. Kapitalizm de kadın ve çocukların yer alma nedeni de budur. Yani kapitalizm’in kar’ı… onun için kadın kar getiren bir metadır. Pazar malıdır. Sömürü aracı. Ucuz emek demektir. Cinsel tatmin aracı, reklam aracı yani sözün kısası araç ve maldır.Tüm haklardan yoksun bırakılan kadın bitirilmiştir. Duygusuz bırakılın, emeği ucuza sömürülen, erkeğe araç haline getirlen hep kadın olmuştur. Giderek vücudunu ,cinsiyetini pazarlamaya zorlamıştır. Toplumda ancak cinselliğin, dişiliğinle iletişim kurabilrisn denmiş ve insan olmanın ötesine itilmiştir.

Konu meaculpa tarafından (01-11-2008 Saat 16:08 ) değiştirilmiştir.
Alıntı ile Cevapla
  #3  
Alt 29-04-2008, 15:24
meaculpa - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
meaculpa meaculpa isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
 
Üyelik tarihi: 20 Feb 2008
Mesajlar: 929
Standart Re: Kadının Tarihsel Yenilgisi

Günümüz anlayışlarına ithafen de ataerkil bazı deyimlere değinip, kadının *sömürüsünün tarihsel sürecini noktalayıp çözüm arayışları içerisine girmeye çalışacağız.


*Adem ve havva miti ile kadın erkeği yoldan çıkarıyor ve günah işlemesine neden oluyor. Bu da cennetten kovulmalarıyla sonuçlanıyor. Bu inanışta kadın suçludur. Onun içindir ki kadın tüm sistemlerde ötelenmiş, onuru çignenmiştir. Dahası taşlanmış, atılmış, yok sayılmış, sistemin öyle bir hışmına uğramış ki, tanınmaz hale gelene kadar akla gelmeyecek acılar reva görülmüştür.Aç, susuz, uykusuz bırakılışını,kamçılanıp işkenceler görmesini hiç saymıyoruz bile,bunlar zaten günlük uygulamalardır.Havva kovulurken sopa ardı sıra cennetten gelmiş ve günümüze değin sırtından sopayı eksik etmemiştir

*"Kızını dövmeyen dizini döver” *denmesinin nedeni de Havva’nın hikayesine dayanır. Eğer Adem Havva’yı cennette dövseydi; Havva, Adem’e elma yedirmeye kalkmazdı. Onun içindir ki, bu gün kadın kandıran konumdadır.
*Kadın annesi tarafından eğitilir. İyi bir kadın aynı zamanda iyi mal demektir. *“malın” çürük çıkmaması erkek için iyi bir yatırım demektir. Bunun adı “eş” tir. Para verilip satın alınan bir eş. Bu durum erkeğe kadın üzerinde dilediğini yapma hakkı sağlıyor. Zaten elin malıdır diye satılan kadına ailesi tarafından bir daha sahip çıkılmaz. Kocanın vicdanı ile kadını baş başa bırakırlar evlattan pek sayılmadığı için bir emanet gözüyle bakılan kız çocuğu, iyi bir terbiyeden sonra sahibine malı sapasağlam teslim edilir.
. “emanete hıyanet olmaz”şayet malın başına bir hal gelirse bu o, aile için utanç kaynağı demektir. Bu utancın giderilmesi için kadını ortadan kaldırarak namus temizlendi denir.
*Yine başka bir genel kanıda aslında erkek adamın erkek çocuğu olur.bu deyimde kız çocuğunun doğumu bir buzağının doğumundan daha önemli değildir.imalat hatası defolu mal gibidir.aile için fazladan boğaz ve masraf demektir.nasılsa sonuçta elle varacak.oğul versin diye ne kadar kutsal insan, resul, nebi, evliya, peygamber varsa yalvarılır ve tanrıdan merhamet dilenilir. Kocasını hoş tutmayan kadın ayrıca tanrınında hışmına ugrayıp potansiyel cehennem ehli ilan edilir. Zaten kutsal metinlerde de buna cevaz verilmiştir. Herhangi gecersiz bir sebebi, geçerli kıl ve al kumayı der gibi. Durum böyle oluncada erkek zihniyetiyle hareket etmeye başlayan kadın, erkek çocuğu olsun diye aşındırılmadık türbe, kocakarı ve şeyh ocağı bırakmaz.
* “Kadından korkmayan Allah’tan da korkmaz”işte bu tabir kadını bitirmiştir dinlerin de desteğiyle. Çünkü kadına kuşku ile bakılmasını,ona güvenilmemesini getiriyor. Kadın bu derece korkulacak ne yaptı? Bu deyim aslında erkek için kullanılsaydı daha yerinde olmaz mıydı? Çünkü kendisini Allah yerine koyanların hepsi erkek değil midir? Firavun, Nemrut, Hitler buna örnektir ve tarihteki bütün zalimler gibi. Madem durum budur neden hala kadın korkulandır?
*Kadının fendi erkeği yendi. Kusursuz yar arayan , yarsız kalırŞeklindeki deyimlerde kadının insanlık için ne menem bir şey olduğunu erkekler dünyasınca ortaya koyar. Erkek egemen sistemlr işlerine geldiği gibi kadını tanımlamışlarıdr." Yuvayı dişi kuş yapar" yada *" erkeği vezirde eden, rezilde eden kadınır" tabirleri arada biraz yumuşamayı ihtiva eder ve buda erkek zihniyetinin savaşçıl olduğunun göztergesidir. Çünkü onun dünyasında rekabet vardır, duyguya hisse, bir kadınınki kadar yer yoktur.Çıkarları ölçüsünde kendisine aşkı , sevgiyi, insanlığı , yaşamayı sunan varlığı yani kadını sömürmekten asla geri durmamıştır.


