
06-07-2008, 02:05
|
|
|
Yine mi Gurbete Düştü Yolumuz
YİNE Mİ GURBETE DÜŞTÜ YOLUMUZ
Yine mi gurbete düştü yolumuz
Seyrettim , bizim bağlar görünmez
Dert elinden çok perişan halimiz
Bir çare yok , alem bu imiş
Biz Türkler yurtdışında yabancı , Türkiye'de de Alamancıyız .
Türkiye'de yaşayıp da gurbetin ne olduğunu bilmeyenlere uzun uzun ''Biz gurbetçiler öldük , bittik , yandık kül olduk '' diye dert anlatmayacağım .
Nasrettin Hoca'nın eşekten düşüp de doktor istemediği gibi , kimsenin de biz gurbetçileri anlamasını beklemiyorum zaten .
O yüzden de bu makaleyi herşeyden önce gurbette yaşayan kardeşlerim için yazıyorum .
Gurbetçi kardeşim ; beni bir tek sen anlarsın , bir de Türkiye'de yaşayıp da belki eli vicdanında olan insanlar .
Çünkü sen Türkiye'de Alamancısın .
Avrupa'nın sokakları para kaynadığı ve sen de Türkiye'de yaşayan öpöz vatandaşının gözünde haliyle çöpçü olduğun için her gün sokaklarda para süpürürsün !
O , ne şartlar altında biriktirdiğin üç beş kuruşu da vatanına getirir ve o dövizlerinle ülkendeki sosyal patlamalara karşı yıllarca adeta sübap görevi görürsün de yine de kimseye yaranamazsın .
Yurtdışında , yeni yetişen nesillerinle birlikte milyonlarca imişsin ; kim takar !
Politikacın bile seni adamdan sayıp da bir ''Dış Türkler Bakanlığı '' kurmaz .
Sonra da elin Ermenisi Avrupa'nın her meydanına işte böyle soykırım anıtı diker , sen utanırsın da onlar yine utanmaz .
Hem ne yapabilirsin ki tek başına , sen de haklısın ; arkanda Türkiye yoksa , seni adamdan saymıyorlarsa , örgütlü değilsen ...
Takma kafana boşver ; uğraşsın şimdi Türkiye dışişleri bakanlığının , başta bakan olmak üzere o , çok muhterem ve de akıllı diplomatları .
Konsolosluğa gelen vatandaşını , en ufak bir işlem için yüzlerce avrosunu harç adı altında tahsil edip resmen sömüren kendini beğenmiş diplomatlar ...
Senin avrolarınla o , sıfır mercedeslere binsin , ahçısı 5.000 avro , evini temizleyen temizlikçi de 3.500 avro maaş alsın ( daha bunlara özel ne devlet kıyakları var da anlatsam herhalde satırlar tutar ) , sanki bunları sen değil de başkası finanse ediyormuş gibi daha bir de sana tepeden baksın .
Bilirim , dert küpüsün , sesin bile kısık çıkar , kim duyacak ki seni .
Yalnızlık , gariplik senin kaderin canım kardeşim , çekeceksin ; sana biçilen kaftan bu , giyeceksin !
- Avrupa'ya gitti de adam oldu , Allah'ın çobanı .
İşte bu kadar basittir !
***
Tilkinin dönüp dolaşacağı yer kürkçü dükkanı hesabı , dayanamaz , yine sadece ülkene gelirsin ; koca bir yılın stresini , gamını atacaksındır güya .
Vatan hasreti elden ayrıdır , çekmeyene ne gam .
Kapıkule'den girer de vatan topraklarının o mis gibi kokusunu içine çekersin :
- Vatanım gibisi yok , benim insanım gibisi yok .
Sen bu düşüncelerle ülkene ilk adımını atarken , senin insanın da sana nasıl kazık atacağının düşüncesi içerisindedir , çünkü sen Alamancısın .
Alamancı olduğu için de memleketinde işte böyle hoşgeldinlerle karşılanırsın ; alış artık , isyan etme !
Bilirim , bu yıl da yine geleceksin , memleketinle ve memleketindeki yarenlerinle hasret gidermek için ; araçlarla , uçaklarla , katar katar üstelik .
