Kişilik Çözümlemesi isimli yapıtından, son 130 sayfadan, yani son 2 bölümden önemli ve özet niteliğinde gördüğüm kısımları alıntıladım ve kimi yerlerini özetledim. Keşke, daha önceden aklıma gelseydi not almak da, kitabın tamamı için alsaydım bu notları. Ama şimdi, bir talihsizlik olmazsa "Kanser" isimli yapıtını bütün olarak alıntı-notlar veya özetler şeklinde ele alacağım. Kitabın genel hatlarıyla anlaşılacağını umarım.
Giriş bölümünden şu kısmı alıntılamayı uygun gördüm:
Sayfa 13, 14
Temel düzeneği(mekanizması) dirimsel dizgenin yavaş yavaş uyuşukluğa gömülmesi, dışavuran kanser hastalığı, aşağıdaki önemli olgulara topluca kabule gösterdiğimiz direnme kırıldığı an kolayca açıklanmaktadır:
1. Havada dolaşan tohumlar kuramını bir yana bırakmak, "kendi içinden hastalanma" kavramını kabul etmek gerekir.
2. Bedensel hastalıklarda coşkuların(heyecanların) büyük rol oynadığını kabul etmek gerekir.
3. Daha başka canlı ya da cansız özlerden, hatta başboş dolaşan acunsal enerjiden, kendiliklerinden devinmeye başlayan canlı özlerin oluştuğunu kabul etmek, ve bunlara gerek deneysel düzlemde, gerek zihinsel uygulayım düzleminde çekip çevirebilmek üzere dikkatle gözlemek gerekir. Başka bir deyişle kansere eğildiğimiz zaman doğrudan doğruya dirimsel-türeyim(biogenese) sorunuyla burun buruna geliriz.
4. Kanser hastalıklarını incelediğimizde onca kara çalınan hep es geçilen cinsel hastalık bilimi'ni iyilştirme çabalarımız içersine katmamız gerekir.
5. Kanser sorunlarını yalın bir gözle görebilmek için, devinimsel değil, işlevsel yasalara ayak uyduran, yepyeni bir enerjinin, yalın bir adlandırmayla acunsal enerji(orgon) diye nitelendirdiğim enerjinin varlığını kabul etmek gerekir.
Konu Serdar tarafından (17-02-2009 Saat 23:07 ) değiştirilmiştir.
Kammerer, su semenderlerindeki edinilmiş nitelikte kalıtım yoluyla atadan oğla geçtiğini kanıtlamak üzere giriştiğini deneylerle yeni biçimler yaratan <<canlı enerji>> sorunuyla yüz yüze gelmişti. Soyaçekim(anneden babaya geçen kalıtımsal özellikler, parantez arası açıklama: Serdar) kuramcıları tarafından varsayılan <<kalıtımsal özler>> ve <<türetken>> hücreler yaşamın işleyişi sorununu karanlığa boğmaktan başka bir işe yaramıyordu, biricik erekleri bu sorunun çözülmesini olanaksız kılmaktı sanki. Bu kuramcıların savlarını tabanı bir takım boş olumlamalarla çok küçük ve üstelik kuşkulu olgulardan meydana gelen, sivri ucu üzerinde bir an dengede tutulan koniye benzetebilirdik. Örneğin şu ünlü <<Kalikak>> ailesinden çıkarılmaya çalışılan, bilimdışı, kabul edilmez, ahlakçı sonuçları düşünün. İnsan soyaçekim konusundaki türlü varsayımları inceleyince, yazarların kendi bilimsel savlarını gözler önüne sermek yerine mutlaka aktöre dersi vermek istedikleri izlenimine kapılıyor. Canlı işlev bir sürü devinimci(mekanist) varsayım altında boğulmuştur. Sonunda bütün o kuramlar Hitler vebasıyla sonuçlanmıştır.
Reich, "yaşam kabarcığı" ve "enerji kabarcığı" sözcükleri mikroskopla görülebilen aynı işlevsel yapıyı dile getiren terimlerdir der. Ona göre "yaşam kabarcğı her türlü canlı maddenin temelini oluşturan işlevsel birimdir, canlı hücreler ve cansız maddeler arasındaki bir formdur. Yoğurt kefir, rokfor, toprak, pişmiş besinler, ayrışmış bitki ve hayvan artıklarında mavi enerji kesecikleri şeklinde gözlenirler. Yumurta sarısında bunların zarla kaplı halde karşımıza çıktıklarını söyler.
Konu Serdar tarafından (21-02-2009 Saat 15:11 ) değiştirilmiştir.