Turan Dursun Sitesi Forumları
Geri git   Turan Dursun Sitesi Forumları > İbrahimi Dinler > İslam

Cevapla
 
Başlık Düzenleme Araçları Stil
  #1  
Alt 12-10-2005, 18:32
sargon - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
sargon sargon isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Onur Üyesi
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 01 Aug 2005
Bulunduğu yer: Isvicre
Mesajlar: 6.665

Onur Üyeliği Başarı Ödülü Başarı Ödülü 

Standart Puta Tapma Düşüncesi ve İslam'ın Ortaya Çıkışı I. Bölüm

Aşağıdaki metin G.R.Hawting'in "Puta Tapma Düşüncesi ve İslam'ın Ortaya Çıkışı" adlı kitabının 1. bölümünün başlangıç kısmıdır. Bu bölümde Allah'a İslamiyetten önce de inanıldığı anlatılıyor ve şirk sözcüğü yorumlanıyor. (Kitabı temin eden Russell'e teşekkür ederim. Ayrıca çeviri işini amatörce yapıyorum. Hatalarım olabilir. Düzeltecek olanlara şimdiden teşekkür ederim.)


BÖLÜM 1
Cahiliye döneminde din: teoriler ve deliller

İslam'ın yükselişini (Muhammet'in eylemleriyle tanımlanan) açıklamak için sıklıkla M.S. 7. yüzyılın başlarında uluslararası ana ticaret yollarının merkezinde olan Mekke'nin Hicaz Araplarının dini durumu ele alınmıştır. Dikkatler orta ve batı Arabistan'da yaşayan ağırlıklı olarak putperest Araplar'da güçlü bir öğe olan tek-tanrılılık üzerinde toplanmıştır. Bununla birlikte, bu daha çok İslam'ın ortaya çıkışını ve yükselişini açıklamak için kullanılmıştır. Tablo, genellikle, tek-tanrılılığın 'havada' kaldığı bir toplumda bir biçimde zaten çevresinde olan tektanrılı öğelerin üzerine Peygamberliğin inşa edilmesi ve yönlendirilmesi biçiminde resmedilmiştir.

Bu teorinin birkaç versiyonu üzerine yapılacak bir tartışma bize teorinin teorik temellerini ve hadislerdeki materyalin nasıl kullanıldığını incelememizi sağlayacaktır. Genel olarak belirtilmeli ki, tartışmalı bazı teorik varsayımlar, hadislerden elde edilen daha güvenilir bilgilerle karışmış ve çeşitli çalışmalarda ve ders kitaplarında yerleşmiş gerçeklermiş gibi dikkat çekecek kadar inatla tekrarlanmaktadır.

Şu da vurgulanmalı ki, erken 7. yüzyılda Arabistan'da yaşayanlar arasındaki tektanrı anlayışının gerçek gücünü burda değerlendirirken yada ordaki gerçek dini durum hakkında birşeyler söylenirken hiçbir kasıt sözkonusu değildir. Peygamber zamanında Mekke'de ve çevresindeki dini durum hakkında bizi bilgilendiği varsayılan hadislerdeki materyalin kolayca o zamanki gerçek tarihsel koşulları yansıttığı varsayılmamalıdır. Bunlar iki temel Müslüman inancını yansıtırlar ki: birincisine göre İslam İbrahim'in diniyle aynı dindir ve ikincisine göre ise Kuran Mekke ve Medine'de vahyolunmuştur. Birincisi putatapar Araplar tarafından yozlaştırılmasına karşın iç Arabistan'da İbrahimin dininin öğelerinin varlığını sürdürdüğünü gösteren dökümanlar tarafından yansıtılmaktadır; ikincisi ise Kuran'da muşrikün diye anılan rakiplerin Muhammet'in komşuları ve Arap çağdaşları olması gerektiği bakışına götürür bizi.

