
13-10-2005, 23:27
|
|
|
Allah sonucunu bildiği bir sınavı neden yapıyor?
başta kuran-ı kerim olmak üzere bir çok islam kaynağında Allahın ezelden ebede kadar herşeyi bildiği, onun izni olmadan dal kıpırdamadığı bildirilir.
Eğer Allah bizim bu dünyanın sonunda cennete mi cehennememi gideceğimizi biliyorsa, bize hayat denen bu oyunu tüm replikleri belli olduğu halde neden oynatıyor? Ya allah ne yapacağımızdan pek emin değil, ya da bu dünya hayatı bir sınav değil, ne dersiniz?
|

14-10-2005, 01:38
|
 |
Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
|
|
Üyelik tarihi: 19 May 2005
Mesajlar: 2.806
|
|
Sayın Usrenin; aynı konu üzerinde yaptığım zihin egzersizlerini bu forum
da bir topic altında (İNSANIN YARADILIŞ GAYESİ) toplamıştım. Yazının bir bölümünü senin düşüncelerine katkı olur temennisiyle buraya da ekliyoru
m. Sağlıcakla kal
Ayet de ne deniyor: ''Rabbin melekler şöyle demişti: Ben, çamurdan bir insan yaratacağım. Onu yapıp ona ruhumdan üflediğim zaman, ona secdeye kapanın....'' Sad suresi 71/72 (Diyanet Meali)
28- Allah'ı nasıl inkâr edersiniz ki, ölü idiniz sizleri diriltti. Sonra sizleri yine öldürecek, sonra yine diriltecek, sonra da döndürülüp ona götürüleceksiniz.
29- O ki, yeryüzünde ne varsa hepsini sizin için yarattı . Sonra göğe yöneldi, onları yedi gök olarak düzenledi. O, her şeyi bilir. (bakara sureleri. Elmalılı Meali)
Bu ve sonraki ayetlerin tefsirinde, yaratılış noktasındaki perspektifi Elmalılı şöyle şerh-etmektedir: ''Evvela ilâhî takdir ve Allah'ın yardımı hatırlatılarak buyuruluyor ki, "Vav" harfi yine geçmiş söze atfedilmiştir. Ey Muhammed, ey Âdem oğlu, anılan nimetleri unutma ve o zamanı da unutma ki, insanlar yeryüzünde ortaya çıkmadan önce Rabb'ın ezelî iradesini açıklayarak ve sonsuz kudretini göstererek meleklere: ben muhakkak yeryüzünde bir halife yapacağım, bir halife tayin edeceğim, demişti ki, meâli: Kendi irademden, kudret ve sıfatımdan ona bazı selahiyetler vereceğim, o bana bağlanarak, bana vekil olarak yarattıklarım üzerinde birtakım kullanma yetkilerine sahip olacak, benim adıma hükümlerimi icra edecek ve yürütecek. O bu hususta asil olmayacak, kendi zatı ve şahsı adına asil olarak hükümleri icra edecek değil. Ancak benim bir vekilim, bir kalfam olacak. İradesiyle benim iradelerimi, benim emirlerimi, benim kanunlarımı tatbik etmekle emredilmiş olacak, sonra onun arkasından gelenler ve ona halef olarak aynı görevi icra edecek olanlar bulunacak. "Sizi yeryüzünde halifeler yapan O'dur." (Fâtır, 35/39) sırrı belli olacak. Bu mânâ, Ashab-ı kiramdan ve Tâbiinden uzun uzadıya nakledilegelen tefsirlerin özeti ve sonucudur.'' (Elmalılı Hamdi)
''Şu halde isim olarak kullanılan galip sıfatlardandır ki, Fransızca "reprezantan" kelimesi de bu mânânın temsilcisidir, çoğulu "halâif" ve "hulefâ" gelir, masdarıda "hilâfet"dir. "Hılâfet", "vekalet" gibi, "asalet"in karşıtı olarak, başkasına vekil olmak, yani az veya çok onun yerini tutarak, onu temsil etmek demektir. Râğıb'ın "Müfredât"ında açıkladığı üzere bu vekillik de ya aslın kaybolmasından veya bir yardımdan veya aczinden, yahut da bunların hiçbiri olmadığı halde sırf asîlin vekiline bir şeref bahşederek lütufta bulunmasından doğar. Ve işte Cenab-ı Allah'ın yeryüzünde velilerini halife seçmesi bu kabildendir.(Elmalı
lı Tefsiri)
Bakara 32'de ise: "Sübhaneke, en yüksek tesbih ve tenzih sana ya Rab!... Senin bize bildirdiğinden başka bizim hiçbir ilmimiz yoktur. Her şeyi bilen ve daima bilen âlim ve her yaptığında hakîm (hikmet sahibi) hakikaten sensin ve ancak sensin." dediler ve böyle aczlerini ortaya koydular, tesbih (Allah'ın yüce ve münezzeh olduğunu ifade) ettiler.
