Turan Dursun Sitesi Forumları
Geri git   Turan Dursun Sitesi Forumları > Felsefe > Felsefik Tartışmalar

Cevapla
 
Başlık Düzenleme Araçları Stil
  #1  
Alt 29-04-2008, 15:44
Chaos Chaos isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 10 Apr 2008
Mesajlar: 174
Standart Wilhelm Reich ve Orgonomy nin Doğum sancıları.

20. yüzyılın ilk çeyreğinde psikoloji bilimi Freud un önderliğinde büyük bir atılımda bulunmuştu. Freud Psikolojiyi yeniden canlandırırken en önemli bulgusu Libido(cinsel enerji,yaşam enerjisi) kavramı olmuştur. Sigmund Freud bugün yanlış bir şekilde bulguları kabul görmemiş denilerek hasıraltı edilmeye çalışılan bir dahidir. Ancak Freud ile aynı dönemlerde genç bir Psikolog olan Wilhelm Reich de dikkati üzerine çekmeyi başarmıştı. Reich in farkı Her ne sebeble olursa olsun deneylere dayanmayan bilimsel yorum ve düşünceleri reddetmesi ve sözkonusu olan bir olgu deney ile ispatlanmış ise şiddetle üzerinde durulmasının gerektiğini düşünmesiydi. Reich Kısa sürede bakım evi deneyleri toplu çalışmalarında parlayarak Freud un baş asistanı olmuştu. Ancak bu onun için zor bir dönemi de başlatmıştı.

Freud uygarlığın cinsel ihtiyaçlarını bastırarak yüceltmesiyle kurulduğunu bulgulamış ve tüm insanlığın ruhsal hastalıklarla karşı karşıya olduğunu bildirmişti. Reich işte tam da bu noktada sorunun çözümünün mümkün olduğunu söylemiş ve uluslarası ruhçözümleme derneğinden atılmasına neden olacak olayların başlamasına neden olmuştu. Reich eğer ruh hastalıklarının kökeninde toplumsal sorunlar yer alıyorsa bunun duyurulmasının ve mücadele edilmesinin gerekli olduğunu söylüyor aksi takdirde bilimsel sorumluluğun bir tarafa bırakılmış olacağını söylüyordu. Bunun ardından Freud ve dalkavuklarıyla anlaşamayarak, Almanya da Sexpol(cinsel siyaset) derneğini kurdu. Kısa sürede onbinlerce işçi derneğe başvurmuş birçok sorunun üzerinde hiç durulmadığı anlaşılmıştı.

Ancak kısa sürede yayılan bu düşünce tehlikeli bulunmuş ve Reich Faşizmin ilk kıvılcımlarının görünmeye başladığı ülkesini terketme zamanının geldiğini anlamak zorunda kalmıştı. Daha sonra araştırmalarını geliştirmiş,Freud un bilinçaltı dediği şeyin kronik kas kasılmalarıyla aynı şey olduğunu bulgulamıştı. Reich yıllar süren serbest çağrışım yöntemini reddetmiş asıl çözümün direnmelerin ve vücut duruşunda kendini belli eden kişilik yapısıyla(Kronik kas kasılmalarının yarattığı biyo-psikolojik durum) mücadele ederek sağlanabileceğini öne sürmüştü. Vegetherapy adını verdiği bitkisel sağaltım yöntemini kullanarak tüm ruhsal sorunların orgazm(bedensel boşalma) güçsüzlüğü ya da korkusu denilen olgudan kaynaklandığını bulguladı. Ancak işte tam da bu noktada kendisine bu noktada kerşı çıkan ve karalamada bulunan popülist ruhçözümcülerin,orgazmın ne olduğundan habersiz olduğunu da keşfetti.

Geleneksel görüş,orgazmı sadece erkeğin fışkırma gücüne indirgemiş,ataerkil bir bakış açısıyla ereksiyon olamama sorunundan ibaret sayıyordu. Bununla birlikte de kadınlar genellikle ruh hastası sayılıyor boşalma yeteneği olan her erkek sağlıklı sayılıyordu. Gerilim-yüklenme-boşalma-gevşeme döngüsü ve cinsel ilşkinin bilinçsiz aşamasından kimsenin haberi yoktu ya da bu görmezden geliniyordu. Daha sonra birtakım bulguları ve gelişmeler onu hücrebilimine ve tıbbi araştırmalara itti. Tüm parasını kendi araştırmalarını yaptığı laboratuvarını oluşturmak için harcadı. Kanserin kökeninin ruhsal çöküntüye neden olan yazgıya boyun eğme olduğunu buldu.

Freud un libido dediği olgunun canlı organizmalardaki ölçülebilir bir enerji türü olduğunu buldu. Daha sonra birtakım tesadüfler(bilimsel buluşa neden olan hatalar) sonucunda 20. deneyi gerçekleştirdi. Bu deney saf sudan(mikroorganizmalardan arıtılmış) ilk canlıların oluştuğunu ispat ediyor mevcut biyolojinin değişmesini gerektiriyordu. Ancak ispatına rağmen bu bulgunun sonuçları klasik bilim tarafından görmezden gelindi. Orgon enerjisini buldu. Bu enerjiyi kullanarak Kanser tedavisi geliştirdi. Galaksilerin oluşum ve evrimini orgonomie(Bu bilime bu ismi vermişti) ile doğruya en yakın biçimde açıkladı. (Ölümünden iki yıl sonra (Yani 1959) aynı sonuç genişletilmiş Hubble kuramı olarak adı anılmadan Modern fizik tarafından yayınlandı. Fırtınaların,kuzey kızıllığının nedenlerini ve gelişimini açıkladı. Maddenin oluşumunu açıklayarak aynı canlıların cansızdan oluşumu gibi şu anda da oluşabildiğini iddia etti. Termodinamiğin 2. yasasının (Entropi artar) karşıtının da bulunduğunu bulgulayarak Albert Einstein ile görüştü. (Ancak Albert ın çok daha önemli işleri vardı anlamaya çalışmadı.) Gezegen yörüngelerinin eğik olma nedenini ve birçok doğa olayını daha açıkladı. Cloudbuster adını verdiği fırtına yapıcı ya da fırtına nötrleyici cihazı icat etti. (Bugün ardından giden bilinçsiz şarlatanlar yüzünden ABD de fırtına terörü yaşandığı düşünülmektedir.) Dünyadaki çölleşmenin ve iklim dengesizliklerinin orgon un karşıtı olan D.O.R aktivitesindeki artış olduğunu tespit etti.(D.O.R. yıkıcıdır ve entropinin artışını yani dağılmayı körükler. Bu ise insanların yarattığı elektrik santralleri nükleer tesisler vb. gibi yerlerden yayılan, orgon un sapmasından doğmuş enerjidir. Aşırı uyarılma. Aynı zamanda kentlerdeki baskı ve stresi yaratır diğer sebeblere eklenerek.

(D.O.R EVRENDE ORGON İLE DENGE HALİNDE VE ONUN ARDINDA İLERLERKEN GEZEGENİMİZDE İNSANIN ETKİLERİYLE DURUM TERSİNE DÖNMÜŞ OZON TABAKASI BİLE İNCELMİŞTİR. kRİTİK NOKTA AŞILDIĞINDA YANİ D.O.R. ORGONU GEÇTİĞİNDE YAŞAMSAL ORGANİZMALARDA GERİLEMELER VE ÖLÜM HIZLA YAYILMAYA BAŞLAYACAKTIR. BUNUN İLK İŞARETLERİ KANSER VE KALP HASTALIKLARINDAKİ ARTIŞ,BAĞIŞIKLIK SİSTEMİNİN ÇÖKMESİ VE KİTLESEL YIKIMLARIN VE COŞKUSAL VEBANIN ARTMASI OLACAKTIR.)


üretildiği ve yayıldığı yerlerdeki stresin ve baskının nedenlerinden birini oluşturur aynı zamanda. Çöllerin nasıl yeşillendirilebileceği üzerinde araştırmalar yaptı. Herkesin basitce kullanabileceği Orgon akümülatörü nü icat etti. Orgon enerjisi eksikliğinin Kişilik zırhıyla(kas kasılması,bilinçaltı,orgazm güçsüzlüğü) atbaşı gittiğini bularak birçok hastalığın tedavi edilebileceğini bulguladı.(Kanser,verem,kalp hastalıkları,nevroz ve psikoz gibi dirimsel hastalıklar aşırı kasılma ve ardından yarattığı streslerin en sonunda vücuttaki yaşam enerjisinin(Orgon) tüm vucuda yetmemesine neden olacak kadar etkiliyse yerel ölüme neden olurlar. Kasılmalar az enerjiye neden olacak az nefes almaya sebeb olurlar. Bu da kaygıyı ve acıyı azaltacak bir savunma mekanizmasını yani uyumlu kişiliği yaratırlar.)

Ancak tüm bu çalışmaları sırasında sürekli kovuşturmalara uğrayarak gözden düşürülmeye çalışıldı. En sonunda Harpers Pazaar adlı magazin dergisinin Mc Carty döneminde başlattığı karalama kampanyasında akıldışı suçlamalarla yargılandı. Enstitüsü kapatıldı ve kitapları yakıldı. 2 yıl ceza aldı ve hapishanede (garip bir şekilde) aniden kalp krizinden öldüğü açıklandı. (1957) O sıralar orgon enerji akümülatörlerini kar amacı gütmeden Halk a dağıtmayı ve yaygınlaştırmayı düşlüyordu. Her şeyi kimyasal tozlara ve kesip biçmeye bağlayarak büyük paralar kazanan ilaç sektörleri ile başı derde girmişti. Bugün hiçbir bulgusu çürütülememiş(ancak yoksayılarak unutulmaya çalışılır.) olan Reich in sadece Dinle Küçük Adam adlı eseri kitlelerce okunmakta diğer birçoğu (Bilimsel çalışmaları) anlaşılamamaktadır. Aynı şekilde gizlice diğer bilimsel ekoller (Kaos teorisi ve alternatif tıp örneğin) adını anmadan onun söylediği sonuçlara ulaşmaktadır. Orgonomie üzerine araştırmalar bugün daha çok Almanyada çok az bir bütçeyle yürütülmekte ABD de ise popülarize edilerek içi boşaltılmaya çalışılmaktadır. Reich Galiçyada bir çiftçi ailesinin oğlu olarak doğmuştu.(1897)
Önemli eserleri:
Kişilik çözümlemesi.
Bedensel boşalmanın işlevi.
Kanser.
Cinsel devrim.
Faşizmin kitle ruhu anlayışı.
Dirimin öldürülüşü.
Geleceğin çocukları.
İnsanın doğadaki yeri.
Cinsel ahlakın boygöstermesi.
Reich Freud u anlatıyor. (Çene kanserinden ölüm nedenini)
Ve binlerce deneysel çalışma raporu.

Chaos
Alıntı ile Cevapla
  #2  
Alt 29-04-2008, 15:45
Chaos Chaos isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 10 Apr 2008
Mesajlar: 174
Standart Re: Wilhelm Reich ve Orgonomy nin Doğum sancıları.

Wilhelm Reich Biyografi


1897 -- Wilhelm Reich 24 Mart'ta Dobzau/Galiçya'da dünyaya gelir. Babasi Leon Reich, annesi Cecilia Reich (kizlik soyadi: Roniger) dir. Anne baba, asimile olmus, ancak hristiyanliga geçmemis yahudilerdendir. Jurinetz/Bukowina'da topraklari vardir.

1900 -- Reich'in erkek kardesi Robert dogar. Freud'un "Rüyalarin Yorumu" yayimlanir.

1905 -- Freud'un "Cinsel Kuram Üzerine Üç Inceleme"si yayimlanir.

1909 -- Reich'in annesi intihar eder. Reich Czernowitz'de liseye gider. (Daha önce özel hocalardan ders almistir).

1914 -- Reich'in babasi veremden ölür. Reich çiftligin idaresini üzerine alir.

1915 -- Liseyi bitirir; cepheye gider.

1918 -- 1918/19 Kis sömestresinde, Viyana'da üniversite ögrenimine baslar.

1919 -- Ögrencilerin özel olarak düzenledikleri "Cinselbilim Topluçalismasi"; ruhçözümlemesi yöntemiyle ilk hastasina bakar.

1920 -- Viyana Ruhçözümlemesi Dernegi'ne girer.

1921 -- Dürtü enerji üzeri, Viyana Ruhçözümlemesi Dernegi'nde bir konusma yapar. Freud'un "Haz Ilkesinin Ötesi" yayinlanir. Reich Annie Pink (dog. 1902) ile evlenir. Annie Pink de tib okumakta ve ruhçözümlemesiyle ilgilenmektidir.

1922 -- Üniversiteyi bitirir; tib doktoru olur. Yoksullar için Viyana Ruhçözümlemesi Bakimevinde, ayrica Viyana Ruhçözümsel Sagaltim Topluçalismasinda çalismaya baslar. (Her ikisi de yeni kurulmustur).

1924 -- Reich topluçalismasinin baskani olur. Kizi Eva dogar. Ruhsal hastaliklarin toplumsal nedenleriyle ugrasmaya baslar.

1926 -- Kardesi Robert vereme yakalanir ve ölür. Sinir sisteminin islevsel dogasini, mekanist tasarimlar karsisinda savunan ilk basarili girisim olan, Friedrich Kraus'un, "Derinlik Kisisi" üzerine kitabi yayinlanir. (Bak. Dipnot 262).

1927 -- Subat: Reich'da verem olur ve birkaç ay Davos'ta bir sanatoryumda kalir. Bedensel Bosalmanin Islevi yayimlanir. 15 Temmuzda kendiliginden gelisen ve hemen bastirilan halk ayaklanmisinin da etkisiyle, Kommunist Partisine girer; Sosyalist Parti üyeligi de sürmektedir. Yaz: Marks'in Kapital'ini okur. Eylül: Kisilik Çözümlemesi Teknigi Üzerine yayimlanir.

1928 -- Kizi Lore dogar. (Pek etkin olmayan ) KP'nin eylemlerine katilir.

1929 -- Ocak: Sosyalist Cinsel Danisma ve Cinsel Arastirma Toplulugu kurulur. Viyana'da danisma merkezleri açilir. Diyalektik Maddecilik ve Ruhçözümlemesi yayimlanir. Eylül: Sovyetler Birligine'ne yolculuk eder. 13. Aralik: Reich'in girisimiyle "Devrimci Sosyal Demokrat Isçiler Komitesi"nin kurulus toplantisi düzenlenir.

1930 -- 3 Ocak: Reich'in çikardigi Devrimci Sosyal Demokrat gazetesinin ilk sayisi çikar. Bu yüzden 16 Ocakta SP'den çikarilir. Eylül: Viyana'da Dünya Cinsel Reform Birligi Kongresi yapilir. Berlin'e tasinir.

1931 -- Berlin'de Cinsel Siyaset ("Sexpol") Yayinevini kurar.

1932 -- Alman Komünist Partisi'nin bir yan örgütü olarak, Alman Imparatorlugu Proleter Cinsel Siyaset Dernegi kurulur. Parti, daha bir yil dolmadan örgütü dagitir.

