Turan Dursun Sitesi Forumları
Geri git   Turan Dursun Sitesi Forumları > Bilim > Biyoloji > Evrim

Cevapla
 
Başlık Düzenleme Araçları Stil
  #1  
Alt 13-06-2008, 18:38
atheist87 atheist87 isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 17 Mar 2008
Bulunduğu yer: İstanbul
Mesajlar: 222
Post El ve ayak çizgilerindeki şifreler

El ve ayak çizgilerindeki şifreler

Vücudumuzun hangi noktasını ele alsak mükemmellik, nizam, plân, sistem ve bir harikalık hemen gözümüze çarpıyor. Bu harika yapılardan biri de parmak izleridir.

Parmak izleri ve diğer deri kabartılarına dermatoglifikler adı verilir. Bundan 50 yıl önce bilim adamları genetik bir hastalık olan Down Sendromu (mongolizm) ile avuç içindeki dört parmak çizgisi denilen bir çizgi arasında münasebet keşfettiler. Avuç içinde her zamanki enine iki çizgi yerine Down Sendromlu çocuklarda avuç içini enine kesen sadece bir tane çizgi bulunuyordu. Bunu takip eden yıllarda tıp uzmanları el ve ayaklardaki daha çok kavis, çizgi ve yaylar ile Down Sendromu ve diğer bazı hastalıklar arasında bağlantı kurmayı başardılar.

Dermatoglifik Nedir?

Derma (deri) ve glyphe (oyuk) kelimelerinden oluşan bu tabirden kastedilen, parmak uçları, avuç içi ve ayak tabanlarındaki deri çizgilerinin kıvrımlar yaparak oluşturdukları özel şekillerdir. Bu şekillerle yapılan işe dermatoglifik çalışması, bu işi yapan uzmana dermalog denir. (Deri bilimi denen dermatoloji ile uğraşanlara ise dermatolog denir.)

İlk defa eski Çin belgelerinde rastlanan parmak izlerine ait çalışmalar, günümüzde özellikle adlî tıp vakaları başta olmak üzere tıbbî araştırmalardan falcılığa kadar pek çok alanda kullanılmaktadır.

Bunlardan ayrı olarak dermatoglifikler kromozomal ve bazı irsî hastalıkların teşhisi için genetikte yaygın olarak kullanılan bir metod durumundadır.

Deri Çizgileri Ne Zaman Oluşur?

Dermatoglifikler anne karnındaki hayatımızın yaklaşık 10-18. haftaları arasında belirmeye başlarlar. Ayaklardaki desenler ellere göre birkaç hafta daha geç oluşur. 19. haftada ise Yaratıcımız'ın mührü olan, derimizin deseni hemen hemen tamamlanır. Hamileliğin yaklaşık 5. ayında bizi diğer insanlardan ayıran özel deri çizgilerimiz çizilmiş olur.

Genlerimizle kodlanmış programa göre yazılan deri kabartılarının, genetik olarak kusurlu olan durumlarda normalden farklı oluştuğu bilinmektedir.

Deri çizgilerimiz; doğumdan ölüme kadar yaşla ve çevre tesirleriyle değişmediği gibi, çok Özenle yaratılmış ince yapılan ile kişiden kişiye oldukça farklılık gösterir. Hiçbir kimsenin dermal çıkıntıları diğer bir insana benzememektedir. Parmak izimizi düşünecek olursak acaba 1 cm2'lik bir alanda yapılan tasarrufla milyarlarca insan nasıl tek tek birbirine benzemeden kodlanmıştır?


Deri Çizgilerinin Adlandırılması

Parmak ucu, avuç içi ve ayak tabanındaki dermal çıkıntılar sayı. yapı ve şekil bakımından değişik özel örnekler oluştururlar.

l) Avuç içi: Avuç içi hipotenar ve tenar bölgelerine ayrılır. Her parmağın dibinde triradivs denilen bir delta (üçgen) şekli vardır. Parmak diplerinden gelen çizgilerin bilek çizgisine yakın oluşturdukları açıya da atd açısı denir. Atd açısı yaşa bağlı olarak uzun veya dar olabilir.

2)Parmaklar: Parmak uçlarında kemer, ilmek ve düğüm yapılan vardır.

Kemer: Deri çizgilerinin kemer biçimi alacak şekilde üst üste dizilmesinden oluşur. Değişik türleri vardır.

