PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Kürt Meselesi


Sayfa : 1 2 [3] 4 5 6 7 8 9 10 11 12

volkania
25-07-2008, 14:37
AHMET KAYA ne kadar kötüyse o yıllarda ülkemizi yönetenler de aynı derece kötüydü. Milliyetçilik çok önemli bir şey . Vatanı toprağı sevip koruyup birçok değerden üstün tutmak gerek.
Pkk gelene kadar güneydoğuya hiçbir hizmet gitmemesine rağmen oradaki insanlarımızda bunu yapıyodu vatanlarını sevip sayıyolardı. Göre göre kandırılmalarına alet olmalarına izin veren, onların dışlanmasına, 2. sınıf görülmesine izin veren hep bizim seçtiğimiz yöneticiler oldu. Sonunda da bu güne geldik. Artık kartlar şeffaflaşıyor kimin elinde ne var açıkça görülüyor.

ozgur_beyin
25-07-2008, 14:51
türkçe ağzımda annemin sütüdürY.K.
Dün bir el bombasının patlamasından ölen iki çocuktan birinin babası minibüste çocuğunun
ölümü üzerine ağlıyor vw kürtçe birşeyler söylüyordu.
bu ağlayış ban y.k. lin yukardaki söylediği cümleyi hatırlattı demekki birkürdün ağzındada
kürtçe ağzında annesinin sütüdür. bunu ne değiştirebilir?devletmi? yoksa başka bir güçmü?

kandahar
25-07-2008, 16:14
Konu çok sapmış. Kürtler Kurtuluş Savaşı'nda savaşmış mıdır savaşmamış mıdır? Cevap; elbette Kurtuluş Savaşı'nda savaşan Kürtler de vardır Boşnaklar da ve hatta Araplar da ancak nüfuslarıyla kıyaslayınca bunlar istisnaidir. Dolayısıyla Kurtuluş Savaşı'nda Kürtler savaşmamıştır tezi, tarihi olaylara geniş açıdan bakarken genelleme yapmak şart olduğundan, doğru bir genellemedir. Cumhuriyet öncesinde Atatürk herkese mavi boncuk dağıtmıştır o yüzden kalkıp bana bu dönemde Kürtler hakkında söylenmiş sözleri tarihi dayanak diye getirmesin kimse, bunlar savaş koşullarında yapılmış politik manevralardır.

Nebenbuhler
30-07-2008, 10:49
kürtlerin örf ve adetleri araplarinkinden farkli degil..dogumundan dügününe,sevinmesinden aglamasina,sahip cikmasindan dislamasina..hep aynidir...asiretcilik..kendi aralarindaki farkli dilleride bunun cabasi..bunlarin hepsinin belkide bir irkin devletmesmesine zit oldugunu düsünmek gerek..ne kadarda tc yöneticileri oralara bir seyler yapmamis olmasalarda bile gercek hata kendilerindedir..tc den önce baskalari vardi bu topraklarda..avrupada yasayan birisi olarak sunu söylüyorum 30-40 senedir buralarda calisiyoruz..evlerimiz yakiliyor,muhasir medeniyetler insanlari bizden tiksindiklerini acikca söylüyorlar yüzümüze..bu azinlik degildir..cogu böyle düsünüyor..ve bu bir gercek..türkler kürtlerle bin yiliaskin beraber yasiyorlar hic bir kürt ailenin evi yakilmismi(kisisel hüsumetler haric)?okullarda kürtce okutulmasina gelince allahini seven bunun ne kadar dogru olacagini söylesin..gercek sudurki milliyetcilik insanin tabiatindan (egoistliginden)oldugundan her duygu ve dürtünün üzerindedir..türkler bu topraklari benimser..kürtlerde buralar bizim cünki biz buraliyiz diyeceklerdir..kendi aralarinda agalik asiretcilik oldukca orada bir kürdistan olamaz..birbirlerini yiyeceklerdir..bugün türkiye cumhuriyeti güneydoguyu kürtlere biraksa ilk PKK biter buna inanin..

AKHENATON
31-07-2008, 17:55
Bunu biraz daha açabilir misin Akhenaton. Kimler oy kullanabilir ve buna kararı kimler verebilir ve oy kullanamayacak olanlar kimler olacaktır.

21. yy kölelerini biz de tanıyalım.

saygılarımla


sayın dilaver bunun kölelikle ne alakası var , başı sarıklı amerikan seccadesinde namaz kılan biri veya devletin askerine kurşun atan vatandaşın bu topraklarda ne hakkı olabilir,

bu ülkede vatandaşlık hakları tekrar düzenlenmelidir, önüne gelene TC vatandaşı verirseniz ne terör biter nede kargaşa, nasıl Fransayı fransızlar , ingiltereyi ingilizler yönetiyorsa Türkiyeyide Türkler yönetmelidir, nihayetinde bu toprakları kurtarmak ve korumak söz konusu olduğunda kurşun karşısına Türkler geçmektedir ,

Ne kürtler gibi savaştan kaçarlar nede inönü savşlarında ermeni ve rumların yaptığı gibi yunan ordularına girerler, hal böyle olunca Türkiyeyi kimlerin neden yönetmesi gerektiği çok açık ve bellidir,

Kısa bir cumhuriyet analizi yaparsak , bugün Türkiye Türkler tarafından yönetilmediği için aç ve sefildir,

AKHENATON
31-07-2008, 17:56
On bin yıllık ataerkil düzenin getirdiği düzen ve bunun köküne inilmedikçe bulunan çözüm yöntemleri dünyayı on kat, yüz kat, bin kat daha çamura saplayacaktır.

Bir soru sorayım mı? O "belirli insanları" belirli yapan özellikler nelerdir, AKHENATON?

Veya biraz daha açabilir miyiz?

konudan uzaklaşırız, bunu ayrı başlıkta açmakta fayda var.

LifeOwneR
02-08-2008, 01:54
Ahmet Kaya kürtçe klip yapmak istedi. Türklük elden gidiyor dediler... Türklüğümüz Pamuk ipliğine mi bağlı.. Serdar Ortaç gibi kalitesi belli sanatçılar sabahlara kadar ırkçılık nağaralarıyla tv programlarından inmediler. Medya resmen Ahmet Kaya'yı linç girişiminde bulundu. Halkların kardeşliğine inanan bu sanatçı kendi topraklarından ayrılmak zorunda kaldı. Kendi ailenizden koparılsaydınız ne yapardınız?


Türkiye Bizimdir Hepimizindir.. bizler aynı tarlanın sebzeleri meyveleriyiz.. art niyetli, milliyetçilik kalkanını üzerine geçirmiş kaleyi içten feth etmeye çalışan ve ardından kitleleri ayaklandıran insanlara prim vermemiliyiz.
en çok yardım etmek isteyen en çok zarar verendir.


İngilterenin Yakın tarihimizde Ortadoğuda izlediği siyasete bakın... Daha sonra günümüz Amerikasının izlediği siyasete bir göz atın.. Bu devletlerin iç işlerimize müdahale etmesine müsade edersek çok zor günler bizi bekliyor demektir.. Biz gençler olarak uyanık olalım yeter. İnternette dolaşan bu tür mailllere itibar etmeyiniz. olayın öncesi ve sonrası çok önemlidir kanaatimce..


Herşeyin kolayı Çok daha basit dimi ;

Ahmet Kaya vatan haini ,Aşık Mahzuni Şerif vatan haini....

peki Pkk bayrağı önünde konser veren Haluk Levent, Musa Eroğlu ? bunların suçu yoktur tabi çünkü Musa Eroğlu gözünü kapatıp şarkı söylediği için arkadasındaki ve önündeki bayrakları görmemiştir.. Ve bu sanatçılarımız kürt değildir. Ahmet Kaya'nın Kürtçe klip yapmak istiyorum dedikten sonra bu kadar tepki almasının en büyük nedenidir Ahmet Kaya'nın Kürt olması..

Yapmayın arkadaşlar elimizi vicdanımıza koyalım Terazinin dengesi bu kadar hassas olursa
bu işin içinden çıkamayız...

Hepimiz insanız. İnanclarımız ten rengimiz hiç birşeyimiz bizi birbirimizden farklı kılmaz.. Lütfen...

Saygılar

galapagos
02-08-2008, 13:11
dinci sitelerde özgürlük denildiğinde başörtüsü akla geliyor burda ise dinlerden özgürlük için biraraya gelmiş kişiler kürtlerin özgürlüğünden bahsedildiğine tanık oluyoruz ha bu ne demek kürtlerin özgür olması? bağımısızlık ayrılık toprak talebi
nasılki türbana izin verilirse arkası gelir aşama aşama işte buda bunun gibidir bu sitedeki din konusunda çok saygı duyduğum ve beğendiğim yazılar kaleme alan dostlar konu kürtlere gelince çok savunmacı ve destekçi oluyorlar ben bunu anlayamıyorum

oncugenc
02-08-2008, 13:43
Azınlık ihanetlerini bağımsızlık mücadelesi diye adlandırabilirsin. Tarihte olanları kahramanlık, korkaklık, liyakat ve ihanet kavramları ile değelendirirsen içinden çıkamazsın. Bunu yapıcı eleştiri olarak alırsan sevinirim. Şöyleki Osmanlı saraylarında yaşayanlar herhalde dünyanın gelmiş geçmiş en zalim ve en ahlaksız insanlarıdırlar. Evlat katilliği, kardeş katilliği, şehzadelerin ırzlarına geçildikten sonra öldürülmeleri vs. vs. ......vgm

Kıbrıs'ta türklerin rumlara karşı direnmesi ve türkiyenin ordusunun buna yardım etmesini işgal olarak değerlendirirken sizler azınlık hareketlerine nasıl oluyor da bağımsızlık mücadelesi diyorsunuz ?
ben derim her azınlığın ülke içindeki etkin güce karşı ayaklanma hakkı vardır diye... ama sorunun bu olduğunu düşünmüyorum kürt meselesinde. kürt meselesindeki en önemli sorun yabancı devletlerin müdahalesidir. hiç bir devlet kendi çıkarı sözkonusu olmadığında bir ülke içindeki azınlığın haklarını falan savunmaz.

osmanlı sarayında yaşayanlar o dönem avrupa krallarından daha daha daha insancıldılar. tarih metodolojisi dersinde ilk öğretilen şey tarihi meselelerin bugünün koşullarında değerlendirilmemesi idi. o evlat katilliği, kardeş katilliği sayesinde bir imparatorluk altıyüz küsür yıl ayakta kalabilmiştir.ve eğer sen bu olaylara bugünün koşullarında bakarsan yanılırsın!!!

AKHENATON
02-08-2008, 22:45
KÜRT AYIRIMCININ DİLİNİN ALTINDAKİ BAKLALAR

Ülkemizde Kürt ayırımcılar sanki bugüne kadar yokmuş gibi "Kürt-Türk kardeşliği", "eşit haklar", "siyasi çözüm", "yeni bir cumhuriyet" diye ortalığı toza dumana boğuyorlar.

Kullandıkları bazı kelimelerin mânâsı da, bizim bildiğimiz gibi değildir!..


Hem kürtçü, hem sonuna kadar Batıcı oldunuz mu, Türklüğü, kötülediniz mi, Ermeni ve Kürt soykırımını kabul ettiniz mi, Fener Patrikhanesi'ni ekümenik saydınız mı, Kıbrıs'ı ve ve Güneydoğu'yu vermeye hazır oldunuz mu; Çetin Altan, Mehmet Altan, Ahmet Altan, Oral Çalışlar, Mehmet Ali Birand, Orhan Pamuk gibi "aydın"sınızdır. O yüzden Kürt bölücüler her fırsatta "aydınlar"dan destek isterler, ve her zaman da bulurlar... TÜRKİYE'deki TÜRK olmayan en "aydın" kurumlar DİSK, KESK, Tabibler Odası ve Eğitim-Sen'dir. Bunlar bölücü Kürtler'in kontrolundadır. Olur olmaz zamanlarda bildiri yayınlar, eylem yaparlar. !

"İLERİCİ" ise, eskiden "SÖZDE SOSYALİST" demekti, şimdi pek kullanılmıyor.

"DEMOKRAT" kelimesi, "BÖLÜCÜLÜĞE SES ÇIKARTMIYAN" anlamına gelir.

Demirel'in kullandığı "kürt kimliği" ifadesi ile Kasımpaşalı Tayyip'in kullandığı "kürt sorunu" bölücülükten başka bir işe yaramayan, hiç bir tanımı olmayan kavramlardır.

Nedir "kürt kimliği?... Bilen varsa, beri gelsin!.. TÜRK kimliğinden farklı nesi var bu ülkede?..

Nedir "kürt sorunu"?... Bilen varsa, beri gelsin!.. Bölücülükten, "Kürdistan" dedikleri Güneydoğu Anadolu'yu TÜRKİYE'den koparmaktan başka, ne gibi özelliği var? Kasımpaşalı Tayyip "kürt sorunu, benim sorunum" derken, Türkiye'yi bölmeyi mi vazife edinmiş oluyor?

Aslında bölücülerin bir kısmı bu ülkeden kopmak isterken, bir kısmı da Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin yapısını değiştirmek amacında!.. Bunlar Atatürk'ün "TÜRK Devleti'ni kuran herkese TÜRK denir" anlayışından uzaklaşıp bu devletin TÜRK-kürt ortak yapısına sahip olmasını istiyor.

Gerçek şu ki, şimdi bile Kürt asıllılar, nüfusun ancak %10'unu teşkil ederken, Devlet idaresinde, sendikalarda, meslek odalarında, belediyelerde bu oranın çok üstünde temsil edilmekte, üstelik pek yatkın oldukları mafya ve suç dünyasındaki güçleri Türkler'e kan kusturmaktadırlar!.. Pazarlardan, park yerlerine; ihalelerden gecekondu semtlerine kadar!...

Bir de Devlet'in TÜRK-kürt "demokratik" Cumhuriyeti'ne dönüştüğünü düşünün!...

Ha, sahi!... Söylemedik, değil mi? Onların ağızlarındaki "demokratik cumhuriyet" bu anlama gelir!.

En çok yanıltan ifade ise, "YURTSEVER"dir!... Çünkü bu kelime tamamen ters anlamda kullanılır. "TÜRKİYE CUMHURİYETİ'NE DÜŞMAN, BAŞKA BİR YURT PEŞİNDE OLAN" demektir!...

Zaman zaman "yurtsever avukat, yurtsever öğretmen, yurtsever politikacılar" adına açıklamalar yapılır!... Bu kişilere bizim vereceğimiz ad, ancak "VATAN HAİNİ" olabilir!

"Halkların Kardeşliği" safsatası da böyledir. Kürt bölücüler sık sık yaptıkları gösterilerde bir yandan "Yaşasın Halkların Kardeşliği" diye bağırırlar; öte yandan "kardeş"lerinin üzerine, dükkânlarına, otomobillerine, otobüslerine molotof kokteyli atıp yakarlar, taşlarla camları tahrip ederler!

Eğer Türkiye'de "halkların kardeşliği" denen şey, ezelden varolmasaydı, biz yıllardır birbirimizi yer dururduk!

Ama öyle olmamıştır. Dış tahrikli isyanlara rağmen, TÜRKİYE'nin her tarafında Kürt asıllılar 1. sınıf vatandaş muamelesi görmüş; hatta nüfus oranına ve vasıflarına göre hak ettiklerinden daha fazla mevki sahibi olmuşlardır.

Eğer bir ayırım ve bir düşmanlık başladıysa; bunun sebebi TÜRKLER'i, TÜRKİYE CUMHURİYETİ'ni kendine düşman gören, "halkların kardeşliği(!)" adına hepimize ait bu kurum ve yerlere saldıran teröristlerdir!..

"Kürt kimliği", "Kürt Sorunu", "Ana Dilde Eğitim", "Eyalet Sistemi", "Yerel Yönetimlerin Güçlendirilmesi", "Sivil Toplum Kuruluşları" da bu bölücülük faaliyetinin bir parçasıdır. "Globalleşme", "Yeni Dünya Düzeni", "Kopenhag Kriterleri", "İnsan Hakları", "AB Standartları", "28 Şubat Süreci", hatta "Özelleştirme", "Şeffaflaşma" hep DEVLET'in zayıflaması, bölücülerin güçlenmesine yaramıştır.

Şu halde sakin bir ortama dönmenin yolu, ayırımcıların bu çürümüş sakızı çiğnemek yerine, terör ve şiddet olaylarından vazgeçmeleridir!...

Aksi takdirde terörü önlemek bize düşer.. Neler yapılması gerektiğini de TEDBİRLER yazımızda anlattık.

Ancak Kürt ayırımcılar böyle caydırıcı uygulamalardan korktukları için, sık sık "kardeşlik"ten dem vururlar. Kastettikleri, kendileri ne yaparlarsa yapsınlar; banka da soysalar, yol da kesseler, adam da öldürseler; TÜRKLER'in ses çıkartmamasıdır!..

Yoksa, hâlâ bile yıkamadıkları gerçek kardeşliği kastetmiyorlar!... Bizler Türk-Kürt ayırmadan Güneydoğu'daki bütün vatandaşları eşkiyadan korurken; onlar bırakın Türk "kardeşleri"ni, kendi insanlarını yok ediyorlar!..

Ayırımcılar kendilerine engel olunmasını önlemek için 1990'lı yıllardan beri "Askere gitmeyin!.. Akan kanı durdurun!..Çocuklarınızı askere gönderip onlara kıymayın!.. Sokak infazlarını durdurun!.. TÜRKLER'in kurtuluşu ancak Kürtler'in kurtuluşuna bağlıdır!" gibi cümleleri sık sık tekrarlarlar.

Üstelik bu ifadeleri "Biji Apo!.. Kürdistan Faşizme (yani TÜRKLER'e) mezar olacak!.. Vur gerilla vur, Kürdistan'ı kur!.." sloganları ile beraber kullanılır!..

Bunların saçmalığı ortada olduğu için, kimse üzerinde durmaz. Bu zavallı ayırımcılar da karşılarındaki aptal zannettikleri için, amaçlarına ulaştıklarını sanırlar.

Ama biz üşenmeden soracağız: "TÜRKLER askere gitmesin," diyeceklerine, "Ey ayırımcılar, oğullarınızı, kızlarınızı zorla dağlara göndermeyin. Nasıl olsa ölüyorlar, veyahut kaçıp teslim oluyorlar. Üstelik bir de göklere çıkarttığımız PKK'nın ne ilkel bir yapısı olduğunu itiraflarında açıklıyorlar, ırza tecavüzleri anlatıyorlar, bizi rezil ediyorlar" deseler, daha iyi olmaz mı?.. Kan dökülmesi daha kolay önlenmez mi?..

Şimdi de darda kaldıkları her zaman yaptıkları gibi sözümona "ateşkes" ilan ettiler!.. "Operasyonlar dursun, silahlar bırakılsın"mış!... Önce PKK bıraksa ya!. Devlet'in askerinin, polisinin eşkiyaya karşı silah bıraktığı hangi ülkede görülmüş?.. Kaldı ki, onların "ateş kes" demesi, "Sen kes, ben devam edeyim" anlamındadır!.. O yüzdendir ki, karşı taraf ateş falan kesmedi, her tarafa mayın döşeyip,pusu kurup askerlerimizi, masum vatandaşları öldürmeye, sağa sola molotof kokteyli atmaya, otobüs yakmaya devam ediyorlar! Sonra da "Silahlar bırakılsın," diyorlar!

Bu saçma teklifi 15-20 aydın bozuntusu, Kasımpaşalı Tayyip'in Başbakanlık makamına götürüyor(2005), hiç bir resmî hüviyeti olmadan!... Başbakan bozuntusu onları dinliyor ve "hemfikir" olduklarını açıklıyor, sonra da Diyarbakır'a gidip 800 kişilik küçük bir meraklı karşısında "tarihi" açıklamalarını yapıyor!.. Tıpkı kendini bilmez Özal'ın 90'ların başında "Kürt sorununu mutlaka çözeceğim" demesi gibi!... kendi icat ettiği sorunu kendi çözemedi tabii ki!..

TÜRK askeri silah bıraksın da, onlar daha kolay adam öldürsünler!.. Bunu mu istiyorsunuz?..

MÜMKÜN DEĞİL!.. Eli silahlıya gül atılmaz!.. Kurşun bile az gelir!.. Bomba gerek, roket gerek!... Bire bin katıyla cevap vermek gerektir.

Çok şükür ordumuz bu anlayışı benimsediği için, terör dağlarda hızını kesti.

- "Sokak infazları dursun" dediklerini duyan da, asker-polis elinde silah yolda masum çocukları, yaşlı insanları, eli fileli kadınları durdurup, ensesine silah dayıyor, kurşunu basıyor sanacak!..

Sokakta, örgüt evinde öldürülenler arasında 10-15 kişinin kaatili olmayan var mı?.. 15-20 yeri yakmış, yıkmış olmayan var mı?..

Elinde silah, belinde bomba, evinde dinamit çıkmayan var mı?..

Öyleyse bu kaatillerin öldürülmesi, onları kiralıyanlardan başka kimi üzebilir ki?..

Böyle bir kişiyi canlı yakalamak için polisin "TESLİM OL!" çağrısından başka yapacağı yoktur!.. Bundan sonraki her şey onunla ilgili değil, ÇEVRE HALKININ GÜVENLİĞİ ile ilgili olmalıdır!..

YOKSA BU NİTELİKTEKİ BİRİNİ HER TÜRLÜ UYARIYA RAĞMEN, DİRENDİĞİNDE SAĞ YAKALAMAYA ÇALIŞMAK, YENİ CANLARA MAL OLABİLİR!..

HİÇ BİR ZAMAN BU RİSK GÖZE ALINMAMALIDIR!..

PRENSİP "MASUMLAR ZARAR GÖRECEĞİNE, TERÖRİSTLER YOK EDİLSİN!" OLMALIDIR!..

Ama son çıkan Ceza Kanunu'na İnfaz Kanunu'na, bilmemne kanununa bakın!... Bu dediklerimizin tam tersi yapılıyor!.. Teröristin üzerine kurşun sıkmak şöyle dursun, neredeyse yakalandığında altına kırmızı halı serilerek karakola götürülecek!.. TÜRKİYE'yi bölmeden rahat etmeyecek olan Avrupa Birliği'nin sayesinde!

-"TÜRKLER'in kurtuluşu Kürtlerin kurtuluşuna bağlı"ymış!.. Bu anlayışa göre TÜRKLER işi gücü bırakıp, Kürtler'in doğudaki 20 ili alıp gitmeleri için elinden geleni yapmalıymış!.. Ancak ondan sonra refaha erebilirlermiş!..

Buna kim inanır ALLAH aşkına?.

BUNUN ancak, TERSİ DOĞRU olabilir!..

Şu anda dünyada TÜRKLER büyük bir atılım gösterdiğine göre; Kürtler'in de kendilerini bu muazzam kütle ile bütünleştirmesi, onların kurtuluşunu kolaylaştırabilir. Geminin burnu selamete gidiyorsa, elbette kıç kamaraları da o istikamete yol alacaktır.

Tekrar tekrar söyleyip kendini Kürt sayan vatandaşlarımızı kırmak istemiyoruz ama, şurası bir gerçek ki, Kürtlük bir millet vasfı değildir. Kendi toplumundan kopmuşluk, dışlanmışlık, dağda veya çölde barınmak zorunda kalmış olmaktır!.. Bu duruma ilk düşen Ortaasyalı Kürt boyundan dolayı bu adı almışlardır ama, aralarında Arap asıllı Kürtler, İran asıllı Kürtler, Ermeni asıllı Kürtler ve Yahudi asıllı Kürtler vardır. Ermenistan'da, İsrail'de ve Irak'ta bunu çok açık olarak görüyoruz.

Ülkemizdeki henüz dışlanmış göçebe zihniyetinden kurtulamamış, bu yüzden de kendini "Kürt" sayan gayrımütecanis bu kitlenin "kurtuluşu", TÜRKİYE'den kopup kendi başını belaya sokmak mıdır?... Bunun için; biz TÜRKLER niye gayret sarfedelim ki?..

Böyle bir şeyden ancak "masabaşı" yarı-aydınları yapar!.. Zaten "verip kurtulalım" diyen de o gafillerdir. Sanki bölgeyi kendileri almış, tapusu kendilerine aitmiş gibi!..

Bu kişilerin İzmir bölgesini "Yunanlar'a verelim de başımız ağrımasın" diyenlerden ne farkı vardır ki?..

TÜRKİYE CUMHURİYETİ'nden başka 500 yıldır hüküm sürdüğü toprakları terkeden bir tek örnek var mıdır?..

Kaldı ki, GÜNEYDOĞU 500 değil, Selçuklular'dan beri 1000 yıldır, Sümerler'den beri 5500 yıldır bizimdir!.. Hatta duvar resimlerine göre 10.000 yıldır!..

Şimdi tekrar soruyoruz: TÜRKLER'in kurtuluşu, neden Kürtlerin bizden kopmasına bağlı olsun?..

Yoksa TÜRKİYE'yi zayıflatmak için Kürt ayırımcıları maşa gibi kullanan Batılılar, "TÜRKİYE'yi ancak Kürdistan'ı sömürecek duruma geldiğimizde, rahat bırakırız" dedikleri için mi sözde aydınlar böyle konuşuyorlar?..

Bırakırlar mı hiç!..

Bıraktılar mı hiç?..

Bizce tek kurtuluş, TÜRKİYE'deki Kürtler'in kendilerini TÜRK saymaları ve samimi olarak "Ne Mutlu TÜRK'üm" diyebilmeleri, ve kendilerini Ermeniler'in, Yunanlar'ın, Yahudiler'in, Amerikalılar'ın, Avrupalılar'ın piyonu, uşağı olmaktan kurtulmalarıdır!... Ermeni Kürdü, Arap Kürdü, Yahudi Kürdü olmak daha mı gurur verici??? Değilse, aslına rücu etmeli ve TÜRK KÜRDÜ olmalıdırlar!.. Çünkü ancak o zaman kendilerine uzun ve şerefli bir geçmiş edinirler, Hem de ta Orhun Kitâbelerine, Elegeş Yazıtlarına uzanan muazzam bir geçmiş!...

Ayırımcıların "Eşit hak"tan kasıtları ise, "ülke yönetiminin her katında %50 oranında temsil edilmek"tir.

Halbuki nüfusumuzun ancak %10'u "Kürt" diye bizden koparılmak istenen kişilerden oluşuyor... Güneydoğu'da bile çoğunluk Kürtler'de değil

Politikacılar, yazarlar farkında olmasalar da, oradaki nüfusun en az yarısı Kürtlükle alâkası olmayan insanlar, yani TÜRKLER'den müteşekkildir!.

Bunun en bariz delili 1991, 2003 ve 2007 seçim sonuçlarıdır. Kürtleri temsil ettiğini söyliyen HEP ile ortak SHP'nin, DEHAP'ın, DTP'nin, Kürtçü SP'nin ve de sürü-sepet kürtçü partı ile bağımsızların aldığı oy sayıları bellidir.!..

1991'de SHP+SP+Bağımsızların %50'nin üzerinde oy aldıkları il sayısı sadece dörttür: Mardin, Tunceli, Batman ve Şırnak... (Bakınız: SEÇİM SONUÇLARI)

Bunlardan Tunceli'nin kendini Kürt saymadığını daha önce belirtmiştik.

Bu şekilde oy verişleri, sadece Dersim İsyanı'ndan bu yana hep muhalefeti desteklemelerinin bir sonucudur.

Diğer üç ilde de SHP'ye oy veren Sosyal Demokrat görüşlü TÜRKLER'in oyu düşülürse, bu oran en az 20 puan düşer.

Zaten 4 ilin toplam nüfusu 1.2 milyondan fazla değildir!.. Çoğu da 1990 sonrası terör dolayısiyle göçenlerden oluşur.

Ne var ki, terör olaylarının büyük kısmı bu illerde ortaya çıkmıştır. Çünkü son göçenler, yaşadıkları gecekondularda teröristlerin yoğun baskısı altındadır... Yani dış merkezler ve ayırımcılar istatistiklerden, bizim politikacılarımızın yararlandığından daha çok yararlanıyorlar. İtalyan gazeteci boşuna Diyarbakır'a Nevruz kutlamaları için gelmedi. (1998)... APO boşuna İtalya'ya kaçmadı!..

1995, 1999 ve 2003 seçimlerinde HADEP'in doğuda aldığı oylar da farklı değil!.. 2003'de ülke bazında %5'i bile tutturamadı!.. Hem de bütün kürtçü ortaklarına rağmen Hakkâri, Şırnak, Dıyarbakır gibi illerde belediye başkanlığını kazanmasına rağmen, aldığı oy %50'nin altında!.. 2007'de ise AKP pek çok yeri DTP'den çekti aldı... Bu ne demektir?.. O illerde dahi kendini TÜRK sayanlar çoğunlukta!..

Bu gerçeğe rağmen, eğer bu "eşitlik" talebinde ısrar edilirse, Kürtler'in temsil oranı artmak yerine, azalacaktır!.. Çünkü şu anda (2008) Erdoğün diyor ki, "AKP'de 75 Kürt asıllı milletvekili var." DTP'nin 21 desteği var. CHP'de de 5-10 tane varsa, 100 küsur Kürt asıllı milletvekili eder ki, eğer %10 oranına sadık kalınsaydı 55'e düşmesi gerekirdi!.. Yani "eşit ve orantılı temsil" Kürtler'e yaramaz!

Öte yandan İmralı'daki Artin Apo'yu "Kürtler'in temsilcisi, Kürtler'in lideri" gösterirler. Halbuki Apocu DTP'nin bağımsız adayları 2007 seçimlerinde 2 milyon kadar oy almıştır. Bu rakam, bölücülerin iddialarına göre Türkiye'deki 20 milyon (!) Kürd'ün ancak onda biridir!.. Yani kendi rakamlarıyla bile ne Artin Apo, ne de DTP Kürtler'i temsil etmez!

"Kürt" sayılan vatandaşlarımız ülkenin en az eğitimli, hatta henüz şehirleşememiş kesimini teşkil etmektedir.

Kimse kalkıp ta yerini bunlara bırakmıyacağı gibi, Kürtler dahi daha seviyeli kişiler tarafından yönetilmek istiyeceklerdir.

Burada talep, "daha fazla eğitim" ve "daha fazla hizmet" olmalıdır.

Yoksa kimse eğitim düzeyi düşük %10'un, ülkede %50 söz sahibi olmasının kabullenileceğini bekliyemez!

Şöhretini Kürt ayırımcılığına borçlu olan yazar İsmail Beşikçi 28.8.1992 tarihli Özgür Gündem gazetesinde "Eşitlik Var mı?" yazısında şöyle diyor:

- "TÜRKİYE'de yaşıyan herkesin TÜRK vatandaşı olduğu, TÜRKİYE'de herkesin devlet bürokrasisinde yükselebildiği, milletvekili, bakan olabildiği vurgulanıyor. "

- "Burada TÜRK VATANDAŞLIĞI kavramı, TÜRK ULUSU ile karıştırılmaktadır. Türkiye'de doğan herkese TÜRK deniyor... Ancak kendi Kürt kimliğini inkâr edenler her kademede görev alabiliyor!.."

Beşikçi aslında dünyadaki en medeni, en hümanist vatandaşlık görüşünü dile getirdiğinin farkında değil!..

Bir defa dünyanın hangi ülkesine giderseniz gidin, o ülkenin vatandaşı olduğunuzu kabullenmeden, hatta "ihanette bulunmıyacağınıza" yemin etmeden devlet kadrolarında görev alamazsınız!..

Var mı bu kuralın istisnası?.. Bir tek örnek bile gösteremezler!..

En belirgin örnek de Amerika'dır. Aslında Amerikan diye bir millet olmamasına rağmen, dünyanın dört bir yanından gelenler KENDİLERİNİ AMERİKALI SAYDIKLARI TAKDİRDE bu ülkenin vatandaşı olabilirler.

Aslında yine beyaz-protestan-anglo-sakson olmadan kolay kolay devlet kademelerinde yükselemezler ya, neyse!..

Yükselmiş olanlardan bir teki bile çıkıp, "Ben Amerikalı değilim, İtalyan'ım; ben Rus'um, ben Portorikolu'yum" diyemez!... Derhal tepetaklak yuvarlanır, hatta içeri atılır!.. Hele 11 Eylül'den sonra!..

Amerikalı, bir Amerikan milleti olmadığı halde Amerikan vatandaşlığına sarılıyor!.. Ama bu ülkedeki TÜRKLER milli kimliklerinden, "TÜRK IRKI'ndan olma" özelliğinden vazgeçerek; sadece TÜRK VATANDAŞLIĞI ile yetiniyor ve bu imtiyazı "Ben de TÜRK vatandaşıyım" diyen herkes ile paylaşmayı kabulleniyor!..

Başka hiç bir millette görülmeyen bu davranış, ne büyük bir insanlık, ne büyük bir fedakârlıktır!..

Bunu ancak başka bir ülkenin vatandaşlığına geçip te, 2. sınıf insan muamelesi görenler idrak edebilir!.. Hem de bin pişman olarak!..

Türklüğünü unutmuş olan İsmail Beşikçi, eğer "Ben TÜRK vatandaşı değilim, TÜRKLER'e de hizmet etmem" diyenlere, TÜRKİYE CUMHURİYETİ DEVLETİ kadrolarında eşit hak, yani
%50-%50 bölüşme tanınmasını istiyorsa; ya sayı saymasını bilmiyor, ya da bizi çok saf sanıyor!..

Herkes bilmeli ve kabullenmeli ki, bu ülke sadece TÜRKLER'in değil; ancak TÜRK VATANDAŞI olanlarındır!..

Başka kimse hak iddia edemez!..

Başka kimseye de hak verilmez!...

Gerekirse, kendini TÜRK VATANDAŞI saymıyan bu haddini bilmezlerin elinden, onu TÜRK VATANDAŞI sayan nüfus kâğıdı da alınır, kendini VATANSIZ bulur!...

Silaha sarılana, bizim ellerimiz armut toplamıyor ya, silahla cevap verilir!...

TOPRAK talebinde ısrar edene toprak verilir... ama yerin İKİ METRE ALTINDA!..

BU GERÇEK ASLA UNUTULMAYA!..

dilaver
02-08-2008, 23:03
Akhenaton'un kaynaklandıgı link.

http://www.angelfire.com/tn3/tahir/trk20.html

Turan Dursun ile ilgili betimlemelere ve aldıgı bire bir cümlelere dikkat edin.
Mesela "AYDIN" kelimesi, bunların dilinde "DİNSİZ" demektir!... En "aydınlanmış"ları, Turan Dursun idi... Ona "Aydınlanma Savaşcısı" derlerdi!...

Akhenaton'un aldıgı diger bire bir cümleleri herhalde siz de bulabilirsiniz.

Senin amacın ne Akhenaton

saygılarımla

AKHENATON
02-08-2008, 23:55
Akhenaton'un kaynaklandıgı link.

http://www.angelfire.com/tn3/tahir/trk20.html

Turan Dursun ile ilgili betimlemelere ve aldıgı bire bir cümlelere dikkat edin.
Mesela "AYDIN" kelimesi, bunların dilinde "DİNSİZ" demektir!... En "aydınlanmış"ları, Turan Dursun idi... Ona "Aydınlanma Savaşcısı" derlerdi!...

Akhenaton'un aldıgı diger bire bir cümleleri herhalde siz de bulabilirsiniz.

Senin amacın ne Akhenaton

saygılarımla

yazıdaki amaç belli değilmi , fakat benim alıntılamadığım cümleleri alıp konu saptırmaya çalışmanız, bizi konudan uzaklaştırıyor.Dinle ilgili hiçbir cümleyi alıntılamadım.

aydoe
03-08-2008, 00:31
Yavuz hırsız ev sahibini bastırırmış!
Bence hem hırsız hem şovenist olan Akhenaton'un siteden ihracı gerekir,DK ya şikayet ediyorum.
Yoksa şeriat hükünleri uygulayıp hem elini hem dilinimi kessek:confused:

AKHENATON
03-08-2008, 00:36
Yavuz hırsız ev sahibini bastırırmış!
Bence hem hırsız hem şovenist olan Akhenaton'un siteden ihracı gerekir,DK ya şikayet ediyorum.
Yoksa şeriat hükünleri uygulayıp hem elini hem dilinimi kessek:confused:

akşama kadar kürtçülük yapılırken şovenizm olmadıda ben baklaları yazıncamı şovenistlik oldu.

AKHENATON
03-08-2008, 00:37
Şıkıştığınız yerde banlıyorsanız söyleyin bilelim.

aydoe
03-08-2008, 00:41
İyi ama baklalar çalıntı ,sana ait değil ki baklalar,üstelik linkte belirtmiyorsun.
Birde baklaların sahibi diniinde savunuyor,Turan Dursun' u örnek gösterip dinsizleri va aydınlarıda suçluyor.
Hele hele ben gibi yurtseverleride suçluyor,geriyede pek kimse kalmıyor zaten.
Ama asıl olan senin yazıyı kendi yazın gibi asmış olman,takkiye ve hırsızlıktan suçlusun.

AKHENATON
03-08-2008, 00:47
İyi ama baklalar çalıntı ,sana ait değil ki baklalar,üstelik linkte belirtmiyorsun.
Birde baklaların sahibi diniinde savunuyor,Turan Dursun' u örnek gösterip dinsizleri va aydınlarıda suçluyor.
Hele hele ben gibi yurtseverleride suçluyor,geriyede pek kimse kalmıyor zaten.
Ama asıl olan senin yazıyı kendi yazın gibi asmış olman,takkiye ve hırsızlıktan suçlusun.

baklalar yeni bir yazı değil ve net ortamında herkes bilir , burda amaç yazıyı masaya yatırmaktı ama konuyu farklı yere çektiniz , yazıya bakarsanız bahsettiğiniz kısımları zaten makasladım, ve din söylemlerini yok ederek politika başlığına bastım.Benim kendi yazılarım bellidir ve politikada ana başlık yazmam, site yöneeticisii olarak bunu bilmemeniz siteyi iyi takip etmediğinizi gösterir.Bakarsanız yazılarıma nerelerde kendi yazılarımı verdiğimi görürsünüz.
tabi konu saptı gitti.

gercekisim
03-08-2008, 01:14
İyi ama baklalar çalıntı ,sana ait değil ki baklalar,üstelik linkte belirtmiyorsun.
Birde baklaların sahibi diniinde savunuyor,Turan Dursun' u örnek gösterip dinsizleri va aydınlarıda suçluyor.
Hele hele ben gibi yurtseverleride suçluyor,geriyede pek kimse kalmıyor zaten.
Ama asıl olan senin yazıyı kendi yazın gibi asmış olman,takkiye ve hırsızlıktan suçlusun.

Önce bu yazıya ayniyle katıldığımı söylüyorum. Yazının linkinin verilmemesi bir eksiklik olabilir ama doğruluğunu,haklılığını etkilemez,yazının sahibinin başka konulardaki görüşleri doğru ya da yanlış ta olabilir ama bu yazının doğruluğunu ve haklılığını yine etkilemez! Bu yazının sahibinin diğer konularda yazdıklarını kendilerince yanlış bulan (ben incelemediğim için sizin görüşünüze göre diyorum) ve konuyla hiç alakası olmamasına rağmen,yazıya dair görüş yazmak yerine yanlış buldukları diğer yazılardan bahsedenler sadece ve sadece konuyu bulandırmaya çalışıyor demektir.

Biz burada Muhammed'i ya da başkalarını eleştiriyoruz. Peki bu eleştirdiğimiz kişilerin hiç mi doğru yaptığı birşey yok???

Mesela Muhammed bir insanın üvey evladıyla evlenmesini yasaklarken doğru yapmıştır ama kendisi evlatlığının karısıyla evlenirken hata yapmıştır.

Ya da günlük hayatta gördüğünüz insanlara bir bakın,bir yönüyle hatalı bulduğunuz kişinin büyük ihtimalle doğru yaptıkları da vardır.
Bu bakımdan yukarıda yazdığım gibi,cevaplar konuyu bulandırmaya yönelik diye düşünüyorum.

Bora4p
03-08-2008, 03:49
Akhenaton yazi güzel tessekkür ederim, simdiye kadar hic görmemistim. Yazar dogrulari yazmis ve güzelde özetlemis:
TOPRAK talebinde ısrar edene toprak verilir... ama yerin İKİ METRE ALTINDA!..

Bu ülkenin en önemli 2 sorunu birincisi dine asiri önem verilmesi ikincisi kürtler bu ikisindende kurtulmadigimiz sürece bu ülke hic bir yere varamaz ve varamadi. Türkiye'de niye teröristleri pkkci derlerde kürt demezler anlayamadim hic bir zaman. Cünkü bunlarin cogunlugu destekliyor pkknin eylemlerini. Desteklemeseler gerilla demezlerdi.

Bora4p
03-08-2008, 04:18
Kürtlerin savastan kactigindan hic haberim yoktu.
Buradaki konustugum kürtler hep bizi kazikladiniz diye sitem ederler. Bunlari anlamak zaten mümkün degil, tvde sabahdan aksama kadar cirit atan bunlar, önemli kamu kurumlarinda bunlar, cogu isyerleri bunlarin, sokaktaki park yerinide özel otopark yapan bunlar, gelipde yakinmalari yokmu adami cileden cikariyor.

LifeOwneR
03-08-2008, 04:26
Akhenaton yazi güzel tessekkür ederim, simdiye kadar hic görmemistim. Yazar dogrulari yazmis ve güzelde özetlemis:
TOPRAK talebinde ısrar edene toprak verilir... ama yerin İKİ METRE ALTINDA!..

Bu ülkenin en önemli 2 sorunu birincisi dine asiri önem verilmesi ikincisi kürtler bu ikisindende kurtulmadigimiz sürece bu ülke hic bir yere varamaz ve varamadi. Türkiye'de niye teröristleri pkkci derlerde kürt demezler anlayamadim hic bir zaman. Cünkü bunlarin cogunlugu destekliyor pkknin eylemlerini. Desteklemeseler gerilla demezlerdi.

yazdığın bu yazı midemi bulandırdı...

Hadi Kürtlerden kurtulalım! Malazgirt savaşında, Kurtuluş savaşında omuz omuza savaşan, hala kız alıp verdiğimiz kültürlerini paylaştığımız bu İNSANLARDAN kurtulalım. geçmişten günümüze aynı olaylara gülen aynı olaylara ağlayan bu milletten kurtulalım! Yavuz'un Mısır seferini yapmasında en büyük etmen olan İdris-i Bitlisi ve kürt Aşiretlerini tarihin sayfalarından silelim!




İnsandan İnsana Yönelen En büyük tehlike ırkçılıktır ; minimum sebepler için maksimum nefretler üretilir.
Heschel

Bora4p
03-08-2008, 04:42
Malazgirt bilmiyorum ve beraber olduklarinida sanmiyorum. Ama kurtulus savasinda kactiklari öteki topicde yaziyor zahmet edip oku.
Ve ben avrupada yasiyorum, kürtleri de cok iyi taniyorum. Siyaset üzerinede cok konusuruz ve pkkyi da desteklemeyen bir kürt tanimiyorum, Türkiye'de baskalar burada baskalar.

Bu arada irkci degilim, gercekciyim.

LifeOwneR
03-08-2008, 04:49
Sen Kaçtane kürt tanıyorsunda öyle ahkam kesiyorsun? Kürtlerin Sözde Kurtuluş Savaşından kaçtıkları topikleride okudum. Nedense %100 kaçmışlar fakat bir kanıt yok.. Asıl sen Zahmet edip kürtler ile türklerin Tarihini Araştır... Forum Topiklerinden degil yanlıs anlama.. Tozlu raflardan indirdigin kitapları oku.. Ve tarafsız yazacagına emin oldugun kisilerin kitaplarını oku tek kaynaktan degil çeşitli kaynaklardan oku.. Aklın yolu bir. Faşist söylemlerinizi lütfen benim topiclerimden uzak tutunuz.

Zira hepimiz ülkemizin bütünlüğünü savunuyoruz. Fakat Tutumumuz çok farklı...

saygılar

Bora4p
03-08-2008, 04:52
AHMET KAYA ne kadar kötüyse o yıllarda ülkemizi yönetenler de aynı derece kötüydü. Milliyetçilik çok önemli bir şey . Vatanı toprağı sevip koruyup birçok değerden üstün tutmak gerek.
Pkk gelene kadar güneydoğuya hiçbir hizmet gitmemesine rağmen oradaki insanlarımızda bunu yapıyodu vatanlarını sevip sayıyolardı. Göre göre kandırılmalarına alet olmalarına izin veren, onların dışlanmasına, 2. sınıf görülmesine izin veren hep bizim seçtiğimiz yöneticiler oldu. Sonunda da bu güne geldik. Artık kartlar şeffaflaşıyor kimin elinde ne var açıkça görülüyor.
Kendileri niye bir yapmamis. Ilk önce baslarindaki agalari atabilirlerdi. Bizim memleketede hic yatirim yapilmadi. 2 okuluda 1 saglik ocaginida kasabalilar para toplayip yaptirdi. Köye 1 eski otobüs 1 is makineside kasabalinin parasiyla alindi. Kürtler devletten gelen paralarla batiya otel acacaklarina, is yerleri kuracaklarina kendi durduklari yeri yapsin hepsini.
3-4 ay önce Hürriyette Türkiyenin vergi girdisiyle alim gücleri tabelasi vardi. En fakir dogu karadenizmis ama bunlarin diyarbakir ve diger güneydogu illerinden daha fazla hazineye katkilari varmis.

Bora4p
03-08-2008, 05:00
Demek Türkiye'yi ve Türklügü savununca fasist oluyoruz, kürt milliyetciligi yapinca aydiniz.
Bunlarin ne mal oldugunu tarihi belgeler dahi diyor.
Bu engin bilginizle lütfen kürtlerin pkk ci olup olmadigini anlatirmisiniz?

LifeOwneR
03-08-2008, 13:23
Faşistlik tanımını sizin için neden kullandığımı gayet iyi anlıyorsunuz! Köşeye sıkıştığınızda Türklüğün arkasına sığınmayı kimden öğreniyorsunuz anlamıyorum??? Önce Araştır bilader. PKK nasıl doğmuş? Her kürt pkk mıdır? Doğuda neler olup bitiyor? Avrupadaki sıcak yuvandan pc basında ahkam kesmek kolay. Doğu da insanların ne zorluklar içinde yaşadığını Devlet'in varlığını nasıl hissettiklerini bir öğren. Ondan sonra politika forumunda yaz.

Son olarak burda benim neden yazdığımı anla! sen milliyetçilik değil ırkçılık yapıyorsun. Ben ise İNSAN diyorum.

AKHENATON
03-08-2008, 13:26
yazdığın bu yazı midemi bulandırdı...

Hadi Kürtlerden kurtulalım! Malazgirt savaşında, Kurtuluş savaşında omuz omuza savaşan, hala kız alıp verdiğimiz kültürlerini paylaştığımız bu İNSANLARDAN kurtulalım. geçmişten günümüze aynı olaylara gülen aynı olaylara ağlayan bu milletten kurtulalım! Yavuz'un Mısır seferini yapmasında en büyük etmen olan İdris-i Bitlisi ve kürt Aşiretlerini tarihin sayfalarından silelim!

İnsandan İnsana Yönelen En büyük tehlike ırkçılıktır ; minimum sebepler için maksimum nefretler üretilir.
Heschel

durmak yok sallamaya devam ;

vay vay malazgirtte savaşmış , önce kürt kimdir onu öğren sonra forumlara çık söylem yap, heleki bana.

AKHENATON
03-08-2008, 13:27
. Asıl sen Zahmet edip kürtler ile türklerin Tarihini Araştır...


konuyla ilgili genel kurmayın çalışmaları var sen kendini sıkma bu kadar.Aşiret aşiret kim ne yapmışsa sicilleri kayıtlı.

AKHENATON
03-08-2008, 13:31
Kürtlerin savastan kactigindan hic haberim yoktu.



Bu ülkede yaşayan kimin haberi varki , Dünya tarihinde savaştan kaçma rekoru hamidiye tabyalarında, ermenilerinde yunan ordusuna katıldıkları pek kimsenin işine gelmez, nasılsa hepimiz ermeni değilmiyiz..:D:D

AKHENATON
03-08-2008, 13:59
Gerçek sorun: Türklerin Kürtleşmesi

Fakat buraya nasıl geldiğimizi sorgulamamız gerekmektedir. Türkiye bugün bir Kürt sorununu, hem de Başbakanın ağzından ortaya koyuyorsa, bir yerlerde yanlış yapıldı demektir.

Bizce de bir Kürt sorunu vardır, o da Türklerin Kürtleşmesi sorunudur. Cumhuriyet’in ilanından bugüne, bir dönem ivme kaybetse de, Türkler Kürtleştirilmektedir.

http://www.turksolu.org/89/basyazi89.htm

Sayın Akhenaton yapmış olduğunuz kopyalamanın açmış olduğunuz başlıkla ilgisi bulunmamaktadır.
Ayrıca uzun kopyala yapıştırlar site tüzüğümüze uymamaktadır.
Lütfen kendi görüşlerinizi yazınız ve gereken hallerde link veriniz.


sayın Aydoe Türk solunun yazmış olduğu ve verdiğim linki okusaydınız ilgili veya ilgisiz olduğunu anlardınız ,

söylede diyebilirsiniz ,

bu forumda

1- Türkler ermenileri katletti.
2- Türkler kürtleri katletti topraklarının üstüne kondu.
3- Türkler faşisttir-Irkçıdır.

haricinde konu asmak yasaktır deyin bizde hangi konularda yazacağımızı bilelim,

değilmi..::rolleyes:

LifeOwneR
03-08-2008, 14:18
Farkındamısın sana cevap bile vermiyorum! Sen kulaktan dolma bilgilerinle yazmaya devam et bir gün gerçekleri görebilecek hidayete erersen o zaman haberim olsun.

AKHENATON
03-08-2008, 14:37
Farkındamısın sana cevap bile vermiyorum! Sen kulaktan dolma bilgilerinle yazmaya devam et bir gün gerçekleri görebilecek hidayete erersen o zaman haberim olsun.


bana cevap verebilmen için önce bilgili olmalısın, bu işler perihan mağdan ahmet altan okumayla olmaz, gerçek tarih bilmen gerekir.

Onursal Bedirhan
03-08-2008, 15:39
Türkiye Türklerindir , Fransa Fransızların olduğu gibi.