Hakkın bu , kim ne diyebilir ..
Kazıklı voyvodanın hışmına uğramış Osmanlı elçileri gibi Türkiye'nin her bir metrekaresinde yediğin kazıklarla ve büyük bir hayal kırıklığıyla da geri döneceksin ; kös kös , içine dert olmuş bir şekilde .
Senin insanın müslümandır , üstelik de yüzde 98'i , güya !
Geç bunları geç ; yıllardır Avrupa'da yaşıyorsun bilirsin , senin öz vatanındaki o sözde müslüman insanlar kadar yolsuzu , hırsızı , arsızı var mıdır ; gördün , duydun mu ?
Hangi Avrupa ülkesi ve insanları senin öz vatanındaki öpöz yurttaşların kadar , üstelik de tepeden tırnağa aklını fikrini üçkağıtçılığa , adam aldatmaya çalıştırır ve hangi Avrupa ülkesi vatandaşı ülkelerindeki yolsuz hükümetleri , hem de defalarca işbaşına getirir ?
Hangi Avrupa ülkesinde insanlar yağma Hasan'ın yağlı böreği gibi devletin arpalıklarına çöreklenir de çalışmadan , üretmeden , üstelik de 42 - 43 yaşında gepegenç emekli olur ?
O , sana çoban derken , sen çıkıp da şunları söyleyemezsin :
- Hadi oradan !
Kızma bana ancak , sen ayrıca doğru dürüst paranı harcamasını bile bilmezsin , paranla rezil olursun kendi öz vatanında , hem de düzenli ve her yıl .
Sen , gurbetçi kardeşim ; sen her Allah'ın günü sanki sahura kalkıyormuş gibi sabahın dördünde kalkar da işe gidersin , Türkiye'dekinin de bilmem nemneresinde pireler uçuşur , o mu seni anlayacak ?
Vize , iş müsaadesi , dil yetersizliği , şu bu derken bir de bakarsın ki gençliğin gitmiş , sağlığın gitmiş , ömrünü tüketmişsin , kime dert anlatıyorsun sen Allah aşkına !
Türkiye'de yaşayanlar 120 metrekarelik daireleri beğenmezken , sen çoluk çocuğunla 60 metrekare yer bulduğuna şükredersin , Türkiye'dekine anlatma bunu sakın , anlamaz , hatta kendisiyle dalga geçildiğini bile zanneder .
***
Uzatmaya gerek yok ; Türkiye'de işte böyle Alamancısın , bilmez değilsin hani , eh yurtdışında da yabancısın .
Elin gavuruna ( gavur kelimesini dinsel olarak değil , vicdansız ve anlayışsız manasında kullanıyorum ) zaten dert anlatamazsın , zira ırkçılık , kendini beğenmişlik ve kendilerine ait olmayanı derhal dışlamak onların en belli başlı özellikleridir .
Yurtdışında yabancısın ; çünkü kafan kara , gözün kara , bütün bunlar az gelmiş gibi daha bir de kaşın kara .
Ne yapsan ki , saçını sarıya mı boyatsan , sokak ortalarında kendi dilin yerine onların dilini mi kullansan ?!..
Gerçekte öyle yapan Türkler yok mu ?
Tonlarca var hem de .
Bırakınız benzemeye çalıştığı o Alman'ın , o Batılı'nın sömürücü ve faşist tarihini , kendi tarihinden , kültüründen bile habersiz o kadar insanımız var ki , yalan mı söylediklerim ?
Eh , sen ondan habersiz , bundan habersiz yaşarsan , sonunda bülbüle benzemeye çalışan kargaya dönersin ki , haline kargalar bile güler .
Sen ne yaparsan yap , elin Batılısı seni hiç kendinden sayar mı ?
O kahrolası şom ağızlarını açıp da senin ülkeni ve senin insanını düpedüz aşağılarken , ufacık da olsa sen de ''sizin ülkenizde de her zaman güneş doğmuyor '' demeye gör hele sen , derhal sana sınır kapısını gösterirler , sen söyle , öyle değil mi ?
O boyattığın sarı saçlarını yolabilirsin artık , eğer birazcık da olsa şahsiyetli isen .
