Aşağıdaki yazıyı Kur'an'ın mucizeleri konulu bir İslam sitesinden aldım. . Önce o yazıyı okuyalım ve ana hatlarını özetleyelim.
|
Dağların bu hareketi, üzerinde bulundukları yer kabuğunun hareketinden kaynaklanır. Yer kabuğu kendisinden daha yoğun olan manto tabakası üzerinde adeta yüzer gibi hareket etmektedir. İlk olarak 20. yüzyılın başlarında Alfred Wegener isimli Alman bir bilim adamı, yeryüzündeki kıtaların Dünya'nın ilk dönemlerinde birarada bulunduklarını, daha sonra farklı yönlerde sürüklenerek birbirlerinden ayrılıp uzaklaştıklarını öne sürmüştü.
Ancak jeologlar, Wegener'in haklı olduğunu onun ölümünden 50 yıl sonra yani 1980'li yıllarda anlayabildiler. Wegener'in, 1915 yılında yayınlanan bir makalesinde belirtmiş olduğu gibi; yeryüzündeki kara parçaları yaklaşık 500 milyon yıl önce birbirlerine bağlılardı ve Pangaea ismi verilen bu büyük kara parçası Güney Kutbu'nda bulunuyordu. Yaklaşık 180 milyon yıl önce Pangaea ikiye ayrıldı. Farklı yönlere sürüklenen bu iki dev kıtadan birincisi Afrika, Avustralya, Antarktika ve Hindistan'ı kapsayan Gondwana idi. İkincisi ise, Avrupa, Kuzey Amerika ve Hindistansız Asya'dan oluşan Laurasia idi. Bu bölünmeyi izleyen yaklaşık 150 milyon yıl içindeki çeşitli zamanlarda Gondwana ve Laurasia daha küçük parçalara ayrıldılar.
İşte Pangaea'nın parçalanmasıyla ortaya çıkan bu kıtalar sürekli olarak kara ve deniz arasındaki dağılımı değiştirerek, yılda birkaç santimetrelik hızlarla Dünya yüzeyinde sürüklenmektedirler.
20. yüzyılın başlarında yapılan jeolojik araştırmalar sonucunda keşfedilen yer kabuğunun bu hareketi bilimsel kaynaklarda şöyle açıklanmaktadır:
Yer kabuğu ve üst mantodan oluşan 100 km kalınlığındaki Dünya yüzeyi "tabaka" adı verilen parçalardan oluşmuştur. Dünya yüzeyini oluşturan altı büyük tabaka ve sayısız küçük tabaka vardır. "Tabaka tektoniği" adı verilen teoriye göre bu tabakalar kıtaları ve okyanus tabanını da beraberinde taşıyarak Dünya üzerinde hareket ederler... Kıtasal hareketin yılda 1 ile 5 cm civarında olduğu hesaplanmıştır. Tabakalar bu şekilde hareket ettikçe Dünya coğrafyasında değişiklikler meydana gelir. Örneğin, Atlantik Okyanusu her sene biraz daha genişlemektedir.32
Burada belirtilmesi gereken önemli bir nokta da şudur: Allah dağların hareketini ayette "sürüklenme" olarak bildirmiştir. Nitekim bilim adamlarının bugün bu hareket için kullandıkları İngilizce terim de "continental drift" yani "kıtasal sürüklenme"dir.33
Kıtaların kayması Kuran'ın indirildiği dönemde gözlemlenemeyecek bir bilgidir ve Allah ayette geçen "dağları görürsün de, donmuş sanırsın" ifadesiyle insanların bu konuyu ne şekilde değerlendireceklerini önceden bildirmiştir. Ancak bunun ardından bir gerçeği açıklamış ve dağların bulutların sürüklendikleri gibi sürüklendiklerini haber vermiştir. Görüldüğü gibi ayette dağların bulunduğu tabakanın hareketliliğine açıkça dikkat çekilmiştir.
Bilimin çok yeni keşfettiği bu bilimsel gerçeğin, evren ve doğa hakkındaki görüşlerin, hurafe, batıl inanç ve efsanelere dayandığı 7. yüzyılda, Kuran'da haber veriliyor olması şüphesiz büyük bir mucizedir. Ve Kuran'ın Allah'ın sözü olduğunun çok önemli bir delilidir.
|
Herşeyden önce hareket halinde olan dağlar değildir. Kıtalardır. Geniş kara parçalarıdır. Pangaea devrinde henüz şimdi bildiğimiz dağların çoğu zaten mevcut değillerdi. Kıtaların hareketi sırasında bir tabaka diğer bir tabakanın altına girince, üst tabaka yukarı doğru itilir ve böylece dağlar oluşur. Bu dağlar tek başlarına hareket halinde değilerdir. Kıtalarla birlikte hareket ederler.
Dağların hepsi değilse bile birçoğu Pangaea devrinden çok sonra ortaya çıkmaya başlamışlardır. Çoğunun yaşı 100 milyon yıldan fazla değildir. Kuzey ve Güney Amerika'nın pasifik okyanusu sahilleri ile, pasifiği kuşatan dağların bir çoğu daha da gençtirler. Himalayalar da çok genç dağlardandır ve Hindistan adasının Asya'ya çarpması sonucu ortaya çıkmışlardır. Hala yükselmektedirler.
Bir ayete bakarak bu ilginç olayın Kur'an'da var olduğunu iddia etmek tek kelime ile sahtekarlıktır. Kur'an bir bilim kitabı mıdır? Bu tür saçmalıkları hemen her kitaptan bulup çıkarmak mümkündür. İncilin de geleceği gösterdiğine inanan çok insan vardır.
Dağlar tarihin başından beri insanları büyüleyen jeolojik oluşumlardır. Kur'an'ın birçok ayetinde dağlara atıflarda bulunulmuştur. Bir ayette hareket halinde olan dağlar, diğer ayette karaların hareket etmesini önleyen engeller olarak tasvir edilmektedirler.
Enbiya 31: Yerküreye, onları çalkalamasın diye bir takım dağlar diktik. Ve orada geniş yollar açtık ki, doğru gidebilsinler.
denirken
Neml, 88: Sen dağlara bakar da onları donuk-durgun görürsün. Oysaki onlar bulutların dolaştığı gibi dolaşmaktadır
denmektedir.
Kur'an'da dağlarla ilgili ayetler Muhammed'in ve Araplarin dağlara olan hayranlığından başka bir şey ifade etmez.
Dağlar yeryüzünün çalkalanmasını önleyen jeolojik oluşumlar değillerdir. Aslında dağların bulunduğu yerlerde jeolojik olarak aktif faylar vardır. O yörelerde tektonik olaylara sıklıkla rastlanır. Yani dağlar yer yüzünün çalkalanan yerlerinde bulunurlar ve çalkalanmanın ürünüdürler. Depremleri önlemezler.
Selamlar
HACI