Kürtler Kürd'tür, Türkün Türk olduğu gibi:p

dilaver
03-08-2008, 15:55
Kör dögüşünden çıkarak tarihi süreçte Kürt meselesinin nasıl yol aldıgını izlemek sanırım en dogru yol olacaktır. 1847 tarihli aşşagıdaki belge sanırım bir Kürt Meselesinin olup olmadıgının en açık göstergelerinden biri olacaktır. Aşşagıdaki gazete haberleri Kürdistan eyaletinin Osmanlıda kuruluşu ile ilgilidir. Hem orijinalini hem de sadeleştirilmesini buraya alıyorum. Yazı okundugunda Kürdistan kelimesinin tarihimizde sıklıkla kullanıldıgı ortaya çıkacaktır.

TAKVİM-İ VEKÂYİ GAZETESİ

5 MUHARREM 1264 (14 Aralık 1847)

RESMİ TEBLÎGAT

Mukaddim ve muahhar Takvim-i Vakayi' nüshalarında keşîde-i silk sutûr-ı beyân kılındığı vechile bir müddetden berü eyâdî-i mütegallibede kalmış olan hıtta-i Kürdistanın leh-ül-hamd ve'l minh mücerred himmet bi-hemtâ-yı hazret-i şehr-yârî ve satvet-i bâhire-i cenâb tâc-dâr-ı eser-i celîli olarak bu kerre yeni başdan feth ve teshîr-i mir'ât-ı teyessürde cilve-ger olmuş ve işbu muvaffakıyyet hazret-i şehn-şâh-i mahzâ âmme-i tebaa ve berâyâ-yı saltanat-ı Seniyye hakklarında ma'tûf ve rây-gân olan niyet-i âdle ve efkâr-ı hayriyye-i cenâb-ı cihân-bânî ibtiga-yı sâmîsince herhalde min kıbel-in Râhman zât-ı fahâmet-simât mülûk-anenin mazhar envâ'-i füyûzat ve te'yidât buyurulduklarına delîl ve bürhân olub doğrusu dîbâce-i tevârîh-i ezmân olmaklığa şâyân görünmüş olduğundan hıtta-i merkumenin hüsn-i zâbıta ve râbıta-ı umûr-i mülkiyye ve istihsâl-i menâzım-ı dâimîyesiyle te'sîs-i âsâyîş ahâlî kaziyye-i matlubesine bakılması yani oraların bir idâre-i mahsûsa ve müstakılle tahtına konularak dirâyetli ve vukuflu bir zâta ihâlesiyle Diyarbekir eyâleti ve Van ve Muş ve Hakkari sancakları ile Cizre ve Bohtan ve Mardin kazâları birleşdirilüb cümlesinin bir eyâlet add ve itibâr olunması ve iş bu eyâlete Kürdistan eyâleti tesmiye kılınması iktizâ-yi hâle muvâfık ve çesbân olacağına mebnî eyâlet-i mezbureye ol sûretle münâsib bir vali lede-t-teemmül Musul valisi atûfetlü Es'ad Paşa hazretleri dirâyet ve fatânet-i kâmile ve iffet ve istikâmet-i zâtiyye ile muttasıf ve çok zamanlar ol taraflarda istihdâm buyrulmasıyla usûl ve ahvâl-i memlekete vâkıf kudemâ-yı vüzerâ-yı saltanat-ı seniyyeden olmakdan nâşî eyâlet-i cedide-i mezkûrenin müşârün-ileyh Es'ad Paşa hazretlerine ihâlesi ve ol halde Musul eyâletine bir diğerinin ta'yini tabiat-î maslahat-ı iktizâsından olarak Belgrad muhâfızı esbak atûfetlü Vecîhî Paşa hazretleri ashâb-ı rüşd ve reviyyet ve erbâb-ı sıdk ve istikâmetden ve hüsn-i idâre-i umûr-i mülkiyyeye vâkıf zevât-ı sütûde-simâtdan olması ve eğerçi Musul eyâleti şimdiye kadar Tanzîmât-ı Hayriyyeden müstesnâ olarak idâre olunmakda ise de dâire-i tanzimatda bulunan memâlik hazret-i şâhâne ahalisinin sâye-i ma'delet vâye-i hazret-i mülûk-anede mazhar oldukları menâfi' ve âsâyiş ve istirâhat ve emniyyet-i kamileyi eyâlet-i merkume ahâlisi derk ve iz'ân ederek ve bunun üss-i esâsı ma'delet olduğunu bilerek bu eyâletin dahi dâire-i nasfet bâhire-iTanzîmât-ı Hayriyyeye idhâlini arzu ve niyâz etmekde olduklarına ve ahâli-i merkumenin iş bu niyâzlarına müsâade-i seniyye-i cenâb-ı şehen-şehi bî-dirîg buyurulduğuna binâen müşârün-ileyh Vecîhî Paşa hazretleri usûl-i ma'delet-şümûl tanzimâtın ol vechile hüsn-i ....... ve tensîkına dahi muktedir bulunması cihetleriyle kendüsünün Musul valisi nasb ve ta'yin kılınması tensib ve tasvib berle ol babda isâbet-efzâ-yı sünûh ve sudûr buyrulan emr ve fermân maâlî-i ünvân hazret-i hilâfet-penâhî mantûk celli üzere iktizâları icrâ kılınmışdır.


BELGENİN SADELEŞTİRİLMİŞ HALİ

Takvim-i Vakayi'nin bundan önceki sayılarında da yazılmış olduğu gibi bir süreden beri zorba ellerinde kalmış olan Kürdistan ülkesinin “Allaha şükürler olsun ki “ Padişahın benzersiz gayreti ve ezici gücünün eseri olarak bu kez yeni baştan ele geçirilmesi başarıyla tamamlanmıştır.Bu başarı yüce Padişahın,Osmanlı İmparatorluğu tebaa ve berâyâsının haklarıyla ilgili adalet niyetinin,hayırlı fikirlerinin ve yüce amaçlarının her zaman Allah tarafından feyz ve yardıma mazhar olacağının delili ve ispatıdır. Doğrusu zamanının geldiği münasip görüldüğünden adı geçen ülkenin idaresi,içişleri ve düzeninin devamlılığıyla,güveninin tesisi ve halkın isteklerinin yerine getirilmesi yani oraların hususi ve bağımsız bir idare makamına konularak, zeki,bilgili ve olgun bir zata ihalesiyle Diyarbakır eyaleti,Van,Muş ve Hakkari sancakları ile Cizre,Bohtan ve Mardin kazaları birleştirilip hepsinin bir eyalet sayılması ve itibar olunması ve bu eyalete Kürdistan eyaleti isminin verilmesi gösterdiği lüzumdan dolayı yerinde ve münasip görülmüştür.Bu suretle adı geçen eyalete bir vali düşünülünce Musul valisi şevketli Esad Paşa hazretleri,dirayet,zeka, namus ve doğruluk vasıflarından dolayı ve uzun süre o taraflarda hizmet etmesi nedeniyle memleketin düzenine ve durumuna vakıf, Osmanlı eski vezirlerinden olduğundan adı geçen yeni eyaletin müşârün-ileyh Esat Paşa hazretlerine ihalesi uygun görülmüştür. Bu durumda Musul Eyaletine bir diğer valinin tayini işleyişin gereği olduğundan Belgrat eski muhafızı şevketli Vecihi Paşa hazretleri, doğru, düşünceli, halkla ilgili işleri idare etmeye vakıf, övgüye değer zatlardan olması ve her ne kadar Musul eyaleti şimdiye kadar Tanzimat-ı Hayriye'den ayrı olarak idare olunmakta ise de, Tanzimat dairesinde bulunan ülke halklarının, Padişahın adil koruması altında gördükleri rahat, huzur, fayda ve emniyet, adı geçen eyaletin (Musul) halkı tarafından anlaşılmış ve bunun gerçek adalet olduğunu bilerek bu eyaletin de doğruluk ve güzellik dairesi olan Tanzimat-ı Hayriye'ye dahil etmeyi arzu ve niyaz ettiklerinden adı geçen ahalinin bu isteklerine yüce padişahımız müsaadelerini esirgemeyerek adı geçen Vecihi Paşa hazretlerinin Tanzimat'ın adaletli usulleri gereğince idareye ve düzenlemeye muktedir bulunması sebebiyle kendisinin Musul valisi olarak atanması münasip ve doğru bulunmuş, bu husus doğrultusunda yüce fikirlerin sahibi padişahımızın emir ve fermanı üzerine lazım gelenler yapılmıştır.


saygılarımla

baykadir
03-08-2008, 16:11
ahmet kaya gibi insanların yaptıkları eserlerin ülkemız ınsanlarına verdiği dersler önemlidir aslında adamda derler ya şehtan tüyü var be kardeşim pkk cı olduğunu bıle bıle ınsanlar onun tarzını tutuyorlar ama bunun farkında olan ınsanlar anca ve anca kendı mılletlerınden olduğunu ınanılan ınsanları kandırmam içindir kı ahmet kaya(artık o yaya)adlı kişinın erken yaşlarda ölümunden medet umacak kadar vahim durumlara düşmüşlerdır gerçekçı ınsanların akıllarını çalmak için yapılan bır sıyasettır.

Bora4p
03-08-2008, 17:30
Gecmis tarihe bakmaya zahmet etmeyin, yakin tarihe bakin, gecen haftaya(güngörene) gecen aylara ve yillara. Ülkede Türklerin düzenledigi haric, kac tane pkk terörüne karsi gösteri ve yürüyüs var. Kürtler pkklilara gerilla demeyi birakmadiklari ve onlara karsi bir tane gösteri veya yürüyüs yapmadiklari sürece, kendilerine verilen pkkci damgasindan kurtulamayacaklar.

schonozatzsche
04-08-2008, 19:30
Pkk teröristtir Kürtlerde bir varlıktır.
Var olanı, somut olanı inkar etmekte darlıktır

dilaver
04-08-2008, 20:06
gecen haftaya(güngörene) gecen aylara ve yillara

Sayın bora4p

güngören konusunda daha henüz ortaya çıkan bir şey yok. Kandilde bomba egitimi aldı denilen kişinin o tarihlerde hastahanede oldugu ortaya çıktı. Bakın bugün şöyle bir eylem yapıldı :

http://www.bianet.org/bianet/kategori/bianet/108775/gungoren-patlamasinin-gercek-failleri-aciklansin

Gerçegi mi arıyoruz, yoksa gerçek yaratmaya mı çalışıyoruz. Ben güngören de neyin ne oldugunun hala tam anlamıyla bilinmedigini düşünüyorum. Çünkü henüz ortada ne delil var ne iddia. Sadece basının suçlamaları var, bir de bakanın açıklaması. Dilerseniz izleyip görelim.

saygılarımla

mutluluk35
05-08-2008, 00:49
Güngören saldırısı konusunda Alman dış istihbarat teşkilatı başkanının yaptığı açıklama ile ilgili olarak:

http://www.hurriyet.com.tr/dunya/9580122.asp?m=1

PKK'nın konuyla ilgili yazılı açıklaması :

http://www.timeturk.com/PKK-Biz-yapmadik-Faili-Baykala-sorun!-19521-haberi.html

Bora4p
05-08-2008, 03:01
Dilaver Bey,
bunlar hicmi birsey yapmiyor, o kadar silahla dagda piknik mi yapiyorlar?
Benim gercek demek istedim buydu, ama siz sadece bir cümleyi almissiniz:
Ülkede Türklerin düzenledigi haric, kac tane pkk terörüne karsi gösteri ve yürüyüs var. Kürtler pkklilara gerilla demeyi birakmadiklari ve onlara karsi bir tane gösteri veya yürüyüs yapmadiklari sürece, kendilerine verilen pkkci damgasindan kurtulamayacaklar.

kuranyeter
08-08-2008, 17:56
merhaba.

bu gün ülke olarak avrupa birliğine girmek isteyen oran istemeyenlere göre fazla ama girmek istenilen avrupada şöyle bir söz vardır ki herkes bilir BARBAR TÜRKLER.

çanakkalede binlerce ölen kürtler var usfada antepte maraşta ve da nice bölgelerede türk alevi kürt demeden birlikte vatan için can verecekler sonrada ucubenin biri çıkacak kürtleri beğenmeyecek işte bu yüzden barbar kelimesi tam on ikiden vurulan bir yakıştırma olmuş.tabiki ayrım yapmayanlar müstesna.

barbarlık ayrımcılık yapanların her daim taşıyacağı utançtır.

dilaver
08-08-2008, 18:01
Her ne hikmet ise :

Gazi Antep
Kahraman Maraş
Şanlı Urfa

Fazla söze gerek var mı.

saygılarımla

AKHENATON
08-08-2008, 18:16
Her ne hikmet ise :

Gazi Antep
Kahraman Maraş
Şanlı Urfa

Fazla söze gerek var mı.

saygılarımla

Her ne hikmetse Türkmen şehirleri kürt bölgesi gösteriliyor..nedendir acaba..yoksa tarih sahnesinde başka kahramanlıkları olamayacaktı fırsattan istifade yapalım dediler..:D:D..

AKHENATON
08-08-2008, 18:18
merhaba.

bu gün ülke olarak avrupa birliğine girmek isteyen oran istemeyenlere göre fazla ama girmek istenilen avrupada şöyle bir söz vardır ki herkes bilir BARBAR TÜRKLER.

çanakkalede binlerce ölen kürtler var usfada antepte maraşta ve da nice bölgelerede türk alevi kürt demeden birlikte vatan için can verecekler sonrada ucubenin biri çıkacak kürtleri beğenmeyecek işte bu yüzden barbar kelimesi tam on ikiden vurulan bir yakıştırma olmuş.tabiki ayrım yapmayanlar müstesna.

barbarlık ayrımcılık yapanların her daim taşıyacağı utançtır.

kuranyeter , bak sana kuran yetmemiş işte , çanakkalede nerde öldü şu binlerce kürt hemen bir bilgi yaz bakalım, işin komiği konu hakkında zerre bilgi olmadan çek torbadan salla mantığı ile neyi ve kimi aklamak istiyorsunuz.

kuranyeter
09-08-2008, 14:10
merhaba.

kimseyi akladığımız falan yok sen sadece sana yakıştırılan barbar lık kavramını araştırda kendini akla.
kürtlerin aklanma gibi bir dertleri yok olsa bile onu yapacak kişi ben değilim.

bu ülke de ırkçı ziyniyetler ne yaparsa yapsın kürtler türkler lazlar aleviler çerkezler bir bütün olmuştur sadece bu bütünlüğü bozmaya çalışan rantlarını düşünen bazı barbarlar tekere çomak sokmaya kalkıyorlar onuda hiç bir zaman başaramayacaklar.


çanakkalede ölen binlerce kürtleri istiyorsan gel doğuya beraber gidelim gezelim mezarlıkları kayıtlara bakalım da ölen insanların nerde öldüğünü görelim.
çanakkalede türklerde öldü. ama anlaşılan senin gibi türk ölmemiş ayrımcılık yapanlar şavaşta ölmez yatakta ölür

AKHENATON
09-08-2008, 14:45
merhaba.


bu ülke de ırkçı ziyniyetler ne yaparsa yapsın kürtler türkler lazlar aleviler çerkezler bir bütün olmuştur sadece bu bütünlüğü bozmaya çalışan rantlarını düşünen bazı barbarlar tekere çomak sokmaya kalkıyorlar onuda hiç bir zaman başaramayacaklar.


arap tarihi ezberlemekten Türk tarihini bilmezsen sonucu bu olur tabi, önce ırkçılık nedir bir öğren sonra Türk tarihinde varmı böyle bir olay bul bulabilirsen.

bu ülkede adındanda anlaşılacağı üzere Türk devletidir, ve bu ülkede 36 tane etnisite yaşar.Aslolan devletin kimin olduğudur.



çanakkalede ölen binlerce kürtleri istiyorsan gel doğuya beraber gidelim gezelim mezarlıkları kayıtlara bakalım da ölen insanların nerde öldüğünü görelim.
çanakkalede türklerde öldü. ama anlaşılan senin gibi türk ölmemiş ayrımcılık yapanlar şavaşta ölmez yatakta ölür

hiç bilgi sahibi olmadığın konularda ahkam kesme bu iş arapça ayet ezberlemeye benzemez, kurtuluş savaşı ve öncesinde kimin ne yaptığı aşiret aşiret kayıtlı ve belgelidir.

Bilgi ve belgeyle söylem yap, Nakşi-Kürt özalın yerleştirdiği mezarları bana anlatma.Genel kurmayın 2 ciltlik eseri ve Karabekirpaşanın anılarında herşey yazar, kısaca hariçten gazel okuma,

kandahar
09-08-2008, 18:05
Her ne hikmet ise :

Gazi Antep
Kahraman Maraş
Şanlı Urfa

Fazla söze gerek var mı.

saygılarımla

G. Antep, Kahramanmaraş bugün de ezici çoğunluğu Türk şehirlerdir. Kürtler İran, Irak, Suriye sınırları çizilip yerleşik hayata zorlanmadan önce bu bölgeler arasında göçebe hayatı yaşıyorlardı. Şanlıurfa bugün Türk, Kürt, Arap nüfusun aşağı yukarı birbirine denk olduğu bir şehirdir. O dönemde ise yine şehir nüfusunun ağırlığı Türk ve Arap idi.

dilaver
09-08-2008, 20:54
Kürt Meselesi başlıgına Kürdistan Vilayeti kurulması ile ilgili padişah iradesinin yer aldıgı gazete küpürünü asmıştım. Dileyenler yukarıdaki şehirlerin hangi eyalet kapsamına girdigini kapsamlı bir biçimde araştırabilirler, elbette gerçegi bulmak diye bir sorunları var ise.

Biraz daha gerçekçi olmak isteyenler ise İstiklal mahkemelerinin niye kuruldugunu ve kimleri yargıladıgını, nerelerde İstiklal mahkemesi olduguna da bakabilirler. Sanıklarının hüviyetlerine de bakabilirler.

Biraz da ayrıntı isteyenler Kürt Civanım adlı kitabı karıştırabilirler, ön bilgiler net ten de bulunabilir.

Bu da bu saçma başlıga yazacagım son ileti olsun.

saygılarımla

AKHENATON
09-08-2008, 21:29
Kürt Meselesi başlıgına Kürdistan Vilayeti kurulması ile ilgili padişah iradesinin yer aldıgı gazete küpürünü asmıştım. Dileyenler yukarıdaki şehirlerin hangi eyalet kapsamına girdigini kapsamlı bir biçimde araştırabilirler, elbette gerçegi bulmak diye bir sorunları var ise.

Biraz daha gerçekçi olmak isteyenler ise İstiklal mahkemelerinin niye kuruldugunu ve kimleri yargıladıgını, nerelerde İstiklal mahkemesi olduguna da bakabilirler. Sanıklarının hüviyetlerine de bakabilirler.

Biraz da ayrıntı isteyenler Kürt Civanım adlı kitabı karıştırabilirler, ön bilgiler net ten de bulunabilir.

Bu da bu saçma başlıga yazacagım son ileti olsun.

saygılarımla


yahu sayın dilaver birşeyleri niye anlamak istemiyorsunuz ,

Kürt demek suanki kürt demek değildir, haliyle o bökgenin kürt vilayetleri denmesi doğaldır.

Saf kürtler , yani dağ Türkleri süreç içinde arabi/farisiler tarafından kırılmış ve Türklüklerini yitirerek araplaşmışlardır.

Hal böyleyken , Harun Yahya tarzı çarpıtmalarınızdan vazgeçmelisiniz.

Saçma başlık arıyorsanız dolu var, ermeniler ve kürtler üzerine yazılmış, tarayın görürsünüz.

aydoe
09-08-2008, 21:38
sayın Aydoe Türk solunun yazmış olduğu ve verdiğim linki okusaydınız ilgili veya ilgisiz olduğunu anlardınız ,

söylede diyebilirsiniz ,

bu forumda

1- Türkler ermenileri katletti.
2- Türkler kürtleri katletti topraklarının üstüne kondu.
3- Türkler faşisttir-Irkçıdır.

haricinde konu asmak yasaktır deyin bizde hangi konularda yazacağımızı bilelim,

değilmi..::rolleyes:

Sayın Akhenaton,
Alıntı yapmış olduğun linki sen okumuşsundur.Linkte Kürt istilasından bahsediyor,Kurtuluş savaşında Kürtler savaşmadı diye bir cümle geçiyormu ki?Başlığınız ilgisiz tabiki.
Benim bu forumda Kürtler ve Ermenilerle ilgili başlıklara yazdıklarımıda okumamışsınız herhalde değilmi....?:confused:

AKHENATON
09-08-2008, 21:41
Türk tarihi boyunca , kültür ve inanışları üzerinde islam baskısı kurmak isteyen kişilere bakıldığı zaman neden hep kürt insanlar yoğunluktadır ;

Bu günümüz siyasi yapısı için dahi geçerlidir, islamı empoze etmeye çalışan kimliklerin ortak özelliği kürt olmalarıdır.

Diğer taraftan karşıt düşüncesindeki ateist kürtler ise , Türke olan her değere saldırması , terörist her gruba destek vermesi halk nezninde ateizme olan düşünceyi sarsmaktadır.

Kürtlerin bu karşıt iki taraftaki düşüncesi kimlerin ürünüdür. ?

imhotep
09-08-2008, 23:12
Sevgili Aydoe,

Sayın Fırat'ın o yazısında Kurtuluş Savaşı ile ilgili olan bağlantı yok, ama Kürt İstilası Tezi'nde Kurtuluş Savaşı'ndaki Türk-Kürt oranı da vardır. Link verilen yazıdaki bir tabloda da zaten şu anki konu başlığındaki ifade mevcut.

Sayın Fırat'ın yazısı tarihimize ışık tutan bir yazıdır. Bunu faşizm olarak algılamamak gerekir. Türksolu'nun Kürt İstilası Tezi "kan"a bakmaz. Bir insanın Türk olması için Türk ana-babadan doğmasını şart koşmaz. Gayet bilimsel bir ulus tanımı vardır ve güttüğü milliyetçilik bu çizgidedir.

Kürt sorunundaki çözümü "soykırım" değildir. Tamamen Atatürk politikalarının uygulanması gerektiğini düşünür.

Bilmeyenlere duyurulur.

Saygılar

imhotep
09-08-2008, 23:15
Kürt-İslam bağının kuvvetli olması muhtemelen Kürtlerin feodal yapılarından kaynaklanmaktadır. Bu da her feodal toplumda zaten olan bir şeydir. Toprağa ve ağaya bağımlılık arttıkça din duygusu da artar.

kandahar
09-08-2008, 23:22
Kürt Meselesi başlıgına Kürdistan Vilayeti kurulması ile ilgili padişah iradesinin yer aldıgı gazete küpürünü asmıştım. Dileyenler yukarıdaki şehirlerin hangi eyalet kapsamına girdigini kapsamlı bir biçimde araştırabilirler, elbette gerçegi bulmak diye bir sorunları var ise.


Kürdistan Eyaleti çok sonra 19.YY'da kurulmuştur. Bundan önce ise sadece coğrafi bir terim olarak Kürdistan ismi kullanılmıştır. Bu da bu bölgelerde Kürtler'in de yaşadığı gerçeğinden başka hiçbir şey ifade etmez. Yukarıdaki şehirlerden Kahramanmaraş ve Gaziantep'in Dulkadir toprağı olduğundan eminim. Urfa'nın da Kürdistan eyaletine katılmış olduğundan şüpheliyim. Ayrıca unutulmaması gereken bir diğer nokta da bu illerin sınırlarının Cumhuriyet'ten sonra belirlenmiş olduğu. Kaldı ki bütün bu illerin hepsi o eyalet içinde de olsa bu bölgelerin demografik yapısıyla alakası bile yoktur bunun. Çünkü Osmanlı eyaletleri oluştururken etnik kökene göre ayırmamıştır. Bugün İran'da Kuzistan diye bir eyalet vardır, fakat Kuz diye bir millet yoktur. Yani verilen bu bilgi hiç bir şey ifade etmez Dilaver amca.

dilaver
09-08-2008, 23:35
İslamı taşıyanlar :

Selçuklular : Selçuk beyin geçmişinde yahudiligi benimseme olasılıgı vardır. Tugrul beg halifenin kızını alır.

Gazneliler : Mahmut bir Türk kölenin ogludur.

Karahanlılar : uzun dönem egemenlikleri vardır.

Memluklar : Türk köleler tarafından kuruldu

Osmanlılar : Selçuklu ardılı olarak bilinir, oguzlar kökenli Türk

Yahu bu Kürtler ne güzel devletler kurmuşlar. :)Arapları saymazsak bu devletler haricinde İslamı yayan var mı acaba. Bu arada Kölemenler, Tolunogulları gibi saymadıgım pek çok hanedan da tarihte yer almış.

El insaf be kardeşim. Tarihin tanıdıgı tek kürt egemen Selahaddin Eyyubi, bunun dışında başka Kürt egemenligi yok. Yahu bu kadar mı gözünüz döndü.

saygılarımla

serüvenci
09-08-2008, 23:48
akhenaton;
radikal milliyetçilik damarların kabardı sanırım. kürtlerle islamı özdeşleştiriyorsan kürtlerin çoğunu tanımıyorsun demektir. kürtler arasında yezidilik inancı da yaygındır. tunceli mardin diyarbakır gibi şehirlerin köylerinde biraz dolaşman iyi olur.
ayrıca sünnilik gibi yoz bir inancı dünyaya ve diğer türk devlerine yayan veya yaymaya çalışan yine türklerdir. bunu unutma.

saygılarımla

AKHENATON
10-08-2008, 00:15
Sayın Akhenaton,
Alıntı yapmış olduğun linki sen okumuşsundur.Linkte Kürt istilasından bahsediyor,Kurtuluş savaşında Kürtler savaşmadı diye bir cümle geçiyormu ki?Başlığınız ilgisiz tabiki.
Benim bu forumda Kürtler ve Ermenilerle ilgili başlıklara yazdıklarımıda okumamışsınız herhalde değilmi....?:confused:


bununla ilgili tarihçilere danışırsanız size osmanlıdan başlayarak kurtuluş savaşına kadar savaşlardaki kürtlerin aşiret aşiret ne yaptığını gösteren eserleri bulabilirsiniz, konuyla ilgili genel kurmayın 2 ciltlik çalışmasıda mevcuttur.Karabekirpaşanın anılarında mevcuttur.

eğer ki siz savaştığını iddia ediyorsanız kanıtlarınızı alalım,

dilaver
10-08-2008, 00:25
Benim bu başlıgın 11 ci sayfasındaki yazılarımdan :

Kazım Karabekir İstiklal Harbimiz adlı kitabında şöyle demektedir " Dikkat edecegimiz mühim bir mesele Kürtlük cereyanıdır. İstanbul' da bu hususta büyük faaliyet gördüm. Bu *mıntıkamızdaki aşiretleri düzene koyarak ve beyleriniz bizzat çagırarak onları tutabilirim. *Kürdistan' ın Ermenistan olacagını anlatmakla mesele hallolur.... Ermenistanı rehin alacagım. *Arzu ettigimiz sulh için anahtar budur. "

Gene aynı kitabında Kazım Paşa " Kürt istiklali gibi propogandaların durmayacagı belli idi. Bu zehire karşı ben daha evvelden Kürdistanı Ermenistan yapmak istiyorlar, fakat Kürt *kardeşlerimizi çignetmeyecegiz diyerek bütün Kürtleri şerbetlemiştim " diye yazar."

Mustafa Kemal Paşa karargahının korunmasını için Kürt milli kıyafetiyle bezenmiş bir tabur teşkil etmişti. Bu tabura Dersimli Hasan Bey komuta ediyordu. Bu davranış dogal olarak Kürt ulusunu dünyadan kaldırmak isteyen İttihat Terakkinin siyasetine uymayan bir işti. Mustafa Kemal Paşa Kürt askeri taburunun giydigi elbise tarzında , temiz giyinmiş sekiz on *yaşlarındaki iki yetim çocugu da daima arabasında beraber gezdiriyordu.

Bugün 70 kadar milli üye ile Erzurum da toplantı halinde buluna kongre, Mustafa Kemal *Paşa ve Rauf Bey henüz İstanbul'da iken ve hatta burada , isimleri bile duyulmamışken, *büyük ve kanlı tehlikenin meydana gelecegini kesin sayan Dogu eyaletlerinin halkının karar * ve girişimi ile olmuştur. "


Kazım Karabekir mi demiştiniz.

saygılarımla

Edit : Birleştirilen başlıkla karıştırmışım. http://www.turandursun.com/forumlar/showthread.php?t=4353
bu başlıgın 11. sayfası olmalı idi.

kandahar
10-08-2008, 00:52
Bu davranış dogal olarak Kürt ulusunu dünyadan kaldırmak isteyen İttihat Terakkinin siyasetine uymayan bir işti.

Yazının geri kalanı bilgilerimi gözden geçirmem yönünde bir şey ifade etmiyor. Yalnız bu iddiayı neye dayandırdığınızı merak ediyorum.

AKHENATON
10-08-2008, 01:09
Benim bu başlıgın 11 ci sayfasındaki yazılarımdan :

Kazım Karabekir İstiklal Harbimiz adlı kitabında şöyle demektedir " Dikkat edecegimiz mühim bir mesele Kürtlük cereyanıdır. İstanbul' da bu hususta büyük faaliyet gördüm. Bu *mıntıkamızdaki aşiretleri düzene koyarak ve beyleriniz bizzat çagırarak onları tutabilirim. *Kürdistan' ın Ermenistan olacagını anlatmakla mesele hallolur.... Ermenistanı rehin alacagım. *Arzu ettigimiz sulh için anahtar budur. "

Gene aynı kitabında Kazım Paşa " Kürt istiklali gibi propogandaların durmayacagı belli idi. Bu zehire karşı ben daha evvelden Kürdistanı Ermenistan yapmak istiyorlar, fakat Kürt *kardeşlerimizi çignetmeyecegiz diyerek bütün Kürtleri şerbetlemiştim " diye yazar."

Mustafa Kemal Paşa karargahının korunmasını için Kürt milli kıyafetiyle bezenmiş bir tabur teşkil etmişti. Bu tabura Dersimli Hasan Bey komuta ediyordu. Bu davranış dogal olarak Kürt ulusunu dünyadan kaldırmak isteyen İttihat Terakkinin siyasetine uymayan bir işti. Mustafa Kemal Paşa Kürt askeri taburunun giydigi elbise tarzında , temiz giyinmiş sekiz on *yaşlarındaki iki yetim çocugu da daima arabasında beraber gezdiriyordu.

Bugün 70 kadar milli üye ile Erzurum da toplantı halinde buluna kongre, Mustafa Kemal *Paşa ve Rauf Bey henüz İstanbul'da iken ve hatta burada , isimleri bile duyulmamışken, *büyük ve kanlı tehlikenin meydana gelecegini kesin sayan Dogu eyaletlerinin halkının karar * ve girişimi ile olmuştur. "


Kazım Karabekir mi demiştiniz.

saygılarımla

Edit : Birleştirilen başlıkla karıştırmışım. http://www.turandursun.com/forumlar/showthread.php?t=4353
bu başlıgın 11. sayfası olmalı idi.

Bakınız sayın dilaver , sürekli harun yahya tarzında çarpıtma yapıyorsunuz , konuda kürtleri kişiselleştirerek kendinizce geneli kurtarmaya çalışıyorsunuz , harun yahyada böyle yapmıyormu zaten.

Münferit ve aşiret bazlı katkılar konusunda Kuvayi milliyeye verilen destek bellidir, Bunlar meclis tutanaklarında bellidir zaten, aşiretlerle anlaşılmış destekleri alınmıştır.

bunla ilgili ;

T.B.M.M. Zabıt Ceridesi, 25.12.1338, Ankara 1960, s 40

burda sorulması gereken soru , eğer ki bu topraklar ortak bir vatan ise askere gitmek veya alınmak kayıtsız ve şartsızdır.Bu iş pazarlıkla yapılacaksa bunun perde arkasında verilen menfaatleri vardr ki , aşiretler arasındaki kavgalar sonucundaki belirli destek bu yüzdendir.

Ha birde işin diğer boyutu , kurtulış savaşında destek verenlerin Kürtleştirilmiş , Türkmenler olduğudur.

karabekir paşanın kürt meselesi adlı kitabı sizi tamamen yalanlar, o bölgeyi en iyi bilen biri olarak kitabında aynen şu cümleleri kullanır

" Hamidiye Alaylarından elde edilen ünvanlarla rant sağlayan reislere bağlı askerler katıldıkları birliklerden silahları ile de firar ederek aşiretlerine sığınmışlardır ve daha sonra bu silahlarla Şeyh Sait Ayaklanmasını çıkarmışlardır. "

diğer taraftan kurtulş savasına destek veren Mardin Derik'teki Rutan Aşiretinde İstiklal Madalyaları vardır.

Diğer taraftan meclisin kurulmasıyla birlikte , kürt yöneticilerinin sevr 'i tanınması ve doğuda bağımsız kürdistan direktiflerinide unutmamak gerekir.

Söylenmesi ve itiraf edilmesi gereken tek şey , kurtuluş savaşında Türkler , kürtlerle birlikte değil kürtlere rağmen savaşı kazandığıdır , konuyla ilgili kürt isyanlarına burda girmek istemiyorum başka forumda açıcam.

evet siz ne demiştiniz ;

dilaver
10-08-2008, 01:26
Ben bir şey demedim, Kazım Karabekir dediydi. Sizin onun dediklerine verilmiş bir cevabınızı göremedim. Ermenistan olacak Kürdistan meseledssine bir cevap görmedim. Devamlı yazdıgınız iki şey ver,
Birincisi HY çarpıtmaları
İkincisi kurtulış savaşında destek verenlerin Kürtleştirilmiş , Türkmenler olduğudur.

Bu iki savı da ciddiye alıp ta tartışmam bile. Deli saçması çünkü. Daha evvel de Kürtler için Kart kurt eden Türkler demiştiniz zannedersem. Kürtlere bu ismin, Kürdistan İsminin Sencer tarafından verildigini de söylemiştim. Bunu da es geçmiştiniz. Yani kart kurtlara Türkler, Kürt diyor.

Sizin düşüncelerinizi ciddiiye alsam oturur tek tek İstiklal Mahkemeleri ceridelerinden cezaları ve miliyetleri çıkarırdım. Ama ciddiye alan biri varsa o yapsın.

saygılarımla

AKHENATON
10-08-2008, 01:36
Ben bir şey demedim, Kazım Karabekir dediydi. Sizin onun dediklerine verilmiş bir cevabınızı göremedim. Ermenistan olacak Kürdistan meseledssine bir cevap görmedim. Devamlı yazdıgınız iki şey ver,
Birincisi HY çarpıtmaları
İkincisi kurtulış savaşında destek verenlerin Kürtleştirilmiş , Türkmenler olduğudur.



bakınız ben yazdığımın arkasındayım isterseniz kürt kimliği diye forum açarsınız bize yanlış olduğunu kanıtlarsınız,

bu kadara duygusallıkla nasıl marksistim diyorsunuz hayret doğrusu.



Bu iki savı da ciddiye alıp ta tartışmam bile. Deli saçması çünkü. Daha evvel de Kürtler için Kart kurt eden Türkler demiştiniz zannedersem. Kürtlere bu ismin, Kürdistan İsminin Sencer tarafından verildigini de söylemiştim. Bunu da es geçmiştiniz. Yani kart kurtlara Türkler, Kürt diyor.



yahu ciddiye alıp almamak sizin inancınız , biliyorsunuzki inançlar yalanlardan daha tehlikelidir, Siz kürdistan kelimesini sencer söyledi diyorsunuz , bende diyorum ki , kürt kelimesi Türk halkı için kullanılan bir kelime olmakla beraber süreç içinde dezanformasyona uğrayan kesimdir, arabi - farisiler tarafından.

eğerki aksini savunuyorsanız bana kürt kimliği ile ilgili forum açarsınız, fakat netteki deli bozması ızday yazıları yazmayın okurken bile sıkılıyorum.



Sizin düşüncelerinizi ciddiiye alsam oturur tek tek İstiklal Mahkemeleri ceridelerinden cezaları ve miliyetleri çıkarırdım. Ama ciddiye alan biri varsa o yapsın.

saygılarımla

bakınız çok önemli bir konuya parmak bastınız cezalar ve milliyetler dökümanlıdır, fakat çıkarmak pek sizin işinize gelmez.


Allaha emanet olunuz..:D:D, nede olsa inanç sahibisiniz.:D

dilaver
10-08-2008, 01:43
cezalar ve milliyetler dökümanlıdır

Bu dökümanları sizden bekleyelim, diger iddialarınızı da. Ama ciddiye alınmanız için önce demagojiden vaz geçeceksiniz ve başka bir başlıkta iddia ettiginiz canlılıgın ortak genomunu bize sunacaksınız. Ondan sonra da biz sizin iddialarınızın arkasında oldugunuzu anlayalım.

saygılarımla

imhotep
10-08-2008, 02:02
Şu Kazım Karabekir dediydi muhabbeti, Taha Akyol'un "Ama Hangi Atatürk" kitabına dönmüş.

O da Mustafa Kemal'in ağzından olunca "siyasi", Kazım Karabekir'in ağzından olunca "bilimsel belge" gibi çok bilimsel bir mantık kurmuştu.

Kazım Karabekir'in Cumhuriyet muhalifi bir insan olduğunu göz önünde bulundurarak ifadelerini değerlendirmek sanırım daha iyi olacaktır. Karabekir'in ifadeleri siyasi midir değil midir irdelemek icap eder.

Saygılar

AKHENATON
10-08-2008, 02:40
cezalar ve milliyetler dökümanlıdır

Bu dökümanları sizden bekleyelim, diger iddialarınızı da. Ama ciddiye alınmanız için önce demagojiden vaz geçeceksiniz ve başka bir başlıkta iddia ettiginiz canlılıgın ortak genomunu bize sunacaksınız. Ondan sonra da biz sizin iddialarınızın arkasında oldugunuzu anlayalım.

saygılarımla

canlılarla ilgili tek geni yazamadım vakitsizlikten fakat sizde zahmet edip araştırmada bulunmamışsınız , en kısa sürede ordayım.
siz bize kürt kimliğini açıklayacakmısınız.

kandahar
10-08-2008, 02:52
Ben bir şey demedim, Kazım Karabekir dediydi. Sizin onun dediklerine verilmiş bir cevabınızı göremedim.

Noktalama işaretleri yüzünden öyle anlaşılıyor. Kaldı ki Kazım Karabekir dedi diye öyle olmak zorunda değil. Ben Atatürk'ün dediklerini bile direkt kabul etmiyorum, Kazım Karabekir'i neden sorgulamadan kabul edeyim. "İttihatçılar Kürtler'i yok etmek istiyordu" diyen kişi bunu somut verilerle desteklemek zorundadır, ötesi laf-ı güzaf. Kazım Karabekir bunu yapamayacağına göre belki siz yapabilirsiniz.

Ermenistan olacak Kürdistan meseledssine bir cevap görmedim.

Tam metin elimde olmadığından bununla ne kastedildiğini anlamıyorum. O yüzden cevap vermem söz konusu olamaz.

Devamlı yazdıgınız iki şey ver,
Birincisi HY çarpıtmaları

HY?

İkincisi kurtulış savaşında destek verenlerin Kürtleştirilmiş , Türkmenler olduğudur.

Benim öyle bir iddiam olmadı iddia etmediğim şeyleri savunacak değilim. Kürtleşmiş ya da asıl Kürt, Kürtler'in Kurtuluş Savaşı'nda ciddiye alınacak önemli bir faydaları olmadığını iddia ediyorum.

Daha evvel de Kürtler için Kart kurt eden Türkler demiştiniz zannedersem.

Ben öyle bir şey demedim. Kürtler Türk olamaz.

Kürtlere bu ismin, Kürdistan İsminin Sencer tarafından verildigini de söylemiştim.

Dediğim gibi bölge isimleri hiçbir şey ifade etmez. Kaldı ki Sencer'in Kürdistan dediği yerin tam bilinen sınırları var mıdır, Kürtler'in bugün Kürdistan olduğunu iddia ettikleri bölge ile uyuşmakta mıdır bunlar da ayrı meseleler. Çünkü kimilerine kalsa Adana da Kürdistan, Erzurum da, Malatya da.

Sizin düşüncelerinizi ciddiiye alsam oturur tek tek İstiklal Mahkemeleri ceridelerinden cezaları ve miliyetleri çıkarırdım.

Buyrun çıkarın. İstiklal Mahkemeler'i Türkler'e de, Çerkesler'e de, Kürtler'e de cezalar vermiştir. Kim yeni rejime karşı çıktıysa o cezalandırılmıştır. Buradan neye varacaksınız anlamak mümkün değil?

qw19
10-08-2008, 21:05
Kurtuluş Savaşı’nda savaşmayan Kürtler Türklerle nasıl savaştı...

Bu başlık baştan sona bölücülük zaten. Çetelesini tuttun ya.

PKK ya laf söylemeye ne hakkın var senin, oda kendi halinde Kürt faşisti, Asala'ya hiç kızma en az senin kadar faşist, bu faşistlerde enternasyonalizm yok, "Tüm dünyanın faşistleri birleşin", Jirnovski, Bush, PKK, Asala, bide bizimkiler, biraraya gelin sinerji yaratın.

Şurada Türk milliyetçileri güya Türkçülük adına PKK'nın yapamadığını yapmaya çalışıyorlar, bir de derlerki PKK'ya karşıyız, PKK'nın amacı zaten bu ayrışalım.
PKK şu söylediklerinizi para verse söyletemez.

Aklınızı, başınıza toplayın, bin düşünüp bir konuşun.

Selamlar.

AKHENATON
10-08-2008, 21:24
[B]

PKK ya laf söylemeye ne hakkın var senin, oda kendi halinde Kürt faşisti, Asala'ya hiç kızma en az senin kadar faşist, bu faşistlerde enternasyonalizm yok, "Tüm dünyanın faşistleri birleşin", Jirnovski, Bush, PKK, Asala, bide bizimkiler, biraraya gelin sinerji yaratın.


kimsenin faşistliği bizi ilgilendirmez vgm , bizi ayıran özellik bu toprakların sahibi olduğumuzdur .



Şurada Türk milliyetçileri güya Türkçülük adına PKK'nın yapamadığını yapmaya çalışıyorlar, bir de derlerki PKK'ya karşıyız, PKK'nın amacı zaten bu ayrışalım.
PKK şu söylediklerinizi para verse söyletemez.

Aklınızı, başınıza toplayın, bin düşünüp bir konuşun.

Selamlar.

dikkat ederseniz konumuz pkk nın ne istediği değil , kurtuluş savası ve kimlerin ne yaptığı ;

bu ülkede kürt sorunu var diyen kişilerin önce bu toprakların geçmişini ve kimin ne olduğunu bilmelidir.

Bizim sentez yapma gibi bir derdimizde yok zaten, Türkiye , Türk-kürt cumhuriyeti derdinde değiliz.

aydoe
10-08-2008, 21:32
kimsenin faşistliği bizi ilgilendirmez vgm , bizi ayıran özellik bu toprakların sahibi olduğumuzdur .

Oturan Boğa’nın beyazlar üzerine yaptığı bir konuşmadan kesit:
“...sahip olma isteği onlarda bir hastalık olmuş. Bu insanlar, zenginlerin bozabileceği ama fakirlerin bozamayacağı birçok kural koymuşlar. Yönetici olan zenginleri güçlendirmek için fakirlerle güçsüzlerden vergiler alıyorlar. Bizim annemizin, toprağın, kendilerinin olduğunu söylüyor, komşularını çitler yaparak kendilerinden uzaklaştırıyorlar; toprağı binalarıyla ve diğer süprüntüleriyle çirkinleştiryorlar. Bu ulus, baharda yatağından taşarak, yoluna çıkan her şeyi yok eden bir ırmağa benziyor...”

kandahar
10-08-2008, 21:47
Aydoe amca bu sözünden hareketle yanlış bir analoji kurulmasın. Biz Türkler olarak "aman da biz buraların sahibiyiz Kürtler defolsun gitsin" falan deyip kimseyi kovmaya falan da kalkışmamışız. O yüzden Kızılderili analojisi yanlış olur.

Ben bu başlıkta tarihi bir mesele üzerinden hareketle yorumlar yapıyorum. Politika karıştırmak niyetinde değilim.

qw19
10-08-2008, 22:39
Akhneton bu sitede yeterince takiyye ile karşılaştığımızdan kim ne diyordan çok, ne demeye getiriyorla ilgiliyim, senin ne demeye çalıştığın da ortada.

Tutup da bana Kurtuluş savaşının objektif tahlilini yapmaya çalıştığından bahsetmeye kalkma o zaman dürüst ve samimi olmadığın ortaya çıkar.

Sana bir Paris komünü anektodu anlatayım da, sundukların dönüp seni vurmasın.


Paris komünü olur, komunistler derebeylerinin şato ve topraklarına el koymaya başlarlar.
Baronlardan biri komünden gelene topraklarını vermeyeceğini söyler,
- Komunist : Neden vermiyorsunuz?
- Baron : Çünkü bana babamdan kaldı.
- Komunist : Babanız nerden buldu?
- Baron : Ona da babasından kaldı.
- Komunist : O nereden elde etti?
- Baron : Savaşarak kazandı.
Komunist kılıcına davranır ve
- Çek kılıcını mösyö der.

Selamlar.

aydoe
10-08-2008, 22:44
Kandahar ben Akhenaton dan alıntı yapmışım sen niye üstüne alınıyorsun ki anlamadım.
Gerçi Akhenaton la senin aranda dağlar var ama uzaktan bakınca yakın duruyorsunuz ,neyseki ben yakını iyi görürüm.

imhotep
10-08-2008, 22:48
Sevgili vgm, bu sözleri PKK para verse söyletemez demişsin de bugüne kadar söylendi de hayırlı bir sonuç mu çıktı ortaya? Kurtuluş Savaşı'nı Türklerle Kürtler beraber verdi tezi sonradan Türkler bize madik attı tezine dönüştü. Madem öyle artık gerçekleri daha da gizlemenin bir anlamı yok kanımca.

Türk-Kürt kardeştir mavalı artık geçerliliğini kaybetmiştir. Kürtlerin simgelediği bir şey varsa o da Türk'ün karşıtı olmasıdır. Tabi burada hemen faşist sesleri yükselecektir. Yükseliyor da. İşte bu sözleri de emperyalistler para verseler kimseye söyletemezler. Ulus potasında erimemiş bir toplumun emperyalizmle mücadele vermesi mümkün değildir zira.

Saygılar, Sevgiler...

kandahar
10-08-2008, 22:49
Yok hayır, üzerime alınmadım. Sadece kurduğun analojiden bir yanlış anlama çıkmasın diye o eki yaptım Aydoe amca.

qw19
10-08-2008, 23:01
İmhotep şu yazdıklarına bakan da seni anti-emperyalist falan sanacak, sen halkların kardeşliğine maval dedikten sonra hangi yüzle anti-emperyalist ve anti-faşistlikten bahsedebilirsin ki?

Türkiye de Kürtler ve Türkler gibi cephe yaratmaya çalışıp ondan sonrada PKK dan ayrı söylemler içindeymiş gibi konuşacaksın, faşist lafına da bozulacaksın, kendini alıştır buna, objektif durumunuz resmen ve tıbben faşistliktir.

Yok deki ben yanılıyorum, bak bakalım literatür ne diyor durumuna.

Selamlar.

imhotep
10-08-2008, 23:09
Benim o lafı ırken söylemediğim belli. Benim kastettiğim kültürel milliyetçilik üzerine. Literatürde de faşistin karşıtı olarak milliyetçi değil ırkçı vardır. O yüzden hiç alınmıyorum üzerime.

Hem bir saniye, PKK dedim mi ben şimdi? Nereden çıkarıyorsun PKK'yı? Ben Kürt dediğimi hatırlıyorum. Yoksa sen, PKK'ya destek verenlerin Kürtler olduğunu mu ima etmeye çalışıyorsun? Bu kadar da kötü niyetli olamazsın! Yoksa sen Kürt-Türk kardeşliğine zarar mı vermeye çalışıyorsun?

Aynı şekilde Çinli, Arap, Polinezyalı dediğimde niye PKK demiyorsun da Kürt deyince PKK diyorsun? Ayıp ayıp sevgili vgm, Halklar Kardeşi'yiz!

qw19
10-08-2008, 23:15
İma etmiyorum açıkça söylüyorum PKK ya destek verenler Kürtlerdir, ama bu çoğunluk değildir, sizin gibi tüm Kürtleri PKK destekçisi olarak değerlendirmiyorum.

İstersen polemiğe devam edelim ama çok zayıfsın.

Kendi halkına kurşun sıkanları, işkence yapanlarıda vatansever olarak görmüyorum.

Yaşar Kemal'in dediği gibi "Vatanseverim diyenden korkacaksın."

Selamlar.

imhotep
10-08-2008, 23:20
Sen kork korkabildiğin kadar sevgili vgm. Bir bakarsın parasız söylenen bu lafların ardından kendini Yugoslavya benzeri bir ülkede bulursun.

Onu bunu bırak da mozaik kaç parça ondan haber ver...

Ya da verme, boşver.

Korkma da...

Gerek yok böyle polemiklere.

qw19
11-08-2008, 11:46
İmhotep
Sen kork korkabildiğin kadar sevgili vgm. Bir bakarsın parasız söylenen bu lafların ardından kendini Yugoslavya benzeri bir ülkede bulursun.
Onu bunu bırak da mozaik kaç parça ondan haber ver...
Ya da verme, boşver.
Korkma da...
Gerek yok böyle polemiklere.

MAFIA : Morte Alla Francia Italia Anelia (Fransızlara ölüm, yaşasın İtalya)

Sevgili imhotep MAFIA Sicilya'da bir Fransız askerinin bir kıza tecavüz edip, onu öldürmesinden sonra kurulan örgüttü, rivayetlerden biri.

Bu günkü MAFIA'nın temelinin o olduğu söylenir.

İşte fikri temelleri olmayan sadece tepkisel olarak yola çıkanların vardığı yer olarak çarpıcı örnektir. Bu örnekler çoğaltılabilir. Ergenekon'da bunlardan biridir aslında.

Bölünmemek, parçalanmamak adına uygulanan şiddet aksine bölünmeyi, parçalanmayı kolaylaştırır.

Bu nedenle Yugoslavya örneğinde olduğu gibi insanlık suçu işleyenlerin yanına düşmen muhakkaktır. Yugoslavya'da senin gibi düşünenler vardı ve etnik temizlik hareketine girdiler, ne oldu, engelleyebildiler mi?. Hayır.