Sana sınır kapısını gösterenlere ''Efendi , bana bak ; ben vergisini veren bir vatandaşım , bu ülkede çalışıyor , bu ülkede kazanıyorum ve vergimi de Türkiye'ye değil , bu ülkeye veriyorum . O halde kapat şimdi o şom ağzını , içinde yaşamadığın ülkem hakkında özellikle benim yanımda bir daha asla böyle konuşamazsın , bunu da böyle bil '' diyebiliyor musun , yoksa Allah'ın ırkçısından hala daha merhamet , anlayış mı bekliyorsun ?
Ama bu lafları suratlarına söyleyebilmek için de öncelikle iyi dil öğrenmen gerekli , bunu da biliyorsundur sanırım .
Merak etme , sen böyle cevaplar verirsen , seni sevmeseler de en azından sana karşı için için saygı duyacaklardır , bundan adın gibi emin olabilirsin .
Onlar kendi ülkelerine hiç laf söz ettirirler mi ?
Ama karşılarına çıkıp da ses etmezsen , etmediğin gibi ''Haklısınız vallahi ; biz Türkler medeniyetsiz insanlarız , insanlarımız oldukça yobaz , devletimiz polis devletidir , Ermenileri de kestik , Kürtleri de ... '' diye daha bir de onlara yaltaklanırsan , belki senin yanında ses etmezler ancak , arkandan da gerçekte senin ne kadar şahsiyetsiz birisi olduğunu konuşurlar .
Kol kırılır yen içinde kalır hesabı , aklını başına al da bunların yanında ülkenin ve insanının açıklarını sakın söyleme !
Sen , benim gurbetçi kardeşim ; sen bilir misin ki , bunların sosyalistlerinin , solcularının bile ağzını biraz deş de şöyle , gör altından nasıl milliyetçi ve yurtsever birisi çıkacak .
İşte bunların en solcuları bile böyle iken , sen nasıl olur da kendinden bu kadar utanır , vatanseverliği onların karşısında kötü bir şeymiş gibi algılarsın .
Görmüyor musun , Türkiye'nin ne kadar ipini koparmış , ipten kazıktan kurtulma adi ve şahsiyetsiz herifi varsa , elin gavurunun yanında sürekli seni ve ülkeni aşağılıyor .
Sen de mi onlar gibi olacaksın , sen de mi ülkene ve insanına darbe vuracaksın ?
Bırak , senin insanın seni beğenmesin , senin insanın seni çöpçü , çoban Alamancı diye aşağılasın !
Olsun , sen yine de ülkene küsme ; senin öpöz ülken böyle değil aslında , yolsuz siyasetçilerin eseri bunlar .
Çocuklarına sahip çık , kendi anadillerini iyi öğrensinler , yoksa iki nesil sonra neslin asimile ( erime ) olur gider , gelecekte torunlarınla diyalog bile kuramazsın .
Ağıtlarını , kahırlarını içine göm , üzülme !
Kimseye de sakın gurbet sancısını anlatma !
Sahipsizsin biliyorum , ama türkülerin var , onları söyle .
Bizim ele bahar geldi
Meler kuzular kuzular
Dağlar çiğdem çiçek açtı
Kokar yazılar yazılar
Duman tüter bacasından
Anasından bacısından
Ayrı kaldık nicesinden
Yürek sızılar sızılar
Şahin derde bürünür
Gurbet ellerde sürünür
Gülermiş gibi görünür
Yürekten ağlar bazılar
Aydınus
|

05-08-2008, 02:42
|
 |
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 27 Mar 2007
Mesajlar: 433
|
|
Aydınus´isimli üyeden Alıntı
[B]
Biz Türkler yurtdışında yabancı , Türkiye'de de Alamancıyız .
Türkiye'de yaşayıp da gurbetin ne olduğunu bilmeyenlere uzun uzun ''Biz gurbetçiler öldük , bittik , yandık kül olduk '' diye dert anlatmayacağım .
Nasrettin Hoca'nın eşekten düşüp de doktor istemediği gibi , kimsenin de biz gurbetçileri anlamasını beklemiyorum zaten .
O yüzden de bu makaleyi herşeyden önce gurbette yaşayan kardeşlerim için yazıyorum .
