Turan Dursun Sitesi Forumları
Geri git   Turan Dursun Sitesi Forumları > Felsefe > Dil, Mantık & Zihin Felsefesi

Cevapla
 
Başlık Düzenleme Araçları Stil
  #1  
Alt 22-11-2008, 17:36
Serdar - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Serdar Serdar isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
 
Üyelik tarihi: 30 Apr 2008
Mesajlar: 648
Standart Dil üzerine

DİL ÜZERİNE

Ses birimleri harfleri oluştururlar. Harfler kelimeleri ve kelimeler de birleşerek cümleleri oluştururlar. Cümleler bizlerin hayatta kullandığı temel ifade birimlerimizdir. Bir olayı, olguyu veya düşünceyianlatırken bir veya genellikle de birden fazla cümleyi kullanırız. Bir cümleyi kavramak veya anlamak, tıpkı okuma ve yazmayı yenice öğrenmekte olan çocuğun izlediği öğrenme stratejisine benzer.

Bir kelimeyi anlamak veya öğrenmek, o kelimenin çok çok daha öncelerden, belki günlerce, belki yıllarca veya dakikalarca önceden, duyulmuş veya görsel olarak algılanmış bir benzeri yoluyla karşılaştırılması ile gerçekleştirilir. Bu karşılaştırma öğrenme, hatırlama ve kavrama olayları için imgeler arasında bir benzerlik veya uyuşma olmasını gerektirir. Aksi taktirde canlı kendi içinden birtakım işlemler gerçekleştirmeye çalışacak, kavrama olayı için kendi hafızasını ve yapısını biraz daha zorlayacaktır.

Aynı çalışma prensibi anlatım birimlerimiz olan cümleler içinde geçerlidir. Bir cümleyi kavrayabilmek, öğrenebilmek için o cümlenin anlattığı olay/olgu, daha öncelerden kavramış olduğumuz benzer başka bir olay/hareket ile karşılaştırılarak ve beyinde karşılaştırma işlemin sonucunda pozitif/olumlu bir his şeklinde hissedilmesi yolu ile gerçekleştirilir. Bu mekanizma diğer duyu organlarımızın çalışma prensipleri ve ilişkilerini de kapsar ve ilginçtir ki aynısı hayvanlarda da gözlenmektedir. Yeni doğmuş bir sincap yavrusu, bir dalın kenarındayken önündeki boşluğun neyi ifade ettiğini bilemez. Bir adım atarak oradan düşer ve ancak düşünce bunu bedeni ve sinir sistemi ile hisseder. Bir miktar acı çeker ve acı onun bedeninde ve tüm sistemlerinde belli bir etkiye sebep olur. O olaydan sonra, hayatının o andan sonrasında, bir kayanın veya başka bir ağacın dalı üzerinde oturup dinlenirken önündeki yükselti farkını sezmeyi başarır. Bu ise daha önceden yaşadıklarıyla o anki bedensel algıları karşılaştırılarak başarılır.. Bütün bu birleşme, karşılaşma, uyarıyı alma ve tehlikenin farkına vararak geri çekilme işlemlerini başta sinir ve kas sistemleri olmak üzere, tüm beden doku ve organlarının birlikte uyum içinde çalışması yoluyla gerçekleştirilirler. Sincap artık hayatına kastedebilecek bir tehlikenin daha farkına varabilmiştir.

Bir toplantıda oturup bir konuşmacıyı dinlediğimizde, televizyonun karşısına geçip haberleri açtığımızda, bir kaza mekânında bir görgü tanığı olarak polise bir şeyler anlattığımızda, daha önceden benzer hareket ve olaylar için beynimizde canlandırarak kurduğumuz cümlelerin benzerlerini bu olaylar için uyarlarız, beynimizde kurgularız veya bir başkasına anlatırız. Hayatımızın her anında birçok kez bu türden mekanizmalar gerçekleştiririz.

Cümleler birleşirler, bir fizik problemini, bir hikâyeyi, bir romanı ve bir düşünce sistemini veya düşünce ağını oluştururlar. Bir düşünce sisteminin, bir felsefenin, bir bilim dalının kavranabilmesi, tıpkı kelime ve cümlelerin temel mekanizmalardaki şekline benzer. Bireyin daha öncelerden edindiği tecrübelere, yaşantısına, bakış açısına ve bilgisine dayanır. İki düşünce sistemi bir araya gelerek, karşılaşarak başka bir düşünce sistemini doğurur. Bir bilim dalı başka bir bilim dalı ile karşılaştırılarak veya ona uyarlanarak başka bir bilim dalının kavranılmasını veya ortaya atılmasını sağlar. Var olan bir bilimsel tecrübe bir roman anlayışı ile karşılaşarak bir destan veya bir bilim kurgu romanı yazar. Bir bilgi birikimi ve bir tecrübe birleşerek ve karşılaşarak bir uçağı tasarlar. Bütün bunlar birleşerek bir fikir akımı ortaya atar ve milyonları peşinden sürükleyebilir.