Sonuç olarak ne söylenebilir: Onun hikmetinden Sual olunamayacağı noktasından hareketle bir çok ilimler insana verilmemiştir denmektedir. Melekler dahi bir takım ilimlerden çok uzak oldukları itiraf ederler. İnsana yeryüzüne bir tür 'kalfa' olarak gönderdiğini; insanlar yeryüzünde ortaya çıkmadan önce Rabb'ın ezelî iradesini açıklayarak ve sonsuz kudretini göstererek meleklere: ben muhakkak yeryüzünde bir halife yapacağım, bir halife tayin edeceğim, demişti ki, meâli: Kendi irademden, kudret ve sıfatımdan ona bazı selahiyetler vereceğim, o bana bağlanarak, bana vekil olarak yarattıklarım üzerinde birtakım kullanma yetkilerine sahip olacak, benim adıma hükümlerimi icra edecek ve yürütecek. O bu hususta asil olmayacak, kendi zatı ve şahsı adına asil olarak hükümleri icra edecek değil. Ancak benim bir vekilim, bir kalfam olacak.
Sorular: 1-) Hubble uzay Teleskobunun son ölçümlerine göre evrenin büyüklüğünün 15 MİLYAR Işık yılı olarak ölçüldüğü bilinmektedir. Okyanusta bir kum zerres i küçükleğindeki dünya gezegeni üzerinde yaşayan İnsanoğlu kendi galaxisini bile tam idrak edememişken; uzayın derinliklerine neden ihtiyaç vardır. cennet ve cehennemin maddi tezahürleri Proxima Centauri'den sonra mı karşımıza çıkacaktır?
2-) Bu kalfalık payesiyle yeryüzüne indirilen aciz İnsanoğlu'nun tama
mı mı Kalfalık (Hilafet) misyonuyla donanmıştır; bir kısmı mı? Bu Misyon'dan hangi insan haberdar edilmiştir? Bu kalfaların görevi Tebliğden mi yoksa Şeriatın uygulanmasından mı müteşşekildir?
3-) İmtihan için yeryüzüne gönderilen, Tevhid inancına, Tebliğe dört elle sarılması beklenen Beşer'in İmtihan'ı KİME karşı yapılmaktadır? İmtihanı
düzenleyen ve insanı 'halk' eden Allah Celle Cellalihü hangi kurula, makama, otoriteye bu imtihan sonuçlarını sunmak niyetindedir.? Ümmü'l Kitab (Levh-i Mahfuz) da BU İMTİHAN SONUÇLARI sabit iken; Allah C.C'nin bilgisi dahilinde iken bu sonuçların değerlendirmeye alınması için neyi beklemektedir. ''Benim sözümde değişim olmaz'' (Ayet-i Celile) si uyarınca Levh-i Mahfuz'da Beda (görüş değişikliği) asla ve kat'a olmayacağını açıklamışken bu zavallı 'Kalfa'ların' patetik yaşam öyküsünden kim ne ders almaktadır? İnsanoğlunun almadığı orta
dadır. ''MAİDE SURESİ 38 - Hırsızlık eden erkek ve kadının, yaptıklarına karşılık Allah'dan bir ceza olarak ellerini kesin. Allah daima üstündür, hikmet sahibidir.''
BU AYETDEN BİLE DERS ALMAYAN, HIRSIZLIK, ZİNA, ŞİRK,TECAVÜZ, ENSEST,UYUŞTURUCU ve bilumum Şer'den ne İran'da, ne Abd'de, ne kuzey kutbunda ne de Mekke'de, ne Novosibisrk de, ne de Buenos Airesde Beşer uzak duramazken; aradan geçen onbinlerce yılında ışığında BEŞERİN BU SINAVDAN KALDIĞINI İLERİ SÜRMEK GERÇEKÇİ OLMAZ MI?
4-) Hem beşerin binlerce yıldır Zaaflarına her defasında yenik düştü
ğü gerçeği ışığında; hemde sınav sonuçlarını Levh-i Mahfuz'da toplu halde bulma imkanı olduğu gerçeğinden mütevvelit; artık başka Peygamber GÖNDERMEYECEĞİNİ BEYAN eden Allah-ü Teala'nın kalfa olarak yolladığı Homo Sapiens Türünden BÜTÜN ÜMİDİ KESTİĞİ VE kendi haline bıraktığı endişesi hasıl olmaz mı?
5-) Aids, Down Sendromu, Multiple Sklerosis vb çaresiz İlletlerin son yüzyılda ÇIĞ gibi artmış olması gerçeği yukarıdaki 4. sorunun sorulmasını
n meşruiyetinin altını çizmez mi?
6-) Çirkefin, Kötülüğün, Riya'nın, Hırsın, Heva'nın İnsanoğlunun gözünü bu kadar döndürmüş olması gerçeğini hatırda tutarak; Gelecek ve İnsan
oğlunun akıbeti konusunda İyimser olabilmek için elimizde 'Kalfalık' Titr'inden başka ne kalmıştır?
Bu altı sorunun cevabını ben kendime göre veriyorum. Mü'min kardeşlerinde bu soruları kendilerine sorup, kalplerinde geçen yanıtları paylaşmalarını temenni ederim.
|

