
15-03-2009, 17:58
|
|
Üyeliğini Sonlandırmış
|
|
Üyelik tarihi: 10 May 2006
Mesajlar: 1.416
|
|
3 temel korku....
Epikür diyorki? İnsanın bu alemdeki mutluluğunu azaltan ve bozan üç temel korku vardır: Ölüm korkusu, Cehennem korkusu, Tanrı korkusu.....
Ve bir başka filozof diyorki: İnsanlar Tarih boyunca korku ve umut adlı iki duyguları sömürülerek yönetildiler....
Bu kadar açık ve netken......Bu sırdan dinlerin peşinden koşmak niye....korku aşılamazmı....yokmu bir yolu...Karaca Ahmet mezarlığının kapısında koskoca harfler ile " Her nefis bir gün ölümü tadacaktır" ayeti yazılı iken aşılabilirmi bazı şeyler...bu ayet sıradan insanı, bırakın herkesi silkekemeye yetmiyormu...Tüyleri diken diken etmiyormu?
|

15-03-2009, 18:42
|
 |
Kıdemli Üye
|
|
Üyelik tarihi: 08 Mar 2008
Bulunduğu yer: Londra
Mesajlar: 22.832
|
|
Saygideger AYATA;
Aykiri ve serbest dusunce sahibi bir birey olarak; ben bu saydigin korkularin ucune de sahip degilim.
Saygilarimla;
evrensel-insan
Evrensel-Insan - Yapılandırmacı Epistemoloji/Bilişsel Bilim/Qua Felsefesi/Serbest Düşünce/Devrimci Sorgulama/Zihinsel Devrim - Evrensel-Insan Zihniyeti
|

15-03-2009, 19:15
|
 |
Kıdemli Üye
|
|
Üyelik tarihi: 06 Jan 2009
Bulunduğu yer: Sakarya
Mesajlar: 717
|
|
Aslın Ölüm korsunun aslı sonsuz yaşama istediğidir. Sonsuz yaşama isteği insanı dine götürür.Dinde ise özellikle ibrahim dinlerinde Tanrı korkusu ve Cehennem korkusu ile itaat altına almak vardır.Bu dünyadaki hayatlarından şikayet etmemeleri için emirler uymaları için insanları Tanrı ile Cehennem ile korkutmaktadırlar.
Cehennem kavramı olmayan dinlerde ise dünyaya yeniden geliş vardır bu mantık olarak aynı şeydir. Emir altına almak, şikayet etmemek.
...sonuç olarak, şu ya da bu, bir zamanlar yoktan varolmuş zorundaydı...
|

15-03-2009, 19:56
|
 |
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 27 Dec 2007
Bulunduğu yer: İstanbul
Mesajlar: 1.924
|
|
Sevgili AYATA,gerçek nickinize kavuşmuşsunuz.  .Bu arada tekrar karşılaştığımıza sevindim..
Benim eski forum başlıklarımdan bu konuyla alakalı bir yazım vardı..Alıntı yaparak yanıt vereyim..
Kendi kendini aldatma eylemi ile hallüsine edilmiş şekilde, doğayı kendi düşlerince yorumlayan kişiler,yok olma düşüncesi karşısında paniğe kapılır,tedirginlik duyarlar..Egosantrik,çıkarcı bireyler doğmadan önceki durumlarına dönmeyi kesinlikle arzulamazlar..Doğumlarından önce varolmadıklarını bilirler..Bir kere dünyaya gelip sahip olmayı,hazları,güzellikleri tattıktan sonra ölme ve yok olma,doğanın bağışlamış olduğu yaşama dair tüm nimetlerden mahrum olma fikri panikletici,delirtici ve öldürücüdür..Doğmadan önceki zaman dilimine dönüp hiç bir şeye sahip olmadan öylece yok olmayı kim ister ki..Koskoca bir boşluk,yokluk,karanlık,var olmamak ve sahip olmamak..Bunu kabullenmeye yanaşmak istemeyeceklerdir..
