
22-04-2009, 01:17
|
|
Kıdemli Üye
|
|
Üyelik tarihi: 09 Apr 2009
Mesajlar: 523
|
|
Bir Yaşam Kayboldu Suçlu Nerede?
Yalvardım"neolur beni görüştürün hanımefendi" diye gözlüklerini düzelterek bana ters ters baktı genç ve güzel bir bayandı"kadın çık buradan Vali bey çok meşgul, hem de seninle görüşmez git" dedi.. Tekrar yalvardım"ne olur güzel kızım, ne olur oğlum kayıp beni Vali Beyle görüştür" "uffff" dedi "ufffff bıktım sizden"..
Telefonu kaldırdı bir şeyler konuştu sonrada sordu"adın ne? konu ne? Oğlunun adı ne?--çık dışarı seni polis alacak Valinin yanına" dedi. Çıktım bir polis otuz beş yaşlarında felan bana kızgınlıkla baktı"çocuklarınızı iyi yetiştirmeyin sonrada kapı kapı merhamet dilenin" dedi üstümü aradı; bu kapıdan gir diye emretti.. Kapıyı vurdum kocaman bir oda Vali Bey masada oturuyor arkasında bir Atatürk resmi.. bir an titredim “Atam dedim içim den Atam uyan gör memleketin halini”"Ne istiyorsun kadın; dedi Vali Bey tüm cesaretimi topladım"Vali Bey on beş yaşındaki oğlum kayıp emniyete aldıklarını düşünüyoruz bana bir bilgi vermiyorlar. Sadece bilgi istiyorum Vali bey sadece bilgi oğlum emniyette mi? Oğlum nerede?"
Bana uzun uzun bir böceğe bakar gibi tiksintiyle baktı; sonra önündeki evraklara baktı baktı"kadın" dedi "kadın siz iyi evlatlar doğurmuyorsunuz siz vatana millete zararlı haşaratlar doğuruyorsunuz sonrada karşıma gelip oğlum diye sızlanıyorsunuz".."Vali Bey benim oğlum daha çocuk on beş yaşında orta son öğrencisi lütfen sizin evladınız yok mu?" Dedim aniden sinirlendi "çık dışarı" dedi "çık dışarı..alın bu kominist karıyı.".polis hemen geldi kolumdan tuttu beni sürüklerken bağırdım "ben kominist karı değil anayım.. anayım.. ben anayım ben anayım"......
Ve beni hükümet konağının kapısına kadar çıkardı polis "sus dedi sus seninde analığının da kadınlığının da" anladınız işte gerisini söylemeye dilim varmıyor..
Ağlayarak geldim eve; hala polisin sıktığı kolumda incinmişlik yanma vardı ama esas acı, esas yangı içimde yüreğimdeydi.. Oğlumdan haber almayalı on günü geçmişti nerelere baş vurmuş, nerelere gitmiştik bana son çare Valiyle görüş bir haber alırsın demişlerdi.
Çekinmiştim; ilkokul mezunu kendi halinde aslında üç kelimeyi üst üste koyamayan biriydim.. Ama evlat acısı bu çekingenlik cahillik korkaklık dinler mi?
Evet 1980 li yıllardı ülkemde yeni bir askeri darbe olmuştu ilk önce aydınları ,öğretmenleri ,üniversitelileri ve onların çocuklarını toplayıp almışlardı çok işkence yapılıyor deniyordu oğlumu da okuldan çıktıktan sonra polis arabasının aldığını hatta dövdüklerini duymuştuk ama kesin değildi.
"Adın ne?" dedi biri kafama bir yumruk atarak "çabuk söyle adın ne?" "Deniz Ali" dedim çıldırdı.. Bana tükürdü yüzüm den aşağı aktı tükrükleri tuuu Deniz miiş dedi bak bak koministin dölüne adını Deniz koymuşlar..Denizin yanına yollayalım şunu Deniz koymayı öğrensin o..... anası. "Sövemeyin ulan anama" dedim kafamdan aşağı bir cop darbesi geldi ah anam dediğim anda "senin ananı senin bacını" .. diye başlayan sövmeler geldi.. sustum
"çabuk söyle ulan örgütünüzün başı kim? baban mı? Abin mi? kim ulan örgütün başı??"