Hadisler bize Muhammet'in çoktanrıcılık ve putataparlığın baskın olduğu bir toplumda yaşadığını söylerler, fakat aynı zamanda tektanrıcılığın ve tektanrıcı öğelerin hüküm süren putatapar öğelerle birlikte mayalandığını da söyler. Baskın olan putperestliği reddeden ve tek ve gerçek Tanrı'ya inanan bireyler vardı; çok tanrıcılıktan gelen bir takım eklentilerle örtülmüş de olsa, tektanrıcı inanç biçimlerinden kaynaklanan ritüeller vardı; daha sonra putların evi haline gelmiş de olsa, Tanrı'nın emriyle İbrahim tarafından inşa edilmiş bir ibadet yeri vardı (Mekke'deki Kabe); ve nihayet Arapların büyük kısmı yerel ve kabilelere ait tanrı ve putlara tapsalar da, bunların hepsinin üstünde ve onlara hakim olan Allah adıyla anılan bir genel kavrayış vardı. Ve Allah özellikle de bütün Arabistan'dan inananların yıllık olarak ziyaret (Hac) ettiği ve bütün kabileler tarafından sığınılacak kutsal bir yer olarak kabul edilen Kabe ile ilişkilendirilmişti.

Bu arkaplan ile birlikte düşünüldüğünde geleneksel şirk suçlaması çoğu zaman düşünülenden farklı bir anlam taşır. Arapça şirk sözcüğü (aşraka fiili ile ilişkili olan ve müşrik biçiminde sıfat haline getirilen) gösterilmiş olduğu gibi sıklıkla 'putperestlik' yada 'çoktanrıcılık' olarak anlaşılır, fakat aslen dini olmayan anlamıyla 'birini veya birşeyi ortak etmek yada birini veya birşeyi ilişkilendirmek' anlamına gelir.1 Muhammet'in Arap çağdaşları arasındaki dini durumun geleneksel görüntüsüne bakılarak değerlendirilirse, sözcük aslında diğer şeyleri yada varlıkları inancın objeleri olarak Tanrıyla (Allah'la) ilişkilendirme pratiğine ilişkindir. Arapça'da kullanılan şirk sözcüğünün birçok çeviride sıklıkla 'putperestlik' yada 'çoktanrıcılık'miş gibi sunulmasına karşın, bu sözcüğün asıl anlamını karartma riski taşır. Geleneksel materyale göre (hadisler), muşrikün Tanrı'nın varlığından habersiz olan basit çoktanrıcılar değillerdi: onlar Allah'ı biliyor, zaman zaman ona dua ve ibadet ediyorlardı, fakat genellikle onunla diğer varlıkları ilişkilendiriyor ve onun itibarını zedeliyorlardı.2

Hadisler Peygamberin gönderildiği toplumdaki dini durumun tablosunu sunan öyküler ve ayrıntılarla doludur. Bazen İbrahim'in dini denilen tektanrıcılığın saf, herhangi bir tektanrılı mezhebine bağlı olmayan pekçok kişi, (sürekli olmasa da) Hanif olarak tanımlanmıştır. [Hadislerde -çn] onların manevi gelişimleri hakkında bilgiler verilir, yazdıkları şiirlerden alıntılar yapılır.3 Başka bir madde ise hac'la ilgili ritüeller sırasında söylenen, talbiya adı verilen sözlü ifadelerdir. Labbayka Allahumma labbayka (hizmetindeyim Tanrım hizmetindeyim) sözleriyle başladığı için talbiya adı verilmiştir. Tamamen tektanrılı versiyonda, bu müslüman Hac ritüelinin önemli bir kısmıdır, fakat hadisler İslamiyet'ten önce birçok kabilelerin çoktanrıcılık ve tektanrıcığın bir karışımı olan ve belirgin şekilde şirk'i ifade eden kendi versiyonlarını söylediklerini yazar. Bu versiyonların birçoğunun sözleri hadisler aracılığıyla bize ulaşmıştır- en iyi bilinen ve tipik olan Peygamber'in kendi kabilesi olan Kureyş'inkilerdir: labbayka Allahumma labbayka la sharıka laka illa sharıkun huwa laka tamlikuhu wa-ma malaka (hizmetindeyim Tanrım hizmetindeyim, ki sahip olduğun bir ortağından başka ortağın yoktur; ki sen ondan daha kudretlisin, daha güçlüsün)4 Yine, Muhammet'in putperest büyükbabası Abd al-Muttalib, Kabe'nin içinde, İbrahim'in oğlu İsmail'in kuyusu olarak bilinen Zemzem kuyusunu keşfettiği zaman, Hubal adındaki putun bulunduğu yerde, Allah'a dua ederken tanımlanır.5