İlmek: Bir üçgenin bulunduğu yapı.

Düğüm: İki ya da daha fazla üçgen bulunduran ve iç içe geçmiş halkalardan oluşan desenin simetrik, spiral ve çift ilmekli düğüm gibi türleri vardır. Doğu toplumlarındaki düğüm tipi desenler. Avrupalılardakinden daha fazladır.

3) Bükülüm çizgileri: Derinin daha altta bulunan dokulara tutunma yerlerini gösteren bu çizgiler cenin hayatının 6-10. haftalarında oluşur. Falcılar tarafından da kullanılan bükülüm çizgileri baş, kalp ve ömür çizgisi diye adlandırılan üç enine çizgiden oluşur.

4) Ter bezi delikleri: Parmak ucu ve avuç içinde bükülüm çizgileri üzerinde bulunan ter bezi delikleri röntgen filmi tekniği ile incelenerek değerlendirilir. Kulak zan, dudak kenan gibi derinin bir çok yerinde bulunan ter bezi delikleri vücuttaki dağılımları bakımından farklılık gösterir ve embriyonik hayatın 20. haftasında oluşmaya başlarlar. Bu deliklerin sayısı kişiden kişiye değişebildiği gibi, değişik hastalıklarla da bir münasebet göstermektedir.

5)Ayak tabanı: Ayak tabanında baş parmağın arkasındaki bölgede bulunan (hallukal bölge) deri desenleri incelenir.

Desen Çıkarma Teknikleri

Deri çizgileri incelenecek şahsın sahip olduğu deri desenini çıkarmak için değişik teknikler kullanılabilir, bunlann başlıcaları:

a)Röntgen filmi tekniği,

b)Kâğıt-mürekkep tekniği,

c)Walker-favrot tekniği,

d)Selobant tekniğidir,

Bütün metotlar genel olarak çizgilerinin kalıbı alınmak istenen yerin boyanarak veya bir kimyevî madde ile ıslatılarak izinin röntgen filmine veya kâğıda çıkarılması esasına dayanır.

Deri Çizgilerinin Kullanıldığı Yerler

En küçük noktamızın bile bir ilim, hikmet ve kudrete tercüman olduğunu başta söylemiştik. Bu durumda sahip olduğumuz deri çizgilerinin de abes olarak veya boşuna yaratıldığını kimse iddia edemez. Hiç bir atomun başıboş dolaşmadığı kâinatta, elimize ve yüzümüze çizilmiş bu çizgilerin muhakkak bir peşin ve görünen faydası olduğu gibi, bir de görünmeyen ve herkesin okuyamayacağı gizli mânâlarının olması gerekir.

Tıpta bilindiği ve uygulandığı kadarıyla;

a)İkizlerde benzerlik teşhisinde.

b)AnomaliIerin embriyonik hayat döneminde olup olmadığının belirlenmesinde,

c)Hastaık sebebinin ve ortaya çıkışının embriyonik hayatın hangi döneminde olduğunun belirlenmesinde,

d)Genetik hastalıkların teşhisinde, yardımcı metot olarak kullanılırlar.

Kimlik Kartlarımız: DNA ve Parmak İzi

Parmak uçlarımızdaki dermal çıkıntıların meydana getirdiği deseni çok eski yıllardan beri kişileri ayırmada kullandığımız gibi. son yıllardaki teknik gelişmelerle parmak izi deseni gibi, DNA desenini de suçluların tespitinde kullanmaktayız. Ayrıca ilâve olarak DNA deseni; babalık testi, doğum öncesi teşhis, gen haritalanması gibi sahalarda kullanılmaktadır.

Okuma-yazma bilmeyenlerin imza yerine parmak izlerini basmalarının sebebi de. herkesin şahsına ait hususî parmak izlerine sahip olduğunun keşfedilmesidir.

