
08-02-2008, 17:43
|
 |
Onur Üyesi
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
|
|
Üyelik tarihi: 01 Aug 2005
Bulunduğu yer: Isvicre
Mesajlar: 6.665
|
|
Islam Aydinlanmasi Iman Sayesinde Mi Oldu?
İslam uygarlığının çöküşü de Gazali etkisi, Moğol işgali vb. nedenlerle açıklanabilir. Cevaplandırılmamış soru şudur. Kuran'ı açıp baktığınızda bir sürü yasak, şiddet vb. ayetleri görüyoruz bugün. Diyoruz ki bu kitabın anayasa olduğu bir düzende ne bilim gelişir, ne de toplumsal bir uzlaşma sağlanır. Ama bu durumla çelişki oluşturan bir şey var ortada. Abbasilerin kara bayraklı devriminden sonra bir gelişme yaşanıyor ve parlak bir uygarlık görüyoruz. Bu bugünkü İslam dünyasından bakılınca anlaşılmaz görünüyor. Nasıl oldu da İslam gibi baskıcı bir rejimden parlak bir uygarlık doğdu?
İslamcıların kabulu şudur: İslam uygulanması bozulduğu için gerileme başladı. Aslında peygamber çok güzel bir kitap ve şeriat getirmişti. Bu yozlaştı o yüzden de çöktük. Hele son yılların modası da batının değerlerine düşmanlık şeklinde ortaya çıkıyor. Batının değerleri bizi yozlaştırdı. Halbuki batının değerleri oluşmadan İslam zaten çökmüştü. Devam edelim. Çözüm önerisi de şudur: Şimdi yeniden eskiye dönersek, özümüze sahip çıkarsak gelişiriz. Bunun için başlangıçtaki herşeye sahip çıkmalı ve yabancı eklentileri yok etmek lazım. Bu anlayışın getirdiği şey sadece kapkara bir yobazlık oluyor. Çünkü başlangıçtan görülen şey yasaklar, haramlar, korkularla örülmüş bir dünya.
Gerilemenin nedenini İslamiyetin kendisi olarak koyanlar ise 9. ve 11. yüzyıllardaki gelişmeyi açıklayamıyorlar. En fazlasından aslında ortada bir abartı var diye bir açıklama yapılabiliyor. Çünkü gerçekten de eğer İslamiyet bugün gördüğümüz gibiyse bu birkaç yüzyılda yaratılan şey açıklanamaz bir şeydir. Benim değerlendirmem şöyle. Bu dönemde Abbasi yönetiminin yorumu tamamen farklıdır. Oldukça ılımlıdır. Örneğin Abbasi isyanının lideri Ebu Müslim şöyle der: “Bir insan için ölçü alınabilecek tek özellik ruhunun soyluluğudur. Müslüman yada Musevi, önemli olan iyiliktir” Aslında kendisi de Mazdeist bir aileden gelmedir. Emevilerin baskıcı yönetimine karşı Şiiler de Abbasiler de uzunca bir savaş verirler. Abbasilerin en güçlü yanı ise milliyetçi değil enternasyonalist bir tutum almalarıdır.
Bu dönemle ilgili hikayeleri okuyan var mıdır bilmiyorum. Binbir Gece masallarında Harun Reşit dönemi çok geçer mesela. İslamiyet dönemi Arabistanı anlatılır. Ama şarap da içilir, kadınlar açık saçık da gezinir, oğlanlarla ilişkiler adeta yasaldır. Bugünkü ahlak anlayışına da din anlayışına da hiç uymayacak bir sürü şey vardır. İbni Sina çıkıp, ayın bölünmesinin doğru olamayacağını, çünkü gök cisimlerinin yapısının farklı olduğunu iddia eder. Dikkat ederseniz burdaki açıklama teolojik bir açıklama değildir. Bilimsel olarak böyle olduğu için doğru olamaz deniyor direk olarak. Yada İbni Haldun toplumların gelişmesini onların kendi iç ilişkileriyle açıklamaya çalışıyor. Hiç de ortada Allah'dan gelen bir şey yoktur. Bunların hepsi Allah inancı olan kişiler olsa da açıklamalarını kesinlikle inançlarına dayanarak yapmazlar. Gözlem, deney ve akla dayalıdır açıklamaları.