1933 -- Mart basinda Viyana'ya kaçar. Mayistan sonra artik Kopenhagen'da sürgündür, çocuklariyla Viyana'ya giden karisi Annie'den ayrilir. Berlin Devlet Operasi'nin balerinlerinden, komünist Elsa Lindenberg (resmi nikahsiz ) Reich'in ikinci karisi olur. Mart ayinda Kisilik Çözümlemesi, Eylülde de Fasizmin Kitle Ruhu Anlayisi yayimlanir. Danimarka'da sürgündeyken, organizmanin islevi üzerine bütüncül bir tasarima ulasmak için, çesitli bilimlerin elde ettikleri sonuçlari kuramsal olarak biraraya getirir.

Kisilik çözümlemesi, bitkisel sagaltima dogru bir gelisme gosterir. ("Kas zirhi"ni kesfeder).

Alti ay sonra Danimarka'da oturma izni elinden alinir. Yeni bir sürgün bulmak için, Londra, Paris, Zürich, Viyana, Prag'a gider. Insanbilimci Bronislaw Malinowski'yle Londra'da tanisir; arkadas olurlar. (Malinowski'nin Trobriand'lar üzerine çalismalari, Reich'in Cinsel Ahlakin Boygösterisi kuramina temel olur).

Eylül: Yeni sürgün yeri olarak kendine Malmö'yü seçer; böylece København'daki ögrencileri ve çalisma arkadaslarina yakin olacaktir.

1934 -- Haziran: Isveç'teki oturma izni uzatilmaz. Yazi kaçak olarak Danimarka'da geçirir. Agustos sonunda Luzern'de yapilan 13. Uluslararasi Ruhçözümlemesi Kongresinde Reich, Ruhçözümlemesi Dernegi'nden çikarilir. Ekim: Oslo'ya yerlesir. Cinselligin ve kayginin elektrofizyolojisi üzerine deneylere baslar.

1936 -- Laboratuarini kurup, bion deneylerine baslar. Sovyetler Birligi'ndeki gelismeleri elestirdigi Cinsel Devrim kitabi yayimlanir

1937 -- Oslo'da A.S. Neill'le tanisir, arkadas olurlar. Bion deneylerin sonuçlari üzerine yayimlanan ilk haber, aylarca süren bir basin kampanyasini baslatir. Oturma izni yine tehlikeye girmistir. Reich'in bion arastirmasinin bir dali olan, kanser arastirmasi baslar.

1939 -- Agustos sonu: Profesör vizesiyle New York'a göç eder. "New School for Social Research"de ögretim üyeligi yapar. Orada yeniden Malinowski'yle karsilasir. Elsa Lindenberg Norveç'te kalmistir. Aralik sonunda Reich, Ilse Ollendorff (dog.1909) ile evlenir.

1940 -- Atmosferde orgon enerjisini kesfeder. Orgon biriktireciyle deneyler baslar.

1941 -- Ocak/Subat: Einstein'la karsilasma.

1942 --- Bedensel Bosalmanin Islevi ingilizce yayimlanir. Uluslararasi Cinsel Ekonomi ve Orgon Arastirmasi Dergisi kurulur.

1944 -- Oglu Peter dogar.

1946 -- "New Republic"te çikan bir makale Reich'a karsi bir basin kampanyasini baslatir. Bunun üzerine çok geçmeden Basin ve Ecza Idaresi (FDA), Reich'a ve orgon tibçilarina karsi sorusturmalarina baslar. Yaz: Rangeley/Maine yakinlarinda bir yer olan "Orgonon"a tasinir.

1948 -- Kanser yayimlanir.

1950 -- Aralik ortasi: Orgon ile nükleer isima arsindaki iliskiyi arastiran ORANUR -- deneyi baslar.

1952 -- Yaz: Hava durumunu etkileyen bir aygit olan "Cloud Buster"la deneylere baslar.

1953 -- Keyhoe raporunun yayimlanmasiyla, Reich uçan daireler sorunuyla ugrasir.

1954 -- Subat: Reich, FDA'in orgon biriktireçlerinin isletilmesi konusunda sikayeti üzerine, açilan davaya gitmez. Mahkeme tüm orgon biriktireçlerin, Reich'in ve çalisma arkadaslarininin tüm kitaplarini yoketmeyi kararlastirir. Haziran: Ilse Ollendorff Reich'tan ayrilir. Ekim: Hava durumunu etkileme deneyleri yapmak için, Arizona çölünde kesif gezisine çikar.

1956 -- 3-7 Mayis: Mahkemeye hakaret suçundan, Reich'a karsi dava açilir. (1954'de durusmalara gitmemistir). Karar: Reich iki yil hapis cezasina, Reich vakfi 10.000 dolar para cezasina, Reich'in bir çalisma arkadisi, Dr. Silvert de bir yil bir gün hapis cezasina çarptirilirlar. Orgon biriktireçleri ve kitaplar, FDA'in gözetiminde yokedilir.

1957 -- Ocak (temyiz davasi hala sürmektedir): Aurora Karrer (dog. 1924) ile nikahi kiyilir. 12 Mart: Temyizden bir sonuç alinamadigindan, hapse girer. 3 Kasim: Reich ölür.

1897'de Viyana'da doğmuş Avusturyalı pskianalist ve Freud öğrencisi. Gustav Jung ve Alfred Adler'in tersine #REDIRECT Sigmund Freud'un cinsellikle ilgili tezlerini daha ilerilere götürmeye çalışmıştır.

Uygarlığın cinsel ahlakının bireyler üzerindeki etkisinin kitleler nezdinde toplumsal yapıyı belirlediğini öne sürer . Aile yapsının burjuva karakterini, kadının üzerindeki cinsel baskıyı, psikolojik olarak sağlıklı ve sağlıksız bünyeler arasındaki temel farkları gündeme getirmiştir. Sağlıklı ve doyumlu cinselliğin varolabilmesi için özgür, sınıfsız bir toplumun varlığını öngörür. Reich'a göre cinsel özgürlüğün bulunmadığı uygarlık toplumunda insanoğlu hep büyük bir stres içerisinde yaşayacaktır.

Freud'la en önemli ayrılığı ise cinsellik ve saldırganlık içgüdüsü konusundadır. Freud'a göre nefret, öfke, saldırganlığa neden olan güdüler; sevgi, cinsel arzu gibi olgulara neden olan güdüler gibidir. Yani iki birbirine karşıt güdü, farklı iki kaynaktan çıkıyor. Wilhelm Reich ise, bunun böyle olmadığını, nefret, öfke gibi tepkilerin temelde sevgi,haz ve yaşama isteği gibi süreçlerin engellenmesi sonucunda, bu güdülerin id'den ego'ya çıkarken olumsuzlanıp dönüşmesi sonucunda olduğunu öne sürer. Kısacası nefret, yaşanmayan sevgiye karşı duyulan öfkenin ifadesidir.

İd, öz olarak hayvansal güdülerin temelidir. Reich'a göre idin temel niteliği acı verenden haz verene doğru yönelmesini sağlamaktır. Yaptığı araştırmalarda ilginç benzerlikler gözlemiştir. Acı tepkisi "içe bükülme", haz tepkisi de "dışa açılma" ile orantılıdır. Misal, bir insan korktuğunda kanı çekildiğinden "sararır" "solar"; ama heyecanlandığında, bir şey istediğinde dışa açılır, ona yönelir, kan deri yüzeyine hücum eder. Amipe elektrik verildiğinde yaratık içe büzülür. Beslenmek için açılır ve pseudopod (yalancı ayak)'larla "dışa açılır". İdin bu tip tepkilerini bu iddialarla doğal karşılar Reich. Asıl ilginç şeyler bundan sonra ortaya atılır. Reich'a göre idin tepkileri, yani vahşi hayvansal güdüler engellenmemesi gereken impulslardır. Bu impulslara ket vurulması halinde cinsel düş ve arzular hep gündem de olur ve ya vahşileşerek şiddet eğilimlerine dönüşür. Toplumda cinsel arzu ve güdülerin engellenmesi gerektiği iddiası, engellenmediği takdir de"cinsel başıboşluk ve saldırganlığın" artacağı düşüncesi nedeniyledir. Oysa güdüleriyle yaşamını sürdüren hayvanlarda bile bir kur dönemi vardır. Kaldı ki, insan idin üzerine bir ego kurar. Ancak cinsel özgürlük toplumu içinde yaşayan insanla, uygarlık toplumu insanının egosu arasında fark vardır. Uygar toplumlarda idin hayvani tepkileri "topluma zararlı" iddiasıyla "budanır". Aslında budanan en doğal cinsel isteklerdir, dışa açılma tepksidir, sevgidir. Bunun engellenmesi ego'da bilinçli bir nefrete, öfkeye dönüşür. İnsanın dışa açılması, hazza yönelmesi engellenir. Ancak egosu böyle öfke ve nefretle dolu insanların "dayanışma" gerektiren toplumsal ilişkileri kurması mümkün değildir. O yüzden bu öfke ve nefret bir daha bastırılır, superego denen düşünsel katman devreye girer. Süperego, yabancılaşmaya neden olan toplumsal ahlâkın oturduğu yerdir. İnsan alkol aldığında süperegonun fizyolojik üssünün bulunduğu beynin frontal cortex'inin geri çekilmesi, insanın egosunun az biraz yaşanmasına olanak verir. Alkol alıp sinirlenenler kavga çıkaranlar, ağlayanlar, idde bastırılan sevginin nasıl engellendiğini acı şekilde ortaya koyar. Egonun nefreti ve ezilmişliği ortaya çıkar. Bu yüzden kontrolünü kaybetmek istemeyen, egosundaki zaafı ortaya dökmek istemeyen katı insanlar alkol kullanımında çok dikkatlidir. Sonuç olarak Reich'a göre uygarlık toplumunun baskıcı cinsel ahlakı sevgiyi, cinselliği bu şekilde yasaklayıp daha sonra bu baskının neden olduğu nefretin yaşanmasına da engel oluyor. Reich'ın Bronislaw Malinowsky'nin Trobriand Adalarında yaptığı araştırmaya dayanan incelemesinde, cinsel özgürlük ile yaşayan bu toplumda tecavüz, hırsızlık gibi kelimelerin lehçelerinde bir karşılığı bulunmadığını anlatır. Yapılan araştırmalara göre genel psikiyatride "sorunsuz ergenlik çağı olmaz" dogması, bu tip ilkel topluluklarda ergenlik çağının yaşamlarının en mutlu dönemleri olduğu görülmüştür.

Reich, ayrıca doğrulanmış bir teorisiyle de gündeme gelir: Orgazmın işlevi ve mekanizması. sağlıklı bir sevişmede orgazm iki cins içinde aynı anda vuku bulan bir olgudur. Masters-Johnson Deneyi bu konuda ciddi bir veri sunmaktadır. Bakımevlerinde birçok hastadan edindiği bilgileri toplayan Reich, nevrotiklerin, psikotiklerin, anksiyete bozuklugu olanların,nemfomanyakların, melankoliklerin, şizofrenler ve daha nicelerinin hepsinde bu anlamda orgazm yetersizliği olduğunu görmüştür. İşte orgazmın bu sağlıksızlığının temellerini ise cinsel baskıya dayanan ahlaka kadar vardırmıştır.

Önce Avusturya Komünist Partisinden, Uluslararası Psikanalistler Derneğinden, en sonunda da Hitler'in işbaşına gelmesiyle ülkesinden, Norveç'ten, Fransa'dan kovulan Reich kapağı ABD'ne atmıştır. Bilimsel olmayan "veri"'lere dayanan Reich,(kabul edilmeyen reddedilen daha doğru. Somut veriler ve ölçümler reddedilemezler:Chaos) evrensel yaşam enerisini bulduğunu, cansız varlıktan canlı varlığa geçişi bu sayede anladığını iddia etmiştir. Bu coşkusuna sebebiyet veren ise mikroskop hatasıdır. (Spekülasyon. Kontrol deneyleri yapılmıştır. Resimler çekilmiştir,içten çürüme ve organizmanın oluşumunu deneyleyen onca deneyin mikroskop hatası olduğunu iddia eden sadece FDA dır. Kanıtlar halen türlü enstitülerde raflarda tutulmakta ancak Reich mevcut biyolojik dogmaları reddetmesinin istendiği özet önerilerini reeddettiğinden hasıraltı edilmektedir. Chaos) Daha sonra biyoenerji alanına eğilmiş, kanseri tedavi edebileceğini iddia etmiş ve yaptığı orgone (evrensel yaşam enerjisi) akümülatörüyle de sorunlara çare bulabileceğini iddia etmiştir. Daha sonra FDA (Federal Drug Administration) tarafından mahkemeye verilmiş ve tutuklanmıştır. 1957 da cezaevinde ölmüştür.

Vasiyetinde birçok "orgonomik" araştırmanın sonuçlarını bulduğunu söylemiş ve insanlığın bu bulguları anlaması için 50 sene geçmesi gerektiğini söylemiştir. Bu yüzden bilgilerinin 50 seneden önce açılmamasını istemiştir. 2007'de bu vasiyeti uygulanacaktır. Türkçe'ye 13 kitabı çevrilmiştir. Faşizmin Kitle Psikolojisi, Cinsel Devrim, Cinsel Ahlakın Boygöstermesi, Dinle Küçük Adam, Kişilik Çözümlemesi,Orgazmın İşlevi, Kanser, İnsanın Doğadaki Yeri önemli eserlerindendir.

Wikipedia dan alıntı
Alıntı ile Cevapla
  #3  
Alt 29-04-2008, 15:47
Chaos Chaos isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 10 Apr 2008
Mesajlar: 174
Standart Re: Wilhelm Reich ve Orgonomy nin Doğum sancıları.

Cloudbuster üzerine bir canlandırma

Alıntı ile Cevapla
  #4  
Alt 29-04-2008, 15:48
Chaos Chaos isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 10 Apr 2008
Mesajlar: 174
Standart Re: Wilhelm Reich ve Orgonomy nin Doğum sancıları.

Olabildiğince anlatmaya çalışıyorum ancak bahsettiği konular çok kapsamlı ayrıntılı.

Bir kaç deneyini uyguladım bir kaç arkadaşımla pozitif sonuçlar verdi. Özellikle organizmanın tepkisel psikoloji oluşturması ve kas kasılmalarının belli coşkuları tuttuğu konusundaki vegetherapy uygulayımında insanlarda ani ağlama tepkileri, unutulmuş anıların birden ortaya çıkması, sinirsel ketleme ve psikolojik direnmenin yarattığı kitlenme durumlarıyla karşılaştık.

Mikroskoptaki canluı hücre inceleme sırasında biolojil bir plazma içi döngü olduğunu da gözlemledik. Bunun dışında Orgon Akümülatörü bir iki aksilik ve önemli hataya rağmen tarafımızdan yapıldı. Yaptığımız hatalardan dolayı (Çok büyük iç hacim, materyal eksiği ve demircinin metal plakaları boyamış olması) insana uygun değildi fakat bitkilerle kontrollü deney yapıldı.

Orgon akümülatörü içindeki aynı tohumdan olan ortak gen özellikli bitki, dışındakinden çok daha hızlı ve sağlıklı bir gelişim gösterdi. Bu da Reich in bahsettiği yaşam emnerjisinin aslında doğada bulunduğu ve canlılarca depolandığı tezini, ve orgon akümülatöründe yine kendisinin geiger-müller sayacıyla kanıtladığı ters entropi yi ve içerdeki enerji birikimini kanıtlıyor.

