Turan Dursun Sitesi Forumları
Geri git   Turan Dursun Sitesi Forumları > İbrahimi Dinler > İslam

Cevapla
 
Başlık Düzenleme Araçları Stil
  #1  
Alt 13-07-2008, 18:49
K.C. - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
K.C. K.C. isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 02 Jun 2006
Mesajlar: 4.587
Exclamation İLİM ve GAZALİ

"iLİM Çin'de de olsa gidip alın" hadisini nasıl anlamak gerekir.
Hadisteki İLİM, bugün anladığımız manadaki POZİTİF BİLİMLERİ mi kastetmekte yoksa İLİM, cennete ulaştıracak yol olan islam şeiratını mı işaret etmekte?



HADİS’DE İLİM
YRD. DOÇ. DR. ALİ DUMAN

İlimle ilgili pek çok da hadis mevcuttur. bunlardan bazıları şunlardır :

“Allah kimin için hayır dilerse onu dinde fıkıh (ince anlayış) sahibi yapar
“Alimler peygamberlerin varisleridir

“İlim sahibi bir kimsenin, cehaletle ibadet eden kimse üzerine olan üstünlüğü, bedir gecesinde ayın diğer yıldızlar üzerine olan üstünlüğü gibidir”


Gazali ilmin faziletine dair açtığı bahiste bu hadisleri nakletmektedir. Ayrıca pek çok büyük kimselerin ilim konusundaki sözlerini de nakleden Gazali ilmin fazileti konusunda şunları söylemektedir :

“... İlim Allah'ın kemal sıfatıdır. Peygamberlerin ve bütün meleklerin şerefi ilimden gelmektedir. Atların bile zeki olanı, uyuşuk olanından daha faziletlidir. Öyle ise ilim, hiç bir meziyete kıyas edilmeksizin tek başına faziletin esasıdır.

Bil ki, insanoğlunun istediği hayırlı şeyler ya kendisi için ya başkası için ya da hem kendisi hem de başkası için olmak üzere bölümlere ayrılır. Fakat kendisin için istediği hayır, başkaları için istediği hayırdan daha üstün ve faziletli olur.

Başkası için istenen hayır altın ve gümüştür. bunlar aslında değerleri olmayan madenlerdir. Allah bunlarla alış-veriş yapılmasını irade buyurmuş olmasaydı bunların maden olarak hiç bir değeri olamazdı.

Kişinin kendisi için istediği şey, ahiret saadeti ve Allah'ın cemalini müşahede lezzetidir.

Kişinin hem kendisi hem de başkaları için istediği hayra gelince; bu da beden selametedir. Ayaklarının sağlam olmasını istemek, zati bakımdan olur ki, sancı ve ağrı duymamak gibi...

İşte bu yönlerle ilme baktığın zaman onu aslında ve esasında lezzetli bulursun ve onu zatın için istersin. Aynı zamanda ahiretin tükenmez nimetlerine insanı götüren en büyük bir nimet olduğunu görürsün. Çünkü Allah'ın huzuruna ancak ilimle gidilir.

İnsanoğlu hakkında en büyük rütbe, ebedi saadet olduğu için, o saadete ulaştıran vesile de en üstün ve en kıymetli olur. İlim ve o ilmin gereği olan amel olmadığı taktirde, bu büyük nimetlerin hiç birine ulaşmak imkanı yoktur. amele ancak amelin ne olduğunu bildiren ilimle varılır. Öyle ise dünya ve ahiret saadetinin anahtarı ilimdir.

Bundan şu sonuç çıkıyor ki ilim, amellerin en faziletlisidir
Buharî, Müslim, Tirmizî.

Ebû Davud, Tirmizî, İbn Mace.

Ebû Davud, Nesâî .

Gazali, İhya, I.40-41.

http://islamhukukusayfasi.blogcu.com/1922914/

Devam edecek..

YILDIZLAR ATEŞ BÖCEĞİ SANILMAKTAN KORKMAZLAR

http://kadinislamadalet.blogcu.com/
Alıntı ile Cevapla
  #2  
Alt 13-07-2008, 22:00
K.C. - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
K.C. K.C. isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 02 Jun 2006
Mesajlar: 4.587
Standart

Gazali'nin İlim Anlayışı

Gazali Allah’a ibadet etmek yolu ile manevi mertebeye yükselmek isteyen bir kimseye en önemli iş olarak ilim öğrenmeyi tavsiye etmektedir. En önemli işlerin başına ilmi ikinci sıraya da ibadeti koymaktadır. İlmi bir ağaca, ibadeti de onun meyvesine benzeten Gazali, lezzet verenin ve yenilenin de meyve olduğunu vurgulayarak ibadetin ikinci sırada bırakılmasından ötürü oluşabilecek yanlış anlaşılmaları gidermek istemektedir.

