Turan Dursun Sitesi Forumları
Geri git   Turan Dursun Sitesi Forumları > Felsefe > Etik, Estetik, Sanat, Politika, Bilim & Eğitim

Cevapla
 
Başlık Düzenleme Araçları Stil
  #1  
Alt 06-03-2009, 23:07
Onursal Bedirhan
Üye Değil
 
Mesajlar: n/a
Standart Bilim, Din ve Para - 1

Dinlerin kendi dünyalarındaki sidik yarışları, bilimde nokta bile değildir. Bilimin dinlerdeki gibi kutsal kitabı da yoktur. Dinlerde kutsallık addedilen önermeler, sorgulanmadan, usa vurulmadan, kanıtlanmaya gerek duyulmadan sarsılmaz gerçekler kabul edilir. Böyle bir mantıkla ve düşünüş tarzıyla bilim alanına giren teist (din) savunucuları, doğal olarak bilimden de bir kutsal kitap istiyorlar. Onların mantıklarına göre, bilim de her şeyi en ince ayrıntısına kadar açıkladığı bir mutlak doğrular bütünü ortaya koymalıdır, bunu yapamaz ise o zaman dinsel düşünce doğrudur.

Bugün bilimdeki bütün bulgular canlı türlerinin evrilerek geliştiklerini, doğada sürekli bir değişim ve dönüşüm olduğunu, evrim olgusunu kanıtlıyor. Buna rağmen evrim ve bilim karşıtı yoğun propagandaları büyük mali destekler eşliğinde devam ediyor. Bilimsel düşünceden uzak bırakılmış bazı insanları etkileyebiliyorlar.

Yazdıklarında, söylediklerinde bilimin henüz açıklayamadığı olguları sayıp döküyorlar ve bunların kendi görüşlerinin kanıtı olduğunu varsayıyorlar. Böyle bir mantık bilime yabancıdır. Bilim her şeyi açıkladığı iddiasında değildir. Böyle bir iddiada bulunursa kendisini reddetmiş ve bir tür dine dönüşmüş olur.


Dinlerin ve dini savunan yaratılışçıların bir diğer özelliğide kendilerini izleyen kitleyi mat etmek için pek çok taktik ve yöntem uygulamalarıdır. Bu yöntemlerinin başta gelenlerinden biri, Göbelsvari yalan propaganda, kuşku yaratma ve olmayan bir şeyi defalarca tekrarlayarak inandırma tekniği. Yaratılışçı ve akıllı tasarımcıların istisnasız bütün kitap ve yazılarının neredeyse hemen her sayfasında işlenen, bıktırırcasına yinelenen bir iddia var: "Evrim teorisi çöktü", "bilim evrimi reddetti", "Bilim adamları artık Darwin'in evrim kuramını savunmuyor" ... Bu iddialar o kadar tekrar ediliyor ki, konudan haberdar olmayan, bilimdeki gelişmeleri izlemeyen insanların bir kısmının bu yalanlara bir biçimde de olsa inandıkları ya da en azından "acaba mı" dedikleri oluyor. Oysa bu iddialar tümüyle yalnış değil, yalandır!.

Yine ayrıca tekrarlama yöntemi "kutsal" addedilen kitaplarda da vardır, bununla ilgili detaylı bir makaleyi buradan okuyabilirsiniz. http://www.deizm.net/islamiyet/166-k...%FDncalar.html

Bilim her şeyin açıklanabilir olduğunu söyler ve bu sonsuz bir yolculuktur. Bilim, bilinenler dünyası ile bilinmeyenler dünyasının sınırlarında yapılır. Bilimcilerin uğraşıları bilinmeyenler dünyasından parçalar kopartarak bilinenler dünyasına eklemektir. Bilimciler mevcut kuramla açıklayamadıkları yeni olgular ve yeni verilerle karşılaştıklarında, heyecan duyarlar. Bilimci mevcut kuramdan şüpheye düştüğü zaman eskiye dönmez, daha gelişkin bir kuram peşine düşer. 20yy da insanın ufku pratik olarakta en küçükler ve en büyükler dünyasına ulaştığında Newton yasalarının sınırlılıklarını ve yetersizlikleri görüldü. Atom altı parçacıklar ve ışık hızına yakın hızlar söz konusu olduğunda, Newton kuramında açıklanamayan bazı olgular birikmeye başladı. Bu durumda bilimciler Batlamyus’ un evren modeline geri dönmediler.