Cloud buster konusunda bir deneyimim yok. O oldukça tehlikeleri de olan dikkatlice yapılması gereken çalışmalarından. Sırf bu yüzden ABD de dengesiz fırtınalar çıkaran(cloud buster ları kurup ortada bırakan maceracı ve ciddiyetsiz amatörler) olaylar mevcut. Ayrıca bu bilim de parapsikoloji ile uğraşan bazı şarlatanların eline geçebiliyor. Örneğin nette orgon yüklenmiş materyaller satanların,gizemci bazı orgonomist olduğunu öne sürenlerin bu bilim ile bir ilgileri yoktur.

Ayrıca bu bilimin eylemleri ABD de büyük oranda kısıtlanmıştır. (Enstitüsü kapatılıp kitapları yakıldı) ABD ndeki Orgon enstitüsü de ailesi tarafından garip bir biçimde Reich müzesi haline getirilmiştir ve Reich tişörtleri ile net üzerinden yüksek ücrete Orgon Akümülatörü satmaktadırlar. (Reich bazı hastalık tedavilerinin nasıl yapılacağını insanlara öğretebileceğini söylemiş ve orgon akümülatörlerini maliyeti karşılığında dağıtabileceğini söylediği anda peşini bırakmayan karalama ve davalar sonucu sonunda tutuklanmıştır.)
Şu an daha çok Almanya da faaliyet göstermektedir. Ancak kanıtlarına rağmen bazı bulguları tutucu kesimi Darwin teorisinden daha fazla kızdıracak sonuçlara sahip olduğundan, ayrıca ilaç sektörleri tarafından özellikle de Kanser ve AİDS konusunda kandırıldığımızı iddia ettiğinden ve bunun ötesinde modern biyolojinin saprofit bakteriler konusundaki deneylerin ile bu konuda yanıldığını iddia ettiğinden egemen biliöm tarafından hasır altı edildiği bir çok nokta mevcuttur. (Aslında materyalist bilim o kadar da materyalist değildir bu açıdan; örneğin canlılığın temelini uzayda arar. Orgonominin XX. Deneyi Miller deneyinin ın neden her şeyi açıklayamadığını gösterir.XX. Deneyin kanıtları halen Avrupadaki bir enstitüde tutulmaktadır. Ancak Reich organizmaların mikroskop hatası olmadığını kabul ettiği halde sonuçlara dair biyolojininm mevcut paradigmalarını eleştirmeyen özeti önermesi yüzünden yıllığa alınma talebini reddetmiştir. Reich e göre bu dogma aşılmadıkça insanlık, hayatın nasıl oluştuğunu, hastalıkların tedavisini mekanik yollarla tam öğrenemeyecek, sahtekarlığa meyilli mistik öğretilere ve uzaylı şarlatanlara zemin hazırlayacaktır*)

Bir başka not. Geliştirdiği yöntemlerle sıradan bir psikolog iken üne kavuşan Reich tüm kazancını (100 bin dolar civarı olduğu söylenir) enstitüsüne yatırdığı için meslektaşları tarafından delilikle suçlanmıştır.

Chaos
Alıntı ile Cevapla
  #5  
Alt 29-04-2008, 15:49
Chaos Chaos isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 10 Apr 2008
Mesajlar: 174
Standart Re: Wilhelm Reich ve Orgonomy nin Doğum sancıları.

*Modern Bilimin Son Dogmaları: Madde enerji döngüsünü bile laboratuvarda gözlemleyen bilim, enerji bilimsel işlevciliği reddeder. Maddeye birtakım önkabullere dayalı erekler yüklerken (ör: foton un kısa yolu takip etmeye meyledişi gibi dogmatik bir açıklama üslubu) enerjinin hareketinin de maddeninki kadar bir imlemi olduğunu esgeçer.Bu noktada genellikle doğu tıbbına özgü söylemleri enerji bilimsel işlevcilere yakıştırarak kendinin materyalist enerji bilimcilerin mistik olduğunu öne sürer. (Aslında gerçek, kendisinin materyalist bir "ilk madde"den açıklama yaparak idealizmi bilime sızdırarak tanrıyı aradığıdır.)

Orgonomi, Gezegenlerin çoğunda var olan ve onların eğilmesine de neden olan manyetizmanın dinamiğini açıklamıştır. Ancak enerji bilimsel açıklamaları dikkate alınmasa da bilimin yıllar sonraki bulgularına garip bir biçimde temeller hazırlar(Ör: galaksi evrimleri konusundaki sonradan haklılığının ispatlandığı öngörüsü. Bunun dışında tüm kaos teorisi 1933 den beri orgonominin bahsettiği sarmalların matematiğini oluşturmaya çalışır. Açık matematiksel sistemlerin gerekliliğini ve kapalı sistemlerin hataya neden olduğunu orgonomy çok önceden açıklamıştır.)

Bugün de virüse benzer T basillerinin zayıf dizgeli organizmaların ölen kan ve doku hürelerince yaratıldığı, güçlü dizgelerin ise PA denen mikrop ve bakterileri kötürüm eden kabarcıklara dönüşebildiği kabul edilmez. Reich bu yolla üzerinde tıbbi olarak hiç bir belirti olmayan kanser vakaları tespit etmiş ve erken teşhis ile tedavisini yapmıştır. (Moder Tıp o zamanlar ur olmadığında kanseri teşhis edemiyordu şimdi de daha çok bu bozunmanın olmasından sonra teşhiş eder. Ur yoksa kanser yoktur. Ancak Reich e bitkinlik ve halsizlik hayata karşı kayıtsızlık gibi şikayetlerle gelen solgun yüzlü tıbben ise sağlıklı bazı sağlıklı hastalarda % 85 T tepkisi yani kansere yatkınlık denen olgu gözlenmiş hemen enerji takviyesi ve vegetherapy ile tedaviye alınmıştır. T tepkisi Reich e göre Kanserin nedenidir. Mikroskop altında kanserli hücrelerin sönük, sağlıklı kan ve doku hücrelerinin ise mavimsi yeşil bir şekilde parıldadığı bir enerji saçtığı görülür. Kanserli hücrelerde bu enerji halkası çok azdır. (Çünkü kanser, enerjisini yitirdiğinden eski prokaryotlara dönüşen yani amitoz bölünen hücrelerden oluşur. Hücrelerin aşırı çoğalması denen düzensiz büyüme nedeni budur. İşbirliği sona ermiş hücre ilkel haline dönerek başının çaresine bakmaktadır.) Ayrıca gazışıl flüoresan da orgon a tepki gösterir bu şekilde ışıma gücüyle kas kasılmasının neden olduğu kan dolaşımının ve enerji akışının ketlendiği bölümler anlaşışlabilmiştir. Kanserli bölümlerde hemen hemen hiç ışıma olmaz. Ölü hüvrelerde de hiç olmaz.

Bu noktada modern bilimin kimyasallarla doldurmaya çalıştığı bir noktaya daha değinmeliyiz. Moden biyoloji ve Tıp ölüdür. Tüm çalışmalarını idealize ettiği morfolojik hücre organellerinin sayısı ve biçimine göre betimler. Hareket halindeki bir canlıyı incelemek çok zor ve zaman alan bir durum aldığından ölü hücrelere dayanarak canlıyı açıklar. Ancak bu noktada "ölüm" olgusunu açıklayamamaktadır. Formaldehit içindeki organizma, bir nevi biyolojik koruma mekanizmasıdır. Asidik olan bu yapı hücrelerdeki suyu çeker hücreler tamamıyla ölür ve zarlaşır. Bu nedenle morfolojileri bir süre sabit kalır ve çürüme yani yaşayan hücrelerin işbirliğini terk etme ve ayrışma eylemi gerçekleşemez. Ancak bu ölümü de açıklayamamaktadır. Canlı varlığın tüm organelleri tamir edilse de bir kez öldü mü tekrar diriltmek asla mümkün değildir. Onu canlı kılan organlarından başka bir şey olmalıdır ve görünüşe göre bahsi geçen kimyasal işlevlere de bu enerji sağlamaktadır. Aslında bu "yaşam enerjisi" diye adlandırılmış bilinen bir olgudur. Fakat bu yaşam enerjisinin bir eyleminden bahsettiğiniz anda materyalist bilim sizi "mistik" ilan edebilmekte parapsikoloji ve ruhçuluk gibi konuyla hiç alakası olmayan suçlamalara maruz bırakabilmektedir. Orgonomi ye göre insanların "ruh", "hayat" dediği olgu açıklığa kavuşturulmuştur. Ruh ölçülebilir kaybedilip kazandırılabilir hastalık tedavisinde kullanılabilir bir kavramdır ve optimal halimni koruyup korumadığı "orgazm tepkisi" ile belirlenebilmektedir. Canlıların çiftleşme arzusunu ve çoğalmasını yaratan bu olgunun sağlıklı bireylerde uyumluluğa sağlıksuız olanlarda durdurulup nefret ve öfkeye yani türlü sinirce ve psiikotik vakalara dönüşen "orgazm korkusu" yani yaşama korkusu olduğu tespit edilmiştir. Bunun vücut hücrelerini etkilemesi, birey çok kötü koşullarda yaşıyor ise tekil ya da bulaşıcı (ortamda benzer zayıf dizgeli bireylerin miktarına göre) ölümcül hastalıklara *eğer dizgesi daha güçlü ise yani henüz yazgısına boyun eğmemiş ve dengesizlik patolojik örselenme yaratamamışsa şiddet ve saldırganlığa dönüşmektedir.

(patolojik olarak kanser,veba,AİDS,kalp damar,ülser, astım vb. veya psikolojik olarak Kitlesel biçimi coşkusal veba olan, sinirceler,nevrozlar ve onun çok daha güçlü dizgelerdeki ilerlemesi halinde beyni de örseleyen bir biçimi olan tamamıyla yanlış anlaşılan ve yanlış tedavide ısrar edilen Şizofreni. Bu hastalıkların hiç birinin en temelde mikroplarla veya virüslerle ilşkisi yoktur. Genetik yatkınlık denilen ise sonradan oluşmuş bir denge bozulmasının sonucudur. Temel olarak aynı çevrede yetişen bireylerin ailelerindeki diğer bireylerde de görülebilen benzer hastalıklara yakalanması veya katı dindar ailelerden sıklıkla şizofren çıkması tesadüf değildir bu olgular birbirini türlü ketlemelerle beslemektedir. Tüm ölümcül hastalıklar yaşamı sürdüremeyevcek düzeyde enerji azlığından, psiko-nevrotik sinirceler, enerji azlığı ile karın ve yürek bölgesinde yoğunlaşan duyumları derine bastırmadan, şizofrenik rahatsızlıklar ise aşırı yüksek enerjinin üreme organları bölgesine akışının reddinden dolayı beynin sinir dizgesine hücum etmesi ve vücut duyumlarının vücut dışına taşarakdışardaymış gibi algılanmasının sonucudurlar. Ancak her birinin tek tek ve ayrıntılı betimlemesinin yapılması ve direnmelerin aşama aşama kırılarak orgon enerjisi de kullanılıp acıyı azaltmak için ketlenerek azaltılmış yaşam enerjisi olağan durumuna geri getirilerek çözümü gerekmektedir. İlaç tedavileri belirtileri ortadan kaldırırlar sorunun kaynağına inemezler.)

Aynı şekilde Orgonominin modern bilime dair bir başka dogma suçlaması da vücuttaki kimyasalların bir sonuç olduğuna dair düşüncedir. Örneğin bazı hastalıkların teşhis ve tedavisinde doktorların kimyasallar içinde boğulduğunu söyler. Ölüme mahkum edilmiş bir kanserlinin orgonomi yöntemi ile urlarını erittiği bir hastayı test için hastaneye gönderen Reich hiç bir doktorun bu urların nasıl yok edildiğini merak etmemesini de bilimsel hiyerarşiye yani kurumun profesörü onaylamadıkça hiç bir bulgunun kanıtı olsa da geçerli sayılmaması dogmasına bağlar. Bilim adamlarının bir çoğu kimyasalları ezberleyip anlamını yorumlamamaktadır. Bununla ilgili olarak bir trenin tüm materyallerini ezberleyipo not alıp nasıl çalıştığını bilmediğinden hareket de ettiremeyen kişi benzetmesi yapar modern biliminn bu yönüne dair. İşin o kısmı da haliyle yine Tanrılara ve Dini otoritelere bırakılmış olur.

Daha başka bir dogma suçlaması saprofitlerdir. Saprofitler ölü canlı bulduğu gibi üzerinde çoğalmakta fakat her nasıl oluyosa çürüme içten başlamaktadır. Reich, cansızdan canlı oluşturduğu XX. deneyi ispat için saf suyun içinden tonlarca hava geçirir. Ama bir iki çubuk bakteriden başka bir şey bulamaz. Bunun yanında aynı suya ölü bir yaprak daldırıldıktan kısa süre sonra yaprağın ayrıştığuı ve suyun içibnde bir çok amibimsi oluştuğu gözlenir. Bunun fotoğraflarını da çekmeyi başarmıştır. Ama modern bilimin tutucu dogmatizmi bunlara gözünü kapar ve "mikrop bulaşmış" der. oysa mikrobun bulaşacağı hava aynı sudan geçirildiğinde ya da suyun ağzı açık bırakılıp haftalarca bekletilse de her neden se bu mikrop o zaman bulaşmaz ölü ot dan bulaşır sadece. Reich e göre tıpkı maddenin yapıtaşları gibi organizma da ölüp orgon unu yitirince temel haline geri ayrışmakta bu daha ilkel forma enerjilerini yitirerek dönen hücreler yüzünden de bir sürü bakteri ve çürükçül görülmektedir ölü organizmada. Bu yüzden de çürüme deriden değil içten başlamaktadır çünkü iç organlar daha önce enerjisini yitirmektedir.

Aynı şekilde XX. deney, sadece su ve orgon un başka hiç bir şeye gerek duymadan ani ısuı farkıyla, yani donma ve ardından gerçekleşen soğuöma ile suyun bir özelliği nedeniyle cansız canlı tepkisi verir hale gelmektedir. Bu aslında yeni bir evrenin ortaya çıkmasından ve aynı dizgenin orada sürmesidir. Su çözücüdür ve zarlı bir yapısı vardır. Görünebilen(bize görünen) ışık dışındaki Tüm ışınları absorbe eder. O yüzden gözümüze geçirgen yani saydam görünür.

Aslında su tüm maddelerden daha az saydamdır. Yani su aslında spektrumun kırmızı ve mor arasındaki dalga boyuna sahip ışınlar dışındaki diğer tüm ışınlar açısından geçirimsizdir. (Eğer kırmızı ve mor dışındaki renkleri görebilip tam tersine sadece kırmızı ve mor arasını göremiyor olsaydık su simsiyah bir madde olarak görünürdü. Bize siyah görünen maddeler de çoğunlukla sadece görünür ışığı geçirmeyenlerdir). İlginç olan suyun geçirdiği tüm ışınlar bizim ve çoğu organizmanın hatta hepsinin görebildiği spektrum aralığıdır. (Vücudumuz da büyük oranda sudur bunları aklınızda tutun.) Bu özelliği ile suyun yüksek miktarda enerji tutuculuğu olduğu da söylenebilir. Uzun süre ışığa maruz kalan su donduğunda tam ortasında sarı bir noktanın oluşmasına neden olur.