İlim ile ilgili olarak birçok eserinde farklı tanımlamalar yapan Gazali’nin bu tavrından dolayı ilimden ne anladığı hususunda çelişmeye gerek yoktur. Gazali’nin düşüncesinde ilim; Allah’a giden yolu ve bu yolun engellerini bilip ona göre davranmaktan ibarettir. Bu kavrayışta ilmin maksadının “ilm-i yâkin” olması gerektiğini söyler. Gazalinin nazarında ilim, içinde şüphe kalmayacak şekilde bilinen, kendisinde vehim ve şaşkınlık bulunmayan ve kalbin asla yanlıştır diye damgalamayacağı böylece inanmak zorunda kalacağı bir ilimdir.

Nitekim Gazali Cenab-ı Hakk’ın, Kur’an-ı Kerim’inde (Tâlak S. A.12) “Allah, yedi göğü ve yerden onların mislini yaratmış olandır. Emri ve hikmeti bütün bunların arasında durmadan iner. Allah’ın (bunları yaratması, onun) hakikaten her şey’e kadir olduğunu ilmiyle hakikaten her şey’i kaplamış bulunduğunu bilmemiz içindir” ayetinden hareketle yer ve göklerin ve içindekilerin hepsini yoktan var eden Cenab-ı Hakk’ın asıl dileğinin zâtının ve sıfatlarının bilinmesi gerektiğini belirtmektedir. İlmi de bu manada anlamaktadır. Bu bağlamda ilmin Şeriat’a dayanmadan gerçekleştirilenini sapıklık olarak nitelemektedir.
............

Yazının tamamı burada

YILDIZLAR ATEŞ BÖCEĞİ SANILMAKTAN KORKMAZLAR

http://kadinislamadalet.blogcu.com/
Alıntı ile Cevapla
  #3  
Alt 13-07-2008, 22:22
K.C. - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
K.C. K.C. isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 02 Jun 2006
Mesajlar: 4.587
Standart

Gazali, ilmi Şer'i ve Gayrı şer'i olarak ikiye ayırmış.

Gayrı Şer'i ilmin içinde Gazaliye göre Mübah İlimler var ki; bunlar ne yasak ne de öğrenilmesi mecburi olanlardır. Çok ileri gitmemek kaydıyla, eğlence olmayan şiirleri öğrenmek, eski tarihlerle meşgul olmak vb.

Gayrı Şer'i ilimlerden bir diğeri Mezmûm İlimlerdir ki; "bunlar dinde yeri olmayıp, hiçbir fayda sağlamayan, sihr, tılsım, şu’beze, telbîsât gibi ilimlerdir. " demiş Gazali.

Yöntemler açısından yapmış olduğu İlim Tasnifi ise şöyle:

1- Hesap, hendese, nucûm gibi salt aklî olmayanlardır. Gazali bunların faydasız ilimler olduğunu belirtmektedir. Bu nedenle dinin bunları teşvik etmediğini söyler. Bunu söylerken herhalde hadislere dayanmaktadır.

2- Tefsir, Hadis ve hitab gibi salt nakli ilimlerdir. Bunların icra edilmesinde akla yer yoktur. Nakledilenlerin korunması esastır.

3- Akıl ve naklin birleştiği, rey ve şer’in birlikte bulunduğu bilimlerdir. Fıkıh ve fıkıh usulü bu bilimlerin başında gelir.

Gazali'nin başka ilim sınıflandırmaları da var, hepsinin ortak özelliği imana faydası veya zararı olan ilimler şeklinde sınıflandırmaya gitmiş olması.

YILDIZLAR ATEŞ BÖCEĞİ SANILMAKTAN KORKMAZLAR

http://kadinislamadalet.blogcu.com/
Alıntı ile Cevapla
  #4  
Alt 13-07-2008, 22:50
şi'ra şi'ra isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 11 Jul 2008
Mesajlar: 24
Standart

K.C.´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
"iLİM Çin'de de olsa gidip alın" hadisini nasıl anlamak gerekir.
Hadisteki İLİM, bugün anladığımız manadaki POZİTİF BİLİMLERİ mi kastetmekte yoksa İLİM, cennete ulaştıracak yol olan islam şeiratını mı işaret etmekte?
Çin'de İslam o zamandan bu zamana hiç hakim olmadığı için alınmaz olsa olsa götürülebilir kanımca. Bu durumda pozitif bilimleri kastettiğini düşünüyorum.
Zaten bu söz laf arasında geçtiğinde söyleyen kişinin kastettiği de ikinci şık olmaktadır.