Bunlardan benim çıkardığım sonuçlar şunlar: Birinci olarak bu dönemde Kuran bugünkü gibi yorumlanmaz. Yasaklar, haramlar vb. öne çıkarılarak bir baskı rejiminin payandası yapılmaz. İkinci olarak Kuran'ın söylediklerine aykırı olan şeyler de *ifade edilebilir. Toplumun üstüne kapkara bir çarşaf örtülüp baskı altına alınmamıştır. Hatta bu yüzden başka ülkelerden buralara aydınlar toplanır. Bağdat, Semerkant, Buhara, İsfahan gibi kentler o zamanın dünyasının en gelişmiş kentleri olurlar. Bağdat'taki halife dünyanın en zengin adamıdır. Hazinesi altın doludur. O yüzden de zenginlere Harun Reşit misin denir. Araplar ipekçiliği ve kağıt yapımını Çin'den öğrenirler ve bunu batıya satarlar. Birçok Abbasi halifesi akılı herşeyin üstünde tutan Mutezile ekolüne bağlıdır. Kısacası toplum gelişmekte, aydınlar yetişmekte, eğitim kurumları yaşamakta ve bilimsel üretim yapılmaktadır. Üçüncü olarak bütün bunlar Kuran sayesinde yada dine sıkı sıkıya sarılarak gerçekleşmiş değildir. Tam tersine akıl ve bilime değer vererek olmuştur. Dördüncü ve son olarak, bu uygarlığın yeşerdiği toprak İran topraklarıdır. (Bağdat da eski bir İran eyaletiydi.) Bu topraklarda daha önce sayısız uygarlık yeşermişti. Sümer, Babil, Asur, Pers ve daha sonra Helen uygarlığı burda yaşadı. Geçmişinde oldukça güçlü bir miras vardı. Bu birikimin de döneme renk vermemesi düşünülemezdi.
Bugün ise kendilerini en ileri sayan islamcı akımlar bile İslamiyete işlemiş olan "Zamanın Ruhu"ndan kendilerini kurtaramıyorlar. İslamiyete işlemiş olan bu ruh kendini izole etmek, yalıtmak, diğer dinlerin özellikle Hıristiyanlar'ın egemenliğine ait gördükleri herşeyi reddetmek, kısaca gerici bir anlayıştadır. Örneğin çözümün Kuran dışındaki bütün kaynakları reddetmek olduğunu düşünenlerin yazılarına bakıyorum. Emevilerle Abbasiler dönemini ayırmıyorlar bile. Hepsi Kuran'ı bozmuşlar. Tabii kendileri de bir yorum yapıyorlar. Yorum da zamanın ruhuna tamamen uygun. Aynen yukarda saydığım gibi. Yabancı kültür ve zihniyetler dinimize sokuldu vb., hadi bunları temizleyelim. Evet yabancı kültür ve zihniyetler İslama bu yorumlarla girdi, girmeye de devam edecektir. Hiç bir ideoloji veya din kendini bu yorumlardan kurtaramaz. Sonuçta şu anda yapılan yorumlar da şu anda içinde bulunulan değerler sistemi baz alarak yapılıyor. Ve hep de böyle olacaktır.
Epey uzattım. Özet olarak, parlak İslam uygarlığının Kuran ve dine sıkı sıkı sarılarak gerçekleşmediğini, tersine akıl ve bilime verilen önem sayesinde oluştuğunu, bu dönemin küçümsenmemesi gerektiğini, tersine ders alınması gerektiğini düşünüyorum.
Konu sargon tarafından (10-04-2009 Saat 16:37 ) değiştirilmiştir.
|

08-02-2008, 18:26
|
 |
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
|
|
Üyelik tarihi: 15 Mar 2006
Bulunduğu yer: Toronto
Mesajlar: 8.614
|
|
Re: Din ve Bilim
Sevgili sargon, "parlak" donemi dedigimiz donemde, din baskisi azaldigindan kaynaklandi diyebilir miyiz? Omer Hayyam'in 900 sene once soylediklerini, bugun hangi seriati kendine kanun secen ulkede gorebiliriz?
*Din ve bilim bagdasamaz, imanli daha bastan cevabini vermis herseyin nasil olduguna, ancak sorgulayabilenler sonuca yaklasabilir benim kanatimce: Bastan herseyin bir tasarlayicisi olduguna iman eden, bulacagi her cevabin arkasinda tanriyi gormesi kacinilmaz bir sonuctur. Nitekim, istediginiz kadar aciklamaya calisin, bilimi de yaratan tanridir der cikarlar isin icinden.
