Turan Dursun Sitesi Forumları
Geri git   Turan Dursun Sitesi Forumları > Felsefe > Felsefik Tartışmalar

Cevapla
 
Başlık Düzenleme Araçları Stil
  #1  
Alt 28-02-2009, 19:32
Onur Çağlar Onur Çağlar isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 08 Feb 2009
Bulunduğu yer: Gökyüzü
Mesajlar: 51
Standart Bilme ve İnanma

Bilme ve İnanma

Yaşamın her alanında karşımıza çıkan bu iki kavram bazı yerlerde ayrıştırılsa da, entelektüel seviyemizin çoğunlukla darlığından dolayı sinonim olarak kullanıldığı da görülmektedir ve bu yüzden “inandığımız”ı bildiğimiz sandığımız için “iddia” etmekte tereddütsüz davranırız. Oysa “bilme” ile “inanma” kavramları nitelik olarak tamamen farklı yerlere işaret ederler ve aralarındaki ortak (sayılabilecek) payda(lar) sadece diyalektik bağıntı gereğidir.

Yapılması gereken ilk sorgulama, bu iki kavramın ayrıştırılmasına netlik kazandırmak, yani kendi konumumuzdan emin olmaktır: “Ben bunu biliyor muyum, yoksa bunun böyle olduğuna inanıyor muyum?” şeklindeki soruya verilecek doğru ve tutarlı yanıt, o şey hakkındaki sorgulamalarımızın önünü aydınlatan fener olabileceği gibi, kim bilir; belki son derece basit olmasına karşın önümüzde bir zifirilik de oluşturabilecektir.

Türk Dil Kurumu sözlük anlamıyla “bilme”yi üç şekilde tanımlamış:

1) Bilmek işi.
2) felsefe Bir şeyin ne olduğunun bilincine varma.
3) felsefe Bilgi edinmenin gaye ve sonucu.

“İnanma”yı ise “İnanmak işi” olarak açıklıyor.


Sözlük anlamları, birçok açıklamayı dışarıda bırakmak zorunda olduğu için bizlere yeterli gelmemektedir. Bu gerekçeyle felsefeye geçmek zorundayız:

Orhan Hançerlioğlu’na ait Felsefe Sözlüğü’nde Gerçekliğin insan düşüncesinde yansıyarak yeniden üretimi” olarak tanımlanan “Bilme” kavramının sürecinin duyumlarla başladığını, düşüncede üretildiğini ve uygulamada da gerçekleştirildiği belirtilmektedir. (abç) Buradan da anlaşılabileceği gibi herhangi bir şeyi bilmemiz için o şeyin “duyumlarla algılanabilir” bir gerçeklik olmasını şart koşmaktadır. Özellikle teolojik inanç sahiplerinin burada “Atomu bizim duyularımız algılamıyor, yani onları şimdi yok mu sayacağız?” gibi sorularını duyar gibi oluyorum. Evet; atomlar, çıplak gözlerimizle ya da diğer duyu organlarımızla algılanabilecek bir boyutta değiller ama konumuz da zaten nesnelerin boyları-postları yani nicelikleri değil, nesnelerin var olup olmadığıdır. Çıplak duyu organlarımızla algılayamadığımız atomu elektro mikroskoplarıyla çok rahat algılamakta, hatta onun içine bile girebilmekte, değişikliklere de uğratabilmekteyiz.