Burada,bu sonsuz yokluk karşısında, varlığa umut çakan bir anti-dot un devreye sokulması gerekmektedir.İşte bu rahatlatıcı anti-dot'un adı din'dir..Din düşünmemek için yine aynı kişiler tarafından bir kontrol sistemi olarak ortaya sürülür..Tabi ki alıcısı boldur.."Ne düşlüyorsam doğru o'dur"mantığıyla hareket etmeyi yeğlerler..Çünkü düşünmek bu kertede çok sarsıcı olacaktır..Onlara düşünce değil de,yok olma gerçeğini ve korkuları zihinden uzaklaştırıcı bir tatmin ilacı gereklidir...Din ilacı...Bu bireyler düşünce sistemini kullanarak sorgulama yerine,dinin geleneklerine sığınırlar..Bu uyuşturucunun içerisinde yokluğun yaratacağı her türlü korkuyu bertaraf edebilen etkin maddeler fazlasıyla mevcuttur.-Yaşamsal hazlardan- vaz geçmemek adına her türlü mantıksal düşünceden kendilerini soyutlarlar..Hazcılık ise -güdü-lerle yaşamayı kaçınılmaz kılacaktır..
Peki nedir güdü??İnsan evriminde, hayatta kalmak için en büyük itkiyi sağlayan ilkel davranış mekanizmasıdır..Bu dürtü maalesef bazı insanlığa zararlı olguları içerisinde barındırır ki,bunlar;Haz,kargaşa,şiddet,sahip olma hırsıdır..İşte din tüm bu olguları hayatın sisteminin tam ortasına oturtarak evreni bir rekabet ve yarış alanı haline getirecektir..Böyle bir sistemin içerisinde,Maslow'un ihtiyaçlar hiyerarşisi sıralamasında,hazsal ihtiyaçlarını asla tam olarak tatmin edemeyecek olan birey,bir üst düzeyde ki ihtiyaç kategorisine geçemeyecek ve hep ilkel hazlarının peşinde koşarak,düşünce içeren ve mantığın harekete geçirilmesi evresini içeren gelişme düzeyine terfi edemeyecektir..
Güdüleriyle yaşayan bireyler için rekabet doğaldır.Bu yüzden de eşitliğe karşı çıkarlar..Kıskançlık, ihtiras,sahip olma dürtüsü için verilen savaşlar,vahşetler gayet doğal kabul edilecektir..Bu sebeple dinler başlı başına rekabet ve düşman yaratan sistemlerdir..Her din birbirine düşman olmak zorundadır.. Güdülerle davranış şekli geliştirmiş insan doğasına bundan daha uygun bir sistem yoktur..
Bu bireylere evrim sinir sistemi açısından bu derece gelişmiş bir beyin armağan etmesine karşın,bu sistemi çalıştırmakta diretmektedirler..Bu zihinsel evrimi tavsatmaya,yerinde saydırmaya çalışan insan halkasının adı -homoecconomicus-tur..Bu halkadan olanlar nöronlarına sanki para ödemişler de eskitmeyelim mantığıyla beyin kıvrımlarını kısıtlı kullanmayı yeğlerler..Hayali bir evrenle,hayvani dürtüleri arasında sıkışıp kalmışlardır..
Zaman içerisinde sinir sistemleri iletileri ilk başlarda zorlanmalarına rağmen sinapsları vasıtasıyla ilete ilete nöron ağları gelişecek,genişleyecek ve ileriye,olumluya doğru evrileceklerdir..Evrim kaçınılmazdır.."Düşünüyorum öyleyse varım" diyenlere karşı,"Üşeniyorum öyleyse yarın" diyerek düşünmekten kaçınanlar zamanı geldiğinde, gelişimin önünde duramayacak ve bir şekilde düşünsel mantığın gücünden nasiplerini alacaklardır..