14-10-2005, 02:40
|
|
Aday Üye
|
|
Üyelik tarihi: 27 Sep 2005
Mesajlar: 9
|
|
Islam'da cok kullanilan bu 'imtihan' olayi Muhammedin zor durumlarda kaldigi anlarda uyguladigi sinsice bir kandirmacadir ve Islam dunyasida hala uygulanir. Kaybettigi bir savasin ardindan 'El-Lah hepinizi denedi' der ve muminlere korkuyu saliverirdi.
|

14-10-2005, 20:33
|
|
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 19 Feb 2005
Mesajlar: 154
|
|
ortada ne allah var ne de sınav. sadece kendini buna inandırmış saf insanlar var o kadar. üzerinde konuşmaya bile değmeyecek kadar gereksiz bir konu.
|

14-10-2005, 22:09
|
|
|
sanat
sanatkar kandi sanatını teşhir etmek ister
örneğin siz bir şiirinizi zor anlardan sonra yazınca defalarca temize çekip okursunuz saklarsınız vs.
bir ressam çok beğenilen resmi için diyemez ki 'bunu ben yapmadım' belki kendisini teşhir eder 'ben yaptım' diye...
Kendisini tanıtmak için hem kitap gönderip sınav yapıyor hem de sanatını bize okullarda okutturuyor...
Bununla beraber Allah'ın varlığı anlaşılır ancak zatı anlaşılamaz Allah'ı tanımamız için tek belgeler sadece İlahi Din'in bilgilerinde (zati ve subuti sıfatlar gibi) vardır.Tavuk iki ayaklı olduğu için "insan da iki ayaklı öyleyse insan tavuktur" diyemeyeceğimiz gibi Allah'ın Gadap Rahman Kahhar gibi sıfatları insana benziyor diyemeyiz "tecelli etmiştir" diyebiliriz.
saygılarımla...
|