Putperest Arap'ların şirk'inin Allah'ın (tanrı olarak -çn) kabul edilmesi ve fakat diğer tanrı ve putlarla birleştirilmesinden oluştuğu aşağıdaki öyküde anlatılır; ki bu Kuran'daki bir ayetin ortaya çıkış nedenini ve anlamını açıklamak için kullanılmıştır. Öykü, adı farklı kaynaklarda küçük farklılıklar taşıyan, kolaylaştırmak için Umyanis diyebileceğimiz, bir put ile ilişkilidir.Umyanis Khawlan kabilesine aitti. İnananları bi-za'mihim derlerdi, ekin ve hayvanlarını Umyanis ve Allah arasında paylaştırırlardı. Eğer Allah'a ayrılması gereken payın bir kısmı Umyanis'in payına karışırsa, dokunmazlardı; fakat Umyanis'in ayrılması gereken pay Allah'a gitmişse, o payı geri alır Umyanis'e verirlerdi. Bir başka değişle adakları paylaştırırken, kendi putlarına öncelik verirlerdi. Bu hikayenin Kuran'ın 6:136 nolu ayetin vahyi ile ilgili olduu söylenir.

Kendi zanlarına göre, “Bu Allah'ındır (bi-za'mihim), bu da putlarımızındır (şureka)” diyerek, Allah'ın yarattığı hayvanlar ve ekinlerden pay ayırdılar. Putları için ayırdıkları Allah için verilmez, ama Allah için ayırdıkları putlarına verilirdi; ne kötü hüküm veriyorlardı! (En'am Suresi, 136, Diyanet Çevirisi)6

Öykü böylece ortak yada eş koşmanın ne olduğunu tanımlar, ki burada bir put eş koşulur -sadece Allah'a ait olan hak başka birine verilir (şirk günahı). Örnek, (şirk'in putperestlik sanılmasında olduğu gibi) cahiliye dönemindeki adetlere bakarken, anlaşılması zor ve oldukça örtük Kuran ayetlerinin somutlanmasının ve yorumlayarak anlam verilmesinin yolunu gösteriyor. Öykünün en azından kesinlikle şunun için üretilmiş olduğu düşünülebilir: ayet gerçekte yaşanmamış bir olaydan esinlenmemiştir, fakat kabileler Arabistan'ında olduğu iddia edilen bir olaya ilişkilendirerek ayet ete kemiğe büründürülmüştür.7

Kuran, tek gerçek Tanrı olduğunu bildikleri halde, Allah ile diğer varlıkları ilişkilendiren müşrikun'a saldıran birçok pasaj içerir, ve bu pasajlar sürekli putperest Arap ataların ve Muhammet'in çağdaşlarının şirk'ine atıfta bulunarak yorumlanmıştır. Günümüz bilginleri bunlardan birine sık sık atıfta bulunurlar.8

And olsun ki onlara: “Gökleri ve yeri yaratan, güneşi, ayı buyruğu altında tutan kimdir?” diye sorarsan, şüphesiz “Allah'tır” derler. Öyleyse niçin (aldatılıp) döndürülüyorlar? . . . And olsun ki onlara: “Gökten su indirip onunla, ölümünden sonra yeri dirilten kimdir?” diye sorarsan, şüphesiz, “Allah”tır derler. De ki: “Övülmek Allah içindir”, fakat çoğu bunu akletmezler. . . Gemiye bindikleri zaman, dini yalnız Allah'a haskılarak O'na yalvarırlar (mukhlisına lahu); ama Allah onları karaya çıkararak kutarınca, kendilerine verdiği nimete nankörlük ederek O'na hemen eş koşarlar (yushrikuna) (Ankebut Suresi, 61-66)

Bunların Peygamber'in putperest ve çoktanrıcı hemşerilerine dönük bir kınama olduğu anlaşılması sayesinde, basmakalıp bir şekilde tektanrıcılığa ait konular gibi görülen konularda hadis bize özel tarihsel bir referans verir ve Kuran'ın Peygamber'in zamanındaki Hicaz'ın durumunu yansıttığını onaylamış olur.9 Hadis Kuran'ı yorumlar, Kuran hadisi belgeler.Kuran'ı hadislerin ışığında anlayarak farklı bir tarzda yorumlama yolunu sıkça unuturuz. Sadece Kuran'a sahip olsaydık, mushrikun sözcüğünün Arap putperestlerine ve çoktanrıcılarına karşı söylendiği sonucunu çıkarabilir miydik? Sanmıyorum, fakat bu tartışma bir sonraki bölüme ertelenecek.
Alıntı ile Cevapla
  #2  
Alt 18-10-2005, 11:10
Russell - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Russell Russell isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 12 Nov 2004
Bulunduğu yer: Çukurova
Mesajlar: 738
Standart

