Turan Dursun Sitesi Forumları
Geri git   Turan Dursun Sitesi Forumları > İbrahimi Dinler > İslam

Cevapla
 
Başlık Düzenleme Araçları Stil
  #1  
Alt 11-05-2009, 11:31
AYATA AYATA isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üyeliğini Sonlandırmış
 
Üyelik tarihi: 10 May 2006
Mesajlar: 1.416
Standart Tanrı olasılıkları.............

varyasyon 1:

zamanın olmadığı zamanlarda bile var olan bir Tanrı var idi...bu tanrının bir gün canı çok sıkıldı...ben artık yaratmalıyım dedi...ve yaratma eylemine başladı...yaratmak için bir kaynak kullanmasına gerek yoktu, ol demesi ile oluyordu her şey....iki gün yada evre işte neyse yetti kocaaaaa evreni yaratması için ve sonra dört günde yarattı dünyayı ve tüm mahlukatı, halada yaratmaya devam ediyor, ufak tefek fark etmiyor devamlı yaratıyor akıl verdiklerinden hesap soracağınıda söylüyor, onları sınava çekiyormuş ama niçin belli değil amaç belli değil...akıllı olup ona karşı çıkmayanları yarattığı herşeyin ve her güzelliğin olduğu cennet dediği , artık bir gezegenmidirrr, bir bahçemidiir yoksa farklı bir evrenmidir, bilinmez, bir yere kapatacakmış, eh uyumsuz olanları yani bizler gibileride cehennem dediği işkence merkezinde icabımıza bakacakmış...işte bu Tanrı tek tanrılı dinlerin görünürdeki tanrısı bu....

varyasyon 2:

Aslında yaradan bir Tanrı yokmuş...o var olduğu için varmış her şey...o varlığın sebebi imiş, o olmasaymış hiç bir şey olmazmış...iyilikte kötülükte ondanmış, sınav felan yokmuş çünkü günah sevapda yokmuş yapılan tüm eylemlerin yapıcısı zaten oymuş, insanında bir anlamı yokmuş aslında ondan farklı bir varlık değilmiş, ....o Tanrı herşeymiş, o Tanrı hiç bir şeymiş...aha buda gnostik bir Tanrı tasavvufi bir Tanrı...

varyasyon 3:

zamansız zamanlardan beri var olan bu evrende, birbirine geçmiş milyonlarca boyut vardır, şöyleki...bize en uzak galaksilerden daha uzak ama ayağımızın baş parmağından daha yakın evrenler vardır demiş bir bilim adamı....bu evrenlerde bizlerden daha güçlü varlıkların bulunmasıda normaldir hatta bunların bir bölümü bizim evrenimize geçince bizim hayal edemiyeceğimiz büyüklükte güçlere sahip olabilirler....eh egolarına yenilip Tanrıcılık oynamayada başlıyabilir...bazı evrenlerdeki varlıklar kötü olabilir belkide bizim kötülük diye düşündüğümüz eylemlerin oradaki amaçları bile farklı olabilir...belkide bazılarından dahada iyi varlıklar bizim evrenimize geçiyorlardır, belkide bunlar bizim bu gri yani iyilik ve kötülüğün iç içe geçtiği evrenimizde bir savaş oyunu oynuyorda olabilir...(zerdüştün dualist tanrıları ahuramazda ve ehirman gibi.)..
Belkide bizim tanrı olabileceğimiz daha düşük evrenlerde vardır ....bu boyutta görevi tamamlayıp öteki boyutlardaki böyle düşük bir evrene sıçratıyordur ölüm denilen bilinmeyen bizleri kim bilir...(ben bilmem), belkide cennet dedikleri saf iyilikten oluşmuş bir farklı boyuttur, ordadır cennet evrenler galaksiler, yada cehennem saf kötülükten oluşmuş bir boyuttur ordadır cehennem galaksileri ve gezegenleri...eh biz bunların iç içe olduğu bir boyutun karbon temelli bir evrenindeyiz belkide.