"bilmiyorum babam değil abim de değil" diyorum her dediğimde her sözümde bir darbe yiyorum bir cop yiyorum"kaç yaşındasın pislik" diyor biri "on beş " "yalancı sen yirmi bir yaşındasın seni kominist baban küçük yazdırmış" diyor.. Başımdan aşağı kanlar akıyor bağırıyorum.. bağırıyorum.. kendi sesim bile bana bir hayvanın böğürmesi gibi geliyor; zamanı unutuyorum, kim olduğumu unutuyorum, neden niçin burada olduğumu , hayatımı, okulumu unutuyorum .. Galiba bayılmışım .. Uyandığımda bir betonun üstündeydim hücre gibi parmaklıklı bir yerde.. Her yerim ağrıyordu kan kokusu alıyordum.. Galiba başım yarılmıştı ya da burnum kanamıştı her yerim ezilmişti inledim..
Her gün aynı işkence günleri de unuttum ben; buradan artık kurtulacağımı düşünmüyorum yeniden sorguya aldılar beni.. Bu defa elimi yüzümü yıkamama izin verdiler ..
Altıma işemiştim o zulümlerden o işkencelerden .. Leş gibiydim belki de başka şeylerde yapmıştım bana bir pijama altı verdiler"al korkudan altına s.....cak san. neden kominist oldun" da dediler.. Sonra bir komiser beni sorguladı yeniden hatta bana çay verdi "iç için ısınsın doğruları söyle" diye.. neyi söylememi istiyorlardı bilmiyorum; beni neden aldılar bilmiyorum arkadaşlarımla laga luga yapar kızların peşinden koşardık.. Kızın biri bana baksa, bir gülücük atsa dünyalar benim olurdu..ona akardım.. Hayatı oyun şamata hatta aşk sanırdım.. Bu başıma gelenler nedendi? N e yapmıştım inanın bilmiyordum ..Babam öğretmendi İstanbul da okuyan bir ağabeyim vardı ve birde anneciğim...Annem aklıma gelince gözyaşlarına boğuldum beş dakika dışarıda oyalansam beni arardı.. Şimdi ne yapıyordu kim bilir?
"Hadi" dedi komiser "hadi bizi oylama bak çayda ısmarladım sana anlat şu örgütü.. sen masumsun biliyorum babanla, abin örgütün başı değil mi?" Sustum orada daktilonun başında oturan polise döndü komiser "yaz "dedi "yaz..ben küçüklüğümden beri servet düşmanıydım evi arabası parası olanları çok kıskanırdım..
Babam bize serveti olanların kötü olduğunu, çaldıklarını anlatırdı. Abim istanbul da insanların gecekondularda aç sefil olduklarını onların kurduğu örgütün bu insanları kurtarmak istediklerini anlatırdı bende babamla abi mi dinlerdim onlara özenirdim" "hayır .. hayır diye bağırdım bunlar yalan yalan hepsi yalan. Yalan yazıyorsunuz" .. birden elindeki copu kafama gözüme nereme rast gelirse vurdu. Vurdu.. vurdu...
Gözümü askeri koğuş gibi bir yerde açtım evet askeriyenin reviriydi.. Her tarafım ama her tarafım acılar ve sargılar içindeydi. Galiba bana bir şey olmuştu bir yerlerim kırılmış ezilmiş yada çıkmıştı henüz algılayamıyordum .. Bir yatakta yatıyordum.. Bu lüks nedendi kuru beton varken..
Bir doktor geldi baş ucuma bana acıyarak bakıyordu önce adımı sordu yaşımı sordu.. "iyisin merak etme" dedi.. Elimi başıma götürdüm sarılıydı gözümün biri kapalıydı..
"Düşmüşsün" dedi "düşmüşsün yaralanmışsın hatta gözün çok kötü yaralanmış kurtarabilecek miyiz bilmem.".
