
03-11-2008, 13:31
|
|
|
Türk Ailesi ve Engelsci “ Cinsel Kolektif Aile “
Türk Ailesi ve Engelsci “ Cinsel Kolektif Aile “
Orhun yazıtlarında da evlilik sistemiyle ilgili bazı görüşlere rastlarız.
“ Üstte mavi gök , altta yağız yer kılındıkta, ikisi arasında insanoğlu kılınmış,insanoğlunun üzerine ecdadım Bumin Kağan , İstemi Kağan oturmuş….Türk milleti yok olmasın diye, millet olsun diye, babam İlteriş Kağan’ı annem İlbilge Hatun’u göğün tepesinden tutup yukarıya kaldırmıştır.”
Bu ifadelerde evrenin yaradılışının (kozmogoni) ilk izlerini sezdiğimiz gibi Bilge Kağan’ın babasının İlteriş , anasının İlbilge Hatun olduğunu kesinlikle öğreniyoruz.
Hunların yerini alan Göktürklerdede aile , tamamıyle karı-koca ilişkisine dayanan çekirdek aile tipidir.50 yıllık Çin tutsaklığını dile getiriken, Kül Tigin yazıtında şu ifadelerede raslarız ;
“ O zaman kul kulluk olmuştu, cariye (küng) cariyeli olmuştu, küçük kardeş (ini) büyük kardeşini (eçi) bilmesdi,oğlu( oğlı) babasını (barıg) bilmezdi. “
Bu ifadelerden , kul cariye kavramının ,Göktürklerde belirli toplumsal statüye sahip olduğunu , ancak millet, Çin yönetimine geçtikten sonra toplumsal yerlerini yitirdiği görülür. Yazıtlarda zengin bir akrabalık terminolojisi ile karşılaşılır.Bunlardan önemlileri Yagbu,Tahran, Şad, Tölis, Tarduş,Bey, Prenses vb.
“ Bars bey idi.Kağan adını biz verdik.Kız kardeşim prensesi verdik.Kendisi ihanet etti.Kağanı öldü ,milleti cariye ,kul oldu. “
Burada cariye ve kul olma , milletin düştüğü aşağı statüyü göstermek için kullanılır.Aile için istenen özellik , ve ilişkiler yazıtta oldukça açıktır ve çekirdek aile tipi gelişim söz konusudur.
Türklerde evliliklerle ilgili tarihsel nitelik taşıyan başka bir belge Oguz Kağan Destanıdır. Bu destanla ilgili tek bir yazma nüshası vardır , oda Uygurca olup, Paris milli kütüphenesinde bulunmaktadır. Bugün bu destanın ancak değişikliğe uğramış ,hikayeleşmeye yüz tutmuş, ana destandan ayrıldıktan sonra kağıda geçirilmiş bazı parçaları ile bir özetini teşkil eden rivayetleri elimizde bulundurmaktayız.Bu parçalarda en büyüğü ve önemlisi Dede Korkut kitabıdır.Bağımsız eser haline getirilmiş ikinci en önemli parça Oguz Kağan destanıdır.
Oguz Kağan destanında , Oguz’un dünyaya gelişi şu şekilde anlatılır ,
“ ….Olsun dediler.Onun Resmi budur;
Bundan sonra sevindiler.
Yine günlerden bir gün Ay Kağan’ın gözü parladı.Doğum ağrıları başladı ve bir erkek çocuk doğurdu.Bu çocuğun yüzünü gök ,ağzı ateş (gibi) gözleri ela, saçları ve kaşları kara idi.
Perilerden daha güzeldi.
Oğuz hanın babası Ay Kağandır.Türkler başlangıçta Gök Tanrı derken ,Maniheizmin girişinden sonra “ Ay Tanrı” demeye başlamışlardır.Destana M.S 840 dolaylarında Uygurların Orhun Nehri boylarında yaşarken girdiği düşünülmektedir.Bilindiği üzere eski Türklerde Gök ve Güneş birinci derece önemlidir.Mani dini coğrafya üzerinde etki gösterince Ay birinci sırayı almıştır.Şamanist olan Türk ve Moğol kavimlerinde genel olarak Güneş-Anne ve Ay-Babadan söz açılır.Destanın ayrıntıları incelendiğinde ;
Oğuz-Kağan bir yerde, Tanrıya yalvarırken,
Karanlık bastı birden, bir ışık düştü gökten,
Öyle bir ışıktı ki, parlak aydan, güneşten.