Ancak su erirken biriken bu enerji entropiye rağmen birden bire serbest kalamaz. Suyun içinde suyun moleküler yapısından ötürü içinde hapsolup dönmesini sürdürür. Sıvı içindeki bu hareket bir nevi evren oluşturur. Enerjinin göze görünmeyen tüm eyllemleri suyun hareketi yavaşlatarak aktarımı sayesinde görünür hale gelir. (Işık bile suda daha yavaş hareket eder sabit olan boşluktaki yayılma hızıdır) Bu en ilkel su ve enerji daha yoğun bir ortam oluşturur. Entropi ilkesine göre dağılması gerekirken yani içindeki enerjinin dışarı çıkması, bunun yerine zar içinde dönmeye başlayan enerji ve dışarıdan kendisine eklenen madde ve enerjinin eklenmesiyle kendiliğinden hareket eden garip bir mekanizma oluşur.

Bu en ilkel canlıların tatlı sularda oluştuğunun da kanıtıdır. (tuzlu su böylesi zarsı yapıları kolayca üretemez saf sular ve göletler cansızdan canlıların oluştuğu ilk organizma kuluçkalarıdır ve bu durum hala devam eder.) Madde ve enerjinin bu birlikteliği belli organizasyonlara dönüşür çünkü birbirine eklenen bu yapıları engelleyebilecek bir bozucu ilke yoktur. Entropi suyun moleküler zar yapısını ayrıştırıramadığından yeni organizmaların ve tabi hatta organizmaların bu şartlar altında oluşmaması imkansızdır. Kimyasal olaylar bunlarla birlikte olan diğer olayların açıklamalarısdır şu bir gerçektir ki içinde enerji barındırmayan hiç bir canlı yoktur ve maddenin olduğu kadar(hatta daha da fazla asıl imlem) enerjinin de belli bir dizgesel hareketi mevcuttur ancak sıvı madde içindeki enerji hareketi bu şekliyle organizma ve canlı dediğimiz sürecin oluşumuna neden olmuş görünmektedir. XX. Deney defaslarca tekrarlanmış akademilerce aksi ispat edilememiş fakat bu olgunun Darwin teorisinin bile maddenin şuuru gibisinden ters mantıkla çürütülmeye çalışıldığı bir çağda anlaşılması halen zor görülmektedir. (Reich haklıysa 50 yıl sonra yani bugünlerde açıklanacak vasiyeti ve belgeleri *bu sefer belki üzerine gidilebilmesini sağlayabilir. Öldürüleceğini anladığında biçtiği zaman 50 yıldı.) Umarız yine dogmatizm kazanmaz.

Not: Olabidiğince temel noktalara değinmeye çalıştım kısaca. Reich in kitaplarından konuyla ilgili gerekli ve daha aydınlatıcı bilgiler bulunabilir. Söylentilere aldırılmamalıdır Reich tüm kurumları karşısına almış hiyerarşiyi *ve bilimdışı politik otoriteleri ciddiye almayan yüzyılın belki de en muhalif bilim adamıydı. Ünü ve bulguları somuttur salt varsayımlara dayanmaz.

Chaos
Alıntı ile Cevapla
  #6  
Alt 29-04-2008, 15:52
Chaos Chaos isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 10 Apr 2008
Mesajlar: 174
Standart Re: Wilhelm Reich ve Orgonomy nin Doğum sancıları.

Libido-Orgon

1. Bölüm

Bu konuyu seçtim konuşacak ve uzun olacak gibi her türlü karmaşıklık yaratıldığından dolayı bu kavramın üzerinde. O yüzden okumaktan sıkılanlar hiç başlamasın. Düşünürken, konuşurken veya yazarken karmaşık düşüncelerin zihnime geviş getirir gibi tekrar tekrar gelmesine engel olabildiğimden ve kestirip atıp etiket yapıştırarak ego mun aptalca savunma mekanizmasını devre dışı bırakabildiğimden konu uzayabiliyor o nedenle mazur görünüz. Ayrıca aşağıdaki bilgileri hiçbir kitapta ya da kütüphanede bulamazsınız tamamı benim araştırma, deney ve saptamalarımdır.

Konuya girmeden önce bu kavramın tanımını bir yapalım. Kavramı ortaya atan Freud bunun içgüdüsel enerji olduğunu söyler. Kısaca cinsel istek olarak dile getirilmiştir fakat bu dar çerçeve onun ne olduğunu değil, daha çok karalamak amacıyla ucuz espri konusu haline gelmesine neden olmuştur. Buna neden olan en büyük hatayı Freud un kendisi yapmıştır ortaya atıp deneysel olarak ortaya çıkardığı halde sonradan bu kavrama karşı döneklik etmesinden dolayı. Eh bir yaratıcının yarattığı şeye karşı yapabileceği en büyük azap ve kötülük de bu olmalıdır; çünkü olguların içinden çıkamayacak bir tanrı oluvermiştir bu son eylemiyle Sigmund Freud. Sonuç olarak da kendisine verilen bu otorite alaya alınarak geri alınmış ve halen unutturulmaya çalışılan boş bir kavrama dönüştürülmüştür libido kavramı. Tanrı yine ölmüş inananlar yeni tapınaklarının inşasına çoktan başlamıştır.

Modern Psikolojinin yeni inancı, bir çeşit şehir dinidir. Kitabı da genetiğe dayalı gizemli işaretlerde kaybolmuştur. Tüm uygarlık hastadır ya da buna yatkındır görüşü reddedilmese de (Freud un cinsel güdülerin yüceltilmesi ve uygarlık ilişkisi arasında yaptığı saptaması)bu tez ileriye götürülmemiş tersine vaz geçilerek yozlaştırılmıştır. Artık ruhsal sorunların da nedeni ilk insandan bize aktarılan bozuk genlerle açıklanmıştır modern kadercilik anlayışına doğru geri evrim geçirerek. Oysa somut gerçekler bunların çok çok dışında ve sarsıcıdır ve yaşamı da istesek de istemesek te bu tür gerçekler yönlendirir.

İlk olarak Freud un psikoloji de devrim yaratan görüşlerine bir bakalım. Bazı garip hastalıkların ve deliliğin varlığı tarih öncesinden beridir bilinen bir olgudur. Bin yıllar boyu insanlar bunları kötü ruhlara cinlere bağlamış çözüm olarak da işkenceyle vazgeçirmeyi ya da diri diri yakmayı uygun görmüşlerdir. (Diri diri yakılanlar özgürlük isteyen kötü ruhlu deliler olarak kabul edildiği için kurtarılmışlardır böylece şeytanın hakimiyetinden) Bu noktayı aklımızda tutalım çünkü her şey birbiriyle bağlantılıdır. 1900 lü yıllara doğru oldukça gelişen ve pozitif deneylerle artık özerkliğini kazanmış olan diğer bilimler gibi tıp bilimi de bu konuda bazı önemli gerçeklere kavuşmuş durumdaydı. Artık mikrop denen bakteri veya virüsler bilinmekte hastalıkların sadece kötü yaşamaktan olmadığı anlaşılabiliyordu. Atatürk'ün doğduğu yıl tıp fakültesinden mezun olan Freud da artık bir şeyler değişmeli eksikler var insan zihinlerinde diyerek yoğun çalışmalarına başlamıştı bile. Devrim yaratan ilk deneyimi histerikli bir felç vakası olan tekerlekli sandalyeye bağımlı genç bir kadının Dr. Breuer tarafından yapılan hipnoz sırasında normal bir şekilde yürüyebilmesini görmesi olmuştu.

Öyleyse zihni durumlar patolojik(dokusal-bedensel) hastalıklar yaratabiliyor demekti bu. Yani düşünce ve zihin sadece kavram değil somut etkide bulunan bir olgu olmalıydı. (Bugün bile modern tıp bunu reddedemese de üzerinde durmamakta işi salt kimya ile çözme uğraşındadır. Oysa giderek yaygınlaşan uzak doğunun alternatif tıp yöntemlerinin temeli bu bileşiklik üzerine kurulu olduğundan tedavisi imkansız denen bir çok vakayı iyileştirebilmektedir) Freud, bununla ilgili nöroloji çalışmaları sonrasında yaptığı birtakım deneyler ve o zamanlar pek tutulan psikolojik yaklaşımların desteği sayesinde kendi kuramlarını geliştirmeyi başardı. Bu yıllar Freud un ilerleme yıllarıydı ve dehası her sorunun üstesinden gelebilmesini sağladı. Hipnoz un sadece tanımı kolaylaştırmada işlevi olduğunu ancak tam bir iyileşme sağlamadığını görünce Breuer le görüş ayrılığına düştü ve yolları ayrıldı. Ancak bulguları akılları karıştıracak kadar etkili oldu bunun ardından.

Freud insan zihninde saklı bir yanın bulunduğunu çalışmaları esnasında fark etmişti. Bir çeşit hafıza yitimi de yaratarak sarsıcı deneyimi unutmaya çalışan zihin, bu anıların baskısının aslında silinmeyip daha da yıkıcı biçimde etkide bulunması nedeniyle bedensel ve ruhsal rahatsızlıklar yaratıyordu. Bu bir belirtiydi. Freud bu nedenle serbest çağrışım yöntemini geliştirdi. Amacı aşama aşama ilerleyerek hastalık yaratıcı bastırılmış zihni işlevin hatırlatılmasını sağlamaktı. Ancak bu uygulayım çok fazla deney, tecrübe ve sabır gerektiren bir çalışmaydı. Birçok çalışma arkadaşı ile birlikte bakım evi deneyleri dönemini başlattı. Bu deneyler bilinçaltı dediği olgunun açıkça ortaya çıkmasını sağladı. Ancak felç e ve ölüme kadar ilerleyebilen bu tür ruhsal bozukluklar başka bir olguyu daha ortaya dökmüştü. Bu duyguların hepsi cinsel içerikli bastırma çabalarıydı. Deneyler, ruhsal bozuklukların bilinenin çok daha ötesinde ve yaygın olduklarını gösteriyordu; oysa bugüne dek bunun sadece aşırı biçimleri hastalık olarak adlandırılmıştı. Öz kardeşine karşı takıntılı cinsel arzu hisseden bireyler tüm cinsel duyumlarını bastırarak histeri krizlerine yakalanıyor fakat bu durumlarının ilk ortaya çıkış anını zihinlerinden silmiş oluyorlardı örneğin.

Aslında bu tür anıları silme çabası sürekliydi ve hasta günlük enerjisinin çoğunu bunu unutmak ya da saklamak için harcadığından iradesi zayıflıyor,giderek ruhsal ve bedensel açıdan hastalığa yatkın hale geliyordu.Ya da ölme, öldürme arzusu hisseden aşırı mutsuz insanlar aslında ebeveyninin onu reddetmesinden dolayı sürekli olumsuz bir karakter geliştiriyor, uyumsuzluğu ile dikkati üzerine çekmeye çalışıyordu. Buradaki reddedilme cinsel arzuya dayalıydı ve varlığı anılardan da silinmiş çok derinlere gömülmüştü. Freud çağrışım metodu ile bu anıyı tekrar canlandırabildiği anda kişi birden büyük sarsıntıya uğruyor kaybolan anının ortaya çıkmasıyla birlikte hastalık etkeni de birden yok oluyordu. Bakım evi deneyleri bilinçaltı oluşumu ile kaslarda var olan kronik kasılmanın da paralel olduğunu gösteriyordu. Yani aslında kişi vücut duruşuyla 'ben böyle olmak zorundayım başka çarem yok' diyordu.

Ancak Freud bu olgunun üzerinde pek durmadı daha çok libido kavramına yöneldi bunun yerine.(Bu olgu üzerinde Wilhelm Reich çalışmış ve vegetherapy yi yani bitkisel sağaltım ı geliştirmiştir. Bu yöntem binlerce yıldır doğu tıbbında da kullanılır ancak kökeni mistik inançlarla iç içe olduğundan modern tıbbın makineci yozlaşmışlığının karşısında, doğu tıbbının çilekeş mistik yozlaşmışlığı bulunur.) Freud a göre libido cinsel arzu olarak hissedilen yaşam enerjisiydi ve toplumun oluşabilmesi adına bastırılması zorunlu kılınmıştı. Kişi gerçek arzuları olan içgüdülerine göre yaşamak ile toplumun gerekleri olan yasalar ve inançlar arasından seçimler yapıyor bağdaştıramadığı noktalarda da toplumun etkisiyle giderek hastalanıyordu.

İd, ego gibi kavramlar bunun üzerine ortaya atıldı. Bilinçaltı sürekli olarak hedefe yönelirken, ego onun düzenleyicisi ve yöneticisi olarak onu sürekli bastırıyordu. Freud uygarlığın oluşabilmesi için bunun şart olduğunu da öne sürmüş, bu tür arzuların yüceltilmesi sayesinde sanatsal yönelimlerin, ustalığın kısaca modern uygarlığın oluştuğunu söylemiştir. Örneğin acı çeken bir âşık bunu çok yoğun yaşarsa intihara gidebileceği gibi sanata da aşırı odaklanabilir. (Çocukluktan beri bu yeteneğe zaten sahipse bu durum bir dahi nin doğmasına da neden olabilir) Her ikisi de durdurulamayan birleşme arzusunun yerine koyduğu başka bir doyum mekanizmasıdır. Ancak denge bozulup gerçeklikten ayrılırsa bu hastalık biçimine dönüşmüş kronik bir çatışkı demektir ve kişi yaşamda tutunamaz sürekli yaşadığı çatışkılar dolayısıyla.

Freud cinsel arzuların ergenlik döneminde birden ortaya çıktığı görüşünü de reddetmiş, libidonun doğumdan ölüme dek hazza ve tatmin e yönelik eylemde bulunduğunu söylemiştir. Bu noktada bebeğin meme emerken cinsel haz aldığını çocukluğun sırasıyla oral, anal, genital cinsel dönemlerden geçerek, ergenlikten sonra yetişkinliğe ilerlediğini öne sürmüştür. (doğumdan sonraki ilk üç yılda bu dönemler sona erer ve kişilik temeli oluşur. Ketleme yoksa genital döneme ilerler; varsa bir önceki diğer ilkel dönemlere dönerek takıntı ve hastalık oluşturur.)Ancak bu dönemler de uygarlığa has olduğu için Freud Oidipus karmaşası gibi durumları topluma anlatmayı başaramamıştır. (ya da kadınlarda elektra kompleksi; hep aynı ortamda büyüdüğü için çocukların ebeveynlerinden karşı cins olanla vakit geçirmekten daha çok hoşlanması ve ondan etkilenmesi durumu. Aslında bu bireyin cinsel kimliğini de yaratan pozitif bir ilgi iken, bastırmalar bunu saplantıya, hatta genetik hermafroditizm ile alakası olmayan eşcinselliğe de dönüşen sapmalara dönüştürür.)

Freud'un asıl çatışkısı, yüzyılımızın dâhilerinden Wilhelm Reich'in de onu terk etmesine yol açan (Baş asistanıydı) kavram çatışkıları olmuştur. Örnek verecek olursam, çocukların cinsel haz yaşadığını öne sürmek hasta toplum için dehşetli bir söylemdir. Çünkü içinde barındırdığı sapmaya uğramış hastalıklı ve bastırılmış yapılarından ötürü ne cinselliğin asıl manasını ne de çocuk cinselliği ile yetişkin cinselliği arasında ayrım yapma kabiliyetinden uzaktır sıradan toplum. Çocuk cinsel haz alıyor derseniz bunu kendi bastırılmışlığının belirtisi olan bütün karşı cinsi düzmek istemek gibi algılayacaktır. Zaten birçok yetişkin ebeveyn de çocuklarına karşı cinsel kıskançlık ve sahiplenme güdüsüne sahiptir aynı bastırma işlevleri ile yetiştirildiklerinden.

