
22-08-2008, 02:01
|
|
Aday Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
|
|
Üyelik tarihi: 30 Jul 2008
Mesajlar: 8
|
|
Bir zamanlar mehdinin sağ kolu idim...!
Merhabalar,gerçekleri görmeye kafirlik deniliyorsa ben kafirim.
İsmim Erhan 1970 Erzurum merkez doğumluyum,yazıyı gereğinden fazla kişileştirme ve uzatmam olursa özür dilerim yalnız hepsini okuma metanetini gösterirseniz memnun olurum.Sebebini okudukça anlayacağınızdan eminim.Arkadaşlar ben akademik bir insan değilim lise mezunuyum fakat liseyi de zar zor bitirdim. Bakın özellikle ben Allahın hizbiyim(taraftarı) ve ceyşiyim (askeri) diyen insanlar iyi okusun; bir zamanlar ben mehdinin sağ koluydum öyle ki hiçbir şüphem yoktu gerekirse kendi çapımda ispat ederdim,gelin bakalım nasıl oldu;1986 senesine kadar mahalli camilerin kuran kursu ismi verilen öğretisi ile müslümanlığın gerektirdiği her ibadeti yapıp sevap yani artı puan almaya çalıştırıldım,buna 10 yaşından itibaren 30 gün ramazan orucu dahil ve benzeri....gibi,o zamanlar lise 2.sınıftaydım artık sigara içiyor alkollü içkilere de alışmıştım yani günah denen eksi puanlar hanesini doldurmaya başlamıştım,zaman ilerliyor aynı kafadan arkadaşlarla hem bitiremediğimiz üniversiteyi okumaya çalışıyor hem de serserilik yapıyorduk.1992 senesinde bir kavgada vurulup ölüm tehlikesi atlatınca o arkadaş çevresini bırakıp kendimi tanrıya adamaya karar verdim.1993 de tarikatlara girdim.Nakşi olup hafi (sessiz) zikir ve hatme (belirli sayıda taşlarla yapılan ibadet şekli) yaptım,kadiri olup cehri (sesli) zikir halkalarına katıldım,Rufai olup zikirlerde narlı şiş yaladım,Mevlevi olup sema (kendi etrafında dönme) zikri yaptım,hak aşığı olup beyitler yazdım….13 senelik tarikat hayatımın 12 senesini yalnız bir şeyhe bağlı olarak,bu 12 senenin10 senesinide kendi memleketimden ayrı değişik illerde dergahlara hizmet etmekle geçirdim. Bulunduğum tarikatın bütün hizmetlerinde görev aldım ve sonunda da icazet alıp zakirlik (dergah ve zikir yönetimi) ve vekil yetkisi alarak bir şehre manevi vali olarak atandım.Bunları yaparken zamana bağlı olarak sırasıyla kafamdaki şu sorulara cevap arıyordum;Tanrının kainatı ve bizleri yaratma sebebi?Cevap;insanların ve cinlerin kulluk için yaratılması,soru;tanrının kullara ihtiyacımı var,yoksa sebep,cevap;ihtiyacı yoktur sebep de imtihan,soru;imtihanın sonucunu bilen tanrı bize bir şey ispat etmek zorun damıdır,değilse sebep?Cevap;değildir sebebi kendi tercihinin böyle olması yani sır.Soru tanrının muhammedi sevip ona aşık olmasına ihtiyacımı var?Cevap;ihtiyacı yoktur,sebep de tanrının muhammed de kendisini görmesi dolayısıyla kendi kendisine aşık olması,soru tanrının kendi kendisine aşık olması ne kadar mantıklıdır ve kainatın yaratılma sebebini tam açıklıyor mu,bu aşk bir acziyet bir ihtiyaç doğurmuyor mu?Cevap acziyet doğurmaz hepsine sebepte yine kendi tercihi olması ve sır. Evet ne kadar sır var değimli,bunun açıklaması ancak tasavvufta vahdeti vücut konusuyla açıklanmaya çalışılır.Vahdeti vücutta kainat tanrının bir parçasıdır fakat zatının olduğu yer saklı bir sırdır(muhyiddini arabi örneği),soru; tanrının zatı bu vücuda hakim midir ve vücudunun bir parçası olan kainata bu şekli vermesinin sebebi nedir,cevap;tanrının zatı vücudun her zerresine hakimdir kainatın bu şekli kendi tercihidir,bu sırrı tanrıdan başkası bilemez.Güya ennelhak(ben hakkım ve hallacı mansur örnği)ve ya fenafillah(allah da fani yani onun vahdetinde yok olup belirli bir sırra vakıf olmak. mevlana:men gönüller kabesiyem. Beyazıdi. bistami:ben kendimi bütün noksanlıklardan tenzih ederim)makamına erdiğini zan eden peygamber ve veliler dahi bu sırrı tam olarak bilemez buna muhammed dahil,miraçta dahi tanrıyı tam görmüş değildir.Bu arada saygı duyduğumuz bütün peygamberler nedense beni israil soyundandır.