Bu yeni olguları da açıklayacak yasalar peşine düştüler ve ortaya görecelilik ve kuantum kuramları çıktı. Görecelik ve Kuantum Newton yasalarını çöpe atmadı, onun açtığı yolda daha da ilerledi. Görecelik ve kuantum Newton yasalarının daha kapsamlı bir kanıtını sunmuş oldu. Evrim kuramının yetersiz kaldığı,açıklayamadığı bazı olgular çıkarsa herhalde yaratılış hikayesine geri dönülecek değildir, o dönem aşılmıştır. Artık Darwin in açtığı yoldan ilerlenilecek ve daha kapsamlı kuramlar ortaya çıkacaktır. Mendel le başlayan ve genetik devrim ile büyük ivme kazanan gelişmelerle böyle bir yola çoktan girilmiştir zaten.

Yaratışçılar Bilimde bir din kitabı bekleye dursunlar bilim kendi yolunda devam edecektir. Onlar bekleye dursunlar. Bilim ilerliyor..

Bir çok İslam ülkesinde salt bilimle uğraşıp üretmek yerine Müslüman olmayan bilim adamlarının buluşlarını Kurana uydurup uyduruk bilim üretme çabaları vardır. Oysa Müslümanlar tohumlar, nutfeler, dna, binaların maketleri derken sizler, mucizeler ararken Arap hayallerinin içinde, millet aya çıktı, sentetik hücreler üretti.

İnsanlığın Batı dünyası özellikle Rönesansa kadar kutsal kitaplarda verilen bilgilere inandılar. Onları gerçek zannederek yaşadılar. Rönesansın ardından kitaba dayalı, kitapta verilen bilgilerin ışığıyla dünyayı, evreni keşfetmeye çıktıklarında büyük sarsıntı yaşadılar. (Dünyanın yaşı hakkında verilen bilgi yeryüzünün her santimi kazılıp derinlere inildikçe artıyordu.). Yaşanan şokun ardından bu sefer batılı dindarlar sayılarla uğraşmaya, onlardan mucizeler çıkartmaya çalıştılar.. Sonuç yine umdukları gibi değildi. Bu yüzden 19 yüzyılın ardından batılılar artık din ile bilimi tamamen ayırmışlardı.

İslam ise günümüzde bilimsel araştırmaların sonucuna bakarak kitaba uydurmaya çalışıyorlar. Bir zamanlar batılıların yaptıklarını yani kitabı bilimsel araştırma yapıp doğrulamak yerine, yapılan bilimsel araştırmaları kitaba uydurmaya çalışıyorlar. Tam bir panik içindeler, Kuran'da geçen yağmurla yağan toprak titreşmesinden iyonlara, izotoplara, Brownian hareketine varıyorlar. Bir iki kelime birden yüzlerce cümlede anlam buluyor. Hemde latince, ingilizce bilimsel terimlere dönüşüveriyor.

Bilisel buluşları Kuran a uyduracaklar, mucizeler yaratacaklar diye ortaya hilkat garibesi teorilerle çıkmaktadırlar.

İşte size bunlardan bazı örnekler…

Süleyman için de, fırtına biçiminde esen… rüzgara (boyun eğdirdik) ki, kendi emriyle, içinde bereketler kıldığımız yere akıp giderdi. Biz herşeyi bilenleriz. (Enbiya Suresi, 81)

Yukarıdaki ayetten anlaşıldığı üzere Allah, rüzgarı, Hz. Süleyman’ın emrine vermiş ve çeşitli işlerinde bir araç olarak kullanmasına imkan sağlamıştır. Bu ayetle, Hz. Süleyman döneminde olduğu gibi, gelecekte de rüzgar enerjisinin, teknolojide kullanılacağına işaret ediliyor olması muhtemeldir.