* *Bilim merak ve sorgulama arastirma ve deney neticesinde elde edilir. Allah ol dedi oldu mantigiyla yola cikanlar, ancak sahte bir bilimci olabilir. Bazi ornekleri sitemizde de tip doktoru unvanina sahip olan bir arkadasimizda da fark etmiyor muyuz? Kalbi dusunce organi yapmaktan bile alikoyamiyor ogrendigi bilim.
Iman, ask gibidir,gozleri koreltir,beyni muhurler.
|

08-02-2008, 18:27
|
|
|
Re: Din ve Bilim
Epey *uzattım. *Özet *olarak, *parlak *İslam *uygarlığının *Kuran *ve *dine *sıkı *sıkı *sarılarak *gerçekleşmediğini, *tersine *akıl *ve *bilime *verilen *önem *sayesinde *oluştuğunu, *bu *dönemin *küçümsenmemesi *gerektiğini, *tersine *ders *alınması *gerektiğini *düşünüyorum. -SARGON
...
Güzel, objektif silinmiş. Resim netleşmeye başlamış. Zoom yarlanmış. Bir de Beyaz dengesi ayarlansa tamamdır.
O da zamanla olacak inşallah. Bilirsiniz Karda en iyi resim Anaglog makina ile çekilir.
Selamlar
|

08-02-2008, 18:58
|
 |
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
|
|
Üyelik tarihi: 28 Sep 2006
Bulunduğu yer: İstanbul
Mesajlar: 12.080
|
|
Re: Din ve Bilim
Şimdi İslamın ilerici oldugunu savunmamız mümkün degil diye düşünüyorum. Evet Mutezile ve ekolü bilimsel düşünceyi geliştiröiştir fakat esas önemli olan dünya ticaret yolları denetiminin İslamın elinde olmasıdır. Dünya ticareti Müslümanların elinde oldugu müddetçe de İslam medeniyeti Hiristiyanlıga galebe öelmıştır. Ne zaman ki ekonomik üstünlük kaybedilmeye başlanmıştır, İslamın da gerilemesi ve karanlıga dönmesi kaçınılmaz olmuştur.
* *Arap dili bir dünya dili haline geldi ve Arapların dil üstünlügü onların fikirsel üztünlügünü de beraberinde getirdi. Ya da ikisi birbirini tamamladı ve geliştirdi.
* Mevalinin ve Fars etkisinin bu gelişmeye katlısını göz ardı etmemek gerekir.
* Abbasi halifeleri ile Ehli Üsnnet arasıdaki mücadele özünde toprak meselesi idi. Hükümdarlar topraksız çiftçileri büyük toprak sahiplerine karşı ayaklandırdılar. Büyük toprak sahipleri Arapların dogal müttefiki idi. Ancak bu süre sonunda İslam üretici güçlerin önünde engel oldu e gerilemeye başladı. Avrupa ise tam tersine bu sırada üretici güçlerin önünü açıyor ve insanlar emeklerini özgürce satabilecekleri bir ekonomik ortama giriyorlardı.
* *Bu konuda ilk aklıma gelenler bunlar.
* *saygılarımla
Çin'den İspanya'ya, Ümit Burnu'ndan Alaska'ya kadar
her mili bahride her kilometrede dostum ve düşmanım var
Dostlar, ki bir kere bile selamlaşmadık
aynı ekmek, aynı hürriyet, aynı hasret için ölebiliriz...
Nazım Hikmet
www.dilaverkom.blogcu.com
|

08-02-2008, 19:24
|
 |
Onur Üyesi
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
|
|
Üyelik tarihi: 01 Aug 2005
Bulunduğu yer: Isvicre
Mesajlar: 6.665
|
|
Re: Din ve Bilim
Vartor, aynen öyle. Ama daha fazlası da var. Sadece din baskısının azalması olarak değerlendirmek yetmez. Tersine akıl ve bilim dinin de önüne konulmuş durumda. Bunun en güzel örneğini direk Abbasi halifeleri veriyor. Harun Reşit ve Memun zamanından itibaren halifeler Mutezile mezhebine katılıyorlar. 200 yıl kadar süren bir görkemli dönem yaşanıyor. Zaten Abbasi devletinin en görkemli dönemi de Harun ve Memun dönemidir.
Mutezile mezhebi bugün ehl-i sünnet mezheplerden kabul edilmez. Zaten mutezile'nin anlamı da "ayrılanlar" demek. Yani ehli sünnetten ayrılmışlar, onların yolunu terketmişler, sapmışlar anlamında. Ebli sünnete göre bu mezhebe girmek küfürdür.
