Arkadaşlar kafamda geçen gün yine bir şimşek çaktı bir konu hakkında konuşurken.şimdi anlatmak istediğim şey biraz karışık yani çok ince fark var iki konu arasında arkadaşlarla tartışırken de derdimi bu yüzden güçlükle anlattım.ya da arkadaşlarım birer mal
Şimdi arkadaşlar bütün dinler ruhun yani insanın özü olan manevi tarafını yani ruhun varlığını kabul eder.ruh insanın özüdür, ölümsüz tarafıdır. şimdi soracağım soru ruhla ilgili.
Şimdi bütün kontrol teist herhangi bir insana göre ruhumuzda. Yani her hareketimizi her düşüncemizi yönlendirebiliriz. Ruhsuz bu beden bir et yığını bunu kabul ederek olayı inceleyelim.
eğer ruh varsa, aşık olmak, cinsel istek gibi şeylere karşı neden kendimizi tutamıyoruz. Birine aşık olmak elimizde değil, ayrıca aşık olduktan sonra ki hal ve hareketlerimiz de elimizde değil. Aşk, sevgi, öfke, üzüntü, sevinç vb gibi diğer bir çok duygu vücudumuzda üretilen hormonlarla ilgilidir ve bunların hiçbirine karşı koyamayız.
gelelim akıl hastalıklarına. Mesela herhangi bir nevroz çeşidini ele alalım. Hasta hiçbir zaman hareketlerine hakim olamaz. Madem tüm davranışlar elimizde, beyin hastalandığı ve kimyası değiştiği zaman da duygularımızın ve davranışlarımızın değişmesi sizce de garip değil mi ?
beyin hastalandığı zaman yürüyemessek, konuşamazak, kolumuzu oynatamasak anlarım. Bunlar beynin işlevidir. İşte burda bir ikilem var;
Eğer herşeyin kontrolü bizden bağımsız beyinde ise, Ruhun amacı nedir? Hadi diyelim ki ruh sadece hayat enerjimizi veriyor. Peki özgür irade nerde kaldı ?
Eğer tüm kontrol elimizdeyse, yani ruhumuz bedenimizi kontrol ediyorsa, akıl hastalıklarından neden etkileniyoruz? Neden karşı koyamadığımız ve davranışlarımızı değiştiren duygularımız var ? Derdimi tam olarak anlatamamış olailirim cevaplarınızı yazarsanız ona göre durumu düzeltebileceğimi umuyorum