Süleyman için de, sabah gidişi bir ay, akşam dönüşü bir ay (mesafe) olan rüzgara (boyun eğdirdik)… (Sebe Suresi, 12)

Yukarıdaki ayette yer alan “… sabah gidişi bir ay, akşam dönüşü bir ay (mesafe) olan rüzgara (boyun eğdirdik)…” ifadesi ile de Hz. Süleyman’ın çeşitli bölgeler arasında hızlı bir şekilde hareket ettiğine dikkat çekiliyor olabilir. Hz. Süleyman, kendi döneminde, günümüzdeki uçak teknolojisine benzer bir teknolojiyi kullanıp, rüzgarla hareket eden vasıtalar meydana getirmiş ve bunlar aracılığıyla birbirine uzak mesafeleri kısa sürede almış olabilir.

Dolayısıyla yukarıdaki ayetlerle, günümüzdeki yüksek uçak teknolojisine dikkat çekiliyor olması muhtemeldir.
Süleyman denilen kişi günümüzden 3000 yıl önce yaşamıştır. Kaldı ki mucize denilen Kuran'da hiç bir olay yada kişi için ne zaman olduğuna ve yaşadığına dair tek bir tarih verilmemiştir. Bu da Kuranı gelişi güzel bir mitoloji kitabı yapmaya yeter ve artar. Konuyla alakası olmamakla beraber şunuda belirtmekte fayda var, dini kaynaklar Süleyman'ın 1000 yıl yaşadığını ve 1000 tane eşi (hanımı) olduğunu savunur. Bu absürt düşünceyi savunan dini kaynaklar nedense canlıların zaman içinde doğal bir seleksiyona uğrayıp değişeceğini kabullenemiyorlar, yani evrim teorisini.

Tekrar konumuza dönelim. Yukarıda "mucize" addedilen konuya göre, bir uçak yapabilmek için gerekli teknoloji o dönemde olması imkansızdır. Kaldı ki ayette herhangi bir araca atıfta bulunmuyor. Eğer Süleyman o dönemde uçağa benzer bir araç yaptıysa muhakkak bu bilgi diğer tarihi kayıtlarda da geçerdi. Hem olay sadece uçak yapmakla bitmez. Uçağın inip kalkacağı bir pist, pist için asfalt ve beton, beton için çimento, yön bulmak için radar, radar için ekran, uçağı çalıştırmak için yakıt, yakıt için petrol, petrol için rafineri, rafineri için demir-çelik v.b. gibi şeyler gereklidir. Eğer o zaman bunlar biliniyorsa neden sadece uçak yapımında kullanılmıştır bu malzemeler? Diğer alanlarda kullanılsaydı günümüze bir takım kalıntılar illa ki gelirdi…

"Mucizenin" İkinci Perdesi :
Nihayet karınca vadisine geldiklerinde, bir dişi karınca dedi ki: “Ey karınca topluluğu, kendi yuvalarınıza girin, Süleyman ve orduları, farkında olmaksızın sizi kırıp-geçmesin.” (Neml Suresi, 18)

Üstteki ayette “Karınca vadisi” denen özel bir yere ve özel karıncalara dikkat çekilmektedir. Hz. Süleyman’ın, karıncaların kendi aralarındaki konuşmalarını duymasında'da, bilgisayar teknolojisinde yaşanacak olan gelişmelere yönelik bazı dikkat çekici işaretler bulunuyor olabilir. Günümüzde “Silikon Vadisi” terimi teknoloji dünyasının merkezini ifade etmektedir. Hz. Süleyman kıssasında da bir “karınca vadisi”nden bahsedilmesi son derece manidardır. Allah bu ayetle gelecekte yaşanacak olan ileri bir teknolojiye dikkat çekiyor olabilir.
Mucizenin ikinci perdesini okuduktan sonra fazla yoruma gerek kalmıyor, tüm bunların absürt birer hikaye olduğunu anlamak için ilkokul mezunu olmak yeterli. Diğer uyduruk mucizelere verilen cevapları buradan görebilirsiniz. http://www.deizm.net/islamiyet/253-k...ze-yoktur.html