* * *Şimdi soruyorum KADIN kimdir, nedir? Ve NE YAPMALI ?


* * * * * * * * * * * * * * * * * * * *(Mahir Birgül yazıları kaynaklık etmiştir çalışmanın geneli adına)

edit : mahirb birgül rumuzlu üyemizin uyarısı; bu yazıların Xebat yazısı kaynaklı olduğu bildirilmiştir.

Konu serüvenci tarafından (18-09-2008 Saat 23:14 ) değiştirilmiştir.
Alıntı ile Cevapla
  #4  
Alt 29-04-2008, 15:31
sargon - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
sargon sargon isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Onur Üyesi
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 01 Aug 2005
Bulunduğu yer: Isvicre
Mesajlar: 6.665

Onur Üyeliği Başarı Ödülü Başarı Ödülü 

Standart Re: Kadının Tarihsel Yenilgisi

Kadin kutsalligi dinsel metinlerin her tarafindan adeta sizar. Butun simgesel ozellikler ters cevrilmeye calisilmis olsa da, aslinda erkek egemen kulturun bu arkaik simgelerle basedebilmesi cok guctur. Sonucta binlerce yilin mirasi vardir arkasinda.

Ornegin insanin topraktan yaratilmasi cok bilinen bir temadir. Ibrahimi dinlerin meshur Adem'i topraktan yaratilmistir. Bu tema aslinda anaerkil donemlere dayanan cok eski bir temadir. Toprak insan (Homo-Humus) Terra Mater (Toprak Ana)'dan dogmustur. Yerden cikan hersey canlidir, insan da yerin rahminden cikar.

Olumden sonra topraga gomulme de bu anaerkil mitten kaynaklanir. Olum yuvaya, yani rahme bir donustur. Bazi yerlerde olulerin cenin sekli verilerek gomulmesi bu inanci daha acik olarak gosterir. Cocuklarin diri diri gomulmesine iliskin oldukca eski oykulerin temelinde de bu inanc yatar. Cocuklar Yeryuzu Ana'ya adanmistir.

Hiristiyanliktaki, olum sayesinde yasama donmek temasi, ana ile butunlesme seklindeki cok eski inanclarin pagan geleneklerden suzule suzule aldigi yeni bir bicimdir.