Chaos
Alıntı ile Cevapla
  #7  
Alt 29-04-2008, 15:53
Chaos Chaos isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 10 Apr 2008
Mesajlar: 174
Standart Re: Wilhelm Reich ve Orgonomy nin Doğum sancıları.

Bu noktada Freud, Reich'in aksine bulduğu bulgunun önemini kavrayamamıştır. Çünkü 'toplumun yaşam biçimi bu tür hastalıkların nedeni ise onu da iyileştirmek doktorların görevidir o halde' diyen ve eyleme geçmeyi öneren Reich'e karşı Freud, bilimsel özerkliğine saklanıp kimseyle savaşmadan şöhretini kullanmayı yeğlemiştir. Tabiî ki bunda en büyük etken toplumsal kurumların baskısı ve sözde Freud cu psikanaliz cilerin çıkar kavgasıdır. Freud'un ve libido kavramının çöküş dönemine girdiği dönemdir bu.

Bu nedenlerden ötürü de önce Jung'un libidoyu evrensel tanrısal akılın yansıması olan felsefi bir dokunulmaz mistisizm e dönüştürüp ayrılmasının ardından, Adler'inde bilinçaltına enerji sağlayan ve egonun bastırma işlevleri olan 'savunma mekanizmalarını' kişilik gelişim kuramlarına dönüştürmesi yüzünden tek başına kalmıştır. Reich ise çok daha önceden serbest çağrışımın tek başına çok uzun sürdüğünü çünkü bastırmanın kişiyi asıl anıdan uzaklaştırma eğiliminde bulunduğunu söylemiş, yöntemi tersine çevirerek yaptığı olanaksız iyileştirmeler sayesinde ün kazanmıştır. Reich'e göre bastırma asıl düşmanımızdır ve onu yaratan etkenlerle mücadele etmek konuşturmaktan çok daha önemli ve etkilidir. Onun yöntemi ilk başta kişisel savunma mekanizmalarına saldırarak altındaki diğer kişiliğin öne çıkmasını ve böylece bilinçaltının da aniden coşku ile(Öfke, kaygı, korku, ağlama, nefret gibi ani heyecanların kişilik zırhını delerek tepkiye geçmesi) bilinç e düşmesi üzerinedir. (vegetheraphy yöntemini bulmasına ve bulguları genişletip somut ölçme ve değerlendirmelere dayalı pozitif bilime dönüştürerek Orgonomie bilimini kurana kadar.

Bundan sonra bulguları sıradan ruhbiliminin dar sınırlarına sığmamıştır zaten. ) Böylece kesin sınırlarla bölünmüş kişisel katmanlaşmanın da önemi kalmaz. (id-ego-süperego) Çünkü aslında ego ve süperego çocukken aşılanmış kişisel korkulardan dolayı ket vurulmuş davranışlar ve onun cinsel hayattaki yansıması olan bedensel kas kasılmalarının neden olduğu orgazm korkusuna dayalı savunma işlevleridir. Reich, bilinçaltı ile kronik kas kasılmalarının aynı olgunun iki farklı belirtisi olduğunu deneylerle göstermiştir. Uygarlık dışındaki doğal insanlarda veya üretken yaratıcı bireylerde çatışkı yaratacak korkular bulunmadığından, suça yatkınlık veya cinsel işlev bozuklukları görülmez, bu tür düşünceleri de anlayamaz kavrayamazlar. (Örneğin ilkel kabileleri yerinde araştırmış Malinowski [Yeni Gine de] ataerkil mülkiyet öncesi dönemde insanların cezalandırma ve suç kavramlarını saçma bulduklarını görmüş; Malinowski yaramaz çocuklara aynı şeyi bir daha yapmamaları için küçük bir ceza vermelerini önerdiğinde ise yetişkinlerin bunu çocuklara ve doğaya karşı büyük bir saygısızlık olarak gördüklerini ve şiddetle reddettiklerini gözlemlemiştir.

Bu olgu aynı zamanda uygar toplumun kutsal kavramlarının ve milli eğitim anlayışının asıl amacını da çok güzel ortaya koymaktadır. Öğretim değil, evcilleşmiş ve uysal uyruklar yaratmak.) Bu durum ruhbilimini gerçek teşhisi ortaya koyduğu anda mevcut kurumlar ve toplumla karşı karşıya getirmektedir. Freud haklıdır. Kendi de espriyle karışık söylediği gibi tüm uygar insanlar bastırdıkları hastalıklı düşünceler dolayısıyla onun müşterisidirler. Ancak Freud libido adını verdiği bu enerjinin işlevsel etkinliğini araştırmak yerine teorik değerlendirmelerle sıkıştırmış, bu da onun ne olduğunun anlaşılmasını güçleştirmiştir. Daha da kötüsü bunu yazdığı bir kitapla yaşam ve ölüm arasındaki mücadelenin başka bir görüngüsü olduğunu ortaya atmış, libido kavramının karşısına ölüm güdüsü gibi hayali bir kavram koymuştur. Reich’in bakım evi deneylerine dayanarak kanıtlanmış bulgular vasıtasıyla yaptığı şiddetli eleştirisi yüzünden Freud her ne kadar bu kitabın şahsi bir edebi deneme olduğunu söylese de Psikiyatri de çok etkili bir kitap olmuştur ve yine her ne kadar kendisi bu kitabının bilimsel olmadığını şahsi bir değerlendirme olduğunu söylese de Freud konumu dolayısıyla bu konuda böyle bir özgürlüğe sahip değildir.

Bu Freud un kendi yarattığı bilim dalını elleriyle yok etmesi demekti. Çünkü libido Eros gibi hayali bir şekle düşmüş karşısında da mitolojik karşıtı Tartaros u bulmuştur. Reich’in eleştiri ve önermelerinden bunalan Freud, ‘Biri beni Reich’den kurtarsın’ diyecek kadar ileri gitmiş ve bu isteği titizlikle yerine getirilmiştir. (Reich, kendini savunmasına bile izin verilmeden gizli bir toplantıda hiçbir bilimsel gerekçe öne sürülmeden konuşmasına engel olunmuş ve uluslar arası ruhbilim derneğinden atılmıştır.) Libidoyu yaşam enerjisi olarak bulan ve ölçen, sonra da canlı cansız ayrımından kanserin tedavisine, daha ötesi fizik bilimine kadar yayarak (Hatta entropinin karşıtını bulduğu Orgon akümülatörü yüzünden Einstein ile görüşmüş, fakat çok önemli işleri olan dahi profesör boş bir kutu bu diyerek asistanının inisiyatifine bırakmıştır bu görüşmeyi. O ise hiçbir şey anlamadan kutudaki azalan entropinin yerden kutuya geçen ısıdan kaynaklandığını söylemiştir. Oysa Reich bunun her ortamda kontrol deneylerini yaptığını söylese de parçacık fiziğinden başka açıklamayı reddeden modern fizik rahiplerine bir şey anlatamamıştır.) Orgonomie yi kuran Reich ise Freud un dalkavuklarının oyunları, ilaç sektörleri, psikiyatri tekelleri, milliyetçiler, komünistler ve muhafazakar Amerikan faşizmi sayesinde entrika ile canından olmuştur.( Her yerde yaftalandı ve sınır dışı edildi. Kitapları yakıldı. Milliyetçiler ahlaksız ve komünist olmakla, komünistler devrim karşıtı olmakla suçladılar. Davalarında kendini savundu ve hiçbirinde suçlamalara kanıt bulunamadı. 1957 de bir magazin dergisi laboratuarında insanları cinsel ilişkiye sokuyor diye medya kampanyası başlattı. Kanıt bulunamadı fakat kendi icadı olan Orgon Akümülatörlerini insanlara maliyetini karşılayacak çok düşük ücret karşılığında tedavi amaçlı dağıtma düşüncesi yüzünden, kanıtlarına rağmen onu reddeden tıp tekellerince uygunsuz göründü ve 2 yıl ceza aldı. Hemen öldü. Kalp krizi geçirdiği söylendi.) Reich in bulguları ölümünden sonra büyük gürültü kopardı fakat iyileştirme yöntemi reddedilerek dogmaya taktığı çelmeler yüzünden adı literatüre sadece şöhretli bir Freud yen psikolog olarak geçti. Bilim dalı Orgonomie ise alternatif bilim olarak geçiyor bugün.
Fakat psikoloji bilimi ise bundan dolayı çok daha büyük bir yara aldı. Freud’un libido kavramı her ne kadar artık bazı kaynaklarda yaşam enerjisi olarak geçiyor olsa da psikoloji bireysel felsefeye, psikiyatri ise kimya ve ilaç sektörlerine bağımlı haldedir. Her iki bilimde bunun yüzünden Modern tıp dogmalarının da desteğiyle ruhsal sorunların kronik olanlarını çözemediğinden, sanki uygunsuz davranışlar doğuştan geliyormuş gibi genetiğe bağlarlar.

Buradaki en ilginç özellik ise batı kültürünün eski dogmasının bilim yöntemine yeniden sızdığının görülebilmesidir. (Doğuştan gelen bozukluk) Serbest çağrışım yöntemi çok eskiden beri kullanılagelen bir rahatlama uygulayımıdır. İnsanlar açıklamaktan çekindikleri ya da pişmanlık duydukları davranışlarının ahlaki baskı altına alınmış acısını çekerler. Aslında bu yöntem yüzlerce yıldır kilise tarafından uygulanan günah çıkarma yöntemi ile aynıdır. Tek fark Hıristiyan rahipler bunu günahlardan arınmak için bir yol olarak önerirken, Freud un kurduğu psikanaliz daha ileri bir aşamaya götürerek saklı suçluluk duygularını açığa çıkaracak bir yol açma yöntemi olmasıdır. Ahlaki ya da yasal suçların koşulsuz bastırılan tek öğesi cinsel arzulardır.

Aç insan hırsızlık yapabilir fakat karnı doyuyor ise buna ihtiyaç hissetmez hatta aklına bile gelmez bu. Fakat aç insanların çoğu çalmamaktadır bugün. Aynı biçimde güzel bir hayat süren insan da eğer canına kast edilmiyorsa kimseyi öldürmeye kalkışmaz kimseyi kendinden aşağı bir varlık olarak da görmez. Ancak yine bugün canına kast edilmenin ötesinde katliama ve tecavüze maruz kalan insanların çoğunluğu kıllarını bile kıpırdatmadan her şeye boyun eğebilmektedirler. Çünkü tüm coşkularını ve yaşama arzularını harekete geçiren ve besleyen diğerleri kadar önemli bir başka yaşam içgüdüsü ve ihtiyacı kendi kontrollerinin dışında yönlendirilmektedir. Cinsel baskı mekanizmalarıdır bunlar ve her yere yayılmışlardır. Bunun etkisi cinsel yaşamı olumsuz etkilediği oranda bireyin güncel yaşamda da pasif davranmasına neden olur. Enerjisi ve arzuları elinden alınmış, yazgısına boyun eğmiştir. Reich’in bu konudaki söylemi de unutulmamalıdır.

‘Önemli olan insanın neden hırsızlık yaptığı ya da işçilerin neden greve gittiğini araştırmak değildir; asıl sorun aç insanların neden çoğunun çalmadığı veya hakları gasp edilmiş işçilerin neden topyekün greve gitmediğidir’ (Wilhelm Reich-Faşizmin kitle ruhu anlayışi)

Doğadaki tüm erkekler ve dişiler birbirlerine karşı aşırı bir arzu duyarlar. Anatomi ve üreme biçimi açısından bize en yakın olan memelileri gözlersek, hepsinin erkekleri kur yapmaya dişileri de cezp etmeye meyilli davranışlar geliştirmişlerdir. Hareketleri ahenkli, cinsel birleşmeleri şiddetli ve yoğundur. Bulundukları ortama kolayca uyum sağlayabilir, her türlü zorlayıcı dış etkene ve doğal düşmanlarına rağmen özgürce eşleşip çiftleşebilirler. (Eğer insanlar tarafından modern ya da bayağı kafeslerde yaşatılmıyorlar ise) Hayvanların azgınlık dönemleri dönemseldir ve libidonal enerjilerinin yani yaşam enerjisi ve dolayısıyla içgüdülerinin zirveye tırmandığı zamanlarda çiftleşmeye odaklanırlar. Normal zamanında son derece uysal olan türler bile bu dönemde aralarına girecek olunursa ölümcül düşmanlara dönüşebilirler. Çünkü zirve noktasındaki doğal davranışları budur.

Kontrolden çıkmış yaşam enerjisi fazlası şiddetli bir biçimde karşı cins vasıtasıyla onunki ile birleşip boşalmakta olduğundan bunu aniden kesmek hayvanlarda kontrol dışı bir öfke yaratır. Aynı deneyim insanlarda da huzursuzluk ve öfke yaratır. Ancak ortak zihni yanılgıları nedeniyle (kaygının yarattığı kronik kas kasılması ve bunun neden olduğu düşünsel boyun eğmişlik nedeniyle) her şeyi sistematiğe dönüştürmüş uygar insanlar, hiç cinsel gerilim yaşamadan uzunca bir süre bu dürtüyü bastırabilmektedirler. Bunun nasıl başladığını tam olarak bilmiyoruz ancak toplumsal sınıflaşmanın oluşması nedeniyle evliliğin ilk başlarda belli bir topluluğun çıkarı adına aşırı kutsallaştırılmasıyla ilgisi olduğu açıktır. Bunu sağlamanın tek yolu ise gençlerin cinsel özgürlüğünü kısıtlama yoluyla istenen sınıfsal çıkar evliliğine mecbur bırakmaktır.

İnsan özellikle çocukluk döneminde her türlü zihni kandırmaya açık bir varlıktır. Öğrenme kabiliyetindeki hızlılığı ve zekâsı yüzünden kendinden öncekilerin her davranışını çabucak taklit eder. Merakı diğer tüm hayvanların üzerinde ve anlık kavrayışı onlarınkinden bir aşama daha gelişmiştir. Yani insan 3 değil 4 boyutlu kavrar. Bebekler bile doğumdan çok kısa zaman sonra olayların sırasının arasındaki farkın yani akıp giden zamanın farkındadır. Bu sebeple de insan denen memeli hayvan ihtiyaçlarını karşılarken çevresine doğrudan bağımlı değildir. Çevresel koşullarını değiştirme ve aktif olarak doğayı etkileme yeteneğine kavuşmuştur. Ancak dolaylı yoldan tamamıyla doğanın parçası olduğundan ona karşıt yaşam biçimleri yaratması durumunda diğer hayvanlarda da var olan aynı bedensel rahatsızlıklara ya da davranış bozukluklarına yakalanırlar.

Bu nedenle tüm insanlık tarihi aynı zamanda işlediği suçları önleme çabasının da tarihidir. Bunun nedeni ise sadece insanoğlunun yaygın bir şekilde ikinci dereceden (aslının yerine konmuş alternatif arzular) sapkın güdülere sahip olma özelliğidir. Bu bireysel yaşamda kişisel karakter ve inanç özerkliğinin, toplumsal yaşamda ise ahlak ve kültürün dokunulmazlığının nedenidir aynı zamanda.

Chaos
Alıntı ile Cevapla
  #8  
Alt 29-04-2008, 15:57
Chaos Chaos isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 10 Apr 2008
Mesajlar: 174
Standart Re: Wilhelm Reich ve Orgonomy nin Doğum sancıları.