İnanma, herhangi bir şeyin kanıt dışı gerçek kabulü demektir. İki yönlüdür: İlk inancı bireysel güven oluştururken ikincisini toplumsal niteliğiyle teolojik inanç oluşturur. Bireysel güven(sizlik) kaynaklı inanç(sızlık), sosyal yaşamımızdaki gözlem ve deneyimlerimize dayalı olarak gerçekleşir ve genel bir kural olarak inancımızı yakın çevremizdeki insanlar sağlar. Örneğin belli bir süreden beri dostluk yaptığımız biri bize “Yarın akşam saat sekizde yağlı boya portreni gelip alabilirsin. Resmi bitirdim.” dediği zaman resmin bitirilip bitirilmediğini bilmediğimiz halde o dostumuzun geçmiş davranışlarına yaptığımız gözlem (ve olası deneyler) sonucu doğru söylediğini varsayarız, yani inanırız. Bitirilmiş portreyi gördüğümüz zaman bu inancımız o anda “bilme”ye dönüşür ve artık o portreye ilişkin hiçbir inancımız kalmaz. Bu tür inançlarımız sürekli devinim halindedir, nesnellikle karşılaştığı an kendini “bilme”ye bırakır ama teolojik inançta bu mümkün değildir. Teolojik inançta “kutsal” sayılan kitaplar ne yazmışsa o haliyle ve asla sorgulama yapmadan kabul edilmek zorundadır. Kabul edilmek zorundadır, çünkü sorgulamalar dinler tarafından yasaklanmıştır. Örneğin Kamer suresinin birinci ve ikinci ayetlerini sorgulayamazsınız, ayın ikiye bölündüğünü ama sonra hemen birleştirildiğini kabul etmek zorundasınız, çünkü Kur’an yazmışsa bu “gerçek” demektir! Böylece teolojik inançlar, her tür bilimsel gelişmenin önünde doğrudan engellerden birini oluşturur.

Konumuz bağlamında İslami düşünce ve yaşam biçimine sahip bir insanın bilimsel araştırmalarda bulunması ya mümkün değildir ya da inancı ile ters düşen açıklamalar yapmak zorundadır. Mümkün değildir çünkü “Cenab-ı Allah” insanı bir defada ve tastamam yaratmıştır, öyleyse antropolojiye gerek yoktur! “Allah gökleri görebileceğiniz direkler olmaksızın yarattı. Yeryüzüne de, sizi sarsmasın diye sabit dağlar yerleştirdi ve orada her türlü canlıyı yaydı. Gökten de yağmur indirip orada her türden güzel ve faydalı bitki bitirdik.” diyen Lokman Suresi, Ayet 10’u okuyan örneğin Müslüman bir jeofizikçi, dağların sarsıntıları durduramadığını çünkü dağların “işinin” sarsıntıları “durdurmak” olmadığını, her saniye dünyanın değişik bölgelerinde irili-ufaklı yüzlerce sarsıntının olduğunu, dahası dağların da tektonik hareketlilik içinde olduğunu bilir ama açıklamalarında bu ayeti “yok sayarak” inancıyla çelişir. Aynı anda iki açıklamayı yapması olanaksızdır.

Okunan her kitap, aklın ve gözlerin rengini değiştirir.

Konu aydoe tarafından (28-02-2009 Saat 20:49 ) değiştirilmiştir.
Alıntı ile Cevapla
  #2  
Alt 28-02-2009, 20:39
placebo - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
placebo placebo isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 27 Dec 2007
Bulunduğu yer: İstanbul
Mesajlar: 1.924
Standart

Sevgili Onur Çağlar,bilme ve inanma konusunu çok güzel anlatmışsınız..Uzun yazı okumaktan sıkılmama rağmen,ele aldığınız konuları yorumlama şeklinizi,özenle seçilmiş kelimelerle yazdığını okutan akıcı üslubunuzu beğeniyor ve zevkle okuyorum.Devamını dilerim..

Sevgiler
Alıntı ile Cevapla
  #3  
Alt 28-02-2009, 21:47
Onur Çağlar Onur Çağlar isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 08 Feb 2009
Bulunduğu yer: Gökyüzü
Mesajlar: 51
Standart

Güç veren düşünceleriniz için teşekkür ediyor, saygı ve sevgiler sunuyorum.

Okunan her kitap, aklın ve gözlerin rengini değiştirir.
Alıntı ile Cevapla
  #4  
Alt 01-03-2009, 01:20
evrensel-insan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
evrensel-insan evrensel-insan isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
 
Üyelik tarihi: 08 Mar 2008
Bulunduğu yer: Londra
Mesajlar: 22.832
evrensel-insan - MSN üzeri Mesaj gönder
Standart

Saygideger arkadaslar;

"Bilme ve inanma" dan once, ogrenme gelir. Ogrenmek; bir seyin soylenen ve gosterilen sekli ile aynen alip, uygulanisidir.