Sevgiler
|

16-03-2009, 12:03
|
|
Üyeliğini Sonlandırmış
|
|
Üyelik tarihi: 10 May 2006
Mesajlar: 1.416
|
|
sevgili placebo ben sizi tanıyamadım  kusuruma bakmayın...verdiğiniz güzel cevaplar için teşekkürler...acı olan ne biliyormusunuz....Ölümün aslında bir hastalık olduğunu bilim yavaş yavaş ortaya koyuyor yaşayanı sonsuzluğa gönderen bir hastalık. o hastalık yenildiğinde biz olmayacağız işte acı olan bu belkide dostlarım....atomlarımızı bir arada tutamazsak sonsuzlukta yok olacağız ve o veya bu şekilde bedenlenemeyeceğiz. Bütün sorun olmama sorunu?
|

16-03-2009, 16:01
|
 |
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
|
|
Üyelik tarihi: 28 Sep 2006
Bulunduğu yer: İstanbul
Mesajlar: 12.080
|
|
atomlarımızı bir arada tutamazsak sonsuzlukta yok olacağız ve o veya bu şekilde bedenlenemeyeceğiz.
acaba burada temel sorun bizim mi atomlarımızı bir arada tuttugumuz, yoksa atomların mı degişik kombinasyonlarla bizi mi oluşturdugu olmasın.
Bir kere oluştuktan sonra önemi parçaya degil bütüne atfettigimizi düşünüyorum. Ama bütünün temel parçalardan oluştugunu düşündügümüzde aslında temelin yok olmadıgını görürüz. Bir protonun bozunma ömrü 10^30 olmalı ve bu da çok çok uzun bir zaman.
Her parçacıgın bir ömrü olduguna göre bizi oluşturan atomların kararlılıgı bu kadarmış diye düşünebiliriz. Nitekim yaptıkları kombinasyonlara uygun olarak degişik canlıların degişik yaşam süreleri var. Ancak tüm memelilerin kalp atış sayıları neredeyse aynıdır diye hatırlıyorum.
Madde sadece degişik bir form alabilmek için bozunuyor ve tekrar birleşiyor.
saygılarımla
Çin'den İspanya'ya, Ümit Burnu'ndan Alaska'ya kadar
her mili bahride her kilometrede dostum ve düşmanım var
Dostlar, ki bir kere bile selamlaşmadık
aynı ekmek, aynı hürriyet, aynı hasret için ölebiliriz...
Nazım Hikmet
www.dilaverkom.blogcu.com
|

16-03-2009, 20:59
|
|
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 15 Mar 2009
Mesajlar: 63
|
|
placebo´isimli üyeden Alıntı
Sevgili AYATA,gerçek nickinize kavuşmuşsunuz.  .Bu arada tekrar karşılaştığımıza sevindim..
Benim eski forum başlıklarımdan bu konuyla alakalı bir yazım vardı..Alıntı yaparak yanıt vereyim..
Kendi kendini aldatma eylemi ile hallüsine edilmiş şekilde, doğayı kendi düşlerince yorumlayan kişiler,yok olma düşüncesi karşısında paniğe kapılır,tedirginlik duyarlar..Egosantrik,çıkarcı bireyler doğmadan önceki durumlarına dönmeyi kesinlikle arzulamazlar..Doğumlarından önce varolmadıklarını bilirler..Bir kere dünyaya gelip sahip olmayı,hazları,güzellikleri tattıktan sonra ölme ve yok olma,doğanın bağışlamış olduğu yaşama dair tüm nimetlerden mahrum olma fikri panikletici,delirtici ve öldürücüdür..Doğmadan önceki zaman dilimine dönüp hiç bir şeye sahip olmadan öylece yok olmayı kim ister ki..Koskoca bir boşluk,yokluk,karanlık,var olmamak ve sahip olmamak..Bunu kabullenmeye yanaşmak istemeyeceklerdir..