14-10-2005, 23:44
|
|
|
duymayı istediğim cevaplardan ilki mahadabadprensinden geldi. Ben bu soruyu zaten müslümanlara sormuştum ama ilk cevap verenler ateistler olmuş. Evet işte çok populer bir islami görüş:"sanatçı sanatını göstermek ister ve taktir edilmek ister". Bu gerçekten çok saçma bir inanış, allah'ın insan gibi bir id(freud id-ego-superego jargonu)si mi var. yani bu bahsettiğiniz sanatkarın özelliği bir insan özelliğidir, ondan sonra allahın bu özelliğini insanla özdeşleştirip allah da kendi yüceliğini göstermek ister demek çok saçma, üstelik kainatı yaratmadan önce de kimin taktir edip kimin etmeyeceğini biliyordu, bu yine yaratmasını gerektirmez.
iyi düşünün, kaçıyorsunuz.
|

15-10-2005, 00:34
|
|
|
cevap vereyim canım.
sonunu bildiği bir sınavı neden yapıyor.
cevap = "bizi neden dünyaya gönderip imtihan etmedinde sonunu bildiğini iddia edip de bizi cennete veya cehanneme gönderiyorsun" diye bir cevap hakkımızın olmaması için rabbim bizi imtihan ediyor.
|

15-10-2005, 00:52
|
|
|
islamdan çıktıktan sonra sanki bir tek ben böyle düşünmüşüm gibi kendimi çok yanlız ve akılsız hissetmiştim, böyle cevap vermeniz kendimi iyi hissettiriyor, ben de aynen bunlarla büyüdüm acizbirkul kardeşim.
Nasıl da kandırılmışım diyordum ama bakıyorum tek ben kanmıyorum , bunlar oldukça yayılmış şeyler, neredeyse bu şeyler yeni bir din gibi olmuş. bir düşünsene tanrı senin isyan hakkın olması gibi saçma bir şeyle ilgilenir mi, o isterse(sonsuz kudretiyle) zaten sen isyan misyan etmez her şeyi kabul edersin. Bu insani masalları tanrının düşünüş tarzı olarak gördüğünüz için çok yanılıyorsunuz.
|

15-10-2005, 01:23
|
|
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 14 Sep 2005
Mesajlar: 98
|
|
hala ne yazıyorsunuz ne konuşuyorsunuz be...
mesele Allah'ın insanın sonunu bilmesi değildir. Lütfen Kur'an okuyalım.
Yüce Yaradan Hz. Adem in yaratılışını söyle açıklıyor. Tabii asıl hali Kur'an da, bulup okunmalı:
Dikkat aslı Kur'an dan bulunup okunmalı
Hz. Adem yaratılır ve Allah huzurunda bulunan meleklere "bu yarattığıma secde edin" der. Bu esnada bütün melekler secde eder sadece şeytan dikbaşlılık gösterir ve secde etmez, Allah'ın buyruğuna karşı gelir. sebebini şeytan söyle açıklar. Sen beni saf ateşten (alevden) yarattın onu ise topraktan yarattın. Ben ondan üstünüm der. Allah ise bu kibirli davranışı sebebiyle şeytanı huzurundan kovar. Ve şeytan söyle seslenir. " Bana bir süre ver, Sen'in hak yolunun üzerine duracağım ve Sen'in bu yarattığını Sen'in yolundan alıkoyacağım, vesvese vereceğim seni anmaktan alıkoyacağım" der. Ve Allah'ta "Sen mühlet verilenlerdensin, Bu yarattığımın soyundan her kim sana uyarsa seninle birlikte cehenneme atacağım" Zaten Hz. Adem de şeytana uymuş fakat pişman olmuştur, yalvarıp, tevbe etmiştir.
Yani Allah bize özgürlüğümüzü vermiştir, isteyen istediğini yapar, isteyen şeytana uyar isteyen, Yaradan'ın zaman zaman gönderdiği peygamberlere uyar.
|

15-10-2005, 03:06
|
|
|
senin biraz büyümen lazım, henüz tartışmak için gerekli akıl olgunluğuna ulaşmış değilsin. ama bak cem abini dinle, o gerçekten sabırlı ve akıllı üstelik çok okumuş biri, ben öyle değilim, benim sövesim geliyor senin gibilerin anlattığı 1400 senelik bu masallara.
|
Yetkileriniz
|
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.
HTML-KodlarıKapalı
|
|
|
Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 19:31 .
|