varyasyon 4:

asıl olan bu evrenmiş....galaksiler ve gezegenleri ile sonsuzmuş....başka gezegenlerde yaşamış çok ileri gitmiş varlıkların olmasıda doğalmış, bunlar teknolojileri ile ilkel gezegenlere gider ve maden vs. arama işleri ile uğraşır beğendikleri gezegenlerdede insan ırkının temelini atarlarmış, hatta hatta canları sıkıldığı için ve yönetmek işlemini epeyide kolaylaştırdığı için orada Tanrıcılık oynarlarmış....işleri bitincede...görünmeyen bir tanrı fikriyatı üretir ve orada bıraktıkları kendi eseri varlıklara seçtikleri epeyi zeki ve uyanık biri tarafından empoze edilmesini sağlarlar ve bir gün tekrar gelecekleri imasınıda yaparak kendi gezegenlerine giderlermiş...

işte Tanrı konusunda size dört temel varyasyon....belkide bunların dışındada üretilebilecek varyasyonlar vardır ben bilmem benim aklıma bunlar geldi, sizin fikirleriniz nedir acep diyorum
Alıntı ile Cevapla
  #2  
Alt 11-05-2009, 12:32
innara - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
innara innara isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 29 Nov 2007
Mesajlar: 25
Standart

Bir varyasyonda ben eklemek istiyorum .

Asıl olan evren değilde bu dünyadır.
Dünyanın en zeki yaratığı sayılan insan kendi zekasında en uç noktaya ulaştığında kendi varlığını da sorgulamada da en uç noktaya ulaşmıstır .
Geldiği konum itabari ile bunu yapması çeşitli teknikleri beraberinde getirmiştir. İleri teknoliji kullanarak zaman mekan kavramını yeniden yorumlayan insan yeni bir boyut geliştirmiş.
Varlığının temeline inmek dürtüsü insanı zaman içinde yolculuk yapmaktan alıkoyamamıştır.
Mevcut teknolojisi ve zekasıyla bunu başaran insan zaman dilimleri yolculuğu sırasında insanın en ilkel dönemlerine tanıklık etmiştir.
Bu ziyaretlerde temas ettiği insanlar üstünde gerek yaşamsal gerekse ruhsal yönde derin izler bırakmıştır.
Dini inançların ortaya çıkması bu noktadan kaynaklanmıs ve ilk insanların tanrıları insani yonu ağır basan tanrılar olmustur.
İnsan kendi ırkının tanırsı olmustur. Gelişen teknoloji ve insan zekası en sonunda şu anda tanrısal gördüğü butun erdem ve gücü kendinde bulacaktır.

Diğer'lerinden farklı olduğunuz düşüncesi salt bir sanrıdan ibaret. Marjinal sıradanlığa olan riayetiniz sizi anormal kılmıyor.
Alıntı ile Cevapla
  #3  
Alt 11-05-2009, 12:50
AYATA AYATA isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üyeliğini Sonlandırmış
 
Üyelik tarihi: 10 May 2006
Mesajlar: 1.416
Standart

güzeldi....bunuda düşünmüştümde toplayamamıştım...
Alıntı ile Cevapla
  #4  
Alt 11-05-2009, 14:21
OQONUC OQONUC isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Denetimdeki Üye
 
Üyelik tarihi: 28 Jan 2009
Mesajlar: 455
Standart

Aslında çoğumuzun gözden kaçırdığı şey, Tanrı inancının veya inançsızlığının insanların yönetimi ile dirket alakası olduğudur.

Şöyleki,
Tanrı bütün kutsal metinlerde kurallar ile hitap eder. Yani emirlerin oluşturduğu bir bütün olarak Tanrı'yı mensup olduğumuz dinde anlayabiliriz. Tanrı ile insanlar arasında aslında bir kavram karmaşası doğrurur bu da...

Tanrı; ezeliyetini delil göstererek der ki; Bu evreni siz yaratmadığınıza göre bir sahibi olması gerekir.