Burada,bu sonsuz yokluk karşısında, varlığa umut çakan bir anti-dot un devreye sokulması gerekmektedir.İşte bu rahatlatıcı anti-dot'un adı din'dir..Din düşünmemek için yine aynı kişiler tarafından bir kontrol sistemi olarak ortaya sürülür..Tabi ki alıcısı boldur.."Ne düşlüyorsam doğru o'dur"mantığıyla hareket etmeyi yeğlerler..Çünkü düşünmek bu kertede çok sarsıcı olacaktır..Onlara düşünce değil de,yok olma gerçeğini ve korkuları zihinden uzaklaştırıcı bir tatmin ilacı gereklidir...Din ilacı...Bu bireyler düşünce sistemini kullanarak sorgulama yerine,dinin geleneklerine sığınırlar..Bu uyuşturucunun içerisinde yokluğun yaratacağı her türlü korkuyu bertaraf edebilen etkin maddeler fazlasıyla mevcuttur.-Yaşamsal hazlardan- vaz geçmemek adına her türlü mantıksal düşünceden kendilerini soyutlarlar..Hazcılık ise -güdü-lerle yaşamayı kaçınılmaz kılacaktır..
Peki nedir güdü??İnsan evriminde, hayatta kalmak için en büyük itkiyi sağlayan ilkel davranış mekanizmasıdır..Bu dürtü maalesef bazı insanlığa zararlı olguları içerisinde barındırır ki,bunlar;Haz,kargaşa,şiddet,sahip olma hırsıdır..İşte din tüm bu olguları hayatın sisteminin tam ortasına oturtarak evreni bir rekabet ve yarış alanı haline getirecektir..Böyle bir sistemin içerisinde,Maslow'un ihtiyaçlar hiyerarşisi sıralamasında,hazsal ihtiyaçlarını asla tam olarak tatmin edemeyecek olan birey,bir üst düzeyde ki ihtiyaç kategorisine geçemeyecek ve hep ilkel hazlarının peşinde koşarak,düşünce içeren ve mantığın harekete geçirilmesi evresini içeren gelişme düzeyine terfi edemeyecektir..
Güdüleriyle yaşayan bireyler için rekabet doğaldır.Bu yüzden de eşitliğe karşı çıkarlar..Kıskançlık, ihtiras,sahip olma dürtüsü için verilen savaşlar,vahşetler gayet doğal kabul edilecektir..Bu sebeple dinler başlı başına rekabet ve düşman yaratan sistemlerdir..Her din birbirine düşman olmak zorundadır.. Güdülerle davranış şekli geliştirmiş insan doğasına bundan daha uygun bir sistem yoktur..
Bu bireylere evrim sinir sistemi açısından bu derece gelişmiş bir beyin armağan etmesine karşın,bu sistemi çalıştırmakta diretmektedirler..Bu zihinsel evrimi tavsatmaya,yerinde saydırmaya çalışan insan halkasının adı -homoecconomicus-tur..Bu halkadan olanlar nöronlarına sanki para ödemişler de eskitmeyelim mantığıyla beyin kıvrımlarını kısıtlı kullanmayı yeğlerler..Hayali bir evrenle,hayvani dürtüleri arasında sıkışıp kalmışlardır..
Zaman içerisinde sinir sistemleri iletileri ilk başlarda zorlanmalarına rağmen sinapsları vasıtasıyla ilete ilete nöron ağları gelişecek,genişleyecek ve ileriye,olumluya doğru evrileceklerdir..Evrim kaçınılmazdır.."Düşünüyorum öyleyse varım" diyenlere karşı,"Üşeniyorum öyleyse yarın" diyerek düşünmekten kaçınanlar zamanı geldiğinde, gelişimin önünde duramayacak ve bir şekilde düşünsel mantığın gücünden nasiplerini alacaklardır..