Bir de Türk Neo-Nazileri kendilerine Atatürk milliyetçisi demeye başladılar. Hayırlı olsun. Milliyetçilik şovenizmin yumuşak adıdır, başına Atatürk'ün ismini koymak sizi kurtarmaz, Atatürk'e saygı duyun en azından. Bir ulusal kahramanın adının böylesi ikiyüzlülükler için kullanılması gerçekten acı.
Varsa fikrin, zikrin Atatürk'ü karıştırmadan koy.

Ama hırs ve nefret lümpenlerin gözlerini kör eder, egemen ideolojiye karşı çıkmak yerine, onun maşası olup kavga etmek gibi kolay yolu seçerler, al 80 öncesi MHP, hoş sonrası da farklı değil a. Sonra da traji-komik durumlara düşerler "Fikrimiz iktidarda, kendimiz içerde" süprüntüler.

Selamlar.

AKHENATON
11-08-2008, 11:53
- Çek kılıcını mösyö der.

Selamlar.


işte evrimin doğası.

AKHENATON
11-08-2008, 11:58
İma etmiyorum açıkça söylüyorum PKK ya destek verenler Kürtlerdir, ama bu çoğunluk değildir, sizin gibi tüm Kürtleri PKK destekçisi olarak değerlendirmiyorum.


ben birazı değil hepsinin potansiyel bir nitelik taşıdığını düşünüyorum , kaldı ki tarih sannesinde sadece pkk yok , tarih sahnesinde kürde karşı inadına kazanılmış bir zafer var.



Yaşar Kemal'in dediği gibi "Vatanseverim diyenden korkacaksın."

Selamlar.

yaşar amca asla vatansever olamayacak ,

nedenmi ?

Çünkü tarih sannesinde hiç vatanı olmadı.

Her düşünce genetik özellikler taşır , gerisi sadece maskedir.

çakırcalı
11-08-2008, 14:49
BEN KÜRTÇÜ DEGİLİM!! ama ırkçı da değiLim! tamam onLar mezopotamya ya gitsinLer bizde orta asya ya döneLim..kabuL mu?
İşte kazın ayağı öyle değil dostum. Gitmek çözümse, onlar da gitmeli o zaman, çünkü tarih kanıtlamıştır ki Kürtler de Anadolu'nun yerli ırkı değildir, Asya'dan göçerek gelmişlerdir.

Konu başlığına gelince de, Kürtler tarih boyunca asla emeğin, ezilenin yanında olmamışlar; milli şuurdan yoksun ve her zaman bir asalak gibi egemen güçlerin keskin birer kılıcı olarak varlıklarını sürdürmüşlerdir. Osmanlı'daki Türkmen-Alevi ayaklanmaları, üstelik de bu ayaklanmalarda Türkmenlerin Osmanlıyı dize getirmelerine rağmen hep Kürtler tarafından ve olası en kanlı şekilde bastırılmış, yüzbinlerce insan ve hatta hayvanlarına kadar kılıçtan geçirilmiştir. Ne karşılığında? Türkmenlerin sahip olduğu yerlere, yurtlara, otlaklara sahip olmak, Osmanlı'dan gelecek üç-beş hilat ve zaptettikleri coğrafyaya Kürdistan denmesi karşılığında. Bugün dahi "7 Türkmen-Alevi öldüren, doğrudan cennete gider" inancı, o katliamların bir kalıntısı olarak Kürtler arasında yaşamaktadır.

Bugün Kars-Selim Türkmen-Alevi köylerinin neredeyse tamamı boşalmıştır çünkü PKK bu köylere sık sık baskın düzenleyip "Burası Kürdistan toprağı, siz nereden geldiyseniz oraya gideceksiniz" diyerek köylüye baskı ve işkence yapmaktadır. Köylü ise, elindeki varını yoğunu yok pahasına satıp yurtlarını terketmek zorunda kalmaktadır. Ama nedendir bilinmez, hiç kimse bu insanların İNSANİ HAKLARINI gözetmemektedir. Sanırım "Kürt halkının özgürlük mücadelesi" kapsamında değerlendiriliyor. Moda oldu ya!

Irkçılığa karşıyım ancak, bir takım tarihsel gerçekleri dile getirmek de ırkçılık olarak değerlendirilmemelidir. Osmanlı'nın tarihinde bir kez olsun sesini çıkarmayan, Türkmen katliamlarından başka bir halta yaramayan Kürtler, cumhuriyetle birllikte (ilk 15 yıl içinde) onlarca isyan çıkardılar ve bu sayede Musul-Kerkük tamamen yitirildi. Hala da PKK ve onun meclis uzantısı DTP aracılığıyla cumhuriyetin karşısındaki en büyük tehlike olarak varlıklarını sürdürüyorlar. Cumhuriyetin kurulmasında en ufak katkıları olmadı ama yıkılması için ellerinden geleni yapıyorlar. Ne yapalım yani, "Aman, birileri bize faşist der" diye bunları dile getirmeyelim mi?

Kürtler, cumhuriyetin kurucu unsuru değildir ama yıkıcı unsur olarak üstlerine düşeni en iyi şekilde yerine getiriyorlar.

imhotep
11-08-2008, 14:59
Bizimkisi anlık öfkelenmeler değil sevgili vgm, 80 küsür yıl yaşındaki bir politika. Sizin bahsettiğiniz gibi asalım keselim dediğimi de hatırlamıyorum. Tek dileğimiz Atatürk politikalarının uygulanması başka bir şey değil. O yüzden bizleri Atatürk'ün arkasına sığınmakla suçlayamazsın. Biz görünümde Atatürk olsun politkalar başka olsun demiyoruz ki...

Atatürk politikaları ciddi ciddi incelenmeli bu konuda. Onun yaptıkları bizim söylediklerimizden faklı değil.

Saygılar

çakırcalı
11-08-2008, 15:07
Yaşar Kemal'in dediği gibi "Vatanseverim diyenden korkacaksın."

Hakikaten öldürücü, kahredici bir tesbit. Sırf Yaşar Kemal bunu yumurtlamış ya, artık bir düstur olmalı tabii!

Ben de, ünlü bir Fransızın şu özdeyişiyle cevap vereyim: "No mösyö!"

Beyefendi, vatanseverim diyenden sadece vatan haini korkar. Dünya yüzeyinde eğer ülkeler varsa, sınırlar varsa, uluslar varsa, Türkiye de olacak, Türk ulusu da olacak. "Ben enternasyonalist sosyalistim, vatan sınır tanımam. İsteyen istediği gibi bölsün, ülke bütünlüğü de neymiş?.." tünden hezeyanların enternasyonalislikle alakası yok:)

qw19
11-08-2008, 15:51
Çakırcalı yazıları gözünle okusaydın, yazdıklarımın tamamen bölünmeye ve parçalanmaya karşı yazıldığını görebilir ve talihsizlikten öte olan saçmalıkları yazmazdın.

O sözdeki ironiyi de anlayıp, anlamaza yatıp, çamura batmazdın.

Vatanseverim denilerek, vatansever olunmaz.

Kürtler Alevi Türkmenleri kesmişler, kestiren kim Osmanlı o yüzden acizane savunmaları bir kenara bırak. Kızacaksan Osmanlıya kız, maşaya kızma, onu tutan ele kız.

O çok bayıldığın Alevi isyanlarınında Şah yanlısı olduklarınıda kavrayıp ondan sonra kız. Bunun için Pir Sultan'ın şiirlerine de bakman kafidir.

Aynen şu anda yazmış olduğun gibi aciz ırkçılık, çözümü istemeyen, çözmek istemeyen bir devlet var, buna karşı çıkmıyorsun, hamaset edebiyatı yapıyorsun. Türk ordusu dünyanın 4. büyük ordusu, karşısında ki silahlı güç (PKK) maximum 10bin, Türk ordusunun ve emniyet güçlerinin silah, teçhizat, lojistik ve personeli göz önüne alındığında 1e 1000 gibi bir güç oranı çıkar.

Ve bu savaş 30 yıldır bitmez, demek ki devlete hakim olan, içindeki kimi güçler bu savaşın bitmesini istemiyor.

Şimdi ben bu işte kimi suçlamalıyım, kime kızmalıyım?

Evlatları PKK tarafından kandırılan, kaçırılan ailelere mi Kürt'ler ya onlar, ortalama bir birikime bile sahip olmayan Apo'yamı, yoksa her türlü olanağa sahipken 18, 20 yaşındaki tecrübesiz gençlerimizi sürekli savaş halinde olan PKK'lıların üstüne gönderenleri mi, oradaki aşiretleri PKK ya karşı savaş diyerek silahlandıran hükümetlere mi, kendi ülkemizdeki üslerden kalkarak PKK lılara yardım malzemesi, silah, mühimmat atan ABD uçaklarına izin verenlere mi.

Gerçekten bunlara karşı çıkılması gerekir.

Üzüldüğüm gençsiniz, sizin bunları görmeniz lazım, hadi 40 ı geçmişler çıkarları için her boku yer. Size ne oluyor da hemen güçlüden yana davranıyorsunuz, ipinizle, kuşağınızdan başka neniz var.

Düştüğümüz duruma bak be, vatana sahip çıkmak, emperyalizme ve faşizme karşı olmak, mazlumun yanında yer almak iki eski çakaralmaza mı kalmalıydı.
Yazıklar olsun sizin gibi gençlere.

Haydi efem iki dönüver şimdi.

Selamlar.

çakırcalı
11-08-2008, 16:12
Ne ironisinden bahsediyorsun vgm? O sözü ironik anlamda kullandığına bir tane olsun belit var mı ki, bir de karşıdakini saçmalamakla suçlayarak saçmalıyorsun. Senin o "araştır araştır" dediğin şeylerin arasında yetiştim ve araştılacak kadar da araştırdım. Yaştan bahsediyorsun ama yazdıklarından çıkardığım sonuca göre benim oğlumla yaşıtsın sanırım. Daha 13 yaşında çünkü.

O senin dediğim olguların varlığı, tarihsel gerçekleri örtbas mı eder yani? Pirsultan'ın şiirlerini okursan o dediğin Şah'ın İran şahı olmadığını da pekala görürsün. Bilmediğin konularda ahkam kesersen çamura asıl sen batarsın vgm! Bunu sen ve senin yaşıtların göremez belki ama sizin görülmediğini sandığınız şeyleri görecek çok insan var, unutma.

Neymiş, Osmanlıyı bırakıp maşaya saldırıyormuşum. O) senin dediğin maşa-maşalar olmasaydı, Osmanlı "OSMANLI" olur muydu, vgm?

"Osmanlının maşası Kürtlere" yönelik bir eleştiri, cumhuriyet döneminde yaşanan ve senin sıraladığın bir takım olguları görmediğimiz anlamına mı geliyor, vgm? Aristo mantığının nerdeyse asırlar önce çürütüldüğünü bilmiyor musun, vgm?

NOT: Bu arada süper moderatör olduğunu farkettim, vgm. İmamla cemaat arasındaki diyalektik bağıntıyı zikretmeme gerek var mı, vgm? Sen bir fikre-görüşe böylesine saldırgan bir davranış sergilersen, gelip geçici olan kişilerden nasıl saygılı bir uslup beklersin, vgm?

AKHENATON
11-08-2008, 16:50
Sizin bahsettiğiniz gibi asalım keselim dediğimi de hatırlamıyorum.

Saygılar

asmayıpta besleyelimmi. ?

besle kargayı oysun gözünü.

AKHENATON
11-08-2008, 16:59
Ve bu savaş 30 yıldır bitmez, demek ki devlete hakim olan, içindeki kimi güçler bu savaşın bitmesini istemiyor.


Türkiyeyi Türkler yönetmediği sürece bu savaş devm eder. Ne zamanki yönetime , Atatürkün dediği gibi Türk bakışı ile bakanlar gelir, bu savaş o zaman bitmiştir.




Evlatları PKK tarafından kandırılan, kaçırılan ailelere mi Kürt'ler ya onlar, ortalama bir birikime bile sahip olmayan Apo'yamı,


kimsenin kandırıldığı falan yok , öncelikle bu teşhisi iyi yapalım, bu iş pkk da başlamaz pkk dada bitmez.

Kastronun dediği gibi emperyalizmin maşası kürtlerden kurtulmadan Türklere özgürlük yoktur.

Buna ister ırkçılık de ister faşistlik isterse başka birşey , gerçek ortada ve açıktır.





Üzüldüğüm gençsiniz, sizin bunları görmeniz lazım, hadi 40 ı geçmişler çıkarları için her boku yer.


işte Türk sosyolojisi bilmeden yazmış olduğunuz bir saptama , Türk için hayatta en önemli şey vatanı için canını karşılıksızca feda etmektir. Siz Roma ile Türkü karıştırdınız.




üştüğümüz duruma bak be, vatana sahip çıkmak, emperyalizme ve faşizme karşı olmak, mazlumun yanında yer almak iki eski çakaralmaza mı kalmalıydı.
Yazıklar olsun sizin gibi gençlere.

Haydi efem iki dönüver şimdi.

Selamlar.

emperyalizme karşı çıkmak için önce bu topraklardaki tarihsel maşalarını kazımaktan geçer, yoksa ucuz hümanist söylemlerle olmaz bu iş.

imhotep
11-08-2008, 17:52
asmayıpta besleyelimmi. ?

besle kargayı oysun gözünü.


Ne besliyorsun Akhe? Hayvan mı?

Suçsuz günahsız insanlardan bahsediyoruz. Çözümün gerçekten de dar ağacı mı?

Eğer öyleyse, evvela o dar bakış açısından sıyrıl.

Saygılar

qw19
11-08-2008, 18:07
Çakırcalı senden saygı beklediğimi söylediğimi hiç hatırlamıyorum, zevzekliği zeybeklik sanıyorsun.

Birincisi Yaşar Kemal'in sözü, vatanseverlik kisvesi adı altında yapılan vatan hainlikleridir kastedilen. Kör gözün parmağıma. Gözünle oku diye ondan diyorum.

Ki bunu anlayıp devam ediyorsun.

İkincisi Osmanlı da çıkarılan alevi isyanları, şahın ajanları vasıtasıyla çıkarılmıştır, o isyanlar da devlet, devlet olduğu için bastırılmıştır. Yavuz sayesinde imparatorluk ayakta kalmıştır. Bilmeden bildiğini iddia etme, ordaki şah da şahdır. İnadına yazılmış bir şiirdir. Şeyh Bedrettin, Börklüce Mustafa, Torlak Kemal bu isyanların tamamında dönemin İran etkisi vardır.

En önemlisi; Diğerlerini geç bi kalem, aleviler iyi, kürtler kötü oynamıyoruz.

Üçüncüsü kime kızmak gerekir noktasında zeybekliğini de göremedim, hala.

Lafı dolandırıp durmadan özüne gel konunun,

Çakırcalı ırkçılık benim gözümde affedilmeyecek tek şeydir, ipe sapa gelmez çünkü. Sende laflarından nedamet getir, saygı gör.

Selamlar.

Squall
11-08-2008, 18:18
Atatürk milliyetçileri nazi olup sosyalist bozması, ucuz hümanist söylemlerine sahip neyi savunduğu belli olmayan komünist eskileri vatansever öylemi..???

Neden itiraf etmiyosunuz Atatürk: "Ne mutlu türküm diyene" cümlesini söyledikten sonra komünitler için bitmiştir..

Sizler için Atatürk'te faşistin tekiydi..

kandahar
11-08-2008, 18:27
Şeyh Bedrettin, Börklüce Mustafa, Torlak Kemal bu isyanların tamamında dönemin İran etkisi vardır.


Şeyh Bedreddin ve halifelerinin çıkardığı isyanlarla İran ya da İranlılığın alakası bile yoktur. Zaten o dönemde bir İran-Osmanlı çekişmesi de yoktu. İsyanlar da Doğu değil Balkan ve Batı topraklarında olmuştur.

AKHENATON
11-08-2008, 18:55
Ne besliyorsun Akhe? Hayvan mı?

Suçsuz günahsız insanlardan bahsediyoruz. Çözümün gerçekten de dar ağacı mı?

Eğer öyleyse, evvela o dar bakış açısından sıyrıl.

Saygılar

öncelikle kimmiş bu suçsuz insanlar , dağ uzantıları meclise kadar giren , belirli vilayetlerde sürekli bebk katili şerefsizin resmini açan günahsızlarmı.

artık beynimizi uyuşturmaktan vazgeçelim.kimse günehsız değildir ve günahının bedelini ödemelidir.nihayetinde bu topraklarda 1800 den beri yaşanan kürt isyan ve bölge Türkmenlerine katliam uygulayanlar topraktan çıkmıyor.

artık beynini uyuşturmaktan vazgeç mimar , tarih belli.

dilaver
11-08-2008, 22:10
‘SORUN BİZDEN ÖNCE DE VARDI, BİZ EYLEMLERE SON VERSEK DE ORTA YERDE DURACAKTIR’

RÖPORTAJ: HAKAN TAHMAZ


»ABD’nin, Türkiye ile size karşı yakın işbirliğine girmesinin nedenleri nedir?
ABD’nin, bize karşı bugünkü politikasının esas çerçevesi başkanımızın uluslararası bir komployla tutuklanmasıyla şekillendi. Bunun esası hareketimizin tasfiyesini esas alan Kürt sorununun çözümünü oluşturuyor. Bu konuda ABD hiçbir zaman gevşemedi. Mesela, ABD’nin baskısıyla, hareketimiz 2002"de, AB’nin terör listesine alındı. Yine 2001-2003 yıllarında hareketimizin uluslararası alandan tasfiye edilmesine dönük en aktif rolü ABD oynadı. 1999 sonrası ABD bizi parçalamaya çalıştı. Sorunuza dönecek olursak ABD, Türkiye’nin bölge sorunlarında kendisiyle birlikte davranmasını önemsiyor. Bizim anladığımız kadarıyla AKP’nin, İran devletiyle de gizli anlaşması var.

»Bu anlaşmanın içeriği nedir?
ABD’nin, İran’ı sıkıştırmasına karşı İran’ı koruma, onunla davranma. Türkiye, İran’la enerji anlaşması yaptı. AKP, aynı zamanda ABD’yi de idare etmeye çalışıyor. ABD, için Türkiye çok önemli. Türkiye ise, ABD"ye bizi dayatıyor. Türkiye, ABD’nin uluslararası alandaki diplomatik desteğini yeterli görmüyor, askeri alanda daha fazla destek, işbirliği istiyor. Bunun sonucu kara ve hava saldırıları yapıldı. Yani ABD, 5 Kasım 2007"de Türkiye’yi İran’a karşı yanına çekmek için anlaşma yaptı. Tam da bu noktada bazı sol çevrelerin bizim ABD’ye bazı konularda göz kırptığımıza ilişkin iddialarının birer halüsinasyon olduğu ortadadır.

»Sol çevrelerin eleştirilerini nasıl değerlendiriyorsunuz?
Biz küçük bir sol grup gibi davranamayız. Biz uluslararası alanda mücadele ediyoruz. Birçok devlete karşı aynı anda mücadele ediyoruz. Biz her sıkıştığımızda, her önümüze gelene karşı kılıcımıza sarılamayız. Bizim doğuşumuzdan itibaren bir çizgimiz var. Her şeyden önce bunun ısrarlı savucusu, uygulayıcısı ve takipçisiyiz. Bu çizginin savusunu yaparken, halkımızın bizden beklentilerine de yanıt vermeye çalışıyoruz.

»Çizginizi nasıl tanımlıyorsunuz?
Bölgemizde ciddi bir savaş sürüyor. Bu savaşın bir tarafında statükocu güçler var. Bir tarafında küresel, uluslararası sermaye güçleri var. Bize göre statükocu güçlerin, devletlerin bölge haklarına vereceği bir şeyleri yok, sorunları çözebilecek kapasiteleri de yok. Bölgenin dayattığı değişim ve dönüşümdür. Statükocular bunları karşılayacak enerjiye ve bakış acısına sahip değil. Bunlar eskide direniyorlar, değişime karşılar. Biz bunlardan yana olamayız. Diğer taraftaki küresel sermaye güçleri ise kendi global çıkarlarıyla bölgeye yaklaşıyor. Bölgenin, Ortadoğu’nun sorunlarının dışarıdan reçetelerle çözülemeyeceğini ve küresel güçlerin Ortadoğu’ya demokrasi getiremeyeceklerini de çok iyi biliyoruz. Dolayısıyla biz burada, herhangi bir tarafı tutma, bu güçlerden birinden yana taraf olma pozisyonuna giremeyiz, girmeyiz. Kürtler tarihte hep birileri tarafından kullanıldılar. Bugüne kadar Kürtler bölgede herkesin elinde bir kart oldu. Biz buna karşı bir hareket olarak ortaya çıktık. Biz ne bölgedeki egemen güçlerin ne de küresel güçlerin kartı oluruz. Biz Ortadoğu’da üçüncü gücüz.

»Kerkük sorunu nereye doğru gidiyor?
Kerkük meselesinin, ulusal sınırların altını kalın çizgilerle çizen bir anlayışla çözüme kavuşturulmasının mümkün olmadığını düşünüyoruz. Çünkü her şeyden önce ulusal devlet modeli artık demode oldu. Bu nedenle artık, şu şehir benim, bu şehir senin anlayışıyla bu sorun çözülemez. Halklar arası belirgin sınır savaşını anlamlı bulmayız. Kendi sınırları için en fazla çarpışanlar, Almanlarla Fransızlardı, ama şimdi sınırlarını kaldırdılar. Dünya global bir dünya olarak küçülüyor. Bu nedenle bizim için güneyin sınırı şuradan olmuş, buradan olmuş önemli değil. Ama Kerkük ayrıdır. Ayrıcalığı, Kürt halkının iradi bir güç olabilmesinde yatıyor. Kerkük’ün Kürt bölgesine bağlı olmasını istemeyenlerin esas gerekçeleri Kürtlerin elde edecekleri ekonomik güçten korkmalarıdır. Kürtlerin köle olarak kalmasını isteyenler, bunu bir kırmızı çizgi haline getirdiler. Bu nedenle halkların iradesini temel ilke edinmiş bir hareket olarak biz, bu durumu düşünmek durumundayız. Biz Kerkük’ü, bu noktada Kürt halkının iradeleşip, iradeleşememesi olarak ele alıyoruz. Şöyle ki, Türkiye kilometrelerce uzakta “hayır Kürt bölgesine bağlanmayacak” diyor. Keza Iran, keza Araplar aynı şeyi söylüyor. Şu anda Erbil’de, Süleymaniye’de, Dahok’ta petrol dışında bir gelir kaynağı yok. Güneyin halkı dışarıdan sürekli ekonomik fon alıyor. Kendi ekonomik bir gücü yok. Ekonomik gücü olmayanın, siyasal gücü de olamaz. Bu durumun kalıcılaşmasını isteyenler, Kerkük meselesini çözümsüzlüğe sürüklüyor. Kerkük’ün Kürt bölgesine bağlanmasını engellemeye çalışıyorlar. Bu nedenle Kerkük sorununu özgün ele almak gerek. Konuyu Kürtlerin iradeleşip-iradeleşememe sorunu olarak ele almak gerek. Kerkük coğrafi olarak bir Kürt bölgesidir. Ancak burada Kürtlerle birlikte, Türkler, Araplar gibi birçok etnik kesim yaşıyor. Bu nedenle özel bir statü bulunarak Kürt bölgesine bağlanmalıdır. Bütün kesimlerin kendilerini özgürce ifade edebilecekleri bir sistem bulunabilir. Birlikte yaşayıp, birlikte yönetim modeli oluşturulabilir.

»Küresel güçlerin, 11 Eylül sonrasında “terör” diye tanımladıkları, silahlı mücadele yöntemine karşı geliştirdikleri konsepti nasıl değerlendiriyorsunuz?
Biz aslında 1993"ten itibaren silahlı mücadele döneminden faklı bir sürece girilmesi gerektiğini tartışmaya ve değerlendirmeye çalıştık. 1998"deki bizim tartışmalarımızı, önderliğimizin konuşmalarını araştıranlar hareketimizin bir arayış içinde olduğunu çok rahat görecektir. Bu süreç 1999"da önderliğimizin savunmasıyla somutluk kazandı. Yani bazılarının sandığı gibi önderliğimizin yakalanmasıyla başlamadı. Hatta önderliğimiz bu konuyu ilk kez Roma’da çok açık bir biçimde ortaya koydu. İmralı savunmasında bunları sistematikleştirdi. Biz eski klasik silahlı mücadele döneminin aşıldığını düşünüyoruz. Bu anlamda biz silahlı mücadeleyi sadece ve sadece meşru savunma zemininde yürütülmesini doğru buluyoruz. Bunun dışında saldırı tarzında silahlı mücadeleyi tasvip etmiyoruz. Hatta bunu terör olarak tanımlıyoruz. Burada dikkat edilmesi gereken nokta, savunma hakkının sınırlarının çok iyi belirlenmesidir. İnsanların kendi hakları için mücadele etmesinin önünün tıkanması, demokratik olanaklardan mahrum bırakılması ve bunların silah ve şiddetle yapılması bizim temel kriterimizdir. Bizim için insan onuru ve haysiyeti her şeyin ama her şeyin üstündedir. Bunu savunmak, hukuksal, siyasal ve demokratik biçimde yapılamıyorsa, silahlı savunma insanların doğal hakkıdır. Biz silahlı güçlerimizi bu çizgiye çekmeye çalışıyoruz.

»Araçların yakılmasını ve Diyarbakır başta olmak üzere birçok yerde sivillere yönelik silahlı eylemler yapılmasını da bu kapsamda mı değerlendiriyorsunuz?
Bu aşırılıklar yaşanıyor. Bunları tasvip etmiyoruz. Diyarbakır’daki yaşanan patlamayı araştırdık. Yerel birimin kendi inisiyatifinde tasarladığı bir eylem olmuştur. Biz bunu doğru bulmuyoruz. Sizin sorduğunuz eylem türleri mahkûm edilmesi gereken eylemlerdir. Bu tür eylemleri geride bırakmak öyle sanıldığı kadar ne yazık ki kolay olmuyor. Geçmişte yaratılan savaş kültürünün kalıntılarıyla uğraşmak durumundayız. Ama bizim savunma dediğimiz sadece askerlerin saldırı anında ona karşı koyma değildir. Kendimizi her türden saldırı tehdidinden korumayı içerir. Bu, aynı zamanda bize karşı harekete geçmeyi planlayan ya da düşünen gücü bundan caydırmaktır. Ancak bunlar sivil hedefler olamaz. Sivillere zarar veren her türden eyleme kesinlikle karşıyız. Bunlar yanlış eylemlerdir. Bizim anlayışımıza uymaz. Bunun önlenmesine dönük büyük bir çaba içersindeyiz.

»1999 sonrası ayrı bir devlet kurma fikrini terk ettiniz. Radikal demokratik talepler için silahlı mücadele yürütüyor olmak bir çelişki değil mi?
Biz, silahlı mücadele vermiyoruz. Biz, “meşru savunma savaşı” veriyoruz. Kürt sorununun çözümünün de silahlı mücadeleyle değil, siyasi mücadeleyle olacağından hiçbir kuşkumuz yok. Burada güncel olması açısından bir şeyi belirtmek isterim. Ağrı’da Alman turistlerin alıkonulması sonrasında Ağrı valisi bir açıklama yaptı ve “Bunlar son çırpınışlardır, bir şey yapamadıkları için bu tür riski az eylemler yapıyorlar. Dikkat ederseniz saldırı durumları kalmamıştır” gibi laflar etti. Bu tür lafları çoğu zaman devlet yetkilileri ediyor. Köşe yazarları da benzer bir tahrik dili kullanıyor. Adeta niye saldırmıyorsunuz diyorlar. Biz daha fazla kan dökülmesini önlemeye çalışıyoruz. Benzer tahrik dili hava ve kara saldırılarında da kullanıldı. Kim ne kazandı, neye yaradı?

»Dünyada benzer sorunlar yaşamış birçok ülkesinde Sinn Fein gibi yapılar ortaya çıkmış. Bizde neden benzer yapılar ortaya çıkmıyor, DTP niçin benzer rolü yerine getiremiyor, PKK, kendisi dışında politik bir odağın gelişmesini istemiyor mu?
Bir kez sizin örnek gösterdiğiniz oluşumlar, İngiltere gibi köklü demokrasi geleneği olan ülkelerde gelişti. Sözünü ettiğiniz yapının bütün kadrolarını eski gerillalar oluşturuyor. Sistem buna izin veriyor. Bizde ise bu imkânsız. Silahıyla Türkiye gelen barış grubu üyeleri yıllarca cezaevinde tutuldu. Hala 5 arkadaşımız cezaevinde. Biz bugün silahları bıraktık geliyoruz desek, çoğumuz yıllarca veya ömrümüzün sonuna kadar cezaevinde tutuluruz. Önderliğimize karşı izlenen siyaset de bunu gösteriyor. Bize demokratik zeminlerde siyaset yapmanın önü açılmıyor. Meclistekilere “PKK’ye terör örgütü” diyeceksiniz dayatması yapılıyor. Sürekli partiler kapatılıyor, yöneticiler cezalandırılıyor. İkincisi de bizim mücadele koşullarımız, bölgemizin gerçekliği de buna çok fazla uygun değil. Belki de Türkiye’de böylesine bir şeye gerek yok. Her ülkenin kendi koşullarını değerlendirmek gerekir. DTP yapılanması bizimle aynileştirilemez. Devlet bunu yapmaya çalışıyor. DTP de bizim gibi bir Kürt örgütlenmesidir. Bizimle aynılaşmasını biz istemiyoruz. Çünkü biz kendi özgünlüğümüzü koruyarak, koşulların uygun olması durumunda demokratik siyaset zemininde PKK olarak var olmak istiyoruz. Siyasette kendi rolümüzü oynamak isteriz. Ama değişik kadrolar eliyle ara bir halka gibi Kürt demokratik legal siyasetinin de önemli bir işlev göreceğine inanıyoruz. Biz kendi özgünlüğümüzü korumaya çalışıyoruz ama DTP’nin rolünü oynayamamasının nedeni biz değiliz. DTP’yi işlevsiz bırakan AKP, CHP ve ordudur. Siz diyorsunuz ki DTP demokratik siyaset alanında daha etkin olmak istiyor. Bu güzel de, onların elini, kolunu tutan biz değiliz ki. DTP’nin elini, kolunu bağlayan, Ahmet Türk’ün elini sıkmaktan imtina eden AKP zihniyetidir.

»DTP’nin, TBMM’de grup kurmasıyla birlikte önünü kesmek için PKK’nin şahin kanadını yönetime getirdiği gerçek değil mi?
Bir kez DTP yönetiminin nasıl oluştuğuna hiçbir biçimde karışmayız, karışamayız. Biz DTP kadroları içinde ayırım yapamayız, yapmayız. Hepsine aynı düzeyde yaklaşırız. Benim gördüğüm kadar DTP’ye en büyük kötülüğü DTP içindeki fikri farklılıklardan çatlaklık yaratmak isteyenler ve şahin-güvercin ayrımı çıkarmak isteyenler yapıyor. Bu sanal bir şeydir. TBMM altında nasıl şahinlik yapılır ben pek anlamıyorum. Şahinlik yapmak isteyenlerin orada ne işi var bilemiyorum. DTP’lilerin de yanlışları, yetmezlikleri söz konusudur. Biz de esas olarak parlamenter zeminde işlevli olacakların yönetime gelmesini isteriz. Ama sadece isteriz. Herhangi bir müdahalemiz söz konusu olamaz. Şunun altını bir kez daha çizmek istiyorum. DTP’yi etkisiz kılmak isteyen AKP’dir. DTP buna karşı direniyor. Bunu da saygıyla karşılıyoruz. DTP’nin iç sorunları olabilir. Biz bunları bilemeyiz ve hiçbir biçimde karışmayız. Hareketimizin bir genel çizgisi ve çerçevesi var. Bütün mücadele alanlarında bu genel çerçeveye uygun davranılmasını isteriz.

»Ergenekon operasyonu ve parti kapatma davalarını nasıl değerlendiriyorsunuz?
Türkiye’de bir iç iktidar kavgasının olduğunu düşünüyoruz. AKP’nin kapatılması ve Ergenekon operasyonu bir iktidar kavgası olarak çıkmaza girdi. Türkiye’yi yeni bir siyasal krize doğru sürüklüyor. Bu kavganın uçları belirginleşti. Bir tarafta siyasal İslam olarak tanımlanan ve devleti ele geçirmek isteyen AKP var. Diğer yanda daha çok ulusalcı, devlet eksenini temel alan, kendini devletin sahibi olarak gören güçler var. Bunlar arasında savaş derinleşti, Türkiye’yi çıkmaza, çözümsüzlüğe sürüklüyor. Türkiye uluslararası bir müdahaleyle karşı karşıya. Uluslararası güçler bu iki kesimden birini destekliyor değil. Her iki tarafın da sivri uçlarını törpüleyerek, Türkiye’yi yeniden dizayn ediyorlar. Generallerin tutuklanmasıyla birlikte bu işin AKP’nin boyunu çok aştığını görmek gerek. Bu temiz eller operasyonu, demokratikleşme çabası hiç değildir. Aynı biçimde bir laiklik kavgası da değildir. Her iki cepheyi bir noktada uzlaştıracaklardır. Bu görülüyor. Muhtemelen ordu kendi içinde bir temizliğe gidecektir. Bu emekli generallerin hiç mi ordu içinde ilişkisi yok? Bunların arkadaşları, öğrencileri yok mu ordu içinde, böyle bir şey olabilir mi? Bu operasyonun bir parçası da DTP’ye yöneliktir. Anayasa Mahkemesi"nde dava tam da bu amaçla açıldı. DTP’yi kapatarak, demokratik Kürt siyasetini hizaya sokmaya çalışacaklar.

»Sol ve demokrasi güçleri nasıl bir görevle karşı karşıyadır?
Bu iki cephe karşısında sol bağımsız çizgisini tarihin bu aşamasında hayata geçirmelidir. Ne devletçi, darbeci bir yaklaşımdan yana olmalıdır, ne de çıkarcı, takkiyeci bir anlayıştan yana olmalıdır. Bu konuda acil gerçek halk muhalefetine, demokrasi hareketine ihtiyaç vardır. Ciddi bir boşluk söz konusudur. CHP ne yapıyor? Açıktan darbecilik yapıyor, darbecileri kamufle etmeye çalışıyor. Darbeci siyaseti esas alıyor. AKP ise her konuda takkiyeci bir siyaseti esas alıyor. Geriye bir tek MHP kalıyor. Bu tablo büyük riskleri gösteriyor. Tam da bugün sola ihtiyaç var. Aktif siyasetin içinde olsun, olmasın, solun mukadderatını değiştirecek şahsiyetlere, gruplara, güçlere çok önemli görevler düştüğünü düşünüyoruz. Biz buna kendimizi de dâhil ediyoruz.

Tarihin bu aşamasında Türkiye demokrasi, sol, sosyalist güçleri ve Kürt hareketi bir biçimde birleşerek, halklara güven verici bir perspektifi oluşturmak, ortaya çıkarmak, gerçek bir halk muhalefeti yaratmak sorumluluğuyla karşı karşıya. Güçlü bir demokrasi hareketi yaratma şansı doğdu. Şimdi bu şansı değerlendirmek gerekir. Bizim çağrımız bütün sol, demokrasi güçlerinedir.

Sorumluluğumuza sahip çıkalım. Dar grupçu hesaplar uğruna bu önemli tarihsel fırsatı kaçırmayalım. Solun parçalı durumu sorunlara yanıt üretmeye elverişli değil. Kitlelere ümit vermiyor. Ciddi birikime sahip şahsiyetler çok farklı yerlere savruluyor, hiç olmadık yerlerden beklentilere giriyor. Büyük bir potansiyel heba oluyor. Bunun için bütün sol şahsiyetler, çevreler, gruplar, kitle örgütleri, emek örgütleri, gerçek demokrasiden, halkların kardeşliğinden yana olanlar, Türkiye’nin zorla değil gönüllü birliğinden yana olan bütün güçler bir çatı örgütü yaratmalı.

devamı var

dilaver
11-08-2008, 22:11
»Türkiye’de herkesin bir çatı örgütü tanımı var siz nasıl tanımlıyorsunuz?
Herkesin başka bir tanımı olduğu bir gerçek. Çatı örgütüyle biz, herkesin kendi özgünlüğünü koruyarak ortak bir noktada buluşmasını anlatmaya çalışıyoruz. İdeali yeni bir parti altında buluşmaktır. Ama yıllardır bunu başaramıyoruz. O nedenle işe daha geri düzeyden başlamak acil ihtiyacı karşılamak için çok elverişli olur diye düşünüyoruz. Biz solu da, kendimizi de iyi tanıyoruz. Bunu başarmanın çok zor olduğunu biliyoruz. Yeni sol parti bir anda olacak bir şey değil. Demokratik muhalefet yaratmaya mevcut sorumlu güçler cevap vermek zorunda. Bunun en kestirme yolu neyse onu bulalım. Biz çatı örgütü diyoruz. Muhalefet örgütü de olabilir ya da başka bir isim veya formül de bulunabilir. Ama biraz acele etmek gerek. Bir adım atmak gerek.

»Silahların susması için, Kürt sorununun demokratik zeminlerde çözülme sürecine girmesi için ya da silahlı çatışmaların son bulması için atılması gereken adımlar nelerdir?
Şiddeti devre dışına bırakmak ve diyalogun tek seçenek olarak benimsenmesi çatışmaları durdurur, hiçbir eve cenaze gelmez. Bu yalnız bizim atacağımız adımla kesinlikle olamaz. Çift taraflı atılacak bir adımdır. Türkiye’nin diğer tüm sorunları gibi Kürt sorununun da demokratik zeminlerde çözülebileceğinin kabul edilmesi gerekir. Kürtler varlıklarını tehlike ve tehdit altında hissetmedikleri koşullarda şiddet son bulur. Bunun için her şeyden önce Kürtlere kapatılan demokratik zeminler açılmalı, demokratik siyaset kanalları güçlendirilmelidir. Aksi halde tek taraflı ateşkesler bir işe yaramıyor. Sorunu daha da büyütüyor. Bunun için barışseverlerin, demokratik siyasetçilerin bir şeyi unutmaması gerek: Biz 1999"da ateşkes yapmadık, silahlı mücadeleyi bıraktık. Ama sorun çözüldü gibi davranıldı. Erdoğan’ın bir zamanlar söylediği gibi, düşünmezsen sorun yoktur noktasına gelindi. Herkes sorunun bitiğini düşündü. Halbuki sorun bizden önce de vardı, biz eylemlere son versek de orta yerde duracaktır. Gerçekten sokaktaki insan artık yeter diyor. Hem çatışmaya, ölümlere, hem de kimliğinin, dilinin yasaklanmasına yeter diyor. Artık insanlar, “ben devletim yaparım, ben egemenim ezerim” mantığına karşı çıkıyor. Biz, Türkiye’nin hassasiyetlerini de dikkate alan makul çözüm önerisi getiriyoruz. Ayrı devlet kurmak kesinlikle istemiyoruz. Devletin ve toplumun çeşitli değerlerine karşı negatif bir tutum içinde değiliz. Biz bu ülkede kendi kimliğimizle, dilimizle ve kültürümüzle eşit ve özgür yurttaşlar olarak yaşamak istiyoruz. Bize önce gelin teslim olun diyorlar. Biz dağa niye çıktık, bunun için çıktık. Durup, dururken çıkmadık. Bazı eski generaller Hikmet Bila’nın yaptığı söyleşide “biz hata yaptık. Kürt kimliğini inkâr ettik” dediler. Biz de bu inkâr için dağa çıktık. Bu nedenle biz suçlu değiliz. Bunu ancak yeni bir toplumsal uzlaşmayla aşabiliriz: Bizim bir af talebimiz yok. Evet, çok asker öldü. Ama çok Kürt de öldü. Birçok Kürt, evinin dükkânın önünde, sokakta kurşuna dizildi. Bunları yapanların büyük bir kısmı görev başında, birkaçı yargılandı. Bugün birçok kişi, Kürt sorununun varlığını kabul ediyor. Bu sorunun ortaya çıkardığı örgüt ise ya yok sayılıyor, ya da suçlanıyor. Bu örgütün önderini öne çıkardığımız için sürecin tıkandığı iddia ediliyor. Böyle saçma bir şey olabilir mi? Biz önderliğimizi yok mu sayacağız.

»Diyalog zemini yaratılması gerektiğini söylediniz. Diyalogun adresi Abdullah Öcalan mı?
Biz bir sistem oluşturduk. Bunun fiili yöneticisi değilse de beyni, önderi Öcalan’dır. Diyalog, çözüm tabii ki oralardan geçer. Ama birileri bunu kabul etmeyip, başka bir öneri yaparsa, biz buna kapalı değiliz. Mesela bu reel durum kabul edildikten sonra bana göre, DTP diyalogun zemini olabilir. Ama tasfiyeci yaklaşımlar öncelikle terk edilmelidir. Önderliğimizi dışlayan, tasfiye etmeyi amaçlayan bir çözüm önerisi, kimliğine sahip çıkan hiçbir Kürt tarafından da, bizim tarafımızdan da hiçbir biçimde kabul edilemez.

»Kürt sorununun çözümüne ilişkin temel önermeniz ne?
Bizim Kürt sorununun çözümü formülümüz, önerimiz, demokratik özerklik formülüdür. Türkiye’nin sınırlarını zorlamayan, Cumhuriyetin temel özelliklerini değiştirmeyen bir formüldür. Bize göre makul ölçülere sahiptir. Halkların çıkarlarını da kendi içinde barındıran bir çerçevedir. Türkiye Cumhuriyeti"nin sınırları içinde demokratik özerklik ekseninde Kürt sorununun çözümü Türkiye’yi de güçlendiren bir öneridir. Türkiye’yi refaha, demokratik sisteme kavuşturacak olan tek model demokratik özerklik formülüdür. Bunun detayını daha önce açıklamıştık.


Sonuç Yerine

Dağda Deniz Yıldızı’nı Merak Eetmek Hakan Tahmaz

Konu daha önce Bir Gün gazetesi için hazırladığımız “Türkiye Kürt sorununda çözüme ne kadar hazır” başlılık yazı dizi sırasında gündem gelmişti. Kürt sorununun doğrudan taraflarından biri olan PKK’nın ise konu hakkında ne düşündüğünü merak ediyorduk. Bu sorularımızı PKK’nın en yetki kişisi Murat Karayılan’a yönettik. Kandil’e kadar zor koşullar altında gitmişken sadece yapılan bir röportajla yetinemezdik.
Erbil sonrası
Kısa sayılmayacak Erbil - Kandil yolculuğumuz sırasında kontrol noktalarında peşmegeler, bizi İngiliz ya da Almanlar’a benzettiklerinde yüzlerinde tebessüm beliriyordu. Ama Türk olduğumuzu öğrendiklerinde bunun yerini büyük bir ciddiyet ve gerginlik alıyordu. Kılavuzluk yapan Erbil’lilerin, peşmergelere gazeteci kimliğimizi söylemememizi istememelerinin nedenini öğrendiğimizde ise bunun sebebini anladık. Bölgede Türkiyeli bol miktarda gazeteci kimliği ile dolaşan istihbarat elemanı olduğunu öğrendik. Tabi onlar bize şüphe ile yaklaşırken bizim aklımızdan da “acaba bunlar Türkiye’ye çalışan istihbarat elemanımı” sorusunu geçmedi değil. Güvenlik konusuna değinmişken Erbil’in bir Ortadoğu kenti olduğunu ilk hatırlatan sokakta hiçbir resmi güvenlik görevlisi görmemiz oldu. Erbil’de de birçok Ortadoğu kentinde olduğu gibi esas olarak güvenliği sivil istihbarat elamanları sağlıyor. Hava alanında bindiğiniz taksi şoförü kanalıyla güvenlik birimleri sizi kontrol altında alıyor.

İşte Kandil
PKK’nın kontrolü altında olan alana girene kadar durdurulduğumuz 5 geçiş noktasında da benzer sorunlar yaşadık. Meda savunma alanındaki, PKK kontrol noktalarında ise oldukça sıkı önlemler alınıyor olmasına rağmen bizim haberli yolculuğumuz işimizi kolaylaştırdı.

50’sine merdiven dayamış yaşımız ve yüzü aşan kilomuzla uzun oto yolculuğundan sonra dağcılığa “özenmemiz” bizi bitap düşürdüğünü söylememiz gerek. Kısa bir soluklanma sonrasında aklımıza tartışmaya, sohbete nereden başlamalı sorusu takıldı. Kafamda cevabını aradığım ve merak ettiğim bir yığın soru vardı. Bunların yanıtını ne kadar bulacağım konusunda ise tereddütlere sahiptim.

Dikkat çekici ortak bir değerlendirme ise 1999 silahlı eylemlerin durdurulmasıyla Kürt sorunun çözümüne ilişkin gelişen umutların 2006 yılı sonuna kadar sürdüğü, 2007 yılının ise bu konuda büyük bir kırılma, kopuş yılı olduğuydu.

Söyleşi sırasında dikkatimizi çeken en önemli konu, özelikle 2007 yılında Cumhuriyet mitingleri furyasıyla solda başlayan tartışmaları, yarılmayı, değişimin görülemiyor olması oldu. Emek ve meslek örgütlerinden yaşanan tepetakla gidişi, ulusalcılığın ulaştığı boyutların çok farkında değiller.

PKK, kendisini Ortadoğu’nun kalıcı ve kökleri derin bir siyasal öznesi olarak gördüğü için de DTP’ni bir tür ara halka olarak tanımlıyor, böyle işlev görmesini istiyor. Böyle olunca da DTP’ ne birçok kişi veya kurumun baktığı gözle bakmıyor. Hatta bazı kadrolar çok fazla önemsemiyor. Başlangıçta demokratik siyaset zemininin kendilerine karşı bir zemin olarak inşa edilmek istendiğini ama bunu engellediklerini düşünenler var.

Kandil’den Türkiye’deki gelişmeleri doğru okuyabilmenin koşulları ne kadar sınırlı ve zorsa aynı biçimde İstanbul’dan, Kandil’i anlamakta zordur. İki ayrı dünyanın, siyasal, toplumsal sorunları algılaması da, değerlendirmesi de çok farlı olabiliyor. Sorun bu ikili hayata son verebilmektir. Bu acıdan Kürt sorununun demokratik çözümünü isteyenlerin işlerinin zor olduğunu bir gerçektir. Hem coğrafi koşullar, hem oluşmuş olan “sosyal silahlı hayat” esas olarak ta devletin çözüme uzak duruşu, bu savaşın çok uzun dönem devam edeceğinin güçlü emareleri. Kandil’e, sayıları bilmem kaçı bulan silahlı insanın devlete başkaldırısı olarak bakmak, en büyük yanlış oluyor. Orada silahlı sosyal bir hareket gelişmiş. Doğrusu insanda, bu gidişatla savaş, 30 – 40 yıl yürütülebilecekmiş gibi bir duygu gelişiyor. Ama bunun nasıl olabileceğine ise bir türlü akıl erdirmek mümkün olmuyor.

Silahlı savaş kavramının geçtiği her soruya ya da değerlendirmeye “biz klasik silahlı savaş sürdürmüyoruz, aktif savunma savaşı yürütüyoruz” yanıtı veya tepkisi veriliyor. Bu resmi jargon, herkes için bir ezber olmuş. Buna kendilerini o kadar çok inandırmışlar ki, M. Karayılan’ın röportajında da görüldüğü gibi artık dünyada silahlı mücadeleyle hak almanın koşulların kalmamış olduğuna ilişkin sık vurguyla bu stratejinin ayrımını izah etmek benim için oldukça zor oluyor. Aslında aktif savunma savaşı tanımlaması yabancı olduğumuz bir şey olmasa da hareketin bunu son derece içleştirmiş ve kavramış olmasını da pek çözemedim. PKK, barış talebinin politik zemini aslında bu stratejisiyle doldurmaya çalışıyor. Klasik silahlı mücadeleyle, hak elde etmenin çağımızda doğru ve mümkün olmadığı bu nedenle barış için savunma savaşı yürüttüklerini söylüyorlar. Hatta bana büyük bir çelişki gibi gelen 2000’li yıllardaki gerillaya katılımın yüksek olmasını da bu temel stratejiyle izah ediyorlar. İşte bu yaman çelişki çözüldüğünde, Kürt sorunu demokratik siyasal zeminlerde çözüm sürecine girecek. Savaşın tıkanma noktası burası olsa gerek. Hem silahlı mücadeleyle hak alınamayacağını savunmak, hem de kendi kimliğine dönük savunmayı silahlı eylemlerle yürütmek. Bu, generallerin “bu sorun sadece askeri önlemlerle çözülemez” cümlesi kurup sonrasını getirmemeleri gibi bir şey. Her iki tarafta da aynı şey yaşanıyor. Sorunun silahla çözülmeyeceği ifade ediliyor. Ama o kadar. PKK, biz defalarca tek taraflı eylem durdurduk. Devletin yanıtı askeri operasyonlar oldu diyor. Devlet ise “elinde silah bulunanın üzerine devlet doğası gereği, silahla gider” gibi eskimiş bir saplantıyla soruna yaklaştığı için düğüm çözülemiyor. Bu düğümü çözmeye dönük son yıllarda birkaç kez yenilenen “tek taraflı ateşkes” çağrılarına ise oldukça tepkililer. Aydınların bu çağrıları yapmadan önce devletin izlediği imha siyasetine tutum almaları gerektiği, imhanın sürdüğü koşullarda elimizi kolumuzu bağlamamızı kimse bizden isteyemez, istemeli diyorlar. Bu doğrultuda tek taraflı olarak yapılacak çağrılara bundan sonra hiçbir biçimde yanıt vermeyeceklerinin altını çiziyorlar. Özelliklede 2006 Ekim’den itibaren uygulamaya koydukları tek taraflı ateşkes sonrası gelişmelerin bunu imkânsız kıldığını belirtiliyor. Çünkü iddiaya göre bazı devlet kurumları ateşkes yapması için PKK ile temas kurarken, hükümetinde kimi aracılar vasıtasıyla benzer talepte bulunduğu ama sonunun getirilmediği söyleniyor. Bir iddiaya göre de seçimler arifesinde bütün hükümetlerin benzer taleplerinin olduğu ifade ediliyor. Özellikle yerel seçim öncesinde benzer talebin yeniden gündem geleceğini, aydınların buna dikkat etmesi konusunda uyarılarda bulunuyorlar.