Oğuz-Kağan yürüdü, yakınına ışığın,
Gördü, oturduğunu ortasında bir kızın.
Bir ben vardı başında, ateş gibi ışığı,
Çok güzel bir kızdı bu, sanki Kutup yıldızı!.
Öyle güzel bir kız ki, gülse, gök güle durur!
Kız ağlamak istese, gök de ağlaya durur!
Oğuz kızı görünce, gitti aklı beyninden,
Kıza vuruldu birden, sevdi kızı gönülden.
Kızla gerdeğe girdi, aldı dilediğinden!
Gebe Kalmış idi kız,gün geceler doğunca.
Gözleri aydın oldu, üç oğlancık doğunca.
Gök Türklerde insan erkek , kurt ise dişidir.Destanda Türk mitolojisinin ana ilkesi değişmemiş Dişi Kurt ortadan kalkmış , onun yerine güzel bir kız oturmuştur.Oguz Han’ın destanda iki karısı vardır.
Ünlü Tarihçi Rasonyi’ ye göre Türklerin tek kadınla yaşadıklarına dair kesin deliller söz konusudur.Nitekim ,Minusinsk yöresinde yaşayan tatarların destanlarında ,en temiz tek evlilikle yaşayan kahramanlardan söz edilir.Uygurların çoğunluğu tek kadınlıdır.
Tanınmış Sinolog ve tarihçilere göre Mete ve Oğuz Kağan destanlarında görülen motif benzerlikleri , Meteden öncede Oguz Kağan destanının Türkler içinde yaşadığı görüşü hakimdir.
Çin ve Uygur kaynaklarından alınan metinlere dayanarak , buraya kadar sıralanan Aile ve evlilik sistemi hakkında bilgileri toparlarsak ; Türklerde köklü bir evlenme düzeni hakimdir. Özellikle Mete Hanın hayatı bunu açıkça ortaya koyar.Aile kutsal bir kuruluştur.Mete’nin Hatunu (Katun) Kağan gibi kutsallığa sahip ve devlet yönetiminde söz sahibi olan şahsiyettir.
Eski Türklerde , Çinlilerin aksine ne akrabalık nede ataerkil (patriyalyarkal-babalık) ailesinin bulunmaz.Rasonyi ve Gökalp bunu Şamanizme bağlar; Sha-Man ; dişi ve erkeğin uyumu ; kadının hukukça ve siyasal ,ekonomik eylemlerde erkeğe eşitliğidir.Bu durumda içten evliliği (endogamy) kökleştirmiştir.
Aynı zamanda belirli boylarda ataerkil ve dış evlenme gelenekleri vardır.Şimdiki Kırgızlarda olduğu gibi boylar arasında “karşılıklı dönür” olma gelenekleri vardır.Alınan kız erkeğin ailesidir ve kocası ölse dahi geri dönmez.Bununla ilgili üvey ana ve yenge ile evlenme kültürüne raslanır.
19 yy.’ da hayvanların hayatlarından esinlenerek ailenin ilkel gelişimini cinsel serbestliğe (Promiscuity) dayandıran kurumların (1) bugün için artık gerçekliğinin olduğunu söylemek mümkün değildir.
Kökenlerini 1865 tarihli Mc Lehnan’ın İlkel Evlilik adlı eserinden alan bu düşünce kurumuna göre başlangıçta sadece anne-cocuk ilişkisinin bulunduğu bir serbest cinsiyet (Promiscuity) vardır.Bunu birkaç erkek ile birkaç kadının ilişkilerini teşkil eden grup evlenme izlemiştir.Bundan sonra ise birkaç erkeğin tek bir kadınla bağlılığını teşkil eden Polyandry’e yönelme başlamıştır.Bu aşamadan sonra Mc Lennan güçlü erkeklerin birkaç kadın almakla aynı zamanda Polygyny’ye yöneldiklerini açıklamaktadır.Toplumdaki fazla erkeklerin öldürülmesi , köleleştirilmesi veya eş seçmeye zorlanması sonucta monogamy( tek eşlilik) denilen yüksek ahlak değerlerine sahip aile türünün doğmasına sebep olmuştur.