Bu mezhebe göre eğer bir İslam hüküm akıl ile çelişirse akılı kabul etmek gerekir. Daha açığı akıl imandan üstündür diyorlardı. Örneğin kader ve kaza kavramları akıl ile çeliştiği için kaderi reddediyorlar. İlk Abbasi halifeleri sadece bu anlayışı kabul etmekle kalmıyorlar Abbasi devletinin resmi mezhebi haline getiriyorlar bu anlayışı. Bak mesela bir sünni sitenin bu konuda yorumunu alıntılayayım sana. Taraflı olduğunu, yani mutezile karşıtı olduklarını düşünerek oku lütfen.
Bu mezhep bir fikir hareketi olarak Abbâsîler döneminde gelisip yayginlik kazandi. Abbasî halifelerinin Mu'tezile'ye karsi tutumlari genelde müspet olmustur. Harun er-Resîd döneminde (170-193/786-808) saraya kadar nüfuz etmis olan Mu'tezilî düsünce, altin çagini el-Me'mun (öl. 218/833), el-Mu'tasim ve özellikle el-Vâsik'in hilafetleri esnasinda yasamistir. Bu halifeler döneminde Mu'tezilî görüs devletin resmi mezhebi durumuna gelmis, Mu'tezile âlimleri de devlet ricâli nezdinde en muteber kisiler olarak saygi ve itibar görmüslerdir. Mu'tezile âlimleri, bu dönemlerde, halifeleri kendi düsünce ve kanaatleri dogrultusunda yönlendirdikleri gibi, kendileri de devletin yüksek kademelerinde mevki sahibi olmuslardir.
http://www.enfal.de/orta08.htm
http://www.geocities.com/IslamPencereleri/mutezile.htm
Mutezile İslam tarihindeki en aydın akımdır ve onun akıl konusundaki yaklaşımından dolayı da zamanın İslam dünyasında bir gelişme yaşanmıştır. İçinde en çok aydın olan mezhep de Mutezile'dir. Ancak daha sonra halifelerin desteğini kaybetmiş, baskı görmüş ve nihayet silinmiştir. İslam dünyasının "parlaklığı" da onunla birlikte silinmiştir. Ehl-i sünnet mezheplerin egemenliği kurulup bugüne gelinmiş.
Şimdi burdan şu sonuçları çıkarabiliriz: İslamiyetin parlak dönemi Mutezile mezhebinin güçlü olduğu dönemlerdir. Bu dönemde imana değil akıla önem verilmiştir. Burdan bütün bu parlaklığı Mutezile mezhebi mensupları yaratmıştır sonucu çıkmaz tabii. Ama onların sayesinde bir atmosfer oluşmuş ve herkes bu atmosfere uygun argümanlar kullanmak zorunda kalmış. Etkisi Mutezile düşmanı halifeler zamanında da bir süre sürmüştür belki. Sonunda iman akıldan üstündür düşüncesindeki ehli sünnet sayesinde İslam dünyası tekrar karanlığa bürünmüş.
Not: okinono bey, yukardan aşağıya bilmiş bakışınız ve havalı duruşunuz pek alımlı, sözcükler de pek cafcaflı ama tartışmaya bir katkınız olmadığı için size cevap vermek pek anlamlı görünmüyor.
|

08-02-2008, 19:47
|
 |
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
|
|
Üyelik tarihi: 15 Mar 2006
Bulunduğu yer: Toronto
Mesajlar: 8.614
|
|
Re: Din ve Bilim
Sonunda iman akıldan üstündür düşüncesindeki ehli sünnet sayesinde İslam dünyası tekrar karanlığa bürünmüş.
* * * *Uzucu olan bir ronesans devri diyebilecegimiz, ve avrupadan cok once baslamis bir devrin cokusu; aslinda nedenlerine iyi bir goz atmak gerekiyor. Tabi bir anda, ertesi gun olmamis bu tersine donus. Esas neden herhalde cehaleti yok edememek, buna yonelik calismalar yapilamamasinda aramali. Avrupa'da bile asirlar surmus dini devletten ayirabilmak cabalari, tabi matbaanin kitaplari daha erisebilir hale getirmesinin de onemi olmustur bu arada. Yani sonucta, egitimi halka indirmedikce iman her zaman baskin cikacak gibi gorunuyor.