3.Tüm bu enerji yetersizliği ve kişilik zırhı oluşumu zihinsel süreçlerde bilinçaltı veya karakter olarak dışa vurur. Sağlıklı üretken bireyde savunma mekanizmalarına ihtiyaç yoktur. Kendi kişiliğini bulunduğu ortama göre şekillendirebilir ve ortamdan olumsuz etkilenmez. Ancak sinirceli kişilik dediğimiz sıradan bireyler sürekli olarak kendilerini sabit fikirlere kaptırmışlardır. Özgür fikirlerden korkarlar çünkü bu fikirler bastırmakta oldukları ikinci dereceden gelişmiş eziyetçi güdülerini harekete geçirir. Bu yüzden yüzlerce yıl boyunca toplum aynı fikirlere ve inançlara saplanıp kalabilir. Zihinsel olarak bu kişiliği üç bölüme ayırabiliriz. Freud un yanlış adlandırdığı bilinçaltı aslında ikinci katmandır. En derinde doğal kişilik yapısı bulunur. Bu aslında katı kurallarla biçimlendirilmemiş yani kişiliğin olmadığı durumdur. Kendiliğinden çalışkan ve işbirliğine yatkındır. Eylemlerine korku ve kaygı ile değil, arzuları ile yaklaşır. Özgür düşünür. Ancak uygar insanlarda bu katman daha çocukken şiddetle bastırılmıştır. (Çocuğun her türlü sevgi davranışı sapıklık korkusuyla görmezden gelinerek ya da vaz geçirirtilerek öldürülür. Buradaki asıl sapkın ise ebeveynlerdir) Oluşan ikinci katman da bunu bastıran bilinçaltı denen katmandır. Bu zihinsel katmanın özelliği sevgiye yönelen arzuların zırha çarpıp geri dönmesi yüzünden ve sonrasında şiddetle gedikler açarak eylemde bulunabilmesinden dolayı nefretle örülüdür. Eziyetçi güdüler hep bu katmandadır. Zora düşünce çaresizlikten çıldıran sıradan birey bu nedenle bir anda canavara dönüşebilmektedir. Uygarlık maskesi düştüğünde ortaya çıkan bu katman dolayısıyla insanlar birbiriyle sürekli didişir ve savaş suçları akıl almaz boyutlara ulaşır. Yasalar ahlak ve inançlar bu katmanın oluşmasından sonra ortaya çıkmıştır. Bu şekil bir katmanlaşma yukarıdaki ana nedenlerden ötürü hemen hemen tüm uygar insanlarda mevcuttur. Fakat devamlı birbiriyle çatıştığından dolayı hangisinin etkinlikte bulunduğu ilk bakışta anlaşılamaz. En derindeki katman ise artık bilinç dışı durumdadır. Onu ortaya çıkarmak için önce sahte iyimserliğin ortadan kaldırılıp sapkın güdülerin yeniden ortaya çıkması gereklidir. Kişi sarsıntılar geçirse de bunlarla yüzleştikten sonra doğal duyumlarına kendini bırakabilmeyi öğrenebilmektedir.

Sonuçlar: 1.Libido olarak adlandırılan enerji aslında tüm canlılarda bulunan yaşam enerjisinin bir işlevidir. Orgazm korkusu tüm duyuları etkilediği gibi sürekli ketleme kan basıncını da bozduğundan dokulara yeterli miktarda oksijen gidememektedir. Bu durum bağışıklık sistemini bozduğu için her türlü mikroorganizmanın saldırısına da organizmayı açık hale getirmektedir. Halk arasında bahsedilen bünyenin güçlü ya da zayıf oluşu da buna bağlıdır.

2.Toplum bu konuda bilinçlendirilmeli ve çözüm yolları üzerindeki tekelci ve gerici baskılar kaldırılmalıdır. Aksi takdirde bu olgular toplumun binlerce yıllık dirimsel ketlemesinin yarattığı hiç rastlamadığı tarzda yeni hastalıkların ortaya çıkışını tetikleyecek, savaş çılgınlığı ve coşkusal veba salgınının önünde hiçbir sağlıklı birey hayatta kalamayacaktır. Yukarda bahsedilen olgular geri çevrilebilir. Kişi yeniden doğal nefes alışverişine kavuştuğu anda tüm hastalık etkenleri de ortadan kaldırılabilmektedir. Hastalık iyileşebilir ancak sağlıklı organizma kendiliğinden hastalığa yakalanmaya meyilli değildir. Sağlıklı(akılcı) düşünceyi hastalıklı(akıldışı) düşünceye çeviremezken, hastalıklı düşünceler kişi sağlığına kavuşunca kendiliğinden ortadan kalkmaktadır.

3.Genetiğin doğuştan yatkınlıkla ilgili hipotezleri hiçbir kanıta dayanmamaktadır aksi rahatlıkla ispatlanabilir. Doğuştan yatkınlık çok küçük orandaki mutasyonlardan ibarettir ve onlar da genelde ölü veya kısır doğmaktadır. Zaten bunlar yatkınlık değil gen diziliminde ortaya çıkan arızalardır. Bunun yanında gen bilimi kendi kendisiyle çelişerek çevresel etkenlerin % 95 etkili olduğunu söylerken aynı anda doğuştan yatkınlıktan ve hatta bunun ötesine gidip ilk atalardan şimdiye gelen hastalık yapıcı genlerden bahsetmektedir. Bunun akıldışı düşünüş biçiminden kaynaklanan dogmatik fikirlerle paralelliği kör kör parmağım gözüne ortadadır.

4.Orgonomie bilimi organizmadaki yaşam enerjisini ölçmüş ve bunun nasıl işlediğini ortaya koymuştur. Orgon fiziğinin araştırma konusu olan bu bilimsel yöntem modern fiziğin halen açıklayamadığı birçok olguyu da açıklamış bulunmaktadır. Yaşam enerjisi ‘Orgon’ yaşayan tüm gezegenlerde (Henüz bir tanesini biliyor ve sadece ona sahibiz) cansız maddeleri canlı organizmalara dönüştürür. Orgon organik maddelerce çekilir toplanır, metaller tarafından iletilir ve yansıtılır. Bu prensiple çalışan Orgon Akümülatörü organizmanın kaybettiği enerjiyi geri yükleyebilmektedir. Bu yöntemle birçok ilerlemiş kanser ve şizofreni gibi ağır vakalar ilaç ve cerrahi yönteme gerek kalmadan iyileştirilebilmiştir. Ancak tüm urların nasıl yok edildiğini hiç merak etmeyen modern tıp bilimi bu bulguları kanıtlarına rağmen kapı dışarı etmektedir. Ayrıca biyoloji bilimi cansızdan canlı oluşturulan deney tüplerini halen arşivlerinde saklamakta çürütemediği halde var olan kanıtları yok saymaktadır. Oysa bakteri sporlarına bir türlü orda burada rastlanamamaktadır. (Havadan gelip ölülere konan gizemli çürükçüller sadece başka organizmalardır asıl çürüme ise vücudun içinden olmaktadır. Eğer öyle olmasaydı ilk başta yüzeyden çürüme başlardı. Çürüme denilen olgu ise hücrelerin organizma birliğini ve hareketini yaratan yaşam enerjisini tamamen yitirmesi sonucu ayrılmasından ötürüdür.(Ölüm çırpınması en sonuncu ve en güçlü orgazm tepkisidir. Bu nedenle zorla fakat yavaşça canı alınmış erkek bireyler asıldıklarında ereksiyon tepkisiyle ölürler.) Ölümün, orgon’ un vücuttan ayrılmasıyla hücrelerin tekrar ayrışması olduğunu görsel kanıtlarla ve somut deneylerle ispatlamış Orgonomie burada da yok sayılmıştır. (Suya daldırılan ot dan ayrışmış amipsilerin gözlenmesi) Bunun yanı sıra fizik bilimi termodinamiğin ikinci yasasının her durumda geçerli olmadığını da kabul etmemekte evreni kapalı bir sistem olarak görmekte ısrar etmektedir. Orgonomie, galaksi oluşumları ile fırtına ve iklim üzerine yaptığı araştırmalar sonucu bugünkü fizikten 25 yıl ileri bir aşamada olduğunu Hubble kuramındaki hatayı modern fizikten 25 yıl önce keşfederek ispatlamıştır.(Orgonomie 1936 da kuramın galaksi evrimiyle ilgili teorisinin yanlış olduğunu söyledi. Orgon fiziğine göre sarmal galaksilerin ilk birleşen enerji dizgeleri olması,disk ve küresel olanların ise bunların evrim geçirmiş yaşlı hali olması gerekiyordu. Çünkü orgon fiziğine göre harmonik hareketle birleşen enerji dizgeleri sarmal fraktallar yoluyla üst üste biniyordu. Bu durum canlıların cinsel birleşmesinde de görülen evrensel üst üste binme ilkesinin kanıtıydı. Hubble kuramı ise sarmal galaksilerin yaşlı galaksiler olduğunda ısrar ediyordu. Modern fizik ise simülasyon tekniğindeki gelişmelerin ardından bu hatasını 1959 da fark etti. Kuram genişletilmiş Hubble kuramı olarak adlandırıldı. Yeni kuram Orgonomie nin alternatif teorisi ile birebir uyuşmaktaydı.) Modern fizik 25 yıl sonra bu bulguya kendi ulaştığında kuramı genişletmekle yetinmiş orgon fiziğine göndermede bile bulunmamıştır. Ayrıca kaos teorisi de orgon fiziğine atıfta bulunmadan ondan çok sonra fraktal geometriyi konusu haline getirmiştir. Son bulguları orgon fiziğinin çok önceden açıkladığı teorilerle uyuşmaktadır ancak eksiktir.

5. Yeryüzündeki Orgon’un yani yaşam enerjisinin karşıtı olan D.O.R insanlar tarafından üretilmektedir. D.O.R, orgon’un bozunmuş biçimi olup bulunduğu ortamda canlıların ayrışmasını hızlandırmaktadır. Bütünlüğün bozulmasına neden olarak kanser gibi yayılır. Doğal durumda her iki enerji de aynı anda bulunmaktadır ancak Orgon daha fazla ve etkindir. Her türlü sanayi üretimi, elektrik santralleri, baz istasyonları ve özellikle nükleer santraller D.O.R üreteci gibi çalışmaktadır. Bu durum büyük kentlerde diğer nedenlerin üstünde yeni bir zayıflatıcı etken ve stres faktörü olarak ortaya çıkmaktadır. Aynı zamanda petrol atıkları da (özellikle katran) vücuda temas ettiğinde direkt cilt kanserine neden olmaktadır. Radyoaktiflik gibi bunun da nedeni içeriğinde D.O.R enerjisi bulundurmasıdır. Ozon tabakasının ayrışma nedeni halk a yutturulduğu gibi spreylerden ve buzdolaplarından yayılan gazlar değildir, hiç olmamıştır. Neden D.O.R aktivitesindeki kontrolsüz artıştır. Ayrışma sürmektedir ve çözümü kökten olmadıkça mümkün olmayacaktır. Orgon’un D.O.R u dengeleyememesi durumunda dünya da yaşam sona erecektir. Sebebi modern bilim tarafından anlaşılamayan avrupadaki ormanlarda meydana gelen kitlesel ağaç ölümleri de aynı etken yüzündendir. Aynı şekilde tüm sızıntıyı ve olası radyoaktif yayılımı durdurma yöntemlerine rağmen birkaç yıl içinde nükleer santrallerin çevresindeki bitkisel yaşamın yok olması da bu nedenledir. Radyoaktif yayılım olmasa da tıpkı Orgon gibi onun uyarılmış ve bozunmuş biçimi olan D.O.R, Hiçbir yalıtımdan etkilenmez ve her şeyin içinden geçebilir. Çünkü bu iki enerji evrendeki tüm enerjinin ve maddesel biçimin bilinen en temel halidir. (Yoğunlaştığı bölgelerde gözle görülebilir. Orgon külrengi- mavi, D.O.R kızıldır.)

6.Tüm bu bulgular kendi kendini dayatmış olgulardır rastgele yöntemlerle ortaya çıkmamıştır. Libido nun (orgon) organizmadaki eylemi tüm evrendeki işlevinden ayrı değildir. Orgon’un harmonik hareket biçimi ve spiral birleşimi(atomların titreşim, spin ve oluşumu; canlıların kabukları, fırtına ve galaksilerin işleyiş ve evrim biçimi) ve açılıp kapanma özelliği (yıldızlardan atomlara ve organizmalara kadar her şeyin kalp atışına eşdeğer bir harekette bulunması.) organizmada orgazm tepkisi sırasında tüm vücutta ortaya çıkmaktadır. Tüm kaslar kontrol dışı olarak şiddetle açılıp kapanır. İki farklı enerji dizgesi birleşerek yeni bir dizgenin oluşmasına neden olabilir. Canlılardaki libido orgazm sırasında birbirine aktarılır. Orgon büyüme ve evrimi yaratan işlevsel özelliktir. Sürekli hareket eder ve içinde bulunduğu organik zarı zorlar. Kuyruktan başa doğru olan bu atılım bir iki istisna dışında tüm gelişmiş organizmaların sırt bölgesinin düz, uzuvlarının karın ve göğüs gibi ön tarafından uzayıp gelişmesine neden olmuştur. Çünkü vücutta dolaşırken orgon bu bölgelerde baştan kuyruğa doğru geri yönelmek zorunda kalmıştır. Ancak büyük enerji dizgeleri kendinden küçük olanları kendine çekerler. Bu nedenle beyin en yüksek enerjiyi barındırdığından libidonun yani orgon un genel hareketi hep başa doğru yönelmiştir; tersine gitmek zorunda kaldığı yerlerde sapar ve uzuvların oluşum evrimini yeni dizgeler oluştukça nesilden nesile sürdürür. Orgazm sırasında hücreler tekrar enerjiyle dolar ve bölünme işlevleri yerine getirilir. Tüm hücresel aktiviteler enerji üreterek yenilenir. Mitoz bölünmeler gerçekleşir ve vücut kendini yeniler. Modern tıp ise bu bulgulara aldırmaz ve kimya ile uğraşır. Oysa kanser ile cinsel sorunlar arasındaki bağlantıyı gördüğü halde(sürekli rahim sorunları ile karşılaşan tecrübeli jinekologlar elbet bunu fark etmek zorunda kalır ancak aradaki bağlantıyı açıklamak toplum ahlakına ve ailenin kutsallığına aykırıdır. En iyisi ilaçlamaktır) ; modern tıp nasıl olup da cinsel sorunlar yüzünden düzensiz bölünen hücrelerden oluşmuş urlar ortaya çıkmaktadır sorusu yerine durmadan zararlı gen bulacağını umarak atomik taramalardan medet ummaktadır. Oysa Dünya yaşayan bir gezegendir yaşamın ortaya çıktığı ya da içine atıldığı boş bir küre değildir. Onu etkileyen her şey anında bizi de etkiler, bizi etkileyende onu etkiler. Libido dediğimiz şey ise aslında yaşamın kendisidir. Onu kısıtlayıp bozduğumuz sürece kısırlaşır ve dünyanın da hastalanmasına neden olmuş oluruz şu an olduğu gibi. Reddetmek ya da ütopik olduğunu söylemek evrensel yasaları bizim hatırımız için değiştirmeyecektir. Bunlar ne inanç konusudur ne de ertelenebilecek ayrıntılardır. Dünya bize her şeyini sunmuştur öyle ki, onu tamamen anlayabilecek bir akıl bile oluşturmuştur. Şimdi ise bedel ödemeden yaraladığımız bu gezegenden, kendi acılarımızın ve yaşam biçimimizin intikamını alıyoruz. Oysa düşmanımız o değil. Bizi durduran korku ve utancımız sadece düşman. Yukardaki bilgi ve görüşler de ne mucizelere ne de gizemli hayaletlere dayanır; hepsi ölçülmüş kanıtlanmış akılcı yöntemlerle yapılmış bilimsel bir metodun sonuçlarıdırlar

Chaos
Alıntı ile Cevapla
  #9  
Alt 29-04-2008, 15:59
Chaos Chaos isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 10 Apr 2008
Mesajlar: 174
Standart Re: Wilhelm Reich ve Orgonomy nin Doğum sancıları.