Bu hususa Yüce Kitâbımız'da şu şekilde dikkat çekilmiştir. Kıyâmet sûresinin 3. âyetinde "İnsan, kendisinin kemiklerini bir araya toplanamayacağımızı mı sanıyor?" denildikten sonra, hemen arkasından 4. âyette cevabı veriliyor: "Evet, bizim onun parmak uçlarını bile aynen eski hâline getirmeye gücümüz yeter." Burada hem parmakların, en ince sanatlardan en ağır işlere kadar her türlü faaliyetteki hassasiyeti ile birlikte yapılışlarındaki mükemmeliyete dikkat çekilmiş, hem de yeniden yaratılışta insanın parmak ucundaki çizgilere varıncaya kadar herkesin hususî vasıflarıyla tekrar diriltileceği anlatılmıştır. Diğer bir anlatımla; Allah (c.c)'ın ilim ve kudretinin sonsuzluğunu nazara vermek için. "Sizin parmak uçlarınızdaki en ince detayı bile onları yaralan bilir! Çünkü herkesin bu hususî çizgileri tesadüfen değil, O'nun ilim ve kudretiyle çizilmiştir!" denilerek, dikkatimiz çekilmiştir.

Henüz DNA şifresinin bilinmediği dönemlerde el ayası, parmak ucu ve alın çizgileri insanoğlunun dikkatini çekmiş ve bunları mânâlandırmaya çalışmıştır. Her insan özel olarak yaratıldığına ve üzerinde binlerce harika sanatlar bulundurduğuna göre, bu antika sanat eserinin üzerindeki çizgilerin tesadüfi ve boşuna olduğunu söylemek, meseleyi çok basitleştirmek olur.

Ama bunu mânâlandırırken de işi bir oyun hâlinde falcılığa dökmek, gaipten haberler vermek, aksine, suiistimal etmek olur. Zira bu çizgilerden tıbbî olarak istifade etmek, maddî bir ilim olsa bile, bu çizgilerin -perde arkasında gizli- mânevî yönünü okuyabilmek, falcılıkla alâkası olmayan, özel ihtisas gerektiren bir alana ait olduğundan, bugünkü tıp ilminin sahasına girmemektedir.

-Sızıntı

(hanimlar.com)

http://www.habervaktim.com/haberoku.php?id=22488
Alıntı ile Cevapla
  #2  
Alt 13-06-2008, 23:18
pante - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
pante pante isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
 
Üyelik tarihi: 01 Nov 2005
Bulunduğu yer: İstanbul
Mesajlar: 8.936
Standart

Bu hususa Yüce Kitâbımız'da şu şekilde dikkat çekilmiştir. Kıyâmet sûresinin 3. âyetinde "İnsan, kendisinin kemiklerini bir araya toplanamayacağımızı mı sanıyor?" denildikten sonra, hemen arkasından 4. âyette cevabı veriliyor: "Evet, bizim onun parmak uçlarını bile aynen eski hâline getirmeye gücümüz yeter." Burada hem parmakların, en ince sanatlardan en ağır işlere kadar her türlü faaliyetteki hassasiyeti ile birlikte yapılışlarındaki mükemmeliyete dikkat çekilmiş, hem de yeniden yaratılışta insanın parmak ucundaki çizgilere varıncaya kadar herkesin hususî vasıflarıyla tekrar diriltileceği anlatılmıştır. Diğer bir anlatımla; Allah (c.c)'ın ilim ve kudretinin sonsuzluğunu nazara vermek için. "Sizin parmak uçlarınızdaki en ince detayı bile onları yaralan bilir! Çünkü herkesin bu hususî çizgileri tesadüfen değil, O'nun ilim ve kudretiyle çizilmiştir!" denilerek, dikkatimiz çekilmiştir.

Kıyamet-3. Eyahsebul'insanu ellen necme'a 'ızamehu.
Kıyamet-4. Bela kadiriyne 'ala en nusevviye benanehu.

Kıyamet-3. insan sanıyor mu ki kemiklerini derleyemeyiz?
Kıyamet-4. Evet derleriz, parmaklarını bile tesviyeye (eski haline getirmeye) gücümüz yeter!

Nerede ayette parmak izi? Ya da ucu?

"Parmaklar" yazan ayetten parmak izi çıkartmak, " Daha genişini de yapmaya kaadirdir" ayetinden evrenin genişlediğini çıkarmak, "7 gök"ten atmosfer tabakalarını çıkarmak, "yıldızların mevkiinden" karadelikleri çıkartmak ancak mucize şarlatanlığıdır.