Gurbetçi kardeşim ; beni bir tek sen anlarsın , bir de Türkiye'de yaşayıp da belki eli vicdanında olan insanlar .
Çünkü sen Türkiye'de Alamancısın .
|
Neden Türkiyede almancı Almanyada yabancısın hiç düşünüyormuyuz?
Bak aşağıdaki şarkımı desem, şiirmi, yoksa gazelmi herşey net orada yazıyor.
Özellikle çatlattığınız insanların bölümünü koydumki daha anlamlı olsun.
Birgün hepimize müjde verdi Babam:
Bu bayram Türkiye´deyiz dedi.
İçim içime sığmadı.
Sabaha kadar uyuyamadım.
Peki, ya Mercedes?
Hani kırmızı arabayla gidecektik köye?
Şaşıracaktı herkes.
Katırcıların Yusuf küçük dilini yutacaktı.
Şapkası uçacaktı muhtar emminin.
Bizim Kamil bi zenginleşmişki görme!
diyecekti Salim Ağaya.
Ağa yutkunacak, başını öne eğecekti.
Meraklı Hüsnüye´nin ağzı bir karış açık kalacaktı,
Çatlıyacaktı hasetinden.
Nazlı bir gelin gibi köyün yollarında gezerken bizim araba,
Çocuklar, çığlık çığlığa koşucaktı peşimizden.
Vaybee, arabaya bak! diyecekti bi tanesi.
Bütün köy, bütün köy, bizi konuşacaktı.
Nazara geliriz vallahi demişti anam,
Kurşun döktürmeli.
Arabasız nasıl gideriz köye?
Annem önce ev istemiş.
Araba her zaman alınırda, ev alınmazmış.
Ahrette iman, dünyada mekan derlermiş Türkiye´de
Zavallı babam, her zamanki gibi fedakardı.
Umutlarını ertelemiş, en büyük düşünü bırakmış zamana.
Annem ilk defa birşey istemişti ondan,
Geri çevirmedi, yere düşürmedi sözünü.
Annem mutlu, babam umutluydu
Alacaktı Mercedes alacaktı...
Yorumu siz yapın.
|

07-08-2008, 00:14
|
|
|
Ha türkiye burda isteyen geri gelebilir. kimse gurbetciyi zorla gurbette tutmuyor. öyle acımtrak yapmayın kendinizi
|

07-08-2008, 13:34
|
|
|
fesih´isimli üyeden Alıntı
Ha türkiye burda isteyen geri gelebilir. kimse gurbetciyi zorla gurbette tutmuyor. öyle acımtrak yapmayın kendinizi
|
Olur .
Söz sana , bir daha kendimizi acımtırak yapmam !
Not : Bu , ''acımtırak yapmak'' deyimini de ilk defa duyuyorum . İşte bizim insanımızın bildiği Türkçe bu kadar .
Kafasının ve vicdanının ne kadar işlediği de oldukça ayan beyan olup kullandığı Türkçe'den daha ileri değil .
|

07-08-2008, 13:53
|
|
|
timsah´isimli üyeden Alıntı
Neden Türkiyede almancı Almanyada yabancısın hiç düşünüyormuyuz?
Bak aşağıdaki şarkımı desem, şiirmi, yoksa gazelmi herşey net orada yazıyor.
Özellikle çatlattığınız insanların bölümünü koydumki daha anlamlı olsun.
Birgün hepimize müjde verdi Babam:
Bu bayram Türkiye´deyiz dedi.
İçim içime sığmadı.
Sabaha kadar uyuyamadım.
Peki, ya Mercedes?
Hani kırmızı arabayla gidecektik köye?
Şaşıracaktı herkes.
Katırcıların Yusuf küçük dilini yutacaktı.
Şapkası uçacaktı muhtar emminin.
Bizim Kamil bi zenginleşmişki görme!
diyecekti Salim Ağaya.
Ağa yutkunacak, başını öne eğecekti.
Meraklı Hüsnüye´nin ağzı bir karış açık kalacaktı,
Çatlıyacaktı hasetinden.