Insanoglu, tum yasamini; ogrendigi seyi, uygulayarak gecirir. Eger, bir kisi; ogrendigini aynen uyguluyor ve onu sorgulamiyorsa; ya da sorguladigi ogrendigini, kendi icin gerceklestiriyor ve dogruluyorsa; bu inanctir.

Bilmek; ogrenilenin; ne oldugunu kendi sorgulamasi ve nedenlemesi temelinde, algilamak ve kavramaktir.

Eger, bilinen sey; bilimin sinirlarini asiyor, ve spekulatif bir kisisel dogrulamaya veya gerceklemeye maruz kaliyorsa; bu da inanctir. Inanc; herhangibir konuda, ideolojide teoride ve izah ediste; sadece, kisinin kendi hissi gercekligini ve dogrulugunu kapsiyor ve bu dile geliyorsa, inanc olur. Inanc, genelde soyut degerler icin ve bilimin epistemolojik sinirinin otesi icin, gereklidir. Cunku, tek bir kanit vardir, oda; kisinin o konudaki, ideolojideki veya teorideki; gecerliligini, kendisine hissi olarak kanitlatmak, yani dogrulamak ya da gerceklemektir.

DOGRULUGUNA VEYA GERCEKLIGINE HISSI VE DUYUMSAL TEMELDE; TATMINSEL DOGRU VE GERCEK EKLENEN HER SOYUT, SPEKULASYON VE EPISTEMOLOJI USTU, INANCTIR. Inanclar, eger hissi veren dogruluklari ve gerceklikleri sorgulanmadikca, kalicidir.

Buradaki tek fark, inanc ve dusunce farkini, bu temelde soyle acikliyabiliriz. "Ben, uzayda; dunya disinda bir yasam olduguna inaniyorum" ile "Ben, uzayda; dunya disinda bir yasam oldugunu dusunuyorum" arasindaki, en onemli ve tutarli fark; inancin; hissi kendini bu olguya dogruluk veya gerceklik temelindeki mahkumiyetidir. Dusunce ise; sadece bir dusuncedir. Birincisi; ne hissi temelde bir dogrulama ve gerceklemeye gerek duyar, ne de bu dusuncenin sabitligini ortaya koyar. Yani, DUSUNCE, DEGISIME ACIKTIR. INANC ISE, SABITTIR, tabi sorgulanmadikca.

Dusunce, dusunceyi ortaya atanin; kendi, tecrubesi, birikimi, gozlemi, bilgisi ve bilinci temelinde one surulendir. Inanc ise; inanilarak, yani ya ogrenildigi gibi; ya da dogru ve gercekligi hissedildigi gibi sunmaktir.

INANCTA, BILME YOKTUR. SADECE OGRENILENIN DOGRU VEYA GERCEKLIGI, YADA OGRENENIN HISSI DOGRULAMASI VE GERCEKLEMESI VARDIR.

DUSUNCE ISE; TAMAMEN OGRENILENIN, BILGI, BILINC, DENEY, BIRIKIM TEMELINDEKI BILINMESIDIR. INANC GIBI DE; DOGRU VE GERCEGE DAYANMA IHTIYACI HISSETMEZ. Cunku, bilgiler, bilinc, tecrube ve birikim, degistikce de; bilmenin icerigide ve uzerindeki dusunceside, degisebilir. Cunku, spekulatif dusunce bir zanidir. Inac ise kesinliktir. Zaninin uclari acik ve degisken; inancin ise kapali ve sabittir.

INANC, IMANA; DUSUNCE DE HIPOTEZE DONUSUR. INANCIN IMAN OTESI ISE, TAMAMEN BIR HURAFIYE, DUSUNCENIN ISE; BILIMSELLIK VE EPISTEMOLOJIK SINIRDIR.