Kadın Topluluğu
Yüce Kadın topluğundan Mızgin Amed, Çiğdem Doğu, Leyla Van, Sümbül, Newroz Ceren ve Çınar ile yaptığımız kısa görüşme ise en ilginç olanlardan biriydi. Kadınlar, yaşamlarını ne derece sosyalleştirdiklerini gözlerimizin içine soktular. Görüşmenin neredeyse tamamı hayata dair sosyal, kültürel konular üzerine geçti. Bize orada bulunmamızdan neler hissettiğimiz sorarlarken kendilerinin duygu dünyalarını gizlemeye dönük en küçük bir çabaları söz konusu olmadı. Hele de söz Sezen Aksu’un, Deniz Yıldızı CD ve konserlerinden açıldığında hepsinin gözlerindeki ışıltıyı, yüreklerindeki heyecanı hissetmemek mümkün değil. CD’yi nasıl bulduğumuza ilişkin soru ise bizim büyük bir mahcubiyet duygusuna kapılmamıza yol açtı.

sonuç yerine
Bu savaşı bitirecek olan devletin demokratik çözüm iradesi olacaktır. Devlet çözüme dair irade geliştirmediği sürece savaş ne zaman kadar sürer bilinmez ama en azından kısa sürede kolay bitmeyeceğini çok rahat söyleyebiliriz. Büyük medyanın her gün ürettiği senaryoların bu toplumu oyalamaktan ve psikolojik savaş sürdürmekten başka çok fazla sonucunun olmadığı Kandil’in her halinde belliydi. Akan kanın durmasını sağlayacak, gençlerin ölmesine son verecek biricik yol artık Türkiye’nin PKK ve Abdullah Öcalan gerçekliği ile yüzleşmesidir. Türk siyasetinde ilk taşı atacak, il sözü söyleyecek cesur yüreğe ihtiyaç var. Tıpkı 1990’larda Kürt realitesi tanındığı gibi şimdi de PKK ve Öcalan realitesiyle Türkiye’yi yüzleştirecek iradeye çok acele ihtiyaç var.

Bu yolculuk döneminde büyük bir misafirperverlik yaparak, yatağını veren insanlarla sivil hayatta ne zaman, nerede karşılaşacağım sorusu aklıma takılı olarak bir yaşam sürdüreceğim. Ya da gazete, TV haberlerinden ölenlerin fotoğraflarını gördüğümde gözlerim içlerinde, salçayla komitan yemeği yapanlar, neskafeden kepicino yapan genç, hiç eksik olmayan çaydan sürekli ikram eden Tokat’lı veya büyük bir heyecanla Sezen Aksu’nun Deniz Yıldızı’nı dinlememizi isteyen Çiğdem var mı diye arayacak.

AKHENATON
11-08-2008, 22:15
Sayın dilaver röportajı yapan hangi acemoğlu ile yapmış , ona göre değerlendirelim.

çakırcalı
11-08-2008, 22:32
Çakırcalı senden saygı beklediğimi söylediğimi hiç hatırlamıyorum, zevzekliği zeybeklik sanıyorsun.

Birincisi Yaşar Kemal'in sözü, vatanseverlik kisvesi adı altında yapılan vatan hainlikleridir kastedilen. Kör gözün parmağıma. Gözünle oku diye ondan diyorum.

Ki bunu anlayıp devam ediyorsun.

İkincisi Osmanlı da çıkarılan alevi isyanları, şahın ajanları vasıtasıyla çıkarılmıştır, o isyanlar da devlet, devlet olduğu için bastırılmıştır. Yavuz sayesinde imparatorluk ayakta kalmıştır. Bilmeden bildiğini iddia etme, ordaki şah da şahdır. İnadına yazılmış bir şiirdir. Şeyh Bedrettin, Börklüce Mustafa, Torlak Kemal bu isyanların tamamında dönemin İran etkisi vardır.

En önemlisi; Diğerlerini geç bi kalem, aleviler iyi, kürtler kötü oynamıyoruz.

Üçüncüsü kime kızmak gerekir noktasında zeybekliğini de göremedim, hala.

Lafı dolandırıp durmadan özüne gel konunun,

Çakırcalı ırkçılık benim gözümde affedilmeyecek tek şeydir, ipe sapa gelmez çünkü. Sende laflarından nedamet getir, saygı gör.

Selamlar.

Ezbere konuşma vgm. Asıl zevzeklik yapan sensin ki, ne Osmanlı tarihinden haberin var, ne de Alevi tarihinden. Mesleğim gereği de olsa tüm yaşantım bu konuları araştırmakla geçmiş benim. Senin o "ŞAH" ayaklanmaları dediğin tüm ayaklanmalar, sınıf farklılığından kaynaklanan ayaklanmalardır. "ırkçılık benim gözümde affedilmeyecek tek şeydir" diyorsun ama söylemlerin ve söylem şeklin, "ırkçılığın ağababası" olduğunu gösteriyor. Sana bir önceki mesajımda dedim ki, "süper moderatör olarak herkesten fazla usluba dikkat etmen gerek" ama sen bunu dahi dikkate alma zahmetine katlanmayıp, seviyesiz uslubuna devam ediyorsun. Bunun devamı nereye varacak vgm? Banlayacak mısın yoksa? Çok da umurumda, özgür düşüncenin olmadığı ortamda ben de olmam zaten!!!

Osmanlıda çıkan isyanlar, şahın ajanları aracılığıyla çıkarılmışmış! Osmanlı tarihini, Türkmen tarihini, Kürt tarihini bir parça araştır sonra fikir beyan et, önce kendine bak sonra insanlara zevzek de vgm!!!

Bu ülkede lazı, çerkezi, arabı, türkü, rumu, ermenisi, kürdü, alevisi, sünnisi, dindarı, ateisti... tüm etnik ve dinsel kimliklerin demokrasi ve insan hakları dahilinde kardeşçe yaşamasından yana olan biriyim. Ancak gördüğüm ve bildiğim varsa, ismini saydığım ve saymadığım tüm bu etnik ve dinsel kimlikler, cumhuriyet tarihi boyunca, tıpkı öncesinde de olduğu üzere Kürtlere çalışmakta, emperyalist güçlerden aldıkları desteklerle Kürtler, bu toplulukların sırtından geçinmekte, ulusal bütünlüğün tepesinde sürekli demoklesin kılıcı gibi salınmaktadır. Bu en azından bireysel olarak beni taciz ediyor. Kimse de kalkıp yerli yersiz "halkların kardeşliği" sloganını tekrarlayıp durmasın boş yere. Kardeşçe duygular taşıyan halkların kardeşliği olabilir ancak. Bir Türkmen olarak adını saydığım tüm etnik kimliklerle, bir Alevi olarak tüm sünnilerle, bir ateist olarak tüm dindarlarla kardeşçe yaşamanın yollarını bulabileceğime inanıyorum ama Kürtlerle kardeşçe yaşayabileceğimize ihtimal dahi vermiyoruım artık. Son 25 yıl başta olmak üzere, cumhuriyetin kuruluşundan beri yaşanan olayların bunu gösterdiğine inanıyorum.

aydoe
11-08-2008, 23:41
Başka başka uluslar tek bir devletin sınırları içinde yaşadıkları sürece, milyonlarca, milyarlarca iktisadi, yasal, toplumsal bağla birbirlerine bağlıdırlar. Eğitim, bu bağlardan nasıl ayrı tutulabilir? Bund'un çarpıcı saçmalık bakımından klasik olan formülüyle söyleyelim, eğitim, devletin "yetki alanının dışına" çıkarılabilir mi? Eğer tek bir devletin sınırları içinde yaşayan değişik ulusal-topluluklar, iktisadi bağlarla birbirlerine bağlıysalar, o ulusları "kültürel" ve özellikle eğitsel konularda sürekli olarak bölüp ayırmak saçma ve gerici bir şey olur. Tam tersine, okullar, gerçek yaşamda yapılan şeye bir hazırlık olsun diye, ulusal-toplulukları eğitim işlerinde birleştirme çabası gösterilmelidir. Bugün gördüğümüz şu: farklı ulusal-topluluklar, sahip oldukları haklar ve gelişme düzeyleri bakımından eşit değildirler. Bu koşullar altında, okulları, ulusal-topluluklara göre ayırmak, gerçekte, ister istemez, daha geri ulusların durumunu daha da kötüleştirecektir. Amerika'nın güneyinde, eski köle devletlerinde, zenci çocuklar hâlâ ayrı okullarda okumaktadırlar. Buna karşılık kuzeyde beyaz çocuklarla zenci çocuklar aynı okula giderler. Yakınlarda Rusya'da "Yahudi okullarının ulusallaştırılması", yani Yahudi çocukların, öteki ulusal-topluluklar çocuklarından ayrı okullara gitmesi için bir plan önerilmiştir. Bu planın, en gerici Purişkeviç çevrelerce ortaya atıldığını eklemeye gerek bile yok.
http://www.kurtuluscephesi.com/lenin/ozerklik.html

qw19
12-08-2008, 17:27
Ancak gördüğüm ve bildiğim varsa, ismini saydığım ve saymadığım tüm bu etnik ve dinsel kimlikler, cumhuriyet tarihi boyunca, tıpkı öncesinde de olduğu üzere Kürtlere çalışmakta, emperyalist güçlerden aldıkları desteklerle Kürtler, bu toplulukların sırtından geçinmekte, ulusal bütünlüğün tepesinde sürekli demoklesin kılıcı gibi salınmaktadır. Bu en azından bireysel olarak beni taciz ediyor. Kimse de kalkıp yerli yersiz "halkların kardeşliği" sloganını tekrarlayıp durmasın boş yere. Kardeşçe duygular taşıyan halkların kardeşliği olabilir ancak. Bir Türkmen olarak adını saydığım tüm etnik kimliklerle, bir Alevi olarak tüm sünnilerle, bir ateist olarak tüm dindarlarla kardeşçe yaşamanın yollarını bulabileceğime inanıyorum ama Kürtlerle kardeşçe yaşayabileceğimize ihtimal dahi vermiyoruım artık. Çakırcalı

Demek ki emperyalistler amaçlarına ulaşmışlar.

Selamlar.

yucemanitu
12-08-2008, 19:05
Çözüm nedir arkadaşlar?

Bora4p
12-08-2008, 23:41
Sayın dilaver röportajı yapan hangi acemoğlu ile yapmış , ona göre değerlendirelim.
Röportaj pkk baskani Murat Karayilan ile yapilmis. Dilaverin pkkli oldugu/veya ayni görüsleri tasidigi belliydi ama niye röportajin kimle yapildigini saklama geregi duymus anlamadim.

aydoe
12-08-2008, 23:48
Ülen bora sen beni güldürdün Tor da seni güldürsün emi:)
Nerden çıkardın Dilaverin Pkk lı olduğunu?:p
Adam ben komünistim diyor ırkım yoktur enternasyonalistim diyor:confused:
Biz bilemedik te sen hemen teşhisi koydun ya bravo sana:eek:

dilaver
13-08-2008, 00:11
Sayın Bora4

Akhenaton da siz de şayet söyleşiyi sonuna kadar okumuş olsaydınız, Murat Karayılanın isminin geçtigini, söyleşinin Bir gün adına yapıldıgını falan ögrenebilirdiniz.

Ama sizin için hüküm bellidir, yeni görüş ve bilgilere ihtiyaç yoktur. Ben o soruyu cevaplandırma geregi duymadım, çünkü zaten metnin içerisinde var.

saygılarımla

qw19
13-08-2008, 00:19
Ben şüpheleniyordum zaten, bide komunistim diyordu.

evrensel-insan
13-08-2008, 00:28
Saygideger aydoe;

Nerden çıkardın Dilaverin Pkk lı olduğunu?
Adam ben komünistim diyor ırkım yoktur enternasyonalistim diyor
Biz bilemedik te sen hemen teşhisi koydun ya bravo sana-aydoe

Demekki, ayni aliskanlik devam ediyor. Simdiye kadar, bana karsi ortaya konulan, -izm ve tanimlara bir baksana, dilaver de eski kurttur, boyle seylere kafasini takmaz.

Sonucta, herkes, algiladigi kadarini dile getirebilir, ne yapalim, madem algilansin diye, birseyler dile getiriyoruz, her turlu, alginin teshisine de-algilandigi kadariyla-katlanacagiz.

Onemli olan kisinin kendi dusuncesini nasil ortaya koydugu ve bu konudaki kendi bilinci ve kararliligidir. Nasil algilandigi, ise maalesef, algilayanin ne algiladigini dile getirmesiyle ortaya cikar.

Peki, bu algi; dusunceyi verenin vermek istedigiyle paralelmidir? Cogu zaman, hayir. Iste, bu da algi farkini ve cogu zamanda, alginin, hangi bakis acisi temelinde oldugunu gosterir. Tabi, algilayana.

Saygilarimla;
evrensel-insan

Bora4p
13-08-2008, 00:54
Sayın Bora4

Akhenaton da siz de şayet söyleşiyi sonuna kadar okumuş olsaydınız, Murat Karayılanın isminin geçtigini, söyleşinin Bir gün adına yapıldıgını falan ögrenebilirdiniz.

Ama sizin için hüküm bellidir, yeni görüş ve bilgilere ihtiyaç yoktur. Ben o soruyu cevaplandırma geregi duymadım, çünkü zaten metnin içerisinde var.

saygılarımla
Diyarbakir cezaevleri ile ilgili yazilariniza yazdigim bir yorum da söyledigim gibi, bir yazinin pkk'li oldugunu anlayinca ve degisik bir sey olmayinca okumayi birakirim. Normalde bir roportajin basinda kimle yapildigi yazilir ve alinti yapilan yazilarin basinda yada sonunda nereden yapildigi yazilir. Dilaver hakaret etme gibi bir niyetim yok, sadece düsündügümü dile getirdim.

Ülen bora sen beni güldürdün Tor da seni güldürsün emi:)
Nerden çıkardın Dilaverin Pkk lı olduğunu?:p
Adam ben komünistim diyor ırkım yoktur enternasyonalistim diyor:confused:
Biz bilemedik te sen hemen teşhisi koydun ya bravo sana:eek:
Pkk nin markisist-leninist bir parti olarak kuruldugunu ve yollara yillarca asilan afislerde hep marksist-lenisit diye yazdiklarini bilemediginizi sasirdim. Belki son yillarda irkcilik kazancli oldugu icin kürt irkciigini yönelmis olabilirler. Ve komunistin pkkci olamayacagini da ilk sizden duyuyorum. Benim is arkadasida komunist ve pkkci. Sanilanin aksine iyi anlasiriz ve uzun sohbetlerimiz olur. Marks'tan tut Muhammed'e, Atatürk'e ve Castro ya kadar.

dilaver
13-08-2008, 03:52
Dilaver hakaret etme gibi bir niyetim yok, sadece düsündügümü dile getirdim.

Sayın bora4p

Zaten ben de o şekilde algılamadım, aksi size cevap yazmazdım. Bu başlık altında bana yönelik eleştiriler getiren laf atan üyelerimiz de var, ama ciddiye alma geregini duymuyorum.

Şimdi bora, mesele şu ve sizi ilgilendiriyor. Sizler topun agzındasınız, çünkü gençler ölüyorlar. Benim gibiler,i çok çok vgm nin sabun fabrikasına gönderirler, pek de kayıp olmaz.

Ancak siz genç ve bizim yarınlarımızı temsil ettiginize göre, başka bir başlıkta da bilimden bahsettiginize göre ( cern başlıgı ) tüm ön yargılarınızı bilimsel olarak test etmek durumundasınız ve bilimin ideolojisi olmaz. Bu yüzden şayet bilimden bahsediyorsanız falanca kaynaklı diye bir yazıyı okumamama lüksüne sahip degilsinizdir.

Benim devamlı vurguladıgım şudur; İnsan olabilmeyi tüm kimliklerimizin üstüne koyabilecek miyiz. İnsan kimliginde birleşebilsek bu savaş/ savaşların anlamı kalır mı. Bunları benim dile getirmem şayet sizin beyninizde bir kıvılcım yaratabiliyorsa önem kazanır. Akis gelecegimizi sizler temsil ettiginize göre bu bataklıkta bogulmak istiyorsanız bir faydası olmaz.

Öncelikle her türlü ön yargı ve ideolojiyi bırakarak olayları bilim temelinde kavrayabilecek miyiz. İlk aşama budur.

Sonra her türlü kimliklerimizi reddederek başladıgımız kimlige yani insan kimligine dönmeyi kabul edebiliyor muyuz. İkinci aşama da budur.

Bunlarda bir iki adım atma temayülümüz varsa gerisi gelecektir inanın.

saygılarımla

Bora4p
13-08-2008, 04:47
Sayin Dilaver,
sizin yukarida yazdiklarinizi katiliyorum ama maalasef bunlar romantik düsünceler uygulanabilmesi imkansiz. insanoglunun tabiatini sigmiyor. 3 kisinin oldugu yerde iki kisinin birbirine yakinlasmasi kacinilmaz bir son. Yani insan kimligini uygulamak imkansiz. Bunu deneyenler basarili olamadi ve hic bir zamanda basarilamaz. Benim yaptigim bana en yakin gruba katilmamdir, sizinde size en yakin yani komunist gruba katilmanizdir. Sizin düsüncelerinizi gayet iyi anliyorum, cünkü bendede biraz komunistlik vardir ama ben insan tabiatini hayatimda tanima firsati buldugumdan sadece iyi idealler olarak düsünüyorum. Bu arada ben milliyetci forumlardan komunist diye böyle forumlardanda irkci diye atilirim bakalim burada ne kadar barinabilecegim. :)
Bir adamdan güzel bir laf duymustum: "20'sinde kominist/sosyalist degilsen romantik degilsin, 30'undan sonra kominist/sosyalistsen ahmaksin!" diye, güzel bir göz. Buradaki ahmak sözcügü "insanlari tanimamissin" anlaminda.
Bende isterim bütün insanlarin kardesligini, hatta bence bütün ordular kardirilsin yerine bir BM-Ordusu kurulsun o yeter. Ama bütün bunlar idealist düsünceler. Komunistler iscilerin emegi icin savasirken(gösteri/lokavt) ayni isciler bunlari komunist diye sevmezler garib bir dünya. Insanlarin mutlulugu icin, emegi verilmesi icin kafa yoran, kitaplar yazan Marks ve Engels'e kafir ve bilimum hakaretler ederler, ama insanlari asip kesen fasist liderlere, insanlari ayirip birbirini arasina kötülük sokan peygamberlere taparlar. Insan dedigin bu nankördür!

Kürtleri, filistinlileri ve ermenileri sevmeme nedenine gelince bunlarin miliyetinden, haksiz olmalarindan degil. Hergün bunlarin yakinmalarindan bikmis olmamdan. "Etti kodu dünyasi" gibi bir laf var bizim oralarda iste durum ayni ne ekersen onu bicersin sonra yakinmayacaksin. Bizim devlet kurumlarinin durumunu bilmiyen yok galiba ama bu halde dahi bütün olumsuzluklari toplumun bir parcasinin(Türk) üzerine atmak bence bir art niyet. Helede kürtlerin önemli pozisyonlarda yer aldigi bir devlette insani dahada fazla sasirtiyor. Istanbulda yasadigina göre bizim insanlari (Türk, Kürt, Laz v.s. ) iyi taniyorsundur, elinde yetki ve kudret olan kendini kücük bir padisah sanir. Devleti ve toplumu hep beraber düzeltecegimize toplumun bir kesimini kara keci ilan etmek art niyettir. Zaman, zaman yönetimdeki Türk toplumununda az hatasi olmamistir -kürtceyi yasaklamak gibi sacma bir kanun- ama bunu ben yapmadim ve benim gibide düsünen bir cok kisi oldugu halde beni/bizleri kötülemek demek, benim savunma pozisyonumu almam gerek demektir.

Biraz karistirdim galiba, herhalde uyku saati gectiginden ama umarim demek istedigimi anlamissindir.

evrensel-insan
13-08-2008, 21:42
Saygideger arkadaslar;

Öncelikle her türlü ön yargı ve ideolojiyi bırakarak olayları bilim temelinde kavrayabilecek miyiz. İlk aşama budur.

Sonra her türlü kimliklerimizi reddederek başladıgımız kimlige yani insan kimligine dönmeyi kabul edebiliyor muyuz. İkinci aşama da budur.-dilaver

Yukarida, dilaver'den yaptigim alintiya aynen katiliyorum.

Bilime ve " insan kimligi" ne; bakis acilarimiz, farkli olsada!

Saygilarimla;
evrensel-insan

AKHENATON
16-08-2008, 12:47
Çözüm nedir arkadaşlar?

tek çözüm herkesin ne olduğunu bilmesi.akşama kadar torbadan çekip kürt sorunu var diye suni gündemler oluşturmaması.

imhotep
17-08-2008, 00:58
Çözüm katliam değil Akhe. Sorunun Kürt kimliğinden kaynaklandığını ve bir asimilasyonun gerektiğini ben de söylüyorum ama katliam demiyorum. Asimilasyon ayrı soykırım ayrı şeylerdir.

Milliyetçilik görünümünde faşizm saçıyorsun etrafına bilmem farkında mısın?

Saygılar

mutluluk35
17-08-2008, 01:35
Benim faşizm tanımım,kendinden olmayanı kendine benzetmeye çalışmak,bu gerçekleşmiyorsa yoketmektir.Bu açıdan bence asimilasyon da faşizm kapsamına girer.Demokrasinin ne olduğu da bu noktada daha iyi anlaşılabilir.Benim demokrasi tanımım kendi karşıtına söz hakkı tanımaktır.Uğur Mumcu şöyle diyor bir konuşmasında :

''Biz siyaset bakımından karşıtlarımıza özgürlük tanımazsak birer gizli faşistiz demektir''..

yucemanitu
17-08-2008, 01:41
tek çözüm herkesin ne olduğunu bilmesi.akşama kadar torbadan çekip kürt sorunu var diye suni gündemler oluşturmaması.



Kurtuluş Sayısında ölen ırkların rakamları hakkında torbadan çekmek serbest galiba. İşte bir sorun varsa biraz da bu zihniyet yüzünden var. İnsanlar bir gün ırkın seçilemeyen bir şey olduğunu umarım anlar.

evrensel-insan
17-08-2008, 01:47
Saygideger mutluluk35;

Senin, bu taniminin, leninizm den, veya tum sosyal icerikli ideolojilerden, ne farki var? Hepsi de, "Benden sonrasi, tufan" demiyormu? Bu tip ideolojilerin, hepsi, toplumlari bolmeye kutuplastirmaya yonelik degilmi? Toplumlar arasindaki farklarin, ayrimciligini getirmiyor mu? Demokrasi, taniminda da, " soz hakki tanimak" deyimi, taniyani, uzerine taninana; ustun kilmiyor mu?

Demokrasi, farklari kabul edebilme ve hak ve ozgurlukler temelinde, antiayrimcilik ilkesidir. Yani, farklarin, farklarinin korunarak, bir birlik ve butunluk icinde yasamasi ve iliskisi. Bunun antiayrimci, hukuku.

Taki, insanlik, bir butun icinde, tum farkliliklariyla birlik ve beraberlik icinde yasayana kadar. Iste, o zaman tum ayrimci kavramlara ve yapilanmalara, insan gerek duymayacak. Buna, hak ta hukuk ta dahil.

Saygilarimla;
evrensel-insan

Chaos
17-08-2008, 03:28
Burayı paranoid şizoidler basmış. Kimi ben Türküm eminim genlerimde Türk geni var diye saçmalamış,öbürü olsun biz Türkiyenin iyiliği için milliyetçiyiz ama emperyalist değiliz mavalı okumakta. Bir iki akıllı da dayanamamış ne saçmalıyorsunuz gerzekler demiş parça parça sözleri alıntılanıp sözde reel olarak irdelenmiş üste çıkılmaya çalışılmış. Olan da zavallı her fikre saygı duyup bu fikirleri kibarca eleştirenlere olmuş çünkü ana temayı yaratanlar şovenist olduğu için hakettikleri zeka düzeyindeki geriliğin belirtilmesi yerine ciddiye alındıkları için bu durumdan türlü alakasız zıplamalarla sıyrılınmış. Dolayısıyla bu derece saçma bir tartışmaya da körler ve sağırlar birbirini ağırlar olan oraya misafir gelenlere olur sonucu çıkmış.

AKHENATON
17-08-2008, 22:18
Benim faşizm tanımım,kendinden olmayanı kendine benzetmeye çalışmak,bu gerçekleşmiyorsa yoketmektir.Bu açıdan bence asimilasyon da faşizm kapsamına girer.Demokrasinin ne olduğu da bu noktada daha iyi anlaşılabilir.Benim demokrasi tanımım kendi karşıtına söz hakkı tanımaktır.Uğur Mumcu şöyle diyor bir konuşmasında :

''Biz siyaset bakımından karşıtlarımıza özgürlük tanımazsak birer gizli faşistiz demektir''..


yahu sakallı amca , bu Türki devletlere kim nsaıl baskı yaptı acaba, niye bizim insanımız biraz arştırmaz, adamların soy adına kadar mudahale eden bir sistem varken demokrasi sadece bir maske değilmidir, Dünyada hangi devlet ne zaman demokrasi ile yönetilmiştir, yönetildide bizmi bilmiyoruz.



Burayı paranoid şizoidler basmış. Kimi ben Türküm eminim genlerimde Türk geni var diye saçmalamış,öbürü olsun biz Türkiyenin iyiliği için milliyetçiyiz ama emperyalist değiliz mavalı okumakta. Bir iki akıllı da dayanamamış ne saçmalıyorsunuz gerzekler demiş parça parça sözleri alıntılanıp sözde reel olarak irdelenmiş üste çıkılmaya çalışılmış. Olan da zavallı her fikre saygı duyup bu fikirleri kibarca eleştirenlere olmuş çünkü ana temayı yaratanlar şovenist olduğu için hakettikleri zeka düzeyindeki geriliğin belirtilmesi yerine ciddiye alındıkları için bu durumdan türlü alakasız zıplamalarla sıyrılınmış. Dolayısıyla bu derece saçma bir tartışmaya da körler ve sağırlar birbirini ağırlar olan oraya misafir gelenlere olur sonucu çıkmış.

kaos demagoji bırak jeo-politik bilgin yok bari biraz tarih çalış.

mutluluk35
18-08-2008, 00:51
Sayın Akhenaton

Benim yazdığım yazının ne alakası var Türki devletlerle.Ayrıca günümüz Rusyası ve hatta Sovyetlerle ilgili görüşlerim de hiç de olumlu değildir.Konuyla ilgili aklıma gelen yazılarıma gözatabilirsin:

http://www.turandursun.com/forumlar/showthread.php?p=122099#post122099

http://www.turandursun.com/forumlar/showthread.php?p=106518#post106518


Ben demokrasiyi savunurum,bunu iyi kötü uygulayan yahut araç olarak kullanan devletler vardır veya yoktur;bu ayrı bir konu..Ayrıca Rusya,Orta Asyada Türkleri asimile etmeye çalıştı diye,Türkiyenin de kendi vatandaşlarına bunu yapması gerekmez.Bu işlerde mütekabiliyet aranmaz.Viyana andlaşmalar hukuku sözleşmesine bakabilirsin.Uluslararası hukuk diye birşey de yoktur,o da düzmecedir dersen,aynı cevabı veririm.Vardır,ihlal ediliyordur,çiğneniyordur.Demokrasiyle ilgili son sözü Thomas Jefferson söylesin:

"bir toplumun, yaşayışında bir ideali tamamen gerçekleştirememiş olması, bu ideali değerden düşürmez."

AKHENATON
21-08-2008, 17:16
Sayın Bora4

Akhenaton da siz de şayet söyleşiyi sonuna kadar okumuş olsaydınız, Murat Karayılanın isminin geçtigini, söyleşinin Bir gün adına yapıldıgını falan ögrenebilirdiniz.

Ama sizin için hüküm bellidir, yeni görüş ve bilgilere ihtiyaç yoktur. Ben o soruyu cevaplandırma geregi duymadım, çünkü zaten metnin içerisinde var.

saygılarımla


Söyleşi klasik , yankinin petrol bekçisi acemoğullarının takiyelerinden başka bir şey değil.

forumda kürtçülük ve pkk yazısı dışında herhangi bir yazın varsa onu değerlendirelim , bu takiye yazıları artık TC 'de deşifre olmuş durumda.

1800 lerden beri bu topraklardaki insana kan kusturan teröristler düşünce adamı kesilmiş şimdide, garip daha neler görecez demekki.

AKHENATON
21-08-2008, 17:22
Sayın Akhenaton

Benim yazdığım yazının ne alakası var Türki devletlerle.Ayrıca günümüz Rusyası ve hatta Sovyetlerle ilgili görüşlerim de hiç de olumlu değildir.Konuyla ilgili aklıma gelen yazılarıma gözatabilirsin:

."

peki sakallı amca 1800 lerden beri bu ülkeye kan kusturan, kurtuluş savaşındada savaştan kaçan kürtler hakkındaki düşüncelerini alalım. Ortada bu ülkeyi işgal etmeye calışan arkadaşlarla işbirliği içinde olan bir etnisite gurubu var, ve ellerine almışlar davulu habire kürt sorunu var diyorlar, sana göre kürt sorunumu var yoksa krtlerin kendisimi başlı başına bir sorun.

AKHENATON
21-08-2008, 17:26
Bir PKK propagandası: Türk-Kürt kardeşliği

Başbakan PKK’yı durdurmak için Türklüğü gömüp Türkiyeliliğe geçmeyi önermektedir. Bir kısım saf aydınımızsa ısrarla Türk-Kürt kardeşliği mavalı okumaktadır. Oysa eğer iki kimlik varsa ve biz bunların gerçekten kardeşliğini istiyorsak, kardeşimize seçme hürriyeti tanımamız gerekir. Yani Türk-Kürt kardeşliği diyenler, Kürt kardeşlerine seçme hakkı tanımalıdır. O zaman Kürt kardeşiniz, teröre başvurmadan, iyi niyetle biz ayrılalım diyorsa ona ne cevap vereceksiniz!

Görüldüğü gibi Türk-Kürt kardeşliği teorisi, aslında Türk’ten ayrı bir Kürt kimliği oluşturmanın teorisidir. Günümüzde PKK bölücülüğünden bile güçlü olan teori de budur.

Bugün Türk-Kürt kardeşliği diyenler, güçlenen Kürt milliyetçiliğine karşı, Türklerin birleşmesine ve uyanmasına engel olmak istemektedirler. Dikkat edilirse bu grup, ısrarla Türklere hitap etmekte ve Türkleri sessiz olmaya çağırmaktadır. Oyun açıktır, PKK etnik Kürt milliyetçiliğini yaratırken, bunlar da Türk milli uyanışını engelleyecektir. Görüldüğü gibi Türk halkı, hem PKK tarafından dıştan, hem de bu tür gruplar tarafından “içten” bombalanmaktadır.

Bu tür teorilerin üretim merkezini iyi deşifre etmek gerekir. Bunlar günümüzün Taşnak-Hoybun’udur. Bu grubun lideri Erzincanlı bir Ermeni, sözcüsü ise Tuncelili bir Kürttür. Türkiye Cumhuriyeti’ne karşı Ermeni-Kürt ittifakının tarihsel devamıdırlar. PKK’dan tek farkları, kitle tabanları olmaması ve bu nedenle de PKK’ya taşeronluk yapmalarıdır!

Bu Ermeni-Kürt çetesinin peşinden gidenlere şunu hatırlatmak gerekir. Neden ısrarla Türk-Kürt kardeşliği diyorsunuz? Türkler bugüne kadar kimsenin hakkını mı yediler, kimseye kötü bir davranışta mı bulundurlar? Ya da daha açık soralım, siz Kürtlerin Türkler tarafından asimile edildiğini, baskı altına alındığını mı düşünüyorzsunuz: Çıkarın ağzınızdaki baklayı!

Türkiye’de zaten yirmi yıldır fiilen Türk-Kürt kardeşliği politikası uygulanmıyor mu? Özal’ın teorilerini devrimci sosuna bulayıp Türk’e yutturabileceğinizi mi sanıyorsunuz? Türk-Kürt kardeşliği denilen 20 yılda bir Kürt milleti yarattınız ve bir milleti susturdunuz, sindirdiniz. Bu 20 yılda tek bir Kürde bir gram zarar mı geldi? Gelmedi ama neden Kürtler hep bölücüleşiyor, hep daha da azıyor?

Türk’ün susturulduğu yerde Kürtçülük hortlar, Türkiye’de olanın özeti budur

Türk Solu.

serüvenci
21-08-2008, 17:39
1800 lerden beri bu topraklardaki insana kan kusturan teröristler düşünce adamı kesilmiş şimdide

burada dilaveri mi kast ediyorsun akhenaton?

saygılarımla.

qw19
21-08-2008, 18:22
Sevgili Akhneton;

Türk-Kürt kardeşliği söylemini bir kenara bırakırsak o zaman zaten PKK kazanmış olmaz mı?

PKK'nın amacı zaten Türklerin bir bölümüne ucu çok keskin milliyetçilik yaptırmaya çalışmak değilmidir, provakasyonları bunu sağlamaya yönelik değilmidir?

Siz bütün Kürtleri karşınıza alan, hatta düşman ilan eden söylemlerinizle PKK'nın nihai amacına ulaşmasında yardımcı olmuyormusunuz. Kim derse desin, hatta PKK (ayrı devlet gibi niyetleri yokmuş ya) ne derse desin, PKK'lıların nihai amacı Türkiye'nin parçalanmasıdır. Milliyetçilikde, karşı milliyetçilikde parçalanmayı kolaylaştıran son derece etkili katalizörlerdir. İkiside birbirinden beslenir.

Bir diğer meselede çözümü üretecek olan PKK'mıdır, TC'midir.
Çözüm güçlü olan taraftan beklenir, yani adres bellidir, o da TC'dir.

Kürtlerin büyük bir çoğunluğu PKK'yı desteklememektedir ve hatta karşı çıkmaktadır. Sırf PKK yüzünden tüm Kürtleri cezalandırmak veya onlara karşı olmak hiçte adilane ve insanlığa yaraşır bir tavır değildir.

Kimi solcular PKK'yı alttan alta destekleyerek 12 Eylül'ün rövanşını aldıklarını sanarak tatmin olmaktalar, bu çok yanlış bir tavır, fakat onlarında insan olduklarını kabul etmek ve 12 Eylül'de uğradıkları kıyım, zulum ve işkencelerle
nasıl bir psikoloji içinde olduklarınıda anlamak gerekir.

Bu konuda sana kısmen hak verdiğimide yukarıdakilerin ışığında söylüyorum.

Selamlar.

imhotep
24-08-2008, 03:30
Sevgili vgm,

Çözümden bahsetmişsin ama nasıl bir çözümün bu sorunu halledebileceğine dair bir fikir vermemişsin. Güçlü olan ne kadar TC olsa da çözüm maalesef onda değil. Kürt ayrılıkçıların istediği manada bir çözüme de bu devlet yeltenemez.

Yıllarca sorun ekonomik dendi. Devlet yatırım yapsın sorun ortadan kalkar dendi. Ama ayrılıkçılığa karşı çözümün ekonomi olmadığı Belçika deneyiminde ve de Bask bölgesi deneyiminde görüldü. Zaten DTP'li vekiller de aksini iddia etmediler, sorunun etnik olduğunu pek çok kez itiraf ettiler.

Çözüm PKK ile masaya oturmak dendi, Eta ile masaya oturan İspanya'da sorunların çözülmediği görüldü.

Ama bunun yanında gelişmiş Batı ülkelerinde azınlıklar, güçlü etnik unsur içerisinde eridiler. Günümüzde ne Fransızlar safi Franklardan ne de İtalyanlar safi İtalyotlardan oluşmuyor. Peki bu ülkeler bunu asimilasyon (soykırım ile karıştırılmasın) dışında bir şeyle mi yaptılar? Pek mümkün görünmüyor.

Kürt sorununu ortadan kaldırmak için yapılması gereken ilk iş kanımca Doğu ve Güneydoğu'daki feodal unsurları yok edip, yöre halkını kulluktan vatandaşlığa terfi ettirmektir. Bu aşamadan sonra zaten büyük bir kesim kendiliğinden Türkleşecektir. Kürt kimliği kültürel bir hatıra olana kadar devlet de yapılması gerekenler konusunda oldukça titiz olmalıdır.

Saygılar

CAN WELAT
24-08-2008, 16:53
Kürtler ne istiyor?..Ne istiyoruz biz?..

1-Biz kimliğimizin anayasada güvence altına alınmasını istiyoruz...
2- EDİT
3-Anadilimizi heryerde(buna kamu kurumları dahil) özgürce konuşmak istiyoruz...
4-Biz türkleri kardeş olarak görüyoruz ama ırkçılık yapanlarında cezalandırılmasını istiyoruz...Örnek:Kenan evren ve onun gibiler...
5-Kürt olduğumuz için tc'nin her yerinde hakaret ve aşağılama görmek istemiyoruz...Şivemizle gurur duyuyoruz ve türklerinde gurur duymasını istyoruz...
6-İnsan haklarımızın çiğnenmemesini istiyoruz...Gözaltında kaybolmak ve işkence görmek istemiyoruz...
7-Kürtçe konuştuğumuz için türk kardeşlerimizin bize düşmanca bakmamasını istiyoruz...

Çok şey mi istiyoruz yaw...Bence gayet makul istekler...Beraber yaşamak için bunlar şart... EDİT

Saygılarımla ve Sevgilerimle...

Sayın katılımcı
İletinizdeki bazı unsurlar, site açısından yasal sorun oluşturabilecegi için tarafımdan editlendi. Düşüncelerinizi milliyetçilige yönelmeden ve var olan kanunlara uygun bir tarzda ifade etmeniz gerekmektedir. Her hangi bir siyasi söyleme yer vereecegiz diye TD sitesini yasal takibata sokturamayız.
saygılarımla

pervane
24-08-2008, 20:06
Kürt sorununu ortadan kaldırmak için yapılması gereken ilk iş kanımca Doğu ve Güneydoğu'daki feodal unsurları yok edip, yöre halkını kulluktan vatandaşlığa terfi ettirmektir. Bu aşamadan sonra zaten büyük bir kesim kendiliğinden Türkleşecektir. Kürt kimliği kültürel bir hatıra olana kadar devlet de yapılması gerekenler konusunda oldukça titiz olmalıdır.İMHOTEP

Sevgili İmhotep; bu paragrafı biraz açarmısınız tam olarak ne demek istediğinizi anlayamadım. :rolleyes:

imhotep
25-08-2008, 00:06
Güneydoğu'daki geriliğin temel sebebi yörede egemen feodal unsurlardır. Bölgedeki ağa-aşiret düzeni yöre halkının başındaki en ciddi problemdir. Halk orada vatandaş değil şeyh-ağa illetinin esareti altındaki köledir. Laz, çerkez vs. etnisitelerinin Türk kimliği altında erimiş olmalarının ama buna mukabil Kürtlerin hala problem yaratıyor olmasının sebebi budur. Zaten meclisteki DTP'li vekillerin çoğunun Toprak ağası olmasının açıklaması da budur.

Sorun etniktir. Etnik sorunun ortadan kalkması için bölge halkı evvela özgür birey haline getirilmelidir. Ancak bu şekilde Türk ulusu içerisinde aynı Lazlar gibi Çerkezler gibi yerlerini alabilirler. Hem de doğal olarak.

Saygılar

imhotep
25-08-2008, 00:25
Gerilla isminin ilk kirletilmesi Amerikan emperyalizmi tarafından gerçekleştirildi. Nikaragua'da Sosyalist Devrim gerçekleşince, ABD bu ülkede sosyalist iktidara karşı "gerilla savaşı" başlattı. Bu ülkede sosyalist iktidara karşı Amerikan emperyalizmi tarafından silahlandırılan ve kendi ülkesine saldırtılan bu sözde gerillanın adı kontra-gerilla olarak kaldı. Kısaca kontralar olarak da anılır. Çünkü halk gerillaya sahiplenmemiş, Amerikan askerliğine soyunanları ise gerilla karşıtı olarak değerlendirmiştir.

Maalesef bu kirletme bugün de PKK için geçerlidir. Bunlar kendilerine "gerilla" adını veriyorlar. Ama parasını, silahını ABD karşılıyor. PKK'nın İran kolu olan PEJAK'ın da parasını ve silahını ABD karşılıyor. Hatta bu PKK elebaşları bu ABD yardımlarını açıktan açığa savunuyorlar. ABD ile ortak hareket ettiklerini ve bundan gurur duyduklarını ifade ediyorlar.

Siz hiç emperyalizmin desteklediği bir gerilla gördünüz mü şimdiye kadar?

Ya desteğin ötesinde emperyalizmin doğrudan örgütlediği bir gerilla?

Siz hiç Kalaşnikof değil de Amerikan tüfeği ile savaşan gerilla gördünüz mü?

Nasıl bir gerillalıktır bu?

Gerilla emperyalizme karşı savaşan askerken, birileri çıkıp emperyalizmin askerliğini yapmayı, paralı askerliğini yapmayı kime ve nasıl gerilla olarak yutturabilir?

Ve ne adına yapılıyor bütün bunlar? Halkların kardeşliği adına!

Kim kardeş, kim değil?

Araplar, Türkler, İranlılar düşman; Amerikalılar kardeş öyle mi?

Ben "Türk-Kürt kardeştir mavalı" derken beni eleştiriyorlar bir de!

Denecek pek fazla da söz yok.

Komandante Che'ye selam çakılınca herşey doğru oluyor ne de olsa!

Saygılar

dilaver
25-08-2008, 00:35
Ama parasını, silahını ABD karşılıyor. PKK'nın İran kolu olan PEJAK'ın da parasını ve silahını ABD karşılıyor. Hatta bu PKK elebaşları bu ABD yardımlarını açıktan açığa savunuyorlar. ABD ile ortak hareket ettiklerini ve bundan gurur duyduklarını ifade ediyorlar.

İmhotep burada benim aklıma bir soru takılıyor, Tsk nın silahını kim karşılıyor. Şimdi şöyle anlamadıgım bir şey var. Abd işbirlikçisi Pkk ya karşı savaşan Tsk ya Abd istihbarata veriyor ve açık açık da Pkk yı uluslararası kamuoyunda dışlıyor. Ama buna ragmen Abd işbirlikçisi olan taraf Pkk oluyor. Rice in ya da d,ger Abd ileri gelenlerinin kandilde olduklarını hiç duymadık, ama gün aşırı Ankaradalar.

Acaba ben mi yanlış izliyorum ya da gaipten haber alıyorum. Burada Abd kim ile işbirligi yapıyor. Tsk ile mi, Pkk ile mi. Yok her ikisi ile ise o zaman bu savaşın anlamsız ve haksız oldugu tespitime gelmek zorundasınız.

Şu anda resmi söylemler olarak Pkk ile Tsk arasındaki farkları bana açıklayabilir misiniz. Kürt meselesi konusunda bugün itibarıyla hangi farklara sahipler ve neden savaşıyorlar. Lütfen bana savaşmayı gerektirecek resmi ideolojik farklılıklarını dile getirin.

saygılarımla

osiris
25-08-2008, 00:48
Gerilla isminin ilk kirletilmesi Amerikan emperyalizmi tarafından gerçekleştirildi. Nikaragua'da Sosyalist Devrim gerçekleşince, ABD bu ülkede sosyalist iktidara karşı "gerilla savaşı" başlattı. Bu ülkede sosyalist iktidara karşı Amerikan emperyalizmi tarafından silahlandırılan ve kendi ülkesine saldırtılan bu sözde gerillanın adı kontra-gerilla olarak kaldı. Kısaca kontralar olarak da anılır. Çünkü halk gerillaya sahiplenmemiş, Amerikan askerliğine soyunanları ise gerilla karşıtı olarak değerlendirmiştir.

Maalesef bu kirletme bugün de PKK için geçerlidir. Bunlar kendilerine "gerilla" adını veriyorlar. Ama parasını, silahını ABD karşılıyor. PKK'nın İran kolu olan PEJAK'ın da parasını ve silahını ABD karşılıyor. Hatta bu PKK elebaşları bu ABD yardımlarını açıktan açığa savunuyorlar. ABD ile ortak hareket ettiklerini ve bundan gurur duyduklarını ifade ediyorlar.

Siz hiç emperyalizmin desteklediği bir gerilla gördünüz mü şimdiye kadar?

Ya desteğin ötesinde emperyalizmin doğrudan örgütlediği bir gerilla?

Siz hiç Kalaşnikof değil de Amerikan tüfeği ile savaşan gerilla gördünüz mü?

Nasıl bir gerillalıktır bu?

Gerilla emperyalizme karşı savaşan askerken, birileri çıkıp emperyalizmin askerliğini yapmayı, paralı askerliğini yapmayı kime ve nasıl gerilla olarak yutturabilir?

Ve ne adına yapılıyor bütün bunlar? Halkların kardeşliği adına!

Kim kardeş, kim değil?

Araplar, Türkler, İranlılar düşman; Amerikalılar kardeş öyle mi?

Ben "Türk-Kürt kardeştir mavalı" derken beni eleştiriyorlar bir de!

Denecek pek fazla da söz yok.

Komandante Che'ye selam çakılınca herşey doğru oluyor ne de olsa!

Saygılar

Kimin eli kimin cebinde belli değilki baksanıza eğer ergenekon iddanamesindekiler doğruysa bizi yönetenler pkk ya yardım etmiş abd etse ne olur etmese ne olur ortadoğu hakları amerika yüznden birbirine girdi hiç kimsede kalkıp amerikaya bişey demiyor varsa yoksa bir birimizi öldürüyoruz onlarada kendi çeplerini dolduruyorlar

imhotep
25-08-2008, 01:00
Birincisi, TSK'yı Amerikan emperyalizmi kurmamıştır. Temel felsefesi Amerikancılık, emperyalizm değildir. Ancak zaman zaman devletin el değiştirmesi ile bu kuruma da Amerikancı sızmalar olduğu da bir gerçektir. Özellikle F Tipi örgütlenmenin bu konuda yoğun çabaları vardır. İkincisi, Türkiye Cumhuriyeti bir devlettir. Diğer devletlerle eşit ilişkiler kurmak gibi bir hakkı vardır. Amerikayla arasına set koyması beklenebilir, umut edilebilir. Ancak bu gücün mevcut iktidarlarda olduğunu ve 60 yıldır bu ülkeyi gerici-sağcı güruhun yönettiğini hatırda tutmak lazım. PKK ise sözümona "Marksist-Leninist" bir partidir. TC'nin iktidar değişimleriyle ABD yanına gelmesi ya da uzaklaşması anlaşılabilir ama dağa çıkmış bir örgütün ABD ile sıkıfıkı bir ilişkide olması anlaşılamaz.

Rice gibi ABD'nin görünen yüzlerinin Kandil'de olması beklenemez. Nitekim TC'ye ve halkına karşı göz boyama görevi vardır, resmidir. O yüzden resmi olarak ABD'nin Ankara'da olması doğaldır ancak Kandil'de olması doğal değildir. Zaten böyle de oluyor. Resmi olarak Ankara'ya gayriresmi olarak Kandil'e gidiliyor. Ama bundan çıkarılacak sonuç TSK'nın karşısında olmak değildir. Karşı olunacak kurum PKK'dır. Ülke içinde de Amerikancılığa karşı teslimiyette direniş gösterilmelidir. Kendi askerine silah doğrultmakla antiemperyalist olunmaz.

Sevgili dilaver, yukarıda kurduğun mantıkla o halde PKK'nın da karşısında olmamız gerektiğini söyleyebilir miyiz? Ve onun uzantısı olan DTP'ye de aynı mantıkla oy vermemeli miyiz?

Saygılar

dilaver
25-08-2008, 01:04
Kimin eli kimin cebinde belli değilki baksanıza eğer ergenekon iddanamesindekiler doğruysa bizi yönetenler pkk ya yardım etmiş abd etse ne olur etmese ne olur ortadoğu hakları amerika yüznden birbirine girdi hiç kimsede kalkıp amerikaya bişey demiyor varsa yoksa bir birimizi öldürüyoruz onlarada kendi çeplerini dolduruyorlar

Osiris,

Seni kutluyorum. Evet gerçek de bu zaten, yok için bu ülkenin gençleri ölüyor ve düşmanlık tohumları körükleniyor. Bu savaşın hiç bir biçimde bir anlamı yok. Oldugunu iddia eden kişi bu gün için Kürt meselesi konusunda ideolojik anlamda Tsk ile Pkk söylemlerinde ne fark var onu araştırmak zorunda.

Savaşı gerektirecek bir söylem var mı. O halde bu ölümler neden.

Son günlerde bir bomba furyasından geçilmiyor. Ona da anlam veremiyorum. 23 senedir savaşan bir örgüt, mayınları patlatan ve o kadar mayın taramaya ragmen askerleri öldürebilen bir örgüt bu derece mi bu işin acemisi olabilir.

Kürt meselesi olmasaydı, bu savaş olmasaydı bu insanların tepkileri nereye yönelebilirdi onı bir düşünün. Bunca yoksulluk ve azgın sömürüye karşı tepkiler ne ile ve ne bahane edilerek engelleniyor. Buna dikkat edin.

Bu işin diger bir ucu da laik/ anti laik çatışmasıdır. Bu ülke insanlarının da din diye bir derdi yok. Ama bölünmeleri düzen için faydalı.

70 li yıllarda oturdugum semtte, ki bogazdaydı, caminin yanında akşamları balık ile rakı muhabbeti yapardık, bazan imam ya da müezzin de aramıza gelirdi. İçmese bile normal karşılanırdı. Ama ne rakının camidekilere zararı vardı, ne de camide olanların rakı meclisine. Ama hepimiz de düzenden ve yoksulluktan, sömürüden biçar idik. Ana konu buydu ve herkes de bunda hemfikirdi, kaldı ki o yıllarda bu kadar azgın bir sömürü, bu kadar açık sınıf farkı da yoktu.

saygılarımla

dilaver
25-08-2008, 01:17
Sevgili dilaver, yukarıda kurduğun mantıkla o halde PKK'nın da karşısında olmamız gerektiğini söyleyebilir miyiz? Ve onun uzantısı olan DTP'ye de aynı mantıkla oy vermemeli miyiz?

Her iki güce de taraf olmak gibi bir zorunlulugumuz yoktur. Üçüncü bir yol, savaşsız bir yol açılabilir. Bunun yolu da bu haksız savaşa dur demekten geçiyor. Abd ye karşı çıkam ise başta Nato ya ve Abd uzantısı olan Tsk ya karşı çıkmaktan geçiyor. Abd başkanları ile, dışışleri bakanları ile , generalleri ile ben toplantı yapmıyorum.