Engels bu sıralamalarda daha çok “grup evlenemesi” türünü ailenin evrimi için hareket noktası olarak kabul etmektedir.Bu konudaki söylemi “ Gerçekten de, bugün bile şurada burada inceleyebildiğimiz ve tarihteki varlığını mutlaka tanımak zorunda kaldığımız en eski, en ilkel aile biçimi olarak ne buluyoruz.? Grup halinde evlilik ; yani bir küme erkekle bir küme kadının birbirlerine karşılıklı şekilde sahip olduğu ve kıskançlığa çok az yer bırakan evlilik biçimi” (2). Engels , bu arada insan ile hayvan cinsel hayatı arasındaki benzerlik dönemini yansıtan bir durum dan, insanların bu aşamaya geldiklerini belirtir.
“……fakat bildiğimiz grup halinde evleneme biçimleri öylesine anlaşılmaz durumlar gösteriyorlar ki , bunlar bize cinsel ilişkilerin daha eski ve daha basit biçimlerini ve böylece en sonunda hayvanlıktan insanlığa geçişe tekabül eden , bütün kurallardan yoksun cinsel ilişki dönemini düşünmeye zorluyorlar : insanlar, hayvanlar arasındaki cinsel ilişki biçimlerini tamamen aşarak insanlığa geçmişleridir.” (3)
Morgan ‘ın bütün kurallardan mahrum ilkel cinsel ilişki durumu aslında 1861 “Ana Hukuku” adlı eserindeki görüşlerin bütünüdür.19 yy. araştırmacıları ; Bachofen,Mc Lennan, Morgan , özellikle sonuncusu Engels’i geniş ölçüde etkileyen araştırmacılardır.
Oysa günümüzde yapılan araştırmalar ve değerlendirmler adı geçen bu isimleri doğrulamamaktadır.Düşüncelerinin batı merkezli olduğunu bildiğimiz Bozkurt Güvenç dahi “ ailenin evrim teorileri bugün artık geçerliliğini yitirmiş ilk denemelerdir.Akrabalık sistemlerinin modern toplumlar içindeki yeri ve önemi üzerinde yapılmış sosyolojik araştırmalar ,beklide, bu teorinin tersinin daha doğu olabileceğini göstermiştir.Toplum aileyi değil ,aile biçimleri toplumsal değişmeyi yansıtır.” (4)
Ayrıca Marksist teoriye yakın bir varsayım “ ekonominin şekli ile farklı aile tiplerinin değiştiği “ yolundaki tezler günümüz çalışmalarında tamamen çürütülmüştür.Teoriye göre küçük çekirdek aile sanayi devrimi sonrasında ortaya çıkmıştır fakat , bugün dahi sanayileşmesini yaşayamamış hala tarımla yaşamını devam ettiren az gelişmiş bir çok ülke olmasına karşın çekirdek aile modeli en yaygın aile şeklidir.
Bugün Birleşik Amerikaya ve İngiltereye bakarak teori üretmek dünya gerçeği ile örtüşmez. Batı tipi düşünce merkezinde yer alan bu iki ülkenin siyasi ve sosyolojik tarihi bellidir. Tarihi belli olan iki ülke sanayileşmesini geriye doğru izlemek , özellikle ki Amerika halkının sanayi devriminden önce İngiltereden gelen göçmenlerce oluşturulduğu bilinmektedir.Bugün Marksist teorinin iddia etmiş olduğu ; Çekirdek Aile tipi sanayi devriminin bir sonucu olduğu tarihsel bir hatadır.Tam tersine sanayi devrimi çekirdek ailenin bir başarısıdır.
(1)-(2)-(3)..F.Engels…..Ailenin Özel Mülkiyetin ve Devletin Kökeni.
(4)…Bozkurt Güvenç…İnsan ve Kültür ,Antropolojiye Giriş.
|

14-05-2009, 15:42
|
|
|
Bu başlığın Engelsciler tarafından eleştirilmesini isterdim.
|

14-05-2009, 17:36
|
 |
Kıdemli Üye
|
|
Üyelik tarihi: 01 Nov 2005
Bulunduğu yer: İstanbul
Mesajlar: 8.936
|
|
Marx ve Engels “Komünist Manifesto”da şöyle yazmışlardır:
“Burjuva, karısını basit bir üretim aracı olarak görür. Üretim araçlarının ortaklaşa kullanılacağını duyunca da, pek doğal olarak, herşeyin ortak olmasının kadınların da ortak olmasına yol açacağından başka sonuca varamaz.