"Düşmedim" dedim "bana vurdular dövdüler.". sus yaptı sus "yok, yok sen emniyetin merdivenlerinden düşüp demirlere çarpmışsın başını.".
Kafam hala bulanıktı algılayamıyordum olanları... Doktor bana bir hap verdi yuttum ve yeniden uyudum galiba...
Üç ay sonra beni bıraktılar gözümün birini kaybetmiştim; hakim karşısına bile çıkmadım beni neden alıp gözümü neden çıkardıklarını o zaman anlayamamıştım.. Tüm bu süre içinde beni ailemle görüştürmediler..
Annem canım annem beni öyle kanadı kırık gözü yok görünce bağırdı bağır dı ..O sesi hala unutamıyorum.
Şimdiyi mi soruyorsunuz?? "Bu kadar aşağılanmadan, dayaktan, şiddetten sonra mı??? Yarım bir adamım..Galiba aklımda yarım Bir anda aklıma geliyor olanlar sövüyorum haykırıyorum ağlıyorum.. Bir iş edinemedim bir aile kuramadım bu arada alkolikte oldum.. Neydi günahım henüz on beş ..on beş yaşındaydım.. Kim verecek benim yok olan hayatımın hesabını kim?????????
Parmis Güneşin_kızı
Konu parmis tarafından (22-04-2009 Saat 01:26 ) değiştirilmiştir.
|

22-04-2009, 20:02
|
 |
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
|
|
Üyelik tarihi: 28 Sep 2006
Bulunduğu yer: İstanbul
Mesajlar: 12.080
|
|
Sevgili Parmis
Ayrı bir başlık olarak yer vermeyi düşünüyordum ama gündemimizde çocuklara verilen ciddi miktarda hapis cezaları var. Göz göre göre yeni neslimizi gelecegimizi hapsediyoruz. Her gün çocuklarımız hapisle cezalandırılıyorlar. Bu yüzden affına sıgınarak yazdıklarınla bire bir alakalı oldugu için aşagıdaki metni buraya asıyorum. Altında 906 çagırıcının imzası var.
ACIK MEKTUP
Sayin Milletvekili,
Dogu’da ve Guneydogu’da guvenlik guclerine tas attiklari gerekcesiyle yuzlerce cocugun hayati karartilmakta, gelecegi yok edilmektedir.
Tas atmak gibi oldukca masum sayilabilecek bir eylemden dolayi, bir cocugun yasadigi yil kadar hapse mahkûm edilmesi nereden bakilirsa bakilsin yanlistir.
Mahkûm edilmeseler bile, yedikleri dayak, gordukleri iskence, isittikleri tehdit, ailelerinden ve okullarindan uzaklastirilmalari, agir suclularla ayni mekânda yasamalari, tahliye olsalar dahi tekrar hapsedilme korkusu, bu cocuklarda kolay kolay basa cikamayacaklari, yasamlarini etkileyecek bir travma olusturmaktadir. Cocuktan suclu iste tam boyle olusturulur.
Eger bu acimasizligin onune hemen simdi gecilmezse, toplumsal vicdanimiz uzun yillar ustesinden gelemeyecegimiz bicimde yaralanacaktir.
Cocuklarin cektigi bu acilarin sorumlusu hepimiziz. Ama, yasama yetkisinde bulunan sizler hepimizden daha fazla sorumlusunuz.
Halkin temsilcisi olarak sizlerden, siyasal kimliklerinizi ve her turlu inanc ve felsefi gorusunuzu bir yana birakarak, cocuklardan yana olmanizi, hic olmazsa cocuk konusunda tek bir ses olmanizi istiyoruz.
Uygar toplumlarda amac cocugu cezalandirmak degil, cocugu topluma ve kendisine kazanmaktir. Bu yuzden “cocugun yarari ilkesi” oncelik tasir. Cagdas hukuk da bu ilkeye gore duzenlenmistir.
Devletimiz de Birlesmis Milletler Cocuk Haklari Sozlesmesini kabul ederek, Cocuk Koruma Kanunu’nu yururluge sokarak ve [daha daha bilmemneler yaparak, ekleyin] bu ilkeyi kabul ettigini gostermistir.