Nazlı bir gelin gibi köyün yollarında gezerken bizim araba,
Çocuklar, çığlık çığlığa koşucaktı peşimizden.
Vaybee, arabaya bak! diyecekti bi tanesi.
Bütün köy, bütün köy, bizi konuşacaktı.
Nazara geliriz vallahi demişti anam,
Kurşun döktürmeli.
Arabasız nasıl gideriz köye?
Annem önce ev istemiş.
Araba her zaman alınırda, ev alınmazmış.
Ahrette iman, dünyada mekan derlermiş Türkiye´de
Zavallı babam, her zamanki gibi fedakardı.
Umutlarını ertelemiş, en büyük düşünü bırakmış zamana.
Annem ilk defa birşey istemişti ondan,
Geri çevirmedi, yere düşürmedi sözünü.
Annem mutlu, babam umutluydu
Alacaktı Mercedes alacaktı...
Yorumu siz yapın.
|
Birtakım kompleksli gurbetçilerin şiirdeki gibi yapmasını yurtdışında yaşayan tüm insanlarımıza mal edemeyiz .
Ancak şu da bir gerçek ki , yurtdışında yaşayan insanlarımıza karşı da böylesi çirkin bir bakış açısı olduğunu herkes bilir .
Nedir o bakış açısı : Haset , çekememezlik , kıskançlık ...
Kısacası adaletli bir insanın asla kabul edemeyip nefretle reddettiği tüm insani zaaflar ...
Aslında bu şiir benim makalemde kasdettiklerimin tam bir somut örneği olmuş .
Sayın muhterem kardeşimiz de farkında olmadan destek vermiş .
Onyıllarca yurtdışında çalışarak biriktirdiği dövizlerini Türkiye'ye getirip sosyal patlamaların önüne geçen gurbetçi insanlarımız da uyandı artık ve yatırımlarını yaşadıkları ülkelere yapıyorlar .
Bizler herşeye rağmen küsmeyeceğiz ülkemize .
Her ne kadar tüm nefsani kokuşmuşlukları içinde barındıranlarla yüzgöz olmak durumunda kalsak da ...
Aydınus
|

07-08-2008, 14:56
|
 |
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 27 Mar 2007
Mesajlar: 433
|
|
Sevgili Aydunus,
Bende 7 yıl Hollandada gurbet hayatı yaşadım gurbetçiliğin ne demek
olduğunu benim kadar bilemezsiniz.
Çünkü benim, hiç kimsem yoktu ve tek başına kaçak hayatı yaşadım.
İlk gittiğim yıllarda oturumum olmadığı için sevdiğim kız beni terk etti
ve hiç kimse kızını vermek istemedi. Vermedide. Yabancı bir hatunla evlilik yaptım
öyle aldım oturumu.
Sözünü ettiğiniz kompleksli gurbetçiler sonuçta bu ülkenin bir parçasıdır, elbette iyisi ve kötüsü var ve kimseye kötü deme hakkımız yoktur. Çünkü hepsi sonuçta bu ülkenin parçaları.
Şöyle düşünün;
Gurbetçilerle Türkiyedeki yaşayan vatandaşlarımız aynı toprağın mahsulleri.
Kimse telefon kulubesine girip çıktığında gurbetçi, dürüst, alim insan, ırkçı yada şerefsiz olmuyor. Oraya kimi koyarsanız koyun
sonuçta aynı davranışları sergiler, iyisiyle kötüsüyle.
Bir anımı anlatayım kısaca;
Bir gün sabah 6:30 da rotterdamdan işe gidiyoruz, benzinlikte durup kahve aldık.
O sırada ben dışarda diğer arkadaşları bekliyordum. İngilizin biriside dışarıda
elinde kahve benim gibi arkadaşlarını bekliyordu.
Bana dediki -bu Hollandalıların hepsi ırkçı.
Bende ona -ırkçılık heryerde var dedim.
İçimden sanki sen değilsin dedim ama kime yararı var?
Biz insanız diğer, hayvanlardan tek farkımız biraz daha gelişmiş ve sosyal olmamızdır.
Kimseyi yargılamaya hakkımız yoktur. Çünkü günün birinde sanık sandalyesinde sen yada
bende olabiliriz.