Sevgiler
|
soru:
mesela uykudasın, bir elektronik.çi geldi taktı kafana kabloları tüm hatıra ve zihnini tamamen kopyaladı bir çipe, sonra aldı bir dna örneği senden klonladı, sonra bu klonlanmış varlığın içine tüm zihnini yazdı. sonra aldı o kopyanı yanına yatırdı. sen hala uykudasın senle bırerbır aynı beden ve zıhne sahip ikinci bir insan yanında yatıyor. ardından ilk bedenının fişi ni çekti ve aldı, hani yedeği varya o acıdan.
evet soru şu sabah uyandığında o sen olurmusun? (unutmadan ilk bedendeki hiç bir şey ile farklı değilsiniz)
evet o sen olursan ; diğeri kimdi?
hayır o sen olmaz isen ; yatakta yatanın sen olmıcanı nerden orda yatan bılebılır?
benlik ve varlık kavramlarının tanımı yapmadan izah etmek zor olabilir. hali hazırda uyku halinde ikende varlığımız kendımıze izah edemıyoruz. bu bağlamda uykunun var olmayış olduğunu kim izah edebilir. var olmadan oncekı halımız ıle var olduktan sonrakı halımız hakkında yorum yapmadan once uyku konusuna cozum bulmak lazım kı uykuda ıkende zıhınsel bır varolous soz konusu degıldır.
ama bır handı kap vardır hep , uykudan uyanıp tekrar ondan uyanmak, gariptir vesselam.
her neyse insanın var olusunu acıklamak veya benlık konusunu acıklamak gerecekten ıcınden cıkılmaz bır husustur. ozellıkle ınsan denen varlık ıcın. dogruyu buldum hıc bır seydım daha onceden dıyende esasında kendını kandırmakta. neye gore hıc bır seydı? bunu sureklı gunluk hayatımızda bıle yasıyorken.
ınsanların kontorlune gelınce, evet ınsan oglu garıp bır sekılde ınanma yok olmama duygusunu genetık olarka yasamakta. kımse yokturkı ben yok olmaktan korkmuyorum dıyemez ki ben ınanmam.
aslında var ola hayatı ıdame ettırme duygusu temelde beyınde yanı kodların kendısı ıcerınde vardır. hayatı ıdame mevzu acıkcası ama su acıktır kı ınsan oglunda kı sonsuz yasama olgusu kesınlıkle doganın kendısı ıle acıkalanabılecek bır durum degıldır. kac tane varlık vardırkı sonsuzluk ozlemı ceken? ınsandan baska.
halı hazırda zaman kavramını dahı cozemeden , anın varlıgı ve zaman kavramı arasında bogusan akıllı zıhınlerın zamanın sonszlugu ve gecmıs ıle gelecek kavramlarının bır lesıtıgı noktayı anladıktan sonra nasıl yok olusun kendısıne hak oduguna ınanabılır.
acmak gerekırse gelecek ve gecmıs arasındakı bızlerın fızıkı evrende var olan kuralların ıcerısınde unutkan ve kıskac dahılınde oldugunu kım ınkar edebılır.
zaten akıl da olaylara soyut bakabılme yetısıdır. halı hazırda analıtık fıkırlerın kesınlıkle bır noktaya goturemeyecegı bır cok olgu mevcut ıken.
olaylara butunsel bakabılen zıhınlerın analıtık fıkre atacagı fark zaten bılımın ılerlemesının tavsanı olacaktır.
"dusunuyorum oyle ıse varım" aslında ızah edıyor bu handıkapı? nerde ve ne sekılde var olmak, var olmak sadece ( bu evrende bu fızıkı kurallar dahılınde) golge olmaktır. varlıgını bıldıgımız ama acıklayamadımız zaman olgusunun busbutun acıldını gordumuzde ne hıssekapılırız acep?