Ancak bu konuda hukuk sistemimizde acilen duzeltilmesi gereken bir aksaklik vardir: Terorle Mucadele Kanunu (TMK) kapsaminda sorusturulan, kovusturulan, cezalandirilan ve ceza cektirilen cocuklarla yetiskinler arasinda bir ayrim yapilmamaktadir.
Bilindigi gibi Cocuk Koruma Kanunu, “suclu cocuk degil suca suruklenen cocuk vardir” anlayisi uzerine kurulmustur. Bu genel anlayisin istisnasi olamaz ve bu anlayis TMK kapsamina giren suclarda da gecerlidir.
Bu nedenle TMK kapsaminda itham edilen cocuklar icin Cocuk Koruma Kanunu’nun ilkelerinin eksIksiz uygulanmasini saglayacak degisIkliklerin yapilmasi bir gerekliliktir. TMK kapsaminda itham edilen cocuklar, gozaltina alinmalarindan cezanin infazina kadar tum asamalarda “teror suclusu” olarak degil “suca suruklenen cocuk” olarak gorulmelidirler.
Bu aksakligin giderilmesi mumkundur ve kolaydir. TMK’nin 5, 7/2-a, 9, 13 ve 17. maddelerinde cocuk haklarina uygun degisIklikler yapilmasi ve TMK kapsaminda itham edilen cocuklara Cocuk Koruma Kanunu hukumlerinin eksIksiz uygulanacagina iliskin bir madde eklenmesi yeterlidir.
Sorunun cozumu elinizdedir.
Gerekeni yapacaginizin inanciyla ve saygilarimizla.
Çin'den İspanya'ya, Ümit Burnu'ndan Alaska'ya kadar
her mili bahride her kilometrede dostum ve düşmanım var
Dostlar, ki bir kere bile selamlaşmadık
aynı ekmek, aynı hürriyet, aynı hasret için ölebiliriz...
Nazım Hikmet
www.dilaverkom.blogcu.com
|

24-04-2009, 12:45
|
|
Kıdemli Üye
|
|
Üyelik tarihi: 09 Apr 2009
Mesajlar: 523
|
|
Sayın Dilaver,
yukarıdaki yazıyı öyküme eklediğiniz için teşekkür ediyorum.. O yazıya katıldığım ve katılmadığım yerler var bunları söylemeden geçemeyeceğim.önecelikle belirteyim ben hiç bir siyasi gruba ve düşünceye ait değilim .Sevgiyi savunurum,insan olmayı,insan onurunu korumayı kollamayı savunurum.. Çocukları çok severim çocuklar için her zaman her şeye varım.. gerçekten çok üzücü çocukların yargılanıp hapsedilmeleri geleceklerinin çalınması,travmalar yaşamalrı gerçekten çok acıtıcı ve afedilemez..
Ama(Tas atmak gibi oldukca masum sayilabilecek bir eylemden) deniyor bunu yazanın çokta masum olmadığını düşünüyorum ben çünkü taş atmak masum bir eylem değildir şiddettir.Düşünün ki onlarca çocuk size taş atıyor irili ufaklı taşlar ..Başınız yarılabilir,gözünüz çıkabilir,çeneniz parçalanabilir.yüzünüzde gözünüzde kalıcı yaralar olabilir kim bilir belkide ölüm bile olabilir ..
onları yargılayıp, hapsedenler kadar; onları taş atmaya. şiddete yönlendirenlerinde suçlu olduğunu bu çocukların gelecekleriyle insan hak ve onurlarıyla oynadıklarını düşünüyorum...
BU çocukları korumak hepimizin görevi ve amacı olmalı işe bunları şiddete yönlendirenlerden başlayıp aileleri bilinçlendirmeli, kanunları çocukları koruyup kollayacak şekilde düzenlemeli..
Çocuklarımız bizim canlarımız insan canına kıyarmı?
saygılarla...
parmis Güneşin_kızı
|
Yetkileriniz
|
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.
HTML-KodlarıKapalı
|
|
|
Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 09:30 .
|