Kim Abd ile kapalı kapılar arkasında halktan gizli toplantı yapıyorsa o işbirligi içerisindedir. Bunun başka bir mantıkı izahı yoktur. Bu ise tam tekmil TC devletidir.

Dtp ye ister oy verirsin, ister vermezsin. Gördügüm kadarıyla yasal bir partidir. Aksi bir yaptırım var ise ben bilmiyorum.

saygılarımla

imhotep
25-08-2008, 01:27
Kim Abd ile kapalı kapılar arkasında halktan gizli toplantı yapıyorsa o işbirligi içerisindedir. Bunun başka bir mantıkı izahı yoktur. Bu ise tam tekmil TC devletidir.

Hani üçüncü bir yol olacaktı? Hani haksız bir savaştı bu? Tam tekmil TC suçlu (Sanki TC'nin sabit bir devlet politikası var da hükümetler yerine devlet suçlanıyor) diyeceksin sonra da haksız bir savaş diyeceksin, DTP'yi de oy verilebilir bir parti olarak göreceksin.

Üçüncü yola ne gerek sevgili dilaver sen faturayı kesmişsin bile.

Saygılar

dilaver
25-08-2008, 01:36
Bir önce Tc nin Abd işbirlikçisi oldugunda hemfikir olup emperyalizmi dagda bayırda aramayacagız. Elbette bileti kesim, hem de yıllar önce.

Ne diyorum ben komünistim diyorum, ben devrimciyim diyorum. Benim egemen sınıfların iktidar aygıtı olan devlet ile çelişkim var diyorum. Burada ben devlete karşıyım, peki sen taraf mısın.

Pkk beni ilgilendirmiyor. Bu başlıkta defalarca yazdım. Pkk milliyetçi bir örgüt ve Kürt meselesinin çöüzümü de Türk emekçilerine baglı. Tüm Türkşye emekçileri tavır almadıktan sonra bu işin nihai çözümü olamaz. Ama derdimiz kanın durması.

Dtp ise yasal bir parti, aksini iddia ediyorsan buna mahkeme kararı gerekiyor. yOKSA SEN VE SENİN GİBİ DÜŞÜNENLER MAHKEME KARARLARINDAN DAHA MI ÜSTÜN İMHOTEP. ( pardon caps )

Caps açıldı ama denk düştü ve bir daha ugraşmadım.:)

Hiç bir hukuk normundaki insan yasal bir partiyi suçlayamaz ve ona oy verenleri itham edemez. Bence siz demokrasi anlayışınızı degiştirin.Üçüncü yok emek cephesidir. Emegin örgütlenmesidir. Ve Abd işbirlikçisi Tc ya karşı sınıf mücadelesinin yükseltilmesidir.

Biz buna devrim mücadelesi diyoruz.

saygılarımla

aydoe
25-08-2008, 01:45
''Ne diyorum ben komünistim diyorum, ben devrimciyim diyorum. Benim egemen sınıfların iktidar aygıtı olan devlet ile çelişkim var diyorum. Burada ben devlete karşıyım, peki sen taraf mısın.
Dtp ise yasal bir parti, aksini iddia ediyorsan buna mahkeme kararı gerekiyor. yOKSA SEN VE SENİN GİBİ DÜŞÜNENLER MAHKEME KARARLARINDAN DAHA MI ÜSTÜN İMHOTEP.'' Dilaver

Mahkeme kimin mahkemesi?
Yasalar kimin yasaları,var olan siyasi partiler kimin partileri?
Devrimcisin ,komünistsin ama devlet deyince yalnızca Tsk yımı anlıyorsun?
Mahkemeler devletin değilmi ,siyasi partiler devletin değilmi?
Halk mahkemelerimi var?
Halkı temsil eden partilermi var?

dilaver
25-08-2008, 02:09
aydoe

yazım çelişkili gibi görünüyor haklısın, ama ben bu yazıyı var olan çelişkileri göstermek için yazdım. İmhotep yasalar var oldugu halde yasal bir partiyi suçlamakta.

Benim gibi düşünenler için elbette bunlar bir kısıtlama olamaz. Çünkü devrimin kendi hukuku vardır, o var olan hukuku ciddiye almaz.

Devletin ne oldugunu ise muhtelif yerlerde muhtelif yazılarda yazdım. Ama bu konuyu sadecesavaş baglamında ele aldım.

saygılarımla

zeitgeist
25-08-2008, 02:19
"Güneydoğu'daki geriliğin temel sebebi yörede egemen feodal unsurlardır.
Sorun etniktir. Etnik sorunun ortadan kalkması için bölge halkı evvela özgür birey haline getirilmelidir. Ancak bu şekilde Türk ulusu içerisinde aynı Lazlar gibi Çerkezler gibi yerlerini alabilirler. Hem de doğal olarak."

tam sonuç verecek bir çözüm değil ama ben buna bile razıyım...en azından şimdilik...

Fuzûlî
25-08-2008, 02:24
Kürt sorunu fiktiftir.
Ale'lumum yabancı milletler tarafından kaşınmıştır.
Kürtler, cumhurbaşkanından, başbakanından, mafyasından iş adamına kadar her alanda kendilerini temsil edebilmişlerdir.
Bugün, belli bir coğrafyada yoğun bir biçimde yaşıyorlar diye doğallığında devlet kurma hakkına sahip oldukları söylenemez.

Hak-hukuktan yana iseler ayrı devlet kurma, emperyalist güç odaklarıyla karanlık ilişkiler geliştirme yolundan vazgeçip Türkiye emekçileri, ezilenleri ile anti-emperyalist mücadele vermeye çalışmalıdırlar.
Lider kültü, tapınma kültürünü bir yana bırakıp içlerindeki toplum-kent yaşamına adapte olamayan unsurların ıslahına yönelik projeler geliştirmelidirler.
Bu adaptasyon eksikliğinin ekonomik müşkülden kaynaklandığını zanneden safdil yoktur herhalde.
Bunların eğitim görmüşlerinin, para sahibi olanlarının pek çoğunun da adaptasyon sorunları var toplumla.

evrensel-insan
25-08-2008, 02:27
Saygideger zeistgeist;

bölge halkı evvela özgür birey haline getirilmelidir.-zeistgeist

Sadece, bolge halki degil; tum Turkiye' de yasayan her turlu farka sahip toplum birey haline getirilmelidir. Bu da egitim, ogretim ve bu egitimi ve ogretimi verecek kurumlarin bilincli bir sekilde calismasiyla, devlet ve hukumetin de bu bilinci almasiyla mumkundur.

BU BILINCE ERISMIS, BIR DEVLET VE HUKUMET YAPISI OLMADAN, BU MUMKUN DEGILDIR.

Saygilarimla;
evrensel-insan

dilaver
25-08-2008, 03:58
şimdi bu başlıkta ve bu sitede bir ilk oldu. İlk defa bir arkadaşımız ayrılıgı dile getiridi. Yasal nedenlerden dolayı editledigimiz yerler oldu. Ama şimdiye kadar bizler yani Türkler hep bu konunun surasından ya da burasından tuttuk. Şöyle ya da böyle degerlendirdik.

Arkadaşımız da fazlasıyla heyecanlı girdigi için işin içine onu da mecburen engelledik. Ben derim ki her türden düşünce tartışılabilsin. Bugün sınırlarımız dahilinde anlamsız bir savaş var. Ve gençlerimiz ölüyor. Bunların Türk ya da Kürt, asker yada da gerilla/ terörst olması fark etmiyor. Sonuçta tüm analar aynı dilden aglıyor.

Biri gelmiş, savaşsa mı idi. Ve bizden farklı düşünüyor Bu başlıga açıldıgı günden beri çok tepki geldi biliyorum. Ama ben her türden düşüncenin tartışılmasından yanayım. Siz ne düşünüyorsunuz. Ayrılıkçı görüşler de dile getirilmeli mi bu başlıkta, yoksa engellenmeli mi.

Engelleyerek biz zaten diyalog imkanlarını reddetmiyor muyuz. Daga dogru itmek ve imha mı tek çözüm size göre.

saygılarımla

imhotep
25-08-2008, 14:34
Devlette işleyiş bozuklukları olduğunu kimse inkar edemez. Bir parti %90'dan fazla bir oranla laikliğe karşı odak oluşturmakla itham edilirken varlığına izin verilebiliyor. Sosyal bir hukuk devleti olduğu Anayasa'nın değiştirilemez hükmü iken SSGSS gibi anti-sosyal yasalar çıkabiliyor, özelleştirmeler gerçekleşebiliyor. O yüzden devletin düzeltilmesi gerektiğini savunmamla DTP gibi yine yasal olarak olmaması gereken ama günlük politik kaygılar uğruna kapatılamayan partilere cephe almamın hukuka aykırılıkla bir ilgisi yoktur. Tam tersi, hukuk bunu emreder. Zira Anayasa'dan daha büyük bir hukuksal emir yoktur.

Emperyalizmi dağda bayırda niye aramayacağız? Emperyalizmin girmediği yer olabilir mi? TSK olunca emperyalizm arayacaksın ama iş PKK'ya gelince "gerilla" kardeşimizdir diyeceksin...

Bugün TSK'nın büyük bir çoğunluğu ABD'yi ulusal çıkarlar konusunda müttefik görmüyor. O emekli-tutuklu paşalar değil miydi zaten meydanlarda ne ABD ne AB diye bağıran? Ya da askerler artık neden kendilerini ısrarla Atatürkçü-Kemalist tanımlıyorlar? Yıllarca CIA kamplarında eğitilen PKK'yı görmeyeceksin ama TC'nin ve daha birçok ülkenin "terörist" kabul ettiği yine aynı PKK'ya karşı girişilen operasyonda ABD istihbarat verdi diye tüm suçluyu tam tekmil TC göreceksin!

İktidar değiştiğinde TSK tam manasıyla anti-emperyalist çizgiye oturabilir, ancak PKK zaten kuruluşundan beri sürekli ABD ile kucak kucağa. Ne yaparsan yap ABD'nin kurduğu örgütle ABD karşıtlığı yapamazsın.

Welat konusunda da şunları söylemek isterim, madem yasa dedik... Bölücülük konusu evvela yasal değil. Site için çok ciddi problemler yaratabilir. Siyaset uğruna sitenin "Dinlerden Özgürlük" misyonuna zarar vermeye kimsenin hakkı yok. Siteye karşı izlenim olarak da ciddi zararları olur. Bir arkadaşın Kemalist sitesi aynı şekilde, Kemalizm görünümünde ateizm propagandası yapılıyor diye çok eleştirildi ve kimi insanların ayrılmasına neden oldu. Burada da ateizm görünümlü Kürtçülük yapılıyor izlenimi olsun istemem. Sitenin öz misyonuna zarar verir.

Saygılar

kandahar
25-08-2008, 14:35
Sevgili Evrensel amca, konuyla alakalı olduğundan soruyorum, İngilizler İrlanda konusunda ne tarz politikalar izlemiştir, bugün İrlanda'da anadilini bilen İrlandalı nüfusunun oranı nedir, bu noktaya nasıl gelinmiştir? Bu ve benzeri birkaç noktayı İngiltere'de yaşayan bir arkadaşımız olarak kısaca anlatırsanız konuya farklı bir açılım gelebilir.

kandahar
25-08-2008, 14:38
Ben Welat arkadaşımızın söylemlerinin sansürlenmesinden yana değilim. Bilakis her Kürt bu tür isteklerini açık açık söylesin, en demokratik olanı da budur. Sitede de bu tür görüşleri destekleyen başka üyeler varsa onlar da düşüncelerini en az Welat kadar açıklıkla ifade etmelidir.

imhotep
25-08-2008, 14:43
Dediğim gibi sadece İngiltere'deki İrlandalılar değil, tüm Batı Avrupa böyledir. Fransa'da sadece Franklar, İtalya'da sadece İtalyotlar mı var? Ya da Almanya'da germenler mi?

Ulus zaten tek bir etnisiteden oluşan bir şey değildir. Tarihi gelişim içerisinde bir etnik diğerlerinden baskın bir şekilde ileride olur ve sanayileşme ile birlikte bu güçlü olan etnik unsur içerisinde erir çevredekiler.

Bu, Batı Avrupa'da böyle oldu. İlginç olan her konuda Marks'ın Batı Avrupacı çözümlemelerini önümüze sürenler iş ulus konusuna geldi mi nedense Batı Avrupa modelinden kaçıyorlar.

kandahar
25-08-2008, 14:43
Her iki güce de taraf olmak gibi bir zorunlulugumuz yoktur. Üçüncü bir yol, savaşsız bir yol açılabilir. Bunun yolu da bu haksız savaşa dur demekten geçiyor. Abd ye karşı çıkam ise başta Nato ya ve Abd uzantısı olan Tsk ya karşı çıkmaktan geçiyor. Abd başkanları ile, dışışleri bakanları ile , generalleri ile ben toplantı yapmıyorum.

Bu üçüncü yol nedir sayın Dilaver? Haksız savaşa dur demek nasıl olacak? Yani ne yapmamız gerekli, yapılması gerekenleri kısa bir liste halinde yazar mısınız?

Bu arada TSK'nın ABD uzantısı olduğu fikrine katılmıyorum. Öyle olsa bugün Türkiye'de Neo-Liberaller'in en çok uğraştığı, Fetullahçılar'ın en çok sızmaya çalıştığı kurum olmazdı en basitinden. Tersine AKP gibi pışpışlanırdı sürekli olarak.

kandahar
25-08-2008, 14:48
Ulusun oluşumu konusunda orta paragraftaki tezinize katılmıyorum. Pekçok Prof.'un falan da böyle düşündüğünü bildiğim halde ben başka türlü düşünüyorum. Gerekirse başka başlıkta konuşulur. İrlanda bugün hala devam eden bir mesele olduğundan konunun geçmişi ile ilgili bilgi verilmesi doğru olur kanaatindeyim. Mesela İngilizler İrlanda'da ne tür politikalar uygulamış vs.?

imhotep
25-08-2008, 14:51
ABD ordusu Kore'ye çıkartma yapar. Türkiye daha NATO üyesi bile değilken ABD'nin yanında Kore'ye asker gönderir. Türk askeri Kore'de Amerikan çıkarları için Koreli kardeşlerini öldürmeye gönderilir ve işte o zaman Nazım bir şiir yazar Mahmetçiğe:

Yitirmedinse insanlığını
çoluk çocuk naşıyla dolu bir çukurda
teslim ol.
Biz Türkler yiğitizdir.
Yiğitliğin zerresi kaldıysa sende,
teslim ol.
Teslim ol ananın başa için,
teslim ol Türk halkı adına
Ahmet, kardeşim,
kardeşlerine teslim ol”

Bu şiir üzerine basın Nâzım Hikmet’e karşı bir linç kampanyası başlatır, vatan hainliği ile suçlanır Nazım Hikmet ve o çok bilinen vatan hainiyim şiiriyle cavap verir.

“Nâzım Hikmet vatan hainliğine devam ediyor hâlâ.
Amerikan emperyalizminin yarı sömürgesiyiz,
dedi Hikmet.
Nâzım Hikmet vatan hainliğine devam ediyor hâlâ.”
Bir Ankara gazetesinde çıktı bunlar, üç sütun üstüne,
kapkara haykıran puntolarla,
bir Ankara gazetesinde, fotoğrafı yanında
Amiral Vilyamson’un
66 santimetre karede gülüyor, ağzı kulaklarında,
Amerikan amirali
Amerika, bütçemize 120 milyon lira hibe etti,
120 milyon lira.
“Amerikan emperyalizminin yarı sömürgesiyiz,
dedi Hikmet
Nâzım Hikmet vatan hainliğine devam ediyor hâlâ.”

Evet, vatan hainiyim, siz vatanperverseniz,
siz yurtseverseniz,
ben yurt hainiyim, ben vatan hainiyim.
Vatan çiftliklerinizse,
kasalarınızın ve çek defterlerinizin içindekilerse vatan,
vatan, şose boylarında gebermekse açlıktan,
vatan, soğukta it gibi titremek ve sıtmadan
kıvranmaksa yazın,
fabrikalarınızda al kanımızı içmekse vatan,
vatan tırnaklarıysa ağalarınızın,
vatan, mızraklı ilmühalse, vatan, polis copuysa,
ödeneklerinizse, maaşlarınızsa vatan,
vatan, Amerikan üsleri, Amerikan bombası,
Amerikan donanması topuysa,
vatan, kurtulmamaksa kokmuş karanlığımızdan,
ben vatan hainiyim.
Yazın üç sütun üstüne kapkara haykıran puntolarla:
Nâzım Hikmet vatan hainliğine devam ediyor hâlâ.

Kendi ulusunun çıkarını her şeyin önünde tutmak Nâzım’a göre değildir. Hele hele kendi ulusu Amerikan emperyalizminin yanında askerliğe başlamışsa... İşte o noktada halkların kardeşliği girer devreye bir devrimci için, inanmış bir sosyalist için. Kardeş Kore halkıdır, kalleş ise Amerika.

Şimdi Kürt aydınlarına sormak lazım,

Bir kere olsun “Türk Ordusu silahı bıraksın”, “Barış istiyoruz” değil de, Amerikan askerliğine soyunmuş “Kürt” kardeşlerinize, siz de, Nâzım gibi, “gidin kardeşlerinize teslim olun” diyebilir misiniz?

Siz de Nâzım kadar hümanist, Nâzım kadar enternasyonal, Nâzım kadar yurtsever olabilir misiniz?

Siz de Nâzım kadar halkların kardeşliğinden yana olabilir misiniz?

Evet sevgili “Kürtler”, “Kürt aydınları”.

Hadi gösterin kardeşliğinizi ve PKK’daki sizin “gerilla” dediğiniz insanlara seslenin Nâzım gibi:

Teslim ol kardeşim, kardeşlerine...

çakırcalı
25-08-2008, 15:06
Welat konusunda da şunları söylemek isterim, madem yasa dedik... Bölücülük konusu evvela yasal değil. Site için çok ciddi problemler yaratabilir. Siyaset uğruna sitenin "Dinlerden Özgürlük" misyonuna zarar vermeye kimsenin hakkı yok. Siteye karşı izlenim olarak da ciddi zararları olur. Bir arkadaşın Kemalist sitesi aynı şekilde, Kemalizm görünümünde ateizm propagandası yapılıyor diye çok eleştirildi ve kimi insanların ayrılmasına neden oldu. Burada da ateizm görünümlü Kürtçülük yapılıyor izlenimi olsun istemem. Sitenin öz misyonuna zarar verir.

Saygılar

Tüm mesaja olduğu gibi, bu kısma özellikle katılıyorum. Bu forumun amacı bellidir. Ben sadece bu foruma değil, (başta Alevi forumları olmak üzere) birçok foruma üye oldum ve bu Kürtçülük ve PKK propagandistlerinin yoğun taarruzları karşısında sitelerin ve üyelerin ne tür zorluklarla karşı karşıya kaldıklarına da şahit oldum. Can Welat nickli kişinin sırf şu sözleri dahi, forumun amacından ne denli uzaklaşabileceğine yeterli kanıt oluşturmaktadır: "Her Türk asker doğarsa, her Kürt de gerilla doğar!" Bu sözler, Kürt halkının hak arama mücadelesinden çok, Kürt faşizminin ve terörizmin apaçık söylemidir. Bu zihniyetle kardeşçe yaşamanın imkanı olmadığını da daha önceki bir mesajımda belirtmiştim. Bu kişi gidip bu sloganı, Türk faşizminin sergilendiği, Kürt varlığının inkar edildiği vs. sitelerde yapsın ama bu foruma bu türden polemiklerle gelinmesin, idareciler de bu gibi söylem ve eylemlere izin vermesin lütfen.

Buradan özellikle sayın dilavere seslenmek isterim: Burası Turan Dursun Sitesi. Muhammediler tarafından hunharca katledilmiş bir aydın adına kurulmuş bir site. O'nun düşünceleri doğrultusunda söylem içermesi gereken bir site. Ben bir yazımda, Muhammet'e ahlaksız dediğim için uyarı alıyorum ama forumla hiç alakası olmayan bir konu ve bu konuya yönelik bir mesajda alenen Kürtçülük ve PKK propagandası yapılıyor ama sadece (o da anladığım kadarıyla kerhen) bazı kelimeler editlemekle yetiniliyor. Bu durum, sitenin saygınlığına mı aykırıdır yoksa zaten bir saygınlığı yoktu da ben mi abartmışım, anlayamadım.

zeitgeist
25-08-2008, 15:23
evrensel-insan son yazdığım benim değil imhotep ten alıntıydı....yoksa benden böyle bir fikrin çıkması düşünülemez...sadece şimdiki durumdan daha iyi diye desteklerim...

ayrıca ingiltere,ispanya,fransa gibi ülkelerdede başka etnik topluluklar var neden sesini çıkarmıyorlar diye düşündüğümüzde cevabı görmemiz kaçınılmaz...
Eğer güçlüyseniz,toplumunuzdaki bireylere iyi yaşama fırsatı sunuyorsanız,seslerini çıkarmayacaklardır...nezamanki gücünüzü yitirirseniz,devran döner...ermeni bağırır,kürt bağırır,rum bağırır devlet diye...bu işi halletmek kurucu unsura düşer...ya güçlü olup ağızlarına bal çalıp susturacaklardır yada başka şekillerde susturacaklardır...
ee onlar susmadan biz ayağa kalkamayacak ve güçlü olamayacağımıza göre..............

imhotep
25-08-2008, 15:31
Sevgili Zeitgeist,

Sorunu siz de dönüp dolaşıp ekonomiye bağlamışsınız. Ama daha önce ben Belçika ve Bask örneğini vermiştim hatırlarsanız.

Bask bölgesi de zengin bir bölgedir. Ama ısrarla ayrılmak ister. Keza Belçika'da da Flamanlar, Valonlardan ayrılmak istiyor. Hem de gerekçe "Biz fakir Valonları beslemek istemiyoruz!"dur. Yani zengin olan kesimdir burada ayrılmak isteyen. Nitekim bu krizler yüzünden Belçika'da 8 ay hükümet kurulamadı. İnsanlar evlerine Belçika bayrakları asmaya başladılar.

Sorun etniktir. Bunu sadece ben değil DTPli vekiller de söylemektedir.

Saygılar

serüvenci
25-08-2008, 15:37
çakırcalı,

mevcut konuyu fazla takip etmediğimi söylerek başlamak isterim. bir yönetici olarak benim görüşüm her tür konunun şu anki yasalar çerçevesinde tartışılmasından yanadır. demokrasi ve ifade özgürlüğü adına yapılması gereken ne varsa yapmaktayız. editlemenin maksadı sitenin yasal zorunluluk altına girmemesi çabasından ibarettir. bu ülkede sırf kürdistan kelimesini kullandığından dolayı bir yıl ceza alan insanlarımızın mevcut olduğunu düşünürsek bizim göreceğiz zararı düşünebilirsiniz sanırım. hele ki sitemize zarar vermek isteyenler varken bu tip olayların ve yazıların sitemize zarar vermek maksadıyla kullanılması olasıdır.

ayrıca rahatsız olduğunuz yazılar için şikayet mekanizmamız mevcuttur. mesajların sağ üst köşesinde bulunan üçgen içerisiinde ünlem işeretini kullanarak şikayetinizi belirtebilirsiniz. şikayetiniz değerlendirilerek eğer bir kusur varsa gerekli işlemler yöneticiler tarafından gerçekleştirilir.

saygılarımla.

frodo
25-08-2008, 20:36
Arkadaşlar "kürt meselesinin" sosyal, ekonomik, kültürel boyutlarıyla tartışılması ile "yasadışı" yapılanmaların savunulması ayrı şeylerdir. Ve sitemizi yasalar karşısında zor
duruma düşürecek mesajların olmasına izin vermemeye kararlıyız. Umulur ki üyelerimiz de
bu hassasiyete sahip olurlar.

Can welat arkadaşın iki mesajı bu nedenle kaldırılmıştır.

dilaver
26-08-2008, 00:49
Bu durum, sitenin saygınlığına mı aykırıdır yoksa zaten bir saygınlığı yoktu da ben mi abartmışım, anlayamadım.

Sayın çakırcalı

Sitenin saygınlıgı her türlü düşünceye ifade hürriyeti tanımaktan geçer. Sitenin saygınlıgı karşıt düşünceleri de içinde barındırabilmesinde ve bu temelde düşünce üretebilmesinde yatar. Saygınlık size göre dogru olmayanı yasaklamakla oluşmaz. Böyle bir tavır olsa olsa tekkecilik olur.

Kaldı ki o kadar gözünüzü tek yanlılık bürümüş ki, yapılan moderasyonu bile kerhen olarak nitelendirmişsiniz. Halbuki söz konusu üyenin iki mesajından bir tanesi tamamen kaldırılmış, bu başlıkta olanı ise yasalar düzeyinde siteyi sorumlu hale düşüremeyecek halde editlenmiştir. Bu başlıkta yer alan ifadelerinde ise suç unsuru görülmemiştir.

Bu başlıkta bir seneden uzun zamandır bu mesele oldukça seviyeli bir biçimde dile getirilmektedir. Politika başlıgı olduguna göre de ilgi duyan girip fikrini yazabilmektedir. Bu başlık ilk açıldıgı zaman da kan gövdeyi götürmüştü ve bu günlere kadar gelinebildi. Seviye ve uslup saglanabildi. Bundan sonra da bu şekilde olacagından kimsenin kuşkusu olmasın.

Sorumlu bir üyenin yapması gereken ise uygunsuz buldugu mesajlara bireysel ve agressif bir müdahale yerine şikayet butonunu kullanarak yönetime haber vermesidir. Böylece tansiyonun yükselmesi de engellenmiş olur.

24 senedir çözülemeyen bir sorunu net sitesine yazılan mesajları yok ederek çözemeyiz. Aksine daha da içinden çıkamaz hale geliriz. Dikkat ediniz insanlara düşman oluyoruz hem de yok yere. Bu meseleyi bir kan davası haline dogru sürüklüyoruz. Ben böyle düşünüyorum, bu benim şahsi düşüncelerimdir, bunları da degişik forum alanlarında dile getiriyorum. Ancak benim bu düşüncelerim ile site yöneticisi olarak tüzüge uygun davranmamı engellemez.

Kaldı ki site yönetiminin saygınlıgını benim ya da başka bir yöneticinin zedeledigini düşünüyorsanız bu konuda DK ya başvuru hakkınız bulunmaktadır. Sitenin saygınlıgının tartışılacagı yer de bu başlık degil, ya bu en yetkili organımız ya da sitenin gelişimi için öneriler başlıgı olmalıdır.

saygılarımla

evrensel-insan
26-08-2008, 01:06
Saygideger kandahar;

Ben, bu konuda detayli yazilari, hem Britanya temelinde, hem Turkiye temelinde, hem de genel temelde yazmistim. Kisaca, sana soyle cevap vereyim.

Buradaki, ust kimlik, yani vatandaslik kimligi; British kimligidir. Bunun disinda, bireysel hak ve ozgurluklerin, hukuk guvencesi ve antiayrimciligin ilkesi temelinde; Britanya kokenli, yerlesik farklar, ingiliz, irlandali, iskoc, gallerli; bunun disinda da disaridan goc etmis britishler, ise; cesitli afrika ulkeleri, latin amerikalilar, her turlu avrupa ulkesi, uzak dogulular ve orta dogulular mevcut. Bu ulke, vatandasi olabilmenin bazi sartlari var. O sartlari yerine getiripte, kabul edilenler; Britanya vatandasi olabilir.

Eger herhangi bir grup, bulundugu yerde belirli bir sayiya ulasirsa; kendi grubunun dilini, gelenek ve goreneklerini uygulayabilecek duzeye gelir. Hatta, devlet, bu grubun, kendi degerlerini yasatsin diye, onun cesitli dernek ve faaliyetleri icin maddi yardimda bulunur. Bu ulke de, milli-dini, gelenek ve goreneksel tum farklar, toplumsal bir olgu degildir. Baskasina mudahele etmez. Herkes, herkesi, tanittigi degerleriyle algilar kabul eder ve saygi gosterir.

Turkiye, temelinde bile; burda, turkler, kibrislilar, kurtler, aleviler v.s. rahatca kimliklerini ortaya koyabilirler. Yalniz, herkesin kimligi kendinedir ve kendi icindir. Baska kimliklere de saygi gosterir ve antiayrimci dusunur ve davranir. Davranmazsa; hukuk onunde hesap verir. Yalniz sakin ola, bir irlandaliya, ingiliz veya bir iskoca, irlandali demeyesin:eek: Dil olarak ta, bir tek galler dili, ingilizce den farklidir. Ayrica, Britanya disinda da Serbest irlanda vardir.

Saygilarimla;
evrensel-insan

Squall
26-08-2008, 01:07
"Emperyalizmi dağda bayırda niye aramayacağız? Emperyalizmin girmediği yer olabilir mi? TSK olunca emperyalizm arayacaksın ama iş PKK'ya gelince "gerilla" kardeşimizdir diyeceksin..."

Harika bi saptama!!!..

Sözde komünist geçinen insanların bu ikiyüzlü tavırlarından artık iyice sıkıldık..

dilaver
26-08-2008, 02:52
Emperyalizmi dağda bayırda niye aramayacağız? Emperyalizmin girmediği yer olabilir mi? TSK olunca emperyalizm arayacaksın ama iş PKK'ya gelince "gerilla" kardeşimizdir diyeceksin...

imhotep,

Olayı hep aynı ikilemde degerlendirmeye çalıştıgımız için işin içinden çıkabilmek mümkün degildir. Öncelikle ölenler asker olsun, gerilla/terörist olsun her biri TC vatandaşıdır. Bu savaşta tam 24 senedir devam ediyor ve binlerce ölü.

Peki biz bu işten ne kazanıyoruz. TSK nın savaş tecrübesinden başka. Tsk bu savaş sayesinde Abd den sonra her halde dünyanın en tecrübeli ordularından biri oldu. Acaba bu tecrübe nerede kullanılacak. Dikkat edilirse ordu da devamlı bir rotasyon vardır ve tüm subaylar bu egitime katılıyorlar. Tüm bölgenin hali de ortada.

Ölümler ve ekonomik çöküntü , ve sizlerin ipotek edilen gelecegi. Şimdi akşam kandil bombalanıyor, tv ler bitirdik maf ettik diye veryansın ediyorlar. Sabah karakola baskın yapılıyor. Yayınlanan rakamlara bakarsan bu örgütün şimdiye kadar iki kere bitmiş olması gerekliydi. O halde yanlış giden bir şeyler olmalı ve bu hata da cana mal oluyor. Burada düşünmek gerekiyor.

Şayet bu işte Abd parmagı var ise yapılacak şey son derece basittir. Abd ile ilişkilerini askıya alırsın ve üsleri kaparsın, borcun varsa da ödemezsin. Ancak bir taraftan Abd ile her türlü ilişkili yaşayacaksın, odan sonra da kalkıp Abd yi suçlayacaksın. Bu mu onurlu politika.

Kaldı ki hükümetlerin siyasetleri MGK tarafından belirlenir, bunun üyeleri arasında da ordunun komuta kademesi de vardır. Mgk siyaseti tespit eder ve hükümet de uygular. Kürt meselesi konusunda gerek ordu, gerekse hükümet kanadında hiç bir farklı düşünce şimdiye kadar yansımamıştır.

Peki şu andaki Pkk nın siyaseti ile Tc nin siyaseti arasında ne fark vardır. Bir bakın. İnceleyin, söylem farkı bulabilecek misiniz. O halde neye göre savaşılıyor. Ne adına insanlar ölüyor. Elbette Abd her iki taraftadır da. Kürt kozunu çok iyi oynamaktadır. Bunda şüphe yok. Peki buna karşı kim ne yapmaktadır.

Bu ülkede kendi imhasını göze alamayan bir hükümet/devlet Kürt soykırımına giremez. Bir barış gücü kuvvetinin ülkeye girmesi bu ülkenin sonu olur. Peki bu kini ayakta tutmanın kime ne yararı vardır.

Bakın Tuzla tersanesi gerçegi var, orada ölenler de artık ayyuka çıktı. Açıkça insanları kobay olarak kullanıp öldürdüler. Ama buna tepki son derece cılız kaldı, çünkü emekçiler iki temelde bölündüler. Kürt/Türk, Laik/antilaik. Ayrıca azgın sömürü ve işsizlik koşulları insanları kişiliksizleştirdi, köleleştirdi. Ahlaken soysuzlaştırdı. Ve 24 senedir bitmeyen savaş bu koşulları daha da derinleştiriyor.

Tuzla'da çalışanların çogu Dogu'dan gelme insanlar. Aç kalmışlar, köyleri yakılmış, kaçmışlar ve bogaz yokluguna yaşamak için çalışmaya razılar. Çogu da yüzme bilmiyor ama tersanede çalışıyor. Savaş işsiz sayısını da çogalttı ve insanlar iş için birbirinin kuyusunu kazmaya başladı.

Bir de böyle bakmaya çalışın. Buişi çözecek olan devlet ise kendi vatandaşları ile kavgalı hale geldi. Türkiye'nin dogusunda kan gövdeyi götürüyor ama batıda karlar katlanıyor. Ayrıca son günlerde yakalanan bombalar. Her ne hikmetse hep de yakalanıyor. Yahu bu kadar istihbaratın var da neden bu işi bitiremiyorsun. Dünyanın en güçlü ordularından birine sahipsin her gün şehit veriyorsun. Ellerinde mayın tarama cihazları olan askerleri seyrediyoruz. Ertesi gün mayın haberi okuyoruz.

Bu savaşta ortada bir şey yok. Ne için savaşıldıgı da belli degil. Gençlerimizi gelecegi ipotek altına alınıyor, yok ediliyor.

Beni düşüncelerimden dolayı kınayabilirsiniz, bu sizin sorununuz. Ama benim gelecege karşı sözüm var, ben savaşsız ve sömürüsüz bir dünya hayal ediyorum Haksız hiç bir savaşta taraf degilim. Bir kimligi ifade etmek ugruna bu kadar insan ölmemeli. Bir dili ifade etmek adına bu kadar emekçi genç telef olmamalı.

Onun için Barış, derhal şimdi diyorum.

saygılarımla

imhotep
26-08-2008, 03:10
Türkiye'de bir devlet politikasından söz edilebilir mi? Her gelen hükümet aynı geleneği mi devam ettiriyor. Arka arkaya aynı zihniyetlerin iktidara gelmesi ve uzun sayılabilecek süre aynı politikaların işlenmesi zannediyorum ki bize bu fikri vermez. Bu bir aldanmadır sadece.

TSK'da durum çok farklı değil. Hilmi Özkök, Yaşar Büyükanıt, İlker Başbuğ... Nasıl bir benzerlik kurulabilir? Bu insanlar aynı mantalitede insanlar mıdır? Kişiye göre değişen politikalar yüzünden tüm kurumlar zan altında bırakılabilir mi?

Ortada bir yanlışlık varsa yanlış yönünde mücadele edilir. Kuruma tamamen karşı çıkmak gerekli çözüm değildir.

Emperyalizme nasıl karşı koyacağız? Aşkla mı sevgi ile mi? Elbet orduyla! 80 yıl önce durum çok daha kötüydü ama emperyalizme karşı koyanlar yine ordudaki yurtsever paşalar oldu.

Askerin ülke politikalarına doğrudan müdahale ettiği fikri de yanlış. Asker eğer ülkenin politikalarını doğrudan etkilemeye yetkisi olsaydı AKP kırk kez devrilirdi. Ne oldu? E-muhtıralar sönüp gitti.

Bizim burada yapmamız gereken devletimizi ve ordumuzu her tür emperyalist odaktan korumaya çalışmaktır. Mücadele bu yolda olur. Ben demiyorum ki PKK yok olsun da biz Amerikancı bir orduyla devam edelim. PKK yok olsun ama biz antiemperyalist bir orduyla işimze bakalım. Ama bu TSK'yı yıpratmakla olmaz.

Esas sorunumuz emekçinin durumu olmalıdır. Tuzladaki vahşeti büyük bir üzüntü ile seyrediyoruz. Keşke enerjimizi o yolda harcasak. Ama sorarım size PKK olmasa bu ülkede Kürt-Türk savaşı da olur mu? Bu ülkede Alevilerin de sorunu var. Ama kimse Alevilere, Kürtlere baktığı gibi bakmıyor. Şiddet ve savaş antipatiyi ve tepkiyi beraberinde getiriyor.

Saygılar

zeitgeist
26-08-2008, 03:46
sn imhotep...

sorunun etnik olduğu görüşümün en temel fikirlerinden biridir...açıklamak gerekirse...
bask'lar kökeni avrupa olan tek medeniyet...dürüstlükleri ve onurlu duruşlarına saygı gösterilmesi gereken bir millet...

flamanlerle valonlara gelince tamamen yanlışsın...biz azınlıklardan bahsediyoruz fakat belçika nüfuzunun %65inin ayrılmak istemediğinden bahsediyorsun...bi nevi kurucu unsur...zaten bayrak ve marşlarını ayırdılar,yakında fransa devşirmesi valon kamburundan kurtulacaklarının sinyalini verdiler...

ülkemizde durum tamamen farklı...bu vatan için savaşan dedelerimizin torunlarıyız,sanayileşmek ve şaha kalkmak için uğraşan kurucu unsuruz...

kürtler ise,8-10 çocuk yaparak çocuk yardımı alan,
bağlı olduğu belediyeye su parası vermeyen,elektriği kaçak kullanan,çocuğuna düzenli aşı yaptırıyor diye aşı başına devletten 200ytl para alan sonra ise yine devletinin kurdugu sağlık ocağında
"oğlum dağda şehit düşmüş" diye dövünen,batıya göçedenler ise hırsızlık vs gibi suç örgütleri kurarak türk'ün başına bela olmuş bir millettir...
şimdi genelleme yapmasaydın,hepsi böyle değil diyen biri çıkar elbet...
akıllı müslüman oranında iyi kürt vardır diyebilirim..ben genelleme yaparım,çünkü işim bu

kürtlerin ayrılmak istemesinin sebebine yalnız ekonomik değil siyasi açıdan da bakabiliriz...içişlerimiz fazlasıyla dıştan müdahaleye açık olduğundan dışarıdan cesaret almadıklarını söylemek ahmaklık...asıl söylemek istediğim osmanlı 38milleti "benim söylediğim olur"politikasıyla birarada tutuyordu,çünkü güçlüydü...kürtler ozamanlar neredeydi?
özetlersek basklar yada flamanlar ayrılmayı haketmiyorda kürtler mi hakediyor?

dilaver
26-08-2008, 04:14
Türkiye'de bir devlet politikasından söz edilebilir mi? Her gelen hükümet aynı geleneği mi devam ettiriyor. Arka arkaya aynı zihniyetlerin iktidara gelmesi ve uzun sayılabilecek süre aynı politikaların işlenmesi zannediyorum ki bize bu fikri vermez. Bu bir aldanmadır sadece.

TC devletinin bir Kürt politikasından bahsetmek mümkün. Zaten bu başlıgın da ana konusu bu. Benim de başından beri tartışmaya çalıştıgım da bu. Bu politika hiç degişmemişti ve özü Kürt yoktur Türk ulusu vardır dan ibaretti. Ancak son yıllarda bu politika realite ile yok oldu ve Kürtlerin varlıgı kabul edildi. Kürtlerin dagda yürüyen Türklerin kart kurtlarından ibaret olmadıgı anlaşıldı. İsmail Beşikçi hiç bir eyleme katılmadıgı halde tek kişilik bir örgüt olarak sırf Kürt gerçeginden bahsetti diye ömrünün 17 senesini cezaevlerinde geçirdi.

Bu başlıkta yazdım. 35 senesindeki kanunla Kürtçe konuşanlardan 5 krş ceza alındı. Kürt dili yakın zamanlara kadar yasaktı. Cezaevlerinde hala Kürtçe konuşmak yasak. Demek ki devletin bir politikası varmış ama degişmiş. O halde bunun nedenini iyi degerlendirmek gerekir. Bir yerde yanlış yapılmış ve bu sonuca gelinmiş. Bu önemli bir konu. Kürt yokturdan Kürt realitesine gelindi. Bunu da devletin her kademesi dile getirdi.


TSK'da durum çok farklı değil. Hilmi Özkök, Yaşar Büyükanıt, İlker Başbuğ... Nasıl bir benzerlik kurulabilir? Bu insanlar aynı mantalitede insanlar mıdır? Kişiye göre değişen politikalar yüzünden tüm kurumlar zan altında bırakılabilir mi?

Tsk da ya da devlette bu konuda pek bir ayrılık oldugunu düşünmüyorum. Nüans farkları ya da farklı algılamalar olabilir yalnızca. Tsk bu konuda hala en katı taraftır ve güç elinde silah bulundurandadır. Hep dile getirilen şudur. Devlet devamlılık arzeder. Devletin kırmızı çizgileri ise baştan bellidir. Kürt meselesi de bunlardan başta gelenidir.

Ortada bir yanlışlık varsa yanlış yönünde mücadele edilir. Kuruma tamamen karşı çıkmak gerekli çözüm değildir.

Şimdi insanlar bir güç savaşında iseler, devleti yeniden yapılandırmak amacı içinde iseler, yeniden yapılandırmaları gereken iki kurum ordu ile adliye dir. Bir de ulema daha sonra. Ordu ile adliyeyi, yani silah ile cezaevlerini ortadan kaldırın geriye devlet diye bir şey kalmaz. Tamam bunu illa ki güç kullanarak yapmak gerekmiyor. Gerçek anlamda tabandan gelen bir demokratik atılım bu kurumları istenen çizgiye de getirebilir. Yeter ki bu kurumların direnemeyecekleri gerçek üreticilerin gücü sahaya çıkabilsin. Ben düşüncem itibarıyla zora karşı çıkıyorum. Savaşların ve orduların olamayacagı bir dünya hayal ediyorum. Bu yüzden de devleti eleştiriken onun temel bileşimlerini ayırabilmem imkansız.

1 mayısta tüm o polis gücüne karşı 2000 kişilik ekstra bir askeri gücün Taksime neden konuşlandıgını da merak ediyorum. Tüm garnizonların da o gün alarmda olduguna ve hazır bekledigine de hiç şüphem yok.

Emperyalizme nasıl karşı koyacağız? Aşkla mı sevgi ile mi? Elbet orduyla! 80 yıl önce durum çok daha kötüydü ama emperyalizme karşı koyanlar yine ordudaki yurtsever paşalar oldu.

Şimdi burada ordunun Abd ye nasıl, ne zaman ve ne şekilde karşı koydugunu ya da koymak için neler tasarladıgını izah edebilirsen mesele kalmayacak. Tabi senin emperyalizm tanımın Abd yi kapsıyorsa.

Askerin ülke politikalarına doğrudan müdahale ettiği fikri de yanlış. Asker eğer ülkenin politikalarını doğrudan etkilemeye yetkisi olsaydı AKP kırk kez devrilirdi. Ne oldu? E-muhtıralar sönüp gitti.

Dolmabahçe sözleşmesi ile bu iş bitmiş ve sulh oluşmuştur. Ergenekon ve bir iki paşa feda edilmiş, öne çıkan sivri isimler törpülenmiş ve devlet aklanmaya çalışılmıştır. Şİmdi hükümet ile ordu tam bir uyum içerisindedir. GK başkanının veda ziyaretlerini bir hatırlamak yeterlidir. Şimdi bu demokratik ordudan Akp ye ve emperyalizme karşı olan muvazzaf isimleri bana sayabilirmisin. Hangi isimleridr bu orduyu Abd karşıtı yapan. Hangi isimlerdir Abd üslerini yok etmek isteyen. Hangi isimlerdir Nato dan çıkmak isteyen. Bunları dillendirebilirsen o zaman anti emperyalizm söylemini degerlendirebilmek mümkün olur yoksa ham bir hayal olur.

Bizim burada yapmamız gereken devletimizi ve ordumuzu her tür emperyalist odaktan korumaya çalışmaktır. Mücadele bu yolda olur. Ben demiyorum ki PKK yok olsun da biz Amerikancı bir orduyla devam edelim. PKK yok olsun ama biz antiemperyalist bir orduyla işimze bakalım. Ama bu TSK'yı yıpratmakla olmaz.

Hayır bizim yapmamız gereken gerçek anlamda demokrasi istemektir. Demokrasi mücadelesi orduya karşı yapılır ve orduyu gerileterek yapılır. Ordu ile demokrasi yan yana var olamaz. Orduyu siyasetten çekebilir ve kışlasına hapsedebilir ve yetkiyi sivillerin eline geçirebilirseniz bir anlamda bu yolda yürüyebilirsiniz. Ama devletin en üst kurumu olan MGK nın üyeleri kuvvet komutanlarıdır. Bu Tsk yı yıpratma degildir. Bu orduyu ama işlevine döndürmektir ya da bunun başlangıcıdır. Atatürk orduyu siyaset dışına çıkarmamışmıydı. Peki ne arıyor o paşalar devletin en üstünde. Savunma ise muhatabı savunma bakanıdır.

Esas sorunumuz emekçinin durumu olmalıdır. Tuzladaki vahşeti büyük bir üzüntü ile seyrediyoruz. Keşke enerjimizi o yolda harcasak. Ama sorarım size PKK olmasa bu ülkede Kürt-Türk savaşı da olur mu? Bu ülkede Alevilerin de sorunu var. Ama kimse Alevilere, Kürtlere baktığı gibi bakmıyor. Şiddet ve savaş antipatiyi ve tepkiyi beraberinde getiriyor.

Yanlış işte burada. Pkk bir neden degil sonuçtur. Bu başlıgın da ana fikri budur. Pkk yı degil onu ortaya çıkaran koşulları ortadan kaldırmak gerekir. Yoksa daha de beter yeni bir pkk ortaya çıkar. Daha da tehlikeli bir oyun oynanmaya çalışılıyor şu aralar, o da Kürt Haması. Pkk yı yok ederek bir yere varamazsınız. Pkk şartların ortaya çıkardıgı ve buradan beslenen bir harekettir. Şartları yok ettiginiz zaman zaten Pkk yı da yok edersiniz. Hiç bir Kürt yoksulu daga para alarak çıkmıyor. Daha hiç bir ölen Kürt gencinin ailesinde Abd dolarları bulunmadı. Ve tüm ölenler de yoksul çocuklar. Aynı bizim Mehmetler gibi. Bu katılımı engelleyemediginiz sürece bu iş bitmez ve olan yeni yeni gençlere olur.

Şimdi soruyorum bu Kürt/Türk çatışması olmasaydı ezilenlerin ve emekçilerin öfkesi kimi hedef alacaktı. Buna verilecek bir cevabınız varsa olayın özünü de kavrayabilir ve savaşın gerçek yüzünü anlayabilirsiniz.

saygılarımla

yucemanitu
26-08-2008, 05:11
Şimdi soruyorum bu Kürt/Türk çatışması olmasaydı ezilenlerin ve emekçilerin öfkesi kimi hedef alacaktı. Buna verilecek bir cevabınız varsa olayın özünü de kavrayabilir ve savaşın gerçek yüzünü anlayabilirsiniz.

saygılarımla

İşte bu! Çok güzel ifade etmişsin Dilaver. Alevi-Sünni, Türk-Kürt, Laik-İslamcı birbirlerine diş bilemedikleri takdirde neyin farkına varacaklar ve öfkeleri nereye yönelecek?

dilaver
26-08-2008, 07:18
Bir de bu başlıkta şu sitenin siyasileşmesi meselesine deginmek istiyorum. Ancak öncelikle düşünceyi ifade hürriyetinin ne olduguna deginmek gerekir. Düşünce zaten hürdür, onu engellemeye de olanak yoktur. Önemli olan düşüncenin serbestçe ifade edilebilmesini saglamaktır. İfade edilemeyen düşüncenin ise hiç bir anlamı yoktur.

Yasalar karşısında ifade edilemeyen düşünceler zorunlu olarak yasadışı olarak ifade edilme yoluna giderler. Tüm insanlık tarihi bunun örnekleriyle doludur. Yasadışı olarak ifade edilmeye çalışılan düşüncenin de tutacagı siyasi yol şiddet olarak karşımıza çıkar. O halde şiddetten kaçınmak istiyorsak düşüncenin sınırsız olarak ifade edilmesinden yana olmak zorundayız. Baskı şiddet dogurur, tepki dogurur. Hele hele sanal bir ortamda saygı unsurunu zedelemedigi müddetçe ifade özgürlügünü kısıtlamak son derece yanlıştır.

Şimdi sitemizde 6970 konu başlıgı mevcuttur ve 125 bine yakın ileti yazılmıştır. Politika başlıgında takriben 500 başlık vardır. Yani politika forumu toplam başlıkların % 10 unun bile temsil etmemektedir. Kürt meselesi ile ilgili ya da Kürt, pkk vs geçtigi başlıklar 30 adettir. Buna Aydınıs'un fıkra tarzındaki bir iki yazısı, Erdogan Aydın yazıları, İmhotep'in ve Akhenaton'un başlıkları da dahildir. Bu başlıkların pek çogu ise bir kaç ileti ile sınırlıdır. Demek ki Kürt meselesinin tartışıldıgı başlıklar genel politika forumunun %10 u ve tüm forum başlıklarının % 1 i bile degildir. Kaldı ki bu başlıkların bir kısmı tel'in başlıklarıdır.

Uzun soluklu olan tek başlık bu başlıktır ve elimizden geldigi kadar da bu başlıktaki seviyesizliklere sataşmalara izin vermemeye çalıştık. Ayrıca kimsenin bu başlıgı da okuma zorunlulugu yoktur. İsteyen bakar, isteyen bakmaz. Böyle bir şart olmadıgı gibi, bu başlıgın öne çıkarılması da söz konusu degildir..

Yukarıdaki verileri her isteyen kendisi de denetleyebilir. Bu söylediklerimi düşünceyi ifade özgürlügü kapsamında degerlendirebilir ve sizler gibi düşünmeyen, hatta sizinle tam zıt düşünebilen insanların var olabilecegi gerçekligini de kabul ederseniz, ve demokrasinin karşıt düşüncelere yaşama hakkı verme sanatı oldugunu idrak ve kabul edebilirseniz, herhangi bir başlıkta herhangi bir kırıcı tarışma yaşama olasılıgını kendiniz açısından elimine etmiş olursunuz.

saygılarımla

kandahar
26-08-2008, 15:10
Yahu tamam anladık "barış hemen şimdi", "bu savaş anlamsız savaş" falan diyorsunuz. Diyorsunuz da bu barışın nasıl hemen şimdi olacağına gelince lafı eveleyip geveleyip duruyorsunuz. Çok basit bir soru soruyorum; bu barış nasıl olacak? Neler yapmamız gerektiğini maddeler halinde yazın. Çok mu zor bir şey istiyorum?

kandahar
26-08-2008, 15:31
Olur mu be Evrensel amca? Biz sana güvendik yüzümüzü kara çıkardın. Kırk yıllık Gaelic dili yok mu?