sevgili sargon,
emeğin için teşekkür ederim.
izninle bu başlığı serbest foruma taşımak istiyorum.
Alıntı ile Cevapla
  #3  
Alt 18-10-2005, 13:58
sargon - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
sargon sargon isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Onur Üyesi
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 01 Aug 2005
Bulunduğu yer: Isvicre
Mesajlar: 6.665

Onur Üyeliği Başarı Ödülü Başarı Ödülü 

Standart

sevgili russell,
ne demek, buraya koydugum her metin artik anonimdir. Istedigin gibi kullanabilirsin tabii ki. Ben bunun bir ozetini cikarip serbest foruma koymus, bu yaziyi da referans gostermistim. Ama fazlaca tartisilmadi.
Sanirim baslik "putperest Araplar Allah'a inaniyorlar miydi" seklindeydi.
Belki basligi iyi secememisimdir

Bence Allah'in eski Arap tanrilarindan biri olmasindan ote bu yazidaki cikarim yontemleri cok hosuma gitti. Yani Kuran'i hadislerle birlikte yorumlayip ayetlerin anlamini cozme yontemi.
Alıntı ile Cevapla
  #4  
Alt 18-10-2005, 14:51
Üye Değil
 
Mesajlar: n/a
Standart

"Müşrik" ve "putpererest" sıfatları Müslümanlar tarafından verilen sıfatlar idi. Peki bu müşrikler kendilerine hangi adı takıyorlardı, bu konuda bilgi var mı o kitapda Sargon? Sabiilik olabilir mi? Aynı şey mi acaba?
Alıntı ile Cevapla
  #5  
Alt 18-10-2005, 15:03
Russell - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Russell Russell isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 12 Nov 2004
Bulunduğu yer: Çukurova
Mesajlar: 738
Standart

Kullanmak değil,başlığı direk serbest foruma taşımaktan bahsediyordum.Daha önce özetini koymuşsun ama ne de olsa özet ile ayrıntılı yazı bir olmaz.Onun için serbest foruma taşıyorum bu başlığı.

Ayrıca Turan Dursun'un Allah isimli kitabında da bu konuyla ilgili ayrıntılı açıklamalar yapılıyor. Sana o kitabı da tavsiye ederim.
Alıntı ile Cevapla
  #6  
Alt 18-10-2005, 16:16
sargon - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
sargon sargon isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Onur Üyesi
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 01 Aug 2005
Bulunduğu yer: Isvicre
Mesajlar: 6.665

Onur Üyeliği Başarı Ödülü Başarı Ödülü 

Standart

Sevgili Cem,

Kitabin tamamini daha okuyamadim. Parca parca okuyup, daha sonra ceviriyorum. Okudugum kisimlarda dedigin konuda bir bilgi gormedim.

Kitabin I. bolumunun devaminda ise Kabe tartismasi var. Bir haftadir teknik sorunlar yasadigim icin bu bolumu bir turlu cevirip yayinlayamadim.

Sevgili Russell,

Turan Dursun'un Din Bu serisini ve Kulleteyn'i en az 10-15 yil once okumustum. Ama acikcasi bircok detayi hatirlamiyorum. Hatta bir kitabinda Gurbuz Tufekci'den uzun alintilar yapmisti, gicik olmustum. Cunku Gurbuz Tufekci beni uc defa haksiz yere sinifta birakmisti Ataturkculuk'le ilgili ne yazsam kabul etmiyordu Nerdeyse universiteden atilacaktim Pardon, hatta atildim da universite kurulu karariyla geri donmustum Saka bir yana aslinda Turan Dursun'un kitaplarini yeniden bir okumam gerekiyor sanirim. Allah kitabini da okuyup okumadigima hic emin degilim.
Alıntı ile Cevapla
  #7  
Alt 05-04-2006, 22:08
sargon - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
sargon sargon isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Onur Üyesi
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 01 Aug 2005
Bulunduğu yer: Isvicre
Mesajlar: 6.665

Onur Üyeliği Başarı Ödülü Başarı Ödülü 

Standart Re: Puta Tapma Düşüncesi ve İslam'ın Ortaya Çıkışı I. Bölüm

.. Kabe konusu tartışılırken yararlı olacağını düşündüm ...