Konu cyctec tarafından (16-03-2009 Saat 21:13 ) değiştirilmiştir.
|

16-03-2009, 22:21
|
|
Üyeliğini Sonlandırmış
|
|
Üyelik tarihi: 10 May 2006
Mesajlar: 1.416
|
|
[QUOTE=cyctec;160691]soru:
mesela uykudasın, bir elektronik.çi geldi taktı kafana kabloları tüm hatıra ve zihnini tamamen kopyaladı bir çipe, sonra aldı bir dna örneği senden klonladı, sonra bu klonlanmış varlığın içine tüm zihnini yazdı. sonra aldı o kopyanı yanına yatırdı. sen hala uykudasın senle bırerbır aynı beden ve zıhne sahip ikinci bir insan yanında yatıyor. ardından ilk bedenının fişi ni çekti ve aldı, hani yedeği varya o acıdan.
evet soru şu sabah uyandığında o sen olurmusun? (unutmadan ilk bedendeki hiç bir şey ile farklı değilsiniz)
olmazsın...o sadece senin kopyandır, kötü bir kopya değil mükemmel bir kopya ama sen değildir, senin duygularını senin gibi yaşayacağını sanmıyorum, hislerde farklı olacaktır bakış açılarıda farklı olacaktır asla aynı olmaz diye düşünüyorum.
|

16-03-2009, 22:29
|
|
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 15 Mar 2009
Mesajlar: 63
|
|
[quote=AYATA;160713]
cyctec´isimli üyeden Alıntı
soru:
mesela uykudasın, bir elektronik.çi geldi taktı kafana kabloları tüm hatıra ve zihnini tamamen kopyaladı bir çipe, sonra aldı bir dna örneği senden klonladı, sonra bu klonlanmış varlığın içine tüm zihnini yazdı. sonra aldı o kopyanı yanına yatırdı. sen hala uykudasın senle bırerbır aynı beden ve zıhne sahip ikinci bir insan yanında yatıyor. ardından ilk bedenının fişi ni çekti ve aldı, hani yedeği varya o acıdan.
evet soru şu sabah uyandığında o sen olurmusun? (unutmadan ilk bedendeki hiç bir şey ile farklı değilsiniz)
olmazsın...o sadece senin kopyandır, kötü bir kopya değil mükemmel bir kopya ama sen değildir, senin duygularını senin gibi yaşayacağını sanmıyorum, hislerde farklı olacaktır bakış açılarıda farklı olacaktır asla aynı olmaz diye düşünüyorum.
|
birebir kpyan dşyorum, her seyi ile an be an aynı
molekulerınız
hormanal ygogunluklarınız ve her seyınız,
peki nereden bılıyorsunuz uykuda bedenlerınız degıstırılmedını?
boyle bır durumda senı sen yapan sey ıle onu o yapan sey arasındakı fark nedır?
|

16-03-2009, 22:36
|
|
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 15 Mar 2009
Mesajlar: 63
|
|
[quote=AYATA;160713]
cyctec´isimli üyeden Alıntı
soru:
mesela uykudasın, bir elektronik.çi geldi taktı kafana kabloları tüm hatıra ve zihnini tamamen kopyaladı bir çipe, sonra aldı bir dna örneği senden klonladı, sonra bu klonlanmış varlığın içine tüm zihnini yazdı. sonra aldı o kopyanı yanına yatırdı. sen hala uykudasın senle bırerbır aynı beden ve zıhne sahip ikinci bir insan yanında yatıyor. ardından ilk bedenının fişi ni çekti ve aldı, hani yedeği varya o acıdan.
evet soru şu sabah uyandığında o sen olurmusun? (unutmadan ilk bedendeki hiç bir şey ile farklı değilsiniz)
olmazsın...o sadece senin kopyandır, kötü bir kopya değil mükemmel bir kopya ama sen değildir, senin duygularını senin gibi yaşayacağını sanmıyorum, hislerde farklı olacaktır bakış açılarıda farklı olacaktır asla aynı olmaz diye düşünüyorum.
|
hadi hayırlı olsun, attım bir taş daha kuyuya çıkaran gelsin yine kafama atsın.
daha kendı varlığımızın benliğimizin ne olduğu konusunda aydınlanmamışken nasıl olurda ılkel duygulaırmızın izahını yaparken kenıdımızi pas gecerız?
|
Yetkileriniz
|
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.
HTML-KodlarıKapalı
|
|
|
Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 18:32 .
|