Gerçek amacın, kadınların basit birer üretim aracı olmaktan çıkarılması olduğu, aklının ucundan bile geçmez burjuvanın.
Doğrusu, burjuvalarımızın, komünistler tarafından açıkça ve resmen kurumlaştırılacağını ileri sürdükleri, kadınların ortaklaşa kullanılması karşısında duydukları erdemli öfkeden daha gülünç bir şey olamaz. Komünistlerin kadınların ortaklaşa kullanılmasını getirmelerine gerek yoktur ki; çok eski zamanlardan beri varolan bir şeydir bu.
Burjuvalarımız, bırakalım genelev fahişelerini, yanlarında çalışan proleterlerin karılarına ve kızlarına keyiflerince el atmakla da yetinmez, birbirlerinin karılarını ayartmaktan sonsuz bir zevk alırlar.
Burjuva evliliği, gerçekte, evli kadınlarda ortaklıktır. Bu yüzden de komünistler, olsa olsa, kadınların ortaklaşa kullanılmasını ikiyüzlülükle gizlenen bir şey olmaktan çıkarıp açıkça meşrulaştırılmış bir şey haline getirmek istemekle suçlanabililer. Nerede kaldı ki, bugünkü üretim ilişkilerinin ortadan kaldırılmasıyla birlikte, kadınların bu sistemden kaynaklanan ortaklaşa kullanılmasının, yani açık ve gizli fuhuşun da ortadan kalkacağı açıktır.”
Marks ve Engels'in bu iddiaları bilimsel bir teoriye dayanmadan ve kendi evrimiyle gerçekliği ortaya çıkmadan doğru olarak savunulamaz.
Marks, engels ya da bir başkası çevrelerindeki burjuva yaşamından yola çıkarak insanlığın geleceğini şekillendiremez.
Evlilik bir sözleşmedir, gelecekte ortadan kalkabilir. Ama ailenin ortadan kalkacağını ve zaten gizli olarak varolduğu iddia edilen ortak cinselliğin meşrulaşacağını öne süren düşünce bilimsellikten yoksundur.
Bu savların yanlış algılanmasına karşı Türkiye sosyalistleri "Yarin yanağından gayri her yerde, her şeyde hep beraber olmak için" ilkesini benimsemişlerdir.
Ne peygamberler, ne filozoflar ne de ideologlar insanların özel yaşamlarını şekillendiremezler. Özel mülkiyete karşı olmak, özele karşı olmak demek değildir. Duygu, düşünce ve yaşam biçimleri kanunlarla sınırlandırılamaz. Toplumların doğası ne faşist, ne dinci ne de komünist fikirlerle değiştirilemez.
Sonunda değişen o fikirler olur.
|

14-05-2009, 19:49
|
 |
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
|
|
Üyelik tarihi: 26 Aug 2006
Bulunduğu yer: İstanbul
Mesajlar: 5.875
|
|
Şimdi ne anlamalıyız bu yazıdan ?
Engels'in "“……fakat bildiğimiz grup halinde evleneme biçimleri öylesine anlaşılmaz durumlar gösteriyorlar ki , bunlar bize cinsel ilişkilerin daha eski ve daha basit biçimlerini ve böylece en sonunda hayvanlıktan insanlığa geçişe tekabül eden , bütün kurallardan yoksun cinsel ilişki dönemini düşünmeye zorluyorlar : insanlar, hayvanlar arasındaki cinsel ilişki biçimlerini tamamen aşarak insanlığa geçmişleridir.” derken yanıldığını Türklerin "... ... tek kadınla yaşadıklarına dair kesin deliller söz konusudur.Nitekim ,Minusinsk yöresinde yaşayan tatarların destanlarında ,en temiz tek evlilikle yaşayan kahramanlardan söz edilir.." gerçeğine tosladığını mı ?
Sahi ne anlamamız gerekiyor ?
İnsani olan her şey kabûlüm.
|

14-05-2009, 20:19
|
 |
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
|
|
Üyelik tarihi: 29 May 2008
Bulunduğu yer: ADANA!!