Gazali'ye gelince bilimi reddettiği için zaten çoğu islami camiada da değer verilmeyen bir kişidir. Evvelden fikirleri geçer akçe sayılmış olabilir ama her daim sahip çıkılması gerekmez. Medeniyetimize yaptığı etki sebebi ile geri kalmışlıklarımızın bir sorumlusu da kendisidir.

Gazali'yi ajanlıkla suçlayana bile denk geldim. Konuyu araştırdıkça daha net bir fikir sahibi olabilirim.

Saygılar
Alıntı ile Cevapla
  #5  
Alt 13-07-2008, 23:37
Aheste Aheste isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üyeliğini Sonlandırmış
 
Üyelik tarihi: 17 Apr 2008
Mesajlar: 222
Standart

Taocu Çin topraklarına islam dini için gitmek… Pek ihtimal vermiyorum.

''İlim Çin'de de olsa isteyiniz.''

Arapça bir kelime olan ve yine orjinalliğini koruyarak Türkçe’ye geçen ilim kelimesi için bakalım TDK ne demiş:
İlim = Bilim.

Şimdi başka bir hadise bakalım; ''Bir saat ilim istemek, bir gece ibadet etmekden daha hayırlıdır. Ve bir gün ilim istemek, üç ay nafile oruç tutmakdan daha iyidir.''

Yukarıda örnek olarak gösterdiğim hadiste, ilim ve ibadet kelimelerin aynı cümle içinde ayrı ayrı kullanılması, ifade edilmek istenen farkı çok net bir şekilde görmemize yardımcı oluyor. Yani ilim öğrenmek, ibadet etmekten üstün tutuluyor!

Bir de ''Alimin uykusu cahilin ibadetinden hayılıdır'' derler, atasözüdür muhtemelen, bu da tuzu biberi olsun.
Alıntı ile Cevapla
  #6  
Alt 14-07-2008, 00:22
K.C. - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
K.C. K.C. isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 02 Jun 2006
Mesajlar: 4.587
Standart

http://www.hadis.org/hadis/modules.p..._op=ara&query=

Hadislere baktığımızda bizim anladığımız ilim (pozitif bilim)lerle, hadislerde kastedilen ilim kelimelerinin farklı anlamlarda kullanıldığını çok açık görebiliyoruz aslında.

YILDIZLAR ATEŞ BÖCEĞİ SANILMAKTAN KORKMAZLAR

http://kadinislamadalet.blogcu.com/
Alıntı ile Cevapla
  #7  
Alt 14-07-2008, 00:35
K.C. - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
K.C. K.C. isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 02 Jun 2006
Mesajlar: 4.587
Standart

Alttaki hadiste ilim, adet'le eş anlamlı olarak kullanılmış.

Hadis No: 0475
Tanim: Allah, İbnu Ömer (ra)'i mağfiret buyursun, bir hususta yanılmıştı. Şu Ensariler putperestti ve ehl-i kitaptan Yahudilerle birlikte idiler. Ensar (İslam'dan önce) ilim yönüyle Yahudilerin kendilerinden üstün olduklarına inanırlardı. Bu sebeple onların birçok davranışlarını aynen taklid ediyorlardı. Ehl-i kitaba has adetlerden biri de kadınlarına tek istikametten (yani ön cihetten) yanaşırlardı. Bu, kadın için de en uygun tarzdı. Ensar topluluğu, bu adeti de Yahudilerden aynen almıştı. Kureyşliler ise, kadınları hoş olmayan şekilde açarlar, onlara arka cihetlerinden, ön cihetlerinden, sırt üstü yatmış vaziyette yanaşırlardı. Medine'ye muhacir olarak Mekkeliler gelince onlardan bir erkek Medineli bir kızla evlendi. Erkek, kadına Kureyş usulünce temas etmek istedi. Kadın buna müsaade etmedi. "Bizde kadına tek istikametten temas edilir, sen de öyle yap, aksi halde bana dokunma" dedi. Onların bu ihtilafı büyüdü ve herkes duydu. Öyle ki Resulullah (sav)'a da intikal etti. Bunun üzerine Cenab-ı Hakk şu ayeti inzal buyurdu: "Kadınlarınız (çocuk yetiştirdiğiniz) tarlanızdır. Tarlaya dilediğiniz gibi gelin" (Bakara 223). "Dilediği gibi" den maksad (istikamet olarak) önlerinden, arkalarından, sırt üstü yatmış olarak. Ancak bu geliş çocuk mahalline olacak."