Aslında düşünen her insan bu sorular veya benzerlerini sorar.En önemlisi kişi kafasını kaldırıp şu anki yaşadığı düzene bakıp biraz analiz etse bütün sistemin akıl üzerine kurulup işlediğini ve hiçbir ilahiyatın olmadığını,hangi inanış şekli olursa olsun bunun toplumların yönetilip sevk ve idare edilmesi için oluşturulduğunu görür.Bu sözleri söylemek benim en tabii hakkım çünkü,gençliğimi güya yere göğe sığmayan kulun kalbine sığan tanrıyı bulma uğruna harcadım.Tabiî ki bende bu soruları o zaman mensup olduğum tarikat şeyhine özel olarak defalarca sordum, hepimizin medya ve kitaplarından çok iyi tanıdığı kendini mehdi sanıp da açıklamaya cesaret edemeyen Harun Yahya lakaplı şahıs gibi o da kendisini saklıyordu,bana da sağ kolum der bende bundan çok büyük haz alırdım,en son haddede ben allahın olmadığını varsa artık ispat vaktinin geldiğini söyledim,o da artık yapacak bir şeysinin bulunmadığını belirtti çünkü artık sabır,hizmet.teslimiyet,kalp gözünün açılıp öyle görülmesi,yunus emre gibi kaçmamamı…vb. hikayelerle beni kandıramayacağını biliyordu.Bende o an 2006 nın haziranında orayı bırakıp gerçek hayata dönüp yeniden doğdum.Çünkü bu şahıs bizlere yıllarca velilerin,peygamberlerin.muhammedin hala daha yaşadığını bunun görmenin de mana aleminde mümkün olduğunu;“kendisinin gördüğünü“ bununda kalp gözü açılarak mümkün olduğunu;bizlere kölenin efendisine teslim olduğu gibi teslim olursanız sizinde göre bileceğinizi anlatıyordu,da ha ilerisi allahıda gördüğünü bana tam intisab edemeyen,.malını ve canını feda edemeyenin sonsuza kadar bundan mahrum kalacağını iddia etmesiydi.
Arkadaşlar 1991 senesinde İstanbul da iken, hukukta okuyan bir arkadaş Turan Dursun üstattan ve muhammedin cinsel yaşamından bahseden bir kitap göstermişti,o zaman ben bundan çok etkilenip tanrıdan bu kişilerle mücadele etmek için yardım isteyip ağlamıştım,ama şimdi anlıyorum ki o inancımın göz yaşları benim 15 senemi götürdü.İnsanların bu ağır inançsal psikolojik baskılardan sıyrılıp ta uyanmaları çok zor.İnanıyorum ki ancak cesaret ve kararlılıkla yapılacak mücadeleler uyuyanları gerçeğe uyandıracaktır ve çok düşündüm gerekli olan bu mücadelede karınca kararınca bir katkım olması için,daha etkin sürdüre bilmek için, en önemlisi benim gibi düşünen ve yaşayan insanlarla tanışmak için İstanbul a geldim.40gündür buradayım Turan Dursun sitesini daha iyi inceleme fırsatını buldum ve siteyi kuran ve katkısı olan herkese teşekkür ederim.Benim de elimden gelen desteği yapacağımdan ve üzerime bir görev düşerse yapacağımdan emin olun.