Allah, "parmak izlerinize varana kadar sizi yeniden yaratmaya kaadirdir" demekten aciz midir ki sadece "parmaklarınıza kadar" diyor?
Alıntı ile Cevapla
  #3  
Alt 13-06-2008, 23:50
atheist87 atheist87 isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 17 Mar 2008
Bulunduğu yer: İstanbul
Mesajlar: 222
Standart

Ofisdeki arkadaşım beni imana getirmek için vakitten okuyup bana mail atmış bende sizinle paylaşmak istedim

Verdiğiniz bilgiler için Teşekkür Ederim Pante
Alıntı ile Cevapla
  #4  
Alt 14-06-2008, 03:16
kucles kucles isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 27 May 2007
Mesajlar: 53
Standart

lisedeyken bütün nurcu arkadaşlarım bu sızıntı dergisine aboneydi. bu dergi hep böyle tıp bilim anlatır sonra arkasından aha bak bütün bunlar kuranda da var diye patlatır durur.

neyse. ben de şunu merak ediyorum acaba bu dergi adem havva ikilisinin ve daha sonra çocuklarının bir biriyle olan ensest ilişkilerini ve bunun sonucunda dünyaya gelen bireylerin genetik ve kalıtsal hastalıkları olmaları gerektiğini düşünmüyor mu? {bugün böyle ensest bir vakayla karşılaşılsa eminim bütün müslümanlar bu kişileri taşa tutarlar, allahsızlıkla suçlarlar. ama allah emrederse ona sual olunmaz, değil mi? işte akla böyle zincir vurulur!}

her neyse bu sızıntı gibi dergilerin yaptığı biraz ayet ezip büzerek müspet bilimlere uyarlamak böylece kuranı mucizevi, her zaman güncel gösterme çabaları... aksi takdirde şeyhlerin şıkların ekmek teknesi elden gider.

Konu kucles tarafından (14-06-2008 Saat 03:46 ) değiştirilmiştir.
Alıntı ile Cevapla
  #5  
Alt 17-06-2008, 11:51
fourfourtwo fourfourtwo isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 17 Jun 2008
Mesajlar: 11
Smile

kucles´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
lisedeyken bütün nurcu arkadaşlarım bu sızıntı dergisine aboneydi. bu dergi hep böyle tıp bilim anlatır sonra arkasından aha bak bütün bunlar kuranda da var diye patlatır durur.

neyse. ben de şunu merak ediyorum acaba bu dergi adem havva ikilisinin ve daha sonra çocuklarının bir biriyle olan ensest ilişkilerini ve bunun sonucunda dünyaya gelen bireylerin genetik ve kalıtsal hastalıkları olmaları gerektiğini düşünmüyor mu? {bugün böyle ensest bir vakayla karşılaşılsa eminim bütün müslümanlar bu kişileri taşa tutarlar, allahsızlıkla suçlarlar. ama allah emrederse ona sual olunmaz, değil mi? işte akla böyle zincir vurulur!}

her neyse bu sızıntı gibi dergilerin yaptığı biraz ayet ezip büzerek müspet bilimlere uyarlamak böylece kuranı mucizevi, her zaman güncel gösterme çabaları... aksi takdirde şeyhlerin şıkların ekmek teknesi elden gider.
Şu mantığa bakıpta şaşkınlık içinde kalmamak gerçekten akıllara ziyan..Çamur at izi kalsın .. Hz. adem ve ensest ilişki öyle mi? Akıllara ziyan.. Haa bu ensest ilişkiye çok meraklı olan varsa gitsin kızkardeşiyle yatsın..Akıllara ziyan değil mi?
Alıntı ile Cevapla
  #6  
Alt 17-06-2008, 12:16
K.C. - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
K.C. K.C. isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 02 Jun 2006
Mesajlar: 4.587
Standart

Hz. adem ve ensest ilişki öyle mi?
Hayır öyle değil. (şimdi bu cevabı açma, geliştirme, gerekçelerini ortaya koyma zahmetine girmeyi düşünmüyorum. Zira Kur'an'da Allah bazı soruları yanıtlarken de bu cümleyi kurup gerisini sizin hayal gücünüze bırakıyor. Ben de sadece bu ayeti cevap olarak vermek istedim.)
Akıllara ziyan.. Haa bu ensest ilişkiye çok meraklı olan varsa gitsin kızkardeşiyle yatsın..Akıllara ziyan değil mi?
Adem'in oğulları farklı bir şey yapmamış değil mi?