Öyleyse size ait değilse bana aittir. Evrenin sevk idaresini BEN yapıyorum. Sizler bu kocaman gemide birer yolcusunuz. (Dikkat…Gemi dünya değil. Dünyayı da içine alan Evren)
Bu geminin içerisinde yaptığınız yolculuğun bir amacı var. Siz geminin nereye gittiği ile değil, gemi yol alırken birbirleriniz ile olan düzenden sorumlusunuz. Madem ki sahibi benim bu düzen için bu bu bu kurallar geçerlidir. Şu şu şu kişileri de başınıza sözcüm seçtim. Efendi olun afiyetle yeyin için seyahetin tadını çıkartın. Kavga gürültü etmeyin. Yolculuk bittiğinde sizler birer tür olarak bir yere varacaksınız. Ama birey olarak hesaba çekileceksiniz. Aslında sizler bir ağacın dallarının meyvelerisiniz. Her hasat dönemi de ortalama 70 yıldır. Sizlerden geminin sonunda bir tane dahi saf bir tohumu geri alsam, onu tekrar ekerek ondan koca bir ağacı halk edebilirim.

Bu geminin sahibi olabilmeniz için geminin dışına çıkmanız gerektiği aşikardır. Zira bu geminin kontrol merkezi geminin dışındadır. Boşuna zorlamyın, geminin içinde hepiniz benim birer kölemsiniz. Bu kölelik sizin aslında gemi içersindeki özgürlük beratınızdır aynı zamanda. Zira bir kul iki kişiye köle olamaz. Benim kurallarım da sizin birbirleriniz arasındaki özgürlüğünüzün şeriileridir. Kendi aranızda geliştikçe kurallar yenilenmektedir.

Tanrı olmak için tanrıyı ret edenlere de kulak asmayın. Onları ezin. Öldürün. Zaman zaman size yolladığım elçilerimin doğru söylediğini anlamanız için size kalp vicdan ve bunların amacı olarak Mutlak Adalet hedefini koydum. Bu hedefi kaçırmayan sıratel müstakimdedir.

İnsan varlığını delil göstererek der ki;

a.-Bu evrenin sahibi olan tanrı olabiliyorsa, ben evrene sahip çıkabilirsem yani onu zapt edebilirsem Tanrıyı yenebilirim.

b.-Bu evrenin sahibinin ben olmadığı, bir sahibi olduğu anlamına gelmez. Yarattığını iddia ettiğin delilleri ben açıklayabildikçe bunun NASIL yapıldığını öğrendikçe bende sahiplik noktasında pay sahibi olabilirim. NİÇİN yapıldığı konusu beni ilgilendirmez; düşünüyorum; o halde varım. Var isem varlığımla başlar herşey.

c.-Ezeli olan bir bakış olamaz. Varlık madde ile açıklanabilir. O halde varlığı mevcut olmayan aynı yapı taşlarına sahip olmayan bir şey, o yapı taşlarından teşekkül eden maddenin sahibi olamaz. Öyleyse Tanrı varsa bile insanın algısının dışında var olan bir ŞEY, o algının sınırlarının ötesinden kendisini ispatlatmak için çabalayamaz. Öyleyse, Tanrı benim algımda zaten olmadığına göre; Tanrı yoktur. Algı ötesi varlığın benim algılarım içerisinde yokluğu sabittir.

d.- Evren’in kendisi tanrıdır. Bizimle evren konuşur. Bende evrenin bir parçası olduğuma göre ben de tanrıyım. Öyleyse başka tanrıya ihtiyacım yok.

e.- Beni evren ilgilendirmiyor. Dolayısı ile geminin içinde isem ve ortalıkta başka bir gemi de yoksa, ve ben asla bu geminin son yolculuğunu göremeyecek isem, geminin hedefi benim hedefim olamaz. Öyleyse ben kendim gemi içersinde en rahat nasıl yaşarım. Gerisi beni ilgilendirmez.

f.- Beni evren ilgilendirmiyor. Ancak geminin içersindeki ürettiğim neslim ilgilendiriyor. Tanrı’nın emirleri adı altında olmasa bile bir düzene ihtiyacım var. Tanrı’da ortalıkta görünmediğine göre ve ben bu gemide isem tanrının emirlerine kendi düzenlemelerim ile yön verebilirim. Mutlak adalet benim lehime böylece sapar ve kendi neslim daha uzun süre var olabilir.

g.- Beni evren ilgilendirmiyor. Tanrının yolladığını söylediği mutlak adalet kuralları da berbat. Ben kendim bir kural yazacağım. Tanrıdan daha iyi bir kural oluşturmak için O’ndan hiçbir eksiğim yok. Zira Tanrı ortada yok. Tanrı adına şu benim gibi beşer olan kendi kurallarını bana dayatmış. Öyleyse bende bunu yapabilirim.

h.- Evren beni ilgilendiriyor. Peygamber de ilgilendiriyor. Ama birader bitmiyor ki.. Peygamberden sonra onların adına diyerek anamızı ağlattılar. Yar bana bir medetttt..