Şimdiye kadar hayal dünyaları için gençliğimi verdim,şimdiden sonra da gerçekler için hayatımı vermeye hazırım.Saygılarımla.
|

22-08-2008, 02:12
|
 |
Kıdemli Üye
|
|
Üyelik tarihi: 08 Mar 2008
Bulunduğu yer: Londra
Mesajlar: 22.832
|
|
Hosgeldin
Saygideger erce;
Sitemize ve aramiza hosgeldin.
Saygilarimla;
evrensel-insan
Evrensel-Insan - Yapılandırmacı Epistemoloji/Bilişsel Bilim/Qua Felsefesi/Serbest Düşünce/Devrimci Sorgulama/Zihinsel Devrim - Evrensel-Insan Zihniyeti
|

22-08-2008, 02:15
|
|
Yasaklandı
|
|
Üyelik tarihi: 06 May 2008
Mesajlar: 917
|
|
erce,
hoşgeldin.
saygılarımla.
|

22-08-2008, 03:46
|
 |
Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
|
|
Üyelik tarihi: 07 Aug 2008
Mesajlar: 467
|
|
Sevgili kardeşim, öncelikle hoş geldin. Henüz gençsin, önünde daha uzun bir yaşam var. Zararın neresinden dönersen kârdır misali, sen de hayatının bundan sonrasını kazanmışsın en azından. Bardağın dolu kalan kısmına odaklanman en akılcı olanıdır.
Sitenin senden oldukça fayda göreceğine eminim. Meselenin özünden geliyorsun ve bu, konuya tam anlamıyla vakıfsın demektir.
|

22-08-2008, 05:11
|
 |
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 27 Mar 2007
Mesajlar: 433
|
|
Sevgili erce,
Hangimiz hayatımızdan bir parça vermedikki? biz yinede şanslıyız, milyonlarca insan
tüm hayatını ve en önemlisi onurunu kaybetti o yollarda ve de devam ediyor.
Kaybolan 15 yılınızı bu günden itibaren telafi edeceğinize emin olabilirsiniz, üstelik hayatınızdan
bir şey kaybetmeye gerek kalmadan.
Dinlerden özgürlüğe hoşgeldiniz...
Saygılarımı sunarım.
|

22-08-2008, 07:10
|
|
|
Olgunluğun vermiş olduğu düşünme yeteneği katılarak yoğurulduğunda devam edilmemesi gereken birşey olduğuna karar verdiğimden mesaj düzenlenmiştir
Konu ozedonus tarafından (22-08-2008 Saat 14:23 ) değiştirilmiştir.
|

22-08-2008, 13:14
|
 |
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
|
|
Üyelik tarihi: 26 Aug 2006
Bulunduğu yer: İstanbul
Mesajlar: 5.875
|
|
Bir önceki mesajla özedönüş "gereğini yerine getirdiğinden" mesajım anlamsızlaşmış bu nedenle kaldırılmıştır.
İnsani olan her şey kabûlüm.
Konu frodo tarafından (22-08-2008 Saat 14:35 ) değiştirilmiştir.
|

22-08-2008, 13:24
|
 |
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
|
|
Üyelik tarihi: 29 May 2008
Bulunduğu yer: ADANA!!
Mesajlar: 3.673
|
|
sevgili erce aramıza hoşgeldin aktif olmanı dilerim... insanca bi hayata hoşgeldin!!!
ÖRGÜTLENİN!!!
|

22-08-2008, 13:29
|
|
|
Bir zamanlar mehdinin sağ kolu idim...!
Merhabalar,gerçekleri görmeye kafirlik deniliyorsa ben kafirim.
İsmim Erhan 1970 Erzurum merkez doğumluyum,yazıyı gereğinden fazla kişileştirme ve uzatmam olursa özür dilerim yalnız hepsini okuma metanetini gösterirseniz memnun olurum.
Sebebini okudukça anlayacağınızdan eminim.Arkadaşlar ben akademik bir insan değilim lise mezunuyum fakat liseyi de zar zor bitirdim.