YILDIZLAR ATEŞ BÖCEĞİ SANILMAKTAN KORKMAZLAR

http://kadinislamadalet.blogcu.com/
Alıntı ile Cevapla
  #7  
Alt 17-06-2008, 12:23
fourfourtwo fourfourtwo isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 17 Jun 2008
Mesajlar: 11
Standart

Çeşitlilik yokmuş..Çeşitliliğin olmadığı durumlarda türün devamı için gereken neyse o yapılır..Yani bir nevi adaptasyon..Eğer onu yapmasa sizler gibi çok değerli olan bireyler nasıl meydana gelirdi değil mi? Türün devamı , türün çeşitliliği için yapılması gereken oymuş..Sen olsan ne yapacaktın peki? Hayvanlarla mı çiftleşecektin? Soruyu soran kişi cevaplasın? Soyun devamını nasıl devam ettirecektin? Eleştiri yapmak kolay..Öneri önemli olan? Sen ne yapardın?
Alıntı ile Cevapla
  #8  
Alt 17-06-2008, 12:31
frodo - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
frodo frodo isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 26 Aug 2006
Bulunduğu yer: İstanbul
Mesajlar: 5.875

Onur Üyeliği 

Standart

Soru da bu zaten four. Eğer ilk yaratılan adem ve havva ise ve insan nesli bu ikiliden çoğalmışsa kaçınılmaz biçimde ensest ilişki var demektir. O zaman bu eleştirildiği zaman
"akıllara ziyan" yorumları yaapmanın gereği ne ?

İlk iletinizde
Hz. adem ve ensest ilişki öyle mi? Akıllara ziyan.. Haa bu ensest ilişkiye çok meraklı olan varsa gitsin kızkardeşiyle yatsın..Akıllara ziyan değil mi?
diyorsunuz, ama bu şiddetli karşı çıkıştan sonra ;

Çeşitlilik yokmuş..Çeşitliliğin olmadığı durumlarda türün devamı için gereken neyse o yapılır.
deme hakkını kendinizde buluyorsunuz. Eğer Adem'in ilk insan olduğuna
inanıyorsanız ensest ilişki olduğunu kabul etmek durumundasınız. (Unutmadan Adem'in ilk insan değil ilk peygamber olduğu görüşleri de var).

İnsani olan her şey kabûlüm.
Alıntı ile Cevapla
  #9  
Alt 17-06-2008, 12:39
K.C. - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
K.C. K.C. isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 02 Jun 2006
Mesajlar: 4.587
Standart

Walla ben herşeye kadir olmak gibi kendime bir sıfat koymuş olsaydım, ve öyle olsaydım,

ezelden ebede kadar olup bitecekleri bilmek gibi bir İlme de sahip olsaydım,

Yani "binyıllar sonra bu kullar akıllanacak, ensest hoş karşılanmayacak, bu ilkeller buna inanabilir ama yıllar sonra beni ve kudretimi sırf bu ensest yüzünden sorgulamaya başlayacaklar" diye herhalde düşünürdüm ve bilirdim. Adem evladımla onun -olsa da olur olmasa da türündeki- kaburgasından değersiz bir şekilde yaptığım Havva kızımın çocukları enseste sapmasın, "bu nasıl ilimdir", "birkaç Adem'le birkaç Havva yaratmaya kadirken niye insanlığın üremesini ensestle başlatmıştır " türünden sorulara muhatap olmamak için";

daha ilk yaratılışta , birden fazla kez ruhumdan üfleme zahmetine katlanarak birden fazla çamurdan heykel yapardım.

Biz bu kıt aklımızla ensesti taa baştan önlemenin çaresini bulabilirken, herşeye kadir bir varlığın bunu düşünememiş olmasını açıklayamadığımızdan, dahası bu masal bize Sumerleri, Mezopotamyayı, ve o civarda yaşamış diğer halkların yaratılış masallarını çağırıştırdığından (ama Mezopotamya dışındaki halkların yaratılış efsanelerinde bu masala rastlanmadığından) daha bilimsel ve ispatlanması mümkün olan teorilere "inanıyoruz" (?)

YILDIZLAR ATEŞ BÖCEĞİ SANILMAKTAN KORKMAZLAR

http://kadinislamadalet.blogcu.com/
Alıntı ile Cevapla
  #10  
Alt 17-06-2008, 21:52
fourfourtwo fourfourtwo isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 17 Jun 2008
Mesajlar: 11
Standart

Yapamayacağın şeyi savunma...
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Önerilen Siteler


Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı

Gitmek istediğiniz forumu seçiniz


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 01:11 .