ı.- Ey insanlar. Bakın bir kemik buldum. Ahanda bu kemik bizim buradan kendi kendimize olduğumuzun delilidir. Nasılı bulduk ya; Niçini sittiret. Takmayın kafanıza. Burada biz kendimiz çoğalıyoruz. Gemide gittiği yere kadar. Ya harro ya marro.. İçelim güzelleşelim.

j.- Valla beni aslında tek bir şey ilgilendiriyor o da; nefsim. Onun peşinde Tanrının adamı gibi elbisemi giyer. Alttan işi götürürüm. Hem Tanrı rahmetini bizden esirgemez. Öyle ya o kadar ona karşı secde ettik durduk. Bununda bir ücreti vardır. Bu arada eğer yoksa da zaten geviş getire getire şaklarımı serinlettiğim yanıma kar kalır.

k.- Bir ben var bende benden içerü.. Bu düşünebilmekten zekadan çok farklı. Bir ruh taşıyorumki bunun bana ait olmadığını her geçen gün müşahade edebiliyorum. Göremiyorum ama orada biliyorum hissediyorum, duyumsuyorum.
Bu Ruha bu zamana kadar yok denildi durdu. Ama ben hissedebiliyorum. Ve bu ruha tek bir sahip çıkan var. O da Tanrı.

Hatta Jung bile modern psikolojide buna Ruh dediğinde bilinçaltı bu diye adamcağızı topa tutmuşlar.

Madem bir ruha sahibim. Ve delilim yine kendi mutlakiyetimde ki Ben. Öyleyse bir Tanrı var ve kurallarının mihengi, içimdeki vicdandır. Zira insan asla ve kata kendine yalan söyleyemez. Bu benim yaşamımdaki amaç ile örtüşen, Tanrımın emrettiği Mutlak adalet için gerekli olan en büyük silahtır. Madem Allah var her şey O’na musahhar. Yaradılanı severim, Yaradandan ötürü. Zira bakmayı bilen her şeyden yansıyan O’ndan ruhu görebilir.

Ne demiş Said Emre;

Eyüdün göyne göyne
Halimüz döne döne
Düşdük ışkın odına
Can gönül yana yana.
Ne olduk bilemezüz
Bir yerde olamazuz
Adımın diremezüz
Ne develim sorana.
Nedür, neyi sevelim
Neden ne isteyelüm
Nerden nere varalum
Olduk mest ü divane.
Akl ü cân yavı kıldık
Sermest ü şeyda olduk
Yüz bin cân feda kıiduk
Bizi bizden alana.
Varlık içre barışduk
Kadimtiğe karışduk
Kopduk tenden kavuştuk
Said'e cân olana.
……………

Durmamış devam etmiş.

Bu makama kim ere işbu nakdi kim dere
Varlığın Hakk'a vere cümle âlem içinde
Kim bu sırra ermedi kendözünü görmedi
Bu ışkdan[2] esrimedi[3] ömrü zalâm[4] içinde
Varlık yokluk birdürür hem ışk sevi birdürür
Dünya ahret birdürür ışk-ı enâm[5] içinde
[2] aşktan
[3] kendinden geçmedi
[4] karanlık
[5] “enâm” iki anlamlı; sözlüğe göre, hem “birkaç sureden oluşan halk için küçük kitap” hem de “halk” anlamına kullanılabiliyor. “Enâm’ın ışığı” yani “kelâm/logos” anlamında olmalıdır.

Kaynak:http://omer-tuncer.blogspot.com/2007...in-kimdir.html


Hatta şunu da demiş;
..................