Her neyse, yeri gelmişken "Britishness" üst kimliğinden bahsettiğin için sağol. Bilmeyen arkadaşlar için söyleyelim "Türklük" (hani aydın geçinen 40 wattlık ampullerin dünyada benzeri olmadığını iddia ettikleri kavram) Türkiye için neyse İngiltere için de "Britishness" odur, tıpkı "Chineseness" Çin için neyse, "Americanness" Amerika için neyse o olduğu gibi.

buzurq_umid
26-08-2008, 15:49
eğitim sisteminin,7/24 dezenformasyon ve şovenizm propagandası yapan medyanın beyin yıkama işleminden geçmiş insanların asla objektif bakamayacağı bir sorundur kürt sorunu.
kürtler tarih boyunca çeşitli milletlerin istilası altında zulm görmüş bir millettir.dili,tarihi,kültürü,gelenekleri ile bir millettirler.neden türkler gibi devlet kurma,kendi dilinde eğitim alma,kültürünü özgürce geliştirme hakkı olmasın ki? bölücülükse evet bu bölücülüğün alasıdır.
türkler bir milliet,devlet kurma,anadillerini okutma hakları var ama kürtlere gelince yok.
çünkü güçlü olan haklıdır her zaman.kürtler de her zaman
isyan edecekler işte,belki bir gün amaçlarına ulaşırlar belki ulaşamazlar ama bir millet sonsuza dek susamaz.
not:kürt değilim.alakam yok hatta :D

buzurq_umid
26-08-2008, 15:54
pkk amerikadan yardım alıyormuş.alıyor tabii,nasıl savaş yürütecek,allah mı yardım edecek pkk'ya?nasıl maddi destek bulacaklar,savaş pahalı bir iştir arkadaşlar.savaşlarda da müttefikler her zaman olur.bu pkk'yı suçlu çıkarmaz. m.kemal sovyetlerden destek aldı diye komunizmin maşası mıydı mesela?devletini kurunca batıya yakınlaştı.bunlar siyasi ilişkilerdir.var olabilek için elzemdir. ... veya emperyalist olmayan bir ülke yardım etsin küba filan:D kabul edersiniz belki o zaman.

Aheste
26-08-2008, 17:49
buzurq_Umid;

Ne savaşması? Savaşmak için resmi devlet kimliğinin olması gerekir. Terör örgütünün ismini telaffuz etmeye bile tenezül etmem. Sadece Amerika'nın değil başka devletlerin de piyonu olmuştur, olmaya da devam edecektir. Türkiye sınırları içerisinde bir terör devleti kurmak ha? İllegal ütopik bir zihniyetten başka bir şey değildir bu. Büyük Atatürk'ün adını da zehirli fikirlerini sunarken sakın ağzına alma! Atatürk'ün Cumhuriyet, devlet mücadelesini de, üç beş çapulcunun kalleş çabalarını savunmak için kullanma!

evrensel-insan
26-08-2008, 17:58
Saygideger kandahar;

Biz sana güvendik yüzümüzü kara çıkardın. Kırk yıllık Gaelic dili yok mu?-kandahar

Dil olarak ta, bir tek galler dili, ingilizce den farklidir.-e.i.

Iskoclarin, bilinen dili yok. Sadece aksanlari farkli. Serbest Irlanda da, Irlandalilarin, konustugu dile "erse" deniyor. Yalniz, Britanya icinde, pek konusulmuyor. Gallerin, resmi dili var. Adi da "welsh" ya da "gaelic". Ingilizceden tamamen farkli, kulaga da, arapca-fransizca karisimi bir ses veriyor. Ustelik, cogu sessiz harf, welsh dilinde sesli, w, y gibi.

Saygilarimla;
evrensel-insan

serüvenci
26-08-2008, 18:00
aheste,

arkadaşın yazdıklarını tamamiyle okuyup sakin davranırsan sevinirim.

saygılarımla.

CAN WELAT
26-08-2008, 20:56
IV. ULUSLARIN KADERLERİNİ TAYİN HAKKı
SORUNUNUN PROLETER DEVRİMCİ
SUNULUŞU

Küçük-burjuvazi, yalnızca ulusların kaderlerini tayin hakkını değil, giderek bizim asgari demokratik programımızın bütün noktalarını da, bizden çok önce, daha 17. ve 18. yüzyıllarda ileri sürmüştü. Onlar, sınıf savaşını ve bu savaşın giderek yoğunlaştığını göremedikleri için, ve "barışçı" kapitalizme inandıkları için, bu noktaları hala birer ütopik özlem gibi ileri sürüyorlar. Kautsky yandaşlarının savunduğu, halkı aldatan emperyalizm altında eşit ulusların barışçı birliği ütopyasının tam niteliği işte budur. Soşyal-demokrasinin programı, bu küçük-burjuva oportünist ütopya karşısında ağırlığını koyarken, ulusların ezen ve ezilen uluslar olarak ikiye bölünmesini, emperyalist düzende temel, önemli ve kaçınılmaz bir gerçek olarak kabul etmelidir.
Ezen ulusların proletaryası, her burjuva pasifistinin yineleyip durduğu türden, ilhaklara karşı ve genel olarak ulusların eşitliğinden yana, genel, beylik sözlerle yetinmemelidir. Proletarya, ulusal baskı üzerine kurulmuş bir devletin sınırları sorununda, emperyalist burjuvazi için çok "tatsız" olan bu sorunda susamaz. Proletarya, ezilen ulusların belli bir devletin sınırları içinde zorla tutulmalarına karşı savaşmalıdır, bu da ulusların kaderlerini tayin edebilmeleri [sayfa 145] uğruna savaştır. Proletarya, "kendi" ulusu tarafından ezilen sömürgeler ve uluslar için siyasal ayrılma özgürlüğü istemelidir. Yoksa, proletarya enternasyonalizmi boş bir sözden başka bir şey olmazdı, ezen uluslarla ezilen ulusların işçileri arasında ne güven, ne de sınıf dayanışması mümkün olurdu; ve bir yandan ulusların kaderlerini tayin hakkını savunurken, öte yandan "kendi" ulusları tarafından ezilen ve "kendi" devletleri sınırları içinde zorla tutulan ezilen ulusların durumu konusunda susan reformistlerin ve kautskicilerin ikiyüzlülüğü sergilenmemiş olurdu.
Bir yandan da, ezilen ulusların sosyalistleri, ezilen ulusun işçileriyle ezen ulusun işçilerinin tam ve kayıtsız şartsız birliğini, örgütsel birlik dahil olmak üzere, savunmalı ve uygulamalıdırlar. Bu olmadan, burjuvazinin her türden entrikaları, kalleşlikleri ve hileleri karşısında proletaryanın bağımsız siyaseti savunulamaz ve işçi sınıfı, öteki ülkelerin işçileriyle sınıf dayanışmasını gerçekleştiremez. Ezilen ulusların burjuvazisi, işçileri aldatmak için ısrarla ulusal kurtuluş sloganlarına başvurur, iç politikalarında bu sloganları, egemen ulusun burjuvazisi ile gerici anlaşmalar yapmak için kullanırlar (örneğin Avusturya ve Rusya'daki Polonyalılar, Yahudileri ve Ukraynalıları ezmek için gericilerle uzlaşırlar); dış politikalarında halk düşmanı planlarını uygulayabilmek için rakip emperyalist devletlerle uzlaşırlar (küçük Balkan devletlerinin siyaseti vb.).
Nasıl ki, örneğin Latin ülkelerde olduğu gibi cumhuriyetçi sloganların halkın aldatılması ve malî soygun amacıyla burjuvazi tarafından kullanılması durumları, sosyal-demokratların cumhuriyetçiliklerinden vazgeçmeleri için bir neden olamazsa, aynı şekilde bir emperyalist devlete karşı ulusal kurtuluş savaşımından, bazı durumlarda bir başka "büyük" devlet tarafından. aynı ölçüde emperyalist amaçları için yararlanılması hali de, sosyal-demokratların, ulusların kendi kaderlerini tayin hakkını reddetmelerine neden olamaz.[24* (http://www.kurtuluscephesi.com/lenin/ulustr2.html#nt24)] [sayfa 146]

İMZA:BÜYÜK ÖNDER LENİN...
YAŞASIN MARKSİZM,YAŞASIN LENİNİZM,YAŞASIN KÜRT HALKININ HAKLI MÜCADELESİ...

1-Mesajlarımı silen yönetime teşekkür ediyorum...Bu bir sitemdir...
2-Görüşlerime tahammül edemeyen arkadaşlara şunu diyeceğim...Farklı görüşlere tahammül etmek demokrasinin gereğidir...Eğer farklı görüşlere tahammül etmessek faşist olmuş oluruz ki bunu kimse istemez sanıyorum...
3-Her ne kadar görüşlerim dolayısıyla nefret ediliyor olsamda ben herkesi seviyorum...Kimseyede kırılmadım...İstediğinizi düşünebilirsiniz...

Saygılar ve sevgilerimle...

CAN WELAT
26-08-2008, 21:10
ALINTI-2...

X. 1916 İRLANDA AYAKLANMASI

Tezlerimiz, teorik görüşlerimizin doğruluğunu denemek için inceleme materyali görevini yerine getirmesi gereken bu ayaklanmadan önce yazılmıştı.
Ulusların kaderlerini tayin hakkına karşı çıkanlar, emperyalizm tarafından ezilen küçük ulusların yaşama yeteneğinin şimdiden tükendiği, bu ulusların emperyalizme karşı hiç bir rol oynayamayacakları, salt ulusal özlemlerinin desteklenmesiyle hiç bir şey elde edilemeyeceği sonucuna varıyorlar. 1914-1916 emperyalist savaşının deneyimi, bu görüşü somut olarak yalanlıyor.
Savaş, Batı Avrupa ulusları ve tüm emperyalizm için bir bunalım dönemi oldu. Her bunalım, alışılageleni atar, dış örtüleri koparır, zamanını tamamlamış olanı süpürür, daha derin güçleri ve gerilimleri açığa çıkarır. Savaş, ezilen ulusların hareketi bakımından neyi açığa çıkarmıştır? Sömürgelerde, ezen ulusların savaş sansürünün yardımıyla bütün yollara başvurarak gizlemeye çalıştıkları besbelli olan birçok ayaklanma girişimini. Bununla birlikte, Singapur'da, İngilizlerin Hintli birliklerinde bir isyan hareketini vahşice bastırdıkları; Fransız Annam'ında (bkz: Naşe Slovo) Alman Kamerun'unda (bkz: Junius'un broşürü[39* (http://www.kurtuluscephesi.com/lenin/ulustr2.html#nt39)] ayaklanma girişimleri olduğu; Avrupa'da, İrlanda'da bir ihtilal olduğu, ve zorunlu askerliği İrlanda'ya yaymaya cesaret edememiş olan "özgürlük aşığı" İngilizlerin, o ülkede barışı idamlar yoluyla sağladıkları; ve öte yanda, Avusturya hükümetinin, Çek Meclisi milletvekillerini "yurda ihanetten" idama mahkum ettiği ve koca Çek askeri birliklerini de aynı "suçtan" kurşuna dizdirdiği biliniyor. [sayfa 196]
Elbetteki, bu liste tam olmaktan uzaktır. Bununla birlikte, emperyalizmin bunalımı yüzünden ulusal isyan alevlerinin hem sömürgelerde, hem Avrupa'da tutuştuğunu; ulusal dostluk ve düşmanlık duygularının en ağır tehditlere ve baskı önlemlerine karşın açığa vurulduğunu gösterir. Oysa emperyalizmin bunalımı, daha doruk noktasına ulaşmış olmaktan uzaktı; emperyalist burjuvazinin iktidarı henüz sarsılmamıştı ("yıpratma" savaşı bu sonuca varabilir, ama henüz oraya varmış değiliz); emperyalist devletlerde proletarya hareketi henüz pek zayıftır. Savaş tam bir yorgunluğa ve kuvvetlerin tükenmesine vardığı zaman, ya da hiç değilse devletlerden birinde, burjuvazinin iktidarı, 1905'te çarlık iktidarında olduğu gibi, proletarya savaşının darbeleri altında sarsıldığı zaman ne olacaktır?
9 Mayıs 1916'da, solculardan bazılarını içeren Zimmerwald grubunun organı Berner Tagwacht'ta "Şarkı Bitmiştir" başlığını taşıyan, K.R. imzalı[91 (http://www.kurtuluscephesi.com/lenin/ulustr2.html#n91)] bir yazı çıktı. Bu yazı, İrlanda ayaklanmasından sözederek, bunun bir "darbe"den başka bir şey olmadığını ileri sürüyordu; çünkü, yazarın iddiasına göre, "İrlanda sorunu, bir köylü sorunu"ydu, köylüler reformlar yoluyla yatıştırılmışlardı, ve ulusal hareket de yalnızca "çok gürültü koparmış olmasına karşın, fazla bir toplumsal desteği olmayan, yalnızca kentlerde bir küçük-burjuva hareketi" olarak kalmaktaydı.
Korkunç bir doktrinerliği ve ukalâlığı yansıtan bu değerlendirmenin, ayaklanmayı aynı biçimde "Dublin Darbesi" olarak nitelendirmiş olan Rus ulusal liberali bir kadetin, Bay A. Kulişer'in değerlendirmesiyle (Reç, n° 102, 15 Nisan 1916) aynı zamana raslaması şaşılacak bir şey değildir.
Umalım ki, "her şeyde bir hayır vardır" atasözüne uygun olarak, "ulusların kaderlerini tayin hakkına" karşı çıkarken ve küçük ulusların ulusal hareketlerine küçümsemeyle bakarken hangi bataklığa battıklarını anlamamış olan birçok yoldaş, emperyalist burjuvazinin bir temsilcisinin değerlendirmesiyle [sayfa 197] bir sosyal-demokratınki arasındaki "raslantı niteliğinde" bu uygunluğun etkisiyle gözlerini faltaşı gibi açsınlar!!
Ancak ayaklanma girişimi küçük bir komplocular ya da saçmalayan manyaklar grubunu ortaya çıkardığı zaman ve halk yığınları içinde hiç bir yankı uyandırmadığı zaman, bilimsel anlamıyla "darbe"den sözedilebilir. Yüzyılları kapsayan bir geçmişi olan, değişik sınıf çıkarları bileşiminden ve aşamalardan geçmiş olan İrlanda ulusal hareketi, Amerika'da toplanan, yığınlara dayalı bir İrlanda ulusal kongresi tarafından ilan edildi (Vorwärts, 20 Mart 1916), bu kongre İrlanda'nın bağımsızlığını da ilan etti; bu ayaklanma uzun bir yığın ajitasyonu, gösteriler, gazete yasaklamalar vb. döneminden sonra, kent küçük-burjuvazisinin bir kesiminin ve işçilerden bir kesiminin yönettiği sokak savaşları biçiminde belirdi. Böyle bir ayaklanmayı "darbe" olarak niteleyen kimse, ya gericilerin en kötüsüdür, ya da bir toplumsal devrimi canlı bir olay olarak kavramaktan aciz bir doktrinerdir.
Toplumsal devrimin, sömürgelerde ve Avrupa'da ayaklanmalar olmadan, bütün önyargılarıyla küçük-burjuvazinin bir kesiminin devrimci patlaması olmadan, siyasal bakımdan bilinçsiz olan proleter ve yarı-proleter yığınların, toprakbeyliği, kilise, krallık boyunduruğuna karşı, ulusal vb. boyunduruğa karşı hareketi olmadan düşünülebileceğini sanmak, toplumsal devrimi reddetmektir. Bu bir ordunun belirlenmiş bir noktada mevziye girerek "biz sosyalizmden yanayız" ve bir başka ordunun da bir başka noktada saf tutarak "biz emperyalizmden yanayız" diyeceğini ve o zaman toplumsal devrim olacağını sanmak olur! Ancak böylesine ukalâca ve gülünç bir görüş açısından hareket ederek İrlanda ayaklanmasına "darbe" diye sövülebilirdi.
"Saf" bir toplumsal devrim bekleyen kimsenin ömrü, bunu görmeye yetmeyecektir. Böylesi, gerçek bir devrimin ne olduğunu hiç anlamayan sözde-devrimcidir. [sayfa 198]
1905 Rus devrimi bir burjuva demokratik devrimdi. Bu devrim, nüfusun hoşnut olmayan bütün sınıflarının, grup ve öğelerinin vermiş oldukları bir dizi savaşı içerdi. Bunlar arasında en barbar önyargılara sahip bulunan en muğlak ve akılalmaz amaçlar için savaşan yığınlar vardı, Japonlardan para alan küçük grupçuklar vardı, spekülatörler, serüvenciler vb. vardı. Nesnel olarak, yığınların hareketi çarlığı sarsıyor ve demokrasi yolunu açıyordu. Onun için bilinçli işçiler hareketin başında idiler.
Avrupa'da sosyalist devrim bütün ezilenlerin ve hoşnutsuz öğelerin yığın savaşımınin patlak vermesinden başka bir şey olamaz. Küçük-burjuvaziden ve bilinçsiz işçilerden öğeler, bu devrime kaçınılmaz olarak katılacaklardır -bu katılma olmadan yığın savaşı olanaklı değildir, hiç bir devrim olanaklı değildir- ve, bu öğeler aynı şekilde kaçınılmaz olarak harekete kendi önyargılarını, gerici özlemlerini, zaaflarını ve yanılgılarını da getireceklerdir. Ama nesnel olarak bunlar sermayeye saldıracaklardır, ve dağınık, uyumsuz, karmakarışık, ilk bakışta birlikten yoksun bu yığın savaşı nesnel gerçeğini ifade eden devrimin bilinçli öncü birliği, ilerici proleterya, bu yığınları bideştirip onlara yön verebilecek, iktidarı alabilecek, bankaları ele geçirebilecek, (değişik nedenlerden olmakla birlikte!) herkesin nefret ettiği tröstleri mülksüzleştirecek ve tamamı burjuvazinin devrilmesi ve, sosyalizmin zaferini sağlayacak olan başka kesin önlemleri alacaktır. Bu zafer de, kendini hemen küçük-burjuva posadan "temizleyecek" değildir.
Polonyalıların tezlerinde (I, 4) okuduğumuza göre, sosyal-demokrasi "Avrupa'da devrimci bunalımı keskinleştirmek için genç sömürge burjuvazisinin, Avrupa emperyalizmine karşı savaşımından yararlanmalıdır". (İtalikler yazarların.)
Avrupa'yı bu bakımdan sömürgelerle karşı karşıya getirmenin, başka nedenlerle kıyaslamadan çok daha az uygun [sayfa 199] olduğu açık değil midir? Avrupa'da ezilen ulusların savaşımı, ayaklanmaya ve sokak savaşlarına kadar varabilecek olan ordunun ve sıkıyönetimin demir disiplinini kırabilecek olan bu savaş, uzak bir sömürgedeki daha gelişmiş bir ayaklanmadan çok daha fazla "Avrupa'da devrimci bunalımı keskinleştirecektir". İrlanda'da bir ayaklanma ile İngiliz emperyalist burjuvazisinin iktidarına indirilecek olan bir darbe, Asya'da ya da Afrika'da eşit güçteki bir darbeden siyasal bakımdan yüz kez daha önemlidir.
Fransız şoven basını, geçenlerde Özgur Belçika [92 (http://www.kurtuluscephesi.com/lenin/ulustr2.html#n92)] n° 80'in Belçika'da yayınlandığı haberini verdi. Elbette ki, Fransız şoven basını sık sık yalan söyler, ama bu haber doğruya benziyor. Şoven ve kautskici Alman sosyal-demokrasisi iki savaş yılı boyunca kendi özgür basınını kurmada kusur ederken, ve askeri sansürün boyunduruğuna kuzu kuzu boyun eğerken (Almanya'da sansüre karşın, yalnızca onların lehine olarak söyleyelim, sol radikal unsurlar, broşürler ve bildiriler yayınlamışlardır) - ezilen bir uygar ulus, eşi görülmemiş yırtıcılıkta olan askeri baskıya, bir devrimci protesto organını yaratarak karşılık vermiştir! Tarihin diyalektiği öyledir ki, emperyalizme karşı savaşımda bağımsız bir etken olarak güçsüz olan küçük uluslar, asıl anti-emperyalist kuvvetin, sosyalist proletaryanın sahneye çıkmasına yardım eden mayalardan biri, basillerden biri rolünü oynar.
Bugünkü savaşta genelkurmaylar, düşman kampındaki her ulusal ve devrimci hareketten yararlanmak için ellerinden geleni yapıyorlar: Almanlar, İrlanda ayaklanmasını kullanıyorlar; Fransızlar da, Çek hareketini vb.. Onlar kendi açılarından doğru hareket ediyorlar. Eğer düşmanın en küçük bir zaafından yararlanılmazsa, ve hangi anda, nerede ve hangi kuvvetle dinamit deposunun "havaya uçacağı"nı önceden bilmek olanaksız olduğuna göre, ele geçen her fırsat değerlendirilmezse bir savaş ciddi şekiıde verilemez. Eğer, proletaryanın sosyalizm uğruna büyük kurtuluş savaşında, [sayfa 200] bunalımı derinleştirmek için emperyalizm şu ya da bu yıkımına karşı her halk hareketinden yararlanmayı bilmezsek, pek zavallı devrimciler oluruz. Bir yandan her türlü ulusal baskıya "karşı" olduğumuzu bütün makamlarda ilan edip yinelerken, öte yandan ezilen bir ulusun bazı sınıflarının en etkin ve en uyanık kesiminin, ezenlerine karşı kahramanca ayaklanışını "darbe" diye nitelendirmeye kalkışırsak, düştüğümüz ahmaklık düzeyi kautskicilerinkine eşit olur.
İrlandalıların talihsizliği şundadır ki, onlar, elverişli olmayan bir anda, Avrupa proletaryasının ayaklanması henüz olgunlaşmadan isyan etmişlerdir. Kapitalizm, ayrı ayrı isyan kaynaklarının kendiliklerinden ve bir tek anda başarısızlıklar, yenilgiler olmadan birbiriyle kaynaşabilecekleri ölçüde uyumlu bir şekilde kurulmuş değildir. Tam tersine, asıl ayaklanmaların zamanının, biçim ve yerinin çeşitliliğidir ki, genel hareketin yaygınlığının ve derinliğinin en sağlam güvencesini oluşturur; uygun olmayan bir anda, tecrit edilmiş, parçalanmış ve başarısızlığa mahkum devrimci hareketler sırasında edinilmiş deneyimlerledir ki, yığınlar, savaş alışkanlığı edinecekler, kendi kendilerini eğitecekler, güçlerini birleştirecekler, gerçek önderlerini, sosyalist proleterleri tanıyacaklar ve böylelikle genel saldırıyı hazırlayacaklardır; nasıl ki, tecrit edilmiş grevler, kentlerdeki ya da ulusal nitelikteki gösteriler, ordudaki ayaklanmalar, köylü isyanları vb., 1905 genel saldırısını hazırladıysa.

imhotep
27-08-2008, 00:31
Tarih boyunca insan toplulukları, çeşitli “ırk”lardan, çeşitli etnik kökenlerden gelirler, ama bu tür “ırki” ve etnik kimlikler birbiri ile etkileşerek, birbirini eriterek, birbirini yok ederek, birbiriyle birleşerek daha büyük halk topluluklarına dönüşür ki, çağdaş milletler böyle meydana gelir. Millet aşaması, etnik, “ırki”, kökenlerin tarihsel olarak silindiği bir aşamadır. O nedenle çağdaş milletler bir bütün oluşturur, milletin bütünlüğü ya da tekliği kavramı da buradan türer.

Türkiye açısından baktığımızda ise, binlerce yıldır Türkiye coğrafyasında biraraya gelen çeşitli etnik kavimler, binlerce yıl içinde birleşerek, birbirinin içinde eriyerek tek bir millet oluşturmuştur ki, bunun da adı Türk milletidir. Türk, bir etnik ya da “ırki” kavram değil, bu yörede yaşayan milletin adıdır. Bu ad, binlerce yıldır kullanılmaktadır ve binlerce yıldır da aynı anlama gelmektedir.

PKK bir sonuçtur, sebep değildir demişti dilaver. Gayet de hak veriyorum. Ama neyin sonucu? Kürt kimliğinin sonucu!

Sen çağdaş millet oluşumunun aksine, etnik kökenleri kaşırsan en başta sosyolojiye karşı çıkarsın. Her etnisiteye ulus onuru vererek de sadece emperyalizme hizmet edersin. Çünkü ulus varsa devlet de olması gerekir denecek ve emperyalizmin böl-parçala-yönet üçlüsü uygulamaya geçecektir. Zaten bu yüzden, doğal süreç içerisinde Türk ulusunun unsuru olması gereken Kürtler bizzat emperyalizmin yoğun çabaları ile ayrı kimlik arayışlarındadır.

Sadece kimlik tanınsın, geleneğimizi kültürümüzü hür bir şekilde yaşayalım başka bir şey istemiyoruz tezi koca bir yalandır. Büyüklere masallar niteliğindedir. Eğer gerçekten de Kürtler, Türklerden ayrı bir millet ise, olayın tarihsel ve sosyolojik iki çözümü olabilir. Birincisi, Türkler ve Kürtlerin, bugünkü Irak gibi, federatif bir devlet içinde birleşmeleri ya da ikincisi Kürtlerin tamamıyla bağımsız bir devlet kurması. Kürtler bugün, her ikisini de istemektedirler.

Peki Kürtlere bu hak, tanınmamazlık edilebilir mi? Eğer Kürtlerin Türklerden ayrı bir millet olduğunu kabul ediyorsak, bu hakkı tanımak zorundayız. Çünkü her milletin kendi iradesini belirleme ve isterse ayrı devlet kurma hakkı vardır. Bu hak, İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nden de alınmaz, tarihsel bir haktır. Hiç kimse de bu tür bir milli isteğin önünde duramaz.

Bugün kimileri “demokrasi” diyerek, iki tür ifade biçimi arasına ayrım koymak gerektiğinden bahsetmektedir. İlk anda mantıklı gelse de, bunun çok daha büyük bir tuzak olduğu görülmelidir. Tanınan kimliğin, kendisini ne zaman ve nasıl ifade edeceğini bilemezsiniz, bir. Bazen kimlikler silahsız istediğini daha rahat elde edebilir, iki. Örneğin bugün kendini silahlı mücadeleye ve PKK’ya karşı tanımlayan kimi Kürtler, Bağımsızlık Manifestosu yayınlamakta, kimileri ise federasyon için imza toplamaktadır! O yüzden kimi Kürtler PKK'yı desteklemiyor tezi de anlamsız kalmaktadır. PKK'yı desteklemeden de bölücülük yapılabilmektedir çünkü.

Sorunun ekonomik olmadığını tekrar tekrar hatırlatmakla beraber en iyi Kürtün, ben Türküm diyen Kürt olduğunu da belirtmek isterim.

Saygılar

dilaver
27-08-2008, 00:41
en iyi Kürtün, ben Türküm diyen Kürt olduğunu da belirtmek isterim.

Bunun anlamı assimilasyon demek degil mi imhotep. Yani bir etnik kimligin kimliginin yok edilmesi. Zorla veya degil ama bilinçli olarak.

Bu düşüncenle Kürtlerin önüne iki seçenek koyuyorsun, ya Türk olacaksın ya da yok olacaksın. 80 senelik politikanın devamı. Geldigimiz yer de ortada.

Peki aynı şeyi egemen unsur olan Barzani yaparsa ne diyeceksin. Kerkük Türkü yoktur, biz bir ulusuz ve herkes Kürttür, destek verecekmisin. Çünkü Türkler yalnız anadoluda yaşıyor, malum onlar bir etnisitenin degil ulusun adı.

Orta Asyadakiler de Türk degildir, çünkü Türklük bir ulus adıdır TC sınırları dışında yaşamayan hiç kimseye Türk denemez ta ki vatandaşlık baglarıyla TC ye baglı olmasın. Dogru mu anladım, aksayan bir tarafı var mı.

saygılarımla

dilaver
27-08-2008, 00:46
Sayın Welat

İlk alıntınızda şu cümle var :

ezilen ulusların sosyalistleri, ezilen ulusun işçileriyle ezen ulusun işçilerinin tam ve kayıtsız şartsız birliğini, örgütsel birlik dahil olmak üzere, savunmalı ve uygulamalıdırlar.

İkinci alıntınızda da şu cümle var :

İrlandalıların talihsizliği şundadır ki, onlar, elverişli olmayan bir anda, Avrupa proletaryasının ayaklanması henüz olgunlaşmadan isyan etmişlerdir.

Acaba bu cümlelerin ne anlama geldigi konusunda bir fikriniz var mı, ya da alıntıları özümseyerek mi astınız, yoksa asmış olmak için mi.

Şayet bunlara katılıyorsanız, bunlar sizin savunageldiklerinizin reddi anlamına gelir.

saygılarımla

imhotep
27-08-2008, 00:59
Türk'ün normalde bir kullanımı vardır. O da Anadolu Türklüğünü ifade eder. Diğer Türkler için ise daha çok Türki denmektedir. Ama Türk dense dahi kavim olarak Türk ile ulus olarak Türk'ü ayırmak icap eder. Bizim bahsettiğimiz ulus olarak Türk'tür. Orta Asya Türklerinden de herhangi bir beklentim yoktur.

Aynı şeyi Barzani'nin yapması söz konusu olamaz. Çünkü bahsettiğimiz Türk ulusu Kürt etnisitesini de içine alan bir kavramdır. TC vatandaşlığı ile de alakası yoktur. Ben Türk olmak için TC vatandaşı olmak gerekir dediğimi hatırlamıyorum.

Burada azınlık kavramına de değinmek gerekebilir. Ki K. Irak Türkleri bu kapsamdadır.

Azınlıklar ulus devlet içerisinde belirli ve sınırlı haklara sahip olurlar. Bu tür yasal düzenlemeler ulus devlet otoritesini ve milli egemenliği zedelemez. Ancak bir ulus devlette, alt kimlik olamaz, ikinci bir asli unsur olamaz, ikinci bir kurucu öğe olamaz. Çünkü ulus devlet tek bir ulus tanımı üzerinde yükselir.

Kürtlerin bir ulus niteliği yoktur. Bir ulusun unsurudur sadece. Aynı Anadolu'daki diğer unsurlar gibi. Daha önce de örnek vermiştim, sanıyorum diğer başlıktaydı. Fransızlar nasıl sadece Franklardan, İtalyanlar nasıl sadece İtalyotlardan, Almanlar nasıl sadece Germenlerden oluşmadıysa benzer durum Türkler için de söz konusudur. Bu Avrupa ulusları için böyle de neden iş Türk ulusuna gelince farklı bunu anlayabilmek mümkün değil.

Saygılar

dilaver
27-08-2008, 01:05
İmhotep Irak Kürdistanından bahsediyorum. Irak Kürdistanındaki Türk ögelere yarın Barzani siz ulusun içerisindesiniz ve Kürtsünüz derse. Kürdistan bir ulus devlettir derse o zaman ne diyeceksin. Ki süreç buraya dogru gidiyor.

saygılarımla

imhotep
27-08-2008, 01:15
Ben de öyle bir şey olmasının sosyolojiye ters düşeceğini söylüyorum. Zoraki çabalar, doğala karşı çıkmalar olarak değerlendiriyorum. Dış nodullamalar olmasa Kürtlerin bin kez Türk ulusuna dahil olmuş olacaklarını ifade etmeye çalışıyorum.

Saygılar

mutluluk35
27-08-2008, 02:24
Kürt meselesinde yanlış anlaşılan bazı konular olduğu kanaatindeyim,özellikle çok tartışılan kimlik meselesinde.Sözkonusu problem,laiklik ve sekülerizm arasındaki farka benzemektedir.Birincisi tüm dinlere eşit mesafedeyken,diğeri bunlardan bir ya da birkaçını tehdit olarak algıladığı için,tehlikeli gördüğü yanlarını kontrol altında tutar,bu süreçte de ister istemez baskıcı davranmak zorunda kalır.Öncelikle şu bir gerçek ki, ,hangi ülke olursa olsun bireylere anayasal vatandaşlık tanımak için,bir üst kimliği birleştirici bir unsur olarak deyim yerindeyse dayatmak zorunluluğunu duymaktadır.İşte kimlik meselesi bu noktada önemlidir.Herkes ortak bir hüviyet cüzdanına sahip olur ancak bu cüzdan anadilini öğrenme hakkı,kendi dilinde radyo-tv yayını yapabilme hakkı vs gibi kültürel yaşam ögelerine müdahale etme meşruiyetini kendinde görmez,göremez.Bu aşama yine aynı benzetmeye başvurmak gerekirse sekülerizmin bittiği laikliğin başladığı aşamadır.Artık ortada ne diyanet işleri başkanlığı kalmıştır,ne de ohal valiliği.Buraya kadar anlatmak istediğim,aslında kültürel alt kimliğin anayasal vatandaşlıkla hiçbir ilgisi olmadığıdır.Ki gelecekteki olası bir AB üyeliği durumunda herkesin sahip olacağı Avrupa vatandaşlığı da kimsenin Türklüğüne ya da Tatarlığına gölge düşürmeyecektir.( Ayrıca her Türk vatandaşının her çeşit basın yayın konularında istediği dili kulanma hakkı Lozanda tanınmışken,bunu şimdi tartışıyor olmamız ne kadar yavaş ilerlediğimizi göstermektedir bence)…

Gelelim,meselenin devlet ayağına.Bu kadar çok iç içe geçmiş etnisitenin adeta bir mozaik gibi bir arada bulunmasına karşın,Anadolu topraklarına Türkiye denmişse,bunun nedenlerini Türklerin birleştirici ve kurucu unsur olmalarında aramalıyız.Meseleyi İttihat ve Terakkinin Türkçü kanadının ağır basmasına vs..indirgeyemeyiz.Avrupalılar bu ismi yüzlerce yıl öncesinden telaffuz etmeye başlamışlarsa,ortada ciddi bir toplumsal tarihsel birikim var demektir.Ulus devletin inşa sürecinde de bu durum en iyi şekilde değerlendirilmiştir.Ne var ki, nesnel koşullar değiştikçe çözümün formülleri de değişir.Avrupadaki ulus ve devletlerin birbirini tetikleyerek,modern devlet örgütlenmesine gittikleri bir uluslar arası konjonktürde alt kimlikleri görmezlikten gelmek,yine bu devletlerin mevcudiyeti için temel şartlardan biriydi.Bugün ise uluslar arası hukuk bu kimliklerin tanınmamasının,üstü kapalı bir biçimde self-determinasyon hakkına meşruiyet kazandırdığını belirtmektedir.(kimliğin nüfus cüzdanı ile ilgisi bulunmadığını bir kez daha hatırlatalım)…


Biraz da Pkk meselesine değinelim.O kadar hukuk nutku attıktan sonra,terörü haklı görecek en ufak bir imada dahi bulunmak,benim için soykırım ya da kölelik gibi bir insanlık suçunu savunmakla eşdeğerdir.Terörü insanlık suçu olarak kabul ediyorsak,etiketinin hiçbir önemi yoktur.Bu devlet terörü de olabilir,dinci terör de.Sorunumuz demokrasi sorunudur.Ergenekon davasında görüldüğü üzere at iziyle it izi birbirine karışmıştır.Sistemimiz sürekli çatışmaya ihtiyaç duyduğu için,teröre,bombaya,bölünmeye tahammülü vardır,demokratik taleplere yoktur.Bu yüzden,benim tek derdim demokratik bir ülkenin dürüst bir yurttaşı olmak diyenler vatan hainliğiyle yaftalanırken,televizyonlarda vatan nutukları atıp el altından Pkkyı destekleyenler,medya organlarınca ve dolayısıyla halkça desteklenebilmektedir…


Son olarak Kürt meselesini Bask,Flaman ya da benzer bir ayrılıkçılık olayıyla özdeşleştirme-yi doğru bulmuyorum.Çünkü bana göre uluslararası ilişkilerde her durum kendine özgüdür.Dolayısıyla çözüm yolu da…..

imhotep
27-08-2008, 04:55
Ben de öyle bir şey olmasının sosyolojiye ters düşeceğini söylüyorum. Zoraki çabalar, doğala karşı çıkmalar olarak değerlendiriyorum. Dış nodullamalar olmasa Kürtlerin bin kez Türk ulusuna dahil olmuş olacaklarını ifade etmeye çalışıyorum.

Saygılar

Biraz daha ayrıntıya girmek gerekirse, K. Irak Türkleri Türk ulusuna bağlı bir azınlıktır. Onları azınlık olarak görebilecek kesim de K. Irak Kürtleri değil Iraklı Araplardır. Kürtlük bir ulusu ifade etmez. Kürtlük sadece bir kabiledir. Hatta kendi içlerinde dil birliği dahi olmaması sebebiyle kabileler topluluğu olarak da adlandırılabilinir. O yüzden K. Irak Türkü ile Türkiye Kürdü aynı denklemde biribirine eşit değildir.

Saygılar

yucemanitu
27-08-2008, 07:28
K. Irak Türkü azınlıksa Türkiye Kürdü niye azınlık olmuyor? Kendi aralarında lehçe farkı olmasının konuyla ne alakası var? Sonuçta onun da bir standart ağzı var ki (Türkçe'nin İstanbul ağzı gibi) o ağızda yayın yapılıyor ve eğitim veriliyor. Asimilasyon olmazsa ve bazı kültürel haklar verilirse hiçbir kötü şey olmaz İsviçre'de nüfusun %0.5'i Jence konuşuyor ama Jence yayın organı var. İsviçre, Hindistan gibi ülkeler farklı dillerin özgürce konuşulduğu yerlerdir ve bölünmediler. Bizde ulus devletin yanlış anlaşılması 1000 yıldır beraber yaşayan bir halkla sorun yarattı.

imhotep
27-08-2008, 16:42
Bir topluluğun azınlık olması için bir ulusa bağlı olması gerekir. Kürt tek başında bir ulus değildir. Nasıl süryaniler ulus değilse aynı şekilde Kürtler de ulus değildir. Buna mukabil, Türkiye'deki Ermeniler, Rumlar vs. azınlıktır. Çünkü bunların bir ulusu vardır.

İsviçre'de Jence konuşuluyor olabilir. Bizde de Lazca, Çerkezce, Boşnakça konuşan insanlar vardır. Ama bunların durumu ile Kürtlerin durumu bir değil. Bu topluluklar ulus bilincinde oldukları için Kürtler gibi dağa çıkmaz mesela.

Lehçe farkları ayrı bir tartışma konusu onu sadece satır arasında söylemiştim. Çünkü bu konu da Kürtlerin ulus oluşturmuyor olmasına dair güzel bir kanıttır.

Saygılar

dilaver
27-08-2008, 17:17
Şimdi bu tartışmayı bitirebilmek mümkün degil, çünkü daha sonradan konmuş, üretim ilişkilerinin zorunlu sonucu olan kavramlar üzerinden tartışma yürütülüyor. İnsanlıgın şafagında uluslar var mıydı; hayır. İnsanlıgın şafagında dil farklılıkları var mıydı; olmaması gerekir. Ulus kavramı , ulus devlet modeli kapitalim ile ortaya çıkan bir kavram ve mülkiyetin zorunlu sonucu.

Sermayenin iki egilim vardır. Bir taraftan tüm dünyayı bir sermaye egemenliginde birleştirmek ister,bu anlamda sınırları yıkmak ister; diger taraftan emekçileri bir ulus devlet içerisinde hapsederek sömürüyü derinleştirir ve emekçi mücadelesini böler. Böylece aynı işi yaptıkları halde bir Abd emekçisi ile bir Türk emekçisi farklı ücretler alır. Malın tüm dünya üzerindeki fiyatları borsa ile belirlenirken işgücünün degeri ulus devlet içerisinde belirlenir. Bu yüzden de ulus devlet gereklidir denir.

Şimdi ulus tartışmasının sonu gelmez, anlamı da var mıdır bilemiyorum. İmhotep Kürtlerin ulus oldugunu neye göre belirliyor. Kendi tanımlarına göre ve de bunun sonucunda mülkiyet elden gidebilecegi için.

O halde üzerinde anlaşılacak birinci nokta ulusların ve sınırların ortadan kaldırılmasıdır. Mücadelenin ekseni ulusların, sınırların, milliyetlerin, dil ve cinsiyet farklarının ortadan kaldırılması üzerine olmalıdır. Savaşı ortadan kaldırmanın ön şartı ulus sınırlarının ve bunun temeli olan mülkiyet anlayışının ortadan kaldırılmasına baglı oldugu imhotep in da savunmalarından bariz bir biçimde ortaya çıkmaktadır. Demek ki strateji bunun üzerinde oluşturulursa ortada tartışılacak da mevzuu kalmayacaktır.

Peki tüm bunların yanısıra ulus olmak için elimizde ilahi kıstaslar degişmez ögeler var mıdır. Ya da bir etnisite kendisin farklı olarak tanımlıyorsa o etnisiteye sen böyle degilsin şöylesin demeye hakkımız var mıdır. Bu hakkı bize kim vermektedir. Buna verilecek cevabın özüne inerseniz mülkiyet oldugunu görürsünüz.

Ayrılıkçılıgı savunan arkadaşımızın da yaptıgı Lenin alıntısında asla kavramadıgı nokta da budur :
ezilen ulusların sosyalistleri, ezilen ulusun işçileriyle ezen ulusun işçilerinin tam ve kayıtsız şartsız birliğini, örgütsel birlik dahil olmak üzere, savunmalı ve uygulamalıdırlar.

Ulus olma adına bir etnisiteyi yok etmeyi, onu assimile etmeyi savunamazsınız. Bu bariz bir insan hakları ihlalidir. Bunu savunan bir insanın da sosyalistim demeye hakkı yoktur. Bunu savunan bir insanın emekçilerden de bahsetmeye hakkı yoktur. Emekçilerden bahsedecek bir insan ön şart olarak tüm ulusal sınırların kaldırılmasını, ulusal ayrılıkların kaldırılmasını savunmak zorundadır. Komünist manifesto onun için bütün ülkelerin işçileri birleşiniz şiarı atmıştır.

Demek ki bu başlıkta da son tahlilde bir saflaşmaya gidilmiş gibi gözükmektedir. Emek ve Sermaye saflaşması. Sermayeden ve mülkiyetten yana tavır alanlar ulusal sınırları, ulusal ayrıcalıkları, ulusal saflaşmayı savunmak durumundadırlar. Bunu savunanların milliyeti, etnik kimligi hiç de önemli degildir. Bu savununun sonucu da zorunlu olarak savaş olmaktadır. Bunun ismine ister gerilla savaşı, isterseniz ise terörle mücadele deyin degişen bir şey olmamaktadır. Sonuçta mülkiyet ilişkileri hedeflenerek, sömürü farklılıgı hedeflenerek kan dökülmekte ve kaynaklar heba edilerek insanlar daha da fazla köleleştirilmektedir.

Savunulması gereken starateji gönüllü birlik temelinde ulusal sınırların nasıl ortadan kaldırılmasına yönelinmesi gerektigidir. Ancak bu hedef bu mücadeleye katılan her etnisiteye kendi kimligini hiç bir baskıya meydan bırakılmadan ifade etme özgürlügünü tanıyabilirse başarıya ulaşabilir. İnsanlar bu kadar farklı dil ve lehçelere farklı oldukları için ulaşmadılar. Bunu yaratan , farklılıkları yaratan cografi ayrımlardı. Üretim ilişkilerinin farklı boyutu ve niteligi idi. Ezen ezilen ilişkisi idi.

Su mecrasını her zaman bulur. İnsanlar kendilerini ifade etmede hiç bir sınırla , baskıyla karşılaşmadıkları zaman ortak bir dilde birleşeceklerdir. Bu önceleri belki Türkçe olur, sonra Arapça olur belki Laponca olur ancak uzun vadede tek bir dil olur ve adı enternasyonel olur. Tüm emekçilerin bir enternasyonelde birleşebildikleri, bir enternasyonal ile anlaşabildikleri, yılların degişik kültürlerinin özümlenmesi olan bir evrensel kültür temelinde birleşebildikleri an da ne savaş vardır artık ne de ulus kavramı.

Bunu tesis etmek için tek güç ise mekçilerde mevcuttur. Çünkü her şey emekçilerin kollarına gücüne, ortaklaşa çalışmalarına ve yaratıcılıklarıyla bu hale gelmiştir. İnsanoglunun sahip oldugu her şey emegi temelinde şekillenmiştir. Ancak bunun bir kısmının karşılıgı ödenmemiş ve insanlardan çalınmıştır. Buna sermaye diyoruz. Bu çalma işlemi ilk olarak adamın birinin bir toprak parçasına çit çekerek burası benim demesiyle başlamıştır. İşte 6000 senedir yapılan her şey bu çiti çıkarma mücadelesidir. Altı bin senedir çıkan tüm savaşlar çitleri yeniden tesis etmek için çıkmaktadır.

saygılarımla

kandahar
27-08-2008, 18:56
Bakın biz milliyetçiyiz bu yüzden Türkler'in asimile edilmesine karşıyız. Haklı sebeplerimiz var. Peki bütün insanların birlikte olması gerektiğine inanan sosyalistlere ne oluyor bu konuda? "Asimile olmak insan haklarına aykırı"! Peki sebep? İnsanlar birleşsin, bir potada erisin, aralarındaki farklar azalsın işte fena mı? Kürtler Türkler'in 1/6'sı nüfusa sahip bu ülkede, dolayısıyla uyum sağlaması gerekenler onlardır. O yüzden "o zaman Türkler Kürt olsun" diye ......savunmalar çıkarılmasın karşıma. Bu ülkede Boşnak, Arnavut, Çerkes Türk kimliğini benimsemiş, bu arada kökenini de unutmamış, birkaç marjinal ırkçıdan başka da kimse köken avcılığı yapmıyor. Sen bu kimliği reddederek ısrarla kendini ayıracaksın sonra da "bize ayırım yapıyorlar" diyeceksin, sen önce kendini ayırmayı bırak da sonra başkalarını ayrımla suçla diyeceğiz.....

Evet, ulus bir etnisiteye dayanır, bizde de Türk etnisitesine dayanmaktadır, bu şemsiye altında oluşmuştur, peki sebep? Gayet basit Türkler nüfusun ezici çoğunluğunu oluşturmakta, Türk kültürü bütün azınlıklar arasında kabul görmüş durumda, Türk dili azınlıkları birleştiren ortak dil konumunda, Türk devleti 1000 yıldır bu coğrafyada... Daha sayayım mı? Ancak ulusun bir etnisiteden ortaya çıkmış olması demek modern devlette her vatandaşın o kimliği benimsemekle birden bire kendi kendini reddetmesi demek de değildir.

K.Irak'a da kısaca değinelim, Irak'ta 2,5 milyon kadar Türk'e karşılık 3,5 milyon Kürt vardır. Dolayısıyla Irak'ta Türkmenler ne kadar azınlıksa Kürtler de o kadar azınlıktır. Bir K.Irak devleti kurulabilirse Türk nüfusu ile Kürt nüfusu arasında hemen hiç fark olmayacaktır. Kaldı ki bu adamlar bir devlet olabilecek kapasitede kişiler de değil, 3 aşiret bir araya gelmeyle devlet olsa her 30 kilometre arazide bir devlet ortaya çıkması gerekirdi. Bu bölgede Kürtler'in bir devleti de yoktu, aksine yaklaşık 1000 yıl boyunca bu bölgede Türkler devlet olmuş durumdaydı, vıyak vıyak vıyaklamadan önce Kürtler'in Kerkük'e girer girmez Nüfus ve Tapu dairelerini basıp belgeleri imha etme nedenlerini bir düşünün isterseniz. Öte yandan Barzaniler'in kabileci tutumları da ayrı bir nokta, şurası çok iyi bilinmeli ki Türkiye kafalarında sopayı sallandırmasa şimdiye kadar çoktan etnik temizlik başlamıştı Kerkük'te. Hali hazırda zaten terör yönetimi sürmekte...

Daha söylenecek çok şey var, fakat şimdilik kesiyorum. Siz konuşmaya devam edin, ....... samimi Sosyalistler de zaten gerçekleri farkediyor. Aynen devam edin.

düşüncelerinizi birilerini aşağılayarak ve tahrik ederek değil de kabul edilebilir düzeyde açıklamanızı rica ederim. kullandığınız cümlelerde bir ithamda bulunuyorsanız ona dair alınıtıları belirtmeniz uygun olur.
Edit : delx

CAN WELAT
27-08-2008, 19:21
Sayın Welat

İlk alıntınızda şu cümle var :

ezilen ulusların sosyalistleri, ezilen ulusun işçileriyle ezen ulusun işçilerinin tam ve kayıtsız şartsız birliğini, örgütsel birlik dahil olmak üzere, savunmalı ve uygulamalıdırlar.

İkinci alıntınızda da şu cümle var :

İrlandalıların talihsizliği şundadır ki, onlar, elverişli olmayan bir anda, Avrupa proletaryasının ayaklanması henüz olgunlaşmadan isyan etmişlerdir.

Acaba bu cümlelerin ne anlama geldigi konusunda bir fikriniz var mı, ya da alıntıları özümseyerek mi astınız, yoksa asmış olmak için mi.

Şayet bunlara katılıyorsanız, bunlar sizin savunageldiklerinizin reddi anlamına gelir.

saygılarımla

1-Ben zaten sosyalistlerin bin parçaya bölünmüş olmasını tasvip etmiyorum...Türkiye sosyalistleri birleşmelidir...Ama gerçekten sosyalist olanları...HÖC,ESP,DTP,PARTİZAN,SDP,ÖDP ve bu çizgideki oluşumlar birleşmeli ve ortak bir mücadele altında sosyalizm için mücadele etmeliler...
2-Öcalan'da benim düşündüğüm bu görüşü ortaya attı zaten...Çatı partisi fikrini öne süren Öcalan,türkiyedeki demokratik güçlerin birleşmesini önerdi...
3-Haki Karer ve Kemal Pir yoldaşlar türktüler ama Kürt özgürlük mücadelerine katılmışlardı ve bu uğurda şehit olmuşlardı...'türk halkının kurtuluşu Kürt halkının kurtuluşundan geçer' şiarıyla mücadelemize katıldılar...
4-Kürt halkının demokratik haklarının verilmesini isteyen her sosyalist yoldaşımdır...
5-DTP içinde Akın Birdal gibi bir sosyalistde vardır ve kendisi türktür...Ve biz Kürt milliyetçiliği yapıyor olsaydık Akın Birdalı Diyarbakır'dan milletvekili seçmezdik...Anlayana...
6-Saygılar...