Not: Russel arkadaş, arada bir forumu takip ediyorsan, ben kitabı kaybettim, güya yedeklemiştim, çalışmıyor şimdi, tekrar gönderirsen çok sevinirim.
Alıntı ile Cevapla
  #8  
Alt 06-04-2006, 00:35
pante - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
pante pante isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
 
Üyelik tarihi: 01 Nov 2005
Bulunduğu yer: İstanbul
Mesajlar: 8.936
Standart Re: Puta Tapma Düşüncesi ve İslam'ın Ortaya Çıkışı I. Bölüm

İslam öncesi Arap toplumu muhtelif dinlerden oluşuyordu.Ama ağırlığı Allah'a ve şefaatçi-aracı olarak gördükleri putlara inanan putperestler oluşturuyordu.Çok sayıda kabilenin her birinin ayrı bir putu vardı ve bunlar kabilelerini de simgeliyordu.Bunların topluca *kendilerini isimlendirmeleri yoktu.
Bunların dışında Yahudiler , Hristiyanlar , Sabiler , az sayıda hanifler ve Allah'a inanmayanlar ya da taşlara ,ağaçlara vs. tapanlar vardı.
Bölge Arapları göçebe bedeviler ve şehirli hadariler olmak üzere iki ana sınıfa ayrılıyordu. Bunlarda hürler , köleler , mevailer ve dinsel gruplar olarak çeşitleniyordu.
Mekke'de ise çeşitli aşiretlerin oluşturduğu kabileler birliği olarak Kureyş hakimdi.Kureyşin başında bir kral ya da yönetici yoktu.Belirli zamanlarda Kabe bitişiğinde Darünnedve denilen şura toplantısıyla önemli kararlar alınır , iş ve görev paylaşımı yapılırdı.Darünnedve'de şuraya kabilelerin soyluları , başkanları temsilci olarak katılırdı.

Daha geniş bilgi için ;

http://kutuphane.uludag.edu.tr/Univd.../sosyo_eko.pdf
Alıntı ile Cevapla
  #9  
Alt 06-04-2006, 12:05
pante - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
pante pante isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
 
Üyelik tarihi: 01 Nov 2005
Bulunduğu yer: İstanbul
Mesajlar: 8.936
Standart Re: Puta Tapma Düşüncesi ve İslam'ın Ortaya Çıkışı I. Bölüm

İslam Öncesi Mekke'de kabile birliklerinden oluşan Kureyş topluluğu içinde çekişme ve çatışmalar dönemi yaşanıyordu.Kureyş kabileler arasında ikiye bölünmüştü.
Taraflardan biri "Mutayyebun" diğeri ise "Yeminliler" grubu idi.Bu iki grup arasındaki rekabet toplumsal yaşamı bozacak şekilde huzursuz bir ortama neden oluyordu..

Dinsel açıdan da bir rahatsızlık ve boşluk ortamı vardı.Putperestler tek bir Allah inancında birleşseler de her birinin ayrı bir puta sahip oluşundan dolayı bölük-pörçük din anlayışına ve adetlerine sahiptiler.Azınlık dinler ise Mekke dışında Yahudiler , Mekke'de sayılı Hristiyan grup , yine az sayıda güneşe-aya tapan Sabiler ve putperestliği reddeden , tek Tanrı inancını savunan ve kendilerine "Hanif" denilen küçük bir grup idi.

Hanif grubu içinde olanlardan *Hristiyanlığa geçenler de mevcuttu.Haniflik bir din olmamakla birlikte , tek tanrı dinini amaçlayan , İbrahim'in dininden olunması gerektiğini savunan putperestlik karşıtıydılar.Bunlar içinde Zeyd b.Amr , Ümeyye b.Ebi's Salt , Abdullah b. Cahş grubun ileri gelenleriydiler ve putperestliğe muhalefet ediyorlardı.Cansız putlardan vazgeçilmesini , ilkel adetlerin terkedilmesini savunuyorlardı.