Saygilarimla;
evrensel-insan

Evrensel-Insan - Yapılandırmacı Epistemoloji/Bilişsel Bilim/Qua Felsefesi/Serbest Düşünce/Devrimci Sorgulama/Zihinsel Devrim - Evrensel-Insan Zihniyeti

Konu evrensel-insan tarafından (01-03-2009 Saat 01:38 ) değiştirilmiştir.
Alıntı ile Cevapla
  #5  
Alt 01-03-2009, 01:48
sinner - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
sinner sinner isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 10 Sep 2008
Bulunduğu yer: Ankara
Mesajlar: 1.493
sinner - MSN üzeri Mesaj gönder
Standart

Onur Çağlar´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Örneğin belli bir süreden beri dostluk yaptığımız biri bize “Yarın akşam saat sekizde yağlı boya portreni gelip alabilirsin. Resmi bitirdim.” dediği zaman resmin bitirilip bitirilmediğini bilmediğimiz halde o dostumuzun geçmiş davranışlarına yaptığımız gözlem (ve olası deneyler) sonucu doğru söylediğini varsayarız, yani inanırız. Bitirilmiş portreyi gördüğümüz zaman bu inancımız o anda “bilme”ye dönüşür ve artık o portreye ilişkin hiçbir inancımız kalmaz.

Sn Onur Çağlar,
Bu örnekte bilme için anlattığınız durum daha çok insanlar arasında güven kelimesini ifade ediyor gibi...
Alıntı ile Cevapla
  #6  
Alt 01-03-2009, 02:48
placebo - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
placebo placebo isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 27 Dec 2007
Bulunduğu yer: İstanbul
Mesajlar: 1.924
Standart

sinner´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Sn Onur Çağlar,
Bu örnekte bilme için anlattığınız durum daha çok insanlar arasında güven kelimesini ifade ediyor gibi...
Sevgili sinner..Çok merak ettim, güvenle yukarıda alıntıladığın yazıyı nasıl bağdaştırdın?..Adam gel bana borç ver diyor sanki arkadaşına da bu da güvenip gidiyor vermeye..Garip!.Sevgili Eİ de bilme ve inanmaya katkılar sağlamış.."Öğrenmek"..Çok ilginç olabiliyorsunuz bazen..

sevgiler
Alıntı ile Cevapla
  #7  
Alt 01-03-2009, 02:59
evrensel-insan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
evrensel-insan evrensel-insan isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
 
Üyelik tarihi: 08 Mar 2008
Bulunduğu yer: Londra
Mesajlar: 22.832
evrensel-insan - MSN üzeri Mesaj gönder
Standart

Saygideger placebo;

"Varsaymak", hem bir hipotez, hemde bir iman olabilir. Eger, gecmis tecrube ve birikimleriniz, size; bir kisiye borc verdiriyorsa; bu , herseyden once bir risktir. Nedir, risk? Verilen borcun geri alinip alinamayacagi; burada eger verilen para; inanc temelinde ise, ki burada inanci hissi olarak dogrulayan guvendir, ve para geri verilmezse; hem guven yikilir, hem inanc sarsilir.

Ama verilen borc, hipoteze dayanirsa; ki paranin geri alinma varsayimi, en azindan para geri alinmazsa, hipotez tutmamis ve varsayim ters cikmis olur.

Bence, burada yapilmasi gereken; verilecek paranin eger geri alinamayacagi goze alinirsa, verilmesidir. En azindan, para geri alinamazsa; fazla bir yikim saglamaz. Cunku, bu olasaligin goze alinisi; en mantikli dusunce davranisidir. Inancin guveni, ya da paranin alinacagi varsayimindan ziyade; bilimselligin; her iki olabilirliginin mantigi yurutulmustur.

Ayrica, dusuncelerimin nasil "cok ilginc" oldugu kanisina vardiginizin, bir acilamasinida, yaparsaniz, bende ogrenmis olurum. Sonrada; bu ogrendigimi, inanca tasimadan; bilmeye tasirim.