CAN WELAT
27-08-2008, 19:30
Bir topluluğun azınlık olması için bir ulusa bağlı olması gerekir. Kürt tek başında bir ulus değildir. Nasıl süryaniler ulus değilse aynı şekilde Kürtler de ulus değildir. Buna mukabil, Türkiye'deki Ermeniler, Rumlar vs. azınlıktır. Çünkü bunların bir ulusu vardır.

İsviçre'de Jence konuşuluyor olabilir. Bizde de Lazca, Çerkezce, Boşnakça konuşan insanlar vardır. Ama bunların durumu ile Kürtlerin durumu bir değil. Bu topluluklar ulus bilincinde oldukları için Kürtler gibi dağa çıkmaz mesela.

Lehçe farkları ayrı bir tartışma konusu onu sadece satır arasında söylemiştim. Çünkü bu konu da Kürtlerin ulus oluşturmuyor olmasına dair güzel bir kanıttır.

Saygılar

Kürtler bir ulustur...
Bizim kendi dilimiz var...
Bizim kendi kültürümüz,örfümüz,adetimiz var...Bizim bir ulusta olması gereken herşeyimiz var...


İstersen saf bir türkiye kürdünün ve saf bir ırak kürdünün genlerini araştırın...Sonrada bir saf bir türkün genlerini araştırın...O zaman görürsünüz gerçeği...Genlerimiz bile farklı kardeşim...Sen hala Kürtler bir ulus değil diyebiliyorsun...Kürtler bir ulus değil diyenler şovenlik yapıyorlardır diyorum ve konuyu kapatıyorum...

Bundan sonra cevap yazmayacağım bu konuya çünkü 2*2=4 denkleminde bile anlaşamıyorsak tartışmanın anlamı yok...Saygılar...

pante
27-08-2008, 21:01
1-Ben zaten sosyalistlerin bin parçaya bölünmüş olmasını tasvip etmiyorum...Türkiye sosyalistleri birleşmelidir...Ama gerçekten sosyalist olanları...HÖC,ESP,DTP,PARTİZAN,SDP,ÖDP ve bu çizgideki oluşumlar birleşmeli ve ortak bir mücadele altında sosyalizm için mücadele etmeliler...
2-Sayın Öcalan'da benim düşündüğüm bu görüşü ortaya attı zaten...Çatı partisi fikrini öne süren Sayın Öcalan,türkiyedeki demokratik güçlerin birleşmesini önerdi...
3-Haki Karer ve Kemal Pir yoldaşlar türktüler ama Kürt özgürlük mücadelerine katılmışlardı ve bu uğurda şehit olmuşlardı...'türk halkının kurtuluşu Kürt halkının kurtuluşundan geçer' şiarıyla mücadelemize katıldılar...
4-Kürt halkının demokratik haklarının verilmesini isteyen her sosyalist yoldaşımdır...
5-DTP içinde Akın Birdal gibi bir sosyalistde vardır ve kendisi türktür...Ve biz Kürt milliyetçiliği yapıyor olsaydık Akın Birdalı Diyarbakır'dan milletvekili seçmezdik...Anlayana...
6-Saygılar...

1- Gerçek sosyalistlerin kimler olduğu nereden-nasıl bakıldığına bağlı.
Terör penceresinden gerçek sosyalist görülmez, bulunamaz.

2- Teröristten sosyalist olmaz. Gerçek sosyalistler de teröristlerle birlik olmaz.

3- Teröristin ırkı-dini olmaz. Türk de olur, Kürt de. Bir dönemler Faşistler içinde de Kürt vardı.

4- Yoldaşlık, demokratik haklarda aynı düşünmekle olmaz. Bir demokrat, teröristle ya da terör yanlısıyla yoldaş olmaz.

5- Cumhuriyetin kuruluşundan beri her dönemde de mecliste Kürt kökenli milletvekilleri var, bakanlar, cumhurbaşkanları var. Akın Birdal'ın Türk olması hiçbirşey kanıtlamaz.

6- Saygı, önce yaşama hakkınadır, masum insanlara, analaradır.

pante
27-08-2008, 21:09
Kürtler bir ulustur...
Bizim kendi dilimiz var...
Bizim kendi kültürümüz,örfümüz,adetimiz var...Bizim bir ulusta olması gereken herşeyimiz var...


İstersen saf bir türkiye kürdünün ve saf bir ırak kürdünün genlerini araştırın...Sonrada bir saf bir türkün genlerini araştırın...O zaman görürsünüz gerçeği...Genlerimiz bile farklı kardeşim...Sen hala Kürtler bir ulus değil diyebiliyorsun...Kürtler bir ulus değil diyenler şovenlik yapıyorlardır diyorum ve konuyu kapatıyorum...

Bundan sonra cevap yazmayacağım bu konuya çünkü 2*2=4 denkleminde bile anlaşamıyorsak tartışmanın anlamı yok...Saygılar...

Ulus olmanın en önemli şartlarından biri ulusal bilince sahip olmaktır.
Sadece farklı dil ulus olmaya yeterli dil.
Örf, adet, kültürde farklılıktan bahsetmek zorlama olur.

Şu kesin konuştuğun gen raporlarını bir görelim bakalım.
Hangi Türk'le hangi Kürt'ü karşılaştıracaksın?
Sen önce hepsinin kökenini aynı sandığın iki ayrı şehirden Kürtçe konuşanın genini karşılaştır bakalım ne bulacaksın?
Örneğin Bingöl'le Hakkari'den bir kıyas, Van ile Diyarbakır'dan bir kıyas yap bakalım ne sonuç elde edeceksin?

imhotep
27-08-2008, 21:38
İstersen saf bir türkiye kürdünün ve saf bir ırak kürdünün genlerini araştırın...Sonrada bir saf bir türkün genlerini araştırın...O zaman görürsünüz gerçeği...Genlerimiz bile farklı kardeşim...Sen hala Kürtler bir ulus değil diyebiliyorsun...Kürtler bir ulus değil diyenler şovenlik yapıyorlardır diyorum ve konuyu kapatıyorum...

İşte şöyle, yola gel Welat!

Göster gerçek yüzünü!

Ben aslında tam bir genetik ırkçısıyım de!

Sosyalizm, mosyalizm hikaye de!

Benim mantığım genetikle işler de!

DNA karşılaştırırım, kafatası ölçerim arkadaş de!

Sonra da gider ABD ile işbirliği yaparım, zira benim çıkarlarımla örtüşür de!

Benim sosyalist mücadeleden anladığım emperyalizme değil ulus-devlete karşı çıkmaktır de!

Çünkü emperyalizmin ağa babaları, ulus-devletleri yeteri kadar sömüremiyor o yüzden mahalle mahalle dahi bölmeye çalışıyor de!

De ki gerçek yüzünü millet görsün, anlasın.

Saygılar

Quetzalcoatl
27-08-2008, 22:27
1-Ben zaten sosyalistlerin bin parçaya bölünmüş olmasını tasvip etmiyorum...Türkiye sosyalistleri birleşmelidir...Ama gerçekten sosyalist olanları...HÖC,ESP,DTP,PARTİZAN,SDP,ÖDP ve bu çizgideki oluşumlar birleşmeli ve ortak bir mücadele altında sosyalizm için mücadele etmeliler...
2-Öcalan'da benim düşündüğüm bu görüşü ortaya attı zaten...Çatı partisi fikrini öne süren Öcalan,türkiyedeki demokratik güçlerin birleşmesini önerdi...
3-Haki Karer ve Kemal Pir yoldaşlar türktüler ama Kürt özgürlük mücadelerine katılmışlardı ve bu uğurda şehit olmuşlardı...'türk halkının kurtuluşu Kürt halkının kurtuluşundan geçer' şiarıyla mücadelemize katıldılar...
4-Kürt halkının demokratik haklarının verilmesini isteyen her sosyalist yoldaşımdır...
5-DTP içinde Akın Birdal gibi bir sosyalistde vardır ve kendisi türktür...Ve biz Kürt milliyetçiliği yapıyor olsaydık Akın Birdalı Diyarbakır'dan milletvekili seçmezdik...Anlayana...
6-Saygılar...

ileti 366-370 senmisin utanmaz.

http://www.sosyalistforum.org/showthread.php?t=7856&page=37

buzurq_umid
27-08-2008, 22:50
buzurq_Umid;

Ne savaşması? Savaşmak için resmi devlet kimliğinin olması gerekir. Terör örgütünün ismini telaffuz etmeye bile tenezül etmem. Sadece Amerika'nın değil başka devletlerin de piyonu olmuştur, olmaya da devam edecektir. Türkiye sınırları içerisinde bir terör devleti kurmak ha? İllegal ütopik bir zihniyetten başka bir şey değildir bu. Büyük Atatürk'ün adını da zehirli fikirlerini sunarken sakın ağzına alma! Atatürk'ün Cumhuriyet, devlet mücadelesini de, üç beş çapulcunun kalleş çabalarını savunmak için kullanma!

yani trt 2 ağzıyla konuşuyorsun,ne diyeyim.haklısın,üç beş çapulcuysa sorun yok tabii.pkk başka devletlerin piyonu olmuştur ama türkiye gibi onurlu bir devlet sadece ve sadece amerikanın piyonu olmuştur,başka kimseye de kendini kullandırtmamıştır tabii ki.;)

aydoe
27-08-2008, 22:58
Akın_Birdal 85.105.***.**
CAN WELAT 85.105.***.**
KurdistanXXX 85.105.***.**
Sorxwin_Delila 85.105.***.**

Evet Can Welat sosyalist forumdan banlanmış bize gelmiş ,doğrudur.
http://www.sosyalistforum.org/showth...?t=1520&page=6 (http://www.sosyalistforum.org/showthread.php?t=1520&page=6)

çakırcalı
27-08-2008, 23:47
1- Bir kişinin birden fazla foruma üye olması veya her hangi bir forumdan atılmış olması, bir diğer forumu ilgilendirmiyor olsa gerek ki ben de ilgilendirmemesi gerektiğinden yanayım. Ancak, bu konu başlığında önceki bir mesajımda da belirttiğim üzere, kişilerin düşüncelerini dile getirirken, ne forumu ne de diğer üyeleri zor durumda bırakma hakkı vardır. TC kanunlarına göre suçlu olduğu bir mahkeme kararıyla tescil edilmiş bir kişinin ısrarla "sayın" diye anılmasını ve (kelimeler veya bu "kelimelere müdahele" beni ilgilendirmiyor) bu "tavra" müdahele edilmemesini, forumun saygınlığına uygun görmüyorum.

Ben bu durumu "düşünce özgürlüğü" bağlamında değerlendirmediğimi belirtmek istiyorum. Eğer bu düşünce özgürlüğüyse, S.K.lı küfür edenler neden banlanıyor; onlar da bir tür düşüncelerini ifade etmiyorlar mı?

2- Kürtlerin ayrı bir etnik kimlik olduğunu, ana dilleriyle konuşma, yayın haklarının olduğunu kabul etmekle (-ki, ben bunu kabul ediyorum), ayrılıkçı bir yapılanmaya yönelmelerini, TC topraklarında (özerk veya bağımsız) ayrı bir devlet kurmalarını desteklemek, birbirinden çok farklı şeylerdir diye düşünüyorum ve bunun da sosyalist düşünceyle çeliştiğini sanmıyorum. Irkçı, ayrılıkçı hareketlere destek vermek, ne zamandır sosyalist bir hareket olarak kabul görüyor?

Bir "Ulusların kaderlerini tayin hakkı" zırvalığıdır tutturulmuş gidiyor. Lenin bu sözü söylerken, bugün PKK'nin üzerine alındığı şekilde mi söylemiştir acaba? O düşünceyle söylemiş olsaydı, SSCB bünyesinde yer alan Azerbaycan'ın, Litvanya'nın, Letonya'nın, Ukrayna'nın vs. o birlikte ne işleri vardı? Kaçı o birlikte yer almak istiyordu?

Kimse sosyalist maskesi ardına gizlenip etnik şovenizm yapmasın boşa.

breymin
28-08-2008, 00:02
1- Bir kişinin birden fazla foruma üye olması veya her hangi bir forumdan atılmış olması, bir diğer forumu ilgilendirmiyor olsa gerek ki ben de ilgilendirmemesi gerektiğinden yanayım. Ancak, bu konu başlığında önceki bir mesajımda da belirttiğim üzere, kişilerin düşüncelerini dile getirirken, ne forumu ne de diğer üyeleri zor durumda bırakma hakkı vardır. TC kanunlarına göre suçlu olduğu bir mahkeme kararıyla tescil edilmiş bir kişinin ısrarla "sayın" diye anılmasını ve (kelimeler veya bu "kelimelere müdahele" beni ilgilendirmiyor) bu "tavra" müdahele edilmemesini, forumun saygınlığına uygun görmüyorum.

Ben bu durumu "düşünce özgürlüğü" bağlamında değerlendirmediğimi belirtmek istiyorum. Eğer bu düşünce özgürlüğüyse, S.K.lı küfür edenler neden banlanıyor; onlar da bir tür düşüncelerini ifade etmiyorlar mı?

2- Kürtlerin ayrı bir etnik kimlik olduğunu, ana dilleriyle konuşma, yayın haklarının olduğunu kabul etmekle (-ki, ben bunu kabul ediyorum), ayrılıkçı bir yapılanmaya yönelmelerini, TC topraklarında (özerk veya bağımsız) ayrı bir devlet kurmalarını desteklemek, birbirinden çok farklı şeylerdir diye düşünüyorum ve bunun da sosyalist düşünceyle çeliştiğini sanmıyorum. Irkçı, ayrılıkçı hareketlere destek vermek, ne zamandır sosyalist bir hareket olarak kabul görüyor?

Bir "Ulusların kaderlerini tayin hakkı" zırvalığıdır tutturulmuş gidiyor. Lenin bu sözü söylerken, bugün PKK'nin üzerine alındığı şekilde mi söylemiştir acaba? O düşünceyle söylemiş olsaydı, SSCB bünyesinde yer alan Azerbaycan'ın, Litvanya'nın, Letonya'nın, Ukrayna'nın vs. o birlikte ne işleri vardı? Kaçı o birlikte yer almak istiyordu?

Kimse sosyalist maskesi ardına gizlenip etnik şovenizm yapmasın boşa.



Biz Dünya insanlari tek bir Halk olur ,Dünya üstündeki yasamda biz karar verirsek ,gelecek nesillerede yasama sansi vermis olururuz,Dünyayi 4200 parcaya bölersek yasam alanimiz olan Dünyayi egemen güclere teslim ederiz,buda hep köle kalicamiz anlamina gelir...Dünya herkesindir ve kaynaklar anlasilarak ortak kullanilmalidir,bundan gayrisi yok olmamiz demekdir.gecmis nesiller Dünyayi kirletemiyorlardi ama bu nesil bunu yapiyor ve yasami yok ediyor biraz taviz verip Gelecek nesiller icin Dünyayi temiz tutmak zorundayiz..

dilaver
28-08-2008, 00:13
Sayın Çakırcalı

Bizim ve tüm forum alanlarının bir huyu var, forum üyeleri haddinden fazla aceleci. Bu iletiyi 23:47 de yazmışsınız. Halbuki ilgili iletideki sayın hitabı 21:43 te kaldırılmış. Ve gene sitenin saygınlıgından dem vurup yönetimi haksız yere suçlamışsınız. Bu konuda direkt sizi suçlamıyorum, genel tavır böyle, sadece bu olay nezdinde örnek olması için yazıyorum.

Aslında sayın hitabı üzerinde durmak son derece anlamsız bana göre. Kaldı ki silmeyi de düşünmüyorduk. Ancak yukarıdaki tarzda bir gereksiz polemik konusu yapılacagı için bunu önlemek anlamında, bir de bu tür şeylerle ugraşmamak üzere kelimeler editlendi. Yoksa her 3 krş veren bu kelimeyi kullanabilirdi. (Mahkeme başbakana Apo ya sayın dedigi için 3 krş ceza vermişti) Bu da gereksiz sorun yaratabilirdi.

Bu tür konularda yönetimi suçlayabilmek için öncelikle şikayet mekanizmasının kullanılmış olması gerekir. Baı iletiler gözden kaçmış olabilir, denetlenmemiş olabilir, sonuçta denetleyenler de insandır ve bu işi gönüllü olarak yapmaktadırlar. Yani kendi zamanlarından çalmaktadırlar.

Kaldı ki gene bu iletiyi göndermeden evvel disiplin duyuruları başlıgına bakmış olsaydınız, ilgili şahıs hakkında 23:40 itibarıyla alınan kararı görmüş olacak ve bu iletiyi asmış olmayacaktınız.

Daha önce de belirttigim gibi TD sitesi bir tüzügün hükümlerine göre yönetilir ve bir iletiyi forum alanlarında barındırıp barındırmamak hiç bir yöneticinin ideolojik terchine göre olamaz.

Kürt meselesi ve diger tabu meselelerimiz çözümlenmedigi sürece daha pek çok kere bu tür yanlış anlaşılmalar ve tepkiler ortaya çıkacak gibi gözüküyor. Amam zamanla herkes birbirini daha iyi anlayacaktır zannediyorum.

saygılarımla

breymin
28-08-2008, 00:48
Sayin Dilaver,benim atalarim ve sülalem kürtdür ve biz ayri bir devletden yana deyiliz (benim sülalem pkk yi desteklemedi vede desteklemez).
Birileri uluslarin kaderini tayinn hakki vardir diyor ama ben bunu cok sakincali buluyorum.
Her ayri dil konusan ayri devlet kurmaya kalkarsa gercekden dünyayi 4200 parcaya bölmemiz gerekirki buda 4200 diktatör demektir,4200 diktatörde 4200 atom bombasi demekdir..bunlari nasil ayiricaz?.
bence dünya halklari kardesdirki biz bunu zaten avrupada yasiyoruz...

dilaver
28-08-2008, 00:54
Sayın kabasakal bunları bana neden yazdıgınızı anlamadım. Benim hangi yazımda ayrı devleti savunduguma rastladınız ki.

Avrupa da kardeş oldugunuzu söylediginiz halklardan hangi birinin ana dilde egitim hakkı kısıtlanıyor bana örnek verebilir misiniz. Örnegin Almanya da etnik diger grupların ana dillerinde egitim alabilme hakları var mıdır. Ya da dilleri ve kültürleri üzerinde her hangi bir kısıtlama var mıdır.

saygılarımla

breymin
28-08-2008, 00:55
Mesela,ben apo nun kürtleri ve türkleri sevdiyine pek inanmiyorum ve öyledirde,,,yoksa 30 yildir bu kardes halkin bu kadar zarar görmesi icin ugrasmazdi...bana göre o bir ajandir......sesli düsünmek istemiyordum ama biryerde mecbur kaldim...yoksa 14 aydir sitedeyim ilk defa bu konuda fikrimi söylüyorum....

çakırcalı
28-08-2008, 00:58
Sayın dilaver,
Konuyla ilgili daha önceki bir iletimden de benzer bir sonuç çıkarmıştınız ve dolayısıyla ben de, adeta beni düşünce özgürlüğüne karşıymışım gibi gördüğünüz sonucunu çıkarmıştım. Ben, hemen yukarıdaki iletimde de vurguladığım üzere "kelimeler" üzerinde durmuyorum, beni ilgilendiren "tavır" konusudur; hele ki bu, süreklilik arzeden bir tavırsa (-ki, öyle olduğunu görüyorum) şahsen beni rahatsız ediyor. Atatürkçü kimliğimle rahatsız ediyor, sosyalist kimliğimle rahatsız ediyor, vatan sever kimliğimle, ateist kimliğimle rahatsız ediyor. Çünkü burada birilerinin düşünce özgürlüğü adı altında savunusunu yaptığı örgüt, benim tüm bu değer yargılarıma alenen bir taarruz halindedir. PKK, Türkiye sosyalist hareketine en ağır darbeyi vurmuş; sınıf bilinci ve mücadelesinin önüne etnik ayrımcılığı taşımış faşist bir örgüttür. Buna rağmen sosyalizm ardına sığınarak (açıkçası takıyye yapılarak) Kürt faşizminin propagandası yapılmakta, ayrılıkçı çığlıklar atılmaktadır ki, forumun asli varlık sebebi olarak, bir şeriatçıyla tanrı kavramını tartışmak bana asla zul gelmezken, bir PKK'liyle sosyalizm üzerine tartışmak tam tersine zul geliyor.

Benim iletimi asmış olmamdan sadece 7 dakika önce konuyla ilgili bir karar alınmış olması, benim iletimde yanlış yaptığım anlamına gelmez ki. Siz dahil, forumda kaç kişi bir ileti için "cevapla" butonuna basmadan hemen önce "disiplin uygulamaları" veya ilgili bir konu başlığının son durumuna göz atıyor? En azından buna teknik olarak imkan var mı?

Ben şunu bilhassa belirtmek istiyorum: Her konu tartışılabilir, konuyla ilgili sorunum yok benim. Ancak tartışılan konu ve ilgili iletilerin de kanunlar ve genel değer yargıları çerçevesi içinde olması gerektiğini savunuyorum. Birileri sosyalizm adına etnik şovenizm yapıyorsa, etnik kimliği (ve hatta kendi aralarında dinsel ve mezhepsel kimliklerini) sınıf bilincinin önüne taşıyorsa ve dolayısıyla sosyalist düşünceyi tahkir ediyorsa, bu tavırları kanuna aykırı olmayabilir belki ama ahlaka aykırıdır.

İnancından dolayı, 9 yaşındaki çocuğu koynuna alan peygamberini savunan bir müslümanı da dinliyoruz ama bu tavra karşı bir tavrımız yoksa ve tepkimizi dile getirmeyeceksek, 14 yaşındaki çocukla birlikte olan Hüseyin Üzmez'le ilgili eleştirel konu da açılmasın o zaman. Herkes, ahlakla veya kanunla bağdaşıp bağdaşmadığına bakmaksızın istediği suçu ve suçluyu istediği gibi övüp göklere çıkarsın.

Kürt meselesi, şu an Türkiye'nin en önemli meselesidir, çünkü ondan daha önemli meseleler dahi bununla ustaca kılıflanır hale getirilmiştir. Dolayısıyla tabii ki tartışılacak. Ama bu tartışma ortamının da, birilerine propaganda ortamı veya şahısları provake vazifesi görmemesi gerekli.

Benim için hava hoş. Düşüncelerim, Turan Dursun Sitesi sayesinde oluşmuş veya şekillenmiş değil.

breymin
28-08-2008, 01:01
sayin dilaver ,,avrupada her dilin deyeri vardirki bu dünya insanlarinin ortak zenginliyidir,,,ve bu korunur,,düsünsene sümer dilini yok etdiyini..veya misir yazilarini taniyan son insani yok etdiyini,,,buda öyle birsey...dünyada olan tüm diller bizim ortak zenginliyimiz,,,,

breymin
28-08-2008, 01:22
sayin dilaver avrupada bütün dillerde eyitim alma hakki vardir ve avrupa varolan bütün dilleri korur cünkü bu insanligin ortak zenginliyidir,,,,senin apo yu hafif desteklediyini gördümdümki buda cok sakincali,,,cünkü o insan bir kürt veya insan dostu deyil,,tamamen bir insan düsmanidir,,,o insandan insanliga fayda gelmez,,,son 30 yila bakdigimizda gerek türk gerek kürt herkese sadece ve sadece zarari olmusdur,,bu insani kutsamak insanliga büyük küfürdür,,sadece sesli düsündüm....

qw19
28-08-2008, 21:50
Sevgili imhotep aslında çözümler o kadar belli ve netki, bu güne kadar yapılanların tam tersini yapmalı. Sonra açacağım, şimdi pek vaktim yok.
Selamlar.

breymin
28-08-2008, 22:25
Sayın kabasakal bunları bana neden yazdıgınızı anlamadım. Benim hangi yazımda ayrı devleti savunduguma rastladınız ki.

Avrupa da kardeş oldugunuzu söylediginiz halklardan hangi birinin ana dilde egitim hakkı kısıtlanıyor bana örnek verebilir misiniz. Örnegin Almanya da etnik diger grupların ana dillerinde egitim alabilme hakları var mıdır. Ya da dilleri ve kültürleri üzerinde her hangi bir kısıtlama var mıdır.

saygılarımla


Haklisin Dilaver sana bir özür borcluyum kusuruma bakma,bu kürt meselesini duydummu veya gördümmü kafamin icindeki trafik karisiyor,kürt meselesi yoksul ve cahil kürt halkina dayatilmis bir meseledir nasilki dinin tüccarlari varsa bu isinde tüccarlari var.
apo veya yandaslari kürtlerin yüzde doksanbesini temsil edemez buna hakkida yokdur kendi tabanlarini tamsil edebilirler ama tüm kürtler adina konusmalari ve onlarin temsilcileriymis gibi davranmalari zoruma gidiyor bende kürt kökenliyim bu insan düsmanlari beni temsil edemez 30 yildir insanlara kandan ve gözyasindan baska birsey vermediler..neden?bir hic ugruna,,bu azinlik apo yandaslarinin istedikleri sey zaten avrupa kriterlerinde olan seyler,,öyleyse bu kadar insan neden öldü?bu kadar cocuklar neden babasiz kaldi?en önemlisi bu fukara kürt halkinin nedir bu örgütden cekdiyi,bu örgüt olmasa bu halk su an avrupa halki düzeyinde yasam standartini yakalamisdi.bu örgüt sadece kürtlerin deyil o corafyada yasayan herkesin düsmanidir vede taseron bir örgütdür.

yucemanitu
28-08-2008, 23:12
Bir topluluğun azınlık olması için bir ulusa bağlı olması gerekir. Kürt tek başında bir ulus değildir. Nasıl süryaniler ulus değilse aynı şekilde Kürtler de ulus değildir. Buna mukabil, Türkiye'deki Ermeniler, Rumlar vs. azınlıktır. Çünkü bunların bir ulusu vardır.

İsviçre'de Jence konuşuluyor olabilir. Bizde de Lazca, Çerkezce, Boşnakça konuşan insanlar vardır. Ama bunların durumu ile Kürtlerin durumu bir değil. Bu topluluklar ulus bilincinde oldukları için Kürtler gibi dağa çıkmaz mesela.

Lehçe farkları ayrı bir tartışma konusu onu sadece satır arasında söylemiştim. Çünkü bu konu da Kürtlerin ulus oluşturmuyor olmasına dair güzel bir kanıttır.

Saygılar

Imhotep'e teşekkür ediyorum çünkü her ne kadar farklı düşünsek de seviyeyi düşürmüyor. Normali de budur. İnşallah diğer bazı arkadaşlar da hakaretler yağdırmak yerine insanca tartışmayı öğrenir.
Sevgili İmhotep benim amacım düşünce tarzınızı öğrenmek o yüzden bu konuda müsaade ederseniz birkaç sorum var. Ulus olmanın kriteri sizce nedir? Başka bir deyişle (Yunanlılara göre Türk Türklere göre Yunanlı olan)Rumlar ve Ermeniler ulusken Kürtler neden ulus değil?
Diğer bir sorum bazı kültürel haklar ve özgürlükler dağa çıkışı engelleyip Kürtleri bu memleketi kendi vatanı gibi görüp sevmesi ve sahiplenmesine hizmet etmez mi?
Lehçe konusunda ise Türkçenin de değişik lehçeleri var. Hatta kimilerini hiç anlayamıyoruz oysa Türkler ulustur. Lehçe farkları neden ulus olma özelliğine zıt? Sevgi ve saygılarımla.

imhotep
29-08-2008, 02:16
Sevgili Titanatlas,

Amacımız kendi ideolojik fikirlerimizi baskı unusuru haline getirip bundan haz almak değildir. O yüzden seviyenin düşürülmesini hiçbir zaman anlayamam. Zaten forum yönetimi olarak da buna oldukça dikkat etmekteyiz.

Konuyla ilgili de şunları söylemek istiyorum. Yazılarımın başından beri yaptığım bir tespit var. Kürt sorunu etnik bir sorundur diyorum. Ve çözüm önerisi getiriyorum. Diyorum ki evvela Güneydoğu'daki feodal düzeni parçalayacaksın, oradaki halkı kulluktan vatandaşlığa terfi ettireceksin. Zira şeyhin şıhın kucağında bir toplumun ulus potasında erimesine bir imkan yok.

Gelin görün ki bugün Güneydoğu sorununu çözmeye yeltenmiş kimi zatların (sözde) hepsi de feodalizmden beslenen insanlar. En basitinden DTP'li vekillerden toprak ağası olmayanı zor bulursunuz. Böyle bir tabloda siz ne kadar da kültür, dil, cart, curt diye sayıklasanız da bir sonuç elde edemezsiniz. Çünkü bunlardan verilen bir taviz, tavizi doğuracak ve nihai nokta bölünme olacaktır.

Lehçeler nasıl oluşur? Geniş kabule göre coğrafi şartlardan ötürü oluşur. Araya dağlar bayırlar girer, toplulukların iletişimi zayıflar ve sonuçta bazı farklılıklar ortaya çıkar. Şimdi, soruna Kürtler açısından bakacak olursak Diyarbakır'daki Kürt ile Tunceli'deki Kürtün anlaşamıyor olmasını açıklayamayız. Edirneli biriyle Karslı birinin anlaşamayacağını düşünebilir miyiz? Ama mesafe daha kısa olunca demek ki düşünülebiliyormuş.

Burdaki önemli nokta şudur. Kürt topluluklarının daha herhangi bir dil birliği bile yoktur. Ulus oluşturan en önemli öğe dil değildir de nedir? Bir başka öğe tarihtir. Tarihte hiçbir devlet kuramamış, varlıkları ancak son dönemlerde dile gelmiş (İşe bakın ki emperyalizmin bölgede fırsat kollamasının arifesinde) bir topluluk ulus teşkil eder mi?

Saygılar

kandahar
29-08-2008, 03:14
Ben kısaca cevaplayacağım; Afrika'nın orta ve güneyinde onlarca devlet var değil mi? Fakat ne bir millet ne ciddi bir devlet yok. İşte Afrika insanlarının çok ciddi bir kısmı neden ulus değilse Kürtler de o sebepten ulus değildir.

Dil birliği, ciddi bir kültür birliği ve birikimi, tarih birliği ve devlet örgütlenmesi. Bu saydıklarımız olmadan ulus olunamaz, emperyalizm zoruyla belki bir devlet de kurdururlar ama Afrika devletleri gibi bir yer olur.

Lehçe farklarına gelince; ben Uygur Türkü ile anlaşırken zorlanabilirim (ki pek zorlandığım söylenemez), bu doğaldır çünkü arada 3-4 bin kilometre mesafe var, ancak sözgelimi bir Azeri, Türkmen ya da Balkan Türkü ile bir diğer deyişle Oğuz boyları ile iletişimde hiç, altını çizerek söylüyorum hiç sorun yaşamıyoruz. Kaldı ki bugün ayrı olsak da diğer Türkler ile birlikte devlet kurmuşuz, ortak bir kültürü paylaşıyoruz, dilimiz arasındaki fark ise Türkiye Türkçesi'nin yabancı dillerden daha fazla etkilenmesinden dolayı oluşan bir kelime yapısı farkı...

Her neyse, gerekirse sayfalarca yazılır bu konularda, fakat çok gerekli değil. Gene de özgürlüklerden bahsedenler varsa, bakın burda 3. kez soruyorum; hangi özgürlük ne özgürlüğü ne hakkı? Bunları madde madde yazın, biz de ona göre cevap verelim. Çünkü özgürlük-hak diyorsun; sıradan Kürtler'le alakası yok, adamın derdi geçimini sağlamak, hak-özgürlük diye tekrarlayıp duranlar Kürtler'in burjuva kesimi, hak-özgürlük talebinin de ucu dönüp dolaşıyor Welat'ın saydığı şeylere çıkıyor. Eğer hak-özgürlük dedikleriniz Welat'ın saydıklarıysa bunlar -gene sayfalarca açıklayabileceğim sebepleri var fakat çoğu zaten ortada- olmayacaktır. Yok Welat'ın dediklerinden başka bir hak-özgürlük talebi varsa buyrun yazın, bilelim.

yucemanitu
29-08-2008, 03:44
"Böyle bir tabloda siz ne kadar da kültür, dil, cart, curt diye sayıklasanız da bir sonuç elde edemezsiniz. Çünkü bunlardan verilen bir taviz, tavizi doğuracak ve nihai nokta bölünme olacaktır."
Yok o sayıklama değil tüm forum katılımcıları gibi düşüncemi yazdım da :) İşte ben bunun tam tersini düşünüyorum. İnsanların dilini ve kültürünü özgürce konuşmasının bölünmeye değil tam aksine daha da bir bütünleşmeye götüreceğini düşünüyorum. Ayrıca (isterseyen araştırıp kanıtı haberi internette bulabilir)bir Kürtçe dil kursunun penceresi olması gerekenden 2 milimetre daha dar diye kapatılmıştı. Yanlış hatırlamıyorsam 2002'de. Aynı binada daha önce İngilizce kursu veriliyormuş ve iki milimetre sorun olmuyormuş. Bu durum karşısında o kursa gitmek için kayıt yaptıran bir vatandaş güzel şeyler hissetmeyecektir.
Tabii ki doğudaki feodal düzeni ortadan kaldırmalı ama bunun yanında sağlık, ulaşım, iş gibi sorunları da halletmek gerek. Büyük oranda sorun yaratan şeylerden biri de geçim sıkıntısı. Çadırda yaşayan yarı aç yarı tok bir insanın hele de çevresi tarafından hakir görülüyorsa bu ülkeyi sevmesini bekleyemeyiz. İşte bu noktada biraz da özeleştiri yapmak gerekir. Aslında yazdıklarımı dikkatle okursanız bölünmeyi ya da ayrı bir devletin kurulmasını istemediğim görülür. Ama işte çözümü farklı görüyorum.
Bu arada bir şeyi düzelteyim Kürtçedeki lehçe farkları size abartılarak yansıtılmış. Ben okulda Farsça dersi almıştım. (TDE öğrencisiydim )Pratik yapmak için de (aslen Adıyaman kökenli) Kırşehirli bir arkadaşla konuşuyordum o Kürtçe konuşuyordu ben Farsça konuşuyordum ve birbirimizi anlıyorduk. Zaten Kürtçe Farsi bir diyalekt. Kökeni Medlere dayanıyor.
Ben şöyle düşünüyorum Türk ordusu dünyanın en güçlü ordularından birisi ve istese PKK diye bir şeyi çok rahat bitirir. Ama böyle bir tehdidin varlığı biraz da bazılarının işine geliyor. Bazı durumlarda insanların bazı duyguları sömürülmeye çok daha müsait oluyor oğlunu Güneydoğu'daki çatışmada yitiren biri "Neden bir başkasının sapasağlam oğlu askere gitmiyor?" demiyor. Ya da şehit cenazelerinin hiçbiri jet sosyetenin evinden kalkmıyor. Şehit olmak her nedense hep gariban çocuklarına nasip oluyor. İnsanlar Kürt sorununu düşünürken ceplerine giren çıkan ne bakmıyor, işsiz olmaları, sağlık güvencesiz olmaları önemsiz oluyor. İşte bu noktada da bu sorun başka bazı "tehditleri" önlüyor ve birilerinin işine geliyor. Saygılar.

kandahar
29-08-2008, 04:48
"Böyle bir tabloda siz ne kadar da kültür, dil, cart, curt diye sayıklasanız da bir sonuç elde edemezsiniz. Çünkü bunlardan verilen bir taviz, tavizi doğuracak ve nihai nokta bölünme olacaktır."
Yok o sayıklama değil tüm forum katılımcıları gibi düşüncemi yazdım da :) İşte ben bunun tam tersini düşünüyorum.

Avukatı değilim ama burada sana demiyor; genele konuşuyor, bu açık.

İnsanların dilini ve kültürünü özgürce konuşmasının bölünmeye değil tam aksine daha da bir bütünleşmeye götüreceğini düşünüyorum.

Dillerini zaten özgürce konuşabiliyorlar. Kültürlerini de yaşayabiliyorlar kanımca. Aksi fikirdeyseniz somut örnek verin. Dillerini konuşurken diğer vatandaşlar rahatsız oluyorsa bunun sebebi açıktır; Kürtler'in kendi kendilerine yarattıkları antipati halkası ve herkesin anlayabileceği şekilde konuşabilecekken başka bir dilde konuşan insanlara duyulan psikolojik güvensizlikten başka bir sebep yok.

Ayrıca (isterseyen araştırıp kanıtı haberi internette bulabilir)bir Kürtçe dil kursunun penceresi olması gerekenden 2 milimetre daha dar diye kapatılmıştı. Yanlış hatırlamıyorsam 2002'de. Aynı binada daha önce İngilizce kursu veriliyormuş ve iki milimetre sorun olmuyormuş. Bu durum karşısında o kursa gitmek için kayıt yaptıran bir vatandaş güzel şeyler hissetmeyecektir.

Bırak bunları, sen de hemen inandın mı? İnsan ekonomik bir varlıktır. Bugün bir Kürt'ün Kürtçe öğrenmeye para vermesi bir Türk'ün Göktürkçe öğrenmek için para vermek istemesinden farksız. Bir düşünün, Göktürkçe kursu açılsa kaç kişi gider. Kürtçe öğrenmekle bir çıkarları olmadığı ortadayken zaten geliri düşük olan insanlar neden bir de bu kursa para harcasın. Son tahlilde bu kurslar yaşamaları ekonomik olarak mümkün olmadığından kapanmıştır, fakat bunun kabahatini bile kendi hayalperestliklerinde değil de devlette aramaya kalktıklarından böyle şeyleri dillendirip duracaklardır.

Bu arada bir şeyi düzelteyim Kürtçedeki lehçe farkları size abartılarak yansıtılmış.

Ben K.Irak'ı gezen bir Kürt'ün anılarını okumuştum, doğrusu gözden geçirdim sahafta, orada K.Irak'ta diğer Kürtler'le tercüman vasıtasıyla konuştuğunu kendisi yazıyordu. Sanırım K.Irak'ta Sorani lehçesi varken kendisi Kırmanç konuşuyordu. Elazığlı ile Muşlu'nun anlaşamadığını da müşahade etmişimdir. Son olarak DTP toplantılarında da defalarca Kürtçe anlaşılmadığından Türkçe konuşulmak zorunda kalındığı bilinmedik değil.

Ben şöyle düşünüyorum Türk ordusu dünyanın en güçlü ordularından birisi ve istese PKK diye bir şeyi çok rahat bitirir.

Bunu birkaç kere sohbette tartıştık, orada konuşuldu, asimetrik savaşta rakamlar önemli değildir. Polisin suçlulara karşı mücadelesi gibi, "polis istese bütün suçluları şak diye yakalar" demek ne kadar abesse "ordu istese PKK'yı şak diye bitirir" demek o kadar abes, hatta daha abes.

Ya da şehit cenazelerinin hiçbiri jet sosyetenin evinden kalkmıyor. Şehit olmak her nedense hep gariban çocuklarına nasip oluyor. İnsanlar Kürt sorununu düşünürken ceplerine giren çıkan ne bakmıyor, işsiz olmaları, sağlık güvencesiz olmaları önemsiz oluyor. İşte bu noktada da bu sorun başka bazı "tehditleri" önlüyor ve birilerinin işine geliyor.

Bunu herkes biliyor. Fakat Sosyalistler'in bir türlü algılayamadıkları şu; diyelim ki muhasebecin hesabını tırtıklıyor habire, bunu farkediyorsun haddini bildirmek üzere yola çıkıyorsun, bir adam gelip sana silah doğrultuyor. İşte ben ve -adına konuştuğum için bozulmaz umarım- imhotep gibi insanlar bu adamın durumundayız. Bosna'ya, Filistin'e döndükten sonra benim daha tali çıkarlarımı savunmamın anlamı ne? Ben Kürtçüler'den %50 bölücülükleri yüzünden hoşlanmıyorsam, %50 de asıl uğraşmamız gereken meselelerle, adalet, eşitlik, hak-hukukla uğraşmamız gerekirken bu boş adamların yarattığı gümbürtüyle uğraşmamıza neden oldukları için hoşlanmıyorum kendi adıma.

evrensel-insan
29-08-2008, 04:51
Saygideger titanatlas;

İnsanların dilini ve kültürünü özgürce konuşmasının bölünmeye değil tam aksine daha da bir bütünleşmeye götüreceğini düşünüyorum.-titanatlas

Iste antiayrimciligin ozu bu. Herkesin, kendi farklariyla, bir butun icinde, hem kendi farklarini, hem de biribirlerinin farklarini koruyarak ve destekleyerek beraberce ve birlikte yasamasi.

Iste, bunun saglanmasi icin; ne yapilmasi gerekiyorsa, onun yapilmasi gerekli.

Saygilarimla;
evrensel-insan

yucemanitu
29-08-2008, 05:36
Sevgili Evrensel antiayrımcılığın yanı sıra ben hak ve özgürlükleri bir bütün olarak algılıyorum kadınların, azınlıkların, eşcinsellerin ya da işçilerin hak ve özgürlükleri ayrım gözetilmeksizin savunulmalı ki gerçek bir özgürlük olsun. Farklı olana tahammülü öğretmek için bir şeyler yapılmalı. Bu sadece Kürt meselesinde değil futbolda bile böyle. Eğer bir gün x takımının taraftarı y takımının futbolcularını taşıyan otobüse taş atıp saldırmazsa, şortla gezen bir kadın ya da bir transeksüel gündüz vakti yol ortasında taciz edilmezse işte o zaman Kürt sorunu diye bir şey de kalmaz. Saygılarımla

imhotep
29-08-2008, 15:04
Sevgili titanatlas,

Kürt sorununu tipik bir futbol gerginliği ile bir tutmak hata olur. Kürt bir etnik sorunsa sormak lazım acaba bu ülkedeki diğer etnikler sorun oluşturmuyor da neden Kürtler sorun oluşturuyor? Şimdi ortada böyle bir tablo varken sorunu haklar ve özgürlükler açısından değerlendirmek yanlıştır. Sevgili kandahar da belirtmiş, Kürtlerin zaten böyle bir sorunu yok. Bugün kendi dillerini de konuşabilmekte kendi geleneklerini de sürdürebilmekteler. Hatta bizim ülkemiz o kadar özgürlükçüdür (!) ki PKK cenazeleri bir şov haline dönüşmekte, teröristlerin Diyarbakır'da şatafatlı bir mezarlıkları dahi bulunmaktadır.

Gerçek sorunun kültürel haklar olduğunu zannetmiyorum. Asıl sorun başta da belirttiğim üzere feodal düzendir. Gazi'nin de fikri bu yöndedir. Siz bu çözüm yolunu es geçerek, ağırlığı diğer alanlara verirseniz bir sonuç alamazsınız.

Sorunun en büyük ayağının da ekonomik olduğunu belirtmişsiniz. Kısmen doğrudur. Bu da doğrudan feodal düzenle ilişkilidir. Ama araştırma sonuçlarının, Doğu Karadeniz halkını Güneydoğu halkından daha fakir çıkardığını da es geçmeyelim. Doğu Karadeniz'de neden Laz hareketi yoktur? Feodal düzen olmadığından olmasın sankın!

Saygılar

evrensel-insan
29-08-2008, 15:49
Saygideger titantlas;

Sevgili Evrensel antiayrımcılığın yanı sıra ben hak ve özgürlükleri bir bütün olarak algılıyorum kadınların, azınlıkların, eşcinsellerin ya da işçilerin hak ve özgürlükleri ayrım gözetilmeksizin savunulmalı ki gerçek bir özgürlük olsun.-titanatlas

Hemen, hemen her yazimda degindigim gibi; bu da ancak birey yetistirmeyi kabullenen ve birey bilincini egitim ve ogretim de verecek olan, bir devlet idaresi ve onun yonlendiricisi hukumetin ve sivil toplum kuruluslarinin; ayrica, birey yetistirmenin, toplumun en kucuk birimi aile icine girmesiyle ve iliskilere dusunce ve davranista yansimasiyla mumkundur.

Turkiye buna hazirmi dir? evet. Peki, iktidar veya muhalefet, kamuoyunun onde gidenleri ve aydinlar, boyle bir amac tasiyormu yoplum icin? hayir.

Iste onemli olan, bu celiskiyi cozecek; dusunce ve davranis uretmektir.Kim tarafindan? Birey olmanin onemini, gerekliligini algilamis ve bunu yasam ve iliskisinde, uygulayan her vatandas, tarafindan.

Iste bu algilayan bireyler bir araya gelmedikce-kendi aralarindaki milli-dini, geleneksel ve ananevi ayriliklarindan dolayi-olasalik zor gorunuyor.

Saygilarimla;
evrensel-insan

yucemanitu
29-08-2008, 22:37
Sevgili İmhotep doğru Kürt sorununu tipik bir futbol gergiğinliğiyle bir tutamayız ama yazının tamamına bakarsak farklı olana tahammül edememeyi ele alıyorum. Bu arada fikirlerinize taban tabana zıt değilim. Katıldığım pek çok tarafı da var. Ama ben bir zenginlik olması açısından farklı baktığım ya da yeterince ifade edilmediğini düşündüğüm şeyleri dile getiriyorum.
Bazı cenazelerin PKK show'a dönüştürülmesi beni de çok rahatsız ediyor. Ayrıca insanların hiçbir yaraya merhem olmayan tam tersine durumun vehametini bir kat daha arttıran bir örgüte halen katılabiliyor olmasında feodal düzenin hatırı sayılır payını inkar edecek de değilim. Dedim ya bir konuyu tartışırken karşımdakinin pek çok görüşüne katılmakla beraber bir zenginlik olması için eğer farklı düşüncelerim varsa farklı şeyleri öne çıkarıyorum.
Evet Kürtçe konuşmak ve Kürtçe isim artık serbest ama bunlar çok yeni haklar geçmişin yaraları henüz kabuk bağlamaya başladı. Buna rağmen kağıt üzerinde tanınan haklar verilirken de Kürtçe kurslarına ruhsat vermemek için akıl almaz bahanelerin ileri sürülmesi, ismi Welat olan bir çocuğun Türkiye'ye "Türkçede w harfi yok." gerekçesiyle içeri alınmaması. (Adı Wilhelm olan Almanlar alınıyorken) zaman zaman kimlik kontrolü vs. olaylarda insanların doğum yeri yüzünden kötü muamele görmesi, çeşitli suçlardan dolayı içeri giren insanların işkence ve cinsel saldırıya maruz kalması sadece insan haklarının ayaklar altında çiğnenmesi değil aynı zamanda bu ülkeye yapılan kötülüklerdir de. Yangına körükle gitmektir bunlar. Bu tuhaflıkların nedeni de Kürt= PKK gibi bir anlayışın olmasıdır. Benim karşı çıktığım şey de işte bu. Amacım biraz da buna dikkat çekmek.
Çözümü de PKK'dan bekleyecek değiliz onların zaten böyle bir niyeti yok o yüzden PKK'yı eleştirmek biraz boş yere vakit kaybıdır. Bu yüzden sorunu çözebilecek olanları eleştiriyorum. Bazı hak ve özgürlüklerin gerçek anlamda hayata geçirilmesi için çaba göstermeyen Doğu'ya yatırım yapılması ve insanların insan gibi yaşayabilmesi için feodal düzeni hala yıkamayanlar (veya yıkmayanlar) da bu sorunun en büyük sorumlularıdır. 1000 yıldır kardeş olarak aynı coğrafyayı paylaşmış halklar halen farklılıklarıyla beraber kardeşliklerini sürdürebilir. Güzel bir Amerikan atasözü var: "Later is better than never. (Geç olması hiç olmamasından yeğdir.)" Saygılar.

imhotep
30-08-2008, 00:13
Sevgili titanatlas,

Genel olarak konu hakkındaki "hümanist" olarak dayatılan fikirlere sahipsiniz. Bunun yoğun propagandası yapılıyorken de kimseyi kötü niyetle suçlayamayız.

Benim fikirlerim pekçoklarına öyle geldiği gibi size de faşizan gelebilir. Ama faşizan fikirler getirdiği çözüm önerileriyle faşizandır diye düşünüyorum. Ben, yöre insanını da tüm ezilen halkları da düşündüğüm için faşizan da gözükse bu fikirleri savunuyorum. Getirdiğim çözüm önerimi de daha önce belirttim. Ne adam öldürmek, ne soykırım yapmak. Sadece feodal düzeni parçalamak.

Bu feodal düzenin parçalanmasından sonra da Kürtlerin, Türk ulusuna dahil olacaklarını düşündüğüm için de dil, kültür vs. alanlarında bağıra bağıra özgürlüklerin verilmesini de bu yolda engel olarak görüyorum. Çünkü dil varsa millet vardır denecek ve ulusların kendi kaderini tayin etme hakkından dolayı ayrı bir devlet olma yolunda da herhangi bir engel bulunmayacaktır.

Farklılıklar güzelliktir elbet. Ama farklılıkların bölünme yaratmasını da istemeyiz. O halde burada hangi farklılık güzeldir onu da doğru algılamak gerekir. Türkiye'de Yunanlıların, Almanların, Arapların, Hintlilerin bulunması ve özgürce yaşaması elbet bir zenginliktir. Ama Kürtler konusunda aynı şeyi maalesef söyleyemem. Çünkü daha önce de sürekli tekrar ettiğim gibi Kürtler bir ulus değildir, ulus içindeki güzellik yaratan farklılıklar da etnik değil yöresel farklılıklardır. Çünkü aksi takdirde "Biz bir mozaiğiz" lafı "mozaik kaç parça?" sorusuna dönüşüyor.

Kürt=PKK denkleminin de yanlış bir yanını görmüyorum. Bilmiyorum takip ettin mi diğer başlığı, http://www.turandursun.com/forumlar/showthread.php?t=6725&page=13

Orada da benzer şeyleri söylemiştim. Türk-Kürt kardeştir mavalı dediğim için PKK'nın elini güçlendirmekle suçlandım. Ben de demiştim ki şimdi burada duralım, ben PKK'dan bahsettim mi? Hayır! O zaman nereden çıktı bu PKK? İşte buna verilecek yanıt bu porblemin çözümünde bize önemli işaretler verecektir.

Şimdi neden Kürt deyince aklınıza hemen PKK geldi?

Neden Kürt'ün yanına hemen PKK'yı koyuverdiniz?