Hüdavendâ kulum emrime ferman
Zira sensin benüm derdüme derman.
Senün işlerine kimse karışmaz
Âlimler cümlesi yolında hayran.
Bezedin yer yüzin rahmet nûriyle
Yarattın gökleri bu yere sayvan.
Ebedsin senden ayrugı fenadır
Kanı yil götüren tahtı Süleyman.
Kanı Husrev, kanı Şîrîn ü Ferhad
Kanı ol Calinus hakîmi Lokman.
Bular geçdi belirmedi nişanı
Çürüdi tenleri canları pinhân.
Oku bismillâhi Rahmani Rahîm
Ki yüz bin cânuna ola nigehban.
Said sen sözini câhile dime
Ne bilür şekkeri dağdaki hayvan?

Selamlar
Alıntı ile Cevapla
  #5  
Alt 11-05-2009, 15:58
AYATA AYATA isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üyeliğini Sonlandırmış
 
Üyelik tarihi: 10 May 2006
Mesajlar: 1.416
Standart

çok laf.......................boş laf......hep aynı...şeyler...tanrının ezeli olduğuna inanıyorsun ama evren ve herşeyin ezeli olabileceğine neden inanmıyorsun...şu lafın basitliğine bakıyorumda..."Bu evreni siz yaratmadığınıza göre bir sahibi olması gerekir." diyecek bir şey bulamıyorum...neden bir sahibi olmak zorunda?....
Alıntı ile Cevapla
  #6  
Alt 11-05-2009, 16:48
OQONUC OQONUC isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Denetimdeki Üye
 
Üyelik tarihi: 28 Jan 2009
Mesajlar: 455
Standart

..."Bu evreni siz yaratmadığınıza göre bir sahibi olması gerekir." diyecek bir şey bulamıyorum...neden bir sahibi olmak zorunda?....
...........

Çok laf güzel, boş laf daha da güzel. Bunlara kabul.

Ama; yaratmadığın bir şeyin sahibi olduğunu iddia ettiğinizde; iş değişir.

Buı mantık ile yolda bulduğunuz parayı sahiplenip hemen cebe atan bir insan tibine bürünürsünz ki böyle biri olmadığınızı tahmin ediyorum. İşte çok laf bazen bu tür kestirme mantık sonuçlarına neden olmamak için gerekli oluyor. Ama doğru diyorsunuz hepsi boş laf çoğunlukla. Bu mesaj bile.
Doğru ise Gerçek ile içimizde.

Selamlar
Alıntı ile Cevapla
  #7  
Alt 11-05-2009, 17:39
AYATA AYATA isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üyeliğini Sonlandırmış
 
Üyelik tarihi: 10 May 2006
Mesajlar: 1.416
Standart

sizcede yolda bulunan para örneği yavan değilmi...."kazanarak sahip olma" bambaşka bir kavram..."yaratarak sahip olma bambaşka bir kavram" değilmi.
Alıntı ile Cevapla
  #8  
Alt 11-05-2009, 23:07
OQONUC OQONUC isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Denetimdeki Üye
 
Üyelik tarihi: 28 Jan 2009
Mesajlar: 455
Standart

sizcede yolda bulunan para örneği yavan değilmi...."kazanarak sahip olma" bambaşka bir kavram..."yaratarak sahip olma bambaşka bir kavram" değilmi.
..........


Neye bu soru derin.. Beni aşar
Alıntı ile Cevapla
  #9  
Alt 11-05-2009, 23:35
evrensel-insan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
evrensel-insan evrensel-insan isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
 
Üyelik tarihi: 08 Mar 2008
Bulunduğu yer: Londra
Mesajlar: 22.832
evrensel-insan - MSN üzeri Mesaj gönder
Standart

Saygideger arkadaslar;

Tanri, insanoglunun kendisine erismek icin, erisilemez kildigi bir kavramdir.

Saygilarimla;
evrensel-insan

Evrensel-Insan - Yapılandırmacı Epistemoloji/Bilişsel Bilim/Qua Felsefesi/Serbest Düşünce/Devrimci Sorgulama/Zihinsel Devrim - Evrensel-Insan Zihniyeti
Alıntı ile Cevapla
  #10  
Alt 12-05-2009, 10:11
AYATA AYATA isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üyeliğini Sonlandırmış
 
Üyelik tarihi: 10 May 2006
Mesajlar: 1.416
Standart

buda güzel bir ifade......ikinci varyasyona uyar bu söz.
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Önerilen Siteler


Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı

Gitmek istediğiniz forumu seçiniz


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 08:30 .