"Daha önce ben televizyona bakıyordum, şimdi televizyon bana bakıyor
Mısırlı bir gösterici
http://sargon.blogcu.com/
Alıntı ile Cevapla
  #5  
Alt 30-04-2008, 16:41
walla - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
walla walla isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 24 Aug 2006
Bulunduğu yer: Ben anadolunun her karış topragindan, suyundan, güneşinden ve havasından doğdum, ben anadoluyum...
Mesajlar: 1.692
Standart Re: Kadının Tarihsel Yenilgisi

*==Fakat bu önderliğini hiçbir zaman karşı cinsiyet olan erkeği sömürmek için kullanmadı, kullanamazdı da. ==
*
* * * * Bu lafa kargalar bile guler

Bedenimin her zerresi Anadoludur. Ben anadolunun her karış topragindan, suyundan, güneşinden ve havasından doğdum, ben anadoluyum...
Alıntı ile Cevapla
  #6  
Alt 30-04-2008, 16:53
meaculpa - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
meaculpa meaculpa isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
 
Üyelik tarihi: 20 Feb 2008
Mesajlar: 929
Standart Re: Kadının Tarihsel Yenilgisi

Dekora gerek varmı walla :wink:

Parağrafın tamamını iyi anlayamamışsın , ilkel komunal toplumlarda sömürü yoktu hersey ortaktı çünkü. Kadının efendi olduğu bir dünyada anacıllık söz konusudur. Ana olan sömürmez çünkü onun doğurkanlıkla edindiği bir büyüsü vardır. Bu büyü yaşamın ta kendisidir. Doğum ile ölüm arasında bu bağa tutunan kadın, yaşam verdiği cocuklarını sömürmez sömüremez.

Ne zamanki coban toplumunda, sürü ekonomisine geçildi; işte o zaman sürülerin efendiliği erkeklere bırakıldı ve kadının altüst olacagı ilkel sosyalist düzende de ilk agır darbe tezahür etti. Artık mülkiyet yani maddi zenginlik söz konusuydu ve efendi olan erkekti. Erkegin iktidarı mulkiyetle ele geçirmesinden sonra ise kadın aşagılanan, sömürülen ve ikinci plana itilen oldu.

İlkel sosyalist bu düzen yapılanmasında, erkek çobanlar ne yazıkki ataerkil sistemle binlerce yıl devam edecek başkasını sömürebilme anlayışını da, yaratanlar oldular.
Alıntı ile Cevapla
  #7  
Alt 30-04-2008, 22:11
walla - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
walla walla isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 24 Aug 2006
Bulunduğu yer: Ben anadolunun her karış topragindan, suyundan, güneşinden ve havasından doğdum, ben anadoluyum...
Mesajlar: 1.692
Standart Re: Kadının Tarihsel Yenilgisi

Erkegin iktidarı mulkiyetle ele geçirmesinden sonra ise kadın aşagılanan, sömürülen ve ikinci plana itilen oldu.

Bu lafada kargalar bile guler.

Bedenimin her zerresi Anadoludur. Ben anadolunun her karış topragindan, suyundan, güneşinden ve havasından doğdum, ben anadoluyum...
Alıntı ile Cevapla
  #8  
Alt 30-04-2008, 22:18
meaculpa - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
meaculpa meaculpa isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
 
Üyelik tarihi: 20 Feb 2008
Mesajlar: 929
Standart Re: Kadının Tarihsel Yenilgisi

Kargalarla sıkıntım yok istedikleri kadar gülebilirler, bana gerçeği gözlemleyip anlatabilecek baykuş gözleri lazım :wink:
Alıntı ile Cevapla
  #9  
Alt 30-04-2008, 23:12
evrensel-insan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
evrensel-insan evrensel-insan isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
 
Üyelik tarihi: 08 Mar 2008
Bulunduğu yer: Londra
Mesajlar: 22.832
evrensel-insan - MSN üzeri Mesaj gönder
Standart Re: Kadının Tarihsel Yenilgisi

Saygideger meaculpa;

Kadın insanlık tarihi boyunca hep ezilen-sömürülen cinsiyet miydi?-meaculpa
Yukarida ki sorudaki bakis acisi bile erkekseldir ve rekeksellik karakteri gosterir.

Anaerkil sistemleri anlamaya çalıştıktan sonra Nasıl oldu da kadın alt oldu? sorusu ile devam ediyoruz -meaculpa

Toplum ister anaerkil ister babaerkil toplum olsun dusunce yapisinda ve isleyisinde sadece erkeksellik vardir.

Insanoglu yasamini surdururken, hayvani kendisine ornek almis, tecrube ve dusuncesinin temeline ona uyarlamistir.

