Dil üzerine
DİL ÜZERİNE
Ses birimleri harfleri oluştururlar. Harfler kelimeleri ve kelimeler de birleşerek cümleleri oluştururlar. Cümleler bizlerin hayatta kullandığı temel ifade birimlerimizdir. Bir olayı, olguyu veya düşünceyianlatırken bir veya genellikle de birden fazla cümleyi kullanırız. Bir cümleyi kavramak veya anlamak, tıpkı okuma ve yazmayı yenice öğrenmekte olan çocuğun izlediği öğrenme stratejisine benzer.
Bir kelimeyi anlamak veya öğrenmek, o kelimenin çok çok daha öncelerden, belki günlerce, belki yıllarca veya dakikalarca önceden, duyulmuş veya görsel olarak algılanmış bir benzeri yoluyla karşılaştırılması ile gerçekleştirilir. Bu karşılaştırma öğrenme, hatırlama ve kavrama olayları için imgeler arasında bir benzerlik veya uyuşma olmasını gerektirir. Aksi taktirde canlı kendi içinden birtakım işlemler gerçekleştirmeye çalışacak, kavrama olayı için kendi hafızasını ve yapısını biraz daha zorlayacaktır.
Aynı çalışma prensibi anlatım birimlerimiz olan cümleler içinde geçerlidir. Bir cümleyi kavrayabilmek, öğrenebilmek için o cümlenin anlattığı olay/olgu, daha öncelerden kavramış olduğumuz benzer başka bir olay/hareket ile karşılaştırılarak ve beyinde karşılaştırma işlemin sonucunda pozitif/olumlu bir his şeklinde hissedilmesi yolu ile gerçekleştirilir. Bu mekanizma diğer duyu organlarımızın çalışma prensipleri ve ilişkilerini de kapsar ve ilginçtir ki aynısı hayvanlarda da gözlenmektedir. Yeni doğmuş bir sincap yavrusu, bir dalın kenarındayken önündeki boşluğun neyi ifade ettiğini bilemez. Bir adım atarak oradan düşer ve ancak düşünce bunu bedeni ve sinir sistemi ile hisseder. Bir miktar acı çeker ve acı onun bedeninde ve tüm sistemlerinde belli bir etkiye sebep olur. O olaydan sonra, hayatının o andan sonrasında, bir kayanın veya başka bir ağacın dalı üzerinde oturup dinlenirken önündeki yükselti farkını sezmeyi başarır. Bu ise daha önceden yaşadıklarıyla o anki bedensel algıları karşılaştırılarak başarılır.. Bütün bu birleşme, karşılaşma, uyarıyı alma ve tehlikenin farkına vararak geri çekilme işlemlerini başta sinir ve kas sistemleri olmak üzere, tüm beden doku ve organlarının birlikte uyum içinde çalışması yoluyla gerçekleştirilirler. Sincap artık hayatına kastedebilecek bir tehlikenin daha farkına varabilmiştir.
Bir toplantıda oturup bir konuşmacıyı dinlediğimizde, televizyonun karşısına geçip haberleri açtığımızda, bir kaza mekânında bir görgü tanığı olarak polise bir şeyler anlattığımızda, daha önceden benzer hareket ve olaylar için beynimizde canlandırarak kurduğumuz cümlelerin benzerlerini bu olaylar için uyarlarız, beynimizde kurgularız veya bir başkasına anlatırız. Hayatımızın her anında birçok kez bu türden mekanizmalar gerçekleştiririz.
Cümleler birleşirler, bir fizik problemini, bir hikâyeyi, bir romanı ve bir düşünce sistemini veya düşünce ağını oluştururlar. Bir düşünce sisteminin, bir felsefenin, bir bilim dalının kavranabilmesi, tıpkı kelime ve cümlelerin temel mekanizmalardaki şekline benzer. Bireyin daha öncelerden edindiği tecrübelere, yaşantısına, bakış açısına ve bilgisine dayanır. İki düşünce sistemi bir araya gelerek, karşılaşarak başka bir düşünce sistemini doğurur. Bir bilim dalı başka bir bilim dalı ile karşılaştırılarak veya ona uyarlanarak başka bir bilim dalının kavranılmasını veya ortaya atılmasını sağlar. Var olan bir bilimsel tecrübe bir roman anlayışı ile karşılaşarak bir destan veya bir bilim kurgu romanı yazar. Bir bilgi birikimi ve bir tecrübe birleşerek ve karşılaşarak bir uçağı tasarlar. Bütün bunlar birleşerek bir fikir akımı ortaya atar ve milyonları peşinden sürükleyebilir.
Bir ürün, bir meyve ancak daha önceki var olan temeller üzerine oluşup, gelişebilir. Dil ve yaşantımız arasındaki bağ da böyledir. En ufak birimlerden, en karmaşık, büyük boyutlu yapılara kadar benzer işlevsel çalışma prensipleri vardır dil ile insan arasında: ses birimleri, kelimeler, cümleler, düşüncele kalıpları, bilim, edebiyat ve felsefe dallar ve daha niceleri... Hepsi birbirini temel alarak gelişebilir ve birbirlerini oluştururlar ve dış dünya ile beden arasında bir iletişim vazifesi görürler.
Farkında olmadığımız halde, yaşayan varlıklar olarak bizlerin birçok özelliklerini dil ve beden arasındaki işlevsel özellikler işte böyle belirlemiştir. Hayvanlardan tek farkımız, hayata dair tecrübelerimizin oluşumunda görsel ve işitsel alanda dilden faydalanışımızdır. 20. yüzyılın başlarından itibaren adım adım bulunup ortaya çıkarılan dil, ruhbilim ve beden arasındaki ilintiler, hala araştırılmakta ve insanlara ve hayvanlara dair birçok bilinmeyen gizem aydınlığa kavuşturulmaya çalışılmaktadır.
Konu Serdar tarafından (22-11-2008 Saat 17:48 ) değiştirilmiştir.
|