Herşeyi mekan ve şartlar belirler. İnsan değil.
Saygılar.
Konu timsah tarafından (07-08-2008 Saat 15:02 ) değiştirilmiştir.
|

07-08-2008, 19:25
|
|
|
Aydınus´isimli üyeden Alıntı
Onyıllarca yurtdışında çalışarak biriktirdiği dövizlerini Türkiye'ye getirip sosyal patlamaların önüne geçen gurbetçi insanlarımız da uyandı artık ve yatırımlarını yaşadıkları ülkelere yapıyorlar .
|
Aydınus cümlem biraz sert olmuş özür dilerim. acımtrak yerine ironik diyebilirdim. ama acınası bir hal durumu sergilediğin için acımtrak dedim mecazen. Anadilim olmasada, türkçeyide en az senin kadar iyi bilirim.
Cümlemin sert oluşu yukarıdade senin belirtmiş olduğun gibi yurt dışında kalma nedeninizi bildiğim içindir . Ülkem ülkem dersiniz ama paranızı ülkenize getirmezsiniz ve sizde, "memleketimde 3 kuruşamı çalışacağım!" anlayışı hep hakimdir. bu yüzden yurda dönmek size zor gelir.
Hem parayı seversiniz hem memleketi
bu ne perhiz bu ne lahana tursusu
3 kuruşa çalışıp ezilmektense bende yurtdışını tercih ederdim. keşke fırsat bulsamda bende kendimi atsam dışarıya. ama ben dönüpte ikilem arasında kalmıyacam.
|

08-08-2008, 15:37
|
|
|
fesih´isimli üyeden Alıntı
Ülkem ülkem dersiniz ama paranızı ülkenize getirmezsiniz ve sizde, "memleketimde 3 kuruşamı çalışacağım!" anlayışı hep hakimdir. bu yüzden yurda dönmek size zor gelir.
Hem parayı seversiniz hem memleketi
bu ne perhiz bu ne lahana tursusu
3 kuruşa çalışıp ezilmektense bende yurtdışını tercih ederdim. keşke fırsat bulsamda bende kendimi atsam dışarıya. ama ben dönüpte ikilem arasında kalmıyacam.
|
Sayın Fesih !
Hiçkimse keyfi öyle icap etti diye , ki siz de son cümlenizde bahsetmişsiniz , yurtdışına çalışmaya gitmiyor .
Ülkede adaletsizlik var , işsizlik var , adına amiyane tabirle torpil denilen haksız bir mekanizma var . İşini herşeye rağmen hal yoluna sokanlar sokuyor da arkası olmayanlar çareyi yurtdışına gitmekte buluyor .
''Paranızı ülkeye getirmezsiniz'' demişsiniz .
Size birşey söyleyeyim : Yurtdışında üç milyon insanımız varsa , biliniz ki onların getirdiği dövizlerle zengin olan 10 milyon da kişi vardır . Bir gurbetçi daha ülkeye adımını atar atmaz getirdiği dövizlerle nice insana iş aş sağlıyor . Ama bu çark yavaş yavaş tersine dönüyor , zira kendi ülkesinde onyıllarca kazık atılan gurbetçiler de artık yeter demesini öğrendi .
''Hem parayı seversiniz hem de memleketi'' demişsiniz. Ben bu cümledeki mantığı bir türlü anlayamadım . Nasıl yani , siz paradan nefret mi ediyorsunuz ? Dünya ne ile dönüyor ; parayla değil de peynir gemisiyle mi ? Bir gurbetçinin daha iyi bir hayat için alnının teri ile çalışıp para kazanması onun memleketine sevgi duymasına engel midir ?
Neyse uzatmayayım da sizin gurbetçilerle ne gibi bir sorununuz olduğunu hala anlayabilmiş değilim . Sebep ne olursa olsun , bilesiniz ki bunun size bir yararı yok .
Hem ben bu makaleyi yazarken de belirttim : Bu yazıyı ben gurbetçi vatandaşlarımız için yazdım .
Gurbetçiyi yolunacak kaz olarak görenler için değil ...
|
Yetkileriniz
|
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.
HTML-KodlarıKapalı
|
|
|
Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 09:06 .
|