Bakın özellikle ben Allahın hizbiyim(taraftarı) ve ceyşiyim (askeri) diyen insanlar iyi okusun; bir zamanlar ben mehdinin sağ koluydum öyle ki hiçbir şüphem yoktu gerekirse kendi çapımda ispat ederdim,gelin bakalım nasıl oldu;1986 senesine kadar mahalli camilerin kuran kursu ismi verilen öğretisi ile müslümanlığın gerektirdiği her ibadeti yapıp sevap yani artı puan almaya çalıştırıldım,buna 10 yaşından itibaren 30 gün ramazan orucu dahil ve benzeri....gibi,o zamanlar lise 2.sınıftaydım artık sigara içiyor alkollü içkilere de alışmıştım yani günah denen eksi puanlar hanesini doldurmaya başlamıştım,zaman ilerliyor aynı kafadan arkadaşlarla hem bitiremediğimiz üniversiteyi okumaya çalışıyor hem de serserilik yapıyorduk.
1992 senesinde bir kavgada vurulup ölüm tehlikesi atlatınca o arkadaş çevresini bırakıp kendimi tanrıya adamaya karar verdim.1993 de tarikatlara girdim.
Nakşi olup hafi (sessiz) zikir ve hatme (belirli sayıda taşlarla yapılan ibadet şekli) yaptım,kadiri olup cehri (sesli) zikir halkalarına katıldım,
Rufai olup zikirlerde narlı şiş yaladım,
Mevlevi olup sema (kendi etrafında dönme) zikri yaptım,hak aşığı olup beyitler yazdım….13 senelik tarikat hayatımın 12 senesini yalnız bir şeyhe bağlı olarak,bu 12 senenin10 senesinide kendi memleketimden ayrı değişik illerde dergahlara hizmet etmekle geçirdim.
Bulunduğum tarikatın bütün hizmetlerinde görev aldım ve sonunda da icazet alıp zakirlik (dergah ve zikir yönetimi) ve vekil yetkisi alarak bir şehre manevi vali olarak atandım.
Bunları yaparken zamana bağlı olarak sırasıyla kafamdaki şu sorulara cevap arıyordum;
Tanrının kainatı ve bizleri yaratma sebebi?
Cevap;insanların ve cinlerin kulluk için yaratılması,
El-Cevap: Tanrı bir kavramdır. Mevcut olmayan, herşeye ait olan şey. Tanrı'yı görecekmiyiz göremeyecekmiyiz sorusunun altında yatan asıl cevap da budur. Siz yoksanız Tanrı'nın varlığının da size göre bir önemi yoktur. Siz ancak Tanrı'ya yaşamanız için izin veren kurul olarakta bakabilirsiniz bu aşamada.
soru;tanrının kullara ihtiyacımı var,yoksa sebep,
cevap;ihtiyacı yoktur sebep de imtihan,
El-Cevap: Madem tarikat ehlisiniz; şu cevabı sanırım anlarsınız. “Allah kendi zatına muhtaçtır”
soru;imtihanın sonucunu bilen tanrı bize bir şey ispat etmek zorun damıdır,değilse sebep?
Cevap;değildir sebebi kendi tercihinin böyle olması yani sır.
El-Cevap: Tanrı kendi sebebine muhtaçtır.
Soru tanrının muhammedi sevip ona aşık olmasına ihtiyacımı var?
Cevap;ihtiyacı yoktur,sebep de tanrının muhammed de kendisini görmesi dolayısıyla kendi kendisine aşık olması,
El-Cevap: Tasavvufun her bir yanı neredeyse sakattır ;en sakat yeri de burasıdır zaten. Allah’ı bir kavram olmaktan çıkartıp, O’na bir beden vermek ile nefsin son noktasına varmak gibi yanlış yolu asırlardır uygularlar. Fenafillah mertebesine gelebilmek için görülmesi gereken rüyanın ne olduğunu öğrendiğinizde zaten terk etmeniz gerekirdi bir an bile düşünmeden oraları.
soru tanrının kendi kendisine aşık olması ne kadar mantıklıdır ve kainatın yaratılma sebebini tam açıklıyor mu,bu aşk bir acziyet bir ihtiyaç doğurmuyor mu?
Cevap acziyet doğurmaz hepsine sebepte yine kendi tercihi olması ve sır.