Mesajlar: 3.673
|
|
komünist manifestoyu okumanı tavsiye ederim...
ÖRGÜTLENİN!!!
|

14-05-2009, 21:23
|
|
|
kızılordu´isimli üyeden Alıntı
komünist manifestoyu okumanı tavsiye ederim...
|
Biz bir kopya olan manifestoyu değil , aslı olan Siyon Protokollerini okuyoruz.
|

14-05-2009, 22:08
|
 |
Kıdemli Üye
|
|
Üyelik tarihi: 19 Apr 2009
Mesajlar: 403
|
|
konuyla alakali degil ama birsey belirtmek istedim;
kazim mirsan a gore gok turk yanlis okunmustur...orjinal yaziya gore okundugunda yazi okuk turuk tur yani turuk=tanrisal tur/goksel cins anlamina geliyor..(on turkceye gore)
yani anlami=tanrisal turk
``biz daima hakikati arayan ve onu buldukca ve buldugumuza kani oldukca ifadeye cur`ret gosteren adamlar olmaliyiz.``mustafa kemal ataturk
|

14-05-2009, 22:12
|
|
|
bogazici´isimli üyeden Alıntı
konuyla alakali degil ama birsey belirtmek istedim;
kazim mirsan a gore gok turk yanlis okunmustur...orjinal yaziya gore okundugunda yazi okuk turuk tur yani turuk=tanrisal tur/goksel cins anlamina geliyor..(on turkceye gore)
yani anlami=tanrisal turk
|
On : Kozmos
ok : Boy-Irk
Kozmik Irk.
Tüm Uygarlığın Kökeni Türklerdir.
http://akhenaton.blogsayfasi.com/tar...surecte-tanri/
|

14-05-2009, 22:23
|
 |
Kıdemli Üye
|
|
Üyelik tarihi: 19 Apr 2009
Mesajlar: 403
|
|
kozmos un simgesi de hilal
``biz daima hakikati arayan ve onu buldukca ve buldugumuza kani oldukca ifadeye cur`ret gosteren adamlar olmaliyiz.``mustafa kemal ataturk
|

14-05-2009, 23:13
|
|
Denetimdeki Üye
|
|
Üyelik tarihi: 28 Jan 2009
Mesajlar: 455
|
|
Biz bir kopya olan manifestoyu değil , aslı olan Siyon Protokollerini okuyoruz.
.............
Yahudi Protokollere Savunması: http://www.ushmm.org/wlc/tr/article....uleId=10007058
http://www.ushmm.org/wlc/tr/article....uleId=10007244
.................................................. ...................................
Protokoller (Alıntı Adresi : http://www.izafet.com/beyin-firtinas...tokolleri.html
.............
SİYON PROTOKOLLERİ
Nedir:Özelikle Yahudi düşmanı kesimlerinin el kitabı olan ve dünyada birçok ülkede çeşitli dillere çevrilen protokoller bugüne dek defalarca basılmıştır.Protokollerin temel yaklaşımı bir grup çok gizli Yahudi önderinin dünyayı ele geçirmek ve tek dünya hükümeti biçiminde kendi evrensel krallıklarını kurmaplanı olduğu şekilde özetlenebilir.
Ortaya Çıkışı:
Arkadaşlar bu konu baya uzundu yazmak istemedim.Özetle Sovyetlere satılmak istenmesi ve yahudi düşmanlığı yaratılması için sızdırıldı...Birçok dünya siyasetçisi bu olaya gerçek gözüyle baktı...
Yahudiler ise komplo diyerek cevap verdiler...
Ortak görüş ise şu...Kaynaklar gerçek fakat ifadeler ağırlaştırılmış...
PROTOKOLLERDE NELER VAR!!!
1 Nolu Protokol:
-Yaratılışın kanununa göre hak kuvvette yatar
-Siyasetin ahlakla bağı yoktur ahlaklı hükümdar tahtında duramaz.Bu gibi vasıflar Yahudi olmayan krallıklara ait olmalıdır.
-Gayemiz uğruna rüşvetçilik düzenbazlık ve hıyanetten çekinmeyiz.
-Hürriyet eşitlik kardeşlik gibi kelimeleri biz bağırdık 'budala papağanlar' bu oltamıza takıldı.Gerçekte eşitlik yoktur.Bu sloganlar Yahudi olmayan hükümetleri mahvedici kurtçuklar oldular.