Bir ürün, bir meyve ancak daha önceki var olan temeller üzerine oluşup, gelişebilir. Dil ve yaşantımız arasındaki bağ da böyledir. En ufak birimlerden, en karmaşık, büyük boyutlu yapılara kadar benzer işlevsel çalışma prensipleri vardır dil ile insan arasında: ses birimleri, kelimeler, cümleler, düşüncele kalıpları, bilim, edebiyat ve felsefe dallar ve daha niceleri... Hepsi birbirini temel alarak gelişebilir ve birbirlerini oluştururlar ve dış dünya ile beden arasında bir iletişim vazifesi görürler.

Farkında olmadığımız halde, yaşayan varlıklar olarak bizlerin birçok özelliklerini dil ve beden arasındaki işlevsel özellikler işte böyle belirlemiştir. Hayvanlardan tek farkımız, hayata dair tecrübelerimizin oluşumunda görsel ve işitsel alanda dilden faydalanışımızdır. 20. yüzyılın başlarından itibaren adım adım bulunup ortaya çıkarılan dil, ruhbilim ve beden arasındaki ilintiler, hala araştırılmakta ve insanlara ve hayvanlara dair birçok bilinmeyen gizem aydınlığa kavuşturulmaya çalışılmaktadır.

Konu Serdar tarafından (22-11-2008 Saat 17:48 ) değiştirilmiştir.
Alıntı ile Cevapla
  #2  
Alt 22-11-2008, 17:59
evrensel-insan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
evrensel-insan evrensel-insan isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
 
Üyelik tarihi: 08 Mar 2008
Bulunduğu yer: Londra
Mesajlar: 22.832
evrensel-insan - MSN üzeri Mesaj gönder
Standart

Saygideger serdar;

Aciklayici ve icerigi olan bir yazi olmus. Dusunce ne ve parmaklarina saglik.

Saygilarimla;
evrensel-insan

Evrensel-Insan - Yapılandırmacı Epistemoloji/Bilişsel Bilim/Qua Felsefesi/Serbest Düşünce/Devrimci Sorgulama/Zihinsel Devrim - Evrensel-Insan Zihniyeti
Alıntı ile Cevapla
  #3  
Alt 15-06-2012, 19:27
elilim elilim isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 12 May 2012
Mesajlar: 117
Standart

Dil iletişim vazifesi için ama nedense iletişim bir türlü olmuyor.

Mesela yukarıdaki bu cümleyi anladınızmı. Ya yanlış anladınız ya da hiç anlamadınız, belkide anlayan var ama kaç tane.

Yukarıdaki cümleyi açmam gerekiyor. Cümle şu an kapalı maalesef. Çünkü kelimeler yeterli, doğru, anlaşılır, net derecede kendini ifade edemiyor.

Dilde işaretler doğuyor. Ünlem, virgül, soru, tire vb. her türlü işaret. Sanki cümle belli değil. Soru ekini kullanmak yetmiyor, soru işareti konuyor. Birde ekler ayrı yazılıyor, birleşince ne oluyorsa.

Kelime kendini ifade edemediğinden virgüle ünleme başvuruluyor.

Kelimeler hiç bir şey ifade etmiyor. Sürekli detay, açıklama gerektiriyor.

Kelimeler yanlış anlaşılıyor çünkü, yanlış oluşturuluyor.

Harf deyince sesten bahsediyoruz, sessiz harf (ses) ve sesli harf (ses) diye tanımlama yapıyoruz. İlginç bir akıl mekanizması edinmişiz.

Sesin bide serti yumuşağı oluyor. Nasıl oluyorsa.

B şeklini iki millette B yapıyor. Biri Be diğeri Bi dedi diye dilleri farklı oluyor.

Dil insanların birbirini anlaması üzerine değil, birbirinden ayrılması üzerine kurulunca böyle oluyor.

Ateizm Din/Felsefe/Fikir/Düşünce/Görüş değildir, Bilimdir.
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Önerilen Siteler


Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı

Gitmek istediğiniz forumu seçiniz


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 11:00 .