Kategori: TEFSİR BÖLÜMÜ - ESBAB-I NÜZULE DAİR/Bakara Suresi

YILDIZLAR ATEŞ BÖCEĞİ SANILMAKTAN KORKMAZLAR

http://kadinislamadalet.blogcu.com/
Alıntı ile Cevapla
  #8  
Alt 14-07-2008, 00:41
K.C. - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
K.C. K.C. isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 02 Jun 2006
Mesajlar: 4.587
Standart En büyük İLİM

Hadis No: 0772
Tanim: İbnu Mes'ud (ra)'un yanında oturuyorduk, o da aramızda yatmış vaziyette idi. Kendisine bir adam geldi ve: Ey Ebu Abdirrahman! Bir kıssacı (Kinde kapıları yanında), Duhan mucizesi gelerek kafirlerin nefislerini alıp götüreceğini, mü'minlerin ondan nezle şeklinde (çok hafif müteessir olarak) geçiştireceğini anlatıyor" dedi. Bunun üzerine İbnu Mes'ud (ra) kızarak oturdu ve şunları söyledi: "Ey insanlar Allah'tan korkun. İçinizden bir şeyler bilenler bildiklerini söylesin. Bilmeyenler de, "Allahu a'lem (Allah bilir)" desin. Zira birinizin bilmediği bir şey için "Allah bilir" demesi en büyük ilimdir. ........

Kategori: TEFSİR BÖLÜMÜ - ESBAB-I NÜZULE DAİR/Duhan Suresi

YILDIZLAR ATEŞ BÖCEĞİ SANILMAKTAN KORKMAZLAR

http://kadinislamadalet.blogcu.com/
Alıntı ile Cevapla
  #9  
Alt 14-07-2008, 00:45
K.C. - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
K.C. K.C. isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 02 Jun 2006
Mesajlar: 4.587
Standart

İlim adamı, Tevratı / Kitabı bilen adamdır.

Hadis No: 1596
Tanim: Bir bedevi, Hz. Peygamber (sav)'e gelerek: "Ey Allah'ın Resulü, Allah aşkına, hakkımda Allah'ın kitabıyla hükmet!" diye yemin verdi. Bundan daha fakih olan bir diğeri de: "Evet aramızda Kitabullah'la hükmet, bana da izin ver!" talebinde bulundu. Aleyhissalatu vesselam Efendimiz: "Meramını söyle! (seni dinliyorum)" dedi. Adam: "Oğlum bunun yanında işçi idi. Karısıyla zina yaptı. Bana, "Oğlun için recm gerekir" dediler. Ben de hemen oğlum namına yüz koyunla bir cariyeyi fidye verdim. Sonra bir de ilim adamlarına sordum. Bana: "Oğluna yüz deynek ve bir yıl sürgün cezası gerekir; bu adamın karısına da recm cezası icabeder" dediler" dedi. Resulullah (sav): "Ruhumu kudret elinde tutan Zat'a yemin olsun ikinizin arasını Kitabullah'a uygun şekilde hükme bağlayacağım: Cariye ve koyunlar sana geri verilecek. Oğluna yüz sopa ve bir yıl sürgün tatbik edilecek" buyurdu. Sonra, Eslemli bir adama seslendi: "Ey Üneys! Bu zatın hanımına git, eğer zinayı itiraf ederse onu recmet gel!" Üneys, kadına vardı. O suçunu itiraf etti. Resululluh (sav) emretti, kadın recmedildi.

Kategori: HUDUD BÖLÜMÜ/Resulullah (sav)'ın Hadd Tatbik Ettikleri Kimseler

YILDIZLAR ATEŞ BÖCEĞİ SANILMAKTAN KORKMAZLAR

http://kadinislamadalet.blogcu.com/
Alıntı ile Cevapla
  #10  
Alt 14-07-2008, 01:17
şi'ra şi'ra isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 11 Jul 2008
Mesajlar: 24
Standart

Kuran'da recm yoktur.
Bu yüzden böyle bir uygulama yapıldıysa dahi (ki ihtimal vermiyorum) zinanın cezasının belirlenmesinden önce yaşanmış olmalıdır.
İslam da zinanın cezası 100 celdedir. Celdeyi, deriyi incitecek şekilde sopa vurmak diye açıklarlar ve rencide etmek, ifşa etmek diye de yorumlayanlar mevcuttur. Zaten ispatı için 4 şahit mecburidir.

Hadislerin içinde sahih olmayanların fazlalıkta olduğu unutulmamalı, değerlendirilirken ayetler göz önüne alınmalıdır.
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Önerilen Siteler


Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı

Gitmek istediğiniz forumu seçiniz


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 10:40 .