2 Nolu Protokol:
-Seçeceğimiz yöneticiler kabiliyetleri zayıf ve kölece itaat edecek kimseler olmalıdır.Kendilerinin müşaviri veya uzmanı olan bizim çocuklarımız sayesinde ellerimizde oyuncağa dönecekler.
-İlmin emridir diye körü körüne nazariyetleri emrimizdeki basın aracılığıyla yayacağız.
-Basın halkın şikayetlerini sürekli dile getirerek hoşnutsuzluk yaratmalıdır.
3 Nolu Protokol:
-Anayasal devletlerin dengesini bozduk.
-Liberalizmi kullanarak onları rekabet haline soktuk.Kısa bir zaman sonra karışıklıklar ve iflaslar tüm dünyayı kaplayacaktır.
-Fransız ihtilaline büyük adını biz verdik.Çünkü o tamamen bizim eserimizdir.O vakiten beri daima dünya için hazırladığımız Siyon kanından kral lehine çalışıyoruz.
-Biz iktidara gelince hürriyet kelimesini lugatten sileceğiz.
4-5 Nolu Protokol:
-Görünmeyen bir kuvveti kim devirebilir.Biz böyle bi kuvvetiz.
-Bir zamanlar dünyadaYahudi olmayanların koalisyonu bizimle baş edebilirdi ama bu artık mümkün değildir.Çünkü onların arasına dini ve milli kinler soktuk.Şimdi bize karşı koyacak bir devlet diğerlerinden destek göremeyecektir.
-Halkın zihnini bozmalıyız.Zihinlerini boş nutuklarla meşgul etmeliyiz.
6-7-8- Nolu Protokoller:
-Yahudi olmayanların sanayiini tamemen çökertmek için Yahudi olmayanların arasında geliştirdiğimiz lüksü ve spekülasyonu artıracağız.
-Siyasi vasıtalarekonomik anlaşmalar veya borç yükümlülükleri ile her devletin kabinlelerine gördüğümüz bütün iplikleri entrikalarımızla karmakarışık hale getireceğiz.Müzakereler ve anlaşmalar esnasında kurnaz davranacağız.
-Biz hükümetleri iktisatçıların dünyası ile kuşatacağız.Bu sebeple iktisadi ilimler Yahudi öğreniminin başlıca konusunu oluşturur.Bizim etrafımızda bankerlersanayicilrsermayedarlar olacaktır.Çünkü herşeyi rakamlarla halledeceğiz.
-Hükümetlerde sorunlu mevkileri mazisi kötü halk arasında kötü şöhretli kişilerin eline vereceğiz.Eğer o kişiler bizim emirlerimize boyun eğmesse cezai sorumluluk ve silinmeyle karşılaşaklardır.Son nefeslerine kadar bizim menfaatlarımızı savunmak zorunda kalacaklardır.
9-10 Nolu Protokoller:
-Yanlış olduğu bizce bilinen prensipleri gençliğe vererek onların gençliğini şaşırttık ve bozduk.
-Hükümet darbemizi başardığımız zaman haklara şöyle diyeceğiz:éherşey çok kötü şekildeydi.Herkes ızdırap ile ezildi.Biz size eziyet veren sebeplerimilliyetlerihudutlarıtedavüldeki paraların farklılıklarını ortadan kaldırıyoruz.Tabii itaat sözü vermemekte serbestsiniz". ozaman avam bize dönecektir.
-Liberalizmi devlet organizmasına soktuğumuzdaonun büyün siyasi görünüşü değişikliğe uğradı.Devletler öldürücü bir hastalığa yakanlanmışlardı.
-Yahudi olmayanlar eğer zamanı gelmeden önce neler geldiğini tahmin ettiğinde biz onlara korkutucu terör manevrası uyguladık ki en cesur kalpler bile ürker.Metrolar yeraltı geçitleribaşkentlerbütün teşkilatları ve arsivleriyle birlikte havaya ucurulacaktır.
11 Nolu Protokol:
-Yahudi olmayanlar bir koyun sürüsüdür ve biz onların kurtlarıyız ve sizler biliyorsunuz ki kurtlar koyun sürüsüne daldıklarında neler olur?