COŞKUSAL VEBA:

2. Bölüm

1. Teşhis ve betimleme

Coşkusal veba kitlesel bir hastalıktır. Etkileri en az diğer hastalıklar kadar tehlikeli ve bulaşıcı bir hastalıktır aynı zamanda. Bu hastalığa yakalanmış kişiler acilen karantinaya alınıp iyileştirmeye çalışmak gerekir aksi taktirde toplum için çok büyük tehditler oluştururlar hatta tüm uygarlığın yok olmasına neden olabilirler.

Bu hastalığa sahip insanlar dışardan bakıldığında normal görünürler yüzlerindeki kronikleşmiş tiksinti ifadesi dışında. Hangi din e ya da düşünceye sahip olduklarının hiç bir önemi yoktur bu sadece bir dış görünüş veya savunmadır. Çünkü aslında bu kişiler tüm duygularını yitirmiş ve sürekli bir intikam arzusu ile yanıp tutuşan aşırı derecede bastırılmış cinsel saldırganlığa sahip yıkıcı insanlardan oluşurlar. Üretken insanlardan nefret eder doğal ahlak ilkeleri yerine eziyet ve kendini kırbaçlama gibi garip yollar vasıtasıyla haz duyumunun yüzeysel biçimi olan gizli kapaklı cinsel ve sosyal ilişkiler içinde kendilerini gösterebilirler. Gerçek olan her şeyden ölesiye bir korku duyar, özgürlüğe kavuşturulduklarında zincirlerini özleyerek !!!eyvah!! diye bağırırlar. Bir kadın ile pornografilk düşler kurmadan yatamaz, yan yana duramazlar. Aynı durum kadınlarda aşırı isterik davranışlar ve ahlak memurluğu olarak dışa vurur. Duyguları serbest bırakmak denilince tek anladıkları nefretlerini serbest bırakmaktır çünkü vücutlarında herhangi bir elektriklenme hissettiklerinde tüm benliklerini akıldışı bir ölüm korkusu sarar. Röntgenci ve ensest eğilimler gösterir ancak ahlaki baskı ve kronik suçluluk duyguları yüzünden sürekli olarak ahlak tan ve onurdan bahsetmek zorunda hissederler kendilerini. Tek düşündükleri dışarıdan nasıl göründükleridir ancak genellikle sanki bunu hiç umursamıyormuş gibi davranırlar. Ancak yüzlerine yansıyan genel çelebice ifadenin ve sözde iyimserliğin altında genellikle üretkenlik öncesi eziyetçi güdüler saklıdır herhangi bir yetkiye ya da serbestlik avantajına kavuştukları an tüm sapkınlıkları ortaya çıkar ve tüm toplumu linç e ya da esrikleşmiş duygularla gerçek ötesi bir savaşa sürükleyebilirler. Çünkü tüm modern insanlarda zaman zaman az ya da çok bu hastalığın etkileri mevcut olduğundan aniden bir coşkusal yıkımı ateşleyebilirler hep birlikte.

Aile nin kutsallığından, ahlakın gerekliliğinden ve Din in zorunluluğundan yandaş olma nedenleri işlevsel değil, kendi sapkınlıklarının ürünüdür. Çünkü coşkusal veba hastası bir insan; bir canlının nedensiz yere oluşan sevgisine, güzel duyusal arzulara ve kendi kendini denetleyebileceğine akıl sır erdiremez ona göre var olmak bir eziyettir çünkü. Bu nedenle de coşkusal veba hastaları genellikle kendilerini bir parçası hissedebilecekleri kökten inançlara sıkı sıkıya bağlıdırlar çünkü öz düşüncelerinde kendilerini bir 'HİÇ' olarak hisseder kıpırdayan şeylerden tiksinirler. Korkularının anlamsızlığını kendilerine göstermeyi başaramazsanız hastalıkları ilerledikçe her şeyi yok etmek için içlerinde büyük bir arzu duyacaklardır. Mantık çerçevesinde konuşmak hiç bir işe yaramaz çünkü bastırdıkları duyumlar yerine kurdukları katı zırh bireysel değildir kişilikleri hezeyan dolu ve tutarsızdır. Binlerce yıllık cinsel baskı onların hastalık nedenidir ve artık baskıyı kaldırmak iyileşmelerine değil tamamıyla yıkımlarına yol açacaktır. Çünkü artık hiç bir cinsel haz alamaz, çaresizce ve öfke içinde bir an evvel biriken enerjilerini boşaltabilecek küçük oyunlar ve sapkınlıklar peşinde koşmayı adet edinmişlerdir. Doğal yollardan boşalma yetenekleri ölesiye korkuları yüzünden ortadan kalkmıştır. Orgazm yetenekleri en alt düzeydedir ve bu nedenle de bunu dengeleyebilecek üretkenlik öncesi ikinci dereceden eziyetçi güdüleri gelişmiştir.
Eğer bir coşkusal veba hastası doktor olsaydı tek yapacağı şey mikroplara kızıp küfür etmek ve hastaları yakmak olurdu ve bu olmuştur.

Coşkusal veba hastası Devlet adamı olduğunda toplumu organize edip, sorunların nedenlerini araştırarak çözmek yerine; ulusun ve ırkının üstünlüğünden sürekli dem vurup, farklı düşünenleri ve muhaliflerini kazığa oturtup ekonomiyi sürekli bir savaş çılgınlığına çevirmek olacak ve aynı hastalığa sahip benzerlerini yetkilerle donatmak olacaktır. Ve bu da olmuştur.

Coşkusal veba hastası bir tarihçi ise ulusların veya Halk ların gelişim ve ilerlemesi yerine kendi ırkının farklı ve insanüstü olduğuna dair kanıtların peşinde koşup kendi ezikliğini dengeleyebilecek düşler peşinde ömrünü harcayacaktır.
Bir coşkusal veba hastası için kadın çocuk doğurma ve zevk aleti, erkek ise savaş makinasıdır. Cinsellik ise pornografi demektir ve kimse bu konuda açıktan konuşmamalıdır çünkü aile kutsaldır.
Coşkusal vebalının vatanseverliği de diğer özellikleri gibi çürüktür. Vatanını sevdiğini sürekli yineler ve bu sevgi nefret üzerine inşa edildiğinden diğer tüm uluslardan nefret edip onları küçümsemek üzerine kurulmuştur. Çünkü bu hastalığın sonucu olarak kişi kendini aciz ve işe yaramaz hissetmektedir ruhunun derinliklerinde. Vatansever coşkusal veba hastası, yurdunu ve içinde yaşayanları değil sadece devletinin ismi ile ilgilenir ve sembollerin anlamı yerine salt biçimlerini yücelterek tapınmayı seçer. Çünkü boyun eğmesine gerek olmadığı durumlarda bile denetleme ve boyun eğdirme zorunluluğu içinde yaşar başka hiç bir şey düşünemez.
Gençlerin mutluluğu yerine ahlakın ve törelerin üstünlüğünü savunur. Çalışmak yerine bir örnek giyinip savaş sloganları atarak yurduna faydalı olduğunu düşünür çünkü kıpırtısızdır çalışamaz ve fikir yürütemez. Bu nedenle de nefretine obje olabilecek kişiler, topluluklar, inançlar, arar durur. Çünkü ölmek istemekte ancak bundan da korkmaktadır.

Coşkusal veba hastası din adamı olduğunda inancın olumlu tarafı yerine sürekli korkutucu yönlerinden bahsetmeyi yeğler ve bununla ilgili örnekler üstüne uzmanlaşır. Çünkü ezikliği oranında önünde diz çökülmesini beklediğinden Tanrı rolüne soyunup tüm insanlığı nasıl cezalandırabileceği üzerine düşler kurmakla meşguldür zihni. Onun mutluluk anlayışı cinsel organları iğdiş edip bu dünyanın yok olması üzerine kuruludur çünkü ve bu yazıcılar toplumda gerçek dindarlardan çok daha fazla sayıdadır.

Vebalı hasta mutlu olmaya çalışmaz aksine kendi mutsuzluğunu türlü yollar ile tüm topluma yaymaya uğraşır. Hiç bir şey bilmez ve öğrenmeye çalışmaz bunun yerine herkezin işine üstüne vazife olmadığı halde burnunu sokup olguları saptırır. Laboratuvarınıza girip size ahlak hakkında nutuklar çekerken bir yandan da afrodizyak ilaç olduğunu sandığı kimyasal ı aşırmaya çalışır. Kolundan tutup işinizi geciktirdiği için tutup dışarı atarsanız bu kez de sizi ahlak polisine şikayet edip sürekli suçlamalarla boğuşmak zorunda kalmanıza neden olur. Çünkü her şeyin en iyisini hiç bir şey yapmadığı ve bir faydası olmadığı halde o bilir.

Vebalı kişi insanlar yerine karar vermekten ve yetki edinmekten hoşlanır. Çünkü sadece bu sayede akıldışı fikirlerini savunabileceği ve uygulamaya çalışacağı bir yer bulur. Durup dururken sizi dinsiz,vatan haini,ahlak düşmanı,sapık olarak niteleyebilir çünkü bunlar hakkında hiç bir fikri olmadığından bu işin polisliğine soyunarak faydalı olduğunu zanneder. Yetkiye susamış olduğundan farklı düşünen herkezi bu fikirlerinden dolayı lanetleyebilecek sözde uzmanlara dönüşürler.

Uygar insan bir betimleme yaparsak üç ayrı kişiliği içinde barındırır. Eğer yüzeydeki sahte kişilik ile derinlerde unutulmuş çekirdeği arasında sürekli bir bağ varlığını koruyabilseydi bugün İnsan denen memeli hayvan toplumsal acı nedir bilmeyecekti. Ancak yön değiştirmiş savunma mekanizmaları dolayısıyla bu durum mümkün değildir. En derindeki çekirdek, kendiliğinden toplumsaldır. Yasalara ve cezalandırmalara gereksinimi yoktur çünkü tüm ihtiyaçlarını doğrudan karşılayabileceği yetenekler geliştirebilir. Ancak belli koşullar yeterli olmadığından bazı ihtiyaçların denetlenmesi savunma mekanizmalarını yaratmıştır. Açlğın her türü (yiyecek yada cinsellik) organizmada gerilim ve saldırganlık yaratır. Açlık giderilmediğinde ölüme yol açtığından tam anlamı ile denetlenemez ancak cinsellik pekala denetlenebilir. Binlerce yıllık kötü yönetim biçimleri ve savaşların yıprattığı insan zihni ikinci katmanı yani yıkıcı ve eziyetçi güdüleri yaratmıştır. Çünkü giderilmeyen güdüler kişilik zırhını delerken yön değiştirmiş ve nefret e dönüşmüştür. Zırh, kişilik yapısında ve vücut duruşunda kendini gösteren kaygılı denetimdir. İkinci katman ise yıkıcı olduğundan yasalar, inançlar ve ahlak vasıtası ile denetim altına alınmıştır. Ancak bunun vasıtası ile oluşmuş yüzeydeki son katman sağlam değildir nedenleri bilmez. Bu nedenle de yasaların yumuşatılması ya da özgürlük; toplumu mutluluk yerine yıkıma doğru sürükler genellikle. Çünkü derinlerdeki çekirdek ile bir bağıntı kalmadığından uygarlık maskesi düştüğünde ortaya ikinci dereceden eziyetçi güdülerin çıktığı ikinci katman çıkar. Bu da coşkusal veba dır.

Sıradan insan 3. katman ile dünyaya bakar. Bazılarını akıldışı bulsa da topluma uyum sağlar ve yasalara uyar. Ancak bunu isteyerek değil zorunluluk yüzünden yapar. Bu nedenle yaratıcı değildir ve her zaman duygusal sorunları vardır. Ancak vebalı kişi her şeye ikinci katmandan bakar. Onun için tüm yaşam tahrik edici ve saldırgan denetlemeyen güdülerin dünyasıdır. O nedenle de uyumsuz ve saldırgan eziyetçi tepkilerinin altında ezildiğinden yıkıcıdır. Sabrı yoktur öğrenemez. Saldırganlığının sınırı yoktur ve her şeyi feda edebilir. Ölüme tapınır ve onurdan tek anladığı yaşamı yok etmektir. Kendinden üstün gördüğü için siyasetçileri büyük adam, yalanlarınıi gerçek hayat sanır ve karşıtlarını kurşuna dizer. Gerçek onu ilgilendirmez sloganlar ve savaşlar gerçektir. Kahraman olamaz ama onlara öykünüp sözde vatanını kurtarır. Mizah duygusu yoktur çünkü gülmek için aşağılanacak birisi gereklidir sadece onun için. O yüzden sözde vatanseverlik adı altında ince esprileri de hainlik sanır. Çünkü ulusal duygu anlayışı bayrak ve marş ile sınırlıdır asla onu bu yol da dahil tüm yöntemlerle sömürenlere ve yalancı politikacılara karşı çıkma cesareti yoktur. Onun yerine ucuz cinsel içerikli fıkralara erkek ya da kadın toplantılarında güldüğü halde toplum içinde ahlak zabıtası kesilip dünyayı kurtarır. Çünkü tek bildiği ebeveynlerinin ona aşıladığı korku vasıtası ile sözde avantajlı sandığı hiyerarşik konumunu korumaktır.

Söylenecek daha çok şey var ancak bu gerçekler coşkusal veba hastalığının iyileşmesini tek başına sağlamaz olsa olsa düşmanlarınızı artırır. Çünkü bu insanlar aramızdadır ve zihinleri özgürleştirilmedikçe nefretleri hızla tüm insanlığa bulaşacaktır. Üstelik tanı ve tedavi politikacıların bir kısmı için kabus anlamına gelmekte ve unutturulmaya çalışılmaktadır sömürü olanakları ellerinden alınacağı için.
Alıntı ile Cevapla
  #10  
Alt 29-04-2008, 16:01
Chaos Chaos isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 10 Apr 2008
Mesajlar: 174
Standart Re: Wilhelm Reich ve Orgonomy nin Doğum sancıları.

savunma görüngüsü:

2.COŞKUSAL VEBA: Çalışmak ve araştırmak yerine boş konuşup slogan atmayı iş edinmiş geleneksel düşünceler bütünü.