El-cevap: Tanrı kendine aşık olmaz. Tanrı aşık olmaz. Bir üstteki soru yanlış cevaplandığı için bu soru doğduğundan, soru anlamsızdır. Aşk kuldan kavrama tek yönlü bir yakarıştır.
Hadisi kudsileri anlarken, kim demiş kime demş nedne demiş diye araştırınız.. Ayetleri bir bütün olarak okuyunuz. Yoksa Namaza yaklaşmayınız ayeti gibi olur durum.
Evet ne kadar sır var değimli,
bunun açıklaması ancak tasavvufta vahdeti vücut konusuyla açıklanmaya çalışılır.Vahdeti vücutta kainat tanrının bir parçasıdır fakat zatının olduğu yer saklı bir sırdır(muhyiddini arabi örneği),
El Cevap:Muhiyydin Arabi konusunda hak verdiğim yerler var size. Ama vermediğim yerlerde var. Bunu ilk başlığınızda tartışalım:
soru; tanrının zatı bu vücuda hakim midir ve vücudunun bir parçası olan kainata bu şekli vermesinin sebebi nedir,
cevap;tanrının zatı vücudun her zerresine hakimdir kainatın bu şekli kendi tercihidir,bu sırrı tanrıdan başkası bilemez.Güya ennelhak(ben hakkım ve hallacı mansur örnği)ve ya fenafillah(allah da fani yani onun vahdetinde yok olup belirli bir sırra vakıf olmak. mevlana:men gönüller kabesiyem. Beyazıdi. bistami:ben kendimi bütün noksanlıklardan tenzih ederim)makamına erdiğini zan eden peygamber ve veliler dahi bu sırrı tam olarak bilemez buna muhammed dahil,miraçta dahi tanrıyı tam görmüş değildir.
Bu arada saygı duyduğumuz bütün peygamberler nedense beni israil soyundandır.
El-Cevap: Maddeleşmiş hiçbir şey Tanrıyı tasvir edemez. Ancak vahyin ne olduğunu incelediğimizde, Tanrı'nın sesinden belki söz edilebilir. Yani bir tür Tv yayını gibi düşünebilirsiniz. O'nu görüyorsunuzdur, ancak o gördüğünüz o değildir.
Tanrı bir kavram olarak sebebin içindedir. Eğer bir sır aranacak ise Nasıl da değil, Neden de aranmalıdır.
Ben-i İsrail den çok daha öncelerine giden bir tanrı kavramı konusunda sitemizde epey kaynak bulacağınızdan eminim.
Aslında düşünen her insan bu sorular veya benzerlerini sorar.En önemlisi kişi kafasını kaldırıp şu anki yaşadığı düzene bakıp biraz analiz etse bütün sistemin akıl üzerine kurulup işlediğini ve hiçbir ilahiyatın olmadığını,hangi inanış şekli olursa olsun bunun toplumların yönetilip sevk ve idare edilmesi için oluşturulduğunu görür.
Bu sözleri söylemek benim en tabii hakkım çünkü,gençliğimi güya yere göğe sığmayan kulun kalbine sığan tanrıyı bulma uğruna harcadım.
El-Cevap: Tanrıyı bulamazsınız. Bulabilecek olursanız siz Tanrı olursunuz. Yukarıda izah ettiğiniz Enel Hak deyiminin anlamı da budur. Ve yanlıştır. Kavrama dokunamazsınız, Kavramı bulamazsınız. Sizin göreviniz, Allah’ın adına sığınarak arzdaki zulmün sebebi olan Mal ve hubbucaha karşı gerekirse canınızı vererek, Allah adına kendiniz için özgür kalabilmektir.
Bu nedenle de din de cihat önemlidir. Cihat kalktığı anda din ölür. Ama düşman diye çimenleri ezmek için saldırmak cihat değil, düşmanın hedef şaşırtmasıdır.
Asıl düşman kendi gücünü sözde yasalar ile hakim kılan ve sınıfların oluşmasına neden olan emperyalizmin ta kendisidir.
………….
Alttaki kısım için ise büyük geçmiş olsun. Bu asrın şerefsiz dincilerinin sözde tarikatlarına bağlı kalmaktansa, Dinsiz olmanız evladır.
Hoşgeldiniz.