Bu noktada iki görüş vardır.Birincisi Evrimci görüştür ki , buna göre totemci kabile anlayışından , büyücülük , kötü ruhlar , taşların , ağaçların , hayvanların kutsallaştırılması aşamasından , Allah ve şefaatçi melekleri aşamasına gelindiği , bu aşamanın da sorgulanmaya başlandığıdır.

İkincisi ise , tersi evrim yaşandığına inanan görüştür.Tek tanrı inancından bozulmaların ve sapmaların oluştuğunu , hak dinden uzaklaşıp ilkelliğe sapıldığını ileri süren bu görüşe göre , İslamdaki putperest döneme ait benzerlikler aslında daha önce varolan Tek tanrı dininden kalmaydı..
Alıntı ile Cevapla
  #10  
Alt 06-04-2006, 12:40
pante - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
pante pante isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
 
Üyelik tarihi: 01 Nov 2005
Bulunduğu yer: İstanbul
Mesajlar: 8.936
Standart Re: Puta Tapma Düşüncesi ve İslam'ın Ortaya Çıkışı I. Bölüm

İslamdan önceki Kureyş içindeki Hanif grubun ileri gelenlerinden olan ve Kur'an'da da bahsedilen Ümeyye'nin konusu ilginçtir.

Ümeyye , tüm dinleri incelemiş , kitaplarını okumuş ve kendini yetiştirmiş bilinçli bir kişiydi.Çuvaldan veya kaba kıldan uzunca bir hırka giyer , şaraba ve puta tapmayı eleştirir , tek tanrıyı savunurdu.Aynı zamanda şairdi ve şiirlerinde bu temalara yer verirdi..Çok sevilen , sayılan , alim bir insandı.Şiirleri Araplar arasında çok tutulurdu.

Bir diğer Hanif şair ise Lebid İbn-i Rebia idi.
"Iyi biliniz ki Allah'tan başka her şey bâtıldır, devamsızdır..." şeklinde şiirler yazardı. ( Sahih-i Buhari Cilt X. sh. 38). Ümeyye de buna benzer şiirleriyle ona katılırdı .

Ne var ki müslümanlığın ortaya çıkışıyla birlikte , ilk müslümanlardan olması beklenen bu hanifler İslam'a katılmadılar.Hatta müslümanlar aleyhinde mücadeleye başladılar. Hz.Muhammed'in sahtekar olduğunu , Kur'an'ı kendisinin yazdığını ileri sürdüler..
Bunun üzerine Kur'an'da şu ayetler yer aldı ;

ARAF/30. O , bir kısmını doğru yola iletti , bir kısmına da sapıklık hak oldu. Çünkü onlar , Allah'ı bırakıp şeytanları dost edindiler. Bir de kendilerini doğru yolda sanırlar.

175. Onlara o herifin kıssasını da anlat ki , ona ayetlerimizi vermiştik , ama o , onlardan sıyrılıp çıktı , derken onu , şeytan arkasına taktı da yolunu şaşırmışlardan oldu.

176. Eğer dileseydik Biz onu ayetlerle yükseltirdik , fakat o , yere alçaklığa saplandı ve hevasının ardına düştü. Artık onun hali , o köpeğin haline benzer ki , üzerine varsan dilini sarkıtıp solur! İşte böyledir ayetlerimizi inkar eden o kimselerin durumu ; kıssayı kendilerine bir naklet , belki biraz düşünürler.

Kur'an'da "dilini sarkıtıp soluyan köpek" olarak tabir edilen , bir zamanların Hz.Muhammed'in dahi hayranlık duyduğu bu örnek şahsın inanmamasının sebebi ne olabilirdi?
Müslümanlar tarafından "Avudullah" yani Allah düşmanı olarak lakaplandırılan Ümeyye , Bedir Savaşında iki oğlunu kaybetti.Mekke'nin fethiyle birlikte Yemen'e yerleşen Ümeyye , ömrünün sonuna kadar İslam karşıtı mücadelesini şiirleriyle sürdürdü.

İslami kesime göre , Ümeyye peygamberliği kendisi için beklerken ve herkes onu layık görürken , Muhammed'in peygamber oluşunu sindirememiş ve o nedenle karşı çıkmıştı..
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Önerilen Siteler


Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı

Gitmek istediğiniz forumu seçiniz


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 10:02 .