Sevgi,çalışma ve bilgi canımızın kaynaklarıdır dolayısıyla yaşama onların yön vermesi gerekir.
Wilhelm Reich

Coşkusal veba kavramı, bizi binlerce yıldır etkileyen denetlenemeyen ve üzerinde sürekli konuşulan bir alana götürür. 'İnsanın doğal yapısı' denilen geniş ve karmaşık bir alana. Odalarından çıkıp halk ın arasına karışmaktan ödü kopan yüzeysel felsefecilerin,ozanların,yazarların,ruhbilimcileri n,siyasetçilerin de bir bakıma istemeye istemeye sürekli yinelediği 'işte insan doğası bu' dediği şey tıbbi anlamda Coşkusal Veba nın aynısıdır. O halde insan doğası kendine insan diyen memeli hayvanın tüm yaşam karşıtı, akıldışı niteliklerinin toplamıdır diyebiliriz. Eğer öyle ise bu durumun ayrımı nerededir nedir şu insan doğası?

Bir bakım evi açan hekim, bir binayı yükseltmek isteyen mimar yada mühendis, bir araştırmayı yürüten bilim adamı, bir torna ustası, kılgısal ve kuramsal bilgilerini kanıtlamak zorundadır. Milyonlarca insanın yazgısından sorumlu bir siyasetçi ise( bu açıdan etkilediği kişilerin sayısı pratikte bir kaç yüz ü aşmayan diğerlerinden ayrılmaktadır.) yaşadığımız toplumda hiç bir sınavdan geçirilmemektedir. Her ayakkabıcı,tornacı,marangoz,makine ustası,elektrikçi,duvarcı, tesviyeci yeteneklerini kanıtlamak zorundadır halk tarafından seçilmezler. Ancak siyasetçi yakayı sıyırabilir böyle sınavlardan. Azıcık dolap çevirmeyi biliyorsa, sinir hastalığının belirtileri olan ihtiraslara sahip,umursamaz,güçlü olma isteği gibi özellikler taşıyorsa toplumsal kargaşadan faydalanıp toplumun en yüce görevlerine hiç bir konu hakkında birikime sahip olmasına gerek kalmadan adaylığını koyabilir. Nitekim bu durum son 100 yıl içinde en yıkıcı hale bürünmüş ve sonradan günah keçileri ilan edilen bazıları dışında hiç bir şey olmamış gibi unutulmuştur. Kötü bir gazeteci 50 milyon İtalyan'ı peşinde sürükleyip uçuruma sürüklemiş, uğraşında hiç başarılı olamamış boyacı çırağı ortaya hiç bir şey koymadan hiç bir yapıt bırakmadan siyasette 20 yıl kalabilmiş, bu adet sürdürülmüş, eskisi üzerine ölü toprağı serpilip ağıtlar ardında unutulmuş ve bugünde hala aynı durum sanki hiç bir şey olmamış gibi sürdürülürken kimse neden diye sormamıştır. Oysa bugüne dek hiç bir parti, motor ,serum yapamamış, çocuk yetiştirememiştir. Çünkü çalışan insanların siyasal güce ihtiyacı olmadığından silahsız yaşar ve iş görürler. Bu tür üretime katılmış tüm çalışanlara ve sanatçılara bu yazıda 'Bilim adamı' diyeceğiz.

Onların karşısında ise gizemci hatipler ile siyasal kuramcılar bulunur. Hiç bir söylediklerini kanıtlamaları beklenmez. gökyüzünü yeşil e boyayacaklarını söyleselerde, iblis ile tanrıyı yeryüzüne indirip savaş oyunu oynasalarda kimsenin kendilerinden hesap sormayacağından yada insanları aldatmakla suçlanmayacaklarından emindirler. Tüm önermeleri her türlü karşı çıkışa karşı titizlik ile korunan kişisel düşünce ve inanç özgürlüğüne bağlıdır. Ancak bu kişisel özgürlük yetkiyi ele geçirdiğinde binlerce yıllık çalışmanın yapamadığı şeyleri yapabilir. Bu durum varolduğuna göre de bu kişisel kanı özgürlüğü kavramında bir sakatlık bulunduğunu söyleyebiliriz. Demek ki bu inancın kendisinde bir eğrilik vardır ve işler bir türlü yolunda yürümemektedir. Herhangi bir terzi, belli işlemleri yerine getirmeden ayakkabıcı ya da marangoz olamazken; herhangi bir demokrat ABD de sabah Cumhuriyetçi olarak uyanabilmekte, kömünist istediği an faşist, faşist de komünist, herhangi bir özgürlükçü komünist yada ulusal komünist hatta müslüman- demokrat olabilmektedir. Çünkü bu düşüncelerin başlıbaşına pratik bir anlamı yoktur. Bugün toplumda kılgısal ve olumlu anlamda olup bitenlerin, partilerin sınır ve öğretileri ile alakası olmamasına karşılık akıldışı ollayların ve olumsuz niteliklerin direkt bağlantısı vardır. Parti ortaklıkları nesnel bir yönelişin yerini tutma,bir çözüm getirmeden o günkü engeli ortadan kaldırma ereğini güden gelip geçici çarelerdir. Somut gerçekliklerle, gömlek değiştirir gibi değiştirilen görüş ve inançlarla savaşılamaz. Coşkusal veba nın yarattığı en büyük tehdit de bu noktada yatmaktadır.

Bir eğitimci çocukların akıl sağlığından yanadır. Bir ruh bilimci mecburi olarak cinsel özgürlükten ve dolaysız sevi ilişkilerinden, köylü tarımda makinaların kullanılmasından, bilim adamı kanıt bulunmasından yanadır. Bu durumda bu kişilerin bunlardan herhangi birisine karşı çıktığı noktada işlevsel değil akıldışı siyasal dizgelerin etkisinde konuştuğunu söyleyebiliriz. günümüzde bu bir şeylere karşı olma durumunu her mesleğe yayan görüş batı demokrosilerinde gelişmiş bir şeye 'karşı' ya da 'yana' olma zorunluluğundan doğmuştur. Gerçekte çalışma özü gereği bir şeyleri birleştirmek zorunda olduğundan hiç bir şey e karşı değildir genellikle 'yana' dır. Sorunları kılgısal olarak çözmek yerine tüm varlığını ortadan kaldırmaya uğraşan coşkusal veba ise her şey e karşıdır ve nesnel çıkarlar yerine sanal ve kap kaççı olan siyasal çıkara bağlıdır.

Şimdi gelelim düşünce özgürlüğü adı altında yinelenen eleştiri hakkına. Kendinizi bir motor tamircisi olarak düşünün. Önünüze iyi bakılmamış baştan aşağı bakım gereken bir motor getirilmiş ve 2 gün süre verilmiştir. İşi bitirebilmek için durmadan çalışmak zorunda kalır, zihninizi ve bedeninizi yorarsınız. Derken aylak bir adam çıkagelir ve hayatında hiç bir motora el sürmediği halde önce uzaktan bir süre izleyip size fikir belirtir. Sonra da işinize karışıp elektrik tellerinden birini koparıp çekip gider büyük ihtimalle akşam isterik karısı tarafından erken boşaldığı için reddedilmiştir. Daha sonra başka bir kayıtsız gelir ve bu işten anlamadığınızı çünkü hala opnaramadığınızı söyler alay ederek ve çekip gider büyük olasılıkla kezzap kaynanası tarafından bir işe yaramadığı söylenmiştir. Sonra daha yüksek statülü boş bir işe sahip patronun dostu gelir ve ne kadar pis göründüğünüzden bahseder ahlaksız olduğunuzu ailenize önem vermediğinizi kızınızın pastanede karşı parti üyesinin oğlu ile göründüğünü söyler ve çekip gider o da 10 yıldır iktidarsızlık tedavisi görmektedir. Ertesi gün bir mektup alırsınız çalışmanız yeterli bulunmamış ve işten çıkarılmışınızdır. Bu durum bilmedikleri üstlerine vazife olmayan işlerde eleştiride bulunma ve müdahalede bulunma hakkı verilmiş kişileri örneklemektedir. Oysa müzikçi notaların bakış açısından maden işçisini eleştirememektedir. Tüm bu olgular göstermektedir ki toplum, coşkusal veba hastalığı tarafından yıpratılmakta her şey birbirine karıştırılmaktadır. Çünkü sıradan Halk tabakasının başından aşkın işleri vardır ve siyasete ayıracak vakti yoktur oysa geleceklerini siyasal yönetime devretmektedirler kendi istekleri ile. Bilincin derinliklerini inceleyen bakımevi deneylerine dayalı bağımsız ruh hekimliği, gençlerin uyruk olarak yetiştirildiği ve utanç duygusu ve cezalandırmalar sonucunda her türlü akıldışı düşünceye kayıtsız şartsız bağlı kalabildiklerini göstermiştir. Bu durum salt Marksist öğreti ile açıklanamaz kökeni siyasal değildir. Coşkusal veba tüm bu olguların ışığında bir düşünce olmanın ötesine geçmekte anlamının iyi kavranması gerekmektedir. Mücadele yöntemi karmaşıktır. Öncelikle her bireyin kendi içindeki belirtilerden ve bunların kökeninden haberdar edilmesi gerekmekte genel mutsuzluk denen olgunun açıklığa kavuşturulması zorunluluğu vardır. Coşkusal veba eğitim ile ortadan kaldırılamaz çünkü ilk eğitim ailenin etkisi altında oluşup tüm diğer kişilik yapıları bunun üzerine inşa edilmektedir. Bugün bu yazıyı okuyanların bile konunun derinliğini anlamaktan uzak olma nedenidir çünkü kişisel savunma mekanizmaları ile siyasal ya da inanç konusu işin içine girmekte; olay salt karşı çıkış ile reddedilebilmektedir. Oysa coşkusal veba hem din in hem ahlak ın hem de yasaların gerçekte yasakladığı duruma denk düşmesine karşın bu ilkelerin buyurgan niteliğe bürünmesinden ötürü de sürekli yeniden üretilmektedir. Buyurgan yaşam biçimi ise buyurgan ve katı denetimle büyümüş kaygılı sinir hastalıklarının genel dışavurumudur. Ancak modern ruhbilim bu soruna eğilmekten çok uzaktır olgulara siyasal makinacı bakış açısı ile yaklaştığından sadece çıkarlara göre davranmakta dahası bireyi salt bir bağımsız olgu gibi değerlendirip toplumsal sorunlardan uzak durmaya çalışmaktadır. Bu da onu diğer yüzeysel bilimler gibi coşkusal veba için bir sübab durumuna sıkıştırmaktadır. Çözüm yerine belirtileri ayrıntılayıp, sonuç olan belirtileri sebeb gibi gösteren kar amaçlı sektörel hastalık bilimi de siyasal dizgelere coşkusal veba sayesinde yeni olanaklar tanımaktadır. Son yıllarda oldukça yaygın kullanılmaya başlanan kalıtım safsatası buna en iyi örnektir. Bunun batıl bir inanç olduğu bilimsel yollarla ispatlandığı halde halen tüm rahatsızlıkların ebeveynden çocuğa geçtiği iddia edilmektedir. Bu bir yönden doğrudur sadece. İhtiyaçları kısıldığında fizyolojisi bozulan organizma zayıf düşer. Enerji dengesi bozulur ve her türlü bozunmaya karşı savunması zayıflar bunun en bilinen belirtisi kronik kas kasılmaları ve nefes alışverişindeki zayıflık ve dengesizliktir. Enerjisini kas kasılmalarına harcayan birey için haz duyumu acı vericidir çünkü kasların serbest olmasını gerektirir ayrıca da metabolizma için haz duyumunun alt sınırını yaratan enerji eşiği vardır. Bu enerji solunum ile sağlandığından her türlü cinsel sömürü ve baskı kaygılı kas kasılmalarını ve acıdan kaçmaya yarayan sığ nefes alışverişine neden olur.

İşlevsel ruhbilim teknikleri bu dizgeyi tersine çevirerek savunma mekanizmaları ve nefes alışverişi üzerinde odaklanırlar türlü kimyasallar sadece belirtileri ortadan kaldırır. Coşkusal veba da bu eksik enerji dizgesine sahip çalışma yeteneği düşük insanların coşkusal tutumudur. Ancak onlar bu nedenle de kendilerini yaratan toplumdan, dolaylı yoldan bozgunculukları vasıtası ile intikamlarını almış olurlar. Kalıtım bu baskıcı eğitim vasıtası ile ebeveynlerden çocuklara aktarılan ruhsal durumdur. Doğuştan hastalık ya da hastalık çok nadirdir doğa bunu doğmadan önce eler genellikle. Tabi hiç bir şekilde üzerinde düşünülmeyen gebe kadınların yaşam standartları ve ruhsal durumu toplum tarafından gözetiliyorsa. Mevcut yapı bunun yerine cinsel perhizi ve kürtaj karşıtlığını kullanarak kadını bu konuda yalnız bırakmakta, vebalı ataerkil erkeklerde sorumluluklarından kaçmakta ve köktenci ahlaka ve geleneğe sığınmaktadırlar. Kalıtım işte bu nedenle etkili biçimde savunulmaktadır. Çünkü gerçek neden bu durumda unutulur ve birey kendini hayatta kalma savaşı içinde koştururken bulur. Öyle ki bunları düşünecek vakti bile yoktur eğer ebeveynleri tarafından yüklü bir malvarlığına sahip değil sosyal açıdan onu destekleyen bir kurum yok ise. Bu durum ülkemizde son zamanlarda yeniden zenginlik kültürüne dönüşen vebalı düşüncelere varacak kitlesel bir tutuma dönüşmüştür. Öyle ki halen insan grupları kendilerini yöneten katı ahlakçı ve saygı meraklısı anlayış yerine farklı kültürleri sorumlu tutmaya başlamıştır. Bu coşkusal vebadır ve atağa geçtiğinde içinde yeşerdiği toplumu uçuruma sürükleyeceği ortadadır. Bunun aksi mümkün değildir çünkü coşkusal veba üretemez yapısı gereği kendini yiyen bir hastalıktır. Tarihsel birikiminin bir topluma kazandırdığı avantajlar coşkusal veba salgınında önce bir an öne çıkıp sonra aniden yok olurlar. Günümüz ABD sinin aşırı saldırganlığı altında da bu gerilim yatmaktadır. Bu durumdan kurtulmak için geçici ve işe yaramaz çareler aramaktadır olayın sadece iktidar ve petrol savaşı olduğunu düşünmek budalalıktır coşkusal vebna varolduğu sürece hep bu şekilde davranacaktır.

Görüldüğü gibi coşkusal veba sanılanın aksine insanın doğal yapısından değil onun tam tersi duruma dönüşmesinden dolayı oluşmaktadır. Bireyler kulaktan dolma bilgilerle ona buna düşman olduğu sürece de siyasal dizgeler tarafından denetimli olarak kullanılacaktır bilinçsiz bir şekilde. Ancak siyasetçilerin ve yüzeysel bilim adamlarının unuttuğu nokta da bu bilinçsizlikleri ve bilgisizliklerinden kaynaklanan bir tehdittir.

Coşkusal veba sürekli kontrol edilemez, yasalar ve inançlar onu etkilemez. O kendini yok etmek için sürekli ortaya çıkmaya devam edecektir tüm diğer hastalıklardaki belirtilerin ortaya çıkışı gibi. Belirtiyi söndürmek hastalığın daha güçlü biçimde başka yerden daha yıkıcı biçimde patlamasına neden olur. O nedenle herkesin özellikle de yetkili kişilerin buna yönlendirilmesi gerekmektedir. Bir kişiyi bile bu hastalıktan kurtarabilmek avantajdır. Mücadele yöntemi mevcuttur iş onu kullanmaya karar vermekte düğümlenmektedir.
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Önerilen Siteler


Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı

Gitmek istediğiniz forumu seçiniz


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 07:37 .