* Aslinda Ataturk devri inkilaplari da ulkemizi cagdas medeniyet duzeyine cikarma yolundayken, imanin sonradan gelen politikacilar tarafindan tekrar on plana cikartilmasi degil mi egitime esas celmeyi takan?
Iman, ask gibidir,gozleri koreltir,beyni muhurler.
|

08-02-2008, 19:49
|
 |
Onur Üyesi
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
|
|
Üyelik tarihi: 01 Aug 2005
Bulunduğu yer: Isvicre
Mesajlar: 6.665
|
|
Re: Din ve Bilim
|
dilaver Diyor ki
Şimdi İslamın ilerici oldugunu savunmamız mümkün degil diye düşünüyorum. Evet Mutezile ve ekolü bilimsel düşünceyi geliştiröiştir fakat esas önemli olan dünya ticaret yolları denetiminin İslamın elinde olmasıdır. Dünya ticareti Müslümanların elinde oldugu müddetçe de İslam medeniyeti Hiristiyanlıga galebe öelmıştır. Ne zaman ki ekonomik üstünlük kaybedilmeye başlanmıştır, İslamın da gerilemesi ve karanlıga dönmesi kaçınılmaz olmuştur.
|
Dilaver, ticaret yollarını elinde tutmak önemli. Buna katılıyorum. Hatta sırf bu yüzden Avrupa ülkelerinin birkaç yüzyıl boyunca tek derdi Hindistan'a ulaşmak için İslam dünyasının etrafından dolaşmayı başarmak olmuş. Binlerce yolculuk yapılıp nihayet Ümit Burnu'nu dönüp de Afrikanın etrafını dolaşmayı başardıktan sonra İslam'a ekonomik üstünlüğü kazanmayı başarıyorlar.
Ancak ekonomik üstünlük tek başına bilim geliştirmeye yeterli olsaydı sanırım Osmanlı devletinin müthiş bir bilimsel atak yapmış olması beklenirdi. Osmanlı birkaç yüzyıl boyunca dünyanın en zengin imparatorluğu oldu ama ortada bilim adına bir başarı yoktur. Abbasilerin elde ettiği bu başarının sırrı nın ekonomik güç olduğunu sanmıyorum. Tabii ki ekonomik güç gerekiyor. Ancak bilimsel alanda gelişme için özgürlük ve akıla önem vermek gibi başka şeyler de olmazsa olmaz. Bence Harun Reşit, Memun ve ardından gelen birkaç halife döneminde bu ikisi bir araya gelmiş ve bu sayede parlak bir dönem gerçekleşmiş.
Abbasilerle ehl-i sünnet arasındaki anlaşmazlık kısmını pek anlayamadım. Ayaklanmadan önce Abbasilerle Emeviler arasındaki anlaşmazlığı mı yoksa Abbasi iktidarından sonraki ehl-i sünnet ve Mutezile çekişmesini mi kastediyorsun?
|

09-02-2008, 01:26
|
 |
Onur Üyesi
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
|
|
Üyelik tarihi: 01 Aug 2005
Bulunduğu yer: Isvicre
Mesajlar: 6.665
|
|
Re: Din ve Bilim
Şu sitede bahsettiğimiz dönemin parlak felsefecileri var. Güzel bir çizim eşliğinde kısaca tanıtmışlar.
http://www.felsefeekibi.com/site/default.asp?PG=1258
Bunlardan Razi'den bahsedeyim. Fahrettin Razi ile karıştırmamak gerekiyor. Tam adı Ebu Bekir Muhammed Bin Zekeriya Razi. Tıp, kimya, eczacılık alanlarında çalışmış, 20 ciltlik tıp kitabı el-Hâvi ile tanınıyor. Tabii o dönemin bütün aydınları aynı zamanda felsefeci olduğu için Razi de 20'den fazla felsefe kitabına imza atmış. Yukardaki sitede hakkında oldukça ayrıntılı bilgi verilmiş. Özellikle felsefesi ile ilgilenilmiş. Kimya ve tıp konusunda da başka kaynaklardan bilgi bulunabilir. Birini ben vereyim.