Mesela neden Alman deyince aklınıza PKK gelmiyor?

Ya da Rus deyince?

Ya Arap, Polinezyalı?

Yoksa Kürtler PKK’yı mı destekliyor?

Yok canım böyle düşünüyor olamazsınız!

Yapmayın yoksa tüm Kürtlerin PKK’lı mı olduğunu düşünüyorsunuz!

PKK’yı destekleyen örneğin Brezilyalılar olamaz mı?

Ya da Çinliler?

Macarlar?

İskoçlar?

Dediğim gibi bugün PKK, Kürt kimliği sayesinde var ve Kürt kimliği meşrulaştıkça PKK'nın da önü alınamaz. O yüzden PKK da gidip boş boş dağları dövmekle bitmez.

Evvela feodal düzeni parçala!

Saygılar

dilaver
30-08-2008, 00:30
Bu feodal düzenin parçalanmasından sonra da Kürtlerin, Türk ulusuna dahil olacaklarını düşündüğüm için de dil, kültür vs. alanlarında bağıra bağıra özgürlüklerin verilmesini de bu yolda engel olarak görüyorum. Çünkü dil varsa millet vardır denecek ve ulusların kendi kaderini tayin etme hakkından dolayı ayrı bir devlet olma yolunda da herhangi bir engel bulunmayacaktır.

İmhotep bu başlıkta zannedersem sana bu soruyu sormuştum ve cevap alamamıştım. Sen assimilasyonu savunuyorsun, haksızmıyım. Kürt kimligini yok etmeyi savunuyorsun.
Dili yasaklamayı savunuyorsun. Peki assimilasyona direnenlerin sonucu ne olacak, imha mı, soy kırım mı.

Ayrıca olası tahminlere göre siyaset yapıyorsun, gerçeklere göre degil. Öznel olarak bir şey hedefliyorsun ve bu öznellige göre de çözüm uyguluyorsun. Bu yöntem bilimsel mi.

Peki bu insanlar neden Türkler'den farklı ve bu farklılık insan hakları açısından onlara herhangi dayatma gerektiriyor mu.

saygılarımla

kandahar
30-08-2008, 00:39
Asimilasyon değil entegrasyon.

imhotep
30-08-2008, 00:59
Şimdi asimilasyon desem yanlış anlaşılmaktan korkuyorum. Mesela Peki assimilasyona direnenlerin sonucu ne olacak, imha mı, soy kırım mı? sorusu da zaten bunu gösteriyor. Asimilasyon dedin mi bilinç altından gaz odaları, sabun fabrikaları, Schindler'in listeleri fırlıyor. Oysa benim kastettiğim anlam bu değil elbet. Benim tek önerim daha önce de çok kez tekrarladığım gibi feodal düzeni parçalamak. Geri kalanının doğal süreçte oluşacağını, bugüne kadar oluşmayışının sebebinin de bu feodal düzen olduğunu söylüyorum.

Bu hümanizme karşılık mı? Vahşilik mi? Emperyalistlik mi? Hiç zannetmiyorum!

Hele hele emperyalizme karşı savaşın ulus-devletlerle olacağını varsayarsak, Milli bir sosyalizmle olacağını varsayarsak gayet de olur bir çözüm. Ama yok, sen yine sosyalizm diyorsun, ardından da faşizanlık yapıyorsun diyenlere de sadece oturup gülüyorum. Çünkü, beni sosyalizm adına ulusçuluk yapmakla suçlayanlar ironik bir şekilde kabilecilik yapmaktalar.

Saygılar

evrensel-insan
30-08-2008, 01:04
Saygideger kandahar;

Ne assimilasyon-icinde erime, kaybolma-ki burada, turk kimliginin icinde erimesi kaybolmasi-; ne de entegrasyon-e ye yonelik kaynasma-ki burada da turk kimligine yonelik uyum saglama.

Herkesin, kendi farklariyla, bir butun icinde, hem kendi farklarini, hem de biribirlerinin farklarini koruyarak ve destekleyerek beraberce ve birlikte yasamasi.-e.i.

Saygilarimla;
evrensel-insan

dilaver
30-08-2008, 01:31
imhotep

Dedigin politika 80 senedir uygulanıyor ve sonuçları ortada. Feodalizm de şimdi çıkmadı.

Peki bu feodalizmi nasıl yıkacaksın. Literatürde feodalizmi yıkmaya demokratik devrim deniyor. Demokratik devrimin ise bir aygı da demokrasi ve bu da milliyet sorunun da çözümünü gerektiriyor.

İlk olarak bu feodalizm bugüne kadar neden yıkılmadı, ikinci olarak bunu nasıl yıkıyorsun. Biraz ayrıntıya girebilir misin.


saygılarımla

imhotep
30-08-2008, 01:46
Dediğim politika 80 yıldır uygulanıyor mu? Başlayınca 80 yıldan fazla sürüyor demek ki bu Toprak Reformu!

Ben, bu işi çözerim demedim. Çözümü bu dedim.

Hem bırakın artık şu "80 yıldır" muhabbeti ile Kemalizm'in yapmadıklarını Kemalizm'e yüklemeyi. Programda vardı, olamadı. Ne yapalım? Destek verin Kemalist iktidar kuralım da tamamlayalım yarım kaldığı yerden.

Suçlamanın da böylesi...

Saygılar

dilaver
30-08-2008, 02:02
İmhotep

Kürtleri Türk kimligi içerisinde eritmekti kast ettigim. Yani senin hedefin. Peki kuruluştan yana politika bu degil miydi. Yanlış bir şey mi kast ettim.

Toprak reformunu da biraz açabilir misin.

saygılarımla

imhotep
30-08-2008, 03:15
Kuruluşta Gazi'nin en çok yapmak istediklerinden, ama yapamadıklarından birisidir Toprak Reformu. Hatta vasiyetidir. Ama sonrasında gelen İnönü hükümetlerinin, belki de savaş dolayısıyla içine düştükleri etkisizlik ve de kısmen dış dayatmalar sonrası geçilen çok partili düzen bu politikayı ortadan kaldırdı. Zaten CHP'ye alternatif olarak kurulan parti de bizatihi bu yüzden kuruldu. Toprak reformu isteği yüzünden!

Yeni gelen DP iktidarı ve karşıdevrim süreci Toprak reformuna büyük ket vurdu. Zaten kendisi de Toprak Ağası olan Menderes'in öncülüğünde başlayan karşıdevrim sürecinden ne beklersiniz?

Olmadı... Çok istenmesine rağmen oldurmadılar...

Kürt kimliğini eritmek ve ulusal bütünlüğü sağlayıp emperyalizmin karşısına dikilmek için yapılan başka politikalar da vardı elbet. Mesela Kürtleri iskan politikası vardır. Türk mahalleleri içerisinde %10'u geçmeyecek şekidle bir iskan politikası mesela.

Ama bu ek uygulamalar öyle birden gelmedi.

Cumhuriyet ilan edildikten dört yıl sonra 1927 yılında nüfus sayımı yapılır. O nüfus sayımında 11 milyonluk Türkiye’nin 1 milyonu Kürtçe konuşmaktadır. Kabaca Türkiye’nin % 10 Kürttür. Bu Kürt nüfusun, yani 1 milyonun yarısı Güneydoğu’da oturmaktadır, kalan yarısı ise tüm Türkiye’ye dağılmış durumdadır. Kürtlerin büyük çoğunluğu Güneydoğu’da yaşamaktadır ama Güneydoğu’nun bile %25’i Türk’tür.

1927 yılından 1935’e gelindiğinde Güneydoğu’da 206 bin olan Türk nüfus, 228 bine çıkmış, buna karşın 543 bin olan Kürt nüfus 765 bine çıkmıştır. Bu, doğum oranları arasındaki farkla açıklanmayacak bir olgudur. Kürtler Türklerin 10 katı artmıştır. Bununsa tek bir sebebi vardır, Türkçe konuşanlar dillerini yitirmekte, Kürtçe konuşmaya başlamakta ve yavaş yavaş Kürtleşmektedir. İşte devlet, Atatürk’ün başında olduğu devlet, sorunu böyle ortaya koymuştur.


Saygılar

yucemanitu
30-08-2008, 15:14
Sevgili İmhotep isterseniz suçlayın hiç sorun değil çünkü siz suçlasanız da adabıyla suçlarsınız ama bazı seviyesiz iletilerde insanlar sövüp kaçıyor alıştık yani herkes kendi seviyesini ortaya koyuyor. (lafım size değil yine diyorum ama bunu da belirtmem gerek) Ben de artık bu konuda bir şey okuyacaksam önce kimin yazdığına bakıyorum Dilaver, Evrensel İnsan, İmhotep gibi yazarlara ait olanları gönül rahatlığıyla okuyorum. Kendi gibi düşünmeyene "ahmak, salak...vs." hakaret yağdıran örümcekleri ne artık ne okuyorum ne de muhattap alıyorum. Aslında Hümanist de değilim ama bunu da açmam gerekecek o yüzden şimdilik bu kadar. İnşallah sizinle ve başka bazı arkadaşlarla tartışmaya devam ederiz güzel bir paylaşım olmasını diliyorum teşekkürler ve saygılar.

kemal
31-08-2008, 12:54
Turk solu dergisinin guney dogu raporunu,kurtleri analizi ve bir suru yazdigi zirilti denebilecek,hic bir tartisma kalitesi ve bilimsel niteligi olmayan yazisini okudum... Samimiyetimle soyluyorum yazilanlara KARGALAR bile guler... Bir de beni uzen,DENIZ GEZMIS ve ARKADAS larinin resmlerini sozde turk solu olan bu dergiye koymalariydi, (insanlik denen buyuk ve soylu aile nin bu guzel insanlarini) siz o -EDIT- emellerinizde kulanamassiniz,kulandirtmayiz. Hangi (gizli servise) hizmet ettiginizi henuz bilmiyorum su TURK SOLU dergisinin ama bu sefer de BASARAMIYACAKLAR. Eminim ki bu sekil de AJAN ve provakatif faaliyetler olmasaydi belki de on defa kucaklasmistik bizler..Ama basaramiyacaksiniz atesin suyun uzerine ant olsun ki yine tutmayacak bu oyunlar,kazanan HALKLARIN KARDESLIGI olcaktir.. Kurt sorunu (pkk) dan oncede var di hatta CUMHURRIYET'en once donem donem sawaslar yasanmissa bile,tarih de birbirimizle uzun zaman dan beraber yasama nin verdigi sicaklik ve samimiyetleri on plandaydi KURT VE TURK halklarinin.Ve bunu basaramiyacaklar tekrar ediyorum,(her ev de turk var,Her ev de kurt var) bizi BIRBIRIMIZE BAGLAYAN kutsal ANADOLU ATESI var,bu cakkalar ve onlarin enikleri halklarin tarihin de DEGIL NOKTA bir YAMUK ViRGUL bile olamazlar.....

not : AKHENATON amacin ne oldugunu iyi biliyorum,ama sen ve senin gibilerin aramiz da asla yeri olmayacak unutma , adini degil azima almak, bakarken bile midemi bulandiriyo...........


KEMAL ....

imhotep
31-08-2008, 17:36
Yavaş ol Kemal, az da adına yakışır konuş.
Turk solu dergisinin guney dogu raporunu,kurtleri analizi ve bir suru yazdigi zirilti denebilecek,hic bir tartisma kalitesi ve bilimsel niteligi olmayan yazisini okudum...Bu tez, başta Cumhuriyet dönemi tutanakları incelenerek hazırlandı. Bilimsel niteliğini görmek için, "Kürt Sorunu Yok, Kürt İstilası Var" kitabını iyice okumanız gerekir.

Bir de beni uzen,DENIZ GEZMIS ve ARKADAS larinin resmlerini sozde turk solu olan bu dergiye koymalariydi, (insanlik denen buyuk ve soylu aile nin bu guzel insanlarini

Şimdi otur bir düşün. Türksolu gazetesi, Deniz Gezmiş'in yatağında bağdaç kurarak okuduğu gazete olarak ün yapmıştır değil mi? Deniz Gezmiş ve arkadaşları idam edileli aradan çok sular akıp geçti. Bugünkü Türksolu ise daha 2002'de yayına başladı. O güne kadar isim hakkı alınmış 24,000 yayın vardı ancak ilginçtir Deniz Gezmiş'in elinde meşhur olan Türksolu ismi alınmamıştı. Bu aslında bir tesadüf değil sevgili kemal. Türk ve sol kelimelerinin yan yana kullanılması bir tabu haline geldiği içindir. O yüzden kalkıp "sözde" Türksolu demeye kimsenin hakkı yoktur.

Hangi (gizli servise) hizmet ettiginizi henuz bilmiyorum su TURK SOLU dergisinin ama bu sefer de BASARAMIYACAKLAR. Eminim ki bu sekil de AJAN ve provakatif faaliyetler olmasaydi belki de on defa kucaklasmistik bizler..

İnsanları ajan, provakatör diye suçlamak ne kadar kolay! Madem bir bilginiz yok, boşuna kurumları zan altında bırakmayın.

AKHENATON amacin ne oldugunu iyi biliyorum,ama sen ve senin gibilerin aramiz da asla yeri olmayacak unutma , adini degil azima almak, bakarken bile midemi bulandiriyo...........

Akhenaton'un da amacı, Türksolunun amacıdır belki. Hatta ajandır, provakatördür. Hatta sizden başka herkesin ajan ve provakatör olma ihtimali yüksek. Üyelerimizi zan altında bırakmayın. Hakaret de etmeyin. Bu ikinci iletiniz olduğu için hoşgörüyorum, ama bir daha böyle hakaret içeren cümleler kurarsanız site tüzüğünü işleme koymak zorunda kalacağım.

Saygılar

qw19
31-08-2008, 20:31
Çözüm önerileri;

"Demokrasinin sorunları, daha fazla demokrasi ile aşılır." Thomas Jefferson Yanılabilirim!

"Demokrasi kurallar rejimidir." Süleyman Demirel

Bu iki cümleyi sentezleyip ve revize ederek şöyle kullanmak istiyorum.

Demokrasinin problemleri daha fazla özgürlüklerle aşılır.

Kürt milliyetçiliği de, Türk milliyetçiliği de marjinal kalmaya mahkumdur. Oturdukları temel zayıf ve yanlıştır, bunun üzerine modern çağ ile entegre olmuş hiç bir sistemi bina edemezsiniz. Her ikisi de varlığını sürdürebilmek için birbirlerine muhtaçtır, evet dönemsel ivmeler kazanabilirler, fakat tarih ve Türkiye sahnesinden silinecekleri de aşikardır, çünkü ekonomik ve siyasi temelden yoksundurlar. Hele hele günümüzde dünyanın bulunduğu konjöktür bunu kaldırmaz. Küreselleşme, globalleşme sermayenin ihracı ve serbest dolaşımından başka bir şey değildir. Sermayenin arzusu ve eğilimide yatırım/kar için güvenilir mecralar bulmaktır. O nedenle kürt meselesinde dış mihraklar aramayı bırakmalıyız. Bu yok demek değildir ama etkisi önemsenemiyecek kadar azdır.

Bir herşeyi zamana bırakıp hallolmasını beklemek var, birde müdahale edip kısa sürede bu meseleyi çözmek var.

Birincisi böyle bir problemin varlığını kabul ederseniz çözüm ararsınız. Yok sayarak çözüm üretilemez.

Burada sorunun ne olduğu olanca çıplaklığıyla ortaya konmalı, bunu da yapacak olan Kürtlerdir.

Kürt sorunu yada, Kürt'lerin sorunu nedir?

Ayrı bir devlet kurma arzusu mu?
Özerklik mi?

Selamlar.

kandahar
31-08-2008, 20:38
Burada sorunun ne olduğu olanca çıplaklığıyla ortaya konmalı, bunu da yapacak olan Kürtlerdir.

Kürt sorunu yada, Kürt'lerin sorunu nedir?

Ayrı bir devlet kurma arzusu mu?
Özerklik mi?


Katılıyorum. Ayrıca bu konuda bizi aydınlatacak kişiden kısaca çözüm önerilerini de madde madde yazmasını rica ederim.

Fuzûlî
31-08-2008, 20:53
Kürt illerine batı illerinden yıllardır kaynak aktarılmaktadır.
Bölge halkı doğu memleketlerinde sık görünen tembellikle maluldur; buna bir de dinsel bağnazlık ve katı geleneksel yapıyı ekleyin, işte size Türkiye'nin doğusunun tanımlayıcı bir fotoğrafı.
Kapitalizm bu yoğun karışımı seyreltmeyi er geç başaracaktır.

Bir öğretmen arkadaşım Şırnak'a ta'yini çıktığında hiç yüksünmeden kalktı gitti oraya.
Amasyalı alevi bir ailenin çocuğu olan arkadaşım sol görüşlüdür.
Kendisi bir kaç ay sonra buraya geldiğinde anlattıklarına inanamamıştık.
Evinin kapısının önüne kakasını yapanlardan tutun da dini baskılara kadar pek çok şeyle yüzyüze kalmış.
Sırf öğretmen ve türk olduğu için!!!

Yani ki Bre kardeşler!
Bu sorun sadece kırsallık sorunu değildir.
NEden Ege-Karadeniz-Akdeniz-İç Anadolu köylerine gidenler benzer tablolarla karşılaşmamaktadır?

Kürt sorunu yoktur diyen halt etmiştir.
Kürtlerin elbette sorunları vardır.
Bir defa Kürtlerin bir medeniyet sorunu vardır.

Kürtler, Cumhurbaşkanı-Başbakan-Bakanlar-Milletvekilleri-İş adamları-Mafyalar çıkartmayı becermiştir.
Kürtlerin "Eziliyoruz, horlanıyoruz, asimile ediliyoruz" lakırdıları son derece komiktir.
Gerçekle alakası yoktur.

Bu memleketin asıl zencileri alevilerdir.
Ne türbanlılar ne de kürtler.
Asırlarca kimliklerini gizleyerek yaşamak zorunda bırakılmış; her fırsatta katledilmişlerdir.
Buna rağmen Aleviler emperyalistlerin oyunlarına gelmemiş, ayrılıkçı yollara tevessül etmemişlerdir.

kandahar
31-08-2008, 21:06
Bu memleketin asıl zencileri alevilerdir.


Zenci analojisi kurmayalım, ne Kürtler ne Aleviler de başkası Zenciler'in ABD'de yaşadıklarını yaşamamıştır eski dostum. En çok horlanan anlamında kullanıyorsak başka bir kelime de kullanabiliriz. Zenci kelimesi akla başka şeyler getiriyor çünkü, başka bir tarihleri var.

Fuzûlî
31-08-2008, 23:35
Eski Dost?
Sizi tanıyamadım.

Zencilik beyaz türk tartışmalarına atfen kullanılmış bir metafordur.
Dincilerin Atatürkçüleri "beyaz türk" ilan etmesini hatırlayın.
Ve mazlum ayağına yatı kendilerini esmer/kara türk olarak konumlandırışlarını...
Aynı şeyi kürtler de yapar.

qw19
01-09-2008, 16:51
Sevgili arkadaşlar bir başka başlıkta sorduğum soruyum burada da yineleme ihtiyacını gördüm, çünkü hala yanıt veren olmadı.


Kürt sorunu yada, Kürt'lerin sorunu nedir?

Ayrı bir devlet kurma arzusu mu?
Özerklik mi?

Başka nedenleri varsa lütfen yazın. Çünkü ortada bir silahlı kalkışma var ve hergün insanlar ölüyor.

Kültürel haklar mücadelesi silahla olmaz, bu nedenle uyduruk yanıtlar olmasın lütfen. İşte Kürt'ler hakir görülüyor, ana dilde eğitim, Kürtçe yayın vs. gibi.

Selamlar.

aydoe
01-09-2008, 19:13
PKK için ”Bağımsız Kürdistan” , artık, örgütsel gücünü korumanın biricik ”rasyonalitesi” olan savaşın “irrasyonel” bir aracıdır. Çoğu PKK’liye ”Bağımsız Kürdistanın, nasıl Üniter devletli ’Demokratik Cumhuriyeti’in ’Kültürel Çoğulculuğu’na sığdırılabileceğini” sorduğunuzda; size, Kemalizm karşısında yıllarca takkiye yapan tarikatçıların ”Söylediklerimize değil, gözlerimize bakın ne dediğimizi anlarsınız!” deyişiyle aynı anlamdaki şu cümleyi tekrarlayacaktır : ”Söylenenler önemli değil, niyet Bağımsız Kürdistan’dır.

http://www.rizgari.org/modules.php?name=Rizgari_Niviskar&cmd=read&id=1265

Yani nasıl Tayyip milli görüş gömleğini çıkarmış ise,Kürt milliyetçisi kardeşlerimizde Bağımsız Büyük Kürdistan'dan vazgeçmiştir ve yalnızca demokratik talepleri için mücadele eden mağdurları oynamaktadırlar.

Pjak nedir? Kaç yılında kurulmuştur?
Niye 10 sene önce Pjak'ın adı duyulmamaktaydı?

Konu başlığında 331 nolu iletimden alıntıdır,
saygılar

kandahar
01-09-2008, 19:43
Aydoe amca yazına katılıyorum, ayrıca verdiğin site çok komikmiş, eğlenceli bulduğumdan bir haberi aşağıya aynen alıyorum.

Türk Askerleri Amed`de yine sloganlarla yürüdü
Gönderen: rizgarionline (http://turkish.rizgari.com/modules.php?name=News&file=article&sid=15130) Tarih: 31.08.2008 Saat: 09:08
Katkıda Bulundu rizgarionline (http://turkish.rizgari.com/modules.php?name=Your_Account&op=userinfo&username=rizgarionline)

http://image2.haber3.com/haber/171681.jpg Rizgarî Online/Amed`deki Türk makamları 30 Ağustos`u kutlarken, valilik önünde düzenlenen tören ardından birliklerine dönen Türk askerleri, ‘Şehitler ölmez, vatan bölünmez' sloganı ile yine gövde gösterisi yaptı. Ajansların bildirdiğine göre Resmi Törende konuşan Türk Yüzbaşısı Hamza Mermer, “30 Ağustos 1922'de Anadolu'daki yüzlerce yıllık Türk varlığına kast edenlerin tarihe gömüldüklerini “ iddia ederek, konuşmasının devamında: “Bizler, ülkemizi çağdaş medeniyetler seviyesine çıkarmayı amaçlayan ortak bir gayret içinde oldukça ulusal birlik ve beraberliğimizi zarar vermek isteyenlerin bizleri bölerek kendi çıkarlarını gerçekleştirmeye çalışanların gayretleri boşa çıkacaktır.

Bundan 71 yıl önce bu şehirde yine bu şehirde, bu şehrin tarih kokan surları içinde bu insanlarla tek yürek olan Diyarbakır'ın fahri hemşehrisi Atatürk'ün dediği gibi, ‘Diyarbakırlı, Vanlı, Erzurumlu, Trabzonlu, Karslı, İstanbullu, Trakyalı ve Makedonyalı tek bir ırkın evlatları hep aynı cevherin damarlarıdır.’ Türk silahlı Kuvvetleri bu anlayışla tüm vatandaşlarımızı kucaklayarak ülkemizin bölünmez bütünlüğüne göz dikenlere karşı var gücüyle çalışmaya devam edecektir.” dedi.

Ahahahaha iddia ederek diyor bir de ya! Bundan sonra arada bakarım bu siteye abi, Medrano Sirki gibi resmen eğlendiriyor insanı.:D

CAN WELAT
01-09-2008, 20:00
Williamlar Girer, Welatlar Giremez!
Marksist Tutum okuru bir işçi

28 Haziran 2008

http://www.marksist.com/diger_yazarlar/williamlar_girer_welatlar_giremez.htm

Link vermeniz yeterlidir.

Saygılar

İmhotep

CAN WELAT
01-09-2008, 20:01
KÜRT ULUSUNUN KENDİ KADERİNİ TAYİN HAKKI ENGELLENEMEZ...

Yavuz Girgin

10 Temmuz 2004

http://www.marksist.com/MT/Yavuz%20Girgin-%20Kurt%20Ulusunun%20Kendi%20Kaderini%20Tayin%20Ha kki%20Engellenemez.htm

Sayın Welat

Link vermeniz yeterlidir. Sitemizde uzun C/P lere izin vermiyoruz. En azından kendinizi kanıtlayana kadar izin vermiyoruz.

Saygılarımla Dilaver

CAN WELAT
01-09-2008, 20:19
http://www.rojevin.com/maras-katliami-tarihi-t63270.html



Devletimizi çok sevmeliyiz biz...Sevmeliyiz ki katledilelim...

çakırcalı
01-09-2008, 21:20
Bravo can welat, hakikaten bravo! Böylesine hassas, böylesine hümanist bir yaklaşım görmedim, Alevi kökenli bir ateist olarak gözlerim yaşardı.

Yani diyorsun ki: "Ben, Alevilerin böylesine katledildiği, insanlıkdışı muamelelere tabi tutulduğu bir ülkede yaşamak istemiyor, Kürt devletimi kurmak istiyorum!" Bu mantığın önünde saygıyla eğilinmez de, ne yapılır?!

qw19
02-09-2008, 02:27
Can Welat alıntı yerine kısa yanıtlasaydınız bir anlamı olurdu. Verdiğiniz linklerde çok şey söyleyip, hiç bir şey söylememek üzerine kurulu. Yani içeriği benim soruma verilecek yanıtları kapsamıyor.

Kürt'lerin kendi kaderlerini tayin hakkından bahsediliyor; güzel bunu anlamak için de en doğru ve en sağlıklı (bilinen) yöntem referandumdur. Ben bu güne kadar Kürt'leri temsil ettiğini ve Kürt sorunu olduğunu söyleyen kimsenin ağzından
Ayrı bir devlet kurma arzusu mu?
Özerklik mi?

sorularının sorulacağı bir referandum isteğinin dile getirildiğini duymadım. Duymayacağız da.

Çünkü, Kürtler bu sorulara ezici bir çoğunlukla HAYIR yanıtını verecek. Bu da gerek PKK'nın, gerek DTP'nin sonu olacaktır.

Son seçimler AKP'nin Doğu/Güneydoğu illerinde açık ara zaferiyle sonuçlanmıştır. Bu Kürt'lerin PKK'ya ve DTP'ye çok anlamlı bir mesajıdır. DTP'yi meclis dışında bırakmamış, fakat onlarada yaptıkları ve izledikleri politikaları çok da desteklemediklerini ifade etmişlerdir. Aslında bu DTP'ye kerhen verilen bir destektir. DTP'den bekledikleri de kültürel haklar mücadelesinin TBMM'de ve tamamen yasal zeminlerde sürdürülmesi arzusudur.

Biz Türkiye'de üniter ve ulus devletiz. Kürtler de bu devletin/ülkenin asli unsurlarıdır. Olması gereken Kürt asıllı Türk kavramının yerleşmesidir. Nasıl ki, Meksika asıllı, İtalyan asıllı Amerikalılar var. Bunda bir sıkıntı yoktur ve anahtar çözüm budur. Bunun dışındaki arayışlar anlamlı ver birleştirici değildir. Çünkü Türkiye'nin sıkıntıları ve nimetleri hepimizi doğrudan ilgilendirmektedir.


Selamlar.

evrensel-insan
02-09-2008, 04:21
Saygideger vgm;

Cok onemli bir konuya deginmissin.Iste isin ozu, kisinin kendi aslini ortaya koyabilecegi, bir duzen. Yalniz, bu aslini ortaya koyabilme bilinci, kendi basina yetmez. Herseyden once bunu antiayrimci bir temele oturtacak hak ve ozgurluklerle, bu hak ve ozgurlukleri koruyucu hukuku sisteme tasimak lazim. Ayrica, farkin farkina varma bilinci, yani asli kurt olmayanin da kurt aslinin hak ve ozgurluklerini saygi ile karsilama, hatta savunma ve kollama bilinci gerekir.

Iste, o zaman; yani etnik koken sorunu bu temelde cozuldugu zaman, farklarin bir arada anti ayrimci temelde, yasayabildigi ve herkesin, hem kendi kokenini ortaya koyup, hemde baska kokeni ayirmadan savunabildigi bir toplum yaratilabilir. Zaten, ancak bu tip bir cozum, TC'nin mozaik ve cok kulturlu, cok sesli yapisina uyabilir.

Tabi, bu kurt koken, diger kokenlere de tasinarak; hem milli, hem de dini koken veya mezhep temelinde, toplumun kokensel sorunu cozulebilir. Bence de, tek cozum budur. Butun sorun, boyle bir sistemi getirecek iktidarin, sivil toplum kuruluslarinin yapilanmasi ve halka yonelik calismasidir. Tabi, herseyden once bu tip yapilanacak bir yapinin, bu bilinci kazanmasi ve ozumsemesi gerekir.

Turkiye gibi, suru psikolojisi ve korku felsefesi temelinde yetistirilen ve kutuplu tutulan bir toplumun, bu bireysel bilinci almasi, ne derece gunumuzde gercekcidir? Buda, ayri bir sorgulanacak noktadir.

Saygilarimla;
evrensel-insan

aydoe
05-09-2008, 11:26
Amerikan New Yorker dergisi, CIA’in ve Amerikan özel kuvvetlerinin İran’daki rejimi istikrarsızlaştırmak için terör örgütü PKK’nın İran’daki kolu PJAK ile bağlantı kurduğunu iddia etti.
http://www.ntvmsnbc.com/news/451610.asp
Pulitzer ödüllü Amerikalı gazeteci Seymour Hersh’e göre ABD Başkanı George Bush, İran’da rejim değişikliğini sağlamak için muhalif örgütlere 400 milyon dolar aktarıyor. PKK’nın İran uzantısı PJAK da pay alanlardan
http://w9.gazetevatan.com/haberdetay.asp?Newsid=186875&Categoryid=30

osiris
05-09-2008, 13:54
Amerikan New Yorker dergisi, CIA’in ve Amerikan özel kuvvetlerinin İran’daki rejimi istikrarsızlaştırmak için terör örgütü PKK’nın İran’daki kolu PJAK ile bağlantı kurduğunu iddia etti.
http://www.ntvmsnbc.com/news/451610.asp
Pulitzer ödüllü Amerikalı gazeteci Seymour Hersh’e göre ABD Başkanı George Bush, İran’da rejim değişikliğini sağlamak için muhalif örgütlere 400 milyon dolar aktarıyor. PKK’nın İran uzantısı PJAK da pay alanlardan
http://w9.gazetevatan.com/haberdetay.asp?Newsid=186875&Categoryid=30

bu zaten bilinene bi şey abi kürt sorunu batılıların yarattığı ve körüklediği bir sorun yoksa halıkn bir birbine karşı bir sorunu yok iteyen kürtçesini konuşuyor

LaTeX
05-09-2008, 13:56
Bu konuda pek barışçıl bir çözüm olacağını sanmıyorum çünkü 2 toplumunda feragat etmeyeceği hususlar var.
Meseleyi analiz edince karşıma 4 tip düşünce çıkıyor
1. Ana dilde eğitim isteyenler
2. Bağımsız eyalet olmak isteyenler
3. Ayrılıkcılar
4. Kürt meselesi ile alıp veremediği olmayanlar

Yukarıda bahsetmiş olduğum feragat edilmeyecek hususlar ve yazdığım ilk 3 madde bu devletin resmi ideolojisine ters durumda bu yüzden istemedende olsa barışçı çözüm üretebileceğimizi sanmıyorum heleki toplumun nefret ettiği pkk olgusunun artık neredeyse kürt = pkk lı olarak algılandığı şu günlerde.
Ayrıca bu yazıda sorgulanması gereken diğer bir husus bu ülkede onlarca etnik köken arasında sadece 2 tanesinin terörle artık eşdeğer görülmüş olmasıdır.
Ermeniler(Asala) ve kürtler(Pkk)

Kendi adıma kürtçenin gündelik hayatımda konuşulmasında sakınca görmüyorum ama ona resmi bir sıfat bindirilmesine karşıyım. Toplumu ayakta tutan dil birliğidir.

Eyalet olmak isteyenler ve ayrılıkçılarların en doğal hakkıdır bunu düşünmek ve bu düşünce haklarını sonuna kadar destekliyorum ama unutulmaması gereken bu hareketin pkk gibi terör örgütleriyle olmayacağıdır. Kurarsın düzenli ordunu harp edersin yolu budur.

Dahada ilginç bir önerim var ama nedense bunu söyleyince ırkçı damgası yiyor olsamda.
Nüfus mübadelesini benbir çözüm yöntemi olarak görüyorum. Yunanistandaki bulgaristandaki türkler irandaki azeri türkleri ve kuzey ıraktaki türkmenler ve türkiyede bulunan kürtler arasında nüfus mübadelesi sanırım en barışçıl çözüm. Heleki mübadele konusunda geçmişte 1 deneyimimiz oldu ağrısız sancısız.

Muhtemelen çoğu kişiden faşist damgası yiyeceğim ama bilmeleri gereken şu bu konuda tüm samimiyetimle 10 yıl önce farklı düşünüyordum aslında sorun olarak görmüyordum bu mevzuyu taki yaşam alanımın daraldığını ve varlığımın tehlikeye girdiğini anlayana kadar.
Korunma iç güdüsü

kemal
05-09-2008, 16:01
Bu problemin askeri oparesyonlarla cozulmiyecegi ortada,o cografyaya atilan her bomba her yikim pkk yi daha cok guclendirdigi de apacik ortada,ve orgutun bolge halkina soylediklerinide hepimiz biliyoruz,eger o bolge insani pkk ya destek vermesse pkk nin degil 20 yil 20 gun bile barinamiyacagininda farkindayiz.Devletin o radaki asiretlere para karsiligi ve silah vererek dayatmis oldugu koruculuk sisteminin de artik cokme noktasina geldigininde farkindayiz,artik korucularin pkk ya karsi operasyonlara cikmak istemediklerinide biliyoruz.Son yapilan tsk nin sinir otesi harekatinin da hava ciwa ciktigini kendi komtanlarinin ses kaydindan dinledik.. Yasamini yitiren asker sayilarinin tv,gazate,radyo vs, az gosterildiginin de farkindayiz. Binlerce insanin KENDIMI IHBAR EDIYORUM VE BEN DE SAYIN OCALAN diyorum diyerek ya da yazili dilek ce olarak savciliklara akin ettiklerini haberimiz var. istendigi zaman milyonlari meydanlara dokup PKK HALKTIR,HALK BURADA dediginide iki gozumuzle gorduk... Her itilen ve horlanan kurt un pkk saflarina sempati duyudugunu vs....... kisaca bu sekil de yazmaya kalirsam bu foruma sigmaz NEDEN PKK dan daha ileri adimlar atip o insanlari kazanma yi denenmiyor bu bir soru isaretidir,aslinda cevabi icinde olan bir soru bu. Yoksa birileri bu iki halkin devamli savastirip iki kutupa ayirip pkk yi guclendirmekmi istiyor? Eger buysa bu isi iyi yapiyolar,kanimca bu ulkenin unuter devlet yapisi korunarak ileri adimlar atilirsa bolge insanina sahip cikilrsa pkk denen beladan kurtulur DEVLET... cunku o radaki sorun pkk yi yaratti, ona et ve tirnak verdi.. Bu ulkenin ne irak nede filistin yada yuugoslavya olmasina izin vermicez,birbirimize sarilmanin tam zamanidir. Bu ulkenin cocuklari karaca oglan,yunus emre,pirsultan ve bedrettin lerle buyudu... turkiyenin icinde barisik ve dunyada guclu bir devlet olmasi turkiyeli halklarin cikarinadir.. Bir kac gizli servisin ulkesini sirf buyuk bilmem ne yapacak diye(israil,amerika) birbirimizi bogazlatip bu ulkeyi boldurtmicez...Gerekirse turkuyle kurduyle ayaklarimizi mevzilere zincirle baglayarak dusmana son mermimiz kalana kadar carpismasini da iyi biliriz.....

frodo
05-09-2008, 16:27
Bu problemin askeri oparesyonlarla cozulmiyecegi ortada,o cografyaya atilan her bomba her yikim pkk yi daha cok guclendirdigi de apacik ortada,ve orgutun bolge halkina soylediklerinide hepimiz biliyoruz,eger o bolge insani pkk ya destek vermesse pkk nin degil 20 yil 20 gun bile barinamiyacagininda farkindayiz.Devletin o radaki asiretlere para karsiligi ve silah vererek dayatmis oldugu koruculuk sisteminin de artik cokme noktasina geldigininde farkindayiz,artik korucularin pkk ya karsi operasyonlara cikmak istemediklerinide biliyoruz.Son yapilan tsk nin sinir otesi harekatinin da hava ciwa ciktigini kendi komtanlarinin ses kaydindan dinledik.. Yasamini yitiren asker sayilarinin tv,gazate,radyo vs, az gosterildiginin de farkindayiz. Binlerce insanin KENDIMI IHBAR EDIYORUM VE BEN DE SAYIN OCALAN diyorum diyerek ya da yazili dilek ce olarak savciliklara akin ettiklerini haberimiz var. istendigi zaman milyonlari meydanlara dokup PKK HALKTIR,HALK BURADA dediginide iki gozumuzle gorduk... Her itilen ve horlanan kurt un pkk saflarina sempati duyudugunu vs....... kisaca bu sekil de yazmaya kalirsam bu foruma sigmaz NEDEN PKK dan daha ileri adimlar atip o insanlari kazanma yi denenmiyor bu bir soru isaretidir,aslinda cevabi icinde olan bir soru bu. Yoksa birileri bu iki halkin devamli savastirip iki kutupa ayirip pkk yi guclendirmekmi istiyor? Eger buysa bu isi iyi yapiyolar,kanimca bu ulkenin unuter devlet yapisi korunarak ileri adimlar atilirsa bolge insanina sahip cikilrsa pkk denen beladan kurtulur DEVLET... cunku o radaki sorun pkk yi yaratti, ona et ve tirnak verdi.. Bu ulkenin ne irak nede filistin yada yuugoslavya olmasina izin vermicez,birbirimize sarilmanin tam zamanidir. Bu ulkenin cocuklari karaca oglan,yunus emre,pirsultan ve bedrettin lerle buyudu... turkiyenin icinde barisik ve dunyada guclu bir devlet olmasi turkiyeli halklarin cikarinadir.. Bir kac gizli servisin ulkesini sirf buyuk bilmem ne yapacak diye(israil,amerika) birbirimizi bogazlatip bu ulkeyi boldurtmicez...Gerekirse turkuyle kurduyle ayaklarimizi mevzilere zincirle baglayarak dusmana son mermimiz kalana kadar carpismasini da iyi biliriz.....

Budur.!!! Türkiye'lilerin kökü de kömeci de birdir.
Eline sağlık kemal.

serüvenci
05-09-2008, 16:34
duygusal tavırlarla bir yerlere ulaşıldığını görmedim. üstünkörü durum tespitleriyle de işimiz yoktur.

saygılarımla.

imhotep
05-09-2008, 19:56
İyi de Kürdüyle Türküyle nasıl bir olarak düşmana karşı duracağız? Yoksa yine Türklere "Halkların Kardeşliği", Kürtlere "Gerilla Kardeşliği" diyerek mi?

Saygılar

galapagos
05-09-2008, 20:11
bu konuya girip okumayayım diyorum ama dayanamıyorum sanki pkk veya rojin sitesine girmiş gibi hissediyorum ayrı kürt devletini destekleyenler ve onları alkışlayıp önlerinde eğilenler!
bunları ince iğnelemelerle değilde ağız dolsu olarak kınamak gerekir çakırcalı ayrı devlet isteyen varsa ırakın kuzeyine newden gitmiyor anlamak mümkün değil

Squall
06-09-2008, 04:17
"Türk-kürt kardeştir ayrım yapan kalleştir" gibi çocuksu sloganlar atmaya daha ne kadar devam ediceksiniz bakalım??

gokheyn
06-09-2008, 13:09
aynen bu sloganlarla hiç bir yere gidilemediğini gördük bunlar sadece göz boyamak adına yapılan saçma şeyler
bu konun çözülmesi için artık daha bitirici darbeler vurulmalı öyle sadece vurup bombalayıp gelinmemeli ya da diplomatik yollarla bu olay çözülemez çünkü artık bu onlar için bi yaşam tarzı ve emperyalist güçlerde bunlara hem parasal hemde silahsal yardım yaptıkları ispat edilmiş bişey
acilen bitirici bi darbe şart(devrim şart)

kemal
06-09-2008, 14:58
Simdi sormak isterdim birilerine,kardesligin slogan olduguna inananlara yada askeri operasyonlara devam edilmesi gerektigini inanalara yada daha otesini dusunenlere... Mesela hic ailelerinde ya da cevrelerin de pkk yla catismalar da hayatini kaybendenler olmusmu diye? Ya da oglunu kaybeden bir annenin,ogluna yaktigi agitlari dinlemislermi,ya da olum haberini duyar duymaz evladi nin o an da (akli dengesi) ni kaybedip kahkalar attan bir anne gormuslermi,mesela karadenizde bir annenin UY DURSUNUM olmemistir diye kendini karadenizin hircin dalgalarina atanini,kendini balkondan atan abiler,kardeslerden haberleri varmiydi?PEKI ya BABALAR !oglunu kaybeden babalara hic taziye ziyzretinde bulunmuslarmi,ya da konusurken o baba nin gozlerinin icine bakmislarmi? Peki GAZI leri olmusmu bu arkadaslarin,ayni mahaledeki cocukluk arkadasinin iki ayagini kaybedip geri geldigini,yilarca kendi apartman merdivenlerini kosar adim cikan ama ayaklari olmadigi icin kimseyede yuk olmamak icin hafta da bir kez sokaga cikmak isteyen GAZI arkadaslari oldumu hic? yada nisanlisinin ayak lari ya da kolarinin olmadigini goren bir kizin feryadina taniklik etmislermi?Ve sirf o gencin gazi oldugun dan dolayi kizin baska biriysiyle istemeden de olsa evlenmesine taniklik etmislermi? Ve kendini, eski nisanlisinin dugun gecesin de asanlari duymuslarmi?
CAMI onun de CAKMAK GAZI VE TESPIH satanlardan GAZILERDEN bir sey almislarmi? PEKI askerden sonra VIETNEM SENDROMU yasayanlarla kahve de oturup cay icmislermi? VE hala soskata yururken ARKASINA bakmaktan yorulan insanlara taniklik etmislermi (ki askerligini yillarca once bitirmis biri bu) ve bu topraklarda yasanan daha nice acilar,ben bunun sadece taniklik ettigim kadariyla anlatmaya calistim. benim bilmedigim daha niceleri... BU anlatilanlar sadece madalyonun on tarafiydi,peki karsi taraf daki INFAAL ve TRAMVA duygusu ne olacak,yani madolyonun oteki tarafi yani kurt ler acisindan yonu...Savastan yana fikir one surenlere hala askeri operasyonlarla sonuc alanibilecegine inanlara bunlari sormak isterdim. VE ulke olarak keybettiklerimiz ne olacak peki? EGER BU YAZDIKLARIM DUYGUSALLIKSA VE SLOGANSA diyecek bir kelimem yok benim artik.. (BIR SAIRIN DEDIGI GIBI yuregime kalbimden baska muska takmadan yazdim.......

SAYGILARIMLA.....

gokheyn
06-09-2008, 15:03
peki kemal sence bu sorun nasıl çözülür yazarsan sevinirim

özedönüş
06-09-2008, 15:12
Hiç tanımadığınız bir insan hakkında haliyle yorum yapmamanız beklenir. Çünkü bilmek ile tanımak arasındaki önemli farkın gözardı edilmesi her şeyden evvel ahlaka dair bir zaafiyettir. Tanımadığınız insan hakkında üçüncü şahıslardan size bilgi aktarıldığında ise ortaya "önyargı" çıkacaktır. Bu durumda siz, üçüncü şahısın "tanıdığı" adamı tanıyorsunuz. Yani sizin kendinize ait bir tanınız gerçekleşmiş değildir.

Anlama sorunları açısından bu önemli bir sorundur. İnsanın kendisine, doğaya, metafizik sorunlarına ve toplumsal hayata ilişkin yargılarının "geçerliliği" problemi gündeme geliyor. Yargıların gerçekle sınavıdır bu.

Hermönetik sorununun temelinde "aynı konuda bir çok gerçeğin" bulunduğu iddiası ile hesaplaşma yatar. Nesnel dünyaya dair en yetkin bilgileri devşirdiğine inandığımız bilimin, yirminci yüzyılda sistemleşen hümaniter disipliner tarafından iki(yüz)yüzlüğünün ifşa edilmesi ile sorun daha da "matrak" hale geldi.

İnsanlığın tarihi bu boyutuyla insanların bilgileri ile yargılarının dialektiğinin tarihidir. Anlama denilen vakıa yargının(daha çok önyargının) bilgi ile sınanması ile nitelik kazanır..

İnsanlığın tarihsel tecrübesi açısından insanların doğaya ve de sosyal çevrelerine ilişkin tutumlarında bu daha somuttur. Doğadaki pek çok olayın "bilgisi"nden mahrum olduğu halde, bilinemeyene ilişkin her daim önyargılar üretebilmiş olan insan böylece bildiğini varsaymıştır. Gökgürültüsünü Tanrıların öfkesi olarak varsayması gibi.

Demek ki insanlığın kadim zaaflarından biri de "bilmediğini bilememek"tir. Algı dünyamızın algıladıklarımız ile problemini bütün bir felsefi deneyimimiz yeterince ortaya koymaktadır.

Şu halde anlam sorunu, konumuz olan Kürt sorunu dahil bütün sorunlarımızda "bilgi" ile orantılandırılmalıdır.

Önyargı olgunun künhüne ilişkin bir bilişsizlik beyanıdır. Bir nesne(ne-ise-ne)'nin varlığını idrak ile onu anlamak arasındaki süreci sözkonusu nesneye ilişkin bilişsel donanımımız belirleyecektir..

Olayı Kürt sorunun üzerinden somutlarsak, sorunu görmek ile anlamak ve bilmek arasındaki büyük mesafenin her şeyden önce farkında olmamız gerekiyor.

Bu öncülü neden ısrarla ortaya koymaya çalışıyoruz?

Çünkü sorunun yaşandığı bu coğrafyada sorunun bir karesinden önemli bir mevki teşkil edenlerin Kürt sorununa ilişkin bilişlenme sorunu vardır. Türkiye'nin batı vilayetlerinde yaşayan geniş halk kitlelerinin neredeyse tamamı Kürt sorunu hakkında üç beş cümle ile özetlenebilecek malumattan öteye bir biliş sahibi değildirler. Bu gerçek, sorunun zamansal sürüncemini sağlıyor bir, insanların güvenlik sorunlarını yaşamalarını daimi kılıyor iki, sorunun anlaşılması yönünde ortaya çıkabilecek iyi niyetleri bertaraf ediyor üç ve sonucuna göre şekil alan karşılıklı bir kitlesel antipati ve dışlamanın ortaya çıkmasını sağlıyor dört..

Soruna "çözümleme" getirmenin ilk şartı bu devasa epistemik, bilişsel "gedik"in ortadan kaldırılmasıdır. Bu boşluğu görebilmek eleştirel bir kültürün tesisine yönelikte ciddi bir atılımı ifade ediyor olacaktır.

Kürt sorununa "içeriden" bakanlar ile "dışarıdan" bakanlar arasındaki farkın bu bilişsizlik durumunun yarattığı sorunlar üzerinden anlaşılması gerekiyor. Bu durumda kasdedilen geniş halk yığınları ile Kürt gerçekliği arasındaki mesafenin "duruş" farklılığından kaynaklanmadığını ama daha çok sözkonusu "biliş" yetersizliğinin yarattığı "duruş" farklılığından kaynaklandığını iddia etmek mümkün..

Her tanımın arkasında bir "duruş" var, bu doğru. Peki ya duruşun arakasında ne olabilir?.

Evet bilgi yoksa önyargı vardır dedik. Bu önyargının kendisi ile hesaplaşabileceği olanaklar oluşturulmadan bir şeylerin değişebileceğini iddia etmek de zor gibi Şu halde;.

1. Sorunun belirlenmesinde, tecessüm etmesinde etken olan politik manevraların, sosyolojik temellerinin ve bu temeller üzerinden "şahsiyet" kazanabilmiş aktörlerin anlaşılması, anlaşılmaya çalışılması gerekiyor. Bu yaklaşım soruna "içeriden" bakma ve haliyle anlamanın en nesnel yöntemidir..

Kürt sorununa yakıştırdıkları sembolik blokajlar ile tanıtlayanların, neden işlerin -gün be gün- öngördükleri doğrultuda gitmediğini anlamak istemeleri gerekiyor..

2. Egemen paradigmanın öngördüğü okuma biçimleri ile okunan sorunun kendini sunma biçimi arasındaki devasa uçurumun bir "anlam" ifade ediyor olması gerekir. Bu algılama biçimlerindeki farklılığın önemli ölçüde bilişlenme farklılığından kaynaklandığını daha önce söylemiştik. Bu doğrultuda Kürt sorununun anlaşılıp tartışılması amacıyla, ilgili yasal yaptırımların esnetilmesi gerekiyor. Bu durum Kürtlerin kendilerini nasıl algıladıklarına ilişkin bir avantaj da sağlamış olacaktır..

Bu haliyle sistem, sorunun; soruna gerçeklik kazandıran biçimleri ile anlaşılmasını ve ortaya konmasını engelleyici bir işleve sahiptir..

3. Kürt sorunun yalnızca Türkiye eksenli bir sorun olmadığı, ortadoğuda yaşayan otuz milyona yakın Kürt ile beraber bütün ortadoğunun ve hatta buralara ilişkin hesap-kitap içerisinde olan dünyanın bilinen güçlü siyasal sistemlerinin de sorunu olduğunu ortaya koymak gerek. Bu nitelik Kürt sorunun önümüzdeki dönemler boyunca ortadoğunun, dünyanın ve en başta da Türkiye'nin sıcak gündem maddelerinden biri olacağını anlamak için çok şey bilmiş olmak gerekmiyor sanırım. Bu geniş yayılım alanı belki de soruna ilişkin anlam dünyamızda önemli bir kırılganlığı sağlar..

4. Sorunda "taraflar"ı teşkil edenlerin çözüme dair iyi niyet gösterisi olarak mevcut militer, çatışmacı ortamın bertaraf edilmesi için asgari adımları atmaları gerekiyor. Söylemin militarize edildiği yerde epistemik şiddet vardır. Şiddet biçimlerinin ihya edildiği yerde ise "söz" askıya alınmış demektir.

Sözün askıya alınabilmesi için ise söylenebilecek herşeyin söylenmiş olması gerekir.