Saygilarimla;
evrensel-insan

Evrensel-Insan - Yapılandırmacı Epistemoloji/Bilişsel Bilim/Qua Felsefesi/Serbest Düşünce/Devrimci Sorgulama/Zihinsel Devrim - Evrensel-Insan Zihniyeti

Konu evrensel-insan tarafından (01-03-2009 Saat 03:04 ) değiştirilmiştir.
Alıntı ile Cevapla
  #8  
Alt 01-03-2009, 03:11
Onur Çağlar Onur Çağlar isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 08 Feb 2009
Bulunduğu yer: Gökyüzü
Mesajlar: 51
Standart

Sayın evrensel-insan,

Bana göre, açılımlarını yaptığınız kavramların hiçbiri yerini bulmamakta ve çok ciddi çelişkiler içermektedir. Bunlardan sadece bir tanesini sizden alıntılıyorum.

evrensel-insan´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Saygideger arkadaslar;

Eger, bilinen sey; bilimin sinirlarini asiyor, ve spekulatif bir kisisel dogrulamaya veya gerceklemeye maruz kaliyorsa; (...)
"Bilenen" bir şey, hiçbir zaman "bilimin sınırlarını" aşamaz. Bilimin "sınırlarını" aşan bir şey ise (en azından şimdilik) bilinemez boyutundadır.

Eğer cümlenizi "Bildiğimizi (sandığımız) şey" şeklinde kurmuş olsaydınız o zaman sizin söyleminizle bir yere kadar, ama bir yere kadar "bilimin sınırlarını aştığını" (daha doğru bir söylemle "bilimsel olmadığını") söyleyebilirdik ki, bu da zaten teolojik inançtır.

Emeğinize ve ilginize teşekkür ediyorum.

Saygılar.

Okunan her kitap, aklın ve gözlerin rengini değiştirir.
Alıntı ile Cevapla
  #9  
Alt 01-03-2009, 03:21
evrensel-insan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
evrensel-insan evrensel-insan isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
 
Üyelik tarihi: 08 Mar 2008
Bulunduğu yer: Londra
Mesajlar: 22.832
evrensel-insan - MSN üzeri Mesaj gönder
Standart

Saygideger onur caglar;

Eger yazilanlari ozelde degilde; genelde algilarsaniz, dediginiz anlam cikar. Ben o cumlede; sahsa gore bilinen sey; demek istedim. "Ben bunu biliyorum" un karsiligi, bilinen seydir. Bilinen seyin; inancmi, iman mi, spekulasyonmu, ya da bilimsel bi olgu mu? oldugu ise; o bilindigi soylenen seyin, ne oldugunun izahiyla mumkundur. "Ben Turk'um" cumlesi, bir ogreni mi, bir bilme mi bir inancmi, bir dusuncemi, yoksa bilimsel bir ifademidir?

Saygilarimla;
evrensel-insan

Evrensel-Insan - Yapılandırmacı Epistemoloji/Bilişsel Bilim/Qua Felsefesi/Serbest Düşünce/Devrimci Sorgulama/Zihinsel Devrim - Evrensel-Insan Zihniyeti
Alıntı ile Cevapla
  #10  
Alt 01-03-2009, 03:25
evrensel-insan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
evrensel-insan evrensel-insan isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
 
Üyelik tarihi: 08 Mar 2008
Bulunduğu yer: Londra
Mesajlar: 22.832
evrensel-insan - MSN üzeri Mesaj gönder
Standart

Saygideger onur caglar;

Yazima genelde bir aciklama yapmadan elestiri getirmeniz ve sadece bir noktasini aciklamaya calismaniz da; bence hic INANDIRICI olmamis.

Saygilarimla;
evrensel-insan

Evrensel-Insan - Yapılandırmacı Epistemoloji/Bilişsel Bilim/Qua Felsefesi/Serbest Düşünce/Devrimci Sorgulama/Zihinsel Devrim - Evrensel-Insan Zihniyeti
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Önerilen Siteler

Etiket
antropoloji, bilme, inanma, lokman suresi, tektonik


Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı

Gitmek istediğiniz forumu seçiniz


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 17:49 .