12 Nolu Protokol:
[COLOR="Blue"Kendi kamplarından olan bir gazetenin fikirlerini tekrar ettiklerini sana budalalarbizim fikirlerimizi veya bizim için makbul gören herhangi bir fikri tekrar etmiş olacaklardır.
-Basındaparola gibi işleyen masonik dayanışmayı açığa vuran haller vardır.
-Bizim kontrolümüzde olmadan tek bir tebliğ bile halka ulaşmayacaktır.Hatta bütün haberleri toplayan birkaç ajans tarafından yayılması sebebiyle bu neticeyi elde etmiş bulunmaktayız.
[/COLOR] 13 14 Nolu Protokoller:
-Siyasi meseleler onları asırlardır meydana çıkaran ve yönetenlerin haricindeki kimselerin idraklerinin dışındadır.
-İlerleme Allah'ın seçtiği kavim olan bizlerden başkası bilmesin diye aldatıcı fikirlerdir.
-İlerici ve aydınlanmış olarak tanınan memleketrede manasız bir edebiyat meydana getirdik.İktidara gelene kadar bu tüp bir edebiyatın gelişimini destekleyeceğiz.
-Bütün bu halkarı yüzyıllar boyunca kimsenin keşfedemediği bir siyasi plana göre kademe kademe aldattığımızdan ozaman kim şüphe edebilir.
-Filozoflar Yahudi olmayanların inançlarının kusurlarını münakaşa edeceklerdir.Fakat bizim inancınız bizden başka kimse tarafından tamamıyla öğrenilemeyeceğinden bizim inancımızı hiç bir bakış açısını hiçbir zaman münakaşa konusu yapamayacaklardır.
15 Nolu Protokol:
-İsrail kralı Avrupanın kendisine sunduğu tacı giydiğinde dünyanın atası olacaktır.
16 Nolu Protokol:
-Biz önceki yüzyılların hoşumuza gitmeyen bütün olaylarını insanların kafasından sileceğiz ve sadece Yahudi olmayan hükümetlerin hatalarını tasvir edeb bölümlerini yakacağız.
17-18 Nolu Protokoller:
-Biz gizlenip tüm hükümetleri yıkıncaya kadar asla dışarıya çıkmayacağız.Yahudi kralı dünyanın gerçek papası enternasyonal kilisenin atası olacaktır.
-Biliyorsunuz ki ajanlarımız vasıtalarıyla Yahudi olmayan kralların hayatlarına karşı sık sık suikastlar yaparak onların nüfuzunu kırdık.
Yorum:Bu madde KennedyTurgut Özalve hatta Atatürk olarak yorumlandırılıyor.
20-21-22 Nolu Protokoller:
-Yahudi olmayan devletlerin dikkatsizlikle müsaade ettikleri borçlanma metotları yüzünden onların hazineleri boştur.Bunula birlikte borçlar birbirini takip etmeke olacak ve bütün devletler iflasa sürüklenecektir.
-Yahudi olmayan devletlerin faiziyle bizden borç para almaları onların beyinlerinin gelişmediklerine delalettir.
-Yahudi olmayan hükümetlere o devletlerin ihtiyacı olmayan bor paralar vvererek o paraları iki üç misli ve daha fazla olarak geri almak hususunda idarecilerin rüşvet almalarınddan ve hükümdarlarının gevşekliklerinden yararlandık.
-Günümüzün en büyük kuvveti olan altın ellerimizdedir.İki gün içerisinde depolarımıdan istediğimiz kadar tedarik edebiliriz.
24 Nolu Protol:
-Sadece kayıtsız şartsız sert kabiliyetli hatta zalim bir şekilde hükmedecek şekilde kimseler iktidar dizginlerini bizim Siyon liderimizden alacaktır.
-Yalnız Kral ve onu korumak için yanında duran üç kişi ne yapılacağını bilecektir.
-HükümdarımızDavudun kutsal zürriyetindedir.
Mesajı yazanın notu;
"Düyadaki hiçbir siyasal olgu tesadüfen gelişmez.Emin olabilirsinizki yaşanan her siyasi olay karanlık odalarda düşünülerek önceden planlanmış ve meydana getirilmiştir. (Eisenhover )
|
Yetkileriniz
|
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.
HTML-KodlarıKapalı
|
|
|
Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 17:40 .
|