http://www.insanvebilim.com/razi.htm
Razi'nin felsefi anlayışına ve getirilen eleştirilere bakalım bir de. Felsefe ekibi'nin sitesinden aktarıyorum:
Razi’nin zındıklıkla suçlanmasına asıl sebep, yukarıda gördüğümüz felsefi fikirleri değil, onun deizmi ve din görüşüdür. Allah’ın varlığını tanımak, iyi ve kötüyü ayırdetmek için dinlere ve peygamberlere ihtiyaç yoktur, bu konularda akıl yeterlidir, der. Dinler ve peygamberler birbirlerini yalanlamışlardır. Onların tek ortak noktası Allah’tan bahsetmiş olmalarıdır. Din ve peygamberlik hakkındaki menfi görüşlerini “Hiyelu’l-Mütenebbin”, “Mehariku’l-Enbiya” ve “Nakzu’l-Edyan” adlı eserlerinde ifade etmişti. Şu cümleleri onun bu konudaki görüşlerini özetler mahiyettedir: “Bütün insanlar yaratılıştan eşittir. Peygamberlerin hiç bir akIi ve ruhi üstünlükleri yoktur. Mucizeler birer vakıa değil, efsanedir; tek olan ezeli hakikate aykırıdır. Savaşların çıkmasına ve insanlığın mahvolmasına dinler sebep olmaktadır. Din adamları felsefi düşüncenin ve ilmi araştırmaların en büyük düşmanı ve engelidirler. Filozofların eserleri, insanlık için mukaddes kitaplardan daha çok faydalıdır. Dine bağlı olmanın sebepleri, taklit, alışkanlık, ananecilik, tembellik, baskı ve hadiselerin meydana getirdiği korkudur.(13)
İşte size 9 ve 10 yüzyıllar arasında yaşamış büyük İslam aliminin temel yaklaşım biçimi. Daha açık olabilir mi? Bırakın Kuran ve İslam'a sıkı sıkıya sarılmayı Razi ne dinlere ne peygamberlere ne de onların mucizelerine inanıyor. Peygamberlerin mucizeleri birer efsanedir diyor. Dinler savaşlara ve insanlığın mahvına neden olmuştur diyor. Adam daha ne desin. *
|

09-02-2008, 01:44
|
|
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 18 Oct 2006
Mesajlar: 37
|
|
Re: Din ve Bilim
Altincag donemi ilgili,sorgonun aciklmalari *kapsamli,gerek *bu aciklamalar gerekse U 571 in aciklamasina kucuk bir katki ; * o donemde felsefe alaninda fen bilimleri alaninda, *yunan kilasiklerinin, mutezile ekolunun katkisiyla tercumesi cevirisinin etkisi yadsinamaz, * kaldiki,adini andigimiz insanlar, bir gece ruyalarinda yada gozlem deneyleriyle, *eski kulturlerin ortaya koydugu (sumer,misr,yunan,iran) telerden saptamalardan yararlanmadiklarini dusunmek olanaksiz.. O donemde her bilim insani tasiyici idi,kimi katkida bulundu....Imam gazali *ile saidi nursi nin ayni parelelde olamalari sasilacak durum deyil,yanliz dusuncelerini ifade etmekte, * Gazeli * saidi nursiye gore daha basrili idi.
|

09-02-2008, 01:47
|
 |
Onur Üyesi
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
|
|
Üyelik tarihi: 01 Aug 2005
Bulunduğu yer: Isvicre
Mesajlar: 6.665
|
|
Re: Din ve Bilim
El Kindi de bu dönemin özellikle çeviri, matematik ve felsefe alanlarındaki önemli bir ismi. 200'den fazla kitaba imza atmış. Özellikle Aristo'dan yapılan çevirilerin birçoğunu kontrol etmiş birisi. Aristo ve Platon felsefesine çok hakim. Mutezile ekolünden birisi olarak biliniyor. Yani akılı imandan üstün tutuyor. *Akıllar hiyerarşisi diye anılan bir sistem oluşturmaya çalışıyor. İlaç dozajlarının ayarlanması, müzik, atronomi, simya vb. birçok alanda çalışmalar yapıyor ve tezler ileri sürüyor.
Bakış açısını *ise felsefe ekibi sitesi "Yeni Platoncu Aristoculuk" diye özetlemiş. Yani ortada bir İslam vardır ama El Kindi gerçekte felsefi olarak yeni Platoncudur. Bu anlayışta bilindiği gibi Helenistik mistik sentezlere benzer ancak din alanında değil felsefe alanındaki bir karşılıktır. Görüldüğü gibi Elk Kindi'de aranırsa islama bağlılıktan çok antik Yunan felsefecilerine bağlılık *bulunur.
http://www.atominsan.com/el%20kindi.htm
|
Yetkileriniz
|
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.
HTML-KodlarıKapalı
|
|
|
Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 07:06 .
|