Dogal olarak insanoglunun dusunce yapisi erkeksel olmak zorundaydi, cunku aksi bilinci, saygiyi ve vicdani getirirdi-bunlar hem hayvanda yoktur hemde yasamdan dusuncenin dogalligi degil;uretimiyle kazanilir-

INSANOGLU DUSUNCE URETMEK YERINE SADECE DUSUNCESINI KULLANMISTIR.

Iste o nedendendir ki dusuncenin temeli ve kokeni ben ve benin verdigi ayrilmisligin orgutlenisi yani ayrimciliktir.

Bu ayrilmislik, gucun kullanimini ve insanoglunun bolunmuslugunu ve hiyerarsiyle tanismasini hakimiyet zincirini ve erki getirir.

YANI DUSUNCENIN DUSUNUSU HEGEMONYA,USTUNLUK VE SAHIPLIK ICINDIR.BU TESLIMIYETI SAGLAYABILMEK ICIN INSANOGLU TUM SOYUTLARI-BASTA TANRI VE DINI-ORTAYA ATMIS VE BU DUSUNCE SONUCU PSIKOLOJI ORTAYA CIKMISTIR.

Hegemonya; erki, ustunluk; alti, sahiplik te kolelegi getirir.

DILIN ILISKI KOKENI BILE EMIRE DAYANIR.

Aslinda bu konu uzun uzun anlatilmasi gereken bir konudur.Ne kadar uzun ve detayli anlatilirsa;algilanmasida o kadar basarili olur.

Şimdi soruyorum KADIN kimdir, nedir? Ve NE YAPMALI ?-meaculpa

Kadin sadece fiziksel bir ayrilmisligin ayrimidir.Karakteri dusunce ve davranis yapisi ve kokeni erkekseldir.

Erkek acisindan uzerinde hegemonya kurulmasi gereken,uzerinde ustunluk saglanmasi gereken,sahip cikilmasi gereken ve erkegin ihtiyac duydugufiziksel bir karsit olarak algilanir.Bu algi sahis bireylestikce,bilinclendikce, dogal dusunceyi sorgulayip nedenledikce,irdeledikce *ve insanlastikca degisir.

Yapilmasi gereken dogal dusunce yapisindan once bireysel sonra evrensel olarak arinmak,kurtulmak, onu tarihin sayfasina gommek ve dusunen ureten dusuncenin ve onun insan ve insanliginin evrenselligini kurmak.

Bu benim felsefemin temelidir ve dusunen dusuncenin kokenini alternatif olarak sunmaktadir-ki bu alternatifte -erkeksek ne ifadesi, ne fonksiyonu ne de islerligi olan-kisaca annelik denebilir-dusunce yapisidir.

Ki bu dusunce yapisi temelde ayrilmisligi,parcaliligi degil,birlestirilmisligi, butunlugu sunar.Diger ozelliklerine de ben zaman zaman diger yazilarim da degindim.

Bu insanin ve insanliginin ozledigi,arzuladigi yasam ve iliskiyi ve onun temelini veren dusunce yapisi erkekselligin getirdigi tum boyunduruk tutsakligindan arinmis ozgurlugu getirecektir.

InsanOGLU'nun degil;insanin dusuncesi olacaktir.Boyle bir dusunceye bireyin hazir oldugu,hem bireyci akilciligin iflasi hemde insan ozunun su ustune cikmasi temelinde nesnel ve oznel olabilirlik tarihine girmistir.

Bundan sonra-21.yuzyil-bunun olamamasi ve yasamsal gecen her zaman insanin aleyhine ve zararina islemektedir.

Zaten onu de alinmazsa cok gec kalinmis olacaktir.

Saygilarimla;
evrensel-insan

Evrensel-Insan - Yapılandırmacı Epistemoloji/Bilişsel Bilim/Qua Felsefesi/Serbest Düşünce/Devrimci Sorgulama/Zihinsel Devrim - Evrensel-Insan Zihniyeti
Alıntı ile Cevapla
  #10  
Alt 01-05-2008, 23:29
metalheart
Üye Değil
 
Mesajlar: n/a
Standart Re: Kadının Tarihsel Yenilgisi

hoca
türler arasındaki ilişkiye yeni bir boyut katmışsın...
erkekselliği hayvandan düşünceye nasıl aktardın ???
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Önerilen Siteler


Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı

Gitmek istediğiniz forumu seçiniz


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 04:55 .