Tabiî ki bende bu soruları o zaman mensup olduğum tarikat şeyhine özel olarak defalarca sordum, hepimizin medya ve kitaplarından çok iyi tanıdığı kendini mehdi sanıp da açıklamaya cesaret edemeyen Harun Yahya lakaplı şahıs gibi o da kendisini saklıyordu,
bana da sağ kolum der bende bundan çok büyük haz alırdım,en son haddede ben allahın olmadığını varsa artık ispat vaktinin geldiğini söyledim,o da artık yapacak bir şeysinin bulunmadığını belirtti çünkü artık sabır,hizmet.teslimiyet,kalp gözünün açılıp öyle görülmesi,yunus emre gibi kaçmamamı…vb. hikayelerle beni kandıramayacağını biliyordu.
Bende o an 2006 nın haziranında orayı bırakıp gerçek hayata dönüp yeniden doğdum.Çünkü bu şahıs bizlere yıllarca velilerin,peygamberlerin.muhammedin hala daha yaşadığını bunun görmenin de mana aleminde mümkün olduğunu;“kendisinin gördüğünü“ bununda kalp gözü açılarak mümkün olduğunu;bizlere kölenin efendisine teslim olduğu gibi teslim olursanız sizinde göre bileceğinizi anlatıyordu,da ha ilerisi allahıda gördüğünü bana tam intisab edemeyen,.malını ve canını feda edemeyenin sonsuza kadar bundan mahrum kalacağını iddia etmesiydi.
Arkadaşlar 1991 senesinde İstanbul da iken, hukukta okuyan bir arkadaş Turan Dursun üstattan ve muhammedin cinsel yaşamından bahseden bir kitap göstermişti,o zaman ben bundan çok etkilenip tanrıdan bu kişilerle mücadele etmek için yardım isteyip ağlamıştım,ama şimdi anlıyorum ki o inancımın göz yaşları benim 15 senemi götürdü.İnsanların bu ağır inançsal psikolojik baskılardan sıyrılıp ta uyanmaları çok zor.İnanıyorum ki ancak cesaret ve kararlılıkla yapılacak mücadeleler uyuyanları gerçeğe uyandıracaktır ve çok düşündüm gerekli olan bu mücadelede karınca kararınca bir katkım olması için,daha etkin sürdüre bilmek için, en önemlisi benim gibi düşünen ve yaşayan insanlarla tanışmak için İstanbul a geldim.40gündür buradayım Turan Dursun sitesini daha iyi inceleme fırsatını buldum ve siteyi kuran ve katkısı olan herkese teşekkür ederim.Benim de elimden gelen desteği yapacağımdan ve üzerime bir görev düşerse yapacağımdan emin olun.
Şimdiye kadar hayal dünyaları için gençliğimi verdim,şimdiden sonra da gerçekler için hayatımı vermeye hazırım.Saygılarımla.
|

22-08-2008, 14:22
|
|
|
frodo´isimli üyeden Alıntı
ne zaman anlayacaksınız anlayacaksınız "kul" kavramını olduğu yerde insana değer vermenin mümkün olmadığını ?
|
Kul kabramını açıklamak istiyorum.Birçok insan ibadet ve kul olmayı rencide edici bir durum olarak görüyor.Oysa kul olmak insan türünün olmazsa olmaz bir gerçeğidir.Allaha kul olmayan kendime veya maddeye kul olur.Kulluk,yani onun isteğine göre yaşamak.Onunla özdeşleşmek.Çünkü ondan gelmiştir.Onuj özüdür.İşte böyle bir varlığa verilmeyecek kulluk insanın bizatihi kendisine zararı olacak bir kulluktur.Özgürleştiklerini,bireyleştiklerini düşünenler yanılıyorlar.Çünkü insan türünün çıkar çatışması var.Onları ortak bir irade bir araya getirmezse birbirlerini bitirir.O halde hiç birye olamayacak bir statüde olan insan için en ideal birey yolu Allaha kulluktur.
Sırf sizin için mesajı editliyorum.
Konu frodo tarafından (22-08-2008 Saat 14:36 ) değiştirilmiştir.
|
Yetkileriniz
|
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.
HTML-KodlarıKapalı
|
|
|
Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 10:14 .
|