Pek tabiki dinde mucize arayanlar ve insanlara dini empoze etmeye çalışanlar aslında dinden geçinen kimselerdir, bir çoğunun arkasında kapitalist sermayenin gücü vardır. Çünkü kapitalistler için insanların dinle uyutulmaları şarttır, insanlar dinlerle uyutuldukça onlar keselerini daha fazla dolduracaktır. Nitekim 1400 yıl önce savaş ganimetlerinin, peygamber ve ashab diye geçinen kimseler tarafından nasıl paylaşıldığı ortadadır, bununla ilgili bir makaleyi buradan okuyabilirsiniz http://www.deizm.net/islamiyet/142-s...r-ayetler.html


Bizzat kapitalist sistemler Müslüman ülkelerin bu çabalarına sonuna kadar destek vermektedirler. Onlar yok Kuran daki demir mucizesi, yok dağlar mucizesi derken diğerleri yeni bir şey daha keşfedip insanoğlunun kullanımına sunup para kazanmaktadırlar. Elbette bu üreten ülkelerin tek bir amacı vardır, ürettiği malı pazarlamak. Bunun için yerinde sayan, dinle yatıp kalkan, dini safsatalar dışında elle tutulup bir şey üretmeyen sadece tüketen toplumlara ihtiyaçları vardır.

Üretmeyin, tüketin ki sizlere bu bilim dışı safsataları pompalayanların boyunduruklarından çıkamayın. Hayatınızı safsatalarla geçirin ki oturup insanlığa yararı olacak şeyleri üretip milletinizi, memleketinizi aydınlığa taşımayın. Başkalarının ürettiklerini tüketin, onlara mahkum olun.. Tıpkı İran gibi..

Bir bağla iki salla La İlahe İlallah diyerek sokakta ahlak polisi gezdiren İran ın durumu. Dünyanın ikinci büyük petrol üreticisi ve ihracatçısıdır. Ama gelin görün petrolünün %40 ını ithal etmek zorundadır. Ülkemiz gerçek bilimle uğraşıp ileri atılım sağlayacağı yerde tarikat safsataları ile vakit kaybetmektedir. Zaten istenende budur..

Kaynaklar:
Bilim ve Gelecek Dergisi 34. Sayı
http://www.deizm.net
http://islamiyetgercekleri.wordpress.com

Not: Bu makale, internet üzerinden ücretsiz dağıtılacak olan "Uygarlığın Uyanışı- ZEITGEIST" adlı e-dergi için yazıldı. Ticari amaçlı kullanmamak şartıyla istediğiniz gibi çoğaltabilirsiniz.

Onursal Bedirhan

Konu Onursal Bedirhan tarafından (06-03-2009 Saat 23:16 ) değiştirilmiştir.
Alıntı ile Cevapla
  #2  
Alt 10-03-2009, 01:55
Onursal Bedirhan
Üye Değil
 
Mesajlar: n/a
Standart

pehhh kimse beğenmedimi oldu o zaman, yazının diğer serilerini sizinle paylaşmayacağım.
Alıntı ile Cevapla
  #3  
Alt 10-03-2009, 01:59
ozgur_beyin - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
ozgur_beyin ozgur_beyin isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 07 Sep 2006
Mesajlar: 5.929
Standart

sevgili onursal sessiz kalmak beğenmemezlik değildir şevkin kırılmasın sen devam et.
sende haklı olabilirsin demişler ya'' MARİFET İLTİFATA TABİDİR''

sorun cahil olman değil , kendini alim sanman
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Önerilen Siteler


Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı

Gitmek istediğiniz forumu seçiniz


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 21:47 .